Akıllı Telefonlar Unutkanlığı Artırıyor
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Nöroloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Yılmaz, unutkanlık hastalığının giderek arttığını belirterek, kullanımı giderek artan akıllı telefonların bu artışa neden olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yılmaz, “Akılı telefonlar bizim algıda seçici olmamıza, daha az bilgi kaydetmemize neden oldu. Bilgiyi kendileştirme sürecimize bir darbe vurdu” dedi. Hafsa Sultan Hastanesi Nöroloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Yılmaz, son yıllarda kullanımı giderek artan akıllı telefonlar nedeniyle bazı bilgilerin hafızalara kaydedilmediğini ve öğrenmek için çaba harcanmadığını söyledi. Beynin öğrenmediği bilgileri kaydetmeyeceğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, “Bilgiyi tekrarladıkça öğreniyoruz. Akıllı telefonlarda ise bir şeyleri hatırlamaya çalışmıyoruz. Akıllı telefonların bazı fonksiyonları ile erken unutuyoruz. Sık kullandıklarımızı ihmal ediyoruz, unutuyoruz, kaydetmiyoruz. Bilgiyi depolamazsak ve öğrenmek için çaba sarf etmezsek beyin giderek köreliyor. Akılı telefonlar bizim algıda seçici olmamıza, daha az bilgi kaydetmemize neden oldu. Bilgiyi kendileştirme sürecimize bir darbe vurdu” diye konuştu. Bunamanın yüzde 60’ını Alzheimer hastalığının oluşturduğunu kaydeden Prof. Dr. Yılmaz, beyin hücrelerinin yıkımıyla başlayan ikinci demansların tedavi edilebildiğini söyledi. Alzheimer hastalığının tamamen tedavi edilemediğini dile getiren Prof. Dr. Yılmaz, “B12 vitamini eksiklikleri, böbrek yetmezliği, beslenme bozuklukları, ilaçların uzun süre kullanılması, beyin tümörleri gibi faktörler unutkanlığa neden oluyor. Tedavi edilebilen bunama hastalıklarına daha çok yoğunlaştık. Çünkü Alzheimer hastalığında yitirilen becerileri geri getiremiyoruz. Ancak ikincil demans hastalıklarında unutkanlığa neden olan nedenleri tedavi edersek hastayı iyileştirebiliyoruz. Ayrıca unutkanlık yakınması ile bize başvuran bazı hastalarda beyin tümörüne rastlıyoruz” dedi. KADINLAR UNUTKANLIĞA DAHA YATKIN Yeni bilgilerin öğrenilmesi ve kullanılmasında sorun olmasının tehlikeli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yılmaz, bu tarz yakınması olan hastalarda müdahale edilmesi gereken bir durumla karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Kadınların unutkanlık hastalığına daha yatkın olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yılmaz, yüksek tansiyon, sigara kullanımı, şeker hastalığı, obezite, stres, depresyon, alkol kullanımı, kalp hastalıklarının bunama riskini arttırdığını kaydetti. Bazı gıdaların unutkanlığa yatkınlığı azalttığını dile getiren Prof. Dr. Yılmaz, zeytinyağı, ceviz, yer fıstığı, domates, beyaz et, bol sebze ve bol meyve ile bu hastalıktan uzak durulabileceğini söyledi. Prof. Dr. Yılmaz ayrıca, inançlı olmanın Alzheimer ve demans semptomlarında faydalı olduğunu belirterek, “Dua etmenin ve Uzak Doğu felsefesine ait gevşeme tekniklerinin bu hastalara iyi geldiğini biliyoruz” diye konuştu. DEPRESYON UNUTKANLIK YAPIYOR Depresyonun unutkanlığa büyük bir etkisinin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yılmaz, mutluluk hormonu serotoninin yaşlı insanlarda azaldığını söyledi. Mutlu yaşayan ve depresyondan uzak duran insanların unutkanlık hastalığına yakalanma oranının azaldığını belirten Prof. Dr. Yılmaz, “Yaşlılarda serotonin denilen madde azalıyor. Yaşlı insanlarda depresyona eğilim çok daha fazla. Depresyon algının azalmasıyla birlikte unutkanlık yapıyor. Depresyonda algı düşüyor. Depresyon tedavi edilmez ise var olan bunama yatkınlığı daha da artar. Depresyonun tanısı ve zamanında etkin tedavisi yapılmalı. Ama gördüğümüz kadarıyla mutlu yaşayan insanlar unutkanlık hastalığına yakalanmıyor” dedi. evrensel
Antik Mineral Magnezyum Yağı
