Tuhaf Bir Hayat... En İlginç Magazin Figürlerimizden Biri Olan Seren Serengil'in A-acayip Geçmişi!

-
9 dakikada okuyabilirsiniz

Ekranlarımızda onu her gün görüyoruz. Şimdiye kadar pek çok sıfatı oldu: Oyuncu, şarkıcı, assolist, gazeteci... Şu sıralar ise bir magazin programı sunuyor. Aynı zamanda magazin gündemine kendisi de bolca malzeme veriyor. Ünlülerin hayatları hakkında yorum yaparak mesleğini icra eden Seren Serengil'in hayatını da biraz biz didikleyelim ve yorumlayalım dedik.

Zira gerçekten de ilginç bir hayat!

Onun görüntüsünün evrimini geçtiğimiz haftalarda incelemiştik. Oysa kişiliğinin ve hayatının evrimi çok daha ilginç!

Nerdeeeen Nereye! Son Dönemlerin En Popüler İsmi Seren Serengil'in Hepinizi Şok Edecek Yıldan Yıla Değişimi - onedio.com
Nerdeeeen Nereye! Son Dönemlerin En Popüler İsmi Seren Serengil'in Hepinizi Şok Edecek Yıldan Yıla Değişimi - onedio.com

Adeta en iyi senaryo dalında ödül alacak bir hayat hikayesi sizleri bekliyor.

Hakkındaki en temel fakat kendisinin inkar ettiği bilgi ile başlayalım: Doğum tarihi 6 Nisan 1971.

Serengil, şu sıralar doğum tarihinin 1976 olduğunu iddia etmekte. Oysa Seren Serengil yaklaşık 5 yaşlarındayken babası Öztürk Serengil'in bir filminde oynamıştı ve bu film 1977 yılında çekilmişti.

Dolayısıyla, Serengil'in doğum tarihi, kendisinin iddia ettiği gibi 1976 değil; 1971.

O doğduğu günden itibaren magazin basınında! Evet, gerçekten de magazin dünyasının ta içine doğdu!

Ağzında gümüş kaşıkla doğduğunu da zaten gururla söylüyor. Babası, hepimizin tanıdığı ünlü sanatçı Öztürk Serengil. Annesi ise Nevin Teoman

Hayat baya ışıltılı ve hızlı başlamış Seren için...

"Çikolatası bile özel olarak İsviçre'den getirtildi."

"El bebek gül bebek büyüdü. Öztürk'ün ilk çocuğuydu. 40 yaşına kadar baba olamamıştı. Bir saat altı ıslak kaldı diye üç dadıyı kovdu. Seren'in bir dediği iki olmadı."

Nevin Teoman, kızı Seren Serengil'in nasıl şımartılarak büyütüldüğünü böyle gururla anlatıyordu. Ama maalesef ki Seren Serengil, parayla saadet olamayacağının kanıtı niteliğindeki kitabını yıllar yıllaar sonra kaleme alacaktı. Seren Serengil, hiçbir zaman mutlu bir aile ortamını deneyimleyemediği için mutsuz bir yetişkin olduğunu düşünüyor.

Ebeveynlerinden ünlü olan her ne kadar Öztürk Serengil gibi gözükse de, aslında annesi Nevin Teoman çok daha baskın ve varlıklı bir kadındı.

Ebeveynlerinden ünlü olan her ne kadar Öztürk Serengil gibi gözükse de, aslında annesi Nevin Teoman çok daha baskın ve varlıklı bir kadındı.
Ebeveynlerinden ünlü olan her ne kadar Öztürk Serengil gibi gözükse de, aslında annesi Nevin Teoman çok daha baskın ve varlıklı bir kadındı.

Serengil'in de tüm hayatını adeta domine etti.

Aileden varlıklı olan Teoman, eşi Öztürk Serengil'i de çekip çevirmişti. Zira Öztürk Serengil her ne kadar ünlü bir oyuncu olsa da, o dönemlerde Yeşilçam'da çok da büyük paralar dönmüyordu. Ayrıca Öztürk Serengil'in fena bir alkol ve kumar sorunu vardı. Rahmetli sanatçının evlerin tapularını ortaya koyup kumar oynadığı söylenir. Seren Serengil tüm bunlara rağmen babasına her zaman daha büyük bir bağ ile bağlıydı.

Ebeveynlerin bu sorunlu evliliği, Seren henüz dört yaşındayken sonlandı... Ama sorunlar bitmedi!

