Kilo Vermek İçin Aynı Saatlerde Yemek Yiyin!
Kilo vermek için diyete başladık evet!! Şimdi geriye hazırladığımız öğünlerin düzenli tüketilmesi kaldı.! Peki yemek saatlerinin metabolizmamızı çalıştırmasından dolayı zayıflamamızda direkt etkili olduğunu biliyor muyuz? Kendimize uygun diyet programını seçip sadece kalori hesabı yaparak ne yazık ki istediğimiz kiloya ulaşmak çoğu zaman mümkün olmuyor. Bunun sebebi ise öğünleri tükettiğimiz saatler. Güne hergün aynı saatte başlayıp yine aynı saatlerda besin takviyemizi yaparak canlı tuttuğumuz metabolizmamız düzenli çalışmaya başlayarak doğru şekilde enerji yani kalori yakmamızı sağlayacak. Saçtiğimiz diyet listemizdeki ara öğünler dahil her öğünü bir gün önceki gibi aynı saat dilimlerinde yemeye başladığınızda vücudunuzdaki birçok değişikliği hissedeceksiniz..
Sabahları Erken Kalkabilmenin 10 Yolu
Herkes yoğun bir iş gününün ardından eve gelip yemek yedikten sonra erkenden uyumak ister. Ancak çoğu kişinin geç vakitlere kadar televizyon veya bilgisayar başından ayrılamaması nedeniyle bu sabahları uykusunu alamadan uyanmak zorunda kalır. Peki bu durumda ne yapmalısınız? İşte erken kalkıp buna rağmen gün boyu kendinizi dinç ve enerjik hissetmek ister misiniz? İşte size bazı tavsiyeler Erken yatın : Sabahları erken kalkamamanızın nedeni yeterince uyuyamamanız olabilir. Geceleri erken yatarsanız, uykunuzu alırsınız ve sabah da rahatça uyanırsınız. Gece yarısına kadar ya da daha geç saatlere kadar ayakta kalmaya gerçekten ihtiyacınız var mı? Geç saate kadar uyanık kalırsanız ertesi gün verimli ya da faydalı olamayabilirsiniz. Gereksiz televizyon şovları ya da sosyal medya olmasa da olur, zamanınızı boşa harcamayın. Uyku saatlerinizde düzenli olun : Haftasonları da dahil olmak üzere her gün aynı saatlerde yatıp aynı saatte kalkarsanız vücudunuz düzenli bir uyku programına alışır. Bunu alışkanlık haline getirirseniz sabahları erken kalkmakta zorlanmazsınız. Yatmadan önce asla yemek yemeyin : Gecenin ilerleyen saatlerinde atıştırmalıklar aklınızı çelebilir fakat, bu sabah erken kalkmak ve kendinizi dinlenmiş hissetmek istediğinizde bu pek de iyi bir fikir olmaz. Uyku vücudunuzun dinlenme, onarım ve yeniden şarj olması için gereklidir. Yediğiniz atıştırmalık uykuya dalmanızı zorlaştırır. Ayrıca gece boyunca mideniz dolu olunca rahatsızlık hissedersiniz. 8 saat deliksiz uyusanız bile sabah uyanınca kendinizi yorgun ve tükenmiş hissedersiniz. Kafein tüketimini azaltın : Öğleden sonra kafeinli içecek tüketimini azaltarak ya da tamamen keserek sabahları daha kolay uyanabilirsiniz. Bu ilk başlarda size zor gelebilir, fakat bu kafein isteğine karşı çıkmanız gerekir. Erken kalkmak için iyi bir nedeniniz olsun : Sabahları erken kalkmak ilk başlarda sizin için zor olabilir. Bunun için kendinize iyi bir sebep bularak motive edin. Erken kalktığınızda güzel bir sabah yürüyüşü gibi şeylerle kendinizi ödüllendirebilirsiniz. Erken kalkmayı mücadeleye dönüştürün : Erken kalkmayı mücadeleye dönüştürün, sabah namazına kalkın ve ardından tekrar yatmayın, kitap okuyun, sabah yürüyüşü yapın. Bu alışkanlığınızdan asla vazgeçmeyin. Egzersiz yapın : Erken kalkmak için egzersiz eğlenceli bir araçtır. Çünkü öğleden sonra ya da akşam saatlerinde yapılan egzersiz erken yatıp vücudunuzun iyice dinlenmesini sağlar. Ayrıca sabahları egzersiz yapmak da kendinizi enerjik hissetmenizi sağlar. Alarmınızı uzanamayacağınız bir yere koyun : Oldukça eski bir yöntem olsa da erken kalkmada en etkilisidir. Saatinizi akşamdan kurun ve odanın diğer tarafına yerleştirin. Böylece sabah alarm çalınca yataktan kalkıp alarmı kapatırsınız ve uykunuz daha çabuk açılır. Yatağa sakin ve gevşemiş olarak gidin : Gece yatmadan önce sinirlenirseniz, kafanızı bir şeye takarsanız uykuya dalmakta zorlanırsınız. Bu nedenle yatmadan önce gerginseniz sıcak bir papatya çayı içip gevşedikten sonra yatmaya gidin. Heyecanlı bir kahvaltı planlayın : Sabah muhteşem, lezzetli bir kahvaltı yapmayı planlayıp da yatarsanız yorgunluğunuz azalır ve daha çabuk uykuya dalarsınız. Yapacağınız kahvaltı taze meyveden hazırlanan meyve suyu da içerirse ilgi çekici olabilir.