Son zamanlarda teknolojinin gelişmesi, hayat stresinin artması ve katkılı gıdaların çoğalmasıyla birlikte insan sağlığı da tüm bunlardan olumsuz etkilenmiştir. Bu durum sağlık açısından doğaya ve doğal olana yönelmeyi de beraberinde getirmiştir. Bitkilerden ve doğada saf halde bulunan minerallerden elde edilen doğal yağlar birçok hastalığa iyi gelmektedir. Hastalıkların yanı sıra insan sağlığına da birçok faydası vardır yağların. Son dönemlerde ise bu yağlardan en çok dikkat çekeni Antik mineral magnezyum yağıdır. Kuzey Avrupa’da, Permiyan döneminde oluşan Eski Zechstein Denizyatağı bulunmaktadır. Yer kabuğunun 2000 metre altında yaklaşık olarak 250 milyon yıllık gerçek magnezyumlar bulunmaktadır. Bu bölgedeki magnezyum dünyada bulunan en doğal magnezyumdur. Bu magnezyumlardan özel ortamlarda üretilen Magnezyum yağı insan sağlığı için mucizevi diyebileceğimiz bir yağdır. Antik Mineral Yağı Faydaları Antik mineral magnezyum yağının faydaları saymakla bitmez. Daha çok kas ve eklem ağrıları için kullanılsa da cilt güzelliğinden sinirsel bozukluklara hatta migrene bile oldukça iyi gelir. Başlıca antik mineral yağının faydaları: Bel ve boyun fıtığı Bağ ağrısı ve migren Kramplar ve burkulmalar Eklem ağrıları Doku zedelenmesi ve burkulma Yorgunluk ve halsizlik Regl sancıları Kireçlenme Siyatik ağrıları Romatizmal ağrılar Menüsküs Ortopedinin her türlü hastalığına çare olan bu mucizevi yağı bu saydıklarımızla sınırlandırmak da oldukça yanlış olacaktır. Bunlara ek olarak bu yağ; cildi güzelleştirir, sinüzit gibi tıbbın çare bulamadığı kronik hastalıkları yok eder. Ayrıca felç gibi sinirsel bozukluklara da şaşırtıcı şekilde iyi geldiği görülmüştür. Birçok bilim adamı ve doğa bilimcileri bu mineral ve mineralden elde edilen yağ hakkında bilimsel araştırma yapmaktadır.                Antik Mineral Yağı Kullanımı Bu yağı kullanmadan önce problemi ve problemin kaynağını tam olarak tespit etmelisiniz. Daha sonra kronik rahatsızlıklarda 2-4 ay arası sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kez kullanabilirsiniz. Burkulma, tutulma veya doku zedelenmesi gibi çok önemli olmayan durumlarda ise 1 hafta gibi bir süre ile tedavi edebilirsiniz. Yağı kullanmış olduğunuz bölgeye masaj yaparak daha iyi sonuçlar elde etmeniz mümkün olacaktır. Eğer hassas bir cilde sahipseniz su ile seyrelterek de kullanabilirsiniz
Diyet Kola Kilonuz İçin İyi, Peki Yaşam Süreniz İçin?
Tatlı diyet kolalarda kalori bulunmuyor ancak yapılan araştırmalar bu içeceklerin yaşam süreniz için değil yalnızca kilonuz için iyi olduğunu ortaya koyuyor. American College of Cardiology'nin Pazar günü yayınladığı araştırmaya göre; günde iki ya da daha fazla diyet kola tüketen yaşlı kadınların yüzde 30'unun kalp ve damarlara ilişkin beklenmeyen bir sorun ile karlaşma oranı daha yüksek ve bu içecekleri çok az tüketen kadınlara kıyasla bu haslıklarla ilişkili ölüm ihtimali yüzde 50 daha fazla. Araştırmanın başında yer alan Iowa Üniversitesi'nde kardiyovasküler hastalıklar uzmanı Ankur Vyas, 'Bulgularımızı daha önceki çalışmalar ile paralellik gösteriyor ve daha detaylı.' dedi. Araştırmada dikkat edilmesi gereken konu sonuçlar diyet kola içmek ile kalp hastalıkları arasında bir korelasyonu ortaya koyuyor, birinin bir diğerinin neden olduğu yönünde kanıt ortaya koymuyor. Diyet kola tüketimi ile kalp hastalıkları arasındaki ilişkiyi inceleyen şu ana kadarki en geniş araştırmada yaşları 50 ila 79 arasında değişen 59.614 analiz edildi. Vyas araştırmanın şu an aynı alanda uzman diğer araştırmacılar tarafından değerlendirildiğini söyledi. 340 gramın tek bir içim olarak değerlendirildiği araştırmada içecekler olarak da diyet kolalar ile diyet meyve suları incelendi. Araştırmada elde edilen veriler ile demografik niteliklere ve beden-kitle indeksi, sigara içmek, hormon tedavisi, fiziksel aktivite, enerji alımı, tuz kullanımı, diyabetler, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve tatlandırıcı içecek kullanımı gibi kalp ve damarlara ilişkili diğer risk faktörlerine açıklama getirilmeye çalışıldı. Araştırmaya katılanların yaş ortalaması 62,8 ve geçmişlerinde kalp ve damar hastalıkları olmayan kadınlar seçildi. Bu, benzer bulguları ortaya koyan ilk araştırma değil. 