Uzun Filmleri İzlerken Can Verenler İçin 90 Dakikadan Kısa Süren 19 Başyapıt Film

Sanat-

Sinemaya gönül verdiniz, ama uzun süren filmlere tahammül edemiyor, bir türlü tamamlamaya fırsat bulamıyor musunuz?

O halde çare kısa süren filmlerde!

İşte 90 dakikadan kısa süren, 19 uzun metraj film tavsiyesi: 

(Film açıklamalarının bir kısmı Sinemalar.com'dan alınmıştır)

1. Bacheha-Ye aseman (Majid Majidi, 1997)

Onlar karşılaştıkları ve yaşadıkları sorunları aileleriyle paylaşmıyorlar, kendileri çözmeye çalışıyorlar. Aslında sorunları Zahra'nın kaybolan ayakkabılarıyla ilgili. Abisi Zahra'nın ayakkabılarını kaybettiği için kendi ayakkabılarını kardeşiyle paylaşmak zorunda kalıyor. Çünkü yeni bir çift ayakkabı alamayacak kadar yoksullar. İki kardeş günlerini tek bir çift ayakkabıyı paylaşarak geçirmeye çalışıyorlar.

2. Office Space (Mike Judge, 1999)

Peter Gibbons orta yaş krizine biraz erken dalmış, işi ve çalıştığı şirket için kendini heba eden bir bilgisayar programcısıdır. Fakat bu dayanılmaz ve beynini uyuşturan bitmek tükenmek bilmeyen rutinden artık çok sıkılmış ve bunalmıştır. Özel hayatı da doğrusunu isterseniz pek parlak değildir. Bir kız arkadaşı vardır elbette ama aldatıldığından da emindir...

3. Rashomon (Akira Kurosawa, 1950)

Eski Japonya'da bir kadın, kocası öldürüldükten sonra tecavüze uğrar. Olayı gören bir kaç kişi vardır fakat herkes farklı bir şey söylemektedir. Olay çözülebilecek midir?

4. Tomboy (Céline Sciamma, 2011)

Laure henüz 10 yaşındadır ve oğlan çocuklarına çok fazla benzemesinden dolayı ailesi onun erkek kıyafetleri giymesine müdahale etmez. Ancak bir gün yeni bir mahalleye taşınırlar ve orada şirin bir kızla tanışır. Kız adını sorduğunda isminin Mickael olduğunu söyler, bu durum hiç beklemediği şeylerle karşılaşmasına neden olacaktır.

5. Persona (Ingmar Bergman, 1967)

Bir hemşire, konuşmayı reddeden, herhangi bir psikolojik rahatsızlığı olmamasına rağmen çevresiyle iletişimi tamamen kesmiş bir aktristin bakımını üstleniyor. İkisi bir yazlıkta birlikte zaman geçirirken, birinin sessizliği nedeniyle açılan kışkırtıcı ve korkutucu kişilik çukuruna diğerinin (hemşirenin) karakteri düşüyor ve kendini en ince detayları ile açık etmeye başlıyor. Ve bir süre sonra hemşirenin kendi karakteri yok olup tamamen aktristin karakteri içinde eriyerek şekil değiştiriyor. Sessizliğin gücü, karakter olmak, oynamak, kişilik ve kadın kimliği üzerine bir başyapıt. 

6. Locke (Steven Knight, 2013)

Tam bir aile babası ve başarılı bir kariyer sahibi Ivan Locke bir gün, onca emek verdiği hayatını alt üst edecek bir telefon alır ve tüm bu düzeni tehdit edecek olaylar silsilesi başlar...

