İlköğretimde 'Ölüm'lü Değerler Eğitimi Semineri...
İlköğretim öğrencilerine yönelik ‘Değerler Eğitimi’ seminerlerine Ankara Barosu’ndan itiraz geldi. Seminer içeriklerinin hukuka aykırı olduğunu savunan baro, ilköğretim çağındaki küçük yaştaki çocuklara kış mevsiminin bile ‘kefen/ölüm’ gibi ifadelerle anlatılmasının psikolojilerine zarar vereceğinin altını çizdi.Hürriyet'ten Mesut Hasan Benli ve Gamze Kolcu'nun haberine göre; Ankara Barosu, Milli Eğitim Bakanlığı ile Hizmet Vakfı arasında imzalanan protokol kapsamında, seminer adı altında öğrencilere verilecek “değerler eğitimi”ni yargıya taşıdı. Baro, söz konusu protokolün yürütmesinin durdurulması ve iptalini talep etti. Dava dilekçesinde, Kuran ve hadislerden alıntılar yapılarak hazırlanan seminer kitapçığının da hukuka aykırı olduğu savunuldu.AHİRETE YÖNELİK MESAJLAR Dilekçede çocuklara verilmesi düşünülen seminerlerin konuları ve içeriğinde “şeytan”, “ahiret”, “günah”, “nefs”, “tevekkül” gibi soyut kavramlar aktarıldığı belirtilerek, “Küçük yaştaki çocukların bilinçaltı uhrevi bilgilerle donatılmakta ve yoğun şekilde ölüm olgusu işlenerek ahirete yönelik mesajlar verilmektedir. Kış mevsimi bile ‘kefen’, ‘ölüm’ gibi çocuk için soğuk ve anlaşılmaz olan sözcüklerle anlatılmaktadır” değerlendirilmesi yapıldı. HASTALIK: ÖLÜME HAZIRLAR Kitapçıkta ‘Hastalık’ konusunun, “Ölümü, kabri ve ahreti bilip ona göre hazırlanması gerektiğini hatırlatır” cümleleriyle anlatıldığına da dikkat çekilerek “Çocuk zihninde ‘şok etkisi’ yaratacak vurgulamalarla doludur” denildi. ÖLÜM NİMETTİR Dilekçede ‘Ölüm’ konusu da eleştirildi: “Kitapçıkta yer alan ‘Eğer ölüm gerçekten güzel olmasaydı, Allah sevdiği kullarını çok uzun yaşatırdı. Her canlı ölümü tadacaktır. Gelen gider giden gelmez, ölüm de bir nimettir. Ağırlaşmış hayat yükünden kurtulmaktır’ gibi sözler psikolojik olarak hassas bir dönemdeki çocuklar için ölümü seçmeyi teşvik edici anlamlar içermektedir.”MEB-Hizmet Vakfı işbirliği‘Değerler eğitimi’ ilk kez 2010’da dönemin Milli Eğitim Bakanı Nimet Baş tarafından yayımlanan bir genelge ile uygulanmaya başlanmıştı. 15 Temmuz’da Milli Eğitim Bakanlığı, okul öncesi dahil bütün öğrencilere ‘değerler eğitimi’ adı altında seminerler verilmesi amacıyla Hizmet Vakfı ile protokol imzaladı. Hizmet Vakfı’nın kurucuları arasında Said-i Nursi’nin öğrencileri de yer alıyor.UZMANLAR MESAFELİAşırı itaat eden bireyler yetişirProf. Dr. Ayla Oktay (Eğitim Bilimci): “Çocuğun önce hoşgörülü olmayı, hakkını ararken başkasına saldırmamayı öğrenmesi gerekiyor. Çocuk, Tanrı’nın varlığını anlamakta zorluk çekerken ölüm, kefen gibi kavramlarla tanıştırmanın anlamı yok. Her şeyi Allah’a bağlarsanız insanın iradesiyle yapabileceği fazla şey yok anlamına gelir. Bu da aşırı itaat eden bireyler yetişmesine yol açar. Okul öncesi ve ilkokul 1, 2, 3 bunun için çok erken. Birçok şeyin nedenini tam anlamadığı, zihinsel kapasitesinin gelişmediği dönemde bunu vermek çocuğun soru sormasını engeller.” Korkutarak anlatılmamalıProf. Dr. Yasemen Işık Taner (Gazi Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı Başkanı): “Hazırlanan içerik asla uygun değil, küçücük çocuklar bunları anlamaz. Çocuklar soyut kavramları somutlaştırmak ister. Ahlak öğretilmeli, ancak soyut bilgilerle, korkutarak aktarmak