2012 yılında Fransız araştırmacıların The American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayınladıkları araştırmada diyet içecekler ve Tip 2 diyabet riski arasında güçlü bir korelasyon bulundu. Araştırma 'light' içecek tüketen kadınların tüketiminin normal şekerli içecek tüketen kadınların tüketiminden yüzde 43 daha fazla olduğunu ortaya koydu. Dahası aynı miktarda bile içilse yapay olarak tatlandırılmış içecekler diyabetin gelişmesinde büyük risk ile ilişkili. İçecek sektörü ise sonuçların bir açıklamasının olduğunu belirtiyor: Amerikan İçecek Derneği sözcüsü Christopher Gindlesperger, kilo sorunu olan ve halihazırda kalp hastalığı riski taşıyanların kilolarını kontrol altında tutmak için daha fazla diyet kola içtiklerine dikkat çekiyor. The American Journal of Clinical Nutrition dergisine göre zayıflama planı kapsamında geleneksel kolalar yerine diyet kolaların (ya da suyun) tüketilmesi yüzde 2-2,5 oranında kilo kaybına neden oluyor. (İçecek devleri PepsiCo ve Coca-Cola ise açıklama isteklerimize yanıt vermediler.) Obezite oranı artmaya devam ediyor. Araştırma şirketi Gallup ve sağlık hizmetleri danışmanlık şirketi Healthways'in 2013 yılında yaptıkları 'Sağlık Endeksi' araştırmasına göre yetişkin Amerikalıların yüzde 27'si kendilerini obez olarak tanımlıyor. Washington merkezli kar gütmeyen Kamu Çıkarı Bilim Merkezi'nde beslenme politikası müdürü Margo G. Wootan yaptığı yorumda, insanlar kilolarını önemsememeye devam etse de gerçek obezite oranının nüfusun üçte birine yakın olduğunu söyledi. Diyet Coke ve diyet Pepsi gibi içeceklerde kullanılan yapay tatlandırıcı aspartame yani düşük kalorili tatlandırıcı uzun süredir sağlık savunucularını endişelendiriyor. MarketWatch'ın da haberinde yer verdiği gibi yayınlanmış araştırmaların büyük çoğunluğu farelerde kanser ve aspartame tüketimi arasında korelasyon ortaya koyuyor. Ancak Food and Chemical Toxicology dergisinde Temmuz 2013'te yayınlanan bir araştırma ise aspartame kullanımının kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi sağlık sorunlarına neden olmadığını kaydetti. Araştırma şirketi 2012'de Global Industry Analysts'e göre 2012'de 1,39 milyar dolar olan yapay tatlandırıcıların global pazarının 2018'e kadar 1,68 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yapay tatlandırıcıların popülaritesine karşın kısmen şişelenmiş su ve enerji içeceklerinden gelen rekabetin de etkisi ile diyet kolay satışları geriliyor. 15 Mart'ta sona eren yedi hafta içerisinde diyet kola satışları yüzde 7'nin üzerinde azalırken normal kola satışlarında hemen hemen bir değişim olmadı (%0,6 artış). Buna karşın aynı dönemde enerji içeceklerinin satışları yüzde 8'den fazla, maden suyu satışları yüzde 26 arttı. İçecek sektöründe son yıllarda diyet içeceklerin ağırlı oldukça fazla: Gindlesperger'a göre bugün satılan alkolsüz içeceklerin yüzde 45'i sıfır kalorili ve 1998-2010 arasında ortalama kalori ürün başına yüzde 23 düştü. WSJ Türkiye
Kolay Kalori Yakmanızı Sağlayacak Egzersizler
Çember Hulahop dediğimiz, çocukken çevirdiğimiz çemberler gerçekte oldukça iyi bir yağ yakıcıdır. Hulohop çevirerek hem eğlenip hem de kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. Çevireceğiniz yarım saatlik çember ile 300 kalori yakmanız mümkün. Koşu Koşu yapmak, vücudun bacak, kalça ve basen kaslarını çalıştrmaya yardım eder. Bu nedenden rutin bir şekilde koşanların ince uzun bacakları ve şekilli kalçaları vardır. Koşarken kollarınızla bacaklarınız beraber sallandığına dikkat edin ve omurganız dik şekilde olsun. 30 dakika koşmak sizi 374 kaloriden kurtaracaktır. Paten Kalori ve yağ yakmada oldukça etkili olan paten, vücudunuzu oldukça çalıştıran bir egzersizdir. Dengede durmak için vücudunuzun her bir kası sıkılı ve çalışır durumdadır. 30 dakika paten kaymanız size 425 kalori yaktıracaktır. İp Atlama Çoğu spor hocasının ilk sıralarda tercih ettiği ip atlama, sizin içinde oldukça faydalı bir egzersizdir. İp atlarken vücudunuzun dik olması önemlidir. İp atlama ile yarım saatte 340 kalori yakabilirsiniz. Yürüyüş Yürüyüş en rahat yapabileceğiniz egzersizlerden. Bir yere giderken otomobil kullanmak yerine spor ayakkabılarınızı giyin ve yürüyün. Yürüyüşünüzün tempolu olmasına dikkat edin. Daima aynı tempo ve hızda yürümeye çalışın. Adımlarınız çok büyük olmasın ve omurganız dik olsun. Tempolu bir yürüyüş ile 230 kalori yakabilirsiniz.haber kaynağı: 365haber.org/sağlık-haberleri
Çileğin Hiç Bilmediğimiz 10 Faydası
Havaların ısınmasıyla mevsim meyveleri değişmeye başlıyor. Sıcak havaların en çok tüketilen meyvelerinden biri de afiyetle yediğimiz çilek. Peki bu lezzet dolusu meyvenin vücudumuza ne gibi faydalar sağladığından haberiniz var mı? İşte çileğin hiç bilmediğimiz 10 faydası...
