20 Etkileyici Fotoğraf ile James Dean
Henüz 24 yaşında, bir trafik kazasıyla hayatını kaybeden efsane aktör, sinema tarihinin en çekici isimlerinden biridir. Aşağıdaki fotoğrafları da bunu doğrular nitelikte...
Miki Fare 86 Yaşında!
1928'de Walt Disney tarafından yaratılan çizgi karakter Miki Fare | Mickey Mouse 18 Kasım yani bugün 86. yaşını kutluyor.İnsan özellikleri taşıyan ve 1928 yılında, ilk sesli çizgi film 'Steamboat Willie ile ünlü olan Miki Fare karakteri, sonraları kısa metraj çizgi filmin yıldızı haline dönüştü.Walt Disney'in kendisi tarafından tasarlanan ve seslendirilen Miki Fare karakteri, Disney'in, küçük bir otel odasında gördüğü, yuvasından çıkan sevimli fındık faresinden aldığı ilhamla ortaya çıktı. Karakter, şirketin resmi tarih kayıtlarına göre, 1928 yılında yapılan tren seyahatleri sırasında geliştirildi.Üne kavuşmadan önceki ismi ''Mortimer'' olan karakterin adı, Walt Disney'in eşi Lillian'ın isteğiyle ''Mickey'' olarak değiştirildi. Karakter, ilk olarak, Disney'in şef animatörü Ub Iwerks tarafından çizildi.Walt Disney ve Iwerks, Miki Fare için ''Zırdeli'' ve ''Dörtnala Gauço'' adında iki sessiz çizgi film yarattı. Disney, daha sonra, Al Jolson'un 1927'de yarattığı caz şarkıcısının büyük bir başarı kazanması üzerine, karakterin yer aldığı filmleri şarkı, müzik ve ses efektleriyle süslemeye karar verdi.Miki Fare, 1930'ların sonlarına kadar 100'den fazla çizgi filmde yıldızlaştı. Popülaritesi 1940'larda azalan Miki Fare, 1950'lerde yeni bir hayata başladı ve ''Miki Fare Kulübü''nün televizyonda yayımlanması ve eğlence merkezi Disneyland'ın açılmasıyla tekrar herkesin sevgilisi oldu.-MİKİ FARE VE AİLESİ-İlk 5 yıl yaratılan çeşitli çizgi karakterlerle pek bir yere varılamadıysa da 1928'de Walt Disney'in ürettiği Miki Fare büyük yankı uyandırdı.Walt Disney Company'nin şöhretini de artıran Miki Fare'yi, kız arkadaşı ''Mini Fare'' izledi. Ardından köpek Pluto, Goofy ve Donald Duck geldi. Yaratılan her karakter beğeni toplarken, şirket milyonlarca dolarlık dev yatırım projeleriyle masal kahramanlarını da animasyon haline getirmeye başladı. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Pinokyo, Define Adası ve Davy Crockett ile devam eden seriler, Walt Disney Company'yi giderek büyüyen dev bir endüstri haline getirdi.AA
Ünlüler Korosu Ebola İçin El Ele
Band Aid projesi kapsamında Bono, Rita Ora ve Chris Martin gibi müzisyenler biraraya gelerek, ebola kurbanları için şarkılar seslendirdiler.İlk olarak, 1984’de Etyopya’daki açlık için bir araya gelen Britanyalı ve İrlandalı müzisyenler, 30 yılın ardından bu defa ebola kurbanları için söylüyor. Band Aid ismiyle bilinen ünlüler korosu’nda yer alan müzsiyenler arasında, One Direction, Bono, Emeli Sandé, Rita Ora, Ed Sheeran, Ellie Goulding, Sam Smith ve Chris Martin bulunuyor. Aynı stüdyo, 30 yıl önce de Afrika’daki açlar için bir araya gelen ünlüler korosunun kayıtlarını yapmıştı. Do They Know It’s Christmas single, ünlü prodüktör Bob Geldof öncülüğündeki ünlüler yeni ve eski korosu tarafından, 30 yıl önceki sözleri değiştirilerek günümüze uyarlanıp 2014 versiyonu olarak yeniden yorumlanıyor.G8 SÖZLERİ TUTULSA...