Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Öğrenildiğinde Ufku İki Katına Çıkaran 10 Şey Daha

-

Öğrenildiğinde Ufku İki Katına Çıkaran 10 Şey

Öğrenildiğinde Ufku İki Katına Çıkaran 10 Şey

Sadece ufku iki katına çıkarmakla kalmayan, birebir hayatımızın içinde de sıklıkla kullanabileceğimiz ve okuduğumuzda "ha demek ondaaaaan" dedirten bilgilerdir

Neyse, içeriği dolu dolu bir "10 şey" ile sizleri baş başa bırakıyoruz. :)

1. Akciğerde Acı Hissinin Olmaması

Ciğerde (akciğerde) acı hissinin olmaması. Çünkü akciğer dokusu, acı hissini beyne ileten sinirlerden yoksunmuş. Hani sigara içen arkadaşlar bazen acı hissedip belli bir süre sigaraya ara veriyor ya ''ciğerim çok acıyor artık ben de ara verdim'' diye, hah işte o harekete neden olan şey aslında akciğer değil (belki mide). Boş yere ara veriyorlar.

Kaynak

2. Soğukta Tüylerin Ürpermesi

Soğukta tüylerin ürpermesinin sebebi tüy dokusunu sıklaştırıp havayı içeride tutarak ısı yalıtımını sağlamaya çalışıyor olması.

Tüylerin soğuktan korunmak için olduğunu, zamanla kıyafetler sayesinde ihtiyaç duymamaya başladığımız için seyrekleştiklerini, bundan bir kaç yüzyıl sonra doğacak neslin epilasyona ihtiyacı olmayacağını biliyordum ama mekanizmanın bu şekilde işlediğini hiç düşünmemiştim. Sadece deriyi örttükleri için koruyorlar sanıyordum. Ürpermeyi de öylesine bir tepki zannediyordum ama sebebi varmış.

Kaynak

3. Sarımsağa Dokunmadan Soymanın Kolay Yolu

Sarımsağa dokunmadan sarımsak kolay yolu.

4. Hıçkırığı Geçirmenin Kolay Çözümü

Özellikle fazla yemek gibi, yeme-içme kaynaklı hıçkırıkları geçirmek için ne nefes tutmaya, ne amuda kalkmaya, takla atmaya, ne limona, ne suya sabuna ihtiyaç duyulması. Duyduğum denediğim hiçbir şey hıçkırığa fayda etmezken, sinir krizi geçirmek üzereyken kendi kendime bulduğum bir yöntem anında işe yaradı ve uzun süredir ne zaman hıçkırık tutsa sanki bir tuşuma basıp sona erdiriyorum hıçkırık denen belayı.

Yapılacak şey çok basit, göğsünüzün orta noktasında, göğüs kafesinizin bitip karın boşluğunuzun başladığı noktaya iki-üç parmağınızla birkaç saniye canınızı yakmayacak şekilde kuvvetlice bastırıyorsunuz, hepsi bu. Bende keşfettiğimden bu yana işe yaramadığı olmadı aylardır. Ya hıçkırık tutarsa diye cepte taze limon ve bardakla gezmenize, nefes tutacağım diye pancar gibi kızarırken etrafınızdakilerle mağara adamı gibi el hareketleri ile iletişim kurmaya çabalamanıza gerek yok yani.

Kaynak

5. Word'de Kenar Ve Paragraf Boşluklarının Ayarlanması

Çoğumuz iş, güç, okul gibi sebeplerle ms word kullanmaktayız. Pek çok kişi bilir, cetvel üzerinde paragraf başlarını ve kenar boşluklarını belirleyen, altlı üstlü aynı hizada durduğunda bir kum saatini andıran illet simgeler bulunmaktadır. Tam olarak şu arkadaşlardan bahsediyorum. Bildiniz değil mi?

Şimdi bu simgelerden üsttekini tek başına hareket ettirebiliyoruz, fakat aşağıdakini sağa ya da sola çektiğimizde kimi zaman üstteki simge de alttakiyle beraber hareket ediyor, kimi zaman ise alttaki kendi başına hareket ediyor. Tam 16 yıllık bir word kullanıcısı olarak bu durumun sırrını nihayet çözmüş bulunmaktayım.

