OHAL Haberleri

OHAL ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. OHAL ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

İzmir'de de OHAL Kararı
İzmir’de de İl Emniyet Müdürlüğü’ne il genelinde fiili 'olağanüstü hal' (OHAL) anlamına gelen bir haftalık arama kararı verildiği ortaya çıktı Ankara ve Kadıköy'de olduğu gibi İzmir için de OHAL anlamına gelebilecek bir karar verildiği ortaya çıktı. İzmir'in Konak ve Çiğli İlçelerinde polise 4 Nisan'a kadar 24 saat boyunca her türlü arama yapma yetkisi verildiği ortaya çıktı. Fatih Yağmur 'un radikal.com.tr'de yer alan haberine göre, İzmir’in Çiğli İlçesi için verilen kararda her türlü umuma açık yer ve çevrelerde üst araması, araç araması ve özel eşyalar da dahil arama yapılması için karar verildiği ortaya çıktı. Çiğli Kaymakamı Mustafa Arı tarafından verilen arama kararında alışveriş merkezleri, terminaller ve yollar gibi her alanda arama yapılması açıkça ifade ediliyor. Verilen kararda Çiğli İlçesi için, “11 Şubat 2014 Salı Günü Saat 08.00’den 5 Nisan 2014 Saat 08.00’e kadar arama kararının geçerli olduğu belirtildi. İzmir 22. Sulh Ceza Mahkemesi’nin verdiği arama kararının gerekçesi olarak ise PKK’nın eylemlerini arttıracağı istihbaratlarının olduğu gösterildi. İzmir Konak için verilen arama kararında ise 4-9 Mart tarihleri arasında arama kararının geçerli olduğu belirtildi. Arama kararında kişilerin özel kağıtlarının ve eşyalarının da aranması ifadesinin yer alması dikkat çekti. Bu kararın gerekçesinde ise Taksim Gezi olaylarının engellenmesi ve '17 Aralık' operasyonu çerçevesinde yapılması muhtemel eylemler olduğu ifade edildiT24.
Kız Arkadaşınızın Her Halini Görmemeniz İçin 23 Sebep
Bir erkek için sevgili dedin mi akan sular durur. Devlet su işleriyle herhangi bir alakası olmayan bu durum için her er kişinin sevdiceğine söylediği ; “Seni her halinle seviyorum” şeklinde bir tanımlaması vardır.Kız arkadaşını her haliyle sevmek sevebilmek her delikanlının harcı değildir. OHAL dediğimiz olağanüstü haller söz konusu olduğunda akan sular durur mu, gelin en komik fotoğraflar eşliğinde bir bakalım;
'Faili Meçhuller' Davasında Ayhan Çarkın'ın Tahliyesine Karar Verildi
Duruşmada tarihi itiraflarda bulunan Ayhan Çarkın'a mahkeme heyeti adetamüdahale etti. Duruşmaya ara veren mahkeme heyeti Çarkın'ı dinlemeye devam etti. Çarkın'dan kan donduran itiraflar geldi. Çarkın'ın ardından Davanın sivil sanıklarından Nurettin Güven, önemli bir iddia ortaya attı. Duruşma sırasında sandalyeler havada uçtu, koltuklar kırıldı. Mahkeme Ayhan Çarkın'ın tahliyesine karar verdi. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Ayhan Çarkın’ın yanı sıra tutuksuz sanıklar Korkut Eken, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Lokman Ertürk, Seyfettin Lap, Uğur Şahin, Yusuf Yüksel hazır bulunurken, İbrahim Şahin ve Mehmet Ağar katılmadı. Duruşmayı Susurluk çetesi tarafından infaz edilen isimlerin yakınları ile avukatları katıldı. 1990’lı yıllarda eşi Savaş Buldan’ı infaza kurban veren HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ile Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel ve CHP’li Mahmut Tanal da duruşmayı izliyor. TARTIŞMA YAŞANDI Duruşmada mahkeme başkanı Tekman Savaş Nemli’nin avukatlara yer açmak için stajyer avukatları çıkarmak istemesi üzerine tartışma yaşandı. Mağdur tarafın avukatları, stajyer avukatların çıkarılmasına karşı çıktı. Başkan Nemli ise stajyerlerin mahkemenin stajyer avukatları olmadığını belirterek çıkarılmasına karar verirken, duruşmanın güvenlik nedeniyle kapalı yapılabileceği uyarısında bulundu. ÇHD Başkanı, Avukat Selçuk Kozağaçlı ise yer darlığının sanıkların korumları nedeniyle yaşandığını belirterek, bu kişilerin çıkarılması gerektiğini söyledi. AĞAR 'TANSİYONUM VAR' DEYİP KATILMADI Susurluk çetesi yöneticiliğinden mahkum olan ve bu davanın bir numaralı sanığı Mehmet Ağar, avukatı aracılığıyla mahkemeye 7 günlük istiharat raporu gönderdi ve duruşmaya gelmedi. Raporda, Ağar’ın ani tansiyon yükselmesi, kalp kapağı hastalığı ile kronik akçiğer hastalığı olduğu öne sürüldü. Müşteki avukatları, rapora ilişkin sahtecilik iddiasında bulundu. Sanık İbrahim Şahin de Reşadiye Devlet Hastanesi’nden düzenlenen aldığı raporla duruşmaya gelmedi. TARİHİ İTİRAF: SUSURLUK CİNAYETLERİ DEVLETİN KARARIYDI Davanın tek tutuklu sanığı Ayhan Çarkın, savunmasında çarpıcı itiraflarda bulundu. Çarkın, “Bu cinayetler, dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakan, MGK, İçişleri Bakanlığı, İstihbarat Daire Başkanlığı ve Başbakanlığa bağlı MİT’in içinde bulunan Kontr-Terör Dairesi’nin bilgileri ve koordinasyonunun yani o dönemki devletin bilgisi dahilinde işlenmiş cinayetlerdir. Yoksa kimse pervasızca bu cinayetleri işleyemez. Herkes bilgi sahibidir. Bu cinayetleri işleyenler siyasi ve ekonomik rant elde etmişlerdir” dedi. MAHKEME SUSURLUK'UN DEVLETİNE LAF SÖYLETMEDİ Ayhan Çarkın, savunmasında devletin faili meçhul cinayetlerinde rolünü anlatırken mahkeme başkanı aniden müdahale etti. Bu sırada avukatlar ile başkan arasında tartışma yaşandı. Bunun üzerine mahkeme heyeti, duruşmaya ara verreek müzakere odasına çekildi. Mahkeme heyeti, aranın ardından saat 11.05'te salona döndü. Başkan Nemli, avukatların söz verilmeden konuşmamaları konusunda uyardı ve Çarkın'ın savunmasına devam kararı aldı. 'KURBANLIK KOYUN GİBİ' DİZLERİNİN ÜZERİNE ÇÖKMÜŞ Ayhan Çarkın, ifadesinde Abdulmecit Baskın, Yusuf Ekinci ve Faik Candan’ın nasıl infaz edildiğini anlattı. Avukat Yusuf Ekinci’nin ölümüne değinen Çarkın, “Kuğulu Park civarındaydık. Anons geçildi, Ümitköy civarına gelmemiz istendi. Oğuz ile gittik. Yusuf Ekinci, dizlerinin önüne çökmüş, kurbanlık koyun gibi bekletiliyordu. Bana silah verdiler, al siftah yap dediler. Ben de silahı attım. Abdülmecit Baskın cinayeti üzerine Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin’e gittim, bana sen karışma MGK kararı dedi” ifadelerinde kullandı. Çarkın, savunmasının sonunda tahliyesini talep etti. VAMPİRLERİN KAN ÇANAĞINA KAN AKITTIK Ayhan Çarkın ifadesinde şunları kaydetti “İşkencelerle hayatını kaybedenlerin hesabı adalet önünde görülsün. Şimdi yüzleşmenin tam zamanı. Bu kanlar neden aktı, bu canlar neden gitti? Ben bir gerçeğim, korkmadan gerçekleri anlatıyorum. Vatan millet bayrak adına yola çıkıp da yoldan sapanlar bu yolu rant kapısı yapanları görelim. O dönem devletin makamlarını işgal eden bu kişiler hesap versin. Çünkü o dönem vampirlerin can çanağına kan akıttık.” SANIK ADRESİNİ VERMEK İSTEMEDİ Sanık Enver Ulu, savunmasının alınması için kimlik tespiti yapılırken, “Buradakilerin kim olduğunu bilmediğim için adresimi vermek istemiyorum. Koruma kararım var” dedi. Bunun üzerine müşteki avukatı Selçuk Kozağaçlı, “Senin kim olduğunu iyi biliyoruz. Katilsin. Sen bizi tanı, mağdur ailesiyiz” diyerek karşılık verdi. Kozağaçlı ile Ulu arasında tartışma yaşandı. Ulu, avukatlara el kol hareketi yaparak bir süre atıştı. Mahkeme başkanı araya girince Ulu, adresini verdi. Ancak avukatı olmadığı için Ulu’nun savunması alınamadı. MAĞDUR OĞLUNDAN SANIĞA: SENİN BABANIN ÜZERİNDE SİGARA SÖNDÜRDÜLER Mİ? Örgüt faaliyeti kapsamında 8 cinayetle suçlanan sanık Ayhan Akça, savunmasında “Bunların hiçbirini tanımıyorum, bilmiyorum. Ruh sağlığını da bilmiyorum. Kimlerin yönlendirdiğini de bilmiyorum. Devletin verdiği görev dışında hiçbir illegal işler yapmadım. Ayhan Çarkın ile de aynı birimde yapmadım. O dönem görev belgeleri ortadadır. Ben şahısların isimlerini bile hatırlamıyorum.” dedi. Bunun üzerine cinayete kurban giden Hacı Karay’ın oğlu Enes Karay, “Biz seni 22 senedir unutmadık” dedi. Akça, “Kardeşim bir sus” derken, Enes Karay, “Senin babanın üzerinde sigara söndürdüler mi, laylon erittiler mi? 22 senedir biz bunların isimlerini unutmadık” karşılığını verdi. 'TARIK ÜMİT ÖLMEDİ, İNGİLTERE'DE...' Davanın sivil sanıklarından Nurettin Güven, ifadesinde “Tarık Ümit ölmedi, sağ kendisi. Benim bildiğim kadarıyla İngiltere’de. Bir kere Amerika’da Tarık Ümit’i bir MİT’çi ile viski içerken gördüm” dedi. İddianamede, MİT elamanı Tarık Ümit'i bu çetenin öldürdüğü anlatılıyordu. (Korkut Eken mahkemeye verilen arada... Foto: Alican Uludağ) MEDET SERHAT'IN EŞİ GÖZYAŞLARINI TUTAMADI 'Eşimi kucağımda kaybettim. Bunların ağababaları nerede' Davanın öğleden sonraki bölümünde infazlarda yakınlarını kaybeden aileler söz aldı. Avukat Faik Candan’ın eşi Gönül Candan, bu katliamları yapanların idam edilmesini istedi. Avukat Medet Serhat’ın eşi Yurdanur Serhat ise konuşmasında gözyaşlarını tutamadı. Sanıklara bakarak konuşan Yurdanur Serhat, eşini kucağında kaybettiğini belirterek, o anları şöyle anlattı: “Düğünden çıktık. Biz evimize tam geliyoruz. Solumuzdan bir araba girdi ve bizi sıkıştırdı. Şoför durdu. Öbür arabanın şoförün yanındaki kişi camı açtı tak tak sıktı. Eşime bir tane geldi bana 14 tane geldi. Kim olduğunu bilmiyorum. Arabada üç kişi vardı. Silahı çıkardı tak tak tak diye sıktı. Ben her seferinde ay ay ay dedim. Eşim hayatını kaybetti. Ben ve evladım bunu kabul edemez. Eşim Kürt’tü. Kendini inkar etti. Ben Kürt değilim. Bir asker kızıyım. Bir emniyet mensubunun kızkardeşiydim. Ama abim bunlar gibi maşa değildi. Bunların ağababaları nerede? Büyükleri istiyorum. Bunun öcünü istiyorum ben” dedi. Serhat, önünde oturan Korkut Eken’e seslenerek “Açık baş, sana çok gıcığım” ifadesini kullandı. PERVİN BULDAN: DEMİREL VE ÇİLLER DE YARGILANMALI Eşi Savaş Buldan’ı kaybeden Pervin Buldan, izleyici sırasından söz almak istediğini belirterek, “Bakalım bu katillerin benim yüzüme bakabilecek cesaretleri var mı?” dedi. Hiçbirinin yüzene bakacak cesareti olmadığını dile getiren Buldan, “Çünkü hepsi ellerine silah tutuşturulmuş ceplerine para konulmuş zavallı katiller. Emir alan, kurşun sıkan kahraman ilan edilen katiller” dedi. Bu kişilerin Tansu Çiller’in “Elimizde Kürt işadamlarının listesi var, hesap soracağız” dedikten sonra ellerine silah verilen “katiller” olduğunu dile getiren Buldan, şunları söyledi: “Bugün burada yalnız bunların değil, bunlara emir verenlerin, eline silah verenlerin hepsinin yargılanmasını istiyorum. Başta Tansu çiller ve Süleyman Demirel, Mehmet Ağar, OHAL bölge valileri, hepsi burada yargılanmalıdır. Ben eşimi kaybettiğim gün bir kız çocuğu dünyaya getirdim. Bugün kızımı buraya getirmedim, babasının katillerinin görmesini istemedim. Buna dayanamam o ağlarsa ben de dayanamam. Çünkü ben bir anneyim. Acaba burada oturanlar bunu bilirler mi? Bunların evlatları bir güne bir gün sordular mı, onlar babasız büyüdüler.” ORTALIK KARIŞTI, SANDALYELER HAVADA UÇUŞTU Faili meçhul cinayetler davasında sandalyeler havada uçtu, koltuklar kırıldı. 1990’li yıllarda işlenen faili Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasında, olaylar çıktı. Duruşma savcısının görüşünü açıkladığı sırada müşteki avukatları savcıya tepki gösterdi. DURUŞMAYA ARA VERİLDİ Yaşanan tartışmanın büyümesi üzerine Mahkeme Başkanı duruşmaya ara verdi. Bu sırada bazı izleyiciler salonda çıkarken “Halkın adaleti ensenizde olacak” şeklinde sloganlar attı. Bu sırada sanıkların sivil korumalarından biri slogan atanlara, “Sıkıysa gelip benim enseme dayansana” diye tepki gösterdi. Karşılıklı tartışma büyünce duruşma salonundaki koltuklar kırıldı, yumruklu kavga yaşandı. MAHKEME AYHAN ÇARKIN'IN TAHLİYESİNE KARAR VERDİ Mahkeme, tek tutuklu sanık Ayhan Çarkın'ın tahliyesine karar verdi. Korkut Eken ve diğer tutuksuzların tutuklanmasını ise reddetti.