doğru değil. Bu şekilde verilecek bir eğitim çocuğun inanç sistemini öcü gibi algılamasına da neden olur. Ölen birisi ile ilgili ‘O uyudu’ dediğinizde uyumaktan korkabilir.”11 yaştan önce sakıncalıAnıl Saraç (Uzman Pedagog): “Çocuğun idrak ve tespit yaşı 11-12. Dini ve manevi eğitim 11 yaşından önce verilmemeli. Bu yaş öncesinde soyut kavramlar, aşk, cennet, cehennem gibi kavramları anlamıyor ve anlamlandıramıyor. Annesi vefat eden bir çocuğa, ‘Annen cennete gitti’ derseniz, ‘O zaman ben de annemin yanına gideyim’ demesi mümkündür.”Fatih'in karnesi vasat3 yıldır pilot uygulamada olan FATİH Projesi’ni öğretmen ve öğrenciler değerlendirdi. Çoğunluk, ‘eğitimde devrim’ söylemiyle yola çıkan projeyi başarısız buldu.Başkent Üniversitesi’nin Ankara’da lise düzeyinde eğitim veren 5 pilot okulda 520 öğrenci ve 65 öğretmenle yaptığı ‘FATİH Projesi ile İlgili Öğrenci ve Öğretmen Görüşleri’ anketinden çarpıcı sonuçlar çıktı. Öğrenciler, projenin eğitime katkısı olmadığını, etkileşimli tahta ve tablet bilgisayarlarda internet kısıtlamalar ve cihaz içeriklerinin yetersiz olduğunu, tahta ve tabletin dersin işleyişini bozduğunu, kalitesiz olan tabletlerin sık arızalandığını, Eğitim Bilişim Ağı (EBA) web sitesinin yaşlarına uygun olmadığını, öğretmenlerinin teknoloji kullanımı konusunda eğitim almaları gerektiğini ve teknik desteğin zayıf olduğunu dile getirdi. TABLET İÇERİĞİ YETERSİZİçerik yetersizliği ve ders işleyişi konusunda öğrencilerle aynı görüşte olan öğretmenler de tabletin eğitim amaçlı kullanılmadığı için gereksiz olduğunu, etkileşimli tahta ve tabletlerdeki içerikleri yetersiz bulduklarını EBA web sitesinin etkili bir biçimde kullanılmadığını ve teknoloji kullanımı konusunda hizmet içi eğitime ihtiyaç duyduklarını belirtti.
'Olağanüstü Grip Salgını Yok'
Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, Avrupa'daki grip salgınına ilişkin, 'Şu anda olağanüstü bir salgın, kamuoyunu teyakkuza geçirecek bir durum söz konusu değil' dedi.Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Mövenpick Otel'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Yönlendirme Komitesi Toplantısı'nın kapanış oturumunun ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevapladı.Bir gazetecinin 'Avrupa'da bir grip salgını var. Türkiye'de de var mı şu anda? Bilim Kurulu'nun toplanacağı söylendi' sorusu üzerine Müezzinoğlu, grip salgını açısından kasım, aralık, ocak ve hatta şubat aylarının, diğer yıllardaki aynı dönemlere göre oldukça sakin ve sorunsuz atlatıldığını söyledi.Mehmet Müezzinoğlu, son 10 gündür hekimlerin grip vakalarıyla karşılaştıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:'Birkaç ciddi seyreden vakamız var. Ama şu anda olağanüstü bir salgın durumu söz konusu değil. Bilim Kurulumuz da gerek Fransa'da gerek Almanya'da, Avrupa'daki gidişatı gözlemliyor. Şu anda olağanüstü kamuoyunu teyakkuza geçirecek bir durum söz konusu değil. Özellikle çocuklarımıza, tüm topluma hijyen, özellikle el temizliğine daha çok dikkat etmelerini, diğer taraftan bol sulu gıda almalarını, bir de aşarı yoğunluk ve yorgunluktan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz.''Sınırlarda bir sıkıntı var mı?' şeklindeki soruya Müezzinoğlu, 'Sınırlarda virüsü kontrol edecek halimiz yok. Neticede virüs