onedio
Tarihseverlerin Okumadan Geçmemesi Gereken 10 İlginç Bilgi
Osmanlı ile Macaristan arasında yapılan savaşta, Macaristan ordusunun tamamı yok edilmiştir ve aynı zamanda dünyanın en kısa süren savaşı niteliğini de taşır. Osmanlının ünlü stratejisi olan Turan taktiği kullanılan savaş 2 saat sürmüştür.
'Grumpy Cat' Hollywood Yıldızlarına Fark Attı
Sosyal medyada on binlerce takipçisi bulunan internet fenomeni 'Grumpy Cat' isimli kedi, sahibine iki yılda yaklaşık 100 milyon dolar kazandırdı.Dünya 'Grumpy' (Somurtkan) adlı kediyi konuşuyor. Huysuz suratıyla YouTube'da 15 milyon kişinin izlediği videoyla bir anda şöhret olan internet yıldızı kedi, sahibine iki yılda yaklaşık 100 milyon dolarlık bir servet kazandırdı.
Cem Yılmaz ile Ayşe Hatun Önal'ın Sürpriz Aşkı
Cem Yılmaz ve Ayşe Hatun Önal’ın aşk yaşadığı ortaya çıktı. Bir haftadır görüşen ikili, “The Water Diviner” filminin galası ile after party’sine de birlikte katıldı.Hürriyet'te yer alan habere göre, oğlu Kemal’in annesi Ahu Yağtu’dan 2013’ün son günü boşanan ve bir süre Avustralyalı kostüm tasarımcısı Melanie Shepherd ile ilişki yaşayan ünlü komedyenin, manken-şarkıcı Ayşe Hatun Önal’la yeni bir aşka yelken açtığı ortaya çıktı.İkili, ilk kez Yılmaz’ın da rol aldığı “The Water Diviner” (Son Umut) filminin galasında birlikte görüldü.Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde düzenlenen galaya katılan Cem Yılmaz ve Ayşe Hatun Önal, gösterimin ardından Bebeköy Backyard’da yapılan after party’ye geçti.Zaman zaman el ele tutuşup öpüşen çift, gecenin sonunda mekândan aynı araçla ayrıldı.Yılmaz ile Önal’ın bir haftadır hemen her gün görüştüğü ve görüntülenmemek için genellikle evde buluşmayı tercih ettikleri öğrenildi.Ayşe Hatun Önal ile Cem Yılmaz, birbirlerini sosyal medya hesaplarında da takip etmeye başladı.Kaynak: T24
Derrick Rose'dan "Nefes Alamıyorum" Tişörtlü Protesto
Chicago Bulls formasını giyen ünlü basketbolcu Derrick Rose Golden State Warriors maçında ısınma hareketlerini üzerinde 'Nefes alamıyorum' yazan tişörtle yaparak Eric Garner'ın polis tarafından boğularak öldürülmesini sessizce protesto etti.ABD'nin Ferguson kentinde, 18 yaşındaki silahsız siyah genç Michael Brown'ı öldüren polis memuru Darren Wilson'ın ardından, New York'un Staten Island bölgesinde, gözaltı işlemi sırasında 43 yaşındaki Eric Garner'ın boğazını sıkarak ölümüne yol açan polis memuru Daniel Panteleo hakkında da takipsizlik kararı verilmesi ABD'lileri sokaklara dökmüştü.Jüri karlarını protesto eden binlerce ABD 'li, ülkenin değişik kentlerinden protesto gösterileri düzenledi. Karmaşaların ve polisle arbedenin yaşandığı gösteriler sırasında yalnızca New York'ta 50'den fazla kişi gözaltına alınmıştı.Astım hastası olan Garner boğularak ölmüştü. Garner’ın gözaltına alındığı görüntüler internete düşerken, videoda adamın birkaç defa “Nefes alamıyorum” dediği duyuluyor. Ancak polis Daniel Pantaleo, Garner’ın yüzünü yere bastırmaya devam ediyor. New York