onedio
Hayrettin Karaman'ın Fetvaları İle Yarışacak 10 Absürt Fetva
Yeryüzü kaldıkça başımızda kalmaya niyetli haşmetli hükümetimizin ünlü fıkıh alimi Hayrettin Karaman bu hafta verdikleri bir fetva ile yolsuzluğun hırsızlık olmadığını ifade ederek dinde bir yenilik ürettiler. Bu zamana kadar Hz. Muhammed'in kamu görevlisinin hediye almasını bile hırsızlık olarak tanımlayan hadisleri çerçevesinde kamu yetkisini kötüye kullanmanın bir suç olduğu biliniyordu, 14 yüzyıl sonra böyle bir icadın çıkması şüphesiz bazı insanlarda büyük bir rahatlık yarattı. Sayın Karaman'ın fetvası nasıl bir ilginçlik olursa olsun, son zamanlarda rastladığımız en ilginç fetva değil. Sağolsun İslam alimleri bu konuda yarış yapar gibi yepyeni ilginç fetvalar veriyor, İslam dininde daha önce tahayyül bile edilemeyecek alanlara kapı açıyorlar. Bu konuda en iddialı 10 fetvayı derledik.
Apple Store Zorlu Center Mağazasına İki Ödül
5 Nisan tarihinde Zorlu Center’da kapılarını hizmete açan Türkiye’nin ilk Apple Store mağazası, Structural Awards 2014‘te iki farklı ödüle layık görüldü. Bu yılın Yapı Mühendisliği ve Ticari/Perakende Yapısı ödüllerinin sahibi olan Zorlu Center’daki Apple Store, mühendislik firması Eckersley O’Callaghan ve mimarlık firması Foster + Partners ortak çalışmasının eseri.New York’un en popüler caddesi 5′inci Cadde üzerindeki cam mağazaya benzer tasarımda kübik bir şekilde inşa edilen Zorlu Center’daki Apple Store, Apple Campus 2′nin de tasarımcısı olan dünyaca ünlü mimar Norman Foster’ın imzasını taşıyor. Mağazanın tasarımında kısaca bahsetmek gerekirse; dış cephede tek bölmeler halinde güçlendirilmiş lamine camlar kullanılıyor. Bu camların üstü ise hafif ve ultra ince karbon fiberle güçlendirilmiş polimer çatıyla kaplı. Yapıda en göze çarpan detay ise çatı ve yan kısımlarda hiçbir bağlantı ekipmanının kullanılmıyor oluşu. Bu da cam teknolojisinin geldiği son noktayı gözler önüne seriyor.LOG
'Yeteneksiz Şımarık Velet' Angelina Jolie
Sony Pictures'a yapılan hacking saldırısı, Hollywood yapımcıları ve yönetmenleri arasındaki ilginç mailleri ortaya çıkardı. Sektörün en güçlü isimlerinden yapımcı Scott Rudin, Angelina Jolie hakkında 'yeteneksiz şımarık velet' yorumunu yapmışSony Pictures'ın aralık ayının başında hacklenmesinin ardından, Oscarlı yapımcı Scott Rudin ve Sony Pictures'ın başındaki Amy Pascal arasındaki konuşmaların dökümanları sızdı. Binlerce mailleşme ve konuşmanın yer aldığı dökümanları, internet haber ve dedikodu sitesi Gawker tek tek ayıkladı. Gawker'ın haberleştirdiği maillerde, aylardır sürüncemede olan ve sonunda Sony'nin rakibi Universal'a geçen Steve Jobs biyografisi ile ilgili gerçekler su yüzüne çıkıyor. Oldukça fazla küfür ve hakaret içeren maillerde Rudin, Pascal'ı projeyi riske atmakla suçluyor. Rudin ayrıca, Aaron Sorkin'in senaryosunu yazdığı Jobs filmi için belirlenen yönetmen David Fincher'ın, Angelina Jolie'nin Kleopatra'yı canlandıracağı bir proje için Jolie tarafından istenmesine ateş püskürüyor ve Jolie'yi 'deli, korkunç bir egoya sahip yeteneksiz şımarık velet' olarak nitelendiriyor.Maillerde 'Her', 'True Grit' ve '12 Years a Slave'in 28 yaşındaki yapımcısı Megan Ellison da Rudin'in gazabından kaçamıyor. Rudin, rakibi olarak nitelendirilebilecek Ellison'dan '28 yaşındaki bipolar deli' şeklinde bahsediyor. Ellison, Gawker'daki mail görüntülerini Twitter hesabında 'Bipolar deli mi? Ben kendimi eksantrik diye biliyordum,' yorumuyla paylaştı. Rudin, The New York Times'a yaptığı açıklamada, hackerların yanı sıra Gawker'ın yaptığının da suç teşkil ettiğini belirtti.Milliyet Sanat
Öğrenildiğinde Ufku İki Katına Çıkaran 10 Şey Daha
Sadece ufku iki katına çıkarmakla kalmayan, birebir hayatımızın içinde de sıklıkla kullanabileceğimiz ve okuduğumuzda 'ha demek ondaaaaan' dedirten bilgilerdirNeyse, içeriği dolu dolu bir '10 şey' ile sizleri baş başa bırakıyoruz. :)
Greenpeace İklim Eyleminde Kaş Yaparken Göz Çıkardı...