Burak Can Karamanoğlu Davası Başladı
Berkin Elvan'ın cenaze töreninin ardından Okmeydanı'nda çıkan olaylarda öldürülen Burak Can Karamanoğlu cinayeti ile ilgili olarak üçü tutuklu, biri firari toplam 5 sanıklı davaya başlandı.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmaya, ölen Burak Can Karamanoğlu'nun ailesinden kimse katılmazken, tutuklu sanıklar Oğuz K., Volkan G. ve Zafer Karadağ ile tutuksuz sanık Mustafa S. ve avukatları katıldı.Burak Can'ın vurulduğu silahı kullandığı iddia edilen sanık Oğuz K., sorgusunda, terör örgütü üyesi olmadığını belirterek, “Terörist hiç değilim. Vatanını milletini seven biriyim. Örgütün çağrısı üzerine orada bulunuyor değildim. Orada oturduğum için, olay tarihinde orada bulunmam normaldir' dedi.'KIZLARA HAVA ATMAK İÇİN HAVAYA ATEŞ ETTİM'Olay günü ilk olarak 18.00-18.30 sıralarında Burak Can'ı vuran silah ile kızlara hava atmak için 4-5 el havaya ateş ettiğini söyleyen Oğuz K., “Pınarbaşı kasabının önünde ateş ettim. Burası ölenin vurulduğu yerden 200 metre mesafededir. Yanımdaki arkadaşım Volkan G. de ateş etmek istedi. Silahı ona verdim. O da 2-3 el havaya ateş açtı' dedi.Saat 20.00 sıralarında aynı kasabın önünde yeniden birkaç el havaya ateş açtığını söyleyen Oğuz K., “Bir amacım olmaksızın, havam olsun diye ateş açtım. Saat 20.30-21.00 sıralarında yine havam olsun diye 2-3 el aynı kasabın önünde ateş açtım. Ateş ettiğim yer ölenin düştüğü yere uzaktır' dedi.Burak Can'ın saat 21.45 sıralarında vurulduğunu söyleyen Oğuz K., kendisinin 21.27 sıralarında olay yerinden aracıyla ayrıldığını, silahını da firari sanık Gökhan K.'ya verdiğini belirterek, “21.27'de olay yerinden ayrıldığıma dair kamera kaydı bulunmaktadır' dedi.'BURAK CAN'I GÖKHAN K. VURDU'Oğuz K., olay yerinden ayrıldıktan sonra kız arkadaşı ile birlikte gece 03.00'e kadar dolaştığını, ardından da evine gittiğini belirterek, “Diğer gün Gökhan'ın yanına gittim. Silahımı geri aldım. 1-2 gün sonra da silahı Zafer K.'ya sattım. 25 Mart'ta gözaltına alındım. Kendimi temize çıkarmak için Zafer'i arayarak silahın teslimini sağladım. Suç işleyen biri bunu yapmaz. Biz cezaevindeyken Gökhan K. bize avukat yolladı. Mahkemede ismini vermememizi istedi. Rahmetli Burak Can'ın ailesine başsağlığı diliyorum. Burak Can'ı vuran Gökhan K.'dır. Silahımı olay günü 21.27'de ona verdim, bir gün sonra da aldım. Adliye'de Burak Can'ın benim silahımla vurulduğunu öğrendim. Polis bana Gökhan'ı tanıyıp tanımadığımı sordu, korkudan tanımadığımı söyledim' dedi.'OĞUZ BİR ANDA SİLAHINI ÇIKARARAK ATEŞ ETTİ'Burak Can'ın öldürüldüğü silahla olay günü ateş ettiği öne sürülen bir diğer tutuklu sanık Volkan G. de, “Olay günü Oğuz bir anda silahı belinden çıkartarak birkaç kez ateş etti. Niye ateş etti, bilmiyorum. Kavga yoktu, olay yoktu, polis yoktu, kızlar vardı. Ben de istedim. Silahı verdi, 2 kez de ben havaya ateş ettim. Saat akşam 6,5-7 arasıydı. Oğuz birkaç dakika sonra yeniden havaya ateş etti' dedi.'GÖKHAN K. BENİ TEHDİT ETTİ'Firari sanık Gökhan K.'dan korktuğunu, bu nedenle hem kendisi hem de ailesi için koruma istediğini beyan eden Volkan G., “Oğuz'un o gece silahı Gökhan'a verdiğini gördüm. Karanlıktı, saati tam olarak hatırlamıyorum. Tahminen 20.00 sıralarıydı. Olaydan sonra da Gökhan silahın bana verildiğini bir yere söylememem için beni tehdit etti. Gökhan K. herkesi korkutur' dedi.26 Mart tarihinde gözaltına alındığını, örgütle işi olmadığını belirten Volkan G., “Burak Can'ın vurulduğu yeri bilmiyorum. Suçsuzum, tahliyemi istiyorum' dedi.Olayda kullanılan silahın Oğuz K. tarafından kendisine getirildiğini kaydeden tutuklu sanıklardan Zafer K., “Ben de silahı tamir etmesi için tutuksuz sanık Mustafa S.'ye verdim, satmadım ona. Korktuğum için polise silahı sattığımı söyledim. Silah ticareti yapmadım, bir silah tamiratı ne duruma getirdi beni. Suçsuzum, tahliyemi istiyorum' dedi.SANIK MUSTAFA S: BURAK CAN ARKADAŞIMDIDavanın tutuksuz sanığı Mustafa S. ise ölen Burak Can Karamanoğlu ile arkadaş olduğunu, 3 yıl aynı binada oturduklarını belirterek, “İstanbul'un OHAL'i Okmeydanı. Örgüt esnafa zorla kepenk kapattırır. Burak Can olayından sonra kendimizi korumak için silahı aldım. Orada tekstil işi yapıyoruz, kendi yerimiz var. Bu nedenle aldım silahı. Suçsuzum, beraatimi istiyorum' dedi.Duruşma sonunda, tutuklu sanıkların avukatları, müvekkillerinin tutukluluk halinin kaldırılmasını istedi. Ancak mahkeme, üç sanığın da tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.İDDİANAME...Berkin Elvan'ın cenazesinin kaldırıldığı 12 Mart tarihinde Okmeydanı'nda çıkan olaylarda, Burak Can Karamanoğlu silahla vurularak öldürülmüştü. Yapılan operasyonda, Oğuz K., Volkan G., Gökhan K., Zafer Karadağ ve Mustafa S. gözaltına alındı. Burak Can'ın vurulduğu silah da Mustafa S.'de ele geçirildi. Araştırmada, ruhsatsız silahın Oğuz K.'ya ait olduğu tespit edildi. Oğuz K.'nın, olaydan sonra silahı Zafer K.,'ya, Zafer K.'nın da Mustafa S.'ye sattığı tespit edildi. Oğuz K., daha sonra silahı olay gecesi Gökhan K.'ya verdiğini söyledi.Soruşturma sonucunda 5 kişiye dava açıldı. Oğuz K., Volkan G. ve Gökhan K. hakkında “Terör örgütüne üye olmak', “Örgüt adına eylem yapmak', “Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet', “Ruhsatsız silah bulundurmak' ve “Kasten cinayet' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Üç sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 12 yıl 9 aydan 52 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor.Şüphelilerden Mustafa S. “Ruhsatsız silah bulundurmak' ve “Kasten adam öldürmek' suçlarından müebbet hapis ve 6 aydan 3 yıla kadar, Zafer Karadağ ise “Ruhsatsız silah ticareti'nden 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor.DHA
