Türkiye'nin Gelmiş Geçmiş En Filozof Yazarı ve Oyuncusu Ferhan Şensoy'un Hayatıyla İlgili Az Bilinen Detaylar

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Bazı insanları anlatmak için kelimeler yetmez ya, biz yine böyle bir işin altına gireceğiz. Yaşarken kıymetini bilelim diye Ferhan Şensoy'u yeniden hatırlayacak, hatta onunla ilgili bilinmeyenlerle dolu küçük bir yolculuğa çıkacağız...

Bazen neye sahip olduğumuzu unuturuz ya, hatırlayıp kendimizi şanslı hissedelim diye Ferhan Şensoy'u analım istedik. O sadece bir "tiyatrocu" olarak tanımlayamayacağımız kadar derya deniz bir insan.

Nerden başlasak, nasıl anlatsak... Samsun'un Çarşamba ilçesinde doğduğunda herhalde hiç kimse onun bir gün bu kadar başarılı bir tiyatrocu olacağını tahmin etmemişti.

O dönem Çarşamba Belediye Başkanı olan babası Yusuf Cemil Şensoy'un da oğlunun oyuncu olmasını istediği pek söylenemez.

Çarşamba'dan kalkıp Galatasaray Lisesi'ne gitmesi ise onun hayatındaki belki de en önemli dönüm noktası.

Okulda arkadaşlarına taklitler yapıyor, daha doğrusu meddah oluyor. Yavaş yavaş başlıyor tiyatro aşkı. Bir süre sonra öğretmenler bile onun yazıp oynadığı oyunları büyük bir zevkle seyretmeye başlıyorlar.

İlerleyen yıllarda yazdığı oyunlar ve skeçler, efsane Devekuşu Kabare'de sergilenmeye başlıyor. Bir düşünün o kadronun muhteşemliğini!

Oyuncu olmak isterken babasının zoruyla Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Mimarlık okumaya başlıyor ama ne fayda...

Derken Fransız Büyükelçiliğinde bir kompozisyon yarışması ilanı görüyor ve yarışmaya giriyor; kazanıyor da... Ödül olarak üç hafta Fransa'ya gidiyor. Tesadüfen Strazburg Devlet Tiyatrosu'nun öğrenci alımı ilanını görüyor ve sınava tek Türk vatandaşı olarak giriyor ve sınavı kazanıyor.

Fransa, Kanada ve Avrupa turnesi derken, Türkiye'ye dönüyor... Ha bu arada, size Ferhan Şensoy'un Kanada'da sevgilisiyle yaşadığı ilginç bir olayı anlatalım:

Kanada'da oyunculuk yaptığı sırada ünlü oyuncu Monique Mercure ile aşk yaşıyor Ferhan Şensoy. O dönem Monique Mercure oldukça ünlü, başarılı ve zengin. Ferhan Şensoy başarılı ama tamamen kendi imkanlarıyla orada bulunuyor. Monique, maddi manevi destek sağlıyor sevgilisine fakat aşırı da kıskanıyor onu. Bir gün bir davete gidiyorlar. Ferhan Şensoy'un başka bir kadınla muhabbet ettiğini gören Monique, aralarına girip "Onun üstündekileri bile ben aldım" gibi laflar ediyor. Ferhan Şensoy o sinirle sevgilisine bir tokat atıyor ve üstündekileri orada çıkartıp, sadece iç çamaşırlarıyla kalarak mekanı ve sevgilisini terk ediyor.

Fakat onun en büyük aşkı Monique değil. Daha romantik, hatta çok daha dramatik bir Civciv'i vardı onun...

Mimarlık fakültesini kazandığı ilk an akademinin bahçesinde tanışıyor onunla. Kızın adı Gönül Bayraktar. Ferhan Şensoy okula başlıyor ancak Gönül, İzmir'e ailesinin yanına dönüyor. "Seni şimdiden özledim Civciv'im"le başlayan mektuplar yazıyor; Civciv de ona aynı aşk sözleriyle cevap veriyor. Gün geliyor, Civcic hostes oluyor. Bu arada Ferhan Şensoy Fransa'da okulda. Sonrası Şensoy'un kendi kaleminden şöyle:

"... Sabah Almanya baskısı bir Türk gazetesi alıp biniyorum trene. Gazetenin birinci sayfasında bir uçak enkazı fotoğrafı! Paris’te Boulogne ormanına düşmüş bir THY uçağı. Kimi ölenlerin isimleri, kimilerinin fotoğrafları var. En başta Civciv’in fotoğrafı..."

Bir de kitapları var tabii. Okumayı seven her insanın kütüphanesinde mutlaka bulunması gereken kitaplar onlar.

İlk kitapları "Afitap'ın Kocası İstanbul" ve "Gündeste" şu an bile zor bulunan kitaplar örneğin.

Tek kanallı televizyon dönemlerinde bize Varsayalım İsmail gibi muhteşem bir diziyi kazandırması ise müthiş bir olay.

Diziyi şimdi bile seyretseniz asla eskimediğini göreceksiniz. O kadar farklı, o kadar başarılı bir iş...

