onedio
Diş Beyazlatma Yöntemleri
Dişlerinizi sarıya mahkûm etmeyin! Evde ve klinikte yapılan diş beyazlatma yöntemleri bembeyaz dişlere sahip olabilirsiniz. Dişinizin asıl rengini hatırlıyor musunuz? Muhtemelen hayır. Gün içinde tükettiğimiz çay, kahve ve sigara vücut sağlığınızı etkilediği gibi ağız ve diş sağlığımızı da etkiliyor. Dişin rengini kaybederek sararması da cabası… Çeşitli sebepler nedeniyle dişin asıl rengini kaybederek sarıya dönüştüğü durumlarda uzman gözetiminde yapılmalıdır. Uygulama sırasında herhangi bir ağrı, sancı hissedilmiyor ve 30 dakika kadar kısa bir sürede işlem tamamlanıyor. Bu noktada bir hatırlatma yapayım; diş beyazlatma aslında dişin kendi rengine kavuşmasını sağlamaktır. Dişi olmadığı kadar beyazlatan bir uygulama değil. Yapılan uygulamada başvurduğunuz diş hekiminin uzmanlığına göre 8-12 tona varan renk farkı elde edilir. Diş hekimi ya da diş koltuğu fobiniz varsa diş beyazlatma işlemini evinizde de yapabilirsiniz. Evde yapılanlara home bleaching,klinikte yapılanlara office bleaching denmektedir. Ama ne yazık ki Office bleaching uygulamasına göre home bleaching uygulamasında istenilen sonuçların anılamadığını söylemeliyim. Home bleaching uygulamasını evinizde bir aparey içine sıkılan jellerle her gün 15 dakika uygulayarak da yapabilirsiniz. Daha etkili ve kalıcı sorunlar istiyorsanız klinik içinde doktor gözetiminde yaptırabilirsiniz. Office bleaching sırasında ise kullanılan jellerin aktive edilmesi gerekiyor. Bu da LED denen özel dalga boyuna sahip ışınlarla yapılıyor. Office bleachingde başarı, kullanılan jellerin konsantasyonuna ve bu jelleri aktive eden ışık kaynağının aktivasyon gücüne bağlıdır. Uygulama sırasında herhangi bir ağrı, sızı ya da kanama yaşanmaz. Fakat beyazlatma işleminin ardından dişlerde iki gün gibi bir sürede hassasiyet yaşanabilir. Yaklaşık bir saat süren uygulama sonunda klinikten ilk günkü gibi beyaz dişlere sahip bir şekilde ayrılabilirsiniz.
Sarımsağın faydaları nelerdir?
İnsanların kokusundan dolayı tüketmekten kaçındığı yada tükettikten sonra kokudan dolayı vicdan azabı duyduğu sarımsağın faydaları‘nı sizin için sıraladık.Sarımsakla ilgili kötü düşüncelerden kesinlikle arınmalısınız çünkü onun kokusu onun bu kadar iyi olmasının başlıca sebeplerinden birisi.Eğer sarımsak tüketiniz ve kokusundan arınmanız gerekiyorsa doğa’nın bize sunduğu başka bir ürün Karanfil’i kullanabilirsiniz. Karanfil sarımsağın kokusunu almakta bire bir bir üründür.Kilolu olduğunuzdan şikayetçiyseniz çok yemek yediğinizi düşünüyorsanız sarımsak tüketmeniz sizin için çok iyidir. Çünkü sarımsak iştahı kapatıcı özelliğe sahiptir.Yemeklerinizin içine koyduğunuz bir tane sarımsak ve yemek sırasında tükettiğiniz 1 diş sarımsak beyne gönderdiği sinyallerle size tokluk hissi yaratacaktır.Metabolizma hızını artırmaya yardımcı olur.Yüksek kolesterol problemi olanlar için doğal ilaç olarak kullanılan yöntemlerin başında sarımsak tüketimi geliyor.Kolesterol’ü düşürdüğü gibi aynı zamanda kalp krizi riskini de azaltıyor.Sarımsak tüketimi saç sağlığı için çok önemlidir. Özellikle içerisinde sarımsak bulunan şampuanlar saç dökülmesini engeller.Antioksidanlarla dolu olan sarımsak kış günlerinizde size vücudunuz kadar iyi bakacaktır.Sedef hastalığı olan insanlar bilirler ki sedef hastalığı ile mücadele etmek oldukça zor ve zahmetlidir. Sedef hastalığı olan insanlar sedef olan yeri sarımsak ile ovarlarsa hastalığın iyileşmesinde rol oynar.Kan şekeri seviyesinin yükselmesini sağlar.
Düşük Kalorili Obezite Diyeti
Obezite hastalığı tedavisi için, çok düşük kalorili diyetler yalnızca deneyimli uzmanlar tarafından gözlem altında olacak şekilde uygulanmalıdır. Günlük enerji içerme oranları 600 – 800 kcal arasında olan diyetlerdir. Diyetin ilk haftalarında çok düşük kalorili diyetler sayesinde çok ciddi ve gözle görülebilir miktarda kilolar kaybedilebilir. Kilo kayıpları haftalık ortamala 3-4 kg arasında olabilmektedir. Fakat ilk zamanlarda bu denli hızlı gerçekleşen kilo kayıpları ileri zamanlarda azalmaktadır. Çok düşük kalorili diyetler, bellirli besinlerin hiç alınmaması prensibine dayanır. Bu sebeple çok düşük kalorili diyetlerin uzun süre sürdürülebilmesi olanaklı değildir. Karbonhidratsız diyetler, ve yağ diyetleri gibi. Böyle durumlar uzman kontrülü olmadan uygulanır ise, vitamin ve mineral yetersizlikleri çok ciddi düzeylere ulaşabilir. Toz halinde hazırlanmış, çok düşük kalorili diyet konsantreleri piyasada mevcut şekilde bulunmaktadır.Bu konsantrelerin içinde vitaminler, mineraller, eser elementler, yağ asitleri ve proteinler vardır. Bu ürünlerde çoğunlukla karbonhidrat bulunmamaktadır. Bu sebeple özellikle Tip 2 Diyabet hastası olan obez ve morbid obez kişilerde kan şekerinin kontrolünde bazı olumlu etkiler gösterebilmektedir. Bu tip hazır diyetler ile; bu ciddi kilo kayıpları yağ dışı vücut kütlesinde azalma yaptığından dolayı, verilen kiloların tekrar alınması çok sık ve büyük oranda olmaktadır. Kiloları tekrar almak, daha çok kilo kaybı ile beraber olan enerji kullanımın azalması yüzündendir. Çok düşük kalorili diyetler ender hallerde kilo kaybının sürmesini sağlamak amaçlı uygulanabilir. Etkin kilo kaybı sağlamaya başlamış morbid obezite hastalarında, klasik diyet ve egzersiz ile daha fazla ileri gitme sağlanamayabilir. Bu hastalarda çok düşük kalorili diyetler sayesinde yeni bir hızlanma sağlanabilir. Fakat bunun da uzun süreli, etkin ve kalıcı olmadığı akılda tutulmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü, 1992′de konsensüs kararı olarak morbid obezite hastalığının en etkin ve en kalıcı tedavisinin obezite cerrahisi ile sağlanabildiğini bildirmiştir. Saç dökülmeleri olmak üzere çok düşük kalorili diyetlerde birçok risk bulunmaktadır. Bunların başında deride kuruma (dehidratasyon) ve incelmeler, bazal metabolizma hızının yavaşlaması, safra kesesi taşları oluşabilir. Kalıcı kio kaybı ve etkin bir kilo kaybını çok düşük kalorili diyetler uzun süreli sağlayamaz. Çocuklar ve gençlerde uygulanması fiziksel gelişim açısından uygun değildir, tavsiye edilmez. Çok düşük kalorili diyetler vücut kitle indeksi 50 – 60 kg/m2′den fazla olan süper obezite hastalarında uzman kontrolünde operasyon öncesinde uygulanabilir.