Bankalar Somalı Madencilerden Faiz İstedi
Manisa'nın Soma ilçesindeki maden işçileri, 13 Mayıs’taki faciadan sonra ertelenen kredi borçları için 3 aylık gecikme faizi isteyen bankaları protesto ettiManisa’nın Soma ilçesinde madenciler, 13 Mayıs 2014’te, 301 işçinin hayatını kaybettiği faciadan sonra ertelenen kredi borçlarının üç aylık gecikme faiziyle birlikte istenmesini protesto etmek için yürüyüş yaptılar. CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel 'in de destek verdiği bir grup işçi, Beşyol madenci heykeli önünden yürüyerek bankaların önüne bozuk para attı.'Soma bir emekçi şehri'Cihan Haber Ajansı’ndan Ömer Çakmak ’ın haberine göre, bir kamu bankası önüne toplanan maden işçileri adına basın açıklaması yapan Eren Malkoç şunları söyledi:'Madenciler ve ailelerinin burada toplanmalarının nedeni, bankaların kredi ve kredi kartlarını üç ay erteleyip üç ayın sonunda toplu ödeme şekliyle geri istemeleri ve faiz uygulamasıdır. 13 Mayıs, kara gün olarak Somamıza ve tüm dünyaya büyük bir acı yaşattı ama bu acılar henüz daha bitmemişken bizleri, bazı konular ve bazı olumsuz olaylarla baş başa bıraktılar. Bu hem maddi hem de manevi olarak bizi ikilem içerisinde bırakmalarıdır. Bizler yerin derinliklerinde, bir avuç kömür için bir ömür verenleriz ama bu söz artık yerin derinliklerinde kalmayıp yerin üstündekiler de canımızı yakmaya başlamıştır. Bugünkü konumda 301 madenci şehidi vermiş Somamızda OHAL bölgesi ilan edilmesini istiyor ve bununla ilgili acil bir şekilde burada yaşayan halkın, vergiden muaf ve kredi borçlarının silinmesini talep ediyoruz. Soma, bir emekçi şehri. Soma'da yaşayan biz emekçiler, kıt kanaat geçimini sağlayan kişileriz. Bizler halen daha facianın psikolojik sorunlarını atlatamazken bizleri bir de bankaların yaratmış olduğu bu sorun daha da kötüye sürüklemektedir. Burada en çok mağdur olan taraf biz madencilerdik ama görünen o ki bizden daha çok mağdur olan taraf bankalarmış. Biz mağdur olduğumuz halde kendi aramızda toplamış olduğumuz bir miktar parayı bankaya bağışlayıp mağduriyetini gidermesi için huzurlarınızda bankaya teslim ediyoruz. Sayın devlet büyüklerinden de bu olayı dikkate almalarını istiyor, aksi takdirde yakın zaman içersinde düzelmezse, bizleri kaosun içinde yalnız bırakırlarsa daha büyük ve daha kalabalık kitleyle Ankara'ya yürüyeceğimizi buradan duyurmak istiyoruz.''Mayıs'ta herkes söz veriyordu'CHP Milletvekili Özel ise, 'Soma daha önce tarımı bitirilmiş, sanayi yatırımları yapılmamış, madenlere mahkûm bırakılmış, madende alın teri sökülmüş olan emekçilerin kenti olarak madenlere bağımlıdır. Somanın esnafı da, Soma'nın her kademesinde çalışan memuru da, Soma'daki herkesin aslında her biri de madencidir. Bugün görülüyor ki Soma'nın Somalıdan başka, madencinin de madenciden başka dostu yoktur. 13 Mayıs'ta ülke ve dünya büyük bir yasa büründüğünde herkes söz veriyordu. Özel bankalar kredileri erteleme, şehitlerimizin ailelerinin borcunu silme ve bütün madencilerimizin borçlarını faizsiz öteleme yarışına girmişti. Devlet bankaları bundan geri kalmadı ama bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki özel bankalar ve hepimizin gururu olması gerekirken her bir tuğlasında bu ülkede yaşamış herkesin alın teri olan, hakkı hukuku olan Ziraat Bankası da madenciye ötelediği borçları, faiziyle geri istemektedir. Bu bize iki şey gösteriyor. Bir, özel bankalar ki kapitalist sistemin, sömürünün en vahşi örneklerinden birinin Türkiye'de tüketici kredilerinde, kredi kartlarında, esnaf kardeşlerimize uyguladıkları ticari kredilerin acımasız faizlerinde göstermiştir. Bugün de kan emiciliklerini madenciler üzerinde göstermektedir. İkinci nokta, devleti yönetenlerin gerek Ziraat Bankası gerekse bankacılık sistemiyle o acımasız sistemle yüz yüze bırakması, sahip çıkmamasıdır. Size bir hususu arz etmek isterim. Elimde bir kanun teklifi var. Meclis'in kayıtlarına geçti. Hazırladığım yedi maddelik kanun teklifiyle şunu öneriyoruz. Sadece kazaya uğrayan maden ve şirkette çalışanlar değil, tüm Soma ve bugün Zonguldak'ta işsiz kalanlar, Şırnak'taki madenlerde hayatını verenler, geçtiğimiz günlerde Balıkesir İvrindi'de güvensiz koşullarda çalışırken hayatını kaybedenler, kısacası maden iş kolunda yer altı yer üstü ayrım olmaksızın yan yardımcı şirketler olmak üzere çalışan Türkiye'deki 50 bin maden emekçisi için bir kanun teklifi verdik. Şu ana kadar bankalara, özel ve kamu bankaları ayırmaksızın olan bütün borçların bir yıl süreyle tamamen ertelenmesini, yapılmış tebligatların, başlatılmış icra işlemlerinin geri çekilmesini, borçların bir yıl süreyle faizsiz olarak 36 taksite bölünmesini, burada oluşacak masraf veya faiz varsa bunun Hazine tarafından karşılanmasını öneriyoruz' şeklinde konuştu.Soma'da 301 madencinin hayatını kaybettiği facianın ardından, bankalar, Somalı işçilerin kullandığı kredilerin 3 ay boyunca erteleceğini ve faiz borcu almayacaklarını açıklamıştı.T24
İşte Erdoğan'ın "Dev" Projeleri!