İrlandalı müzisyen Bono da, bu proje sayesinde Band Aid’i yeniden canlandırmak istediklerini belirtti. Ünlü müzisyen, “Her ülke Büyük Britanya gibi değerlerini korusa ve G8 toplantılarında verdiği sözleri tutsa, burada olmamıza gerek kalmayacaktı“ dedi. Genç müzisyenlerden oluşan Britanyalı pop müzik grubu One Direction’dan Niall Horan da, plak satışlarının bir numaraya fırlamasını ve yeteri kadar yardım toplanmasını ümit ettiğini belirtti.MARGARET THATCHER DESTEK VERMEMİŞTİBundan 30 yıl önce düzenlenen kampanya sayesinde 8 milyon pound bağışın yapıldığı projenin tıpkı 80’li yıllarda olduğu gibi bir fenomene dönüşebileceğini umut ettiğini belirten Geldof, ayrıca konuyla ilgili Britanya Hükümetinin de kendilerine yardımcı olduğunun altını çizdi. Britanya Maliye Bakanı George Osborne ile de görüştüğünü dile getiren ünlü prodüktör, Britanya hükümetinin, 99 penny’e satılan plağın satışlarından vergi almayacağını müjdeledi. Ne var ki, 1984’te Margaret Thatcher hükümeti, Band Aid satışından vergi alınmaması talebini reddetmişti.GUARDIAN
Tony Hawk Uçan Kaykayı Test Etti
Son zamanların en heyecan verici teknolojik gelişmelerinden biri olan uçan kaykay, önümüzdeki sene satışa çıkmaya hazırlanıyor. Hendo imzalı uçan kaykayı test eden dünyaca ünlü kaykaycı Tony Hawk, oldukça keyifli bir cihazın bizi beklediğini gözler önüne serdi.“Bildiğiniz her şeyi unutun” diyen Tony Hawk , uçan kaykayda da marifetlerini çekinmeden sergiledi. Şu anda uçan kaykayın kullanılabildiği tek alan olan Los Gatos’taki parkurda çekilen videoda Hendo’nun nasıl hareket ettiği detaylı bir şekilde görülebiliyor. Bu arada tüm yüzeylerde kullanılamadığı Hendo’nun yalnızca kendi özel zemininde hareket ettiğini belirtelim.Kickstarter’da beklediği desteği alarak çıkışı kesinleşen cihaza destek vermeye devam edebilirsiniz. Ancak üretilen ilk 10 uçan kaykayın tükendiğini hatırlatmakta fayda var. Yine de Hendo’nun geliştirici sürümlerine sahip olabilmek mümkün.LOG
Elvis'in 18 Yaşındaki Ses Kaydı Bulundu
“Rock’n Roll’un Kralı” Elvis Presley’nin 18 yaşındaki ses kaydı ortaya çıktı. Sesinin kayıtta neye benzeyeceğini görmek isteyen ünlü müzisyen, 1953’te My Happiness ve That’s When Your Heartaches Begin parçaları için kayıt yaptı. Efsane müzisyenin yaptığı bu kayıt Presley’nin, 80’inci doğum gününde düzenlenecek olan bir müzayedede açık artırmaya sunulacak. Rock’n Roll tarihinin “kutsal kâsesi” olarak tanımlanan kayıt, açık artırmaya sunulacak 68 üründen sadece biri.BBC
Deniz Seki Nasıl Yakalandı?