Dikkat ederseniz alttaki simge aslında bir kutucuk ve bir üçgenden oluşan iki parçadan meydana geliyor. Fare ile kutucuktan tutarak hareket ettirdiğinizde üstteki simge de alttaki ile beraber hareket ediyor. Üçgenden tuttuğunuzda ise alttaki tek başına hareket ediyor. Durumu görsel olarak şöyle açıklamak mümkün.

Kaynak

6. Volkswagen Markasını Nazilerin Bulması

Volkswagen markasını Naziler oluşturmuştur. Hatta amblemlerin yıllara göre şekilleri resimdeki

Kaynak

7. "Gel Ne Olursan Ol Gel" Sözünün Mevlana'ya Ait Olmaması

Mevlana'ya ait olduğunu bildiğimiz "gel ne olursan ol gel" dizeleri aslında Mevlana'ya ait değilmiş. Hatta hepimiz Mevlana deyince bu dizeleri ezbere okuruz ancak orijinal mesnevi'de bu dizeler hiç yer almazmış.

Şöyle ki; o dönemde mesnevi okuyan biri Orta Asyalı ünlü Sufi Ebu'l Hayr'ın bu dizelerini okumuş ve çok beğenmiş ve Mevlana'nın mesnevisinin satırlarının yanına kalemle not almış şiiri el yazısıyla. Daha sonrasında da mesnevi okuyanlar sanmış ki bu güzel dizeler Mevlana'nındır.

Kaynak

8. Söğüt Ağacının Rahatlatıcı Etkisinin Bulunması

Belki de her evde bulunan aspirin adlı ilacın ham maddesinin söğüt olması. Söğüt ağacında bulunan bazı ekstraktif maddelerin ağrı kesici, rahatlatıcı ve gevşetici etkileri vardır. Hatta Anadolu'da tembellik yapan insanlara "burası söğüt ağacı gölgesi değil" der yaşlı kimseler. O sözdeki ağacın söğüt olmasının sebebi ağacın bahsettiğim özelliklere sahip olmasıdır.

Ayrıca ceviz ağacı bünyesinde bulunan ekstraktif maddelerden dolayı yakınında bulunan insanlara baş ağrısı ve huzursuzluk veriyor.

Kaynak

9. Ispanak Yemeğindeki Ağzınızı Buran Tadın Kaybolması

Ispanak yemeğini yaparken içine bir tane küp şeker atarsanız, o ağzınızı buran tat kaybolur.

Kaynak

10. Etrafınızdaki İnsanları Daha İyi Gözlemlemek

Belki ufkunuzu iki katına çıkarmaz ama etrafınızdaki insanları daha dikkatli gözlemlemeye yarayabilir. :)

"Olay gerçektir. Elazığ'da geçer. 1960'lı yıllar! Elazığ akıl hastahanesinden personelin bir ihmali sonucu bütün deliler kaçar, Elazığ’ın cadde ve sokaklarına dağılırlar. toplam 423 deli kaçmıştır. Mülki makamlar panikler, başhekime koşup "doktor bey ne yapalım?" diye sorarlar. O zamanın ünlü doktoru Mutemet bey hastahanenin başhekimidir. Mutemet bey : "bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin" der. Doktor önde birkaç personeli arkasında kara trencilik oynayarak bütün Elazığ’ı "çuf çuf" nidalarıyla dolaşırlar. Başhekimin tahmini tutmuştur, bütün deliler bu kuyruğa girer vagon olurlar. Lokomotif, yani başhekim Mutemet bey yönünü hastahaneye çevirince tüm kaçan deliler hastahaneye geri dönmüş olurlar. Sorun çözüldüğü için mülki makamlar ve doktorlar, trencilik oynayıp hastahaneye döndükleri için de deliler hallerinden çok memnundur.

Ancak esas sorun akşam yoklama yapıldığı zaman ortaya çıkar; hastaneye trencilik oynayarak gelenlerin sayısı 612 kişidir."

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir