Açık Alanda Sigara Yasakları Başlıyor
Sağlık Bakanlığı 2015-2018 Tütünle Mücadele Eylem Planı'na açık havada sigara yasaklarıyla başladı. Bakan Mehmet Müezzinoğlu'nun imzasıyla önceki gün illere gönderilen genelgede, çocukların faydalandığı tüm açık alanlarda, yürüyüş yollarında, vatandaşların spor yaptığı aletli egzersiz alanlarında sigara içilemeyecek. Havaalanı, otobüs terminali, tren garı, alışveriş merkezi, sinema, tiyatro, sağlık kurum ve kuruluşu gibi insanların yoğun olduğu yerlerin giriş kapılarına asgari 5 metre mesafede olacak şekilde sigara tüketilemeyecek. Kamu kurum ve kuruluşlarının açık alanlarının sadece yüzde 30'unda sigara içmeye izin verilecek. Aynı kurumlarda sigara içme alanları giriş kapısının 10 metre uzağında olacak. Denetim için her türlü personel ve lojistik destek sağlanacak. Kapalı alanda sigara içilmesine hiçbir şekilde müsaade edilmeyecek. Kamu kurumlarında iyasağa uymayanlara idari işlem uygulanacak. Üniversitelerde sadece belirli alanlarında sigara içimine izin verilecek. Kamu kurum ve kuruluşlarında halk sağlığı müdürlüklerince koordineli olarak sigara bırakma kampanyaları düzenlenecek. Sigara bırakmanın teşvik edilmesi ve çalışanlarının hiçbirinin sigara içmediği işyerlerinin özendirilmesine çalışılacak.Sabah
Kendi Elbiselerini Kendisi Tasarlayan 5 Yaşındaki Modacı Mayhem ile Tanışın
Mayhem, henüz 5 yaşında. Koşmayı, yüksek sesle şarkı söylemeyi, tüm Disney karakterlerini ve siyah zeytinli pizzayı çok seviyor. Ama en çok kıyafet tasarlamayı ve onları dikmeyi :) Herkesin barbie bebeklerini giydirdiği yaşta, Mayhem annesinin de yardımıyla kendi peri masalını oluşturmayı başarmış. Instagram hesabı şimdiden çok popüler. Sevdiği Disney karakterlerinden, kırmızı halı ünlülerinin kıyafetlerine kadar istediği tüm stilleri anında üzerinde görebiliyor. Büyüdüğünde uçak mühendisliği falan gibi bir meslek seçmeyeceği sanki şimdiden ortada gibi;
'Günde Bir Saatten Fazla Müzik Dinlemeyin'
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), günde bir saatten fazla müzik dinlemenin zararlı olabileceği konusunda uyardı.Dünya Sağlık Örgütü, bir milyarı aşkın gencin uzun sürelerle yüksek sesle müzik dinlediği için işitme kaybına uğrama riski ile karşı karşıya olduğunu söyledi.Örgütün verilerine göre, yaşları 12-35 arasında değişen 43 milyon kişide işitme kaybı yaşıyor ve işitme kaybından şikayet edenlerin sayısı giderek artıyor.Zengin ve orta gelirli düzeydeki ülkelerde bu yaş grubundakilerin yarısının kişisel müzik cihazlarıyla zararlı olabilecek kadar çok haşır neşir olduğunu belirten WHO, kulüp ve barlarda zararlı olabilecek kadar yüksek sesli müziğe maruz kalanların oranını da yüzde 40 olarak veriyor.Dünya Sağlık Örgütü yetkililerinden Doktor Etyen Krug, günde bir saat müzik dinlemenin yeterli olduğunu, müziğin sesi fazla açıksa, bunun bile fazla olabileceğini söylüyor.Dr. Krug 'Yapmaya çalıştığımız şey üzerinde yeterince konululmayan bir konuda farkındalık yaratmak. Çok zarar verme ihtimali olan bu durum aslında kolaylıkla engellenebilir' diyor.