Hapis cezasına çarptırılan şarkıcı Deniz Seki, aylarca aranmasının ardından geçtiğimiz günlerde yakalandı. Deniz Seki nerede, nasıl yakalandı?Önceki gün yakalanan şarkıcı Deniz Seki, Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’ne gönderildi. Avukatı, ünlü şarkıcının teslim olmamasını sağlık problemlerine bağlarken, “Kanser riski vardır ve hayati risk oluşturmaktadır” dedi.Uyuşturucu madde bulundurma ve başkalarına temin etme suçlarından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Deniz Seki, kararın Yargıtay tarafından onanmasının ardından kayıplara karışmıştı. Bir dönem tekneyle yurtdışına çıktığı da konuşulan Seki’yi önceki gün nişanlısının Büyükçekmece Alkant 2000 Sitesi’ndeki villasında narkotik polisi buldu. Şarkıcı, kaçmaya çalışsa da gözaltına alınmaktan kurtulamadı. Geceyi Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde geçiren Deniz Seki, dün saat 09.00’da elleri kelepçeli olarak emniyetten çıkarıldı. İlk olarak Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık raporu alınan Seki, daha sonra İstanbul Adalet Sarayı’na götürüldü.‘Ülkemde adalet varsa...’Özge Eğrikar’ın Hürriyet’teki haberine göre, elleri önden kelepçeli olarak polis aracından indirilen Deniz Seki, gazetecilere “Arkadaşlar bu ülkede, benim ülkemde zerre kadar adalet varsa, ki ben olduğuna inanıyorum, benim suçsuzluğum er ya da geç anlaşılacak” dedi. “İkinci kez cezaevine gideceksiniz, ne hissediyorsunuz?” sorusuna ellerindeki kelepçeyi göstererek “Böyle ne hissedebilirim? Ahh ahh! Anlatabiliyor muyum” yanıtını veren Seki, o sırada polislerin arasından uzanarak adliye önünde kendisini bekleyen kardeşi Serkan Seki’nin elini tuttu.Cezası yüzüne okunduSeki adliye içindeki polis karakolunda bir süre bekletildikten sonra infaz savcılığına çıkarıldı. İnfaz savcısı, cezasını Seki’nin yüzüne okudu. Şarkıcı, adliyeden çıkarılırken gözyaşlarına hakim olamadı. Hiç konuşmadan polis aracına bindi, Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’ne götürüldü.Hastalığı ilerlediDeniz Seki’nin avukatı Naim Karakaya, ünlü şarkıcının bugüne kadar teslim olmamasının iki nedeni olduğunu söyledi. Karakaya, şöyle konuştu:“Birincisi, suçsuz olduğunu düşündüğü ve bunun bir gün yargı kararıyla test edileceğine inandığı için beklemiştir. İkinci gerekçesi ise kanser riski vardır ve hayati tehlike oluşturmaktadır. Buna ilişkin raporlarımızı savcılığa sunduk. Ancak Adli Tıp Kurumu bu konuda olumsuz bir yanıt verdi. Bu hastalık ilerlemiştir. Bu süreçte kendisi daha iyi koşullarda sağlık engelini aşmak istemiş, bir anlamda ameliyat olmak istemiştir. Ama bu konudaki başvurumuz reddedildiği için ve yakalamalı konumu gereğiyle sağlanamamıştır.”Sürekli adres değiştirmişPolisin tespitine göre Deniz Seki aranmaya başlandığı ilk günlerde Sarıyer’de gizlendi. Ardından Faruk Salman’la Tekirdağ’a geçti. Sonra yeni adres Beylikdüzü’nde bir ev oldu. Salman daha sonra Bahçelievler’de bir ev tuttu ve Seki’yi buraya getirdi. Son olarak da 1.5 ay önce Alkent 2000 Sitesi’nden villa kiralandı.Sabaha kadar ağladıDeniz Seki, önceki gün Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne getirildiğinde yorgun ve bitkindi. İlk olarak ifade işlemlerine geçildi. Şarkıcı, sık sık ağlama krizine girerek yarıda bıraktığı ifadesinde polislere şunları söyledi:“Ben bu cezayı hak