İşte Parayı Ağzınıza Götürmemenizin Nedeni
Konu kirli paralar: Bilimadamları para üzerinde yaşayan şaşırtıcı sayıda mikrop keşfetti. New York Üniversitesi'ndeki (NYU) Kirli Para Projesi'nde görevli araştırmacılar dolar üzerinde yaptıkları DNS çalışmasında paranın üzerinde yüzlerce çeşit bakteri buldular. NYU araştırmacıları 1 dolarlık banknot üzerinde yaptıkları genetik materyal analizinde, toplam 3 bin çeşit bakteri keşfetti. Bu sayı örneklerin mikroskop altında incelendiği daha önceki çalışmalarda ortaya çıkan sayıdan oldukça fazla. Yine de bu miktar insan dışı DNA'ların ancak yüzde 20'sini kapsıyor. Araştırmacılar, buna neden olarak genetik veri bankalarında bu kadar çok mikroorganizmanın kategori altına alınmamasını gösteriyor. Bol miktarda tanımlanan türlerden biri akneye neden olan bakteriler oldu. Tanımlanan diğer bakteriler ise ülser, zatürre, gıda zehirlenmesi ve stafilokok enfeksiyonları gibi rahatsızlıklara neden oluyor. Hatta bazıları antibiyotik direncinden sorumlu genler taşıyor. NYU Genom ve Sistemler Biyolojisi Merkezi'nden genom sıralama sorumlusu Jane Carlton yaptığı yorumda, 'Bu gerçekten bizleri şaşırttı. Gerçekten de paranın üzerinde üreyen mikroplar bulduk' dedi. Henüz yayınlanmamış bu araştırma uluslararası bir sorun olan kirli para sorununu bir kez daha hatırlattı. Rupiden euroya kağıt paralar dünyada en fazla el değiştiren maddelerden birisi. Hijyenistler uzun zamandan bu yana bunun bir salgının kaynağı olabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. 23 ülke için özel banknotlar yapan Innovia Security Müdürü Philippe Etienne yorumunda, 'Vücut sıcaklığındaki bir cüzdan bakteri üretme kabı gibi.' dedi. Bazı para uzmanları merkez bankalarının ve devlet hazinelerinin mikrobiyolojiden çok paranın sahtesinin yapılabilirliği ve sağlamlığı konusunda endişe duyduklarına dikkat çekiyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 150 milyar dolar yeni banknot tedavüle giriyor. Yarı keten karışımından yapılmış bir ABD doları 21 aydan daha kısa bir süre sağlamlığını koruyabiliyor. ABD merkez bankası bu yıl toplam nominal değeri 297,1 milyar dolar olan 7,8 milyar banknot yapmak için 826,7 milyon dolar harcadı. Paranın sağlamlığını daha da uzatmak için Kanada'dan Butan Krallığı'na kadar bir çok ülke esnek plastik polimer zardan banknot basıyor. Yen para birimlerindeki maddelerin kamu sağlığına etkisini araştıran Avustralya Ballarat Üniversitesi, 10 ülkedeki süpermarketlerden, restoran ve kafeteryalardan aldıkları kağıt paraları test ettiler. Foodborne Pathogens and Disease dergisinde yayınlanan 2010 yılındaki araştırmada her ne kadar bakteri seviyesi ülkeden ülkeye değişiklik gösterse de polimerden yapılmış paraların üzerindeki bakteri sayısı ketenden yapılmış paraların üzerindeki bakteri sayısından az çıktı. Etienne konuyla ilgili yorumunda, 'Polimerden yapılmış parada önemli olan bu paranın emici özellik taşımaması. Bunun da temizlik açısından yararları var.' dedi. Diğer araştırmacılar da yedi farklı para üzerindeki bakterilerin büyümeleri araştırdı. Antimicrobial Resistance and Infection Control'de yayınlanan araştırma sonucunda bazı mikropların plastik banknotlar üzerinde daha uzun yaşadıkları keşfedildi. İnsan