7. Eraserhead (David Lynch, 1977)

Sinema tarihinin en orijinal filmlerinden birisi olan film, David Lynch'in ilk uzun metraj filmidir. Dev makinelerin çalıştığı dumanlarla kaplı bir evrende geçen filmde Jack Nance'in canlandırdığı Henry Spencer'ın özürlü kız arkadaşı olan Mary X'den (Charlotte Stewart) mutant bir çocuğu olur. Bu öykü etrafında ilerleyen film, 30 dakika boyunca Spencer'ın kabusuna bizi davet eder. Bir sürü rahatsız edici imge, izleyicinin algısını allak bullak eden bir ses bandı ve siyah-beyaz görüntüleriyle, 'Eraserhead' bir deneysel sinema başyapıtıdır. Filmde fantastik görüntüler çoğunluktadır.

8. Shoot the Piano Player (Francois Truffaut, 1960)

Charlie bir barda piyanisttir. Bardaki garsonlardan biri olan Lena ona aşıktır. Charlie'nin kardeşi Chico ise, peşindeki iki mafya üyesini abisinin çaldığı bara sığınarak atlatmaya çalışır...

9. Le gamin au vélo (Jean-Pierre ve Luc Dardenne, 2011)

Babası tarafından terk edilmiş küçük bir çocuk, mahallenin kuaförüyle yakın bir bağ kurar...

10. Stranger Than Paradise (Jim Jarmusch, 1984)

Daha çok batı kültürüne özgü sayılan bireyler arası yabancılaşmanın klasik 'Jarmush' metaforlarıyla anlatıldığı film, uzun süredir görüşmemiş iki uzak akrabanın, western kültürü içinde yaşadıkları maceraları, kimlik kavramını öne çıkararak sorguluyor.

11. Ida (Pawel Pawlikowski, 2013)

1960'lı yılların Polonya'sında geçen hikaye, inanç ve din kavramlarını tutkuyla keşfeden ve kendini Tanrı'ya adayarak rahibe olmaya karar veren Anna'nın hikayesini ele alıyor. Genç kadın, yıllardır hazırlığını yaptığı rahibelik yemini etmeye çok az bir süre kala ailesiyle ilgili büyük bir sırra vakıf olur. Polonya'daki Nazı İstilası sırasında tüm ailesini kaybeden Anna, parçaları birleştirip yıllardır kurduğu hayalin sona erişine tanık olur. İnandığı ve savaştığı değerler bilmediği geçmişinin ortaya çıkmasıyla değişime uğradığında, Anna kendini büyük bir boşluğun tam ortasında bulur.

12. Videodrome (David Cronenberg, 1983)

Bir televizyon kanalında yönetici olan Max Renn, kanalında cinsel içerikli basit filmler göstermekten hiç çekinmeyen birisidir. Reytingleri artırmak amacıyla araştırmalar yapan Max Renn bir korsan yayına denk gelir ve...

13. Rope (Alfred Hitchcock, 1948)

Brandon ve Philip, New York'ta yaşayan iki genç arkadaştır. Macera peşindeki iki kafadar yakın arkadaşları David Kentley'i öldürüp evlerindeki bir sandığa kapatırlar. Amaçları aynı gece evde bir parti vermek ve maktul yemek masası olarak görev yapan sandığın içindeyken insanları ağırlamaktır. Üstelik misafirler arasında David'in babası Henry Kentley ve kız arkadaşı Anita Atwater da vardır. Hiçbir şeyden habersiz bu insanlar partinin tadını çıkarmaya çalışırken, konuklar arasında bir isim ortamda bir şeylerin yolunda gitmediğini fark etmeye başlar... Aslında Rupert Cadell adındaki bu adam, Brandon'ın aklına sıradan insanların öldürülmesi gerektiği fikrini sokan kişidir. Ancak Rupert, Brandon'ın sandığı gibi soğuk kanlı bir katil de değildir.

14. Elephant (Gus Van Sant, 2003)

Columbine Lisesi'nde sıradan bir gün. Öğrenciler kafeteryada oturmuş muhabbet ediyorlar. Ve sadece birkaç saat sonra, kafeye gelen iki öğrenci, gözlerini kırpmadan diğer öğrencileri öldürüyor. Fil, okul cinayetlerine içeriden bakarak cinayetleri işleyen gençlerin birkaç saatini anlatıyor.