etmedim. Ben uyuşturucu satmadım, kimseye temin etmedim. Sadece kullandım. Bundan da bin pişmanım. Ben 2 yıl cezaevinde, demir parmaklıklar arkasında nasıl kalacağım? Cezaevinde kalmayı kendime yediremiyorum. Bu kadar ceza bana çok fazla. Orada kalmak kolay mı? Çok büyük haksızlığa maruz kaldım. Ben bunu hak etmedim. Ben polisten kaçmadım, cezaevine girmekten kaçtım. Bu kadar ceza alacak ne yaptım? Ben sadece kullandım. Bunun karşılığı bu kadar ceza olmamalıydı.”Cezaevine girmesine katlanamazdımDeniz Seki’nin kaçmasına yardımcı olan sevgilisi Faruk Salman da geceyi nezarette geçirdi. Şüpheli olarak ifadesi alınan Salman, polislere, “Ben bu kadar ceza almasına ve cezaevine girecek olmasına çok üzüldüm. Deniz Seki’yi seviyorum, ona aşığım. Sevdiğim kadının cezaevine girecek olmasını istemedim. Buna katlanmam mümkün değildi. Üzüntüden hastanede tansiyonum fırladı. Rahatsızlandım” dedi. Salman, ifadesinin ardından emniyetten serbest bırakıldı.Battaniyenin üzerinde uyuduİfade işleminin ardından nezarethaneye alınan Deniz Seki’ye polisler battaniye verdi. İfadesinde olduğu gibi zaman zaman ağlama krizine giren Seki, polislerden peçete istedi.Bir polis, sabaha kadar Seki’nin kaldığı nezarethanenin girişinde nöbet tuttu. Şarkıcı, akşam yemeğinde polislerin karavanasından yedi. Tuvalete de bir kadın polisin nezaretinde gitti. Deniz Seki zaman zaman oturdu, zaman zaman da küçük adımlarla nezarethanenin içinde volta attı. Sabaha karşı battaniyenin üzerinde uyuyakaldı. Seki’ye sabah kahvaltısında zeytin, peynir, yumurta, reçel, bal ve çaydan oluşan mönü ikram edildi. Nezarethaneden çıkarılırken polislerin ellerine kelepçe takmasına itiraz etmedi. Geldiği gibi üzgün ve bitkin olarak emniyetten çıkarıldı.Kardeşi isyan etti: Yetmez taşlanarak öldürünDeniz Seki’nin kardeşi Serkan Seki, ses getirecek açıklamalarda bulundu:“Karar verdim, artık susmayacağım. Çünkü vatandaş anlamıyor. Anlayacakları şekilde açıklayacağım artık. Türkiye’nin en büyük baronları firarda, Deniz Seki içerde. Aşağı yukarı aynı ithamlarla, neredeyse aynı davalarla yargılanan ünlüler dışarıda, ablam içeride. Ablamın şu an dışarıda gezen ünlülerden hiçbir farkı yok. Hatta diğerlerinin fazlası bile var. Bazıları çete üyeliği ile itham ediliyor. Ablam, şüpheli olduğu zamanları bile tutuklu olarak geçirdi. Çünkü günah keçisi ilan edildi. Bu konuda biraz hakkaniyet ve hassasiyet olmalı. Kız içeri girmiş, 8 senedir her türlü iftira hakarete maruz kalmış. Diğerlerine bakıyoruz, ödül törenlerinde boy gösterip ödüller alıyor. Her şeye eyvallah. Ama bundan sonra bari rahat bırakılsın ablam. Lütfen. Artık kız içeride. Lütfen. Biz adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. Ülkenin büyük bir sorunu çözüldü tebrik ediyorum. Yetmez gerçi, taşlanarak öldürülmesi lazım.” ‘Ben ihbar etmedim’Serkan Seki, ablası Deniz Seki’nin yerini polise ihbar ettiği iddiasına tepki gösterdi. “Kendisinden bihaberken, nerede olduğunu bilmezken onu nasıl ihbar edebilirim ki?” diyen Seki, ablasının yakalanma süreciyle herhangi bir bağlantısının olmadığını söyledi.‘Benim çektiklerimi çekseler ne içeceklerdi?’Arnavutköy’de görüntülenen Bülent Ersoy, Deniz Seki için üzüldüğünü belirterek “Starlığı taşımak çok zordur. Benim çektiklerimi çekseler acaba ne içeceklerdi, merak ediyorum. Hayatımda böyle şeylere tenezzül etmedim” dedi.‘Satıcılara ceza şart’Gani Müjde, tartışmaya Twitter’da katıldı:“Uyuşturucu yasaları yanlış kurgulanmış. Kullanıcı olanın zararı kendine ama arkadaşına ‘al iç’ diyeni de satıcı olarak değerlendirmek doğru mu bilemiyorum. Bunun yaptırımı olmalı ama şikayete bağlı olmalı. Satıcılara ceza şart. Okul önünde bonzai satanlara en ağır cezalar verilmeli. Devletin odaklanması gereken konu bu.”T24