Binlerce yıllık Nazca Çizgileri'ne izinsiz giren aktivistler, UNESCO’nun koruduğu bölgede binlerce yılda onarılamayacak derecede hasar yarattıTüm dünyada yaptığı eylemleri ile tanınan çevre örgütü Greenpeace, Peru'da düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'ni protesto etmek isterken yeryüzünün en önemli tarihi miraslarından birine zarar verdi. Örgüt M.Ö 700'lü yıllara dayanan Nazca Çizgileri'nin üzerine 'Değişim zamanı! Gelecek yenilenebilir' yazılarını kumaştan harflerle yerleştirdi. Ancak Birleşmiş Milletler eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından korunan arkelojik alana girilmesi ülkede büyük tepki çekti.'Suratımıza Tokat gibi'Sinekkuşu motifinin yanında yapılan eylemle ilgili konuşan Kültür Bakanı Yardımcısı Luis Jaime Castillo, 'Aktivistler tarihi alanın üzerinde ayak izlerini bırakarak bölgeye binlerce yılda ancak düzelecek bir zarar verdi. Bu olay Peruluların kutsal olarak kabul ettiği her şeyin suratına bir tokat gibidir. Eylem sırasında yasalarımıza saygı duyulmadı. Eylem gecenin çok geç bir saatinde yapıldı. Peru Devlet Başkanı bile oraya izinsiz giremez' dedi. Kültür Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada ise, 'Çevre koruma örgütü Greenpeace'in yasadışı ve önceden tasarlanmış eylemi, bölgeyi ciddi derecede etkilemiştir. Yaşanan olay Peruluların ve tüm insanlığın kültür mirasına bir saldırıdır' cümleleri kullanıldı.Soruşturma açılacakBakan Castillo olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve sorumluların dava açılıp cezalandırılması durumunda altı yıla kadar hapis cezası alabileceklerini söyledi. Yetkililer ayrıca Greenpeace aktivistlerine bölgede rehberlik eden bir arkeoloğun da arandığını açıkladı. Örgüt üyelerine de soruşturma tamamlanana dek ülkeden çıkma yasağı getirildi. Castillo, 'Çizgiler çok hassas. Üzerinde yürürseniz ayak iziniz yıllarca orada kalır. Örgüt üyelerinin üzerinde yürüdükleri çizgiler de bölgenin en çok ilgi çeken 'sinekkuşu' motifinin çizgileri. Peru'nun Greenpeace'e karşı bir mesajı yok. Biz de küresel ısınma konusunda endişeliyiz' dedi. Nazca Çizgileri'ni keşfeden ünlü isimlerden Alman arkeolog Maria Reiche'in adını taşıyan derneğin başkanı Ana Maria Cogorna da Greenpeace'i eleştirdi.Greenpeace özür dilediCogorna, 'Bu maddi bir şey değil. Ne kadar para verseler de yarattıkları zarar onarılamaz. Sinekkuşu motifi Nazca çizgileri arasında hiçbir yeri bozulmamış olan tek parçaydı. Mükemmel şekilde korunmuştu. Bu Peru'nun sembollerinden biri' dedi. Greenpeace de tepkiler sonucunda özür diledi. Örgüt sözcüsü, 'Greenpeace olarak yaptığımız eylem nedeniyle Peru halkından özür diliyoruz. Düşüncesizce davrandık. Gerçekten çok üzgünüz' dedi.Sözcü, eylemleri sonucunda açılan her türlü soruşturmaya hazır olduklarını ve davranışlarının sonuçlarını kabulleneceklerini söyledi. Greenpeace Başkanı Kumi Naidoo da Peru'nun başkenti Lima'ya giderek kişisel olarak özür dileyecek. Nazca Çölü'nde yer alan ve M.Ö. 700 yılında yapıldığı düşünülen çizgiler, Peru kültürünün en önemli parçalarından sayılıyor.Normalde turistlerin Greenpeace aktivistlerinin girdiği bölgeye ayak basmaları yasak. Bölgeyi ziyaret etmek isteyen bakanlar bile özel izinlerle ve giydikleri özel ayakkabılarla dolaşabiliyor. Çakıl kaplı zemine çizilen şekiller arasında genellikle hayvan figürlerine rastlanıyor. Kuş, maymun, örümcek ve köpek gibi hayvanlar dışında üçgen ve sarmal gibi şekiller de göze çarpıyor.Milliyet
Şahan Gökbakar'dan Yeni Film Geliyor
Ünlü komedyen Şahan Gökbakar, yeni filmi hakkında bilgi verdi.Twitter ve Instagram hesabından açıklama yapan Gökbakar, “Yeni filmim yakında sizlerle olacak. 2015’in ilk aylarında çekimlerine başlamayı planlıyoruz. Bu filmde size Osman Pazarlama ve Sanayi A.Ş’nin kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Osman Şaşmaz’ın hikayesini anlatacağız Togan Gökbakar ile beraber. Osman Pazarlama, şu an 2 çalışanı olan ( biri zaten Osman Saşmaz:)) küçük ama çok gelecek vadeden bir şirket” dedi.Bir de fotoğraf paylaşan Şahan Gökbakar, “Bu resmini paylaştığım reklam ise şirketin Sri Lanka’dan ithal ettiği saç dalgalandırma makinesi… Hahahhaha!! Her Türk Vatandaşı birazcık girişimcidir. Bu fırsat kaçmaz hanımlar:). Coooooooooook güleceğiz, her zamanki gibi:)))” ifadelerini kullandı.