Örgüt, kulaklarını korumak isteyenlere, gürültülü yerlerde dışarıdaki sesi engelleyen kulaklıklar takmalarını öneriyor. Böylece müziğin de daha iyi duyulabileceği belirtiliyor.Ayrıca gürültülü yerlerde zaman zaman 'sakin yerlere çıkıp dinleme molası verilmesi' ve müzikli ortamlarda hoparlörlerden uzak durulması da tavsiye ediliyor.Dünya Sağlık Örgütü'ne göre güvenli ses sınırları ise şöyle:85 desibel - bir otomobilin içindeki gürültü düzeyi - 8 saat90 desibel - çim biçme aleti - iki buçuk saat95 desibel - motosiklet - 47 dakika100 desibel - otomobil kornası veya metro treni - 15 dakika105 desibel - sesi sonuna kadar açık mp3 player - 4 dakika115 desibel - yüksek sesli rock konseri - 28 saniye120 desibel - vuvuzela veya sirenler - 9 saniyeBBC Türkçe
Besle Kargayı, Al Hediyeyi
Sekiz yaşındaki Gabi Mann, evinin bahçesine gelen kargalara yem atıyor. Kargalar ise bu iyiliği için Gabi'ye getirdikleri hediyelerle teşekkür ediyor.Gabi'nin evde en çok değer verdiği şey yemek odasının hemen yanında duran kutusu.'Kutunun içindekilere bakabilirsiniz' diyen Gabi hemen ardından bizi uyarıyor 'Ama dokunmak yok!'.Kutunun içinde bir dizi küçük obje şeffaf plastik poşetlerin içine teker teker özenle yerleştirilmiş, üzerlerine de tarihler ve saatler not edilmiş.Poşetlerden birisnde kırık bir ampul var. Bir diğer poşette ise kahverengi cam parçaları.Her bir obje özenle saklanıyor. Gabi tasniflenmiş bir plastik çantanın siyah fermuarını açıp 'Her şeyi olabildiğince iyi durumda tutmaya çalışıyoruz' diyor ve bize en sevdiği objelerden birisini anlatmaya başlıyor.
Bu Tarz Dedelerin: Birbirinden Şekil Kıyafet Seçimleriyle En Stil Sahibi 31 Dede
Erkekler gençken bile bi kot bi kazak modasına uydukları için, giyimine inanılmaz derecede dikkat eden bu dedeleri görünce tarzlarını alkışlamamak mümkün değil. Güzel ve kendini yansıtan şeyler giymenin hayattan keyif almayı artırdığını bilen bu amcalar ve dedeler gerçekten yaşlarının en iyisi olmuşlar. Size 'Yaşlanınca ben de böyle olmak istiyorum!' dedirtecek 31 amca ve dede;
Reklam
Çin Takvimi ile Cinsiyet Tahmini!
Normal şartlar altında ultrasonda cinsiyet belirlenmesi 16. hafta civarında yapılıyor. Ama önceden tahmin oyunları oynamanın kimseye zararı yok:) Çinli’lerin 700 yıldır kullandığı bu takvim ile siz de önceden cinsiyet tahmini yapabilirsiniz!Takvimi nasıl kullanacaksınız?Tek bilmeniz gereken yaşınız ve hamile kaldığınız ay.Ancak yaşınızı doğru hesaplamanız gerek!Sürmekte olduğunuz yaşı değil, doldurmuş olduğunuz yaşı hesaplayın.Sonra da yaşınız ile hamile kaldığınız ayın kesiştiği noktaya bakın!Kaynak: ÇİN TAKVİMİ | Annelik ve Gebelik
Görme Engellilerin Gördüğü Tamamen Karanlık Mıdır?
