Tercihlerini Mizahtan Yana Kullanan Edebiyat Tutkunlarına 13 Farklı Kitap Önerisi

-
8 dakikada okuyabilirsiniz

Mizah mizah mizah. Hayatın bunaltan anlarında bize adeta can simidi oluyor ve hangi psikoloji içinde olursak olalım yüzümüze tebessümü konduruyor. Bu içeriğimizde mizah içerikli edebiyat ürünlerini derledik.  Buyrunuz; 

Not: Kitap bilgileri Basın Bültenleri'nden alınmıştır.

1. Zübük - Aziz Nesin

Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz.

Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra, kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük’te birleştiğini görünce ona kızıyoruz. (...)

Benim için şimdilik tek amaç, burdan kurtulmak. Ama gerçekten zübüklerden, kendi zübüklüğümüzden kurtulabilecek miyiz? İşte bu soruya cevap veremediğim için nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilemiyorum. Yeni gideceğim yerden sana mektup yazar, önce kendi zübüklüğümden kurtulup kurtulamadığımı anlatırım.

2. Memleketi Ben Kurtaracağım! - Gülse Birsel

… Ülkenin hali yüzünden kaybettiğiniz kahkahanızı geri verebilirim belki. Ümidim o.

Bu kitapta, hem ülkeyi yönetmeye talip olduğum bazı siyasi yazılar, hem de politikayla hiiiç ilgisi olmayan makaleler bulacaksınız.

Misal ilk bölümde otobiyografimi kaleme aldım. Henüz genç bir kız olduğum için 7 yazıda bitti. Gülecek bir şey yok, daha bir espri yapmadım! Kitapta ayrıca, diyetten antidepresanlara, astrolojiden sosyal medyayı nasıl kullanmanız gerektiğine, pek çok anekdot ve tavsiyem var. O bölüme bir kişisel gelişim kitabı muamelesi yapabilirsiniz. Yazıları dikkatle okuyup, benim yaptıklarımı asla yapmazsanız, kişisel olarak gelişeceğinize inanıyorum.Ama çok da fazla gelişmeyin. Madonna vücut geliştireyim dedi, kolları ne oldu gördünüz...

Yani ismine aldanıp sadece siyaset okumak için kitabı alan ve şu an iade etmeye karar verenler, paranızı geri vermeyeceğiz! 
Yedim bile ben o parayı! Simitle üçgen peynir aldım, yedim. 
Paranızı değil, ama ülkenin hali yüzünden kaybettiğiniz kahkahanızı geri verebilirim belki. Ümidim o...

3. Selam Dünyalı, Ben Türküm - Vedat Özdemiroğlu

Yürüyüş yaparken zıplayıp tabelalara vuranların, evde gömlek, kravat ve süveterini çıkarmayıp sadece altına pijama giyenlerin, gazetelerdeki insan fotoğraflarına türlü çeşitli bıyıklar çizenlerin hikâyesi...
“Kopya kişinin kıldığı namaz geçerli midir?” diye soranların, uzaylı görünce taş atanların, işkembe-kokoreç yasaklanır diye AB’den soğuyanların, yeni dökülmüş betona imza atanların hikâyesi...

4. Gol Kralı - Aziz Nesin

 "Yaşadığım çağ Türkiye`sinde amacından saptırılmış spor denilen yozluğu Gol Kralı romanımda anlattım."

"Sporla, özellikle futbolla biraz ilginiz varsa, Kerkenez Sevim`i bilirsiniz. Hem futbol hem de yüksek sosyete çevrelerini yakından tanıyorsanız, o zaman hem Kerkenez Sevim`i hem de Ferferik ailesini iyi tanırsınız. Hani şu Kerkenez Sevim, geçen yılki kotra yarışlarında `Birinci gelecek tekneyi kullanana sürprizim var!` diyen kız. Sonra bu sürpriz, gazetelerin hem spor sayfalarına hem de sosyete haberleri sütunlarına günlerce konu olmuştu."

5. Mahalleden Arkadaşlar - Selçuk Aydemir

Tabletlerin, akıllı telefonların olmadığı 90'lar… Belki de çocukların "çocuk"olduğu, "çocuk gibi" oynadığı son yıllar… Küçükçekmece'nin küçük bir mahallesinde kendisine idol olarak gördüğü "mahallenin reyisi" İsmet'in gözüne, dahası çetesine girmek için bin bir takla atan Selçuk'un, bu uğurda iki arkadaşıyla birlikte çete kurup mahallenin altını üstüne getirmesinin mizah dolu hikâyesi… Kardeş Payı, Düğün Dernek, İşler Güçler, Çalgı Çengi gibi unutulmaz film ve dizilerin senaristi Selçuk Aydemir, 9 yaşındaki bir çocuğun para kazanmak için bulduğu akıl almaz yöntemleri, yediği kazıkları, hayal kırıklıklarını, başarma hırsını ve bu hırs uğruna yaşadığı trajikomik anıları yine 9 yaşında bir Mahalleden Arkadaşlar, bakkalı, camisi, tozlu sokakları, terk edilmiş evleri, tatlı rekabetleri, has abileri, dırdırcı kadınları, fırlama çocukları, Amigaları, renkli civcivleri, fragmanlı sinemaları, halı saha maçları ile 90'ların mahalle hayatına kısa bir zaman yolculuğu vaat ediyor. 