adli tıp yetkilisi Garner’ın ölümüne “göğsüne yapılan baskının ve kelepçeleme sırasında yüzüstü yatırılmasının neden olduğunu” söylemişti. Ayrıca, boyna kol dolayarak etkisiz hale getirme şekli, New York Polis Departmanı tarafından yasaklanmıştı. Gösteriler üzerine Adalet Bakanı Eric Holder açıklama yaparak, Bakanlığın “Garner’ın sivil haklarının ihlal edilip edilmediğine dair federal soruşturma başlatacağını” söyledi. Ferguson eylemlerinde “Ellerim havada, ateş etme” sloganı simge hale gelirken, Garner için yapılan gösterilerde ise “Nefes alamıyorum” sloganı kullanılıyor.Chicago Bulls formasını giyen ünlü basketbolcu Derrick Rose da, Golden State Warriors'la oynanan maç öncesi ısınma hareketlerine üzerinde 'Nefes alamıyorum' yazan tişörtle çıktı ve mahkemenin kararını sessizce protesto etti.CNN Türk
Reklam
Russell Crowe: 'Avustralya'yı Müslümanlar Keşfetmiş Olabilir'
'The Water Diviner' filmi için Türkiye gelen Russell Crowe ilginç bir iddia ortaya attı!'The Water Diviner' filmi için Türkiye'ye gelen Hollywood'un ünlü aktörlerinden Russell Crowe , son dönemde Amerika kıtasını Müslümanların keşfettiği yönündeki tartışmalara farklı bir bakış açısı getirdi. Crowe, Yeni Zelanda ve Avustralya'yı da Müslümanların keşfettiği konusunda 'Bazı haritalar görmüştüm ben de... Tarih ilginç bir konu değil mi?' dedi.Hürriyet gazetesinden Savaş Özbey , 26 Aralık'ta vizyona girecek 'The Water Diviner' filminin yönetmeni Russell Crowe ve Cem Yılmaz , Yılmaz Erdoğan ve Olga Kurylenko ile konuştu. Esprili sorulara, aynı şekilde karşılıkla verilen cevaplar ile farklı bir söyleşi ortaya çıktı. Özbey'in 'Aralarında bir seçim yapmam gerekseydi bu üç erkeğin üçünü birden isterdim' başlığıyla yayımlanan (7 Aralık 2014) söyleşisi şöyle:Birlikte çok eğlenen dört yakın arkadaş Russell, Olga, Cem ve Yılmaz’la basın gösterimi-gala arasında, bir sinema fuayesinin keyifli koltuklarında, bir kahkaha bin ayıp örter kıvamında...Başrol oyuncuları Russell Crowe, Olga Kurylenko, Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz arasında paslaşmalar gırla, o pasları mükemmel tekniklerle gole çevirmelerse, yılların dostluğu kıvamında. Her şey Russell Crowe’un, yeni filminin tanıtımına gelenleri Türkçe ‘merhaba’ sempatisiyle avlaması... Ve Cem Yılmaz’ın da bu pası, kalabalığa ‘Hello’ deme kurnazlığıyla karşılayıp, topu 90’dan en gıdıklanan yerlerimize takmasıyla başladı. Kararını Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan’da kıldı ama belli ki İstanbul’da 50’den fazla oyuncuyla görüşen Russell Crowe, sadece ekibine cast değil, sonradan iyi dost olabileceği, elektriğinin tutup, gerçekten eğlenebileceği arkadaşlar da arıyormuş. Bulmuş da. Mevzuunun özeti bizzat Crowe’dan: “Öyle iyi anlaşıyoruz ki arkadaş değil, kabile gibiyiz.” Ve işte sonuç...Endişeli yüreklere sular, ulusal kaygılara müsekkinler serpilsin: Russell Crowe’un Çanakkale Savaşı için çektiği ‘The Water Diviner-Son Umut’, sağ gösterip sol vuran James