Genelde görme engellilerin tam bir karanlık deneyimledikleri varsayılır. Ama benim kişisel deneyimim bu varsayımdan oldukça uzak.Görme engelli birinin şimdi kuracağım cümleyi kurması garip gelecek bunu biliyorum. Ama insanlar bana en çok neyi görmeyi özlediğimi sorduklarında, cevabım 'karanlığı' oluyor.Açıklamama izin verin. Ben görme yeteneğini tamamıyle yitirmiş az sayıda insandan biriyim. Tamamen körüm. Tamamen.Görme yetimi 31 sene önce, yanlış yapılmış bir ameliyat neticesinde kaybettim ve görme engelli olduğumu belgeleyen kağıtta hiç bir şekilde ışığı algılayamaz yazıyor.Işığın ortadan kalktığı bir durumda yapılacak olan mantıksal varsayım, kişinin tamamen karanlıkta kalacağıdır. Eğer yorganın altına girerseniz, hiçbirşey göremezsiniz. Gözlerinizi kaparsanız herşey siyaha döner. O zaman kör, eşittir siyah? Mantıklı geliyor değil mi? Değil.Her ne kadar gözlerimle beynimin bağlantısı kesilmiş de olsa, dünyam siyaha dönüşmüş gibi değil.Körlük ve karanlıkla ilgili tüm metaforlar, benzerlikler ve edebiyatın bitmesi gerek aslında. Gördüğüm şey karanlık değil çünkü. Hatta tam tersi.Peki, 3 boyutlu teknikolor görüş kaybolduğunda yerine ne gelir? Cevap, en azından benim durumumda, ışık. Çok fazla ışık. Parlak, rengarenk, sürekli değişen ve sıklıkla dikkat dağıtan, ışık.Nasıl anlatsam. Denemeye çalışayım. Şu anda koyu kahverengi bir zemin üzerine, önde ve merkezde turkuaz ışıldamalar var. Hatta şu anda yeşile dönüştü. Şu anda üzerinde sarı benekler olan parlak maviye ve tüm manzarayı kaplama tehlikesi gösteren turuncu da var.Görüşümün geri kalan kısmında ezilmiş geometrik şekiller, karalamalar ve bulutlar ve ben tarif edemeden değişiyorlar. Bir saat sonra gelin, bambaşka olacaklar.Tüm bu dağınıklıktan kaçmak için gözlerimi kapatsam, birşey değişmiyor. Hiç gitmiyorlar.Karanlığa yakın olan o zamanları özlüyorum. Gece dışarıda yürümek ve sokak lambalarına bakmak, ateş yanan bir odadaki gölgeler, ya da gece vakti babamın arabasının arka koltuğunda eve giderken karanlık sokaklardaki kedilerin gözlerini yakalamak.Kafamın içine yerleşmiş olan havai fişek gösterisi hiç bitmediği için, bu yaşadıklarıma bir tür görsel kulak çınlaması diyorum.Kör olduğumda gözlerimin önündeki bu parlak renk cümbüşünün gözlerimin tekrar görmeye başlama çabası olduğunu düşünmüştüm. Bu bana umut vermişti ve bu duruma hayran oluyordum. Oturup izliyordum onları. Şimdi ise biliyorum ki beynim, kendisine iletilen herhangi bir resim olmadığı için kendisi resimler üretiyor.Görmeyen diğer insanların da benimkine benzer şeyler görüp görmediğini merak ediyorum.BBC Türkçe
Reklam
Gençler Hayata Sosyal Medya İle Bağlanıyor
Türkiye nüfusunun neredeyse yarısı bir sosyal paylaşım sitesi olan Facebook kullanıcısı. 2006 yılından bu yana tüm dünyaya yayılan sitenin, Türkiyle'deki gençler tarafından hangi nedenlerle kullanıldığını araştıran Doç. Dr. Serra İnci Çelebi, dikkat çekici sonuçlar elde etti. Araştırmaya göre, gençlerin aidiyet duygusu yaşattığını söyledikleri Facebook'u en çok bilgi ve eğlence ihtiyaçlarını karşılamak için kullandıkları ortaya çıktı. Sosyal yaşamda bulunmayı seven ve yüz yüze iletişimde iyi olan kişilerin, sosyal medyayı da uzun süre kullandığı belirlendi.İzmir'de yaşayan 18-30 yaş arası 229 genç ile sosyal medyanın kullanım nedenlerini araştırmak için anket çalışması gerçekleştiren Doç. Dr. Serra İnci Çelebi, sosyal medyada 6 saatten fazla vakit geçiren gençlerin olduğunu söyledi. Doç. Dr. Çelebi, “Ankete katılan gençlerin yüzde 77.3'ü her gün sosyal medyaya bağlandıklarını, yüzde 46.3'ü günde 1-2 saat, yüzde 33.2'si günde 3-6 saat, yüzde 7.9'u ise günde 6 saatten fazla sosyal medyayı kullandıklarını belirtti. Ayrıca araştırmaya katılanların yüzde 52.4'ü iki veya daha fazla sosyal medya sitesini kullandıklarını açıkladı' dedi.Türkiye'de 31 milyonu geçen Facebook kullanıcısı olduğunu belirten Doç. Dr. Çelebi, gençlerin Facebook'u hangi nedenlerle kullandıklarını şöyle anlattı:“Gençlerin Facebook'u kullanma nedenleri çok çeşitli. Ancak aidiyet duygusu, arkadaş etkisi, bilgi ve eğlence ihtiyaçlarının karşılanması ve yaşam kalitesinin artacağının düşüncesi en başta gelen nedenler arasında. Araştırma sonuçlarından çıkan