pasaportlu gelmiyor' karşılığını verdi.'Hastanelerin ruhsat alma ve planlamaya uymak gibi sorumlulukları var'Bakan Müezzinoğlu, LÖSEV'e ilişkin bir soru üzerine, 'LÖSEV ile ilgili daha fazla konuşmak istemiyorum. Neticede Türkiye'de tüm özel, vakıf hastaneleri Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat alma ve planlamaya uymak gibi bir görevi ve sorumluluğu var. O zaman Sağlık Bakanlığı'nın bir anlamı olmaz. Ruhsatlandırma gibi bir yetki Bakanlıkta ise Türkiye'ni,n 78 milyonun sağlığından sorumlu olarak Sağlık Bakanlığı varsa herkes Sağlık Bakanlığı'nın planlamalarına uymak zorunda' ifadelerini kullandı.LÖSEV yönetiminin baştan Sağlık Bakanlığı'na yaptığı müracaatın arkasında durması gerektiğini dile getiren Müezzinoğlu, yapılan müracaatın karşılığının verildiğini aktardı.Müezzinoğlu, bir gazetecinin, 'LÖSEV Başkanı'nın 'Cumhurbaşkanı, Başbakan izin ver' der şeklinde bir değerlendirmesi var. Neler düşünüyorsunuz?' şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:'Demokratik ülkelerde, Türkiye'de, hukuk devletlerinde farklı makamları bu işlerin aracı yapmak doğru değil. Burada bir lösemili çocuklarımız bu anlamda kullanılıyor. İki, aileleri kullanılıyor. Ondan sonra diğer makamlar kullanılmaya çalışılıyor. Kamuoyu baskısı yapılarak kullanılmaya çalışılıyor. Ülkemizde (her yıl) 900 lösemili çocuğumuz var, LÖSEV 40 çocuğumuzu tedavisi yapıyor. Bu anlamda onların bu çocukları tedavi etmelerinden dolayı teşekkür ediyoruz.'Bakan Müezzinoğlu, Sağlık Bakanlığı olarak Türkiye'nin her köşesindeki lösemili çocukları düşünmek zorunda olduklarını vurgulayarak, 'Bu ülkenin toplam 161 çocuk hematoloğu ve onkoloğu var. Biz bunları planlamak durumundayız. Dolayısıyla bu planlamaya da LÖSEV ya da bir başkası uymak durumunda' değerlendirmesinde bulundu.Bir gazetecinin 'Kamuoyunda estirilmeye çalışılan sanki bir hayır kurumunun önü kesiliyormuş algısında, rantın gizlenme amacı olabilir mi?' şeklinde sorusuna Müezzinoğlu, şu karşılığı verdi:'Onu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Herhangi bir özel sektör, vakıf ya da dernek bir sağlık kuruluşu açacak ise bu planlamalarına uymak durumunda ve ruhsat alma durumunda. Bu planlamalarla ilgili bize 2-3 yıl önce yaptıkları taleplere biz cevap vermişiz. 50 yataklı. Sonra bizim ihtiyacımız daha çok demişler, 100 yatağa izin vermişiz. Ama biz binayı 400 yatak yaptık denirse bu olmaz. Dolayısıyla demokratik ülkelerde, bu şekilde bir algı operasyonunu doğru bulmuyorum.''Kürtaj tıbbi bir karardır'Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, 'İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi'ndeki kürtaj iznine ilişkin neler söyleyeceksiniz' şeklindeki soru üzerine, şunları kaydetti:'Kürtajla ilgili karar, idari bir karar değildir. Dolayısıyla Sağlık Bakanı'nı veya yöneticilerinin vereceği bir karar değildir. Bu tıbbı bir karardır. Hekim veya konsey karar verir. Dolayısıyla burada hekim arkadaşımız gerekli takipleri yaptıktan sonra bir izin konusunda tıbbi endikasyon konusunda bir şey varsa bunu bilim kuruluna götürür ve o da karar verir. Buralarda yanlış kararlar verildiyse ya da uygulamalar yapıldıysa biz idari veya mesleki inceleme başlatırız. Burada da öyle bir şey söz konusu değil.'AA
Gölgede Bile Cilt Kanseri Olma Riski Var!
Güneşin altında zaman geçirdikten sonra, şemsiyenin gölgesine çekilmek ani bir serinleme hissine yol açabilir. Fakat, yeni yapılan bir araştırmaya göre deri hücreleri güneşe belirli bir süre maruz kaldıktan sonra tamamen karanlık bir ortama geçilse dahi, ultraviyole ışınları tarafından uyarılan moleküller yüzünden güneşin, deri DNA’sı üzerine zararlı etkileri saatlerce devam ediyor.Güneşten gelen ultraviyole ışınlar deri hücreleriyle temas ettiğinde, radyasyon genlere zarar verir ve bu da DNA’nın yapı blokları arasında ekstra kimyasal bağların oluşmasına yol açar. Zaman geçtikçe bu genetik değişiklikler cilt kanserine yani ”melanom”a yol açabilir. Fakat, Yale Üniversitesinden radyoloji araştırmacısı Douglas Brash’ın sayesinde bu konu hakkında bildiklerimize yeni bir şey daha eklendi. Güneş kaynaklı genetik değişikliklerin zamanlamasını inceleyen Brash, DNA içerisinde oluşan ekstra bağların oluşumunun güneş ışınlarından uzaklaştıktan sonra da devam ettiğini fark etti. Hatta öyle ki, güneş ışığına maruz kaldıktan 3 saat sonraya kadar bile DNA’da olan hasarlar artmaya devam ediyordu.Araştırmanın bulgularına göre, ultraviyole ışınların zararlarının kalıcılığı, deriye rengini veren melanin pigmenti ile doğrudan bağlantılı. Koyu ten rengine sahip insanlarda bulunan yüksek seviyedeki melanin, aynı zamanda cilt kanseri için de koruyucu konumunda. Çünkü, melanin ultraviyole enerjiyi absorbe ederek, DNA’nın zarar görmesini engelliyor. Fakat, Brash’in bulgularına göre bu pigmentin ikinci bir rolü daha var. Ultraviyole ışınlar deriye temas ettiği zaman, melanin pigmentini uyarılmış seviyeye taşıyan bir dizi reaksiyona yol açıyor. Saatler sonra, tamamen karanlık bir ortamda olunsa bile, uyarılmış melaninden gelen enerji DNA’ya zarar vermeye devam ediyor.Bu noktaya kadar okuduğunuzda kafanızı karıştırabilecek nokta aslında araştırmanın en ilginç noktası. Yani, melanin pigmentine sahip olmayan insanlar, bu pigmentin koruyucu etkilerinden de dolayısıyla faydalanamıyorlar. Fakat, uyarılmış melaninin uzun süreli zararlarına da maruz kalmıyorlar.Araştırma ayrıca cilt kanserinden korunmak için de yeni bir yol öneriyor. Brash’a göre uyarılmış melanindeki enerji, DNA’ya zarar vermeden, başka bir yere aktarılabilirse cilt kanserinden korunmak da mümkün olabilir. Ayrıca, yayınlanan bu çalışmadaki araştırmacıların ürettiği E vitamini losyonun da, güneşin uzun süreli zararlarından korunmaya fayda sağladığı öne sürülüyor. Brash bu losyon hakkında bilgi verirken , E vitaminin hala kesin bir çözüm olmadığını, güneşten koruma sağlamak için daha verimli bileşiklerin elde edilebileceğini de ekliyor. Bu araştırma sayesinde yakın zamanda piyasalar, yeni nesil ve güneşin ertelenmiş etkilerini en aza indirdiğini iddia eden deri kanseri önleyicileriyle tanışacağa benziyor.Referans:Chemiexcitation of melanin derivatives induces DNA photoproducts long after UV exposure; Sanjay Premi, Silvia Wallisch,Camila M. Mano, Adam B. Weiner, Antonella Bacchiocchi, Kazumasa Wakamatsu, Etelvino J. H. Bechara, Ruth Halaban, Thierry Douki, and Douglas E. Brash,Science 20 February 2015: 347 (6224), 842-847. [DOI:10.1126/science.1256022]
Kendinizi İşe Yaramaz Hissettiğiniz 12 An
Çoğu kişinin hayatında en dibe vurduğu zamanlar olmuştur ya da şuan da o zamanın içindesinizdir.Bu anlarımız saymakla bitmez, herkesin kendine göre farklı anları vardır böyle hissettiği, fakat yalnız olmadığımızı bilelim diye bu anlarımızdan bir kaçını sizler için hazırladık.