Bond’lardan, ters köşeye yatıran ‘Taken’lardan fersah fersah uzakta, karış karış Anadolu’da; hatta şaşırtacak kadar bizden/içimizden. Hatta Crowe’un Kuvayı Milliyecilerle öyle bir kader yolculuğu, öyle bir silah arkadaşlığı var ki, Yunanistan ayağa kalkacak, lobiler hop oturup hop kalkacak! Onu artık Meriç’in batısı düşünsün; biz dönelim suyun bu yakasına...Peki filmin Türk kahramanları için “Artık Batı’ya açıldılar, Hollywood’dan aşağısı kurtarmaz” öngörüleri ne kadar doğru? Cem Yılmaz’a sorsanız, hiiç de sanmıyor: “Beraber seti paylaştığınız insanların kimler olduğu önemli tabii ama benim için, bir film setinde olmaktan daha büyük bir hayal yok. O da zaten gerçekleşmiş bir hayal.”Böyle diyor ama Avustralya Akademisi’nin onu değil de Yılmaz Erdoğan’ı ‘En iyi yardımcı erkek oyuncu’luğa aday göstermesi mevzuuna pek bozuluyor, konu açılınca ortamları terk ediyor. O terk ettikçe, Yılmaz Erdoğan arkasından röveşatayı çakıyor: “Yahu bir türlü içselleştiremedi bu konuyu bu çocuk!”Filminiz için iki Türk yıldız seçtiniz: Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan. Birinin isminin diğerinin soyadı olması biraz tuhaf gelmedi mi?Russell : Bak bunu iki yıldır hiç fark edememişim. Vay canına! Ne kadar şanslı bir adamım ki hayatımda senin gibi biri var Savaş. (Olga kahkaha atıp Cem’in kucağına yıkılıyor)Biz Türkler tarihimizle ilgili iyi filmler izlemeye pek alışık değilizdir. Ya Türk seyircisi bu alışkanlığından vazgeçemez de filme gitmezse?Russell : Bana yansıyanlar onu göstermiyor. Bugün görüştüğüm gazeteciler, Avustralya’da yaşayan Türkler, iş ortaklarımız... Hepsi filmdeki bu ‘Türk perspektifi’nden etkilenmiş durumda.Bir gün siz de bir Yılmaz Erdoğan ya da Cem Yılmaz filminde oynar mısınız?Cem : İnanmazsınız, Russell da bayılır küçük bütçeli prodüksiyonlarda oynamaya!Russell : Ben bu tür gelişmelere hep açığımdır... Ama ben sadece bütün kararları kendim aldığım zaman keyfim yerinde hissediyorum.Cem : E o zaman ver kararını Russell!Casting için yeterince araştırma yaptığınıza gerçekten inanıyor musunuz? Mesela Olga yerine Nurella daha çok yakışmaz mıydı ‘The Water Diviner’a?Olga : Nurella kim ki?Bizim ulusal bir yeteneğimiz ve aynı zamanda eski bir Metallica üyesi...Cem : Hahhahha şaka yapıyor Russell, sakın cevap verme buna.Russell : Sanırım casting tercihlerimden son derece memnunum. Dedim ya denge iyi kuruldu ve Türk sinemasının efsaneleriyle çalıştım bu filmde.Tamam son bir soru: Türk siyasetiyle ilgileniyor musunuz? Mesela Yeni Zelanda ve Avustralya’yı Müslümanların keşfettiğini biliyor muydunuz?Cem : Ne? Yok artık!Russell : Evet, olabilir. Bazı haritalar görmüştüm ben de... Tarih ilginç bir konu değil mi?