Deniz AYHAN/Sozcu.com.trCHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, ükenin ekonomide ve iç- dış politikada ciddi bir darboğaza girdiği bugünlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Başbakan Davutoğlu’nun apar topar toplu açılışlar düzenlediğini belirtti. Yapılan açılışları listeleyen Oran, kanalizasyon ve kaldırımların bile ‘dev proje’ olarak sunulduğunu, Malatya’da bir projeye 3 farklı adla açılış yapıldığını ve yıllardır eğitim veren bir okulun yeniden açıldığını söyledi.Oran yaptığı basın açıklamasında, “Ekonomi krizin, Türkiye savaşın eşiğinde; ülke yangın yeri, yağma faaliyetleri başlamış, Türkiye IŞİD-PKK terörü arasına sıkışmış, birçok ilde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş; Türkiye hem siyasi hem ekonomik açıdan batağa saplanmış durumda. Böyle kritik bir süreçte, ne yazık ki Cumhurbaşkanı ve Başbakan ise sorumsuz biçimde siyasi şov peşinde…” dedi.Erdoğan’ın, Eylül 2013’te Malatya’da 93, bu yıl Haziran ayında da Trabzon’da 21 “önemli” proje için toplu açılış yaptığını belirten Oran, “proje ve tesis” diye sayılanlar arasında anaokulu, kafeterya, belediyenin kaldırım, asfalt ve kanalizasyon işleri vb.nin bulunduğunu söyledi.Erdoğan’ın 2013 sonlarındaki Malatya “toplu açılışı” listesi şöyle• Begüm Kartal İlk ve Orta Okulu (24 Derslik)• Vilayetler Birliği Anaokulu (4 Derslik)• Hanımınçiftliği Anaokulu (4 Derslik)• Elmasuyu İlköğretim Okulu (8 Derslik)• Şehit Gökhan Ertan End.Mes.Lisesi (24 Derslik)• Avni Kiğılı Anadolu Kız İmam Hatip Lisesi (42 Derslik)• Alaaddin Elmas Kız öğrenci Pansiyonu (300 öğrencilik)• Çilesiz Şehit Ahmet Kurak Anaokulu (6 Derslik)• Hanımınçiftliği Fatih İlköğretim Okulu (8 Derslik)• Aşağıbağlar Anaokulu (4 Derslik)• Şahnahan Recaİ Vardar İlk ve Ortaokulu (8 Derslik)• Sütlüce İlk ve Ortaokulu (15 Derslik)• Bindal Köyü İlk ve Ortaokulu (8 Derslik)• Ayşe İlbak Anaokulu (4 Derslik)• Kurşunlu İlköğretim Okulu Pansiyon (200 Öğrencilik)• Koldere İlkokulu 6 Dairelik Lojman• Cumhuriyet İlk ve Ortaokulu (8 Derslik)• Nohutlu İlk ve Ortaokulu (8 Derslik)• Ali Rıza Aydos ilk ve Ortaokulu (21 Derslik)• Kerem Aydınlar Kampüsü Arapgir Anadolu öğretmen Lisesi• Battalgazi Küçük Tip Spor Salonu• Mühendislik Fakültesi Laboratuvar Blokları• T.Ö.T.M. Kafeterya ve Medikal Satış Merkezi• Kale M.Y.O. Turizm ve Otel İşletmeciliği Uygulama Oteli• Battalgazi Kavşak Köprüsü• Otomatik Tren Muayene İstasyonu Binası• Malatya Şehir Geçişi BSK Yapımı• Öğrenci Yurdu• İlyas Mahallesi Gençlik ve Spor Salonu• Akçadağ Spor Salonu• Pütürge Sentetik Yüzeyli Futbol Sahası• Arapgir Sentetik Yüzeyli Futbol Sahası• Battalgazi Spor Salonu• Arapgir İlçe Merkezine 4 Daireli Personel Lojmanı• Pütürge İlçe Merkezine 4 Daireli Personel Lojmanı• Yetiştirme Yurdu Sevgi Evleri ve İdari Bina• Hayvancılığı Destekleme Projesi 50 Aileye 200 Baş Süt İnekçiliği· 54 KW Malorsa Transformatör Merkezi• Kanalizasyon İnşaatı “Şebeke Kolektör Foseptik”• Ören Belediyesi Kanalizasyon İnşaatı Kanalizasyon Şebekesi• Malatya Çarşı Camii, Battalgazi Karahan Camii, Merkez Söğütlü Camii Restorasyon• Özel idare yatırımları: Malatya İli, ilçeleri ve Merkez Köyleri içme suyu, Malatya ili, ilçeleri ve Merkez Köyleri Kanalizasyon, Malatya ili, ilçeleri ve Merkez Köyleri Sulama Suyu, Malatya ili, ilçeleri ve Merkez Köyleri Yol ve Köprü Çalışmaları, Kuluncak Emniyet Amirliği Lojmanlı 2 Katlı Hizmet Binası ve 20 adet Lojman• Mirsan Kuru Kayısı işleme Tesisi Yapımı• Seher Entegre Tavukçuluk Çelik Silo Yapımı• Baktar Kayısı işleme ve Soğuk Depolama Tesisi• Yılmazlar Kuru Kayısı işleme Tesisi Yapımı• Entegre Kuru Kayısı işleme Tesisi Yapımı• Baygrup Kombine Sığır Irkı ile Kurulan Damızlık Sığır İşletmesi• Tavuk Üretiminin AB Standartlarına Getirilmesi• Yeşil Vadi 100 Başlık Süt inekçiliği Tesisi• 100 Başlık Süt inekçiliği Tesisi• TOKİ: Konteyner Kent (Suriyeliler için), Afet Konutu (48 Konut), Konut ve Sosyal Tesis• Özel sektör yatırımları: Konfeksiyon Üretimi (Taha Dış Giyim), İplik Üretimi (Şahtaş Tekstil), Nükleer Tıp (Eczacıbaşı), Balık Entegre Tesisi (Alima Su Ürünleri), Cıvata Üretimi (Çetin Cıvata)• Boru Üretimi (Süperlit Boru Sanayi),Tekstil (Baykanlar Tekstil)• Belediye yatırımları: 54 Cadde, 140 sokakta yapılan altyapı, kaldırım, peyzaj ve asfalt çalışması• 110 