ve üzerinde önemle durulması gereken konulardan birisi de Facebook üzerinden sunulan özel hayatın gizliliği. Araştırma sonuçlarına göre, kimliklerinin ve özel hayatlarının Facebook tarafından korunduğunu düşünen gençler, Facebook'un yorumlar özelliğini daha fazla kullanmakta. Yani, siber alemde kimliklerinin saklı kalacağını düşünen kullanıcılar kendilerini daha rahat ifade etmekte ve belli konularda arkadaşlarına daha rahat yorumlar yapabilmekte.'HEM SOSYAL YAŞAMDA HEM SOSYAL MEDYADA RAHATBir diğer araştırma sonuçlarına göre sosyal yaşamda bulunmayı seven ve yüz yüze iletişimde iyi olan kişilerin sosyal medyayı da uzun süre kullandıklarını belirten Doç. Dr. Serra İnci Çelebi, “İçinde Facebook'un da bulunduğu sosyal ağların popülerliği ve yaygın kullanımı, acaba sosyal hayatta rahat iletişim kuranların mı yoksa sıkılgan olanların mı sosyal medyayı daha fazla kullanıyorlar sorusunu gündeme getirmekte. Kimi araştırmacılara göre, sosyal hayatta iletişim kurma konusunda yeterince girişken olmayanlar daha fazla medyaya yönelmekte ve özellikle sosyal medya onlar için bir alternatif olmakta. Diğer araştırmacılar ise, bunun tersini düşünüyor ve sosyal yaşamlarında konuşkan ve atak olanların sosyal medyayı da daha fazla kullandıkları görüşündeler. Ancak ankete katılan gençlerin büyük bir yüzdesi hem sosyal yaşamda bulunmayı sevdiklerini ve rahat olduklarını, hem de sosyal medyayı uzun süreli kullandıklarını ifade ettiler' dedi.
'Şiddet Önce Aileden Öğreniliyor'
OMÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hatice Özyıldız Güz, şiddetin biyolojik nedenleri arasında testosteron adı verilen erkeklik hormonlarının etkisi, seratonin adı verilen beyin düzenleyicilerde değişiklikler veya beyin dalgalarında bozulma gibi bir çok etken olduğunu söyledi. Prof. Dr. Güz, şizofreni, manik atak gibi bazı akıl hastalıkları ile antisosyal kişilik bozukluğunun psikiyatrik hastalıklara bağlı şiddet nedenlerinin başında geldiğini dile getirdi.ŞİDDET ÖNCE AİLEDEN ÖĞRENİLİYORAynı zamanda şiddetin öğrenilen bir davranış olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Güz, 'En önemli öğrenme kaynağı ise, şiddeti uygulayan kişinin kendi ailesidir. Çocukluk ve gençlik dönemlerinde, aile içi şiddetin uygulandığı bir ortamda yetişenlerin, şiddet gösterme eğilimine sahip oldukları görülmüştür. Ayrıca şiddetin, toplum tarafından paylaşılan bir değer yargısı olarak kabul edilmesi ve kuşaktan kuşağa aktarılması da sosyal bir neden olarak kabul edilmektedir. Bu açıdan bakıldığında bazı toplumlarda şiddetin daha fazla özellikle kadına yönelik şiddetin daha çok olduğu görülmektedir. 'Kızını dövmeyen dizini döver' atasözü ise bizim toplumumuzda kadının niye şiddete uğradığı gösteren basit bir söz gibi gözükse de ardında yerleşmiş inançları olan bir sözdür' diye konuştu.ŞİDDET ERKEKLERDE DAHA FAZLAProf. Dr. Güz, toplumların sahip oldukları iletişim becerilerinin yetersizliği, duygu ve düşüncelerin kışkırtıcı biçimlerde ifade edilmesi alışkanlığı, bilinçsizce yapılan suçlamalar, hatalı namus ve ahlak anlayışları da şiddetin sosyal nedenleri arasında sayılabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Güz, 'Yoksulluk, hayat karşısında şanssız olmak, beklentilerin ve kazanılmış niteliklerin yoksunluğu gibi sosyo-ekonomik baskı unsurları da şiddet uygulamasına neden olabilir. Şiddetin türleri arasında kadına yönelik, çocuğa, yaşlılara yönelik şiddet aile içi şiddet olduğu gibi, intihar da kişinin kendine yönelik şiddetidir. Her bireyin kontrol altına almayı öğrenmesi gereken dürtülerin başında şiddet ve saldırganlık gelir. En başta engellenme olmak üzere günlük yaşamda karşılaşılan sorunlar, iletişim kuramama ve çatışmalar öfke ve şiddete yol açar. Erkeklerde daha sık olmasının nedeni hormonların yanı sıra yanlış çevre koşulları ve yanlış öğrenmelerdir' diyerek şöyle devam etti:'Küçük erkek çocuklarına tabanca alınması, boks oyunun önde olması, günümüzde bilgisayar oyunlarında yoğun miktarda savaş ve dövüş olması nedenler arasındadır. Yanlış modellerin yanı sıra disiplin eksikliği, bağlanma sorunları da çocukların şiddete meyilli olmasına neden olmaktadır. Aslında şiddet kendine güvensizliğin bir göstergesidir.'