Şimdi Olga’ya birkaç sorum olacak...Russell : Duymak için sabırsızlanıyoruz. Baksana Olga da çok heyecanlı senin tuhaf soruların için!Olga sen çok güzel bir kadınsın. Bu konuda otorite sayılırsın. Sence üçü arasında en yakışıklısı hangisi?Olga : Yılmaz, Melbourne’den İstanbul’a uçuşumuz boyunca bunu Türkiye’de söylemem için şu cümleyi ezberletti: “Yilmaz, Cem’dan dahha yakijikli...”Cem : İteleye iteleye ancak bu kadar!Olga : Biliyor musun bence üçü de tepedeki adamlar ve eğer bir seçim yapmak zorunda kalsaydım, üçüne de yürürdüm.Cem, Yılmaz ve Russell : Öhöööööö... Dur orada! Bir sonraki soru lütfen!Olga : Ya niye öyle diyorsunuz? Birden çok erkeği olan kadınlar var. Hindistan’da galiba. Üçünü de isterdim.Güzel olduğun kadar akıllısın da. Peki sence üçünün arasında para kimde?Olga : Cevap çok açık değil mi? (Gözünü Russell Crowe’a deviriyor)Kadınların kendilerini güldürebilen erkekleri seksi bulduğu söylenir. Ya bu Cem, bize mi komik geliyor, yoksa yabancı gözüyle sen de eğlenceli buluyor musun?Cem : Ne sorup duruyorsun, birbirimizi seksi bulduğumuz çok açık değil mi işte?Olga : Bazen Türkçe konuştuğu, tek kelime anlamadığım zamanlarda bile gülmekten öldürüyor beni. Şu surata baksana!Ailenin fala, senin de Türk kahvesine düşkün olduğunu biliyoruz. Kahve falı bakmayı öğrenecek misin?Olga : Tabii tabii araştırmalarım devam ediyor. O şekillerin ne manaya geldiğini tek tek çözmem lâzım.Cem : Hatırlasanıza İstanbul’a ilk gelen ekipte Anna ve Janett diye iki makyöz vardı. Kahvenin telvesini de dikmişlerdi kafaya. Dur n’apıyorsun diyemeden, istikbalini içti kadın!Olga : İstikbalini içti! Hahhahah... Aslında biz Ukraynalılara Türk kahvesi yabancı bir şey değil. Evlerde herkes yapar. Hatta özel bir pişirme aleti de vardır, cezve.Cem : E ‘cezve’ bizde de cezve!Olga : Aaa siz de mi cezve diyorsunuz! Şimdi anladım nereden geldiğini.Russell : Gördün mü Savaş? Osmanlı...Olga, film için Türkçe dersleri aldığını biliyoruz. Ama burası Türkiye. Hiç ayıp kelime öğretmediler mi sana?Cem : Biz hiç öyle şeyler yapar mıyız?Olga : Aslında hep güzel şeyler öğrettiler: Çok guzeel, lisanı münaysip...Russell : Pek de alışıldık bir durum değil. İnandın mı bu cevaba?Yılmaz : Aslında ben öğrettim ama hatırlamıyor.Filmin bir sahnesinde “Kavga arıyorsan, git, Kuvayı Milliye’ye katıl!” diyorsun. Bu replik, oradaki halin o kadar Cem Yılmaz ki... Acaba o dönemde yaşasan Kuvayı Miiliye’ye katılır mıydın?Cem : İşte bu yüzden beni filmine aldı adam. Hissettiii benim ruhumun tam Kuvayı Milliye olduğunu.Filmde söylediğin ‘Hey Onbeşli’ türküsünü kendin seçmişsin...Cem : Birkaç alternatif vardı ama bazıları daha önce çok kullanılmıştı. ‘Onbeşli’ içlerinde hem en güçlüsü hem de çok kullanılmamış olandı.Dün gece 28 sayfa Cem Yılmaz-Russell Crowe’ google’ladım. Yarısından çoğu Twitter’da birbirinizi unfollow (takibi bırakma) ettiğinizle alakalıydı. Nedir bu Twitter meselesi? Şimdi asayiş berkemal mi, herkes birbirini takip ediyor mu?Olga : Tabii ki biz bir aileyiz.Russell : Takip, aşk demektir...Cem : Bunu bize daha ilk başta tembihlediler: Eğer birini yürekten seviyorsan, onu takip edersin Twitter’da.Yılmaz : Birbirinizi retweet’leyin dediler.Russell, Hollywood’daki bütün güzel kadınları tanıyor değil mi? Seni de tanıştıracak mı