Reklam
Volkan Demirel Olayı Dünya Basınında
Türkiye A Milli Futbol Takımı'nın Kazakistan'ı 3-1 mağlup ettiği 2016 Avrupa Şampiyonası Elemeleri A Grubu maçı öncesi kaleci Volkan Demirel'in kendisine edilen küfürlerden dolayı maça çıkmayıp sahayı terk etmesi, dünya basınında da büyük yankı buldu.Dünya'nın tanınmış haber ajansları ve spor basını, Volkan Demirel'in sahayı terk etmesini birinci haber olarak gündemlerine taşıdı. Milli kalecinin maç öncesi ısınma hareketleri sırasında sahayı terk etmesi olayına en değişik bakış ise İspanya'nın ünlü gazetesi AS'tan geldi.AS: 'VOLKAN DEMİREL'E IRKÇI SALDIRI'Gazetenin internet sitesinde manşette yer alan haber, 'Volkan Demirel'e ırkçı saldırı' başlığıyla verildi.MARCA: 'VOLKAN DEMİREL SAHAYI TERK ETTİ'İspanya'nın Marca gazetesi de, 'Kendi taraftarı tarafından kendisine küfür edilen Volkan Demirel sahayı terk etti' ifadesini kullandı.REUTERS: 'TÜRK MİLLİ TAKIMI KALECİSİ MAÇTAN ÖNCE SAHAYI TERK ETTİ'Reuters Haber Ajansı ise Fenerbahçeli Volkan Demirel'in yaşadığı olayın, sarı-lacivertli takımın en büyük rakibi olan Galatasaray'ın stadyumunda gerçekleştiğini haberinde vurguladı.DHA
Say: 'Laik ve Hür Bir Ülkede Öleceğim'
Piyanist Fazıl Say, Cumhuriyet Gazetesi'nden Esra Açıkgöz ile yaptığı röportajda yeni albümünü ve planlarını anlattı. Say kendisine yönelik yapılan eleştirilere cevap verirken “Ben laik bir ülkede doğdum. Laik ve hür bir ülkede de öleceğime inanıyorum” dedi.Farklı ülkelerde dünya prömiyerlerini gerçekleştirdiği ve yıllar boyunca hazırlıklarını sürdürdüğü besteciliğinin ilk ürünü olan eserlerini 'Say Plays Say' adlı yeni albümünde bir araya getiren dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, Cumhuriyet gazetesinin sorularını yanıtladı. Yakın zamanda 2 yeni albümünün çıkacağını söyleyen Say Haziran Direnişi'nde yaptığı eserler için “ Gezi Parkı konusu sanat eserleriyle kalıcı olmalıdır. Ben de üç ayrı eserde toplamı bir saatlik bir müzikle kendimce anlattım yaşananları... Umutlarımız eksik olmasın... Karanlık ise her taraf, aydınlatalım” ifadelerini kullandı. Laik bir ülkede doğdunu, laik ve hür bir ülkede öleceğine inandığını söyleyen piyanist Fazıl Say kendisine yöneltilen 'elitist' eleştirileri için de “ Zehir gibi akan, durmadan akan, önyargılar, hazımsızlık ve kıskançlıklar” dedi.- Müzik hayatınız boyunca verdiğiniz konserlerde seslendirdiğiniz parçalar var bu albümde. Dile kolay 30 yıldır bestelediğiniz onlarca parça arasından bunları nasıl, neye göre seçtiniz? Neden bu 19 parçayla çıkıyorsunuz karşımıza?Bu CD’de Opus 1 dediğim, 1990 yılında, 20 yaşımdayken bestelediğim eserim “Nasreddin Hoca’nın Dansları”ndan itibaren yıllarca konserlerimde çaldığım solo piyano müziğimden örnekleri derledim. Beni dinleyen takip eden sanatseverler, “Kara Toprak” bestemi, kızım Kumru için yazdığım parçayı, baladlarımı bilirler, konserlerimde de çok çaldım. Sıkça