dokunuşu ise sorun yaratıyor. Bakteriler derideki mum tortusundan ve tedavüldeki kağıt paradaki yağdan besleniyor. Araştırmacılar ayrıca kağıt para üzerinde lifli yüzey de keşfetti. Hindistan, Hollanda ve ABD'deki araştırmacı gruplar geleneksel hücre kültürü teknikleri kullanılarak kağıt para üzerindeki bakterilerin yaklaşık 93'ünü izole etmeyi başardı. Londra'daki Queen Mary Üniversitesi'nde görevli mikrobiyologlar 2012'de test ettikleri İngiliz banknotlarının yüzde 6'sında kalın klozetteki miktara eşdeğer bağırsakta enfeksiyona neden e.coli bakterisi buldu. NYU'daki araştırmacılar hücreleri izole ederek mikroskop altında çalışmak yerine yüksek hızlı gen sıralaması ve bilgisayar destekli veri analistleri yaptığından daha fazla türü tanımladı. Deneyde Manhattan'da ismi açıklanmayan bir bankadan geçen yıl alınan 80 adet bir dolarlık banknotlar üzerindeki DNA'lar analiz edildi. Toplamda bu dolarlar 1,2 milyar DNA seğmendi içeriyor. Tüm genetik verileri tutmak için 320 gigabaytlık dijital depo alını kullanıldı. DNA'lar New York'un olduğu gibi çeşit çeşit idi. Bu DNA'ların yarısı insanlara ait çıktı. Araştırmacılar bakteri, virüs, mantar, bitki patojenleri buldular. Hatta şarbon ve difterinin oldukça küçük izlerini buldular. Paraların üzerinde at, köpek ve dahası beyaz gergedan DNA'sı da bulundu. ROBERT LEE HOTZwsj.com.tr
Zayıflamada Son Trend: Yeşil Kahve Çekirdeği
Dünya genelindeki kadınlar arasında fırtına gibi esen ve son günlerde ülkemizde de popüler olan yeşil kahve, zayıflamak için yepyeni bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Diğer kahveler gibi kavrulmayan yeşil kahve çekirdeği kilo vermeye yardımcı olan asitler içerir. Yeşil kahve çekirdeğinin içerisinde bulunan kafein ve klorojenik asit yağ yakımını hızlandırır ve böylelikle de zayıflamanıza yardımcı olur. Bazal metabolizmanızın hızlanmasını sağlar. Kalori yakımını hızlandırır ve kilo verme sağlar. Buna ek olarak yeşil kahve çekirdeği gayet iyi bir antioksidandır ve serbest radikallerin zararlı etkilerini engeller. Kişiye enerji sağlayarak, yorgunluk ve halsizliği önlemede yardımcıdır. Ayrıca diyabet hastaları üzerinde de yeşil kahve çekirdeğinin olumlu etkileri vardır. Yüksek tansiyon üzerinde iyileştirici etkisi bulunur. Yeşil kahveyi günde 2 kere tüketmek yeterlidir. Hazırlanışı; 1 yemek kaşığı kahve fincana konur. Bundan sonra 180 ml sıcak su üzerine eklenir ve 4 dakika kadar demlenmeye bırakılır. haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme-diyet
İpek Gibi Saçların Sırrı
İpek gibi yumuşak ve pürüzsüz görünen saçların sırrı bakım uygulamaları yapmaktan geçer. Saçların düzenli olarak kestirilmesi saç uçlarını koruyacağından ayda bir kere uçlarından aldırmak saçınızın daha hızlı uzamasını sağlar. İpek gibi saçların sırrı bitkisel yağlardan geçmektedir. Saçınıza uygulayacağınız sıcak yağ uygulamaları her hafta düzenli uygulanmalı ve ipeksi saçlar yaratılmalıdır. Saçların yumuşak hale gelmesi için kullanılan yağlar; zeytinyağı, hintyağı, badem yağı, hindistan cevizi yağıdır. Bu yağları kendi başına olduğu gibi birbirleriyle karıştırarak da kullanabilirsiniz. Yağları kullanmadan önce ısıtarak uygularsanız saçlarınızın yumuşaklığı artacaktır.