Ebeveynlerin bu sorunlu evliliği, Seren henüz dört yaşındayken sonlandı... Ama sorunlar bitmedi!
Ebeveynlerin bu sorunlu evliliği, Seren henüz dört yaşındayken sonlandı... Ama sorunlar bitmedi!

Öztürk Serengil'in kumar bağımlılığı devam ediyordu. Öyle bir boyuttaydı ki, Öztürk Serengil boşanma esnasında tüm mal varlığını ve evleri eşi Nevin Hanım'a "bende kalırlarsa ben bunları harcarım, sende ise güvende olurlar" diyerek verdi. 

Boşandıktan yıllar sonra Öztürk Serengil, Libya'da kumar borçları sebebi ile hapse düşecek ve ardından kurduğu bir şirket batacaktı. Onu bu bataktan kurtaracak olan da adeta devlet gibi bir kadın olan Nevin Teoman'dı elbette. Nevin Teoman, çok zeki bir kadındı ve hayatı boyunca bu insanları toplardı. Öztürk Bey'i, kurduğu uluslararası bağlantılar ile hapisten çıkarması sadece basit bir örnek!

“Mahkeme salonunda karar vermiştim. O beni babamdan ayırdı, ben de onu mahvedecektim...”

Annesiyle işte tam bu yıllarda iyice şiddetlenen çatışmalarını 2007 yılında yazdığı "Nefret" isimli kitapta anlattı!

Serengil nasıl da yalnız bir çocukluk geçirdiğini, annesinin babasını yok yere boşadığını; o kadar yalnız kaldığını ki ev çalışanlarına bile aşırı bağlanıp, onlar işten çıktığında hıçkıra hıçkıra ağladığını anlattı bu kitapta. Annesini suçluyor gibi görünse de, annesi bu kitabı yazdıktan sonra dahi her daim Seren'in yanında olacaktı.

Aslında "kocama dokunma" meselesinin tohumları daha Serengil'in çocukluğundayken atılmış...

Çünkü Nevin Teoman, eşi Öztürk Serengil'in kendisini aldattığını öğrenince derhal mahkemeye verip boşanma davası açmış. Babasına adeta aşık olan Serengil ise bunu yanlış bulmuş ve "ne olurdu biraz sabretseydi, beni babamdan ayırdı!" diyerek annesini suçlamış.

Nevin Teoman, Seren Serengil'i de kurtarmaya çalıştı aslında... Bizzat tanık olduğu bu cemiyet hayatına hiç bulaşmamasını istedi!

Seren'i iyi okullarda okuttu, her imkanı sağladı. Okumasını ve kariyer yapmasını istiyordu. Hatta İsviçre'de Seren'in gideceği okul bile hazırdı... Ama Seren Serengil henüz 15 yaşındayken, şarkıcı olmaya karar vermişti bile!

Nevin Teoman bile bu Koç burcu kızına karşı koyamadı. Bu durumda "şarkıcı olacaksa da en iyisini olsun, eğitim alsın" diye düşündü...

Piyano ve bale dersleri aldı. "Alafranga" yetiştirildi fakat alaturka bir assolist oldu!

Hatta alaturka hiç dinlemiyordu bile! Ama Seren için öncelik babasının nüfuzu ile şöhret olduğu için, tercihini gazinolardan yana kullandı.

Annesi buna da karşı çıktı ama yine de söz dinletemedi!

Seren yaklaşık dört yıl boyunca gazinolarda çalıştıktan sonra dizi sektörüne giriş yaptı. Artık yetişkin bir kadındı ve magazin gündeminde giderek daha çok yer alıyordu.

Emrah ile olan ilişkisi çok konuşuldu. 1990 yılında başlayan Serengil'in dizi macerası, kesintilerle beraber 10 yıla yakın sürdü. 2000 yılına geldiğimizde ise ne müzik, ne de oyunculuk yapıyordu. Artık program sunmaya başlamıştı! Evlilik ve barıştırma programlarının ilk temsilcilerinden biri o aslında. Ama bu programlar hem çok tutmadı, hem de yayın saatleri çok erkendi ve Serengil sunuculuğa da ara verdi.

Bu noktadan sonra artık bir "magazin figürü" olma dönemi başlamıştı... 2000'li yıllara Serengil aşkları ve kavgalarıyla damga vurdu!

Müzikle, gazinolarla ve sunuculukla işi bittiği halde artık daha da gündemdeydi. Çünkü özel hayatı öyle bir sallanmaya başlayacaktı ki...