memleketimden ezgilerin, ritimlerin yer aldığı baladlar, çağdaş eserler ve tabii ki konserlerde insanların çok zevkle dinlediği caz fantezilerim de var içinde…- Aziz Nesin, Âşık Veysel, Nâzım, Nasreddin Hoca, İsmail Dede Efendi... Albümde, esinlendiğiniz, ithaf ettiğiniz, içine kattığınız sanatçılar olarak yerlerini alıyor. Türkiye kültür ve sanat tarihinde bir yolculuğa çıkarıyorsunuz albümle bizi. Nedir bu isimlerin, toprakların sizdeki etkisi?Sanatçı ait olduğu toprağın çiçeğidir. Tabii ki bu saydıklarınız var, gayet doğal bunların olması. Benim geldiğim ailenin anlayışı da budur. Bu topraklara sahip çıkmak, bu toprakları insanlığın geleceği için çağdaş bir noktaya getirmek için uğraşanlardan biri olmak, bu bizim geleneğimizdir. Belki de ruhumuza işlenmiş, bizi biz yapan özelliğimizdir. Saydığınız isimler hiç tanımamış olsam da benim hocalarımdır, dostlarımdır aynı zamanda... - Say Plays Say, aslında bir albümden ötesi, bir nevi sizin hayat anlatınız. Ben albümü dinlerken iniş-çıkışlara rağmen daha çok umut ve aydınlık hissettim. Siz hayatınıza baktığınızda ağır basan duygular bunlar mı yoksa?- Ben yaşamaktan mutluluk duyan, ümitler taşıyan bir insanım. “O ümitler nedir?” diye soracak olursanız, “özgür ruh”, “özgür bir dünya”, “ hür bir insanlık” diye tanımlamak elimden gelir belki... Hür olalım, gerisi gelecektir.- 40’ınızdan sonrası için hedef ne?- Üretmeye ve daha iyi şeylere ulaşmaya devam etmek. 2015’de mesela altı CD’lik Mozart’ın tüm sonatları kaydım çıkacak. SAİT FAİK eserimi DVD yaptık o çıkacak. Bunun yanında ilki çok sevilen, büyük bir satış rakamı yakalayan şarkılarıma devam, İlk Şarkılar 2 çıkacak.- Müziğinizde Türkiye ve Anadolu esintisini de taşıyorsunuz. Köylerde konserler vermeye önem veriyorsunuz. Buna rağmen “burnu büyüklük”, “elitistlik” eleştirilerinden kurtulamıyorsunuz. Neden kaynaklanıyor sizce bu?- Zehir gibi akan, durmadan akan, önyargılar, hazımsızlık ve kıskançlıklar… Bunların önüne geçilemiyor maalesef. En iyisi onları görmemek, onlar yüzünden çok çektik hakikaten. En kötüsü de, dost zannettiğin insanların ihaneti...- Gezi Parkı için de üç beste yaptınız. Neydi Gezi Parkı’nın size öğrettiği, hissettirdiği?- Milyonlarca insan “hür bir insan hayatı” için el ele verdi. Bir nevi Rönesans, bir nevi 68 devrimi… Önemli olan gaz sıkılması değil, önemli olan hür bir hayat, hür bir millet, özgürlük ve demokrasi için milyonlarca insanın sokağa dökülmesi. Kendilerine baskı yapanlara, her şeye rağmen zeytin dalı uzatması… Uzatılan zeytin dalını tutup tutmamak artık karşı tarafa kalır. Bu insanlar hem Türkiye’ye, hem tüm dünyaya çok mühim bir mesaj verdiler. Öncülük ettiler. Gezi Parkı konusu sanat eserleriyle kalıcı olmalıdır. Ben de üç ayrı eserde toplamı bir saatlik bir müzikle kendimce anlattım yaşananları... Umutlarımız eksik olmasın... Karanlık ise her taraf, aydınlatalım...- Kültür ve Turizm Bakanlığı iki konserinizi Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın programından çıkartınca, geçen ay hükümete çok samimi, tane tane ve sakince her şeyi anlattığınız bir açık mektup yolladınız. Ancak ne yazık ki yine anlamayı denemediler. Gerçekten bir umudunuz var mıydı buna dair?