Yüzmek Beyin İçin de Faydalı
Avustralyalı biliminsanları yüzmenin sadece kaslara değil beynimize de iyi geldiğini ortaya çıkaran bir araştırma yayınladı. Çalışmada görev alan Howard Carter, “30 derece ısıdaki suda 10 dakika geçiren deneklerin beynindeki kan akış hızının arttığını, bu durumun da insanın anlama kapasitesini yükselttiğini” belirtti. İlk incelemelere göre suya giren deneklerin beyninde diğerlerine göre % 14 daha fazla kan akışı oluşurken, önümüzdeki haftalarda daha fazla kişi üzerinde araştırma yapılacağı açıklandı. haber kaynağı: 724saglik.org/sağlık-haberleri
Reklam
Saçların Elektriklenmesini Önlemek İçin Neler Yapılabilir?
Birkaç uygulama ile saçlarınızdaki elektriklenmeden kurtulabilirsiniz. Duşta saçınızı duruladıktan sonra, en son soğuk suyla yıkayın. Bu sayede nem saçınızın içine hapsolur, kabarma ve elektriklenme engellenir; saçınız daha parlak görünür. Saçınızı havluyla kurularken; havluyu saçının etrafına sarın ve saçın suyunu, havluyu sıkarak alın. Saçınızı havluyla ovalayarak kuruttuğunuz takdirde, saçta oluşacak sürtünme elektriklenmeyi arttıracaktır. Saçınızı daima nemlendirin. Mesela haftada bir doğal yağlardan, saçı nemlendirmek için hazırlanmış özel karışımlardan ya da nemlendirme niteliği olan saç kremlerinden faydalanabilirsiniz. Düzenli olarak saçlarınızın kırıklarını aldırmak da saçlardaki elektrikli görüntünün düzelmesine yardım eder. Sağlıksız saç tellerinin oluşturduğu elektriklenme görüntüsünü bu şekilde engelleyebilirsiniz. Saçlarınızı düzleştirici ile düzleştiriyorsanız; ısısının yüksek olmasına dikkat edin. İyi ısınmamış düzleştirici ile saçı düzleştirmeye çalışmak, saçın elektriklenmesine neden olur. Saçı yüksek ısıda bir kerede düzleştirmeye çalışın. Bunu yapmadan önce, saçınıza ısıya karşı koruyucu ürünlerden sürmeyi ihmal etmeyin.haber kaynağı: trendnotlari.com/estetik-güzellik
SGK'lı Hastalara Resmi Tatilde Poliklinik Hizmeti Yok
SGK, özel sağlık kuruluşlarının dini ve milli bayramları da kapsayan resmi tatiller ile pazar günleri poliklinik hizmeti vermesi uygulamasını kaldırdı. Yeni uygulama 1 Nisan 2014 tarihi itibariyle başladı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), anlaşmalı özel sağlık kuruluşlarının dini ve milli bayramları da kapsayan resmi tatiller ile pazar günleri SGK'lı hastalara poliklinik hizmeti vermesi uygulamasını kaldırdı. SGK Başkanlığı'nın, yaklaşık 3 yıldır sürdürülen uygulamayı, tatil günlerinde çalışmak istemeyen hekimlerin şikayeti, Türk Tabipler Birliği (TTB) ve bazı tabip odalarının talebi üzerine kaldırdığı bildirildi. Yeni Şafak gazetesinin haberine göre, SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü, 5 Mayıs 2011 tarihinden itibaren medula-Hastane sistemi üzerinden sözleşmeli veya protokollü tüm özel sağlık hizmeti sunucularına resmi tatil günlerinde SGK'lı hastalara tüm branşlardan provizyon vermeye başladı. Bunun üzerine özel sağlık kuruluşları ulusal ve dini bayramlarla pazar günleri de poliklinik hizmetleri sunarken, SGK bir genelge ile uygulamayı kaldırdığını duyurdu. Tatil günleri o hizmet bitiyor SGK, kuruma yapılan başvurular sonrasında resmi tatil günlerinde tüm branşlardan provizyon verilmesi uygulamasının kaldırılması talebinin uygun bulunduğunu bildirdi. Böylece genelgeyle özel hastanelerin resmi tatil günlerinde SGK'lı hastalara poliklinik hizmeti vermelerine son verildi. 1 Nisan 2014 tarihinden itibaren resmi tatil günlerinde acil branş, hemodiyaliz ve onkolojik tedavisi dışında özel sağlık kuruluşlarına provizyon verilmeyecek. SGK kimlerin başvurusuyla bu uygulamayı kaldırdığını açıklamazken, İzmir Tabip Odası'ndan, bu konuyla ilgili olarak TTB ve Ankara Tabip Odası'nın 8 Şubat ve 17 Şubat tarihlerinde SGK yetkilileriyle görüşme yaptıkları, aynı konuda İzmir ve daha birçok tabip odasının da kuruma başvuruda bulunduğu bilgisini verdi. İzmir Tabip Odası'nca yapılan açıklamada, 'SGK, resmi tatiller (23 Nisan, 19 Mayıs, Kurban Bayramı ve Pazar günleri gibi) ve pazar günleri özel sağlık kuruluşlarına bütün branşlar için provizyon verilmesi uygulamasını kaldırdı. SGK tarafından resmi tatiller ve pazar günleri için provizyon verilmesi, meslektaşlarımızın bugünlerde de çalışmaya zorlamasına neden olmaktaydı. 2011 yılından bu yana devam eden uygulama, çalışma ortamına ilişkin birçok sorunu beraberinde getirmektedir' denildi.T24