"Hey gidi günler…" demek de, "Bak, bunu ben de hatırlıyorum," demek de, "Ayy, bunu biz de yapmıştık!" demek de serbest. Selçuk Aydemir'den eğlenceli, heyecanlı, doludizgin akan bir kitap… 

6. Atış Serbest! - Rasim Öztekin

Yaşama dair dertlerinizi, işsizliğinizi, hastalığınızı, parasızlığınızı ya da aşk acınızı unutup biraz olsun gülebilmek istiyor musunuz? Çevrenizdeki çatık kaşlı, asık suratlı, sinirli insanlar sizi de geriyor mu? Biraz olsun rahatlamaya, neşelenmeye mi ihtiyacınız var?
Rasim Öztekin evinizde, uçakta, vapurda, metroda, kumsalda ya da havuz başında kahkaha dolu bir yolculuğa çıkartacak sizleri…

7. Hababam Sınıfı İcraatın İçinde - Rıfat Ilgaz

Rıfat Ilgaz, yeni toplumsal koşulların baskısı altında Hababam Sınıfı’nın haytalarıyla dostluğunu sürdürüyor.

llgaz’ın 1957’de zile basarak derse çağırdığı Hababam Sınıfı’nın yaramaz çocuklarının maceraları aradan geçen bunca yıla rağmen milyonları etkilemeye devam ediyor. İlk kez 1987 yılında yayımlanan Hababam Sınıfı İcraatın İçinde, Türkiye’nin olduğu kadar dünyanın da nereye gideceğini daha o günden işaret eden bir kitap. __Hababam Sınıfı’nın haylazları baskıcı eğitim sistemine isyan etmeye ve onu yaratanlarla ince ince dalga geçmeye bu kitapta da devam ediyor.

Rıfat Ilgaz’ın usta kalemiyle herkesin kalbinde özel bir yer edinen Hababam Sınıfı’nın yepyeni maceralarını merak ediyorsanız buyurun sınıfa...

Biraz acele edin zil çalıyor!

8. Sıdıka - Atilla Atalay

"Tuhaftı... Sanki herkes 'fabrıga'nın gizli bir işaretini taşıyordu... Orkestra, kimselerin duyamadığı tılsımlı bir fabrika sireni çalıyor; yaşamın vardiyasını değiştiriyordu... O an, 'ağır sanayii'nin, olanca ağırlığı üstüme çöktü... Kendimi de fabrikanın bir ürünü gibi duyumsadım... Bir an için, 'fabrıga'nın yaşamımızda hiç olmadığını düşündüm... Sonra, önce senin, ardından diğerlerinin gülümseyen 'düğünlü' yüzlerine baktım... Baktım ve 'fabrıga'nın başka bir şey değil, biz olduğumuza karar verdim... Çocukluğumdan beri pek sevmediğim, o koca, dumanlı deve ait yüksek fırınların, niye Ayşe, Ülkü, Zeynep gibi insan isimleri taşıdığını çözdüm..."

9. Zıkkımın Kökü - Muzaffer İzgü

"Yıl 1933, aylardan ekim, günlerden 29; yani onuncu yıl...cumhuriyetin onuncu yıldönümü... İşte o gece annem tutturmuş da tutturmuş, fener alayını izleyeceğim, diye... Babam, yahu avrat ayın günün, sancın mancın tutar, hem bu karınla... demiş. Ama annem hiç öyle coşkulu bir günde evde oturmak ister mi? Komşu kadınlardan biriyle çıkmışlar evden, bir yaşındaki abim de annemin kucağında. Fener alayını eve en yakın izleme yeri, olsa olsa Saathane'nin orası... nasıl kalabalık, iğne atsan yere düşmez!... Az sonra bando öteden gözükmüş. Pıstattararaaaa... demeye başlayınca, uy anam, annemdeki sancı... Breh, kaldırımda adım atacak yer yok, yan yön insan, gerisi dükkân... annemi eve zor yetiştirmişler. Tastamam eve geldikten on dakika sonra beni doğurmuş..." Bundan sonrası kitaptan öğreneceksiniz: Zıkkımın Kökü