- Evet yazdım, “bari, artık eserlerimi sansürlemeyin” dedim... “Biz zaten sansürlemedik” dediler, şaka gibi... Her şey aynı yerde kaldı, eserler programda yok, eserlerim henüz programa geri alınmadı yani. Ankara’da üç eser, Antalya’da da Nâzım oratoryosu programdan çıkartıldı... Öyle kaldı durum. Sanatçılar da çok fazla direnemiyor...- Başka ülkelerde yaşama şansınız var. Nereye gitseniz kapılar size sonuna kadar açık. Zaman zaman üzüntü ve sinirden, bu ülkeden gideceğim dediğiniz de oldu. Ancak ayrılamadınız. Niye bırakamıyorsunuz bu ülkeyi?- Yok, ben on beş yıl Türkiye’den ayrı yaşadım. Sekiz yıl Almanya’da, yedi yıl da ABD’de, New York’ta yaşadım. 2002 yılında memleketime geri dönmüştüm. Ben burada, laik bir ülkede doğdum. Laik ve hür bir ülkede de öleceğime inanıyorum. Umutlar yüreğimizdedir...İlerihaber.org
Reklam
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler...  Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Reklam
Deniz Seki'den İlk Açıklama
Deniz Seki'nin avukatı Naim Karakaya twitter üzerinden Deniz Seki'nin açıklamasını paylaştı.Uyuşturucu ticareti yapmak' suçundan aldığı 6 yıl 3 aylık hapis cezası onanan ve hakkındaki yakalama kararı nedeniyle 6 aydır aranan Deniz Seki, Büyükçekmece'de saklandığı evde gözaltına alına alınarak Vatan'da bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Deniz Seki'nin avukatı Naim Karakaya twitter üzerinden Deniz Seki'nin açıklamasını paylaştı. Açıklamada; 'Deniz Seki: İşlemediğim suçun mahkumu yapıldım. Adaletin bunu birgün ortaya çıkaracağına inanarak bekledim, bekleyeceğim. Sevenlerim bana ve aklanacağım güne sonuna kadar inansın. Af değil adalet istiyorum. Şarkılarımı özgürce söylemek en büyük dileğim!'Cem Tursun/ İSTANBUL,(DHA)
Dizi ve Film Setlerinde Mutlaka Göreceğiniz 9 Karakter
Gel gelelim yönetmen yardımcıları her zaman setlerdeki en gergin ve sorumluluğu yüklenen insanlar olmuşlardır. Yönetmen yardımcısını tanımak çok zor olmamakla birlikte gerekmedikçe fazla soru sorulması da önerilmez. Yoğun bir ses tonları vardır ve normal zamanlarda da (geri sayımlar hariç) bağırarak konuşurlar. Genellikle havanın kaç derece olduğunu önemsemeden üstlerinde mutlaka bir yağmurluk görürsünüz (kahverengi çoğu zaman). Bunun yanı sıra kıç cepte arkaya doğru sarkan bir kağıt öbeği görürsünüz. Sakın ola bu kağıtlar zarar görmesin! Ayrıca yağmurluklarının ceplerinde mutlaka sarı, mavi, turuncu fosforlu kalemler vardır. Sigara içerler (tercihen kısa winston). Genellikle bayanları yönetmen yardımcısı olarak görürüz ve yoğun tempodan dolayı ise kendilerine bakmaya fırsat bulamazlar ve set içinde yağlı saçlarla hatta ve hatta yarım kalmış ojelerle bile gezeler. Son olarak, yönetmenin dediklerini yüksek sesle tekrarlamaksa bir diğer gizli görevleridir. Çok kıymetli bir rol'dür. En çok kullandıkları kelimeler: (SESSIZLIK / PROVA ALIYORUZ /YEMEK MOLASI / PAYDOS)
İsminden Bir Harf Çıkarıldığı Zaman Tamamen Değişen 23 Film
Yazar ve çizer Austin Light, geçtiğimiz günlerde kendi çizimlerinden oluşan eğlenceli çizim taslaklarını yayınladı. Taslakların içeriği ise, ünlü filmlerin isimlerinden bir harfi düşürerek, yeni ve kısa bir senaryo oluşturarak ona uygun çizimlerdi. Bu fikir reddit'de, 'bir film seç, bir harfini at ve kısa bir özetini yap' şeklinde yankı buldu.Kısa süreli olarak düşünülen bu proje popüler hale gelince Light işi bir adım öteye taşıdı ve filmlerden sahneleri çizerek hayalindeki sahneyi yarattı.