Reklam
Yüksek ve Düşük Tansiyon
Sadece ABD’de 80 milyondan fazla insan kalp krizi ve felçle bağlantılı olan yüksek tansiyona sahiptir. Böbrek ye­tersizliği, mental yetersizlik ve demans gibi rahatsızlıklarda payı olduğu düşünülmektedir. Tansiyonunuzu düşük tutma­nın önemi göz ardı edilemez ve buna yardımcı olabilecek pek çok doğal yol vardır. • Daha yavaş konuşun (hızlı konuşanlar genellikle düz­gün olarak nefes almazlar ve bu tansiyonun artmasına neden olabilir). • Eğer aşırı kiloluysanız kilo verin (kontrol edilebilir, hassas bir diyet aşırı kilolu insanlarda tansiyonu belir­gin bir şekilde düşürebilir). • Diyetinizde sodyumu düşürün ve potasyumu artırın. • Şeker alımınızı azaltın. • Alkol alımını sonlandırın ya da azaltın. Kadınlar için günde bir, erkekler için iki içeceğe kadar. • Kafeini yok edin. • Daha fazla soğan ve sarımsak yiyin. • Sigara içmeyi bırakın. • Stres ya da endişe verici durumları önleyin (ahenksiz gündelik gürültü, hatta yüksek sesli televizyon, strese neden olabilir ve tansiyonu yükseltebilir). • Düzenli olarak egzersiz yapın (hareketli yürüyüş) ve yeterli derecede dinlenin. • Günlük olarak 3-4 kereviz sapı yiyin (kereviz, doğal tansiyon düşürücü özelliklere sahiptir). haber kaynağı:724saglik.org/genel-sağlık
Keçi Sütü Sabunu ile Siyah Noktalardan Kurtulun
İçerdiği vitamin ve proteinlerle anne sütü kadar yararlı olan keçi sütünün sabunu da, en az kendi kadar faydalı. Keçi sütü sabunu, vücuttaki siyah noktaları temizlemeye yardım ediyor. Keçi sütü özlü doğal sabunlar düzenli kullanıldığında cildin derinlemesine temizlenmesine yardımcı oluyor. İçerdiği proteinler sayesinde akneye sebep olan bakterileri öldürüyor ve gözenekleri sıkılaştırıyor. Bu şekilde daha taze ve genç bir görüntü ortaya çıkıyor. Keçi sütü sabunu bunun yanısıra doğum ya da güneş ile oluşan lekeleri de önlemeye yardımcı. Keçi sütü sabunun aktarlardan ve organik bakım ürünleri satan mağazalardan temin edebilirsiniz. haber kaynağı: 724saglik.org/estetik-güzellik
Reklam
Dikkat Eksikliği Bozukluğu İçin Besin Desteği Önerileri
Dikkat eksikliği bozukluğunda (DEB) kişi uygunsuz ve düşüncesiz hareketler sergileyebilir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEBH) ise DEB hastalığına hiperaktivitenin eklenmesi durumudur. Bu hastalıklar genellikle okula gitme çağındaki çocukları etkiler ancak bazen yetişkinlikte de de­vam edebilir. Belirtileri arasında huzursuzluk, aşırı konuş­ma, sonuçlara aldırmama ve odaklanamama bulunur. Kont­rol etmek için genellikle Ritalin (metilfenidat) ve Adderall (amfetamin) gibi psikostimülanlar kullanılır. Besinsel des­tekler de reçetesiz alternatifler olarak işe yarayabilirler. Kalsiyum, günde 500-1000 mg. Magnezyum, günde 250-500 mg. MSM, 1000 mg. günde 1-3 kez Bacopa ekstresi, günde 100 mg. Huperzine A (club moss bitkisinden elde edilen ekstre)50 mcg Günde 1-3 kez Ginkgo biloba, 60 mg. Günde 1-3 kez Üzüm çekirdeği/yeşil çay karışımı, haber kaynağı: 724saglik.org/Vitamin ve Mineraller
Doğanın En Büyük Hediyesi Olan 20 Meyvenin 20 Faydası
*Pektin kurşun gibi ağır maddelerin sindirim sistemine girmesine engel olur. Pektinin bir başka yararı da posa haline gelen gıdaların vücuttan çıkışını kolaylaştırmak ve toksinlerin bağırsak tarafından emilimini önlemektir.