Reklam
Kilo Vermek İçin Günlük Tutun
Dün ne yediğinizi ve ne içtiğinizi hatırlamaya çalıştığınızda mutlaka bir iki yiyecek ya da içeceği unutursunuz. Fakat, bilinçli olarak oturur ve ağzınıza attığınız her lokmanın hesabını yaparsanız, markette dağıtılan promosyon keklerden kaç tane yediğinizi asla unutmazsınız. Asıl sorun yaratan bu umursamadığınız küçük lokma ve kaçamaklar. Farkında olmadan atıştırdığınız şeyler sağlıklı yaşam ve diyet yapma çabalarınızın önüne geçiyor. Tek çözüm, bir yiyecek günlüğü tutmaya başlamakKaiser Permanente firmasının 1,600 kişi üzerinde yaptığı çalışmada yemek günlüğü tutan kişilerin, yemek günlüğü tutmayanlara göre ilk 6 ayda iki kat daha fazla kilo verdiği görülüyor. Son günlerde yapılan diğer bir araştırmada ise, diyet yapan aşırı kilolu ve obez kadınlar ya da hem diyet yapan hem de spor yapan kadınların hepsinin kilo kaybettiği görülüyor. Fakat diyet günlüğü tutanlar 6 kilo daha fazla kilo verdiği görüldü. Yediklerinizi günlüğe not ederek siz de bu diyet taktiğinden yararlanabilirsiniz…Aç değilken yemek yemek...Kaiser Permenante, diyet yapanlardan yalnızca ne yediklerini ve ne kadar yediklerini yazmalarını değil aynı zamanda yemek saatinde duygusal anlamda nasıl hissettiklerini, yazmalarını istediği gibi yemek yedikten sonraki durumlarını da yazmalarını istiyor. Yemek yedikten önce ve sonra ne kadar aç ya da tok hissettikleri de günlüklerde önemli bir yer tutuyor.Yemek günlüğü tutmak zayıflamaya yardımcı mı?Birçok hasta yemek yeme nedenlerinin açlık olmadığını fark ediyor. İnsanlar yemek günlükleri sayesinde sıkılmış, üzülmüş, kızgın ya da endişeli olduklarında yemek yediklerinin farkına vardı. Diğerleri ise vakit geçirmek için yemek ediklerini ya da televizyon izlerken bir şey yeme alışkanlığından dolayı yemek yediklerini yemek günlükleriyle farketti.Yemek günlüğü, size yeme alışkanlık ve kararlarınızın nelerden kaynaklandığını gösteriyor. Düzenli olarak yeni alışkanlıklar edinmeye ve duygularınızla yemeklerden uzak durarak başa çıkmanın başka bir yolunu bulun.Kiminle ne yiyorsunuz?Birlikte yemek yediğiniz kişiler yeme alışkanlıklarınızı etkileyebilir!.. Yemek günlüğü tutmaya başladığında kadınların çoğu eşleriyle birlikte sofraya oturduğunda , yalnız ya da arkadaşlarıyla yemek yediği öğünlerden daha çok yediklerini farketmiş.Çiftler birbirlerini yemek konusunda bir suç ortağı olarak görür ve birlikte kalorili ve şekerli atıştırmalıklardan yemeğe bayılırlar. Yemek kaçamaklarının birlikte yapılması gibi uzun süre birlikte olan çiftlerin yedikleri porsiyonlar da birbirine benzer. Erkeklerin besin ihtiyaçları kadınlarınkinden daha farklı olduğu için kadınlar bu beslenme değişikliklerinden daha fazla etkilenir. Bu noktada yine bir çift olarak hareket edebilir ve daha sağlıklı beslenmeyi saçabilirsiniz.
Kilo Verdiren En İyi 3 Diyet
Dünya'da en çok tercih edilen diyetleri merak ediyor musunuz?İnternet sitelerinde bir çok diyet listesi mevcut bunlardan bazıları uygulanabilir. Bazıları ise kim tarafından yazıldığı belli değildir. Bir çok diyet listesi işe yaramadı diye yakınır okurlarımız. Bunun iki açıklaması olabilir. Hazırlanan diyet liste iyi düzenlenmemiştir. Yada diyet listesini uygulayan kişi  düzenli bir şekilde uygulamamıştır. İşte size çok güzel bir kaynak. Dünya'da en çok tercih edilen diyetleri merak ediyor musunuz?Yapılan araştırmalara göre kilo verdiren zayıflatan en iyi 5 diyet açıklandı.1) __Glisemik Endeks DiyetiÖrnek gıdalar: Arpa, çavdar ve kepekli buğday ile düşük karbonhidratlı sebzeler.Karbonhidrat tüketimine son derece dikkat edilir. Genelde bu diyeti şeker hastaları uygular. Amaç kan şekerini sabit tutmaktır. 2) __Makrobiyotik DiyetÖrnek besinler: Sayo eti, fasulye, fındık, kepekli pirinç, sebze ve meyve. Düşük yağlı yemeklerle ve lifli yiyeceklerle beslenmeyi öngörüyor. Daha çok Vejetaryenler tarafından uygulanıyor.Makrobiyotik çok önemli 4 kural;1. Karnınız açken yemek yiyin ve bir lokmayı (uzun süre en az 50) çiğneyerek yutun.2. Günlük aldığınız besinlerin yüzde 30′u sebze, yüzde 10′u çorba, yüzde 50′si tahıl ve yüzde 10′u fasulye olmalıdır. Bunlarla beraber mutlaka yanında meyve ve az fındık yemeniz gerekiyor.3. Yeşil çay tüketin Sindirim sistemini hızlandırır.4. Diyetinizi yoga ile destek verin böylece en iyi sonuçları alabilirsiniz.3) Organik DiyetÖrnek besinler: Hormonsuz köy yumurtası, süt, kepekli tahıllar,  tarım ilacı kullanılmadan üretilen sebze ve meyve.Sadeliği ön planda tutan bir diyet türü. Katkı maddesi, tarım ilaçları, tatlandırıcı olmadan beslenmeyi hedefliyor.
Reklam
Lens Kullananlara Makyaj Tüyoları
Bütün kadınların vazgeçilmezi tabiki makyaj! Her kadına göre dozu, tarzı değişsede evden çıkmadan mutlaka ayna karşısında dakikalarımızı harcıyoruz.Ama bir yandan güzelleşme çabasıyla diğer taraftan sağlığımızı kaybetmeyi  kimse istemez.Bu postumuzuda özellikle gözleri bozuk ve gözlük yerine lens kullanan kadınların  dikkat etmesi gereken  göz sağlıklarını koruyacakları ufak nüanslar var ! Makyaj yapmadan lensleriniz takmanız sizin yararınıza olacaktır, gözlerinize kaçması olası partikülleri engellemiş olur.Aynı zamanda makyajdan sonra lens takmak hem yaptığınız makyajın bozulmasına bulaşmasına sebep olacağından gereksiz bir stres yaratacaktır.Hem makyaj öncesi lens takıp hemde aşağıdaki püf noktaları uygulayarak sorunsuz ve sağlıklı bir makyaj yapmış olacaksınız.
Gözaltı Torbalarına Ne İyi Gelir?
Her yaşın ayrı güzelliği vardır sözü doğru olmakla birlikte, hepimiz genellikle daha genç görünmek ve yılların yüzümüzde oluşturduğu izlerden kurtulmak isteriz. Aslında gelişen teknoloji ile her alanda olduğu gibi estetik alanında da ister kadın ister erkek, tüm kişilere artık daha kalıcı ve etkili çözümler sunulabiliyor. Tercihini yine de doğal yöntemlerden yan kullanmak isteyen kişiler için de birçok bitkisel çözüm önerileri de sunulmakta. Yüzümüz, ellerimiz ve tüm problemli bölgeler için uygulayabileceğimiz bu yöntemler sonrasında daha genç ve ışıl ışıl bir cilde sahip olabiliyoruz.Yorgunluk, uykusuzluk, aşırı kahve tüketimi ve yaşa bağlı olarak ortaya çıkan göz altı torbaları da birçok insanın hayatını kâbusa çeviren, önemli bir cilt sorunudur. Göz altındaki deri, vücudumuzun en ince tabakalarından biri olduğundan dış etmenlere karşı daha savunmasızdır. Bu nedenle zaten ilk kırışıklıklar genellikle göz çevresinden başlar. Gözler yüzün odak noktasıdır; insanlarla ilk teması gerçekleştirdiğimiz en dikkat çeken bölgedir. Bu nedenle göz altındaki torbalar yüzün genel duruşunu bozmakta, daha yaşlı bir intiba uyandırmaktadır. Aknelerimizi bile uygun bir makyajla kapatabilirken, göz altı torbalarımızı saklayamayız. Aslında bu probleminizden etkili ve doğal yollarla kurtulabileceğinizi biliyor muydunuz?Her geçen gün yeni bir bitkinin, meyvenin insan vücuduna farklı bir faydası çıkıyor. Kanserden şekere, kolesterolden kansızlığa kadar birçok hastalığa çare olabilen bu bitkilerin elbette cilde de olumlu etkileri vardır.Göz altı torbalarının görünüşünü hafifletmek ve daha güzel bir görüntü elde etmek için sürekli yediğimiz ve tadına bayıldığımız çileği kullanabilirsiniz. Çilek dilimlerini göz altına koyup 10 dakika kadar beklediğinizde torbaların hafifleme başladığını fark edeceksiniz. Bunu haftada 1-2 kere yaparak göz altı torbalarınızın zamanla yok olduğuna şahit olabilirsiniz.Yine en çok bilinen yöntemlerden birisi olan çay poşetleri de zeytinyağı ile beraber kullanıldığında göz altında mucize yaratabilir. Demlendikten sonra çıkarılıp buzdolabında soğutulmuş çay poşetlerini, zeytinyağı ile silinmiş göz altlarına koyarsanız, bir süre sonra çayın içindeki maddelerin etkisi ile göz altı torbalarınız inmeye başlayacaktır.Çatlaklar ve selülit tedavisinde de kullanılan kahve telvesinin göz altı morluklarının renginin açılmasında ve torbaların toparlanmasında önemli bir etkisi vardır. Kahvenizi içtikten sonra israf etmeyip gözlerinizin altına sürün. Hem morluklarını almış hem de torbalarınızdan kurtulmuş olursunuz.İşte başka çok bilinen ama gerçekten de etkili olan bir yöntem: patates. Soyup dilimlediğiniz patatesleri göz altınıza koyup küçük bir şekerleme yapın. Kalktığınızda daha güzel bir görüntü ile karşılaşacaksınız. Çünkü uzun yıllardır kullanılan patatesin, göz torbalarında, göz altı morluklarında ve göz yorgunluğunu almada önemli bir rolü vardır.İnsanların çoğu artık pahalı kozmetikler yerine daha etkili olduklarını düşündükleri doğal ve bitkisel yöntemlere başvuruyorlar. Uygulamasının basit olması, hızlı ve nitelikli etkileri sebebiyle doğal yoldan güzelleşmenin peşinde herkes. Siz de bu yöntemleri kullanarak daha hoş bir görüntüye kavuşabilir, yaş almayla gelen minik belirtileri yüzünüzden silebilirsiniz.
Reklam
Mutfaktan Saçlara Gelen Işıltı
Bakım ürünlerinden  her ne kadar vazgeçemesek de aslında bizim ihtiyacımız olan herşey doğanın kucağında. .Her zaman doğal ürünlerin  ve kendimizin hazırlayabileceği karışımlar tarafında olmalıyız.Bu vucüdumuzla zaten gereğinden fazla  temas içinde olan kimyasalları azaltacak hem de bizi yan etkilerinden korumuş olacak.Her evin mutfağında olan bu doğal ürünlerle saçlarımıza gereken bakımla beraber ışıl ışıl görünmesini sağlamak çok kolay.Bakalım hangi ürünlerden nasıl faydalanabiliriz?
Saç Dökülmesi Hakkında 10 Şehir Efsanesi
Saç dökülmesi yaşıyorsanız, hemen her gün bu konu hakkında farkı kaynaklardan bilgiler alır, saç dökülmesi nasıl önlenir diye çevrenizden fikir almaya başlarsınız. Özellikle çevrenizdeki insanlar tarafından saç dökülmesine bitkisel çözüm önerilerine maruz kalıp, saç dökülmesini önlemek için saatler süren, aslı astarı olmayan bilgilerle donanırsınız. İşte size saç dökülmesi hakkında 10 şehir efsanesi:
Yaza Fit Ve Sağlıklı Girmek İçin Kesinlikle Yapmanız Gereken 6 Şey
Karbonhidratlar, iki ucu keskin kılıçtır. Vücutta yağ depolamaktan sorumlu tek hormon olan insülinin tetikçisidir. Öte yandan uzun vadede yağ yakmak ve fit yaşamak için kaslı olmak şarttır. Bunun için de insülinin besinleri hücrelere taşıyıcı özelliğine ihtiyacımız vardır. En doğru karbonhidrat tüketim zamanı, sabah yapacağınız egzersizin öncesi ve/veya sonrasıdır
Reklam
Sauna Gerçekten Zayıflatır Mı?
Ter yoluyla vücuttan toksinlerin atılmasını sağlayan saunayı kullanırken bunlara dikkat edin. Son yıllarda saunaların zayıflamak için gereğinden fazla kullanıldığını söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, saunaya girerken dikkat edilmesi gereken noktaları sıraladı. Kuru sıcaklıkla vücuttan terleme yolu ile toksin atımının bir yolu olarak kullanılan saunalar, doğru süre ve kurallarına uygun olarak yapılırsa, kas-eklem ağrılarından tutun da bağışıklık sistemini kuvvetlendirmeye kadar vücuda olumlu etkileri var. Buradaki en önemli noktalardan biri sauna sıcaklığını doğru ayarlamak ve 100 dereceyi geçmemek gerekiyor. Aralıklı olarak su ile ortamı hafif nemlendirmenin solunum sistemini rahatlatıcı etkisi olur. Bununla birlikte sauna için girilen odanın mutlaka aralıklı olarak havalandırmasının yapıldığından emin olmak gerekiyor. Saunayı en fazla haftada 3 gün ve günde 15 dakikadan fazla kullanmamak gerekiyor. Özellikle ilk kullanımlarda 3-5 dakika ile başlayıp günler içinde yavaş yavaş saunada kalma süresi arttırılabilir, ancak on beş dakikayı geçmemek gerekiyor. Kalp hastalarının, şeker hastalarının, tansiyon hastalarının, böbrek hastalarının ve astım hastalarının saunayı kullanmamaları gerekir. Son yıllarda yapılan bazı araştırmalarda da düzenli saunaya giren erkeklerde, sıcağın sperm sayısını azalttığı kanıtlandı. Kısırlık problemi yaşayan erkeklerin de saunaya girmemeleri doğru olur. Sauna kişiyi zayıflatmaz. Çünkü saunada vücuttan terle su kaybedilir. Her ne kadar saunadan çıktıktan sonra vücut hafiflemiş gibi hissedilse de, burada kaybedilen sadece vücut suyudur. Zayıflamak için vücut yağ dokusundan kaybetmek gerekir. Yağ dokusundan ağırlık azaltmanın da en iyi yolu düzenli egzersiz yapmak ve doğru beslenmekten geçer. Çok yoğun egzersizin üzerine saunaya girmeyin. Çünkü egzersizle vücut su kaybetmiştir, üzerine ayrıca saunaya girilirse çok fazla su kaybına bağlı bayılmalar ve kalpte ritim bozuklukları ortaya çıkabilir. Saunadan önce çok fazla çay ve kahve içmeyin. Çünkü çok fazla çay, kahve içmek vücutta idrar atıcı etki gösterir. Üzerine ayrıca sauna yapılırsa yine vücudun sıvı-elektrolit dengesi bozulur. Saunaya girmeden önceki gün ve saunaya gireceğiniz gün tuz oranı yüksek yiyeceklerden (turşu, tuzlu peynir, tuzlu krakerler, salamura yiyecekler, çerezler vb.)kaçının. Çünkü fazla tuz tüketmek vücudun su ihtiyacını arttırır. Bir de susuz vücudu sauna ile iyice susuz bırakırsanız ciddi sağlık problemleri yaşayabilirsiniz. Saunaya girmeden önce vücudunuzun nemli olmasına özen gösterin. Sauna öncesi hafif ılık suyla vücudunuzu ıslatabilirsiniz. Sauna öncesi en az 2 bardak su içmeyi unutmayın. Saunadan sonra da 2-3 bardak su içmeye özen gösterin.