km Yağmur Drenaj hattı, Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi, Malatya Batı Girişi alt ve üst yapı ile çevre ve peyzaj yapımı, Akpınar Bölge alt ve üst yapı ile çevre ve peyzaj düzenlemeleri• Malatya Şehir Geçişi alt yapı, üst yapı ile çevre ve peyzaj düzenlemesi, Adliye Kapalı Otopark ve Çevre Düzenlemesi, 2 Semt Konağı, Doğu Garajı ve Çevre Düzenlemesi, içme Suyu, Çevre Düzenlemesi, Yol Yapımı, Sokak Sağlıklaştırması, Restorasyon, Park Yapımı, İsale Hattı ve Su Deposu Yapımı İçme suyu Şebekesi.BİR PROJEYE AYNI ANDA ÜÇ AÇILIŞMalatya’daki toplu açılış listesinde aynı proje, 3 ayrı adla yer alıyor:· Malatya Şehir Geçişi BSK Yapımı (Karayolları )· Malatya Batı Girişi alt ve üst yapı ile çevre ve peyzaj yapımı (Malatya Belediyesi)· Malatya Şehir Geçişi alt yapı, üst yapı ile çevre ve peyzaj düzenlemesi (Malatya Belediyesi)Yani bir proje için 3 açılış yapılmış oldu. Yani sayı ne kadar çok gösterilirse o kadar böbürlenme vesilesi oluyor.4 YILDIR EĞİTİMDE OLAN OKULU BİR DAHA AÇTILAR…Malatya ilinin Arapgir ilçesinde, eski TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ın vefat eden oğlu Kerem Aydınlar adına yaptırdığı 16 derslik, 20 Lojman, 350 kişilik pansiyon ve spor salonunun yer aldığı Kerem Aydınlar Kampusu Arapgir Anadolu Öğretmen Lisesi, 2009 yılında eğitim öğretim hayatına başlamıştı. Söz konusu eğitim tesisleri 21 Eylül 2013’te Erdoğan tarafından gerçekleştirilen toplu açılış listesinde yer aldı. Yani okul eğitime başladıktan 4 yıl sonra bir daha törenle “açıldı”.TRABZON TOPLU AÇILIŞ ŞOVU DA MÜKERRER· 1 ilköğretim okulu,· 3 anaokulu,· 2 imam hatip okulu.· Çaykara İlçe Emniyet Amirliği Lojman Hizmetleri Binası,· Şalpazarı İkinci Kısım İçme Suyu Projesi,· Uğurlu-Oğuz Kanalizasyon projesi,· Arsin Derin Deşarjı· Yomra İçme Suyu Projesi,· TOKİ eliyle Araklı’da yapılan toplam 13 milyon liralık 192 konut teslimi.· Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından Ortahisar ve Of’taki iki adet futbol stadı.· Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na ait toplam 38,5 milyon liralık 4 adet proje.· Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün restorasyonunu tamamladığı Hacıkasım Camii, Saraç Alizade Mescidi, Akçaabat Dürbınar Camii ve Trabzon Bedesten Çarşısı· Trabzon Büyükşehir Belediyesine ait çeşitli mahallelerdeki 10 adet park yapımı,· Arsin Belediyemize ait sahil parkı çevre düzenlemesi…Oran konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:Ülke yangın yeri, Güneydoğu’da OHAL var, millet can derdinde, her yer yağmalanıyor iktidar ise şov peşinde. Ne toplu açılışın, ne mitingin ne de Karadeniz turunun zamanı. Acilen bu kangrenin elbirliğiyle büyük bir uzlaşmayla çözülmesi gerekmektedir.Ülkemizin hem ekonomi, hem siyaset hem de dış politikada eşi görülmemiş bir darboğaza girdiği bu günlerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Trabzon’da 17, Başbakan Ahmet Davutoğlu Malatya’da 44 “tesis” için apar topar “toplu açılış” gerçekleştirdi.İzlenen yanlış politikalar yüzünden ekonomide Türkiye ciddi bir krizin eşiğinde… Türkiye ekonomisi kan kaybediyor. Piyasalarda türbülans yaşanıyor. Döviz aldı başını gidiyor, tüm makroekonomik hedefler sapmış durumda. Ekonomide bir hafta sonrası öngörülemiyor, 2015 yılı tamamen belirsiz.AKP’nin izlediği dış politika nedeniyle Ortadoğu’da patlak veren savaş ülkemiz sınırlarına dayanmıştır. Türkiye, IŞİD-PKK terörü arasına sıkışmış durumdadır. IŞİD’in Kobani saldırısını protesto amaçlı kitlesel eylemler nedeniyle birçok ilimizde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, ülkede yağma faaliyetleri başlamış, AKP’nin “çözüm” projesi iflas noktasına gelmiştir. Ülkenin geleceği belirsiz, ulusal güvenliğimiz, toplumsal barış tehlikededir.Bu zor süreçte “partili” Cumhurbaşkanı ile O’nun atadığı Başbakan ise hamaset ve göz boyama derdine düşmüştür. Türkiye’nin hem siyasi hem ekonomik açıdan boğazına kadar batağa saplandığı böyle kritik bir süreçte, Cumhurbaşkanı ve Başbakan, ne yazık ki siyasi şov peşindedir…BU TİYATRO ARTIK KABAK TADI VERDİ!..Erdoğan, zaten Eylül 2013’te Malatya’da 93, Haziran 2014’te ise Trabzon’da 21 “önemli” proje için toplu açılışlar yapmıştı. Malatya’da açılışı yapılan tesislerin toplam yatırım tutarı 776 milyon, Trabzon’dakilerin tutarı 104 