Pürüzsüz Bir Cilt İçin 10 Öneri
Hem düşük kalorili hemde lezzetli olan kırmızı biberi tükettiğinizde cildiniz için B6 vitaminini karşılamış olursunuz.Özellikle kuru ciltler için birebir.kaynak:http://en.amerikanki.com/
Reklam
Sigara İçenler İçin Besin Desteği Önerileri
İçmiş olduğunuz her sigara, 25-100 mg. C vitaminini yok etmektedir. Ayrıca, akciğer kanserinin yanı sıra içmeyenle­re oranla kardiyovasküler ve akciğeri etkileyen rahatsızlık­lara karşı daha eğilimlisinizdir. Sigaranın sağlığa zararlı et­kilerinin uzun listesine girmeden, sigara içenlerin özellikle A, C, E vitaminleri ve selenyum gibi antioksidanlardan tüm ihtiyaçları olan besinsel yardımı alabilecekleri söylenebilir. Sigara İçenlerin Kullanabileceği Besin Takviyeleri Sabah ve akşam 500 mg. C vitamini Sabah ve akşam 60 mg. ginkgo biloba kompleks Günlük 200 mcg. selenyum haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Sağlığa En Faydalı 10 Yiyecek
Dünyaca ünlü Forbes dergisi, herkesin mutlaka tüketmesi gereken, dünyanın en sağlıklı on yiyeceğini açıkladı.  SOMON En iyi anti-aging gıdasıdır. İçerdiği Omega-3 beyni ve kalbi korur. Ruh halini dengeler ve kan şekerini düzenler. KIRMIZI ET İşlemden geçirilmemiş kırmızı et, omega-3 bakımından zengindir. Makul miktarda tüketildiğinde kanserden korur. Protein ve B12 vitamini kaynağı. NAR Antioksidan bakımından zengindir. Kan basıncını dengeler, damarları korur ve tümörlerin büyümesini engeller. ELMA Akciğer kanseri, astım ve diyabete karşı korur. Kemik güçlendiren K vitamini içerir. Yemeklerden otuz dakika önce tüketildiğinde iştahı bastırmaya yardımcı olur. BROKOLİ Tüm kanser risklerini azaltır. Mineral ve vitamin oranları çok yüksektir. Ayrıca vücudu toksinlerden arındıran kimyasallara sahiptir. FINDIK Haftada 5 kez tüketmek kalp krizi ve kalp hastalığı riskini yüzde 30-50 arasında azaltıyor. Her gün için 25 gramlık, badem, ceviz, fıstık, fındık yeter YABAN MERSİNİ Kanserden koruyan antioksidanlar içerir ve hafızayı güçlü kılar. Lif bakımından zengindir. YUMURTA Doğanın en kusursuz yiyeceği olarak tanımlanıyor. Protein bakımından zengin ama kalorisi düşük. Beyni korur ve göz sağlığını güçlendiri FASÜLYE Kiloyu dengeler, kan şekerini düzenler. Kolon kanseri ve kalp hastalığından korur. Günlük tavsiye edilen lif miktarı 25-38 gram. Bir fincan fasulye ise 11-17 gram lif içerir. SÜT Vitamin, mineral ve yararlı bakteriler bakımından zengin olan süt, kanserle savaşan CLA asidini de içerir.
Reklam
Şeker Hastalığı Belirtileri Neler?