Cem Yılmaz'dan, LÖSEV'e Reklam Desteği
Cem Yılmaz kolları sıvadı. Yılmaz, LÖSEV tarafından 'Sizin İçin Küsurat, Lösemili Kardeşlerimiz İçin Bir Hayat' sloganıyla başlattığı bağış kampanyasında kameraların karşısına geçti. Kampanyadan elde edilecek küsuratlar, lösemili çocuklar için inşa edilmesi planlanan tam donanımlı hastane için kullanılacak. Onedio
Çevik Bir Beyin İçin 20 Şifalı Menü Önerisi
1. Yoğun ve ağır bir kahvaltıdan kaçının. Fazla tüketilen ekmek, kek, poğaça, açma, börek gibi hamur işleri beyin damarlarımızı bloke eder.2. Gün içinde öğün ve öğün aralarında aşırı yememeye dikkat edin. Bu sizi yavaşlatır, yorgun düşürür ve cansızlaştırır.3. Aç hissediyorsanız ve yeteri kadar zamanınız yoksa fast-food tarzı yemekten ziyade yağsız protein içeren besinler tercih edin. Mesela kırıp kaynar suda pişirilen ya da rafadan yumurta, light peynir veya yoğurt… Boş mideye giren sade protein dopamin ve asetilkolin gibi beyin nörotransmitterlerinin üretimini hızlandırır.4. Gün içinde çiğ sebze ve meyvelerden ve bunların sularından oluşan öğünleri tercih edin. Bu, vücudunuza detoks uygular, yani bedenin arınmasını sağlar. Ayrıca beyni besleyerek sağladığı antioksidanlarla serbest radikallerden korur.5. Som balığı, ton balığı, kılıç balığı, uskumru, hamsi ve sardalya gibi balıkları bol bol yiyin. Balık yağı beyin ve hafıza gelişiminde önemli rol oynayan, öğrenme becerisini ve zihinsel kapasiteyi geliştiren omega 3, DHA ve EPA gibi temel yağ bileşimleri içerir.6. Keten tohumu harika bir omega 3 temel yağ asidi kaynağıdır. Salatanın ya da yoğurdun içine bir tatlı kaşığı keten tohumu atabilir veya alternatif kullanım çeşitlerini deneyebilirsiniz. Omega 3 eksikliği ya da dengesizliği bazı beyin rahatsızlıklarının ve zihinsel yaşlanmanın kaynağı olarak biliniyor.7. Balık yağı kapsülü kullanın.8. İçkiden uzak durun; zira alkol, beyin hücrelerini hasara uğratır.9. Granül halinde satılan soya lesitin tüketin. Soya lesitin; optimum beyin fonksiyonları için gerekli kolin, inositol ve fosfor gibi maddelerce zengindir.10. Şeker tüketiminizi en aza indirin. Şekerlemelerden, hazır satılan şekerli meyve sularından, dışarıda satılan pasta, kek ve bisküvilerden uzak durun. Yani, abur cuburla aranız açık olsun biraz. Bunlar kan şekeri dengesini bozar ve insülin duyarsızlığına yol açar. (Pankreasın salgıladığı insülin etkisi ile kan şekeri kontrolü sağlanır, fakat bazen bu salgılanmış olan insüline karşı periferik dokular direnç gösterir ve insüline gerekli yanıt sağlanamaz, buna insülin duyarsızlığı denir.) İnsülin duyarsızlığı, beynin ihtiyaç duyduğu enerji miktarının yeterli ölçüde sağlanamamasının temel nedenidir.11. Optimum beyin fonksiyonu sağlamak için vücudunuzu multivitaminler ve antioksidanlarla destekleyin. B vitamini, beyindeki nörotransmitterlerin ve hormonların üretiminde katalizör görevi görür. Tek bir vitaminin eksikliği bile beyin fonksiyonlarını zayıflatır.12. Ginkgo biloba tüketin. Yapraklarından yapılan çay veya kapsül olarak kullanabilirsiniz. Konsantrasyon yeteneğinin gelişmesini ve hafızanın güçlenmesini sağlar. Ayrıca Alzheimer’ı önler.13. Ginseng bitkisi gün boyunca tonik etkisi görür ve zihinsel aktiviteyi güçlendirir. Günün sonunda alınması önerilir. Beyin üzerinde sakinleştirici etkisi vardır.14. Nişasta, patates, pirinç, makarna, buğday ve tahıldan yapılma ürünler kompleks karbonhidratlardır. Bunlar iyi hissetmemizi ve sakinleşmemizi sağlayan serotonin hormonunun salgılanmasını hızlandırırlar.15. Triptofan (proteinlerin çoğunda bulunan, organizma için gerekli aminoasit) açısından zengin besinler yiyin. Mesela yatmadan önce ballı ya da muzlu sıcak süt harika olacaktır. Triptofan, sağlıklı bir uyku döngüsü için gerekli serotonin ve melatonin hormonlarının salgılanması için son derece önemli bir yapı bloğu proteinidir. Melatonin beynimizi yaşlanmayla ilgili hastalıklardan korur, ayrıca antioksidon olarak işlev görür ve kansere karşı etkilidir.16. Yeterli ölçüde multi-mineral aldığınızdan emin olun. Kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller optimum zihinsel kapasite, istikrarlı bir ruh hali ve gerilimden kaynaklanan baş ağrısını önlemede hayati rol oynar. Mineraller beynimizi kurşun ve civa gibi toksik metallerden korur.17. Hidrojene yağlardan ve trans yağ asitlerinden uzak durun. Yani margarin, pasta, kek, kurabiye, bisküvi, çerezler, cipsler, salata sosları, kızartma yiyeceklere dur demelisiniz. Bunlar beyin fonksiyonlarının işleyişini bozarak beyne zarar verir.18. Yeşil çay, beyin gücünü artıran ve beyni serbest radikaller ile toksinlerden koruyan harika bir içecektir.19. Kahve dopamin hormonunun salgılanmasını sağlar. Kahvenin boş mideye, şekersiz ya da çok az şekerli olarak içilmesini öneririz. Abartmamak kaydıyla içilen kahve beyin fonksiyonlarını hızlandırır, ruhsal olarak da bizi yükseltir. Çikolatanın içerdiği kakaonun da beyni koruyan antioksidan içerdiği bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.20. Yaban mersiniyle sıkı fıkı dost olun. Çünkü bu meyve maksimum düzeyde antioksidan içeriyor, dolayısıyla en favori beyin besinlerinden biri olarak anılıyor.Genç Gelişim, Buğra Öner Kocukeli
Aşırı Stres Altında Olduğunuzun 8 İşareti
Sürekli gerilim altında olmak vücudun fiziksel ve ruhsal durumunu etkiliyor. Hatta uzmanlar, hastalıkların yüzde 90′ının stresle bağlantılı olduğunu sıklıkla tekrarlıyor. Stresli olduğunuzu gösteren sekiz işaret şöyle: 1. Sürekli hastaysanız ve atlatamıyorsanız : Baskı altındayken vücut ‘kortizol’ adlı stres hormonunu salgılar. Bu hormon, bağışıklık sisteminin stresle başa çıkmasına kısa vadede yardımcı olur. Ancak sürekli baskı yaşandığında bu hormonlar tükeniyor ve vücut hastalıklara daha açık hale geliyor. Stres, yaraların iyileşme süresini bile uzatıyor. Vücudunuzu kulak vermeli ve biraz dinlenmelisiniz. 2. Konsantrasyon sorunu yaşıyorsanız Uzmanlar, kortizola uzun süre maruz kalmanın beynin hafıza bölümünde daralmaya neden olduğunu söylüyor. Uzun süreli stres, proteinlerin çoğalmasını tetikleyerek Alzheimer’a bile yol açabiliyor. Böyle durumlarda derin nefes alıp vermek baskıyı hafifletir. 3. Sürekli baş ağrısı çekiyorsanız Eğer baş ağrınızı ‘ migren gibi’ , ‘ hayatımın en kötü başağrısı ‘, ‘ başım yüzünden uyuyamadım ‘ şeklinde tanımlıyorsanız, bunlar stresin belirtileridir ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. 4. Boynunuz ya da sırtınız sürekli ağrıyorsa Hayır, bu şikayetler sadece yanlış oturmaktan kaynaklanmaz. Stres ve tansiyon kasları sıkıştırır ve kas spazmlarına neden olur. Boyun ağrısı baş ağrısına da neden olur. Esneme hareketlerine dayanan yoga gibi sporlara başvurmak iyi bir çözüm olabilir. 5. İyi uyumakta sorun yaşıyorsanız : Uzun bir günün ardından yorgun hissetmenize karşın uykuya dalmakta sorun çekiyorsanız, bu stres kaynaklı bir yorgunluk yaşadığınızı göstergesidir. Kafein ve alkolü kesmeli, biraz egzersiz yapmaya başlamalısınız. 6. Saçınız her zamankinden fazla dökülüyorsa : Bu da bağışıklık sisteminin saç foliküllerine saldırmasıyla ilgili bir sorundur. Daha çok genç kadınlarda görülür. 7. İdrar yolu enfeksiyonları yaşıyorsanız Uzun saatler ara vermeden masa başında kalırsanız bu sorunu yaşamanız olası. 8. Cinsel hayatınız kötüye gidiyorsa Stresin yatak odalarını etkilediği bilinen bir gerçek. Erkeklerde ereksiyon bozukluğuna yol açan stres, doktorlara göre haplarla giderilecek bir şey değil. Öncelikle stresten kurtulmak gerekiyor.Kaynak: Diken
Reklam
Diyete Yardımcı Besinler
Diyet yapıyor fakat bir türlü kilo veremiyorsanız,programınıza bazı gıdalar ekleyerek daha kolay yağ yakımı sağlayabilirsiniz. Yeşil Çay Yeşil çay, metabolizmayı hızlandıran özelliği ile kilokaybına yardımcı olur ve özellikle karın bölgesinde yağ yakımı sağlar. Günde birkaçfincan içebilirsiniz. Çiğ Sebzeler Gün içinde acıktığınızda abur cuburlar yerine doğranmışkereviz, havuç gibi sağlıklı sebzeler tercih ederek aldığınız kaloriyiazaltabilirsiniz. Kahve Fazladan kalori içermediği sürece kahve metabolizmanızı hızlandırarakkilo vermenize yardımcı olur. Salata Özellikle marul mide de yer kaplar ve bol su içeriği olanbir besindir. Bu sayede midenizde diğer ürünlere daha az yer ayırmış olursunuz.Salatanıza meyve, sebze ve peynir çeşitleri ekleyerek daha keyifli bir halegetirebilirsiniz. Ayrıca yağ yakıcı etkisi kanıtlanmış sirke size diyetprogramınızda yardımcı olacaktır. Yağsız Süt Yağlı sütlerde bulunan protein ve kalsiyum ihtiyacınızıkarşılar ve tokluk hissi sağlar. Bu sayede bel çevresi ve karın bölgesinde kilokaybına destek olur. Patlamış Mısır Yağ ve tuz eklemediğiniz patlamış mısırın kalori değeri çokdüşüktür bu yüzden gönül rahatlığı ile yiyebilirsiniz. Yumurta Yapılan araştırmalara göre sabahları alınan proteinin uzunsüre tok tutma etkisi görülmüştür. Simit ve poğaça gibi yüksek kalorili ürünleryerine 75 kalori değerindeki yumurta ile daha sağlıklı beslenerek kalorideğerini dengede tutabilirsiniz. Greyfurt  Lif içeriği ve uzunsürede sindirilen yapısı ile greyfurt siziz tok tutarak daha az kalori almanızısağlar. Yemek öncesinde yarım greyfurt yiyerek veya suyunu içerek yemeksırasında ne kadar az şey yemek istediğinizi fark edeceksiniz.
Taurin Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Vücutta sentezlenen bu temel olmayan amino asit, diğer amino asitlerin yapı bloğudur. Taurin (taurine) kalp dokula­rında, iskelet kaslarında ve merkezi sinir sisteminde bol miktarda bulunur. Yağların sindiriminde, yağda çözünen vi­taminlerin emilmesinde ve serum kolesterol seviyelerinin kontrolünde ihtiyaç duyulur. Ayrıca beyin üzerinde koruyu­cu bir etkisi vardır. Faydaları Kalp işlevini kuvvetlendirir. Görüşü desteklemeye ve kassal bozulmayı önlemeye yardımcı olur. Anksiyete (kaygı) ve epilepsinin tedavisine yardım eder. Doğal Kaynaklar Yumurta, balık, et, süt...haber kaynağı:724saglik.org/vitamin-ve-mineraller
Reklam
Alzheimer'da Çığır Açacak Test
ABD’li araştırmacılar, Alzheimer’ı üç yıl önce belirleyen bir test geliştirdi. Araştırmacılar 70 yaş ve üzeri 500 kişiyi 5 yıl boyunca takip etti. Alzheimer’a yakalanan 53 kişinin kan değerleri, sağlıklı 53 kişi ile karşılaştırıldı. Kandaki 10 yağ seviyesinin iki grupta çeşitlilik gösterdiği tespit edildi. Bilim insanları, kandaki bu değerlere bakarak kişinin 36 ay içinde Alzheimer hastası olup olmayacağını tespit etmenin mümkün olduğunu belirtiyor. haber kaynağı: 724saglik.org/sağlık-haberleri
Açlık Hissini Azaltan Aminoasit; Fenilalalin
Fenilalalin (Phenylalanine) sinir hücreleri ve beyin arasında sinir iletici görevi gören bir temel amino asittir. Vücutta, uyanıklığı ve enerjiyi destekleyen harekete geçirici iletiler olan norepinefrine ve dopamine dönüşür. Ayrıca yapay tatlandırıcı aspartamın yarısıdır (fenilalanin ve aspartik asit) ve nere­deyse bütün alkolsüz içeceklerde, bütün diyet gıda ve ilaç­larında mevcuttur. Faydaları Açlık hissini azaltır. Cinsel isteği artırır. Belleği ve zihinsel uyanıklığı geliştirir. Depresyonu yatıştırır. Doğal Kaynaklar Protein yönünden tüm zengin gıdalar, ekmek malzeme­si, soya ürünleri, çiftlik peyniri, kaymağı alınmış süt, ba­dem, yerfıstığı, Lima fasulyesi, balkabağı ve susam...haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler-mineraller
Lizin Nedir, Faydaları Nelerdir?
Lizin (lysine) adlı amino asit, kritik vücut protein­lerinin yapımında hayati bir önem taşır. Büyüme, doku ona­nım ve antikorların, hormonların ve enzimlerin üretimi için gereklidir. Herpes simplex enfeksiyonunun (ateş ve soğuk algınlığı uçuklan) ortaya çıkmasını azaltmada ve önlenmesinde yar­dımcı olur. Daha iyi bir konsantrasyonu destekler. Enerji üretimi için gerekli yağ asitlerini tam olarak kul­lanır. Kalsiyumun emilimine yardım eder. Osteoporozun önlenmesine ve tedavisine yardım eder. Doğurganlıkla ilgili bazı sorunları iyileştirmeye yardım eder. Doğal Kaynaklar Balık, süt, et, peynir, maya, yumurta, soya ürünleri, protein yönünden zengin tüm yiyecekler. Lizin Destekleri Lizin genellikle 500 mg.lik tabletler ya da kapsüller halinde mevcuttur. Olağan doz yemek saatlerinden yarım saat önce günlük 1-2 adettir. Öneriler Eğer genellikle yorgunsanız, konsantre olamıyorsanız, gözlerinizin kızarmaya eğilimi varsa, mide bulantısı, baş dönmesi, saç kaybı ve aneminiz varsa lizin yetersizliği yaşı­yor olabilirsiniz. Yaşlılar, özellikle de erkekler, genç olanlara oranla daha fazla lizin ihtiyacı...haber kaynağı: 724saglik.org/Vitamin ve Mineraller
Reklam
'Kanser Köy'de Ölümü Ölçtüler!