milyon TL olarak açıklanmıştı. (Üstelik paradan atılan 6 sıfıra rağmen, bu tutarlar göz boyamak için ısrarla “trilyon” şeklinde telaffuz ediliyor.)Görüldüğü gibi “trilyonlarla” ifade edilen ve “tesis”, “proje” diye sunulanların büyük bölümünü devletin zaten sessiz sedasız yapması gereken okul, yol, asfalt, altyapı çalışmaları, karakol, idari bina gibi yatırımlar oluşturuyor. İmam hatip, cami projeleri de listede önemli bir yer tutuyor.Listede, hükümet ya da bağlı belediyelerce gerçekleştirilen ve ülke ekonomisine katkı sağlayacak görece önemli yatırımlar ise neredeyse hiç yok ve yapılan iş koparılan gürültüye değmiyor.TOPLU AÇILIŞ ŞOVCULARINA 10 SORUİlgili makamlara soruyoruz:“Şimdi yapılan bu toplu açılışlar nedir, bunlar gerçek yatırım mı, hayali midir? Ülkenin içinde bulunduğu bu zor dönemde bu açılışların aciliyet derecesi nedir? Bu hengamede hangi önemli, acil tesis ya da projenin açılışı yapılmıştır? Açılışı yapılacak “tesis” ve projelerin bir listesi basın kuruluşlarına gönderilmiş midir? Listeler herhangi bir kamu kuruluşunun internet sitesinden ilan edilmiş midir? Toplu açılış listesinde, kısa süre önce yine törenle açılışı yapılmış olanlar ya da zaten faaliyette olanlar da var mıdır? Bizzat Cumhurbaşkanı ve Başbakan hangi tesis ya da projelerin açılışını yaptıklarını biliyor mu? Amacınız hizmet mi, şov mudur? Bu çetin günlerde Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın programı, algı yönetimi, göz boyama amaçlı mıdır? Türk halkının zekâsıyla alay mı ediyorsunuz?”Ülkemiz, geçmişte eşi görülmemiş ölçüde risk altındadır. Açılış şovunun ne zamanı ne de yeridir! Ekonomik kriz, terör ve savaş tehdidi giderek büyürken ülkemiz, sağduyu ile bu sorunları acilen çözecek sorumlu, muktedir, akılcı, güvenilir yöneticilere ihtiyaç duymaktadır!…
'AKP Hükümeti IŞİD'den Desteğini Çekene Kadar Direniş Sürecek'
HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan , kentte ilan edilen sokağa çıkma yasağının karşılığının OHAL olduğunu söyledi.Nursel Aydoğan, Diyarbakır'da yaşananlara ilişkin T24'e yaptığı değerlendirmede, 'Türkiye’nin her tarafından çevik kuvvet getirildi. Tanklar da askerde şehrin ana noktalarında bekliyor. Bu görüntü, OHAL tablosudur. Önemli olan zaten işin özüdür.'Sokağa çıkma yasağına ilişkin sık sık duyuru yapıldığını anlatan Aydoğan, ara sokaklarda halkın dışarıda olduğunu söyledi. Emniyet’in uyarısına rağmen gençlerin Kobanê direnişini sürdüreceklerini söylediklerini ifade etti.Aydoğan, halkın AKP hükümetinin IŞİD’den desteğini çekeceğini ifade edinceye kadar direnişi sürdürme kararlığını dile getirdiklerini vurguladı.HDP’nin bazı milletvekilileri sınırda sıfır noktasında adeta nöbetteler. Suruç’a sığınan Kobanê halkının ihtiyaçlarıyla ilgili çalışmalar yürütüyor.Meclis İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Van Milletvekili Kemal Aktaş , sınırda yaşananların bile tek başına insan hakları ihlali olduğunu söyledi.Kobanê’deki gelişmelerin netleşmesinden sonra kapsamlı bir inceleme başlatıp hak incelemesi yapacaklarını söyledi. Aktaş, IŞİD güçlerinin frenlendiğine ilişkin bilgiler geldiğini ifade etti.Kemal Aktaş’la sınırın sıfır noktasında olan Hakkari Milletvekili Adil Zozani , IŞİD’in püskürtülmesine tanıklık ettiklerini belirterek, “Bir iki gün içinde Kobanê IŞİD çetelerinden temizlenmiş olacak sanırım” diye konuştu.Örgütün kırılma noktasında olduğuna dikkat çeken Zozani, “Kobanê’nin kurtulması demek Kürdistan halkalarının ve Ortadoğu halkalarının kurtulması demek” dedi.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Son yaşananlar Kürt sorunu denilen meselenin ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha gösterdi. Her şey kontrol altında derken olaylar sürecin kırılgan zeminde ilerlediğini ortaya koydu. Peki tüm bunlar neden oldu? Olaylar neden bir anda kontrol dışına çıktı... Türkiye Kobani’den uzak durmaya çalışırken neden Kobani bir anda ulusal bir mesele haline geldi?Olaylara aktüel siyaset üzerinden bakıp Kobani üzerine yoğunlaşılabilir. Ancak büyük resimde farklı dinamikler var. En başta Kürt sorunu artık uluslararası bir sorun ve büyük güçler denkleme dahil olmak istiyorlar. Şimdi gelin önce görünen, sonra görünmeyen faktörleri analiz edelim.
Almanya Dediğiniz Hitler’in Nazi Almanya’sı Mı?