Nicole Kidman falan hepsiyle?Cem : Çoktan tanıştırdı bile. Ama sanatsal açıdan. Biz Russell’la kadınlar söz konusu olduğunda yetenek açısından ele alırız konuyu. Güzellik mi, yetenek mi sorusu söz konusu olduğunda benim için akan sular durur: Yetenek! Russell da öyledir. Hep yetenek konuşup durur.Yılmaz : Benim bu röportajın nereye gittiğine dair ciddi endişelerim var çocuklar!Abi sen başrolsün ama sana dönücem... Önce Olga’ya bir sorum var.Yılmaz: Tabii keyfine bak Savaş.(...)Abi dönüyorum hemen sana. Cem’e şu Twitter’daki unfollow mevzuunu bir sorayım...Yılmaz : Tabii tabii, buyur...(...)Şahane bir röportajdı, vakit ayırdığınız için dördünüze de çok teşekkür ederim.Konu : Çocuklarını Çanakkale’ye savaşa gönderen bir babanın, haber alamayınca onları bulmak için geldiği Türkiye’de yaşadığı maceralarSüre : 111 dakikaTür : Savaş-dramaT24
İlişkileri Yetmezmiş Gibi Bir de Tarzlarıyla İmrendiren 21 Hollywood Çifti
Her ne kadar sıradışı romantizmleri bizlere çok hitap etmese de, hepimizin aklında en az bir tane ilişkileri kadar havalı ve şık tarzlarına da imrendiğimiz, gönlümüzde taht kurmayı çoktan başarmış ünlü bir çift vardır. Var tabi var olmasına ama oldukça etkilendiğimiz bu çiftlerin, partner seçiminde bizleri daha seçici yapmaya başladığı da ayrı bir gerçek.İşte tarzlarıyla uyum tablosu çizen o çiftler;
Reklam
Rolleri Uğruna Tanınmayacak Hallere Bürünen 25 Başarılı Oyuncu
Bir oyuncunun rolü için onlarca kilo alıp vermesi, saatlerce süren makyajlara katlanması ve bunların yanında harika bir oyunculuk sergilemesi beraberinde bol bol ödül de getiriyor görüldüğü üzere. İzleyiciye ise şaşkınlıkla izlemek düşüyor.Voldemort, Gollum gibi değişimlerde bilgisayar efekti olduğu için dahil edilmedi. Johnny Depp makyajlarıysa apayrı bir kategoride sayılmaktadır.
İbrahim Tatlıses'ten Cumhurbaşkanlığı Sarayı İsyanı
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, Cumhurbaşkanlığı Sarayı hakkında sürekli olumsuz eleştirilerin çıkmasına adeta isyan etti.Ak-Saray'ı ziyaret eden Hülya Avşar'ın sözlerinin ardından İbrahim Tatlıses'te tartışmaya dahil oldu.Türkiye İş Kadınları Derneği heyetiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ziyaret eden Hülya Avşar, Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili, 'Hiç tahmin ettiğimiz kadar ihtişamlı değil, ben çok ihtişamlı görmedim. Abartıldığı kadar yok' demişti.İbrahim Tatlıses Instagram hesabından şu mesajı paylaştı:'Sanki Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışmadı gibi bir algı oluşturdunuz. Bu ne Allah aşkına! Şunu söyleyebilirsiniz; 'bugüne kadar kimsenin aklına gelmedi, neden bu hükümetin aklına geldi' deyin anlarım. Ama 'kendilerine saray yaptırdılar' cümlesini anlayamam. Efendiler, ben kendimi bildim bileli Amerika'nın BEYAZ SARAY'I vardı. Ne yani, onların Beyaz Saray'ı varsa bizim de AK SARAY'ımız olmasın. Yoksa yakıştırmıyor musunuz? Unutmayalım ki burası da Türkiye Cumhuriyeti. Bence yakışır. Hem de çok yakışır...'