Ege Üniversitesi'nde Eğitim Önlemlerle Başladı
İzmir'de Ege Üniversitesi Kampüsü'nde, iki grup arasında çıkan ve Ülkü Ocakları'nın üniversite sorumlusu Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olayların ardından üç günlük ara verilen eğitim yeniden başladı.Kimlik kartı olmayan kişilerin alınmadığı kampus girişinde polis sıkı güvenlik önlemleri aldı, üzerleri ve çantaları tek tek aranan öğrencilerin üzerindeki biber gazları, tırnak makasları bile toplandı. Öğrencilerin ortak düşüncesi ise, bu tedbirlerin abartı olduğu, ancak düzenli bir güvenlik kontrolünün alınmasının yerinde olacağına inandıklarını söyledi.Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde formasyon dersleri alan iki farklı gruptaki öğrenciler arasında bir süredir devam eden sözlü tartışmalar, geçen cuma günü Edebiyat Fakültesi önündeki kafeteryada kavgaya döndü. Kavgada, Ülkü Ocakları'nın Ege Üniversitesi sorumlusu olan Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 4'üncü sınıf öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun yanı sıra karşı gruptaki N.S. (Nurullah Semo) ve yine her iki gruptan 6 öğrenci daha yaralandı. Bacağına isabet eden bıçak darbesiyle aort damarı kesildiği için hayatını kaybeden Çakıroğlu, son yolculuğuna uğurlandı. Bu arada olaylara karıştıkları gerekçesiyle adliyeye gönderilen öğrencilerden N.S. tutuklandı. Diğer 6 öğrenci ise, denetimli serbestlik yasası kapsamında serbest bırakıldı.
Hapishane Görünümündeki Okulu Boyayıp Çocukları Güldüren 73 Grafiti Tasarımcısı
Khiara Limunoz, 14 yaşında ve sınıfının birincisi. Öğretmenlerinin, kendisine güveninin tam olduğu ve övündüğü çocuklardan. Ama hiçbir şey, onu Miami’deki ortaokuluna giderken hissettiği korkudan kurtaramadı.“Gelmek istemiyordum, gerçekten istemiyordum.” dedi 8.sınıf öğrencisi. “Hapishanede gibi hissediyordum.”Khiara, çocukların yüzde 96’sının yoksulluk sınırının altında yaşadığı Wynwood’da Jose de Diego Ortaokulunun (JDD) 633 öğrencisinden biri. Ve bu öğrenciler bütün ülkedeki çoğu fakir çocuğun karşılaştığı zorluklarla katlanırlarken, en çok kaçırdıkları akademik ‘lükslerin’ farkındalar.Birkaç blok ilerisindeki mahallede, bir zamanlar ev olan yerlerde şimdi uyuşturucu ve çete savaşları var, ancak kültürü yeniden canlandırma için hareketler başladı.
Bir Erkeği Kaybetmenin 16 Garanti Yolu
Nedir efendim iyi adamlar hep kapılmış, ortada adam gibi adam yokmuş, herkes pislik peşindeymiş vesaire… Kızlar, kendinize gelin! Biliyoruz neredeyse hep iyi niyetinizden kaybediyorsunuz, ama başka şeyler de var. Bir erkeği kaçırmanın en güvenilir yollarını sizin için derledik...
26 Şubat 2015 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
Evcil Dostlarına Kıyasla, Zor Görevlerin Üstesinden Gelen 11 Köpek Türü
Fotoğrafçı Andrew Fladeboe, ilginç bir proje için fotoğraf makinesini kaptığı gibi, köpekleri fotoğraflamaya koyulmuş. Ama alışık olduğumuz, evlerimizde bizlere yoldaşlık eden dostlarımızı değil, yaptıkları işler için özel eğitim görmüş köpekleri fotoğraflamayı hedeflemiş. Andrew Fladeboe, projesine The Shepherd's Realm (Çobanın Dünyası) ismini verse de, işlediği konu yalnızca çoban köpekleri değil. Bakalım fotoğrafçının mercek altına aldığı köpekler, ne gibi işlerin üstünden geliyorlarmış..