İlk evliliği adeta bir skandala dönüşmüştü: Ozan Kaçmaz, 2000 - 2002

Bu evliliği yıllar sonra işte bu sözlerle anlatacaktı:

"Aile kurma telaşım vardı. 'Bir an önce evleneyim sonra işime bakayım' dedim. Ozan'ın ailesi beni çok seviyordu. Annesi babası ve kızkardeşleriyle aram çok iyiydi. Ailesinin bu denli beni sevmesinden dolayı ben de Ozan'ı sevdim. Yani hep beni seven birilerinin, bir ailenin yanında olmak istedim. Orada birinci şahıs Ozan değildi, aileydi."

Ama Ozan Kaçmaz, balayına giderken bile yanında Playstation'unu götüren, biraz çocuk ruhlu bir abimizdi. Düğün Serengil'in evinde gerçekleşmiş, gelinliğini dahi Serengil kendisine almış ve yine kendi başına aldığı takılar için "kayın validem aldı" yalanını söylemişti. Çünkü kendi annesi bu evliliğe karşıydı ve Seren, eşinin ezik görünmesini istemiyordu.

Bu evliliğin sonunda, Nevin Teoman'a göre, Ozan'a Seren'in cebinden en az 150 bin dolar gitmişti...

Ardından şok bir evlilik geldi: Cengiz İmren, 2002 - 2005

Cengiz İmren çetecilik suçundan hapisteyken, Seren Serengil, İmren'le evlenme kararı almıştı. Söylediğine göre çok seviyordu ve sırf İmren onu televizyonda görsün diye yine bir programda sunuculuk yapmaya başlamıştı. Bu ikiliye de Serengil'in annesinden onay gelmemişti ama Serengil'in de olayı buydu zaten biraz... Türlü türlü "bad boy"lar seçerek, anneyi çıldırtmak...

Bu ikili 2005 yılında olaysız boşandı. Serengil boşanma sebebi olarak "benim yanımda kendini ezik hissediyordu, böyle hissetmesini istemedim" dedi. Aralarında herhangi bir tatsızlık hala yok.

Asıl ilginç detay ise Serengil, İmren ile evliyken yaşandı... Serengil'in İbrahim Tatlıses'in oğlu Ahmet'i bıçakladığı iddiası!

İddialara göre Seren Serengil, Cengiz İmren ile evliyken, İbrahim Tatlıses'in oğlu Ahmet Tatlı ile gizlice aşk yaşıyordu. Tatlı bir gün Serengil'in İmren'i hala görmeye gittiğini öğrenince çok kızdı ve Serengil'in evinde kavga etmeye başladılar. Tatlı, tüm olanları Cengiz İmren'e anlatacağını söylediğinde de Serengil bir makas ile Tatlı'yı yaraladı. Tatlı'nın şöförü onu derhal hastaneye götürdüğünde, Seren Serengil'in suçlanmaması için "bıçaklandıktan sonra yardım istemek amaçlı Serengil'in evine gittiğini" söyledi.

Tüm bunlar ise Serengil'in yanında çalışan bir kadının iddialarıydı. Serengil, görgü tanığı olduğu için bu çalışanı hırsızlıkla suçlayarak hapse attırmaya çalışmıştı. Bakın buraya kadar hep "-mış" diye anlattık çünkü bu iddialar kanıtsız kaldı.

En olaylı evliliği ise kesinlikle sonuncusu oldu: Musa Altun 2006 - 2010

Size bu evliliğin seyrini şöyle, Serengil'in bizzat kendi cümlelerinden tarif edelim:

2007: "İnternette tanıştık ve Musa ne dediyse, ona inandım. Aile kurma isteğim ilişkimizi evlilik noktasına getirdi."

2008: "2005'in Mart ayıydı. Musa ile spor salonunda tanıştık. Her zamanki gibi zayıflamaya çalışıyordum. Musa, makyajsız halimle ben olduğumu bile anlamamış..."

2010: "Musa'yı tanıdığımda Karaköy'de sırtında kumaş taşıyan ve 500 lira maaş alan bir adamdı. Babasının parası pulu yok, çalışmıyor, ufak tefek tefecilik işleri yapıyor. Bizim tüm masraflarımızı annem karşıladı."

Böyle işte... 😂

Bu evliliğin boşanma süreci bir yıla yakın ve çok şiddetli şekilde devam etti...

2006: "Onunla hem dengimi, hem rengimi buldum. Ailelerimiz de çok anlaşıyor. Annem de ilk kez bir ilişkime onay veriyor. Dengim; çünkü ortak zevklerimiz çok fazla. Renk meselesi ise; ilk kez tipi ve hayat tarzı bana uyan kişi belki de Musa."