Reklam
15 Maddede "Futbolun James Dean'i: "George Best"
Kendi zamanında ve sonraki yıllarda çoğu otorite, Best'in; Pele’den ve Maradona’dan daha yetenekli olduğunu düşünüyordu. 1968 yılında Avrupa’da yılın futbolcusu seçilmişti, 2004'te yayınlanan “yaşayan en iyi futbolcular” listesinde İrlanda’nın tek temsilcisiydi. Sir Alex Ferguson “Best, tartışmasız futbolumuzun ürettiği gelmiş, geçmiş ve gelecek en yetenekli futbolcuydu” diyecek, Gordon Mcqueen “Futbol oynamıyordu, şiir yazıyordu ve bizlerde dinlerken kendimizden geçiyorduk” sözleriyle hayranlığını belirtecekti. Ama Best'in tek aşkı futbol değildi....
Kendi Beyin Ameliyatı Sırasında Keman Çalarak Yaşama Tutunan Müzisyen
Ünlü bir kemancının geçtiğimiz aylarda Mayo isimli bir klinikte yaşadığı hayati tecrübeye götürelim sizi. Amerika'nın ünlü orkestralarından birinin baş kemancısı olan bu müzisyen, büyük riskler taşıyan bir ameliyat esnasında kemanını çalarak yaşamla arasında kurduğu bağın ne kadar güçlü olduğunu herkese gösterdi. Onu yaşamda mutlu eden şey müzikti, o halde neden onu yaşamda tutan şey de müzik olmasın?
Reklam
A'dan Z'ye Marilyn Monroe
Hayata 36 yaşında veda etti...ARTHUR MILLER: 1950'de Bus Stop filminin çekimlerine tanıştığı yazar Arthur Miller ile 1956'da evlendi. Çiftin evliliği beş yıl sürdü. BAĞIMLILIK: Sorunlarından kaçmak için alkole ve ilaçlara sığındı. Genelde şampanya ve uyku haplarını birlikte içen yıldızın ilaç bağımlılığı sık sık film repliklerini unutmasına yol açtı. Bu bağımlılık ne yazık ki yıldızın sonunu da hazırladı. ÇOCUKLUK: Daha doğmadan kendisini terk eden babasının kim olduğunu hiçbir zaman öğrenemedi. Bu da yetmezmiş gibi, annesinin akıl hastanesine yatırılması yüzünden, çocukluğunu yetimhanede ve farklı ailelerin yanında geçirmek zorunda kaldı. DIAMONDS ARE A GIRLS BEST FRIEND: Marilyn Monroe'nun en ünlü şarkılarından biri. Monroe'nun Gentlemen Prefer Blondes filminde seslendirdiği bu şarkı, Amerikan Müzik Enstitüsü tarafından seçilen en önemli film şarkıları arasında 12. oldu. ERKEKLER: Hayatına pek çok erkek giren Monroe 'Bir erkeğin dünyasında yaşamaya aldırmam, yeter ki orada da bir kadın olarak bulunabileyim,' demişti. FOTOĞRAF: Monroe kısacık hayatında fotoğrafçılara da ilham kaynağı oldu. Ara ara hâla yayınlanmamış fotoğraflarına rastlanabiliyor. GÜZELLİK: Güzellik konusunda takıntılıydı. Kendisini güzel hissetmediği zamanlarda sokağa dahi çıkmayan oyuncu, güzel görünmediğini düşündüğü sahnelerin de yeniden çekilmesini istiyordu. HAPPY BIRTHDAY MR. PRESIDENT: Monroe bu şarkıyı, 45. doğum gününde ABD Başkanı John F. Kennedy için seslendirdi. Monroe'nun film çekimlerini yarıda bırakıp başkanın doğum gününe katılması üzerine film şirketi ile arası açıldı. İNTİHAR: 'Kendimizi öldürmek bize ait bir ayrıcalıktır,' diyen Monroe defalarca intihara teşebbüs etti. JOE DIMAGGIO: 'Çok iyi bir adamdı' diye bahsettiği Amerika'nın efsanevi beysbol oyuncusu DiMaggio ile 1954'te evlendi. Bu evlilik sadece sekiz ay sürdü, ancak DiMaggio'nun Monroe'ya sevgisi hayat boyu sürdü. Monroe'nun cenazesi törenini düzenleyen DiMaggio, mezarına her hafta çiçek gönderdi. Onlarca teklife rağmen onun hakkında hiç konuşmadı ve bir daha hiç evlenmedi. KENNEDY: Kennedy ailesi, Monroe'nun hayatındaki dönüm noktalarından biridir. John F. Kennedy ile aşk yaşayan yıldızın, kardeşi Robert Kennedy ile de ilişkisi olduğu bilinmektedir. Monroe' nun, FBI'ın da takip ettiği Kennedy'lerle olan