Şeker hastalığı (diyabet) belirtileri beraberinde bir çok sendromu da yanında taşımaktadır. Aşağıda yazılan sendromlar şeker hastalığının belirtileri olarak kabul edilen durumlardır: Çok sık idrara çıkma, Çok fazla susama, Bulanık görme, Halsizlik, bitkinlik durumları, Beklenmedik kilo kaybı, Acıkma hissi, Mide bulantısı, Kusma, Nefes kokusu, Sık idrar yolu enfeksiyonu, Adetten kesilme, Kuru ve kaşıntılı deri, Yaraların kolay kolay iyileşmemesi. Çok sık idrara çıkma (poliüri) hissi devamlı mevcuttur. Bunun sebebi ise, kan şekeri yükseldiğinde böbrekler emme işlevini yerini getiremediklerinde, fazla şekeri atmak için uğraşırlar. Çoğunlukla kan glukozu 180 mg a eriştiğinde idrar aracılığı ile glukoz atılmaya başlar (glikozüri). Çok uzun yıllardır şeker hastalığı olan kişilerde bu oran çok daha fazla yükselmeden idrarda glukoz çıkmayabilir. İdrarla vücuttan çıkarılan şeker ile birlikle suyun da atılımını da sağlar. Bu sayede ortaya çıkan sıvı kaybı ile aşırı susama (polidipsi) duygusu ortaya çıkar. Bu belirti genellikle hastalar tarafından yalnızca ağız kuruluğu olarak ortaya çıkar. Bulanık görme probleminde bu susuzluk periodları sırasında gözde bulunan glukoz ve su seviyelerindeki değişiklikle ilgilidir. Hücreler yakıt maddeleri olan glukozu yeterli miktarda almak için halsizlik ve bitkinlik ortaya çıkar. Bu kayıp yakıtı yerine koyabilmek için vücutta toplanan yağlar yakılmaya başlar bunun akabinde ise kilo kaybı ile beraber aşırı acıkma hissi meydana gelir. Yağ hücreleri bozulur ve bundan sonra ketonlara dönüşür. Bu ketonlar idrar aracılığı ile atılır. Kan şekeri yükselir ise, deri enfeksiyonlarında artış görülür. Şeker bakterilerin üremesi için uygun koşullar sağlanmış olur. Yüksek glukoz seviyeleri sinirlerde hasara yol açacağından geceleri ayak ağrıları ve kramplar meydana gelebilir. İnatçı hiperglisemi uzun vadede kalp-damar hastalıkları, böbrek hastalıkları ve görme bozuklukları gibi şeker hastalığının yol açtığı metabolik sendrom adı verilen komplikasyonlarına da yol açabilir. Şeker hastalığını önlemek adına; diyet, alkol kullanımı, aktivite seviyesi, stres, hastalıklar ilaçlar ve hormon oranlarındaki değişiklikler gibi bir çok etken kan şekeri seviyeleri üzerinde etkendir. Ancak bu düzey sık sık yapılacak kan şekeri testleri ile takip edilebilir. Bu sayede kan şekeri seviyelerindeki değişikliklere göre bir tedavi uygulamak mümkün olur. Beslenme: Şeker hastalığı olan kişilerde kan şekerinin normal seviyelerde devam edebilmesi için beslenme oldukça önemli rol oynamaktadır. Önemli olan, kişinin porsiyonlarının az olması değil, vücudunun ihtiyacını karşılayabilecek yiyecekleri tüketmesidir. Besinler 4 temel gruba ayrılır: Sebze ve meyveler portakal, elma, muz, havuç,ıspanak gibi… Hububatlar tahıllar ve ekmek (buğday, pirinç, arpa, yulaf gibi) , Mandıra ürünleri (süt, krema, yoğurt gibi) Etler (kümes hayvanları,balık,yumurta vs.) Bu 4 temel besin grubun her birinden hergün tüketilmeye çalışılması oldukça önem teşkil eder. Bu sayede vücudun gereksinimi olan tüm besinler alınmış olur. Gıdalardaki ana besinler: karbonhidratlar, proteinler, yağlar, vitamin ve minerallerdir.Karbonhidratlar vücuda enerji sağlar. Şeker hastalığı için en ideal tercih fasulye, bezelye, mercimek, tahıllar, hububatlar, sebze ve meyvelerdir. Proteinler içinde ise en uygun tercih; hafif etler ve az yağlı mandıra ürünler olmaktadır. Lif bakımından zengin gıdalar kan şekeri ve yağ düzeylerini düşürmek için en sağlıklı besinler olarak kabul edilirler. Çok fazla yağ barındıran yiyecekler şeker hastalarında çok zararlı olabilirler. Tuz tüketimini azaltmak oldukça önemlidir. Egzersiz Düzenli şekilde uygulanan egzersizler sayesinde vücuttaki fazla şekerin yakılması sağlanır. Bu sayede kan şekeri düzeyleri de düşer. Doktorun tavsiye ettiği egzersiz biçimin seçilmesi ve egzersizlerin ardından kan şekeri düzeylerinin ölçülmesi oldukça önemlidir. Fazla enerjiye ihtiyaç duyulan egzersiz biçimlerinin kan şekerini aşırı düşürebileceği de akıldan çıkarılmaması gereken bir etkendir. Stres ve Hastalıklar Psikoljik açıdan stres ya da soğuk algınlığı, grip, bakteriel enfeksiyonlar sebebi ile meydana gelen fizyolojik stres insülinin gerektiği gibi fonskiyonunu devam ettirmesini engelleyecek hormonların üretimine yol açabilirler. Kalp krizi gibi kimi rahatsızlıklar ya da büyük travmalar kan şekeri düzeylerini yükselmesine yol açabilir. Stres ve hastalık gibi hallerde kan şekeri oranlarının devamlı ve sürekli kontrol edilmesi faydalı olacaktır. Pneumococcal pnömoniye ve gribe karşı aşılanmak, bu riski azaltan bir etkendir. Alkol Alkol karaciğerden glikozun serbest bırakılmasını önler. Kan şekeri düzeylerinde çok fazla düşmelere yol açabilir. Alkol tüketilmesi gerekiyor ise makul bir düzeyde tüketilmesi ve önceden muhakkak bir şeyler yenmelidir.