Reklam
İrem Derici: Evlat Olsa Eldivenle Sevilmez
Kendisinin birbirinden farklı fotoğrafını gören ünlü şarkıcı İrem Derici, kendisiyle dalga geçerek ' evlat olsa eldivenle sevilir. Nereden buldunuz bu fotoğraflar rezalet resmen' diyerek espiri yaptı.
Deniz Seki Yakalandıktan Sonra Böyle Görüntülendi
Uyuşturucu ticareti yapmak suçundan kesinleşen hapis cezası nedeniyle 6 aydır aranan Deniz Seki, Esenyurt'ta saklandığı evde gözaltına alındı. Ünlü şarkıcı yakalandıktan sonra ilk kez böyle görüntülendi.Show TV'de yayınlanan özel habere göre, uyuşturucu ticareti yapmak suçundan kesinleşen hapis cezası nedeniyle 6 aydır aranan Deniz Seki, İstanbul Esenyurt'ta saklandığı evde gözaltına alındı.Esenyurt'ta yakalanan Denis Seki'nin daha önce Bodrum, Mykonos Adası ve İstanbul Tuzla'da saklandığı iddia edilmişti.Ünlü şarkıcının zaman zaman alışverişe çıktığı, villada dostlarıyla da buluştuğu hatta verandada eğlence düzenlediği öne sürülmüştü.
Reklam
Türklerden Türediğine İnanılan 38 Yabancı İsim
etiket
Bu çalışma derin bir araştırma sonucunun ürünüdür. Son derece titizlikle ifşa edilen bu araştırma ile Türklerden türediğine inandığımız 38 yabancı isim keşfettik. Bu liste kesinlikle uydurmasyon içermemektedir. Emeğe saygı, lütfen!Şaka Şaka :) Sadece kusursuz benzerlik taşıyan 38 ismi listeledik.Unuttuğumuz, atladığımız veya hiç bilmediğimiz benzerlikte isimler olduğunu düşünüyorsan lütfen bu isimleri yorum olarak gönder, listemizi beraber büyütelim.
Victoria's Secret'tan Yılbaşında Milyon Dolarlık İç Çamaşırları
Victoria's Secret'ın bu yılbaşında moda takipçileriyle paylaşacağı Dream Angels Fantasy Bra sütyenler, ünlü mücevherci Mouawad tarafından özel olarak tasarlandı.Dream Angels Demi formundan ilham alan ve her birine 2 milyon dolar değer biçilen Dream Angels Fantasy Bra sütyenlerin, 16.000 adet değerli taşla süslendiği belirtiliyor. Sütyenlere 18 ayar altınla birleştirilmiş değerli taşlardan oluşan kol, bacak, karın ve boyun takıları eşlik ediyor. Adriana Lima ve Alessandra Ambrosio tarafından sergilenecek sütyen ve vücut takılarının yaratılması ise, 1.380 saatten daha uzun sürdüğü de bilgiler arasında.
Bisiklet Sürmenin Eğlenceli ve Romantik Yanı
Bisiklet sürmek keyifli olduğu kadar bazen tehlikeli de olabiliyor. Özellikle gece sürerken yetersiz ışık nedeniyle bisiklet yollarını kullanabilmek zorlaşıyor. Hollanda’da yapılan bu bisiklet yolu, yaydığı ışıkla bisiklet sürme deneyimini oldukça keyifli ve bir o kadar romantik hale getiriyor.Hollanda’nın Eindhoven şehrinde yapılan Van Gogh-Roosegaarde bisiklet yolu gün içerisinde güneş enerjisini depoluyor ve gece olduğunda yolu aydınlatmaya başlıyor. Yolun aydınlatması için elektrik kullanılmıyor ve bu haliyle daha önce İngiltere’de yapılmış olan Starpath yolunu andırıyor.Geçtiğimiz dönemlerde Hollanda’nın Brabant şehrinde yapılan bisiklet yolunun bir devamı niteliğinde olan bu yeni çalışma, yine Van Gogh’un çalışmalarından ilham alarak geliştirilmiş. Van Gogh ile ilgili çalışmaların yapılmasının sebebi ise 2015 yılında ünlü ressamın ölümünün 125. yıl dönümü olması.LOG
Reklam