Çay Kemikleri Güçlendiriyor
Osteoporoz adı verilen ve yaşı ilerlemiş insanlarda görülen kemik kaybı ve zayıflaması olarak tanımlanan hastalığa karşı siyah çay içmenin faydalı olduğu söylendi.Osaka Üniversitesi’nde yapılan ve Keizo Nishikawa tarafından yönetilen araştırmada siyah çayda theaflavin-3 denilen bir antioksidant maddenin kemik dokusuna zarar veren metiltransferas adlı enzimi yok ettiği ve bu şekilde kemiklerin dokusunun güçlü kaldığı tespit edildi.Japon bilimadamlarının açıklamasına göre fark edilebilir bir gelişme meydana gelmesi için 60 kilo olan bir yetişkinin kemik dokusunu güçlendirmek için üç gün içerisinde 60 fincan çay içmesi gerekiyor.
Reklam
Göbek Deliği Yağı ile Yüze Gençlik Aşısı!
Son yıllarda özellikle kök hücreden zengin yağ hücresi uygulamaları anti aging tedaviler arasında en çok tercih edilen yöntemler oldu belirtildi. Nanofat uygulaması adı verilen yeni yöntem, göbek deliği çevresi, kasık içi ve diz içi yağlarından elde ediliyor. Özellikle göz kapağı çevresi için iddialı bir estetik yöntem olduğu belirtilen Nanofat uygulamasına yönelik bilinmeyenleri Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar anlattı. Prof. Dr. Karacalar, 2001 yılında yağ hücrelerinin çok önemli bir kök hücre kaynağı olduğunun saptandığını belirtirken, şunları söyledi:'O yıla kadar yapılan ve etkili olan makrofat yağ hücre transferleri bu gelişmenin ardından değişmeye başladı. Yağ hücreleri kök hücrece zenginleştirilerek verilmesi etki süresini uzatırken tamir gücünü de artırdı. Kemik iliğinden elde edilmesi daha zor olan kök hücreler yağ dokusundan kolayca ve neredeyse aynı miktarda kemik iliğinin 1000 katı kadar elde edilmeye başlandı. Kök hücreden zengin yağ hücresi uygulamaları mikrofat yağ enjeksiyonu özellikle yüz gençleştirmede yüzün genelinde oranları sağlamada, volumetrik yüz germede, doku kalitesini arttırmada etkili oldu. Ancak cildin en üst tabakası, göz çevresi, boyun ve üst dudak gibi bölgelerde uygulama yetersiz kaldı. Nanofat uygulamasının gelişmesi ile daha önce hücre yapılamayan bölge ve katmanlara da hücre verilmeye başlandı. Öncelikle ince bir kanülle lokal anestezi altında yağ hücreleri elde ediliyor. Diz içi, kasık içi ve göbek deliği çevresi nanofat için en ideal bölgelerdir. Elde edilen yağ hücreleri özel bazı aparatlar ile emülsifakasyon işlemine tabi tutuluyor ve nanofat adı verilen karışıma dönüştürülüyor.'CANLANDIRMA, GERME VE LEKE AZALTMA AYNI ANDANanofat uygulamasının etkilerinin 1-3 ay arası başladığını belirten Prof. Dr. Ahmet Karacalar, 'Cildi canlandırıcı, lekelerin azaltılması ve germe etkileri vardır. Çok ince iğnelerle cildin üst tabaka kırışıklıklarına, hasar görmüş, incelmiş ve kalitesi azalmış her deri bölümüne, göz kapağı derisine, boyun derisine enjekte ediliyor. Bilimsel çalışmalar nanofat içerisinde yağ hücresinin kalmadığını ve temel olarak kök hücreden oluştuğunu göstermiştir. Nanofat içerisinde bulunan sitokin adı verilen maddenin growth faktör açığa çıkmasına neden olan bir süreci başlattığı ve bununda hasarlı dokunun tamiri için önemli olduğunu göstermiştir. Kişide hacim kaybı varsa, kök hücreden zengin mikrofat yöntemi ile birlikte kullanılması uygundur. Yüz germe gibi operasyonlara da eklenebilir. Yüz gençleştirme işlemlerinde bütünü bozmamak için her tabakaya yönelik işlemlerin eklenmesinde yarar var' dedi.