Adı Kanser Köy’e çıkan Söke’ye bağlı Kisir köyünde geçtiğimiz cuma günü yine kanserden ölen birinin cenazesi kalktı. Aynı gün, köyün Yusufalan Mahallesi’ndeki uranyum sondajlarının olduğu alanda üç farklı ülkeden, üç farklı bilim insanının, üç ayrı cihazla yaptıkları radyasyon ölçümlerinde yıllık güvenli dozun 450 katı radyasyon tespit edildi. Yaşananların büyük bir sorumsuzluğun ürünü olduğunu söyleyen bilim insanları, bölgeyi “afet bölgesi” olarak tanımladı! ÜÇ FARKLI ÜLKE, ÜÇ BİLİM İNSANI, 3 AYRI CİHAZ Evrensel’in Kisir köydeki yüksek kanser oranını ve köy yakınındaki uranyum sondajını gündeme getirdiği “Kanser Köy” haberinin ardından, bilim insanları köyü incelemeye aldı. Son olarak Fukişima’nın yıl dönümünde İzmir’deki nükleer santral karşıtı bir panele katılmak için Amerika ve Almanya’dan gelen iki bilim insanı, Kisir Köy’de ölçümler yaptı. Amerika’da yaşayan nükleer fizikçi Prof. Dr. Hayrettin Kılıç, Almanya’da yaşayan Nükleer Savaşa Karşı Uluslararası Hekimler Birliğinin Almanya Seksiyonu Üyesi Radyolog Doktor Alper Öktem ve Dokuz Eylül Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Enver Yaser Küçükgül’ün yanı sıra EGEÇEP Yürütme Kurulu Üyesi Mustafa Erkalkan ile birlikte gittiğimiz Kisir köyünde, ekibe Kuşadası EKODOSD çevre örgütü temsilcileri de katıldı. Uranyum sondajı alanlarında yapılan radyasyon ölçümlerinde üç farklı ölçüm aleti kullanıldı. Daha önce Manisa Köprübaşı Kasar köyü civarında gerçekleştirilen ve 140 kat fazla radyasyon ölçümü yapan Gamma Scout adlı cihazın yanı sıra, aynı cihazdan Almanya’dan gelirken getiren ve geçtiğimiz perşembe Gaziemir’de yeniden ölçüm yapan Dr. Öktem de ayrı ayrı ölçümler gerçekleştirdi. Prof. Dr. Hayrettin Kılıç ise sayısal ölçümün yanı sıra sesle de uyarı veren GQ GMC 300 Giger Muller Counter adlı cihazla ölçüm yaptı. 450 KAT FAZLA RADYASYON! Evrensel'den Özer Akdemir'in haberine göre, Kisir köyünün yaylası olan Osmankuyusu bölgesinin girişinden itibaren artmaya başlayan radyasyon değerleri sondaj yapılan alanlarda çok yüksek oranlara ulaştı. Özellikle yörede yaşayan köylülerin 1958’li yıllarda İngilizler tarafından açıldığını söyledikleri alanlarda yapılan ölçümlerde 30, 41, 56 mikro sievert’e ulaşan değerlerde gama radyasyon ölçümleri gerçekleştirildi. İngiliz mühendislerin köylülere “Sakın bunlara dokunmayın” dediği uranyumlu taşların olduğu tepede ölçülen rakam tam 56.1 mikro sievert’e ulaştı. Ölçümü yapan bilim insanları bu değerin yıllık güvenli dozun 450 katı anlamına geldiğini belirttiler. Bölgede evi ve bahçeleri bulunan Yusuf Çenesiz adlı köylünün evindeki ocağın küllerinde, çevredeki bahçeleri birbirine ayırmak için üst üste yığılan taşlarla oluşturulan duvarlarda yüksek oranda radyasyon ölçüldü. Bu radyasyonlu alanlarda hiçbir şekilde önlem alınmazken, herhangi bir uyarı levhası da yoktu. Dere ve çeşmelerdeki sular ise insanlar ve hayvanlar tarafından kullanılmaya devam ediyor. KİRLİLİĞİN TAŞINDIĞI KESİN Ölçüm yapılan arazinin yerleşim yerinden uzak olması nedeniyle direkt etkilenim olmasa da yağmur sularıyla, rüzgarlarla, yeraltı sularıyla kirliliğin taşındığının kesin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hayrettin Kılıç; “Yerleşim alanlarındaki problem, besin zinciri ve radon gazı. Köydeki kanser olaylarının bu kadar artması ile doğrudan bağ kurulabilir. Yüzeydeki taşları ölçtük 56’yı gördük, 10 metre kazsaydık herhalde 1000’i bulurduk. Evlerde kullanılan taş aynı taş. Radyasyonun karıştığı alanları, suları, toprağı tespit etmek, ekilen ürünlerde radyasyon oranını ölçmek lazım” dedi. BURASI AFET BÖLGESİ! Ölçülen değerin yıl boyu insanlar için güvenli olarak kabul edilen değerin 450 katı olduğunu belirten Yrd. Doç. Enver Yaser Küçükgül, bölgedeki taramanın üç farklı ülkeden, üç farklı bilim insanı tarafından üç ayrı cihazla yapıldığının altını çizdi. Son gelişmelerle Türkiye’de bir dönem yoğun bir şekilde uranyum araştırması yapıldığını belirten Dr. Alper Öktem ise şunları söyledi; “Bu madenler rehabilite edilmeden terk edilmiş. İşte az önce karşılaştığımız olay uranyum ihtiva eden kaya parçalarını yığmışlar bir köşeye, köylüye de bunları sakın ellemeyin deyip gitmişler. Büyük bir sorumsuzluk örneği ile karşı karşıyayız. Şimdi bu işin geniş çaplı saklanması değil, üzerine gidilmesi lazım. Eğer bu sondaj kuyuları açılmasaydı toprağın üzerinde hiçbir şekilde böylesi büyük rakamlar görmeyecektik. Açıldığı için bu maden milyonlarca yıldır durduğu yerden çıkmış ve hiçbir tedbir alınmadan açıkta bırakılıp gidildiği için, suyla, rüzgarla, canlılarla çevreye yayılıyor, kontamine oluyor. Köyde kanser son derece yaygın. Daha somut adım için şunu yapmak lazım; Bir kere kaynak belli ki burası, buradan giden su. Köyde de hangi yere, hangi bitkiye, hangi toprağa veya yer altı sularına ulaştığının araştırılması lazım. Daha önce Köprübaşında TÜBİTAK destekli yapılan çalışmanın burada da bir an önce yapılması, vatandaşa durumun izah edilmesi ve icabında tahliye edilmesi gereken ev varsa tahliye etmek lazım. Burayı bir afet bölgesi olarak görüyorum!” Özer AKDEMİR | Evrensel
Kilo Vermek İçin En İyi 13 Yol
Kilo vermek tüm yaşamınız içinde uğraşacağınız en büyük düşman olabilir o zaman bu 13 yolu izlemelisiniz! Öğle yemeği zamanı. Her zamanki gibi hızlıca yemek alanına gideceksin ve seni tüm öğleden sonra tok tutacak bir şeyler yiyeceksin. Büyük bir ihtimalle içinde ketçap veya peynir olan bir şey alacaksın. Akşam yemeği için daha iyi bir şey deneyeceksin. Ama bununda sağlıklı olduğu söylenemez. Peki bu adam ne yapmalı? Korkmana gerek yok. Bu ipuçları daha iyi beslenmene yardımcı olabilir, hem de kilo verme hedeflerinizede ulaşarak. 1-Porsiyonlarınızı kontrol edin Porsiyonlarınızdan kesmeniz, az bile olsa, her gün yüzlerce kaloriden kurtulmanızı sağlayacaktır hem de aç kurt olmadan. Amerika Tüketim Federasyonundan Carol Tucker Foreman’in dediğine göre, Amerikalarının aldığı kalori miktarı günde 167 kalori artmış.. Bu da her yıl için 17 kilo artış demektir. Bu bile porsiyonları küçültmek için bir nedendir. Sağlık haberlerine göre, Amerika’daki servis boyutları,insanların ihtiyacı olanın iki katı büyüklükte. Süper büyük porsiyonlar, halkın göbeğinin sürekli büyümesine neden oldu. Yediklerinizi kontrol altında tutabilmek için orta büyüklükte porsiyonlar kullanın. Ve şu kuralı hatırlayın: Tabağınızı 1/2′si meyve ve sebzelerle kaplı olacak, 1/4′ü tahıllarla veya baklagillerle ve geri kalanı ise iskambil kağıdı büyüklüğündeki yağsız etle (balık, derisiz tavuk). 2-Günde 5-6 defa yeyin Porsiyonların küçülmesi ve yavaş yenilmesinin yanı sıra, sık sık yemek metabolizmanızın hızlı çalışmasına ve şeker değerinizin tutarlı gitmesini sağlar.Sık sık yediğiniz zaman , kendinizi kontrol edip ve 3 öğün yediğiniz zamankinden de daha küçük porsiyonlarda yemek yemelisiniz. Oretalama bir adam günde 2500 kalori tüketmelidir. Sizde alacağınız kaloriyi öğünlere bölmelisiniz. 3-Ara öğünler Emin olabilirsiniz ki ara öğün dendiğinde bu peynir veya kurabiyeleri kapsamıyor. Ara öğünlerde genelde çiğ ve organik gıdalar tüketilmeli. Elma ve armut gibi meyveler, havuç gibi sebzeler, tahıllı besinler, pirinç keki veya kraker gibi ve yüksek proteinli gıdalar yağsız yoğurt, süzme peynir. Bunların hepsi lezzetli ve az kalorili ara öğünleridir. Ara öğünlerinizi 200 kalorinin altında tutun. 4-Bol su için Biliyorum bu ipucunu milyonlarca kez aldınız ama çok su içmek ve vücudunuzda su bulundurmak sabit kiloda kalmak için çok önemlidir. Günde 8 bardak su içiyorsunuz, eğer fiziksel yoğunluğu olan bir işiniz varsa daha fazla, böylece susuzluk ve açlığı birbirine karıştırmayacaksınız. Bir dahaki sefere yiyecek bir şeylere saldırmak istediğinizde, onun yerine su içmeyi deneyin. Açlığınızın geçtiğini görünce şaşıracaksınız. Eğer su içmekten hoşlanmıyorsanız, suyun içine limon parçacıkları koymayı deneyin. Veya çay-naneli veya papatyalı. 5-Geceleri karbonhidrat yemeyin Basit karbonhidratlar şeker ve ekmek gibi, kalori olarak yüksektir ve çabucak sindirilirler ve insülin seviyesini yükseltirler. Meyve, sebze, tahıllar gibi kompleks karbonhidratlar ise yavaş yakılırlar. Belirli bir saatten sonra karbonhidrat tüketmediğinizde (mesela 16.00), sonraki saatlerde vücudunuzun brownie, kek gibi yağlı gıda isteme olasılığı düşecektir. 1 tabak Karides veya 1 avuç tuzsuz ve sossuz badem gibi glisemik indeksi düşük olan yiyecekleri tüketin, kan şekeriniz ve açlık düzeyiniz istikrarlı olsun. 6-Beslenmenizden tuzu çıkarın Tuz vücudunuzda su tuttuğu için, tuz tüketiminizİ azalttığınız zaman, vücudunuzda daha az su tutulacaktır. Tuz aynı zamanda yüksek kan basıncının yol açtığından, tuzu azalttığınız zaman daha sağlıklı bir kalbe sahip olacaksınız. 7-Kilo verdiren hap alın Kilo vermenize ve daha iyi bir vücuda sahip olmanıza yardımcı olacak birçok hap ve doğal ürünler var. Ancak bu ürünlerden bazıları vücudunuza zararlı Ephedra, kafein, diüretik veya kalp ritminizi arttırarak ölüme bile yol açabilecek uyarıcılar içerebilir. Bu sebepten bir ürünü denemeden önce dikkatli olunuz, eğer şüpheleriniz veya sağlık problemleriniz varsa doktorunuzun onayını almadan kullanmayınız. Güvenebileceğiniz ürünlerden biri; Nutrica’nın ürünü olan Advaslim. Aynı anda hem kalori alımınızı azaltarak hem de yavaşça metabolizma hızınızı arttırarak güvenli kilo vermeniz prensibi üzerine çalışmaktadır. Advalsim, içinde deniz kabuklarından elde edilen doğal bir lif olan chitosanın özel bir formunu bulundurur. Bu form sayesinde advalsim yemeklerden önce alındığında midedeki asidik ortamın genişlemesini sağlar ve tokluk hissi yaratır. Advalsim içinde bulunan Pyruvate ve Commiphora ile aynı zamanda yavaşça metabolizma hızını yükselterek istenmeyen yağların yakılmasına ve kolesterol dengesinin sağlanmasına yardımcı olur. 8-Yavaş yiyin Sakin! Birileri önündeki tabağı çalacakmış gibi hemen tüm yemeği ağzına tıkmana gerek yok. Eğer lokmalarınızı iyi çiğneyerek ve yemeğin tüm tadına vararak yerseniz; beynin mideye dolu olduğunu söylediği 20 dakikalık dilime yetişebilirsiniz. 9-Az miktarda alkol alın Yemeğiniz ile beraber bir kadeh şarap içebilirsiniz her ne kadar siz mayalı içkilerden birini tercih etseniz de. Size bunu söylemekten nefret ediyorum ama alemlerde alacağınız kaloriler çabalarınızı boşa çıkaracaktır. Diyetinizde alacağınız boş kalorileri vermek çok zordur. Birada da yüksek miktarda maya ve şeker vardır, diğer içkiler ise yüksek şeker içerirler bu yüzden şarap rejimdeyken en uygun alkollü içecektir. Alkol metabolizmanızı yavaşlatır, yiyecek kısıtlamanızı düşürür, kandaki şeker oranını yükseltir ve kilo almanızı sağlar. Buna ilaveten içkinize eklediğiniz şuruplar, likörler hatta sodalar, sıvı şekerlerdir ve diyetinize hiçbir faydası yoktur. Diyet karışımları seçmeniz veya büyük erkekler gibi sek içmenizi öneririz. 10-Yağlı yiyecekleri kesin Eğer hep maç izlerken bir kap dolusu cips yiyorsanız, varacağınız son bel çevrenizde o kap büyüklüğünde yağ tabakası oluşmasıdır. Bir gramından 9 kalori aldığımız doymuş yağ atar damarımızı tıkar ve kötü kolesterol seviyesini yükseltir. Kötü yağların yanı sıra linoleic, Omega 3,6 and 9 gibi vücut için gerekli yağ asitleri (EFA) de vardır .Zeytin ve keten tohumunda bulunan çoklu doymamış ve doymamış yağ beyniniz için enerji sağlar ve kanınızdaki iyi kolesterol oranını dengede tutar. Yağı azaltılmış bisküvi ve gıdaların şeker veya başka bir içerik seviyeleri yükseltilmiştir , kalorileri hesaplandığından normal versiyonlarından pek farklı değillerdir. 11-Dışarıda fazla yemeyin Eğer yiyecekler sizin önünüzde yapılmıyorsa, yemeğinizde sizin hayal edebileceğinizden daha fazla yağ ve katkı maddesi olma şansı yüksektir. Bir yemekte ne kadar sıvıyağ veya tereyağı varsa, yemek o kadar lezzetlidir. Porsiyonlarınızın büyüklüğünü ayarlayabilmek, içine koyacağınız yağ ve tuzu kontrol edebilmek için eğer mümkünse kendi yemeğinizi hazırlayın ve öğle yemeğinizi paketleyip yanınıza alın. Tatildeyseniz veya çalıştığınız yerde buzdolabı yoksa sakın kızarmış yiyecekler ısmarlamayın, onun yerine ızgara veya fırınlanmış yiyecekleri tercih edin. sosları tabağınızın kenarına isteyin ve mümkünse tabağınızın diğer tarafında patates dışında sebze olsun. 12-Televizyon izlerken yemek yemeyin Pavlov’un teorisi kanıtlamıştır ki, yemek yiyerek bir iş yapıyorsanız, yaptığını iş ağzınızın sulanmasına sebep olacaktır. Yemek enerji içindir, eğlence için değil ve her akşam televizyon karşısında bir kase cips ile oturmak sizi zayıf yapmayacaktır. Sadece yemek masasında yemek yeyin ve yemek hazırlarken atıştırmayın. Eğer televizyon karşısında birşeyler atıştırmak zorundaysanız, tüm paket cipsi oturma odasına götürmeyin , küçük bir kaba biraz cips koyun ve kendinizi sınırlandırın. 13-Kendinizi yoksun bırakmayın Size yemek konusunda dikkatli olmanızı söylemiştim, ama bazen rejimi biraz gevşetip kızartma veya milkshake sipariş etmek kabul edilebilir. Yemek, yaşamın büyük zevklerindendir. Bir kez yaşayacaksınız, arada bir yağlı veya şekerli yemek, sizi yoksunluk hissinden uzaklaştıracaktır. Bunu çiğneyin Korkutucu istatistik: Amerikalıların %60′dan fazlası kiloludur ve 1/4′ünden fazlası obezdir. Bu rakamlar sağlıklarını tehlikeye atma riski altında olan insanları göstermektedir. Düzgün yemeye başlarsanız, sağlıklı bir kiloya gelmeni kolay olacaktır. Ama bunun için yaşam şeklinizi değiştirmeli ve düzenli egzersiz yapmalısınız.