ilişkisinin detayları hâlâ araştırılmakta. LONDRA: İngiliz oyuncu Laurence Olivier ile kamera karşısına geçtiği The Prince and the Showgirl filmi için eşi Arthur Miller ile birlikte Londra'ya gitti. Monroe'nun Londra'da yaşadıkları, sette çalışan Colin Clark tarafından kaleme alındı. Kitap Marilyn ile Bir Hafta ismiyle sinemaya uyarlandı. MODA İKONU: Gelmiş geçmiş en büyük moda ikonlarından biri. 1950'lerde saçlarından kıyafetlerine kadar herkesi etkisi altına alan sarışın yıldız, ölümünden sonra geçen 50 küsur yıla rağmen hâlâ tarzıyla modayı ve insanları etkilemeye devam ediyor. NORMA JEANE MORTENSON: Bu isim ile Los Angeles'ta dünyaya geldi. 20th Century Fox film yapım şirketinin yöneticisinin, onu aktris Marilyn Miller'a benzetmesinden dolayı ismini Marilyn olarak değiştirmesini önermesi üzerine, o da annesinin kızlık soyadı Monroe'yu kullanmaya karar verdi. ÖLÜM: Yüksek dozda aldığı uyku hapları yüzünden, 5 Ağustos 1962'de yatağında ölü olarak bulundu. Monroe'nun intihar etmiş olduğu iddiasına karşın, öldürülmüş olduğu konusunda hâlâ ciddi şüpheler bulunmakta. PAULA STRASBERG: Monroe'un oyuncu koçu ve sırdaşı. Son beş filminde onunla çalışan Monroe sürekli ona danışırdı. Bu yüzden yönetmenler başta olmak üzere, settekiler tarafından 'istenmeyen kişi' ilan edildi. RAKİP: Marilyn Monroe'nun zirvede olduğu günlerde, en az onun kadar başarılı olan bir diğer rakibi de menekşe gözlü Elizabeth Taylor'dı. Monroe, ölümüyle çekimleri yarıda kalanSomething's Got to Give filmindeki çıplak havuz sahnesinden sonra Taylor'ı dergi kapaklarından indireceği konusunda espri yapmıştı. Taylor'ın da, Monroe'yu kıskandığı herkes tarafından biliniyordu. SARIŞIN: Doğuştan olmasa da, sonradan sarıya boyattığı saçları ile tüm zamanların en ünlü ve en güzel sarışını olarak tarihe geçti. TIFFANY'DE KAHVALTI: Truman Capote, romanından uyarlanan aynı isimli filminin başrolünde Monroe'nun oynamasını hayal ediyordu. Ancak Monroe çalıştığı film şirketindeki sözleşmesi gereği ve oyuncu koçunun filmdeki karakterin ona uygun olmadığını söylemesi üzerine bu rolü kabul edemedi. Kült haline gelen filmde Monroe yerine Audrey Hepburn oynadı. UÇAK TAMİRCİSİ: 16 yaşındayken, uçak tamircisi, 21 yaşındaki James Doughtery ile evlendi. Monroe'nun bu kadar erken yaşta evlenmesinin sebeplerin başında, çocukluğunu geçirdiği yetimhanelerden kurtulma isteği geliyordu. Bu evlilik dört yıl sürdü. VERONICA HAMEL: ABD'li aktris Veronica Hamel, Marilyn Monroe'nun ölü bulunduğu evini 1972'de satın aldı. Hamel evin tadilatı sırasında, evde telefon dinleme sistemi bulunduğunu iddia etmişti. YAŞLANMA KORKUSU: Yıldızın en büyük korkularından biri de yaşlanmaktı. Güzelliğini ve gençliğini kaybedeceği korkusunu hep taşıdı. 36 yaşında hayata veda eden güzel yıldızın bu korkusu hiç gerçekleşmedi. ZEKİ: Bazıları onu 'aptal sarışın' olarak nitelese de; o, yetimhanede büyüyen yalnız ve mutsuz kız çocuğundan bir star yaratmayı başararak ne kadar zeki olduğunu tüm dünyaya kanıtladı.
Diktatörlerin Gözdesi 10 Saray
Diktatörlerin mütevazi insanlar olduğunu söylemek oldukça güç. Elbette ülkelerini tek başlarına yöneten, hukuk denetimiydi, kuvvetler ayrılığıydı, bu tipte ilkelerle bağlı olmayan bu ulu şahsiyetler, kendi 'güç' ve 'itibarlarını' da biz fanilerin hayal gücünün çok ötesinde sembollerle dünyaya gösteriyorlar. Halkın parasıyla yapılmış ve diktatörlerin kullanımına tahsis edilmiş 10 sarayı sizler için derledik.
Reklam
30 Yaşında İntiharı Seçen, Onlarca Süper Kahramanın Yaratıcısı; "Robert E. Howard"
...Şunu bilin ki Prensim, kabaran okyanusların Atlantis'i ve onun görkemli kentlerini yutmasından sonra Dünyada o güne değin görülmemiş bir çağ başlamıştı. Aryas'ın oğullarının doğduğu bu çağda, Dünya üzerindeki imparatorluklar ve uygarlıklar, gökteki yıldızların mavi parıltıları kadar dağınık fakat belirgindi. İşte bu sıralarda Kimmeryalı Conan geldi. Çelik bilekli elinden kılıcını hiç bırakmayan bu kara saçlı, şahin gözlü yiğit tüm imparatorlukları sandallı ayağının altında çiğnemek istiyordu..'-Robert E. HowardBu satırları okuyanların aklında hemen Kimmeryalı Conan adı belirir.  Dünya çapında milyonlarca insana mal olmuş efsanevi bir karakterdir, Kimmeryalı Conan. Ancak çok az kişi onun yaratıcısı olan Robert E. Howard hakkında bilgi sahibidir. Henüz 30 yaşındayken intiharı seçen bu gizemli insan aslında kimdi?   Robert E. Howard; aralarında 'Barbar Conan, Atlantis'li Kull ve Solomon Kane' gibi pek çok ünlü epik-fantezi karaktere hayat veren; ve günümüzde pulp roman çağının, en büyük yazarlarından birisi olarak kabul edilen, Amerika’lı yazar ve şairdir.Fantezi ve korku türünün yanı sıra 'tarihi romanlar, western, dedektif öyküleri, macera ve boks hikayeleri' de kaleme alan Howard, hayatı boyunca 300’den fazla öykü ve 600’den fazla şiir yazar. Çağının en yaratıcı yazarlarından birisi olan Howard, aynı zamanda fantastik kurgunun bir alt türü olan Kılıç ve Büyü’nün yaratıcısıdır.
Doğanın En Ünlü 10 Seri Katili ve İnanılması Güç Gerçek Hikayeleri
Büyük yırtıcıların çoğu, şayet doğru şartlar oluşursa, insanları av olarak görebilirler. Yine de gerçek  bir 'insan yiyen' olarak adlandırabileceğimiz yırtıcılar ile doğada çok nadir karşılaşırız. Çünkü onlar insan etini, diğer tüm besinlere tercih ederler. Bu da alışıla geldik bir durum değildir. Ancak listemizdeki hayvanlar için bunu söyleyemeyiz.
Reklam
Öğrenciler "#Haydarpaşayıkoru"maya Kararlı
 Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Yerleşkesi'nde öğrenim gören öğrenciler soruyor: 'Yerleşkede eğitim almakta olan öğrencilerin akıbeti nedir? Düzenlemeden sonra tasarıda belirtilenin dışına çıkılması halinde bu alanın özelleştirilmesi söz konusu olursa üniversitenin tutumu ne olacaktır?'Kasım ayında TBMM’den geçen Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) yasası tarihi binasıyla ünlü Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Yerleşkesi için tehlike yaratıyor. Eczacılık ve Hukuk fakültelerinin bulunduğu Haydarpaşa Yerleşkesi'nde öğrenciler, geçen hafta '#haydarpaşayıkoru' ismiyle imza kampanyası başlattı.TÜSEB'e bağlı kurulacak Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi'yle ilgili olan ve Meclis'te bekletilen yasa tasarısının 35. Maddesinde, 'Mekteb-i Tıbbıyye-i Şâhâne adıyla hizmet vermek üzere inşa edilen ve halen Marmara Üniversitesi adına tahsisli olan Haydarpaşa Kampüsü, Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi'ne tahsis edilmiştir' deniyor.soL Portal'dan Serdar Nazım Yüce'nin haberine göre ne Sağlık Bakanlığı, ne de Marmara Üniversitesi Rektörlüğü'nden, şimdiye kadar konuya ilişkin herhangi bir açıklama gelmedi. Bu da yerleşkede öğrenim gören yaklaşık 10 bin öğrencinin bir anda okulsuz kalması anlamına geliyor. Çünkü Haydarpaşa'ya en yakın kampus olan Göztepe'nin de kapasite sorunu var ve Haydarpaşa'daki öğrencilerinin buraya taşınması olanaksız. Birkaç sene öncesine kadar kışla olarak faaliyet gösteren ve Marmara Üniversitesi'ne devredilen Maltepe'deki arazideki inşaatsa sürüyor. Ayrıca Haydarpaşa'nın Sağlık Bakanlığı'na devredilmesi uzun yıllara yayılsa bile bu durum, 10 bin öğrenci için Kadıköy'den taşınıp Maltepe'ye yerleşmek gibi bir külfet çıkartıyor. Rektörlüğün kendilerine bilgi vermesi gerektiğini savunan öğrenciler, hazırladıkları dilekçelerle Marmara Üniversitesi Rektörlüğü'ne ve kampüste bulunan dekanlıklara başvuruda bulundu. Bilgi edinme hakkının ihlal edilmemesini isteyen, konu hakkında kendilerine ve akademisyenlere bütünlüklü bir açıklama yapılması gerektiğini vurgulayan öğrenciler, dilekçelerinde 'Bu düzenleme hangi vadede yapılacak ve uzun vadede ne gibi sonuçlar doğuracaktır? Düzenleme sonucunda yerleşkede eğitim almakta olan öğrencilerin akıbeti nedir? Düzenlemeden sonra tasarıda belirtilenin dışına çıkılması halinde bu alanın özelleştirilmesi söz konusu olursa üniversitenin tutumu ne olacaktır?' diye sordu.