Peter Jackson: 'Yeni Tolkien Filmi Yok'
Kariyerinin önemli bir bölümünü Tolkien uyarlamalarına adayan Yeni Zelandalı yönetmen, yazarın mirasçılarının izni olmadan yeni bir uyarlama yapılamayacağını belirtti. Tolkien'ın oğlu da yeni uyarlamalara sıcak bakmıyor.J.R.R. Tolkien’dan önce ‘Yüzüklerin Efendisi’ üçlemesini sonra da ‘Hobbit’i sinemaya uyarlayan Yeni Zelandalı yönetmen Peter Jackson, son Hobbit filmi “Hobbit: Beş Ordunun Savaşı” vesilesiyle basın toplantısı yaptı. Kariyerinin önemli yıllarını Tolkien uyarlayarak geçiren Jackson, Tolkien’in mirasçılarının izni olmadan yazarın yeni bir uyarlamasının mümkün olmadığını söyledi: “Profesör Tolkien’ın yazılarının hakları mirasçılarının elinde. Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi’nin uyarlama hakları 1960 sonlarında Tolkien tarafından satılmıştı. Bu yüzden de Tolkien mirasçılarının izni olmadan yeni bir Tolkien uyarlaması olamaz.” Ünlü yazarın oğlu Christopher Tolkien, 2012’de Le Monde’a verdiği bir söyleşi babasının eserlerinin ‘ürünleştirilmesi’nden duyduğu rahatsızlığı dile getirdiği için diğer kitaplarının haklarının satılacağı düşünülmüyor. Jackson ise yeni film projeleriyle ilgili bir soruya, 10 yılını Orta Dünya’yı sinemaya aktarmakla geçirdiğini ve şimdi plaja gitmek istediğini söyleyerek yanıt verdi.Üçe bölünen ‘Hobbit’in son filmi Türkiye’de “Hobbit: Beş Ordunun Savaşı” 17 Aralık’ta gösterime girecek.Milliyet Sanat
Reklam
James Bond'un Yeni Filmi: Spectre
James Bond'un yeni macerasının çekimleri 8 Aralık'ta başlıyor. 2015 yılının Kasım ayında vizyona girmesi beklenen yeni James Bond filminin yapımcıları, yeni serinin ismini ve oyuncuları İngiltere'de düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı.Radikal'deki habere göre, James Bond serisinin 24'üncü filmini çekecek olan Sam Mendes, 'James Bond' karakterine eşlik edecek oyuncuların isimlerini açıkladı. James Bond filminde Daniel Craig'e karşı kötü karekter için kameranın karşısına geçecek isim Zincirsiz ve Soysuzlar Çetesi'ndeki oyunculuğuyla tanıdığımız Alman aktör Christoph Waltz olacak.Ünlü Fransız oyuncu Monica Bellucci ile Mavi En Sıcak Renktir filmindeki performansıyla Altın Palmiye kazanan Lea Seydoux ise yeni Bond kızları oldu.
Müziği Müzik İçin Yapan 10 Etnik Grup
Son zamanlarda “Dünya Müziği” olarak geçen Etnik Müzik gün geçtikçe insanların ilgisini daha fazla çekmeye başlıyor. Popüler müzikten bıkanlar, sevmeyenler farklı tatlar arayanlar için vazgeçilmez bir tat olmaya aday olacak, pek de fazla duyulmamış birkaç Etnik Müzik yapan, daha doğrusu Dünya Müziği yapan grupları sizler için topladım. Tabi ki daha pek çok bu müziği yapan, ekonomik çıkarları olmadan sadece müziği müzik için yapan gruplar da mevcut.  Buradakiler sadece bir kaçı.
Reklam
İşte En Hızlı Klavye Uygulaması
iOS 8 ile birlikte gelen üçüncü parti klavye desteği ile SwiftKey, Swype gibi uygulamalar kullanıma sunulmuştu. Ama artık onlara çok güçlü bir rakip var.Android 'de uzun zamandır kullanılabilen üçüncü parti klavye özelliği, nihayet iOS 8 ile birlikte iPhone ve iPad 'lere gelmişti.Özelliğin aktif olması sonrası Android 'de ünlü klavye uygulamalarından, Swype , SwiftKey ve Flesky 'de kendi uygulamalarını, iOS için yayınlandılar.Ancak yeni duyurulan bir klavye uygulaması, Swype ve Flesky klavyelerin hızlı yazma yeteneklerinin çok ötesine geçiyor.