Vücudunda Radikal Değişiklikler Yapan 21 Çılgın "Vücut Modifiyecisi"
İnsanlar yüzyıllardır vücutlarını değiştiriyorlar. Dövmeler, piercingler, skarifikasyonlar bunların hepsi bir kabileye bağlılığı simgeleyen şeyler olmuştur ya da birinin hayatını gösteriş biçimi, sürekli dua eden birini, uyaran birini veya sadece sanatı da simgeler nitelikte. Sizin için listelediğimiz, değişik vücut dönüşümleri yapan kişiler sizi korkutabilir fakat insanlar kendilerini bu şekilde ifade etmeyi tercih etmişler :)
27 Şubat 2015 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
Reklam
İntihara Teşebbüs Etmiş 15 Kişinin Kendi Sözleriyle, Okunası Hayat Hikayeleri
İntihar hakkında, insanlar arasındaki en yaygın düşünce, üstesinden gelinemeyen duyguları düzenlemek için intiharın tek çözüm olduğu inancıdır. İntiharın çekiciliği, katlanılamayan duygulara en sonunda son verecek olmasıdır. Trajedisi ise, yoğun duygusal stresin insanların gözlerini alternatif çözümlere kapatmasına neden olmasıdır.. İşte bu içerikte kendisine bir alternatif keşfetmiş olan 15 insanın hikayesine tanıklık edeceğiz..
Reklam
Küçük Kızlarının Doğum Lekesinin Aynısını Kendilerine Dövme Olarak Yaptıran Sevimli Anne Baba
Tanya ve Adam Phillips, İngiltere'de Grimsby'da yaşayan evli bir çift. Henüz 18 aylık olan Honey-Rae isimli sevimli bir kız çocukları var. Bu tatlı kızın doğuştan sağ bacağında yer alan kırmızı doğum izine etraftan gelen bakışlardan şimdiden endişelenen bu anne baba, ileride Honey-Rae'nin daha da büyük zorluklar çekebileceğini düşünerek şimdiden ona tatlı bir destek vermeye başlamışlar. Kendini yalnız hissetmemesi için, Honey-Rae'in bacağındaki doğum izinin aynısını kendi sağ bacaklarına dövme olarak yaptıran sevimli çift 'gerçekten acı dolu bir dövme yaptırma süreciydi, oldukça büyük bir dövme olduğu için çok zaman aldı, ama çektiğimiz acının her saniyesine değer' demişler.Honey-Rae büyüdüğünde ne kadar çok sevildiğini görüp bu lekeleri kafasına bile takmayacaktır.
İnsana İş Hayatını Dar Eden Baskıcı, Zorba ve Geçimsiz Amirlerle 11 Maddelik Baş Etme Rehberi
İş hayatına atılan herkesin kabusudur; baskıcı, zorba ve geçimsiz tavırları olan amirler. Çoğu insan bu tür insanlarla daha önce karşılaşmadıkları için bu tür durumlarda ne yapacağını bilmez. Ve genellikle de içe kapanırlar. İşe başladıktan kısa bir süre sonra ağlayarak istifa ettiklerini gördüğünüz kimseler, işte bu insanlardır..İstifa ederek bir an önce; kendilerini koşulsuz seven anne ve babalarının yanına yani güvenli bir ortam olan evlerine dönmek isterler. Nasıl olsa orada zorbalar yoktur. Ama bu tarz insanlar kendilerine şu soruyu sormalıdır, ' Hayatımın sonuna dek evimde saklanabilir miyim?' Şüphesiz cevap 'hayır' olacaktır. O halde yapmaları gereken, geri dönüp bu tarz insanlarla nasıl mücadele edileceğini öğrenmektir...