CHP’den Davutoğlu’na yargı paketi tepkisi: Amacınız tüm muhalifleri, CHP ve MHP’lileri cezaevine koymak mı?Hükümetin alelacele TBMM’den geçirmeye çalıştığı yargı paketine tepki gösteren CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan Ahmet Davutoğlu’na, “Almanya dediğiniz Hitler’in Nazi Almanya’sı mı? Amacınız tüm muhalifleri, CHP ve MHP’lileri cezaevine koymak mı? - Bu paketle getirmek istediğiniz düzenlemelerin Hitler Almanya’sı, Nazilerin özel muhafız birliği SS ve gizli polis Gestapo’nun uygulamaları ile aynı olmasının gerekçesi nedir? Gestapo’ların ‘koruyucu gözaltı’ uygulaması ile sizin getireceğiniz ‘önleme gözaltısı’nın farkı nedir?” diye sordu.CHP’li Umut Oran, Başbakan Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi. Oran önergesinde, 'Hükümetinizce hazırlanan, ancak AKP milletvekillerince yasa teklifi adı altında Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu dahil çok sayıda kanunda köklü değişiklikler öngören 35 maddelik yargı paketi 14 Ekim 2014 tarihinde TBMM’ye sunuldu. Pakette, savunma hakkının kısıtlanması, anayasal suçlarda şüpheli veya sanığın bütün mal varlığına el konulabilmesi, arama kararı için somut delil yerine “makul şüphenin” yeterli olması ve sulh ceza hâkiminin Türkiye’nin her yerinde operasyon yapabilmesi düzenlenmektedir” dedi. Oran, Davutoğlu’na şu soruları yöneltti:Kastettiğiniz Nazi Almanya’sı mı?- Bu paket için sürekli Almanya örneğini vermenizin gerekçesi nedir? Bu açıklamanızla Hitler dönemi Nazi Almanya’sını mı kastediyorsunuz?Amacınız CHP ve MHP’yi saf dışı bırak mı?- Bu paketle amacınız, muhalefette olup da meşru yollardan iktidara gelmeye çalışan CHP ve MHP gibi partilerin yöneticilerini, üyelerini polis ve istihbarat personeline izletip saf dışı bırakıp, cezaevine koymak mıdır?- Bu paket aynen yasalaştığı takdirde Anayasal suç bahanesiyle AKP karşıtlarının tamamının iletişimlerinin polis tarafından dinlenilip izlenmesine yol açmayacak mı?- Somut delil yerine “makul şüphe” ile tutuklama sadece AKP karşıtlarına, muhaliflere mi uygulanacak?Gestapo ve SS’den farkı nedir?- Bu paketle getirmek istediğiniz düzenlemelerin Hitler Almanyası, Nazilerin özel muhafız birliği SS ve gizli polis Gestapo’nun uygulamaları ile aynı olmasının gerekçesi nedir? Gestapo’ların “koruyucu gözaltı” uygulaması ile sizin getireceğiniz “önleme gözaltısı”nın farkı nedir?- Bu pakette yer alan her bir düzenlemenin Alman mevzuatındaki karşılığı nedir?Yasalara 12. Cumhurbaşkanı mı karar veriyor ?- Selefinizin açıklamaların hemen üstüne bu paketin hazırlanması karşısında TBMM’nin hangi yasayı çıkaracağına 12. Cumhurbaşkanı mı karar vermektedir?Sıkıyönetim, OHAL’e dönüş- Sulh ceza hâkiminin tek başına Türkiye’yi kapsayacak operasyon kararı alabilmesi Devlet Güvenlik Mahkemesi, Özel Yetkili Mahkeme’lere verilmiş olan yetkiyle aynı değil midir? Türkiye bu paketle sıkıyönetim, OHAL yargı düzenine dönmüş olmayacak mı?- Böylesine köklü bir düzenlemeyi neden ilgili tüm kurumların görüşünü alarak yasa tasarısı şeklinde TBMM’ye sunmadınız? Paketi, içeriği nedeniyle mi yasa teklifi olarak TBMM’ye sundunuz?Venedik Komisyonu’na aykırı- Temel hak ve özgürlükleri kısıtlayacağı eleştirileri getirilen bu düzenleme için AB normlarıyla uyum açısından AKP veya Başbakanlık olarak Avrupa Birliği Venedik Komisyonu’ndan herhangi bir görüş aldınız mı, böyle bir girişiminiz oldu mu? Fasıllar açılmaz!- Avrupa Parlamentosu’nda Yargı ve Temel Haklar ile ilgili 23. Fasılla ve Adalet, Özgürlük ve Güvenlik başlıklı 24. Fasılların açılması yönünde girişimlerin olduğu bilinmektedir. Bahse konu yeni yargı paketi ilgili fasılların açılmasını tehlikeye düşürmez mi, bu konuda herhangi bir önlem aldınız mı, aldığınız önlem varsa bunlar nelerdir?
Tunceli'de 'PKK Mezarlığı' Gerginliği; Kente Giriş-Çıkış Yasaklandı
Tunceli'deki Pülümür Vadisi'nde yaptırılan 'PKK Mezarlığı'nın bugün açılacağı haberleri üzerine Tunceli Valiliği ikinci bir emre kadar kente giriş ve çıkışları yasakladı. Kente gelen araçlar, güvelik güçlerince geldikleri yöne geri gönderilirken, bu kararın olumsuz bir durumda sicillerin zarar görmesini önlemeye yönelik olduğu belirtildi.İçişleri Bakanlığı'nın onayı ile Tunceli Valiliği'nce alınan bu karar tepki gösteren Tunceli Belediye Başkanı DBP'li Mehmet Ali Bul, bölgede güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada ölen örgüt mensupları için yaptırılan PKK Mezarlığı'nın açılışının engellenmesi amacıyla 7 ilçe ile çevre iller ve Pülümür Vadisi'ne giden tüm yolların asker ve polis panzerleriyle kapatıldığını söyledi.Tunceli'ye 30 kilometre uzaklıkta bulunan Pülümür Vadisi'ndeki Alacık Köyü yakınlarında yaptırılan PKK Mezarlığı'nın bugün açılmasının planlandığını kaydeden Mehmet Ali Bul, kentte olağanüstü hal uygulaması yapıldığını öne sürdü. Tunceli Belediye Başkanı Bul, şunları söyledi:'Bugünkü durum 1990'lara dönüştür. Bütün yollar asker ve polisler tarafından kapatılmış. Vali Yardımcısı ile yaptığımız görüşmelerde kararın İçişleri Bakanlığı tarafından alındığını söyledi. Görüşmeleri sürdürüyoruz. Bu durum barış sürecine hiçbir biçimde hizmet etmiyor. İnsanların seyahat özgürlükleri hukuksuz olarak ellerinden alınmış durumda. OHAL döneminde bile böylesine bir yasak alınmamıştı. Umarım Valilik bu kararından kısa sürede döner ve kente giriş çıkışlar serbest bırakılır. Biz mezarlarımızı ziyaret etmek için oraya gitmeye çalışacağız.'1990'LI YILARI GERİDE BIRAKTIDBP İl Başkanı Ergin Doğru, bu sabah erken saatlerden itibaren bütün yolların askeri ve polis araçlarıyla kapatıldığını belirterek, 'İzmir'den bile çevik kuvvet getirilmiş' dedi.Bu uygulamayla 1990'lı yılların bile gerisine gidildiğini ileri süren Doğru, 'Bu konuda muhatap bulamıyoruz. Böyle bir yasak; akıl ve mantık işi değil. Barış sürecinde insanlar mezarlarını ziyaret edemiyorsa, barış bunun neresinde? Umarım kısa sürede bu karardan vazgeçilir ve insanlar özgür bırakılır' diye konuştu. DHA