Şişmanlatan Diyet Yiyecekleri
Diyet yaptığınız halde kilo veremiyorsanız, nedeni bu diyet yiyecekleri olabilir. En sevdiğiniz diyet yiyecekler maalesef aslında sandığınız kadar diyetinize uygun olmayabilir. Gizliden gizliye şişmanlatan yiyeceklerin diyetinizi sabote etmesine izin vermeyin! Sinsi düşmanlarınızı tanıyarak hedefinize daha kolay ulaşın.Yağsız salata sosları Bazı yağlar salatanızı zararlı hale getiriyor olabilir ancak, yağsız soslar da salatanın besin değerini yok ediyor. Sebzelerde bulunan bazı besin değerleri yalnızca yağla birlikte vücut tarafından emiliyor. Eğer bu besin değerleri vücut tarafından emilmezse kendinizi doymuş hissedemezsiniz. Bu da daha fazla yemenize neden olur. Sebzelerdeki likopeni ve beta karoteni vücuda sağlamanız için sağlıklı yağlardan zeytin yağını veya kanola yağını kullanabilirsiniz.Diyet gazlı içecekler Normal gazlı içecekten daha az şekerli ve daha az kalorili olduğu doğru olsa da, yapılan araştırmalar diyet soda içen kişilerin bel bölgesinde kalınlaşma olduğunu gösteriyor.Meyveli yoğurtlar Sade ve yağsız yoğurt kalsiyum, protein açısından zengin olup diyetinize uygunken, meyve aromalı yoğurtlar ekstra şeker ve ekstra kalori barındırıyor. Yoğurdunuzu tatlandırmak istiyorsanız, meyveli yoğurt yerine bir çay kaşığı bal ekleyebilirisiniz.Şekersiz kurabiye ve şekerlemeler Şekersiz kurabiyeler şekersiz olsa da, şekerlilerle aynı oranda yağ içeriyor. Yediğiniz bir porsiyon kurabiye belki hiç şeker içermiyor ama 9 gram yağ barındırıyor.Meyveli atıştırmalıklar ve meyve suları Gerçek meyveden yapılmış ve gün boyu C vitamini takviyesi vadetse de, içinde bulundurduğu şeker ve yapay bileşenler nedeniyle diyetinize pek de uygun değil. Bunun yerine kurutulmuş meyveleri tercih edebilirsiniz. Kuru meyveler hem diyete uygun hem lif bakımından zengin hem de hastalıklara karşı savaşçı!
Reklam
Ünlülerin Diyet Sırları
Her zaman fit görüntüleriyle bizi kendilerine hayran bırakan kırmızı halı ünlüleri, herkesin merak ettiği diyet sırlarını paylaşıyorlar. İşte, Rihanna’dan Demi Moor’a ünlü kadınların zayıf kalabilme sırları ve diyet stratejileri… Rihanna Her daim fit olmayı başaran Rihanna, kilo vermek için sıkı diyetler yapmak yerine spor ve sağlıklı beslenmeye yöneliyor. “İyi hissetmenin tek yolu sağlıklı beslenmek ve spora gitmek. Eğer bu bakış açısına sahipseniz, kilo vermek için uğraşmanıza gerek kalmaz ve bu konuda oldukça başarılı olursunuz.” Diyerek konuyu özetleyen yıldız, yumurta beyazı, taze meyve-sebzeleri tüketmeye ve bol su içmeye özen gösteriyor. Karbonhidratları ise en büyük düşmanı olarak görüyor. Demi Moore Kırk ve üstü yaşlardaki kadınlar, düşüşe geçen östrojen hormonu seviyesi nedeniyle daha çok yağlı ve karbonhidratlı besinler tüketmeye meyillidirler. Ancak şeker ve tatlı krizleri her daim vardır. 51 yaşındaki Demi Moore, bu tip tatlı krizlerini taze elma dilimlerinin üzerine yer fıstığı ezmesi sürerek atlatıyor. Jennifer Garner Hamilelik döneminde epey kilo alan Jennifer Garner, bu durumdan kurtulmak ve eski fit görüntüsüne kavuşmak için epey vakit harcamış. “Doğum kilolarımı vermem neredeyse 6 ayımı aldı. Yeni anne olduğum dönemde de kilo almaya devam ettim. Bu durumu fark ettiğimde kruvasan ve bagellerden ( simit benzeri hamurlu yiyecek) kurtulmam gerektiğini anladım. Artık waffle da yememeliydim. Salatlar ve proteinli besinler tekrar hayatımın bir parçası oldu. Her gün bir parça çikolata tüketmeye devam ettim. Zayıf kalabilmekte önemli olan aşırıya kaçmamanız. ” diyen Jennifer, zayıflık sırrını böyle açıklıyor. Alicia Silverstone Alicia Silverstone’un zayıf kalmak için uyguladığı tek bir yöntem var: Vejetaryenlik. “Eğer kilo vermek istiyorsanız sağlığınıza odaklanmanız gerekli. Tamamen diyet düşüncesine sahip olmak zorunda değilsiniz, sağlıklı beslenmeli daha çok bitkisel gıda tüketmelisiniz. Karalahana ve pazıyı bol tüketin. cilt sağlığı için oldukça faydalı. Tek ihtiyacınız olan tam tahıllı ürünler ve bitkisel besinler tüketmek.” Diyen Alicia, fit vücudunu bu tüyolara borçlu. Carrie Underwood Geçtiğimiz yıl American Idol yarışmasını kazanan şarkıcı Carrie Underwood, 40 bedenden 36 bedene kısa sürede düştü. “Kilo vermede bazı kurallarım vardır. Asla kahvaltıyı atlamıyorum” diyen Carrie, bunun yanı sıra alkolü, şekerli içecekleri ve beyaz unu da hayatından çıkarmış. Bunların yerine beslenme listesine şekersiz yeşil çay ve tam tahıllı gıdalar eklemiş.
Doğru Makyaj İle Daha Sağlıklı Gözükün!