10. 4 Enişte 1 Cenaze - Duygu Yazıcıoğlu

“Ben Yartu Tanak, ailemle birlikte Dünya isimli gezegenin 41. Kuzey paraleli ve 28. Doğu meridyeninde yer alan İstanbul şehrinde doğdum. Dedem, annem, teyzelerim, eniştelerim ve aile dostlarımızın neredeyse tamamı ise benden seneler evvel, Asya kıtasının 40. Kuzey paraleli ve 37. Doğu meridyeninde varlığını sürdüren Ordu şehrinde dünyaya gelmişlerdi. Bu paralel ve meridyenler, ülkemizde, kütüğümüzün neresi olduğu hayati önem taşıdığından, hayatımın akışında doğduğum yerden daha etkili olacaktı.”
Deadlinea yetişeceksin, müşteriden revize alacaksın, dur bunlar yetmez ne kadar yoğun olursan ol Instagram’a havalı fotoğraf yükleyeceksin, heştegçokmugüzelizki, özel tasarım kahveler içeceksin, sakın şaşırma menümüzde Türk kahvesi yoktur. Türk dizisi izlemek yasak olmasa da ay çok banal, Netflix izleyeceksin, yüksek belli kot pantolon giyeceksin, ikinci el dükkânından aldığın rengarenk gömleği içine sokacaksın. Araya İngilizce kelimeler serpiştirdiğin cümlelerle müşterini etkileyeceksin, pek tabii zorlu processlerden geçeceksin. İşte sana Ajans İnsanı. Yirmi altı yaşındaki Yartu Tanak, tam da böyle bir Ajans İnsanı’ydı. Ama hayatın onun için hazırladığı birtakım sürprizler vardı. Eniştesigiller yoldaydı, onlara geliyordu. Hatta sanırım gelmişlerdi. Kapı çalıyordu.

11. Klişe Hayatlar Matbaası - Can Yılmaz

Lan olmak gençlere pek yakışmıştı, halbuki az evvel kimliklerine “sadece bakarak” onları teşhis etmiş isimlerini biliyordu, olsun sorun değildi, onlar zaten birbirlerine “lan” diye hitap ediyordu ve polis ile aralarında bu yüzden bir küslük yaşamaya gerek yoktu.

Polis arabasına nasıl sığacakları tartışılırken yoldan ge­çen bir iki kişi daha arabanın soğuk kaportasına uzanmıştı, belli ki biri aranıyordu ve aranan her kimse onlardan biri değildi, zira az evvel kimlikleri polisin elindeydi ve önüne arkasına dikkatlice bakılıp aranan bilileri olmadıkları gözle tespit edilmişti. Bu gereksiz düşünceler ile boğuşurken yan­larına bir polis minibüsü yanaştı, içindeki kalabalık onlara tamdık gelmedi, evlerden ırak bazı tipler buz gibi camlara burunlarını dayamış dışarıdaki kalabalığa bakıyordu...

12. Ofli Hoca - Nihat Genç

Ofli Hoca prostat hastasıdır, polikiliniğe tedavi için gider. Doktorlar indirir muayene ederler. Ve eline bir kağıt verip yandaki odaya gönderirler. Ofli Hoca giyinir ve yandaki kapıya geçer..Kapıdaki görevli Ofli Hoca'ya. niçin geldiğini sorar. Ofli Hoca, yan tarafta muayene olduğunu, doktorların buraya gönderdiğini söyler..Kapıdaki görevli, peki sevk aldın mı? Ofli Hoca, ee biraz...

13. İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You! - Ferhan Şensoy

Ferhan Şensoy yazdığı ve sahnelediği sıradışı oyunlarla, daha çok dil inceliklerine dayanan mizah öğelerini kullanarak güncel olaylara eleştiriler getirmiştir. Geleneksel Türk tiyatrosundan epik tiyatroya kadar çeşitli üsluplardan izler taşıyan bu çalışmalarıyla 20. yüzyıl sonlarında Türk tiyatrosunda kendine özgü bir yer edinmiştir. İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You adlı eserinde de yaşadıklarını, gözlemlerini kendine has mizah üslubuyla gözler önüne sermektedir.

BONUS: Feyyaz Yiğit- Olduğu Kadar

Bu kitap, paraya çok sıkışıldığında babaannenin cebe sıkıştırdığı yüklü miktardaki harçlığın yarattığı duyguyu hatırlatıyor: Sevinç ve daha fazlasına duyulan utanmaz ihtiras... Feyyaz Yiğit daha ilk eserinde edebiyat ustalarının uzun yıllar içinde eriştiği bir mahareti kazanmış görünüyor. Donukluğun içindeki hareketi, saçmalığın içindeki sağduyuyu, sıradanlığın insana umut veren mucizesini ve beklenmeyen şeyleri aslında nasıl da beklediğimizi bize zahmetsizce sergileyiveriyor.

😎😎

A post shared by Onedio Goygoy (@goygoyonedio) on
Bu içerik tamamen eğlence amaçlı üretilmiş olduğundan kullanılan görsel ve metinler haber değeri taşımamaktadır.


BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
harleyquinn44

Attila Atalay❤💛💚💜

deryadrn

Zübük on numara. Gülse Birsel'in kitabını heyecanla aldım ve hayal kırıklığı yaşadım.

bykzlt

Aziz Nesin sizin memlekette eşek yok mu, güldürür.

tosbaa.

zafer algöz- haşırt dı bilekbord 👌

gzm-ynklr

Zübük - Aziz Nesin tavsiye ederim.

Başlıklar

Avrupa BirliğiInstagramİşler GüçlerİstanbulJet SosyeteKişisel GelişimKitapPolisRengarenkaşkfutboltatlı
Görüş Bildir