Heteroseksüel Karakterleri Başarıyla Canlandıran 10 Eşcinsel Oyuncu
Zamanının çoğunu ekran başında, ünlüleri takip ederek geçirenler, bir süre sonra onları tanıdıklarını düşünmeye başlarlar. Hatta ünlüleri, canlandırdıkları karakterler ile özdeşleştirmek daha kolay bir hal alır. Aşağıdaki listede yer alan ünlüler için de aynı şekilde düşünüyor olabilirsiniz. Çünkü hemen hemen her gece evimize konuk oluyorlar. Ama bu ünlü insanların bir tek ortak noktası var. O da, her birinin heteroseksüel karakterler canlandıran, eşcinsel oyuncular olması. İşte o 10 oyuncu:
Reklam
Victoria's Secret Londra 2014'den Özel Görüntüler
Victoria's Secret Fashion Show 2014 ilk defa New York yerine Londra'da Earls Court'ta gerçekleşti. Dünyanın en seksi moda şovunda 40 model podyumda yürüdü. Şovun ana teması 'Diverse' yani 'Çeşitli' olarak seçildi. Taylor Swift, Ed Sheeran ve Ariana Grande şova şarkıları ile renk kattı. Brezilyalı modeller, Adriana Lima ve Alessandra Ambrosio 2 milyon dolar değerindeki 'Fantasy Bra' sutyenlerle yürüdüler. Geçen sene Candice Swanepoel'in taşıdığı sutyen ise 10 milyon dolar değerindeydi. 39 çift özel tasarım kanat kullanıldı. 18 karat altından yapılan kanadı ünlü model Karlie Kloss taşıdı. 150 bin adetten fazla Swarowski kristal kullanıldı. Sahne arkasında 25 makyöz, 25 kuaför, 9 manikürcü hazır bulundu .
Rolden Role Yeşilçam'da Cüneyt Arkın
Cüneyt Arkın, asıl adı Fahrettin Cüreklibatır, (d. 8 Eylül 1937; Karaçay, Odunpazarı, Eskişehir), Türk oyuncu. Sinemada canlandırdığı Malkoçoğlu karakteri kendisine lakap olarak atfedilmiştir.
Say'dan Bingöl'e: 'Türkiye Sizinle Gurur Duyuyor!'
Sanatçı Fazıl Say, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Berkin Elvan'ı hedef alan Yavuz Bingöl'e tepki gösterdiDünyaca ünlü piyanist Fazıl Say, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'avukat'lığını yapan Yavuz Bingöl'ün sözlerine tepki göstererek, 'Türkiye sizinle gurur duyuyor' dedi.Say, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Yavuz Bingöl'ün yanı sıra sanata olan sansürü de eleştirdi.Say şunları söyledi''Sevgili dostlar. Bugün itibarıyle sanatta sansür Türkiye'de artık kesinleşmiştir. İstanbul Senfonisi eseri CSO yıllık programından kaldırılmıştır. Eseri gelecek hafta yönetmesi planlanan konserin şefi, Rengim Gökmen, güzel bir davranışta bulunmuş, ve konserden tamamıyle çekilmiştir. Rengim'e bu asil davranışından dolayı teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası suçsuzdur ama yine de eseri inat edip çalsalardı bence bir şey kaybetmezlerdi. AKP Kültür bakanlığını ise, bu sansür vesilesi ile, bu derece küçüldükleri ve Türkiye'yi küçülttükleri için tebrik ediyorum (!)Bana gelince; Ben konserlerime devam edeceğim. Türkiye'de çalmaya, bestelemeye, elimden geldiğince insanlık için bir şeyler üretmeye devam edeceğim. Elbetteki bu İstanbul Senfonisi'nin bestecisi olan beni üzdü bu durum... Susanlara ve diğerlerine gelince; Diyecek ne var? Bravo Yavuz Bingöl. Bravo Gürer Aykal.. Bravo hepinize. Türkiye sizinle gurur duyuyor !!''Birgün
Reklam