Boyanmak, süslenmek ihtiyacı insanlık tarihi kadar eskidir. İlkel toplumlarda erkekler de boyanırlarmış. Şimdi sadece objektiflerin veya kameraların karşısına geçerken makyaj yapıyorlar. Kadınlara gelince, bizim için makyajın anlamı oldukça farklı. Her şeyden önce, son derece doğal bir içgüdü olan, beğenilmek ihtiyacına hitap eder. Ancak çağımızda, bunun da ötesinde, bakımlı olmak bir sosyal değere, hatta neredeyse baskıya dönüşmüştür. Modern kadınlar, yalnızca güzel olmak için değil, aynı zamanda sosyal özgüvenlerini ve saygınlıklarını korumak için makyaj yapmak zorunda kalıyorlar. Neyse ki hepimiz için oldukça keyifli bir zorunluluk. Pek şikâyetimiz olduğunu sanmıyorum! O halde biraz da makyaj düzeninden ve kısaca makyaj malzemelerinden bahsedelim; Makyaja başlamadan önce yüz güzelce temizlenir ve tonikle silinir. Biraz bekledikten sonra nemlendirici sürülür.Sonra kaşlar gözden geçirilir, gereksiz tüyler cımbızla temizlenir.Gerçek makyaj, cilt renginize ve cilt tipinize uygun bir fondöten sürmekle başlar.Sonra pudra ile yüzün parlaklığı alınır ve hafifçe matlaştırılır. Bu işlemlerden sonra yüzünüz nötr-donuk bir hale gelir. Artık sıra, yüzünüze anlam vermeye gelmiştir. Bunun için;Göz makyajı yapılır. Önce far, high lighter sürülür. Sonra kalem veya eye liner ile göze bir çerçeve yapılır. Rimel en son sürülür. Gerekiyorsa, bu arada kaşlar da hafifçe boyanabilir.Yüzü biraz daha canlandırmak için allık kullanılır.En son dudaklar boyanır. Bunun için önce dudak çerçevelenir sonra da ruj sürülür. Makyaj yaparken önemli olan; mümkün olduğu kadar doğal, kişiliğinize ve cildinize uygun ayrıca sizi en iyi ifade edecek tarzı bulmaktır. Bu nedenle makyaj malzemelerini; cilt tipinize, cilt renginize, yaşınıza ve yaşam tarzınıza göre seçmeniz gerekir. Cildin yağlı, kuru veya hassas olması kullanılacak makyaj ürünlerini çok etkiler. Örneğin, seçilecek fondötenler; yağ bazlı, su bazlı, yağsız, susuz veya pudra bazlı olabilir. · Yağ bazlı fondötenleri, kuru ciltler çekinmeden kullanabilirler. · Su bazlı fondötenler, kuru ve normal ciltler için uygundur. · Pudra bazlı fondötenler, normal ve hafif yağlı ciltler içindir. · Yağsız fondötenler (oil- free), yağlı ve akneli ciltlere tavsiye edilir. · Susuz fondötenler (water- free) aşırı kalıcıdır ve sadece özel durumlarda kullanılır. · Tüm bu fondötenlerin, içinde ‘’güneşten koruma faktörü’’ olanları da bulunur. Bunlar gerçekten çok yararlı ürünlerdir. Seçilecek fondötenin, cildin yapısı kadar, rengine de uygun olması gerekir. Cilt rengini belirlemek için en uygun ışık, gün ışığıdır. Kozmetik merkezlerini aydınlatan suni ışıklar, gözü yanıltabilir. Fondöten seçerken, el bileğinin iç yüzüne sürerek rengini deneyebilirsiniz. Çünkü yüze en yakın renk bu bölgededir. Bu arada dükkândan dışarı çıkıp, bir de gün ışığında bakmanız yerinde olur. Allık Yüzün ifadesini hemen yükseltir. Yanakların pembeleşmesi, insanı canlı, genç ve neşeli gösterir. En çok kullanılan allıklar, preslenmiş pudradan yapılanlardır. Her tip cilde rahatlıkla uyum sağlarlar. Preslenmiş pudraların yağlı veya yağsız çeşitleri bulunur. Yağsız olanlar akneli-yağlı ciltlerde, yağlı olanlar kuru ciltlerde kullanılır. Preslenmiş pudra allıklar, yumuşak fırçalarla sürülür. Sert fırçalar cildi tahriş eder. Ayrıca en kaliteli allık bile kötü bir fırçayla sürülünce, umulmadık görüntüler ortaya çıkabilir. Fırçaların bakımı ise genellikle ihmal edilir. Oysa fırçalara krem, fondöten artıkları ve tozlar yapışır. Bu nedenle fırçaları 5–6 kere kullandıktan sonra, ılık su ve sabunla yıkamanız gerekir. Göz makyajı Klasik kural, doğal göz rengine, ten rengine ve giysilerinize uygun renkleri seçmektir. İddiasız bir makyaj için göz rengine uygun renkler tercih edilir. Ama kontrast renkler de gayet modern ve çarpıcı ifadeler yaratabilir. Yukarıda yazılanlar son derece özetle ifade edilmiş, genel kurallar. Bu kurallar malzeme seçimi ve genel teknikler için kısıtlı olsa da, makyaj son derece yaratıcı bir şekilde yapılabilir. Göz biçiminiz, göz kapaklarının şekli, yüzdeki çizgiler, ten renginiz, göz renginiz, saç renginiz ve giysileriniz makyajınızı tamamen size özel ve bazen o güne özel hale getirir. Tercih sizin ama nasıl, ne renk, ne kadar az veya ne kadar çok makyaj yaparsanız yapın, gece yatmadan önce mutlaka özenle temizleyin.
Reklam
Diyet Zorluklarıyla Başa Çıkmanın 7 Yolu!
Kilo vermek birçoğumuz için zorlu bir maraton. Neyse ki, bu tarz tavsiyeler kilo verme mücadelesini bir adım daha kolaylaştırıyor. Kilo vermeyi zor ve sıkıntılı bulanlar, yalnız değilsiniz! Kilo vermek için tabii ki mücadele etmelisiniz, çaba göstermeden vücudunuzu nasıl şekle sokacaksınız? İstediğiniz kiloya çoktan ulaştınız ama şimdi de kilonuzu ve rutin alışkanlıklarınızı korumak için mi uğraşıyorsunuz? İşte birçok insanın boğuştuğu kilo verme güçlükleri ve bunları nasıl aşacağınıza dair 7 tüyo! Düzenli olarak egzersiz yapmak kilo verme ve fit olmak mücadelesinin yalnızca bir yarısı. Ne yediğinizi ve vücudunuza nasıl davrandığınızı iyi düşünün. Eğer bir egzersiz rutininiz varsa o halde bir de beslenme planı yapmalısınız. Fazladan bir iki kilo vermek için kendinizi aç bırakmayın. Bu vücudunuza yarar sağlayan bir davranış değil ve kilo vermek için harcadığınız çabayı çöpe atmış olursunuz. Kilo vermeye çalışırken yoğun bir programa sahip olmanın sizi nasıl zorladığını anlayabiliyoruz. Fakat kilo vermek için planladığınız şeylerden kaytarmak için yoğun programınızı bahane etmemelisiniz. Kilo verme planınıza harfi harfine uymak zorunda değilsiniz ama bu planınıza bağlı kalmak için çaba göstermeniz gerekli. Eğer sabah yürüyüşe çıkmak için vaktiniz yoksa yakın mesafeleri yürüyerek gidebilir ya da asansör yerine merdivenleri tercih edebilirsiniz. Neden kilo vermek istediğinizi düşünün. Plajda sergileyecek güzel bir vücuda sahip olmayı mı ya da daha sağlıklı bir yaşam mı düşlüyorsunuz? Düşünceler gerçekten çok güçlüdür. Eğer gayret gösterirseniz her şeyin üstesinden gelebilirsiniz. Bunun için düşüncelerinizi bir yardımcı gibi kullanın. Bir dilim pastayı görüp imrendiğinizde mağaza vitrininde görüp beğendiğiniz bikiniyle kıyaslayın. Hangisini daha çok istiyorsunuz? Bulunduğunuz nokta rahatınızı kaçırmıyorsa o halde kendinizi zorlamıyorsunuz demektir. Denemek istediğiniz yeni şeylerin bir listesini yapın ve tamamladıkça üstlerine bir çizgi çekin. Ya da listenin sonuna geldiğinizde tekrar başa dönün. Böylece rutininizi hareketli kılacak ve sürekli aynı sonucu elde etmeyeceksiniz. Alışkanlıklarınızı değiştirdiğiniz her zaman değişimin sonuçlarını anında göremezsiniz. Vücudunuz size ayak uydurmaya çalışıyor. Bir yaranın iyileşmesi ya da saçların uzaması gibi bunun da zaman gerektirdiğini bilmelisiniz. Vücudunuzdaki her gramı takıntı haline getirmekten vazgeçin ve büyük reme odaklanın. Kilo verdiğinizde yeni vücudunuza alışmak çok heyecan vericidir. Eski kıyafetleriniz üzerinize olmadığı için istediğiniz gibi alışveriş yapabilir ve kilo vermenizi bu şekilde kutlayabilirsiniz. Alışverişe çıkmak motivasyonunuzu artırır ve kendine güveninizi yerine getirir. Hayalinizdeki vücuda kavuştuğunuzda diyet alışkanlıklarınıza devam edin. Evet, artık vücudunuzda daha fazla değişim görmek istemiyor olabilirsiniz ya da kendinizi bir rutine bağlı kalmak zorunda hissetmeyebilirsiniz ama durmayın. Kendinize küçük aralar verebilirsiniz ama kendinizle mücadele etmekten vazgeçmeyin. Kilo vermek ve sağlıklı olmak hayatınızda bir dönem uygulayacağınız bir şey değildir.Tüm hayatınız boyunca devam etmek gerekir.
Bembeyaz Dişler İçin 7 Basit Yöntem
Güvenle ve bembeyaz dişlerle gülümsemek sizin için önemliyse dikkat etmeniz gereken 7 ipucunu Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Banu Okur Çakmakcı anlattı. 1. Diş hekiminizi ziyaret edin:Yılda en az 2 defa yaptıracağınız kontrollerle erken aşamadaki çürük, diş eti hastalığı, travma ya da kanser gibi problemlere büyümeden müdahale edebilirsiniz. 2. Asitli içeceklerden uzak durun Fosforik ve sitrik asit içeren içecekler diş minesinin hassasiyetini artırarak daha kolay aşınmasına neden olur. 3. Şekerden uzak durun Şeker diş çürümesinin en büyüksuçlusudur. Bakteri ve asit oluşumuna neden olarak diş minesini ve diş etlerini yıpratır. Şekerden vazgeçmeniz zorsa, azaltın; her yemekya da aperatif sonrası dişlerinizi fırçalayın ve diş ipi kullanın. 4. Sigarayı bırakın Sigaradaki nikotin ve katran dişlerinizde sarı, çirkin lekelere neden olur. Ayrıca dişlerde ve diş eti çizgisi boyunca bakteri ve plak oluşumuna yol açar. Bu durum diş ve diş etlerinize zarar vererek diş kaybı riskinizi artırır. Daha da kötüsü sigara ağız kanserinin en büyük nedenlerinden biridir. 5. Doğru diş fırçası kullanın Diş yapınıza göre hekiminiz belirleyeceği nitelikte diş fırçası kullanın. Böylece fırçanızın diş ve diş etlerinizi yaralamasına engel olurken; fırçanızı ne zaman değiştirmeniz gerektiğini de fark edebilirsiniz. 6. Uygun teknikle diş fırçalayın: Diş fırçanızı 45 derecelik açıyla tutun ve diş eti çizgisine doğru nazik ve kısa, dairesel hareketlerle en az 2 dakika dişlerinizi fırçalayın. Ancak bunu yaparken kuvvet uygulayarak aşırıya kaçmayın. Çünkü agresif fırçalama diş ve diş etlerinize zarar verebilir. 7. Diş ipi kullanın Diş ipi sağlıklı diş ve diş etleri için vazgeçilmezdir. Fırçalama gibi yanlış yapıldığında diş eti hattına zarar verebilirsiniz. Bunun için diş ipini yaklaşık 30 cm kesin. Her iki elinizin orta parmaklarına sarın. İki dişin arasına yerleştirin. Dişi sararak ipi yukarı çekme hareketiyle temizleyin. İpi kesinlikle aşağı yukarı itmeyin.
Fmf Hastalığı Nedir?
Fmf hastalığı nedir?Fmf, Familial Mediterranean Fever kelimelerinin baş harflerinin bir araya gelerek oluşturduğu, Ailesel Akdeniz Ateşi olarak da bilinen hastalığın kısa adıdır.Fmf kimlerde görülür?Kalıtsal bir hastalık olması sebebi ile genelde ailevi bağlardan geçer. Genellikle Akdeniz kökenli kişilerde meydana gelir. Genelde; Türk, Ermeni, Arap ve Askenazi kökenli olmayan Yahudi toplumlarında saptanır.
Karın Şişkinliği Nasıl Geçer?
Özellikle kadınların en çok şikayetçi olduğu sorunlarından biri karın şişkinliği. Stres ve birçok faktör şişkinliğe yol açabiliyor. Nedenini bilirsek, çözümüne kolay ulaşabiliriz. Bugün şişkinliğin 70’e yakın nedeni olduğu biliniyor. Siroz, nefrotik sendrom, tüberküloz, Akdeniz ateşi gibi hastalıkların karın bölgesinde şişkinlik ve ödeme yol açtığı tıbbi bir gerçek. Fakat ciddi bir sağlık sorunu olmayan, hatta tamamen sağlıklı kişilerde bile şişkinlik gözlenebiliyor. Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber karın şişkinliğinin neden oluşabileceğini ve şişkinlikten kurtulma yöntemlerini şöyle açıklıyor: KABIZLIK Genellikle 3 günden fazla süren kabızlık probleminde, karın şişliği ve vücudun ödem tutması doğaldır. Bağırsakların doluluğu karın bölgesine yansır ve kişi genelde karnının alt bölümü olmak üzere bazen tamamını şiş hissedebilir. Kabızlığın yaygın nedenleri Yetersiz sıvı tüketimi, yetersiz lif tüketimi, düzensiz beslenme, hareketsizlik ve stres. Kabızlıkla savaşmanın yolları Günde 2-2,5 litre sıvı tüketimine özen gösterilmeli. Çiğ sebze, sebze yemekleri ve meyveler günlük beslenme düzeninde mutlaka yer almalı. Kabuklu tüketilebilen meyvelerin kabuğunun soyulmaması önemli. Uzun süre aç kalmamak ve gün içerisinde 3 saatte bir düzenli beslenmek kabızlıkla mücadele ederken en önemli faktörlerden biri. Gün içerisinde yapılacak yarım saatlik kısa yürüyüşler ve stres koşullarının iyi yönetimi de kabızlığın çözülmesi için gerekli. Kabızlık için soframızdaki ilaçlar Kuru kayısı, kuru erik, kuru incir, kivi, ananas, kayısı, ıspanak, semizotu. Kabızsanız bir süre tüketmeyin Muz, şeftali, tatlı elma, asitli içecekler, beyaz ekmek. HORMONAL DEĞİŞİMLER VE REGL DÖNEMLERİ Regl dönemleri öncesinde birçok kadının ortak şikâyeti şişkinlik hissidir. Özellikle PMS (Premenstrüal Sendrom) sorunu yaşayan kadınlarda şişkinlik hayatı kâbusa çevirebilir. Regl öncesi şişkinliğin yaygın nedenleri Aşırı tatlı tüketimi, yanlış karbonhidrat tüketimi, yetersiz sıvı tüketimi, yağlı besinlerin aşırı tüketimi, asitli içecek tüketimi, aşırı tuz tüketimi. Regl öncesi şişkinlikle savaşmanın yolları Günde 2-2,5 litre su tüketmeye özen gösterilmeli. Beyaz şeker ve beyaz un içeren besinlerin tüketimi minimal düzeye indirilmeli, mümkün olduğunca tam tahıllı ekmek ve tam tahıl ürünleri tercih edilmeli. Tatlı ihtiyacı hissedildiğinde, meyve ve bitter çikolata ile karşılanması daha sağlıklıdır. Asitli ve kafeinli içecek tüketimi bu dönemde şişkinlik hissini ciddi derecede artırır. Şişkinlik hissinin azalması için az tuzlu besinler tercih edilmeli, salamura, turşu, konserve gibi tuz içeriği yüksek besinler bu dönemde tüketilmemelidir. Yağ, midede uzun süre kaldığından ötürü kızartma, kavurma gibi yağ içeriği yüksek besinler şişkinlik hissini artırır. Tenecere yemekleri, ızgara ve fırında pişirilmiş yemekler tercih edilmeli, yemeklere mümkün olduğunca az yağ eklenmelidir. Regl öncesi şişkinlik için soframızdaki ilaçlar Maydanoz, semizotu, yeşil çay, kiraz sapı çayı. Regl öncesindeyseniz bir süre tüketmeyin Beyaz şeker, beyaz un, kolay sindirilebilir pirinç gibi diğer karbonhidrat çeşitleri, asitli içecekler, konserve, turşu, salamura besinler, kızartma, kavurma, yağlı et çeşitleri, tavuk derisi.
Reklam