Çay Maskesi İle Cildinizi Yenileyin
Özellikle kış aylarının vazgeçilmezi olan çay, keyifli anlarda içilecek sıcacık bir mola olmanın yanı sıra güzelliğin kapılarını da aralıyor. Bu maske cildinizdeki toksinlerin atılmasına yardımcı olacak. Üç yemek kaşığı yoğurtla bir tatlı kaşığı bal ve çayı karıştırın. Gözlerinizi koruyarak yüzünüze sürün ve 20 dakika beklettikten sonra yıkayın. Cildinizdeki yumuşaklık ve canlılık hissini hemen fark edeceksiniz. Özellikle yorucu bir günün ardından ya da bilgisayar karşısında uzun süre kaldıysanız veya akşam çok geç uyuduysanız, gözleriniz şiş ve yorgun görünebiliyor. Fakat bu durum canınızı sıkmasın. Birçok derde çare olan çay şiş gözler konusunda size yardımcı olabilir. Bunun için iki poşet çayı yarım çay fincanı kaynar suda 15 dakika demleyin sonra buzdolabında biraz soğumasını bekleyin. Buzdolabında soğuduktan sonra iki parça pamuğu çaya batırın, sıktıktan sonra göz kapaklarınızın üzerine yerleştirin ve yaklaşık 10 dakika kadar bekletin. Gözlerinizin çok daha iyi göründüğünü göreceksiniz. “Saçlara da çay sürülür mü?” diye sormayın. Eğer saçlarınız yıprandığı için cansız ve mat görünüyorsa çay banyosu gibisi yok. Saçlarınızı ilk olarak normal şampuanınızla yıkayın ve durulayın. Sonrasında daha önce demlediğiniz çayı saçınıza dökün ve yaklaşık beş dakika kadar saçınızda bekletin. Saçınızı duruladıktan sonra kurutma makinesi yardımıyla değil de kendi kendine kurumasını bekleyin. Ardından saçınıza istediğiniz gibi şekil verebilirsiniz. Çayın içeriğinde bulunan tein adlı madde hem uyarıcı hem de susuzluğu giderici özellikler içeriyor. E vitamininden 20 kat daha güçlü bir antioksidan olan polifenol adlı madde ise kan dolaşımını hızlandırırken, hücrelerin oksitlenmesini önlüyor ve cildin yaşlanmasını geciktirerek sıkılaştırıcı bir etki sağlıyor. Özellikle kuru ciltler için kurtarıcı görevi gören çayı güvenle kullanabilirsiniz. Nemlendirici yüz kreminizin içerisine biraz çay ekleyin ve yüzünüze gece yatmadan önce sürün. Sonra cildinizi ılık suyla yıkayın ve kurutun. Cildinizin yumuşacık olduğunu göreceksiniz. Çayın içeriğinde bulunan doğal astringent isimli madde doğal bir sıkılaştırıcıdır. Bu nedenle cildinizi sadece çayla yıkama bile canlanmasına yardımcı oluyor. Not: Yapılan araştırmalara göre yüzü siyah ya da yeşil çay ile yıkamak cilt kanserinden de korunmaya yardımcı oluyor. Eğer yüzünüzde sivilce çıkacağına dair işaretlerin farkına vardıysanız önleminizi çayla alabilirsiniz. Bir poşet çayı birkaç dakika sıcak suda demledikten sonra poşeti çıkarın ve biraz soğumasını bekleyin. Sonra sivilcenin çıkacağı yere koyun ve 5-10 dakika sivilcenin üzerinde bekletin. Poşeti aldıktan sonra sivilcenin olduğu yeri bir süre yıkamayın. Sivilce üzerinde yarattığı etkiye inanamayacaksınız!
Reklam
Ekmeksiz Diyet Kilo Aldırır Mı?
Ekmeksiz Diyet efsanesi, temel besin maddesi ekmek olan Türk toplumunun sağlığını ciddi anlamda tehdit ediyor. Yapılan birçok araştırma düşük glisemik indeks ve yüksek protein diyeti uygulamasının kilo kaybının yanı sıra kardiyovasküler risk faktörlerini de artırdığını gösteriyor. “Doygun’la Hayata Dair Projesi”nde görev alan Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar, ekmeksiz diyet olmayacağına dikkat çekiyor. Ekmeğin popüler ve bir o kadar da yanlış diyetlerde iddia edildiği gibi kilo aldırmadığını aksine verdirdiğini söyleyen Kanar, doya doya ve sağlıkla zayıflamak için beslenme programında tam tahıllı ekmeklere yer verilmesinin şart olduğunu vurguluyor. Ekmeksiz diyetlerle sağlıklı zayıflamanın hayal olduğunu söyleyen Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar, “Düşük karbonhidratlı beslenmeye ve yüksek protein ile yağ alımına dayalı ekmeksiz diyetler başlangıçta hızlı kilo kaybı sağlıyor, ancak uzun süreçte iyi düzenlenmiş bir beslenme programı ile aynı kilo kaybı gözleniyor. Araştırmada bireylere bir yüksek bir de düşük karbonhidratlı diyet uygulanıyor. Düşük karbonhidratlı diyeti yapanlarda 3. ve 6. aylarda fazla ağırlık kaybı gözlemlenirken 12 ayın sonunda iki diyet tedavisi arasında farklı bir sonuç bulunmuyor. Farklı bir bilimsel çalışmada ise düşük karbonhidratlı diyetlerde 6. ayda ağırlık kaybının durduğu belirtiliyor” dedi. EKMEKSİZ DİYETLER PEK ÇOK SAĞLIK PROBLEMİNİ BERABERİNDE GETİRİYOR Diyetisyen Kanar, vücudumuz için gerekli olan ekmekten vazgeçmeden zayıflamanın en sağlıklı yol olduğunu belirterek, “Ekmeksiz bir diyet bireylerde kalp damar rahatsızlıklarında, böbrek hastalıklarında, yeme ve davranış bozukluklarında, diyabet hastalığında, karaciğer hastalığında ve daha birçok sağlık probleminde artışa neden olabiliyor. Karbonhidrattaki her 20 gram azalış kardiyovasküler hastalık riskini yüzde 5 artırıyor” Birçok çalışmada düşük glisemik indeks ve yüksek protein diyeti uygulamasının kilo kaybının yanı sıra kardiyovasküler risk faktörlerini de artırdığının saptanmış olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Kanar, tam tahıl tüketen bireylerde bazı hastalıkların riskinin önemli derecede azaldığını, kalp hastalıkları riskinin de yüzde 25 ila 36, tip2 diyabet riskinde yüzde 21 ila 27, GİS kanserleri riskinde yüzde 21 ila 43, obezite riskinde ise yüzde 47 oranında düşüş sağlandığını açıkladı. Kanar, karbonhidrattaki her 20 gram azalış ve proteindeki her 5 gram artışınkardiyovasküler hastalık riskini yüzde 5 artırdığını belirtti.
Lens Kullananlara Makyaj Önerileri
Lens kullanan bayanlar , göz sağlığınız için makyaj yaparken bu noktalara dikkat etmelisiniz. Lenslerinizi daima makyajdan önce takmalısınız. Böylece gözünüze partiküllerin girmesini önlemiş olursunuz. Makyaj sonrası lens takmak için bu işte uzman olmak gerekir. Bunu makyajı bozmadan ya da lenslerinize makyaj bulaştırıp görüşünüzü bozmadan yapmak hem oldukça zordur hem de sizi gereksiz bir riske ve strese sokar.Toz pudralar yerine sıkıştırılmış pudralar kullanın. Böylece pudra partiküllerinin gözünüze kaçma riskini en aza indirmiş olursunuz.Allık sürerken tozlanmayı minimuma indirmek için fırçayı yüzünüzde yavaşça gezdirin, darbelerden kaçının. Yumuşak kılları olan büyük ve temiz bir fırçayla ;
Günümüzün En Çok İzlenen Yabancı Yapımı 10 Dizisi
Yabancı dizilerin Türk yapımı dizilerden daha çok tutulduğu bariz bir gerçek. Her gün bir dizinin yeni bölümünü heyecanla bekliyoruz. Peki 'şu sıralar' en çok sevilen bu yabancı diziler hangileri? Ufak bir not, sıralamalar popülerlik sırasını belirtmemektedir. Galeri oluştururken çok kullanılan yabancı dizi izleme sitelerinin popüler diziler listeleri dikkate alınmıştır.
Dolgun Dudaklar İçin İpuçları
Dudaklar yüz bölgesinin en dikkat çeken uzuvlarından bir tanesidir. Üstelik dolgun ve yüzle orantılı bir şekilde biçimlenmiş sağlıklı dudaklar, hemen herkesin hayallerini süslüyor. Dudak ameliyatları denilince aklımıza ilk olarak, dudak dolgusu işlemleri ve ya yağ transferi işlemleri geliyor. Aşağıda sayacağımız bazı dudak büyütme ipuçları sadece kozmetik olarak dudakların daha büyük ve dolgun görünmesine neden olacak ufak ve geçici uygulamalardır. Her sabah dudaklarınıza bu denli zaman ayırmak ve vakit kaybetmek istemiyorsanız, sizleri konforlu dudaklara sahip olmak için yağ transferi yaptırabilirsiniz.
Reklam