Sahiplerinin Dehasıyla Görülmeyi Hak Eden 15 Özel Kütüphane
Dehanın beslendiği araçların içinde kitaplar şüphesiz ki zamana meydan okumakta, nesilden nesile aktarılabilmekte ve yeni kuşaklara ilham verebilmektedir. Değerleri tartışmasız yazarların, düşünürlerin ve bilim insanlarının kişisel kütüphaneleri ise sahip oldukları ve dehalarını besledikleri kitapları görmek için eşsiz birer hazinedir.Edebiyattan sanata, tarihten matematiğe dünyamızı değiştiren ünlü isimlerin kişisel kütüphanelerinde gezinmek ve okudukları yada sahip oldukları kitapları keşfetmek zihin açıcı bir işleve sahiptir. Kimisi edebi dehasının ürpertici ihtişamına rağmen küçücük, kimisi ise sadece söylemedikleriyle imrendirecek kadar büyüklükte bu kütüphaneler korunabildikleri ölçüde zamana direnmektedir. Üstelik kimi zaman oralara kadar gitmenize dahi gerek kalmadan bu ünlü isimlerin bir çoğu derlenmiş kitap listelerine ulaşmak da mümkün. Bu özel kütüphanelere 'oturduğu yerden' okuyarak ulaşmak isteyenler kadar fiziki olarak orada bulunmak isteyenleri göz önünde bulundurarak adreslerini de ekledim. Ulaşabildiğim kadarıyla, dehalarıyla hafızalarımızda yer edinen ünlü simaların okuma listelerini de derlemeye çalıştım. Listede yer alan isimler belirli bir sırayla sıralanmamıştır. Listede yer bulabilenler, şahsi kıstasların ötesinde, ulaşılabilir durumda olanlar ve tarihi olarak günümüze kadar saklanabilenlerden oluşmaktadır.İyi okumalar...
Kaybolan Göl Aral'ın Hikayesi
Orta Asya'daki Aral Gölü'nün kuruması tarih boyunca insan eliyle gerçekleştirilen en büyük doğal afetlerden birisi. Pamuk rekoltesini artırabilmek için Sovyetler Birliği döneminde yapılan plansız sulama projeleri, dünyanın en büyük dördüncü gölü olan Aral'ın yüzde 90'ını kurutup çöle çevirmişti.
Bozcaada ve Gökçeada 'Turizm Alanı' Diye İmara Açılıyor
Bozcaada ve Gökçeada’yı “bağevi” adı altında imara açan düzenleme Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın revize edip onayladığı 1/100 bin ölçekli plandan çıkarıldı. Ancak özellikle Gökçeada “turizm alanı” adı altında imara açılıyor.İdris Emen’in Radikal’deki haberine göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, meslek odalarının itirazları doğrultusunda revize edip yeniden onayladığı Balıkesir-Çanakkale bölgesi 1/100 bin Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nı sitesinde yayınlandı.Bozcaada ve Gökçeada’yı ‘bağevi’ adı altında imara açan düzenleme yeni plandan çıkarıldı. Ancak daha önceki planda Bozcaada ile ilgili itiraza konu olan, “kıyı bölgesinin önemli bir kısmının turizm alanı ilan edilerek imara açılması” ve Gökçeada ile ilgili hiçbir itirazın dikkate alınmadan yeni imar düzenlemesi yapılması sorunları sürüyor.Daha önce hazırlanan 1/100 binlik plan Bozcaada’nın güney kıyılarını turizm alanı, doğal sit alanı olan Akvaryum Koyu ve çevresinin kentsel gelişim alanı olarak imara açıyordu. Yine eski plan adanın tüm tarım alanlarını da bağ evi adı altında yapılaşmaya açıyordu. Yapılan itirazlar sonucunda Akvaryum Koyu ve çevresindeki kentsel gelişim alanları kaldırıldı. Bağevi adı altında tarım alanlarını imara açan düzenleme yeni plana girmedi çıkartıldı. Ancak Bozcaada’nın güney kıyıları yeni planda da turizm alanı ilan edildiği için bu bölgelerdeki yapılaşma adanın doğallığını bozmasından endişe ediliyor.Daha önce hazırlanan 1/100 binlik planda Gökçeada ile ilgili yapılan düzenlemeler yeni hazırlanan 1/100 binlik planda aynı şekilde yer alıyor. Yeni plana göre Gökçeada’nın; ‘Yaban hayatı koruma ve geliştirme alanı’, Arkeolojik sit alanı olan incirlik kıyıları, Flamingoların göç yolunda bulunan Tuz gölünün doğusu ve batısındaki sulak alan, doğal sit alanı olan Güney sahillerinin neredeyse tamamı turizm alanı olarak imara açılıyor.