Münir Özkul, yeteneğinin bir nişanesi olarak bir meddah geleneği olan kavuğu, 1989 yılında ona veriyor.

Türk tiyatrosunun en komik oyuncusu nişanesi olan Kavuk, Kel Hasan Efendi’nindi. Kel Hasan Efendi, Kavuk'u ilk olarak kendi öğrencisi de olan İsmail Dümbüllü'ye vermişti. İsmail Dümbüllü ise 1968 yılında yeteneğinin nişanesi olarak Özkul’a düzenlenen bir törenle Kavuk'u devretmişti. Usta isim yaklaşık 21 yıl Kavuk’u taşıdı. O süre zarfında birçok filmde insanları güldürdü, ağlattı, düşündürttü, duygulandırdı. 1989 yılında ise Kavuk'u Ferhan Şensoy’a devretti.

2016 yılında da Ferhan Şensoy kavuğu, Rasim Öztekin'e devretti.

Peki Ferhan Şensoy'un Sezen Aksu ile başrolleri paylaştığı "Büyük Yalnızlık" isimli bir filmde oynadığını da biliyor muydunuz?

Ferhan Şensoy'u yakından takip edenler elbette biliyordur ama bilmeyenler de vardır diye bu bilgiyi buraya bırakalım.

Fakat son dönem işlerinden olan "Pardon" filmi, bizim için kült filmler sıralamasının en üstlerinde yer alıyor. Öyle değil mi İbrahim?

Film, Ortaoyuncular Tiyatro Topluluğu'nun 1998 yılında oynadığı “Çok Tuhaf Soruşturma” adlı oyundan sinemaya uyarlandı.

O zaman şuraya hemen bir İbrahim'in "Siee siee sieee" tavırlarını da bırakalım.

Peki "Şans Kapıyı Kırınca" filminin Küba'daki çekimleri sırasında Fidel Castro'nun Ferhan Şensoy ve ekibine maaş bağladığını söylesek?

Evet aynen öyle. Filmin oyuncularından İlkay Saran olayı şöyle anlatıyor: 

Ferhan ile 'Şans Kapıyı Kırınca' filmini çekmek üzere Küba'ya gittik. Bir gün sette çalışırken Fidel Castro tarafından görevlendirilen bir adam bize zarflar getirdi. Zarflarda yönetmen Ferhan Şensoy için 20, oyuncular için 10, teknik ekip için de 5'er dolar vardı. Ferhan Şensoy parayı kabul etmeyip gönderdi. Tabii biz de geri verdik. Ancak para, şöyle bir notla sete geri gönderildi: 'Topraklarımda çalışan hiçbir işçinin emeği karşılıksız kalamaz. Ülkemde çekim yaptığınız için teşekkür ederim. Fidel Castro'... Fidel Castro'nun bu notundan çok etkilenen Ferhan Şensoy ve bizler parayı kabul ettik. Sonra da paranın hepsini toplayıp Küba'daki bir tiyatroya bağışlamıştık.

Ferhan Şensoy'un bir hayat filozofu ve çağdaş düşünce insanı olduğunu da konuşmadan geçmeyelim. Hatta onun duvarlara kazınacak sözlerinden birkaçını da buraya bırakalım:

  • "Hiçbir okul, mesleğinin erbabını mezun etmez; o mesleği seçmeye niyetli adaylar yetiştirir."

  • "Düşünmek bir tuzaktır, akıl dürter huzuru. Mutlu yaşamak için, aptal olmak gerekli."

  • "Rıza ancak aksini tercih ettiğinizde ezilmeyeceğiniz, aç kalmayacağınız, dışlanmayacağınız, dövülmeyeceğiniz şartlar sağlandığında rızadır.

Ferhan Şensoy ile aynı çağda yaşamış olmak bile bizler için büyük bir şans. Kitaplarından, oyunlarından ve söylemlerinden öğrendiğimiz o kadar çok şey var ki...

"İnsan bir güzelliğin farkına varamıyorsa, o güzelliği hak etmiyor demektir" demiş. Umuyoruz ki seni hak edecek kadar fark edebilmişizdir Ferhan Şensoy...

Bu beş benzemez dünyada sen hiç eksik olma...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ebe_gumeci

Oteller kitabında kuşadası adakule otel'de başına gelenleri anlattı. bizzat o odada kalmak istediğimde kapısında "Ferhan Şensoy" odası yazdığını gördüm.. :-)

vlknsn

kelime oyunundan "kel alaka" yı türkçeye kazandırdığını öğrenmiştim bi kez daha hayran olmuştum. pardon'u kaç yüz kez izledik ünideyken peheeey

ozan_asan

Adam.

bapsi

Bütün kitaplarını okumuş bütün oyunlarını defalarca izlemiş bir kişi olarak büyük ustanın önünde saygıyla eğilirim.

osuran-boga03

o örgüt ibrahime kaldı ise örgüt bile sayılmaz

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

2016AlmanyaArda TuranFransaİstanbulİzmirMünir ÖzkulÖğretmenSamsunSezen AksuTercihTiyatroTürk Hava Yollarıaşkolay
Görüş Bildir