'84 Sokak Köpeği Zehirlenerek Değil, Havasızlıktan Öldü'
Bursa İnegöl Belediyesi, salı günü Yenişehir'de ölü bulunan 84 köpeğin zehirlenmediğini, ihmal nedeniyle havasızlıktan öldüğünü savundu.İnegöl Belediyesi, Bursa'nın Yenişehir ilçesinde zehirlendiği iddia edilen 84 köpeğin neden öldüğüyle ilgili yazılı açıklama yaptı. Belediye köpeklerin, bazı çalışanların ihmali sonucu nakil sırasında araçta havasız kalarak telef olduğunu iddia etti.Köpeklerin olay günü nakil aracına 18.00'de yüklendiği belirtilen açıklamada, güvenliklerini sağlamak amacıyla kasaya çekilen brandanın kasayı havasız bıraktığı, 100 köpekten 84'ünün telef olduğu ifade edildi.'Personelimizin ihmalkârlığı'Belediye açıklamasında, olayın itlaftan kaynaklanmadığı savunuldu; 'Jandarma ekiplerinin olay yerinde yaptıkları incelemelerde, ilgili bakanlıktan görevli veteriner hekimlerin ölen köpekler üzerinde yaptığı kontrollerde ve yaşamına devam eden 16 köpeğin durumlarına bakıldığında olayın bir itlaf olmadığı, ihmaller sonucunda köpeklerin solunum yetersizliğinden dolayı öldüğü anlaşılmıştır' denildi. Açıklama şöyle:'24 Şubat Salı günü saat 22.00 sıralarında çalışanlarımız Bayram B. ve Mustafa D. tarafından üç seferde götürülmesi gereken hayvanlar, ilgili personelimizin kendi başlarına aldığı inisiyatifle işi çabuklaştırma adına tek seferde sevk edilmek istenmiştir. Sevkiyat anında olumsuzluk yaşanmaması, köpeklerin aracın kasasından atlamaması ve düşmemesi için aracın kasasına branda çekilmiştir. Sorumlu hekimler tarafından taşıyıcı personele, hayvanların Boğazköy bölgesinde farklı alanlara bırakılması talimatı verilmiş olmasına rağmen personel gece karanlığında yolu şaşırıp mevcut bölgeden uzaklaşmıştır. Tabii bu zaman zarfında bir hayli süre geçtiği için personelimiz hayvanların araçta durumlarını kontrol etmeden olayın olduğu yerde hayvanları bırakmıştır. Personelimizin ihmalkârlığı, havanın karanlık olması ve personelimizin son durumlarına bakmadan hayvanları boşaltıp bölgeden uzaklaşması böyle talihsiz bir durumu ortaya çıkarmıştır.'Yenişehir Belediyesi'nden farklı açıklamaYenişehir'in Belediye Başkanı Süleyman Çelik ise olayın ilçelerinde yaşanmadığını savundu ve 'Bu menfur hadiseyi gerçekleştiren ve ilçemiz sınırları içerisine terk edenler, İlçe Jandarma Komutanlığımıza bağlı ekiplerce yakalanmış, ifadelerinde yaptıkları işlemi itiraf etmişlerdir' dedi. Yakalanan kişilerin 'yaptıkları işlemin' ne olduğunu belirtmeyen Çelik şunları söyledi:'Bu şahısların Yenişehir ilçemiz ve Yenişehir Belediyemiz ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı kesinleşmiştir. Dün yaşanan olaylar neticesinde Sayın İlçe Kaymakamımız Süleyman Yılmaz Bey'in de ifadelerinde görüldüğü üzere; bu menfur olayı gerçekleştirenler ilçemiz dışından olup, şüpheliler hakkında '5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununa Muhalefet' suçundan yasal işlemlerinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Savcılıkça yapılan tahkikattan sonra 16 yaralı ve diğer ölü köpekleri, Yenişehir ilçemiz sınırlarına bırakan kişilerin Yenişehir ile nüfus kayıtları ve çalışan olarak hiçbir ilgilerinin olmadığı, farklı bölgede görev yaptıkları ortaya çıkmıştır. Tarafımıza yapılan iftira ve karalamalarla ilgili her türlü kanuni haklarımızı kullanacağımızı kamuoyuna saygıyla beyan ederim.'Kaynak: AA
Reklam