2014'e Damga Vurmuş, Mutlaka İzlemeniz Gereken En İyi 18 Film
Chefhttp://www.imdb.com/title/tt2883512/Carl Casper şık bir restoranda çalışan bir baş aşçıdır. Kendi mutfağına ait yemekleri nefistir ama lokantanın menüsüne bağımlı çalıştıkça yaratıcılığı ve ona bağlı olarak da yemeklerinin lezzeti düşüşe geçer. Üstelik önemli bir gurmenin yemekleri hakkında yaptığı olumsuz eleştiriler Carl için bardağı taşıran son damla olur.
Reklam
Arda Turan'dan UEFA'da Oy Kullananlara Teşekkür
İspanya’nın Atletico Madrid kulübünde top koşturan milli futbolcu Arda Turan, UEFA’nın düzenlediği 'Yılın en iyi 11’i aday listesinde orta sahada 12 kişiyle yarışıyor..Arda Turan, UEFA'nın düzenlediği 2014 Yılının En İyi 11'i yarışmasında aday gösterilmesinden dolayı mutlu olduğunu belirterek, 'Oy kullanan, destekleyen herkese çok teşekkür ederim.' dedi.İspanya Ligi'nde çok iyi gittiklerini belirten Arda Turan, 'Ligde Allah'a çok şükür iyi diyoruz. Her şey yolunda. İyi mücadele ediyoruz. İnşallah daha iyi oluruz. İlk yarının bitimine kadar dört tane daha maçımız var. O yüzden elimizden gelenin en iyisini yapıp, maç maç ilerlemeye çalışıyoruz. Bugün de iyi mücadele ile, iyi bir futbol ile kazandık. İnşallah daha iyi olur.' dedi.EN İYİ ORTA SAHA OYUNCUSU OLMAK İÇİN 12 KİŞİYLE YARIŞIYORUEFA'nın resmi internet sitesinden yılın 11'i oylamasında aday gösterilen milli futbolcu Arda Turan, orta sahadaki 12 aday futbolcu arasında yer alıyor. Bu sezon Atletico Madrid ile başarılı bir performans sergileyen Arda Turan, UEFA'nın jestine çok sevindiğini belirterek, 'Oy kullanan, destekleyen herkese çok teşekkür ederim. Benim için güzel bir onur. Umarım seçiliriz. Seçilmesek de çok önemli değil yani. Ben elimden geldiği kadar takıma fayda sağlamaya çalışıyorum. Ödüller, başka şeyler tabii bunun güzelliği, hoşnutluğu. Ama benim işim sahada en iyisini vermek. İnşallah sakatlıksız, kazasız belasız böyle devam ederiz.' diye konuştu.Arda Turan, bu kategoride Arjen Robben, Ivan Rakitic ve James Rodriguez gibi ünlü isimlerle yarışacak.Bu arada Atletico Madrid kulüp başkanının, 'Arda'nın takımdan emekli olmasını istiyorum.' sözünün hatırlatılması üzerine ise yıldız oyuncu, 'Hayırlısı. Çok mutlu eden bir şey. Burada Atletico Madrid ailesinin bir parçası olmaktan çok mutluyum. Her şey yolunda. Çok iyi gidiyor çok şükür.' diye cevapladı.Arda Turan, 2015 yılından beklentileri ve temennileriyle ilgili olarak ise 'Herkes için hayırlı, sağlıklı, güzel, iyi niyetli bir sene olur.' dileğinde bulundu.UEFA'NIN YILIN EN İYİ 11'İ YARIŞMASINA 6 OCAK 2015'E KADAR OY KULLANILABİLECEKBu arada UEFA’nın yılın en iyi 11’i aday listesinde yarış devam ediyor. Orta saha kategorisindeki Arda Turan’ın 2014’te 14’üncüsü düzenlenen yarışmadaki rakiplerinden bazıları: Real Madrid’den Toni Kroos, Modric, James Kodriguez; kendi takımından Koke, Bayern Münih’ten Xabi Alonso, Arjen Robben; Barcelona’dan Rakitic, Juventus’tan Pogba, Borussia Dortmun’tan Marco Reus, Manchester Onuted’ten Di Maria ve Manchester City’den Yaya Toure.Oylamaya katılmak isteyenler 6 Ocak 2015’e dek uefa.com üzerinden (http://en.toty.uefa.com/) adresine girerek oy kullanabilecek. Listedeki 40 aday farklı 19 ülkeden ve 14 kulüpten. Bayern Münih, 9 futbolcuyla listede en fazla oyuncusu bulunan ekip.UEFA, resmi internet sitesinden yılın 11'i oylamasına aday gösterilen isimler ve mevkileri ise şöyle:Orta saha kategorisindeki tüm adaylar:Xabi Alonso, Arda Turan, Angel Di Maria, James Rodriguez, Koke, Toni Kroos, Luka Modric, Paul Pogba, Ivan Rakitic, Marco Reus, Arjen Robben, Yaya ToureKaledeki tüm adaylar:Manuel Neuer, Beto, Gianluigi Buffon, Thibaut CourtoisDefanstaki tüm adaylar:David Alaba, Medhi Benaita, Jerome Boateng, Daniel Carvajal, Ezequel Garay, Diego Godin, Mats Hummels, Vincent Kompany, Philipp Lahm, Miranda, Sergio Ramos, Pablo ZabaletaForvetteki tüm adalya:Alexis Sanchez, Gareth Bale, Karim Benzema, Diego Costa, Zlatan Ibrahimovic, Robert Lewandowski, Lionel Messi, Thomas Müller, Neymar, Cristiano Ronaldo, Jonatan Soriano, Carlos Tevez.CİHAN
Truva'nın Yönetmeni, King David Dizisini Türkiye'de Çekecek
Dünya sinemasının yenilik arayışı devam ederken, hızla yükselen Türk film sektörü gün geçtikçe dünyanın gözünün üzerinde olduğu bir saha olmaya başladı. Truva’nın yönetmeni Wolfgang Petersen, yeni projesi ‘King David’ için Maya Film'e ortaklık teklif etti. Geçtiğimiz haftalarda TRT’nin başlayacak olan ‘Filinta’ dizisinin danışmanlığı için Türkiye’ye gelen Lost, Prison Break, Revenge gibi dizilerin önemli yönetmeni Bobby Roth’un ardından şimdi de uluslararası proje için Maya TV - Sinema ile irtibata geçen ve teklif sunan Wolfgang Petersen ‘King David’ projesi için yakın bir zamanda Türkiye’de olacak.Ünlü yönetmen başta Kocaeli’de kurulması planlanan dekorlar ve Türkiye ve Avrupa'da çeşitli reel mekanlarda çekimleri gerçekleştirecek. Uzun zamandır üzerinde çalıştığı, senaryosu Ron Parker imzası taşıyan ‘King David’ projesinde Roger Young ile birlikte kamera arkasına geçecek olan Wolfgang Petersen, dizinin ilk sezonunu 10 bölüm olarak tasarlıyor.İngilizce çekilecek ve çoğunluğu ABD’den gelecek uluslararası oyuncu kadrosu ile şekillenecek olan dizide Türk oyuncular da yer alacak. 2015 Şubat ayında yapım hazırlıkları başlayacak proje için ekipler yoğun bir çalışma içine girdi. Kocaeli’de kurulan dekorlardan ve yapılan işlerin teknik kalitesinden etkilenen Wolfgang Petersen ve ekibi kısa bir süre sonra Türkiye’de olacak.Yapımcı Bülent Turgut yaptığı açıklamada, “Bildiğiniz gibi Lost ve Prison Break gibi dizilerin yönetmenlerinden Bobby Roth geçtiğimiz günlerde Türkiye’deydi. Oldukça olumlu bir süreç yaşadık. Kendisi ile yine uluslararası bir film için çalışıyoruz. Bu çalışmaların ardından gelen direkt teklif bizim için oldukça heyecan verici.Öncelikle Türkiye’de yapım kalitesi konusunda geldiğimiz noktanın olumlu bir yansımasıdır bu durum. Bize, bugüne kadar yaptıklarımızı inceleyerek ulaştılar. Görüşmelerimiz olumlu bir biçimde sürüyor. Projede uygulayıcı yapımcı değil, ortak yapımcı olarak yer alacağız. Yayın ve dağıtımın ABD ayağı onlar, Avrupa ve Asya dağıtımını da biz üstleneceğiz” dedi.İHA
Polonya'ya Vize Kaldırılıyor (Polonyalılara)
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Polonya'ya vizeleri kaldırma kararı aldık' dedi. Davutoğlu buna karşılık Polonya'dan THY seferlerinin arttırılması ve AB'nin Şengen vize uygulamasının kaldırılmasına destek konusunda söz aldıklarını söyledi.Polonya temaslarına Polonya Başbakanı Ewa Kopacz ile başbaşa ve heyetler arası görüşme ile başlayan Davutoğlu görüşmelerde alınan vize kararını akşam açıkladı. Türkiye-Polonya ilişkilerinin 600. Yılı Kapanış Etkinliği kapsamında Varşova'daki Ulusal Opera Binası'nda gerçekleştirilen 600.Yıl Konseri ve Resepsiyonu öncesi iki başbakan buluştu. Türkiye'nin evsahipliğinde gerçekleşen Konser ve Resepsiyon öncesi Başbakan Ahmet Davutoğlu Polonya Başbakanı Ewa Kopacz'ı kapıda karşıladı. Türkiye'nin Varşova Büyükelçisi Yusuf Ziya Özcan'ın da eşlik ettiği iki başbakan konukları selamladıktan sonra kürsüye çıktı. NAZIM'IN DEDESİ POLONYALIYDIOsmanlı ile Lehistan, Türkiye Cumhuriyeti ile Polonya arasındaki tarihi dostluk ilişkisini örnekleriyle anlatan Başbakan Davutoğlu ünlü Türk şair Nazım Hikmet'in dedesi Mustafa Celaleddin Paşa'nın Konstantin Borzecki adında bir Polonyalı olduğunu söyledi. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Varşova büyükelçisinin yine bir şair olan Yahya Kemal Beyatlı olduğunu hatırlatan Davutoğlu, Polonya'nın ünlü milli şairi Adam Mickiewicz hayata gözlerini İstanbul'da yumdu. Onun şanı bugün Polonezköy'de yaşıyor ' dedi.POLONYA'YA VİZELERİ KALDIRMA KARARI ALDIK'Vefakar Polonya 1923'te Türkiye'yi tanıyan ilk Avrupa ülkesi oldu' diyen Davutoğlu, 'Bütün Türk milleti adına söylüyorum. Polonya'nın bağımsızlığı bizim bağımsızlığımızdır. 600. yıl kutlamaları bitmiş olabilir ama Türkiye - Polonya dostluğu kıyamete kadar sürecek, tarihteki yerini her zaman alacaktır. Burada size bir hediyem olacak. 600. yıl hediyesi olarak Polonya'ya vizeleri kaldırma kararı aldık' dedi. Davutoğlu'nun bu sözleri salonda bulunan Polonyalılar tarafından sevinçle karşılandı. Davutoğlu buna karşılık Polonya'dan THY seferlerinin arttırılması ve AB'nin Şengen vize uygulamasının kaldırılmasına destek konusunda söz aldıklarını belirtti.TÜRKİYE'NİN BÜYÜKELÇİSİYİZPolonya Başbakanı Eva Kopacz da Polonyalı turistler için Türkiye'nin sadece yaz turizmi için değil Kış turizmi için de iyi bir tercih olacağını söyleyerek. Giden vatandaşlarımız ülkenize para bırakacak dedi. Polonya Başbakanı Kopacz Türkiye'nin AB üyeliğine destek vermeyi sürdüreceklerini ve Türkiye'nin AB'deki Büyükelçisi olacaklarını sözlerine ekledi. İKİ BAŞBAKANDAN LEHÇE- TÜRKÇE JESTİKonuşmasını Lehçe Dziekuje (Teşekkür Ederim ) diye bitiren Başbakan Ahmet Davutoğlu başta Polonya Başbakanı Ewa Kopacz olmak üzere salondakilerden büyük alkış aldı. Polonya Başbakanı da bu jeste benzer bir jestle karşılık vererek konuşmasını Türkçe 'Teşekkür Ederim ' diyerek tamamladı. İki Başbakanın konuşmalarının ardından Devlet Opera ve Balesi Sanatçıları tarafından 600.Yıl Konseri gerçekleştirildi.DHA
İnsanlığın Geleceğine Tesla'nın Yıkılan 'Wardenclyfee' Kulesi mi Yön Verecek?
Enerjinin kablosuz olarak aktarımı 200 yıla aşkın bir süredir üzerinde kafa yorulan bir düşünce olmasına rağmen hala hazırda çözümünü etkin olarak yaşama geçiremediğimiz en önemli sorunlarımızdan birisi. Tesla ile başlayan bu serüven, teknolojinin çok disiplinli bir alan olarak yön almasıyla önemini giderek artırmış, farklı disiplinlerin ortak bir çalışma alanı haline gelmiştir. Dahası ileride yaşanabilecek muhtemel sorunların çözümü olarak gösterilen bir takım önerilerin hayata geçirilmesinde kablosuz enerji aktarımı önemli rol oynamaktadır. Örneğin yaşanan enerji darboğazıyla birlikte elektrikli araçlar geleceğimiz için olmazsa olmaz hale gelirken, beraberinde şöyle bir soru da getiriyor: Kim aracını prize takıp şarj etmek ister ki? Bu yüzden enerjinin kablosuz aktarımı sadece kendi içinde değil, diğer birçok alanla birlikte değerlendirilmesi gereken bir olgu. İnsanoğlunun bu zorlu olguyla mücadelesi Tesla’nın büyük gayretine rağmen sonuçlanmamış, aradan geçen uzun yıllar sonra Intel ve Sony ile devam etmiş, nihayetinde ilk somut başarı 2007 yılında MIT profesörlerinden oluşan bir takım tarafından elde edilmiştir.  Çalışmaların sonuçları şu anda küçük ölçekli olsa da kablosuz enerjinin geleceği için büyük umutlar vaat ediyor.Neden Elektriği Kablosuz İletemiyoruzKablosuz elektrik enerji iletiminin hayata geçirilememesinin sebepleri araştırıldığında en önemli iki faktör: enerjinin iletimi sırasında ortamda bulunan canlılara zarar verme olasılığının yüksek olması ve iletimdeki ortam koşulları sebebiyle verimin çok çok düşük olmasıdır. Bu faktörler tüm çalışmalara rağmen kabul edilebilir seviyelere indirgenememiştir. Bu durum bilim insanlarını daha küçük boyuttaki enerjinin iletimi konusunda çalışmaya yöneltmiştir.
Reklam