15. Woyzeck (Werner Herzog, 1979)

Bu Werner Herzog klasiğinde, toplumdan dışlanmış zayıf ve etkisiz bir asker olan Woyzeck'in hikayesine konuk oluyoruz...

16. Seul contre tous (Gaspar Noé, 1998)

Fransa, 1980. Zihinsel özürlü yeni yetme kızını baştan çıkarmaya çalışan bir adamı dövdüğü için mahkûm olan bir kasap, hapisten yeni çıkıyor. Artık yeni bir hayata başlamak istiyor. Kızını bir akıl hastanesine yerleştiriyor, hamile sevgilisi ve onun annesiyle Lille kentinin bir banliyösüne taşınıyor. Aslında birlikte olduğu kadını sevmiyor. Kadın ona yeni bir kasap dükkânı ve yeni bir hayat sözü vermiş, ama bunun bir yalan olduğunu anlıyor. Çok geçmeden kendini onun dırdırı ve bayağılığı yüzünden ezilmiş hissediyor. Bir huzurevinde bekçi olarak işe giriyor. En sonunda, sevgilisinin aşağılamalarına dayanamayarak şiddete başvuruyor.

17. Krótki Film O Milosci (Krzysztof Kieślowski, 1988)

Aşk Hakkında Kısa Bir Film.

Tomek, postanede çalışan genç bir memurdur. Kendi halinde ve son derece sıradan görünen yaşamının görünmeyen yüzünde, aslında derin, takıntılı bir ruh halini büyütmektedir. Tam karşı binasında yaşayan Magda'ya karşı obsesif bir tutkuyla karışık bir aşk besleyen Tomek, sürekli olarak Magda'nın evini teleskopla izlemekte ve onunla ilgili olan her şeyi takip etmektedir. En sonunda bir gün Magda'ya duygularını itiraf eder, fakat ondan aldığı cevap Tomek'in bütün varlığını altüst edecektir. Acaba cinsel tutkuları, aşk sanarak bir yanılgı içerisinde miyiz, yoksa seksten daha güçlü ve bağımsız olan bir aşk duygusu gerçekten var mı?

18. Primer (Shane Carruth, 2004)

Yetenekli iki genç mühendis, bir garajda yürüttükleri deneyler sırasında kazara müthiş bir keşifte bulunurlar. Üzerinde çalıştıkları proje, onları zamanda geriye doğru yolculuğa çıkarabilmektedir. Sonsuz merakları nedeniyle, yolculuk deneylerini birbirlerinden habersiz yürüten mühendislerin bu deneyi çok ciddi sorunlara yol açacaktır.

19. Paradise Now (Hany Abu-Assad, 2005)

Çocukluk arkadaşı olan genç Filistinli Khaled ve Said Tel Aviv’de gerçekleştirilecek bir saldırıda intihar bombacısı olarak görevlendirilirler. Aileleriyle, vedalaşmadan, son bir gece geçirdikten sonra, vücutlarına bağlı bombalarla sınıra götürülürler. Ama operasyon planlandığı gibi gitmez ve birbirlerinin izin kaybederler. Artık tek başlarına kaderleriyle yüzleşmeleri gerekmektedir. Nablus’ta çekilen film, umutsuz durumlarda yaşayan insanların sıradan günlerini derin bir içtenlikle anlatıyor. İşgale karşı çıkmanın yollarını arıyor ama can almaya asla göz yummuyor.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
erkan-kucukkaraaslan1

Seul Contre Tous ve Eraserhead oldukça sakat filmler. psikolojiniz sağlamsa izleyin.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AşkFransaİntiharJaponyaKatilSinemaSiyah BeyazVanaşkhamileolay
Görüş Bildir