İlk kez 2014 tarihinde hazırlanan 1/100 binlik plan yer alan Çanakkale Boğaz köprüsü revize edilen yeni planda da yer alıyor. Yeni plana göre Çanakkale Boğaz köprüsü İstanbul – İzmir transit otoyolu çerçevesinde Gelibolu-Lapseki arasında yapılacak.İlk hazırlanan 1/100 binlik plan, nüfusu 1 milyon 654 bin olan Çanakkale- Balıkesir bölgesinin 2040 yılı nüfusunu 4 milyon 600 bin olarak öngörüyordu. Neredeyse nüfusu üç katına çıkaran düzenlemeye meslek odaları tepki gösterince, yeni plana göre Balıkesir-Çanakkale için 2040 yılında öngörülen nüfus 2 milyon 800 bin olarak belirlendi.Bozcaada ve Gökçeada’daki tarım alanlarını bağevi adı altında imara açan plan notları yeni hazırlanan 1/100 binlik plandan tamamen çıkarıldı. Bu durumda yeni plana göre Bozcaada ve Gökçeda’da tarım arazisi özelliğini taşıyan bölgelerde hiçbir şekilde barınma amaçlı konut yapılmayacak. Ancak yeni planda da Balıkesir ve Çanakkale kent merkezlerinde bulunan büyük alanlar, Çanakkale-Balıkesir kıyıları, Çanakkale Boğazının kuzey bölgeleri ile Edremit Körfezi ve Edremit zeytinlik alanları kentsel gelişim alanı adı altına imara açılacak.Eski hazırlanan planda Gökçeada’nın güney sahilleri, Çanakkale’nin batı kıyıları ile Saros Körfezi, Şirinköy-Uğurlu doğusundaki ormanlık alanı, Avşa adasının kıyı bölgelerinin yüzde 90’nı ve Paşalimanı adasını ormanlık bölgeleri dışında bütün sahilleri turizm alanı ilan edilmişti. Yeni hazırlanan planda bu bölgeler yine turizm alanı olarak ilan edildi. Yeni plana göre bu bölgeler turizm adı altında yapılaşmaya açılacak.Eski planda Bandırma ilçesinin batısındaki çevre yolu ile kıyı kesimi arasında bulunan yaklaşık 4 bin 800 hektarlık alan sanayi alanı olarak ilan edilmişti. Meslek odalarının tepkisi üzerine yeni planda Bandırma sanayi alanı 4 bin 800 hektardan bin hektara düşürüldü. Çanakkale’nin kuzey kıyılarını enerji üretim tesisi olarak gösteren eski plan notlarına da bir takım düzenlemeler yapıldı Eski plan ithal kömüre dayalı termik santrallerinim Çanakkale’nin kuzey kıyılarında kurulabileceğini belirtirken, yeni plan ise Çanakkale’nin kuzey kıyılarında termik santral kurulma fikrinin değerlendirilebileceğini belirtiyor. Radikal
Dünyanın Dört Bir Yanındaki Kabilelerden Moda Dünyasına Yön Verebilecek Kadar İlginç 22 Tarz
İnsanın kendine yakışanı giymesi olarak bildiğimiz moda kavramı, belli başka ikonlara yakışan kıyafetlerin 'bize yakışmasa da olur, yeterki giyelim' evresine dönüşmüş halde. Bu sebeple çok farklı tasarımlar, ilginç aksesuarlar ortaya çıkarmak isteyen tasarımcıların sayısı gün geçtikçe artıyor. Oysaki kendini dünyayı gezip fotoğraf çekmeye adayan fotoğrafçı Eric Lafforgue, bu tasarımcıları dünyanın dört bir tarafını gezerken kabilelerde buluvermiş. Moda haftalarının birbirinden ünlü tasarımcılarının akıllarına dahi gelmeyecek tarzlar yaratan bu 23 insan sizi çok şaşırtabilir;
Bir Kadını Kaybetmenin 16 Garanti Yolu
İlişkiler hususunda, özellikle de karşı cinsin olumsuzluklarını sıralamaya gelince mevzu, sayıp dökecek pek çok şey var. İster cinsiyetler arası algı farkı deyin, ister toplumsal ahlak kurallarının dayatması; size normal gelen herhangi bir durumun partnerinizi rahatsız ettiği kabusunu yaşamamışsanız şanslısınız! Siz yine de temkinli olun; bakın bir bina dolusu kadına onları kaybetmeye giden yoldaki mihenk taşlarını sorduk, 16 popüler yanıt aldık…