Organik Dudak Bakımı
Kadınların cilt bakımında en önem verdikleri yerlerden bir tanesi de dudaklardır. Eğer dudaklarınız için kimyasal içeren kremler kullanmak istemiyorsanız, önereceğimiz doğal bakım kürlerini deneyin. Kurumuş dudaklar için 200 gram susam yağı 50 gram bal mumu. Bal mumunu benmari yöntemi denilen kaynayan suyun içine yerleştirilmiş bir kap içerisinde eritin. Susam yağını ilave edin. Karışımı her gün dudaklarınıza sürün. Dolgun dudaklar için 1/2 salatalık 1 yemek kaşığı bal 1 yemek kaşığı yoğurt. Salatalığı yıkayıp kabuğunu soyun. Soyduğunuz salatalığı blendırda suyunu çıkarın. Salatalığa bal ve yoğurt ekleyerek, bir karışım hazırlayın. Elde ettiğiniz maskeyi dudak ve dudak kenarlarındaki cildinize uygulayın. 15 dk. sonra yıkayarak çıkarın. Parlaklık için 1 adet domates 1 yemek kaşığı bal 1 yemek kaşığı yoğurt. Domatesi blendıra atıp iyice ezin. Üzerine bal ve yoğurdu ekleyerek karıştırın. Elde ettiğiniz maskeyi dudaklara ve dudak kenarlarındaki cilde sürün. 15 dk.bekletip durulayın. Bu karışım dudaklarınızı nemlendirip, kırışıkları yok edecek, bunun yanısıra dudakların elastikiyetini, yumuşak ve pürüzsüz olmasını sağlayacak.haber kaynağı:trendnotlari.com/bakım
Hamile Olduğunuzu Anlamanın En Garip Yolu
Reddit isimli dünyaca ünlü forum sitesinde paylaşılan üstsüz fotoğraf günün konusu oldu. Herşey Zellarena isimli kullanıcının yüklediği üstsüz fotoğrafı ve altına yazdığı “Yemin ediyorum göğüslerim büyüdü” yorumuyla ortaya çıktı. Üstsüz fotoğrafına yüzlerce yorum gelen Zellarena’ya bir kullanıcı “belki de hamilesindir” mesajı attı. Bunun üzerine ise hamilelik testi yapacağını belirten Zellarena’ya inanmayan kullanıcıları şok eden bir fotoğraf paylaşıldı. Zellarena isimli kullanıcının yaptığı doğum kontrol testinden sonra kendisi de ilk defa hamile olduğunu ilginç bir şekilde anlamış oldu. İşte o hesap – TIKLA
Vitamin ve Mineraller Psikolojimizi Nasıl Etkiler?
Zihinsel hastalıkların beslenmeyle ilgisi hakkında ilk bilimsel bul­gu, pellagranın (depresyonu, ishali ve bunamayı) niasin ile tedavi edilebileceği bulunduğunda ortaya çıkmıştır. Bu­nun sonrasında tüm B kompleks desteklerinin tek başına kullanılan niasinden daha fazla fayda sağladığı bulunmuştur. Zihinsel rahatsızlıklar için biyokimyasal kanıtlar artma­ya devam etmektedir. Vücutta vitamin seviyelerinin değişti­rilmesiyle zihinsel hastalığın semptomlarının ortaya çıktığı­nı ya da ortadan kalktığını deneyler göstermiştir. Dr. R. Shulman’ın Ingiliz Psikiyatri Derg/Vııdeki rapo­runa göre 59 psikiyatrik hastanın 48′inde folik asit yetersiz­liği olduğu bulunmuştur. Bir başka araştırma zihinsel ve duygusal olarak hasta olanların büyük bir kısmının B kompleks vitaminlerinin bir ya da daha fazlası ve C vitami­ni yönünden eksik olduğunu göstermiştir. Hatta normal, mutlu insanların niasin ve folik asit yetersizliği yaşadıkla­rında morallerinin bozuk olduğu ve duygusal rahatsızlığın diğer semptomlarını yaşadıkları ortaya konmuştur. haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler-mineraller
Reklam