2009: "Ben büyük bir boşlukta ve aile kurma çabası içindeydim. Annem Musa'yı hiç istemedi zaten. Nikahıma da gelmedi."

Serengil bu evlilikten çocuk sahibi olmayı çok istiyordu fakat maalesef kısmet olmadı. Üç kez düşük yaptı.

Fakat kocası Musa Altun'un iddialarına göre, üçüncü çocuğuna düşük yaptığı haberi yalandı. Çünkü hiç hamile dahi kalmamıştı! Serengil'in herkese yalan söylediğini ve kameralar karşısında sahte gözyaşları döktüğünü iddia etti. Argümanı da şuydu aslında:

Serengil 6 aylıkken bir düşük yapmıştı ve bebeğin babası Musa Altun'un ailesi hastaneye gelerek bebeğin bedenini teslim alarak Yahudi mezarlığına gömmüştü. Musa Altun ve ailesi Yahudiydi. Serengil ise sonradan kameraları da toplayarak "Stefani" isimini verdiği bebeğin mezarını açtırdı ve bebeği babası Öztürk Serengil'in yanına defnettirdi. Altun ailesine, onun rızası olmadan defin işlemini gerçekleştirdikleri için kızgındı.

Ardından da Yunanistan'dayken 9 aylık bebeğine düşük yaptı. Fakat Musa Altun'a göre bu düşük haberi de, hamilelik de yalandı. Fotoğrafları ise Photoshop yaptırarak kendisine hamile görüntüsü vermişti. "Eğer öyle ise, 6 aylık bebeğin mezarını yaptıran kadın, 9 aylık bebeği nereye gömdürdü" diye sordu. 

Aslında dışarıdan "skandal dolu, medyatik" gibi kelimelerle manşetlere taşınsa da, baya acılı tarafları vardı. Serengil için kendi tabiriyle "çocuk meselesi" kapanmıştı.

Kısacası Serengil'in tüm evlilikleri ailelerin de dahil olduğu anlaşmazlıklara ve bolca para meselelerine mahkum oldu.

Her evlilikten sonra mutlaka bir "sınıf" ve "para" muhabbeti yapıldı maalesef. Serengil annesine ne kadar kızsa da, her seferinde annesi onu toparladı.

Biraz uzaklaşmak ve kendi başına bir şeyler yapmak istemedi diyemeyiz! Tanzanya'da bir belgesel çekti!

Serengeti'yi seçmesinin sebebi ismine olan benzerliğiydi! 😂

Sonuç olarak Seren Serengil adeta altı müzik albümü, yedi adet sinema filmi ve bolca magazinsel skandal ile çocukluğumuzda yerini aldı.

Ne diyebiliriz ki... İlginç bir hayat ve ilginç bir kadın şu Serengil!

Umuyoruz ki bir gün huzuru ve mutluluğu bulabilir! 🙏

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
pelintos

Gereksizler listesinin baş ismi

roronoazoro1

Türkiye'nin en gereksizleri 1) Şeyma Subaşı 2)Seren Serengil

whipple

9 aylıksa düşük olmaz o, doğum olur.. Saygılar

justice_fighter

eğer gerçekse,taraflı bir haber değilse,doğruysa yazılanlar,kötü..klasik koç burcu kadını..annesini sevmez,babaya düşkün..gerçi tüm kadınlar babaya düşkün olur,anneler de oğullarına düşkün olur,karşılıklı..adam kumar oynuyomuş,kadın naapsın..olan annesine olmuş yazık..annesiden nefret ettiği için de kendi hayatını si.miş,Allah'ın sopası yok..yargılamak ve kınamak istemiyorum çünkü kendi gözümle görmedim,emin değilim ama burda yazılanlara göre kendi de evliyken kocasını aldatmış..bu koç kadınları erkek delisi oluyo,tanıdığım kadarıyla yani,genel olarak,öyle olmayanlar üzerlerine alınmasın..bir de çocukluğu iyi geçmemiş,annesi babası ayrılmış..ama ayrılan yokmu sanki..çok bencil oluyo bu koçlar..pek anlaşamam zaten..

duygu-eyuboglu

yazik sorunlu bir cocuklu gecirmis. sonuc olarakta kendini yetistirememis sorunlu bir yetiskin olarak hayatini devam ediyor.

Başlıklar

AdobeCengiz İmrenEvlilikİsviçreNevin TeomanÖztürk SerengilPlaystationSeren SerengilSinemaYunanistanaşkdizihamilehamilelikkoç burcumüziktatlı
Görüş Bildir