article/comments
article/share
Haberler
Psikolog İnsanların Korkmaktan Neden Keyif Aldığını Açıkladı

Psikolog İnsanların Korkmaktan Neden Keyif Aldığını Açıkladı

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Gece yarısı alt kattan gelen tuhaf bir tıkırtı, yastığın üzerinde gezinen bir örümcek ya da filmin en sessiz anında ekrana fırlayan bir yüz... Hepsi kalbimizi ağzımıza getiriyor ama çoğumuz bu hissi bile isteye yeniden arıyoruz. İngiltere'de yapılan yeni bir anket, korkunun başkalarıyla paylaşıldığında paniğe değil kahkahaya dönüştüğünü ortaya koydu. Psikolog Kimberley Wilson ise bunun arkasındaki bilimsel nedeni anlattı.

Kaynak: Mirror

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Beyin güvende olduğunu bildiği için korkuyu heyecan olarak yaşıyor

Beyin güvende olduğunu bildiği için korkuyu heyecan olarak yaşıyor

Wilson'a göre korkutucu bir şey izlediğimizde vücudumuz gerçekten bir tehlikeyle karşı karşıyaymışız gibi tepki veriyor. Kalp atışı hızlanıyor, adrenalin yükseliyor, dikkat keskinleşiyor. Kortizol hormonu kaslara ve beyne glikoz taşıyor, nefes sıklaşıyor, gözbebekleri çevreden daha fazla bilgi toplamak için büyüyor.

Farkı yaratan şey ise beynin aslında güvende olduğumuzu bilmesi. Wilson, bu bilginin bedendeki o ani dalgalanmayı korku yerine heyecan olarak yaşamamızı sağladığını söylüyor. Gerçek bir tehlike anında dehşete dönüşecek tepkiler, evdeki kanepede ya da sinema koltuğunda keyif veren bir coşkuya dönüşüyor.

Lunaparktaki hız trenleri, paraşütle atlamak ve korku filmleri tam da bu yüzden çekici geliyor. Ürkütücü müzik yükseliyor, gölgedeki karaltı yaklaşıyor ama siz yine de battaniyenizin altındasınız. Çocukken yorganın içinde dinlediğimiz cadılı, devli masallar da aynı dengeye dayanıyordu: Tehlike hikayenin içinde, biz ise güvenli yatağımızda.

Asıl keyif, korkudan hemen önceki bekleyişte saklı

Asıl keyif, korkudan hemen önceki bekleyişte saklı

Dopaminle ilgili en yaygın yanılgılardan biri, bu maddenin ödülün kendisinden geldiğinin sanılması. Oysa belirleyici olan beklenti. Beyin sürekli tahmin yürütüyor ve korku filmleri bu tahmin oyununu ustaca kullanıyor. Kapı gıcırdıyor, müzik kesiliyor, kamera koridorda ağır ağır ilerliyor... Seyirci bir sonraki anı kestirmeye çalışırken gerilim tırmanıyor.

Ardından gelen ani sıçrama ya da beklenmedik ters köşe, biriken gerilimi bir anda boşaltıyor. Gerilim ve rahatlama arasındaki bu gidip gelme, beyne son derece tatmin edici bir ödül sunuyor.

Üstelik korkmak için film açmaya bile gerek yok. Ankete katılanların en çok irkildiği gündelik anlar listesi de epey tanıdık: Şaka olsun diye birinin aniden önlerine fırlaması, zifiri karanlıkta cama vurulması, gece alt kattan gelen açıklanamayan bir ses, merdivenin son basamağını ıskalamak, yastıkta örümcek görmek, denizde bacağa bir şeyin değmesi, odanın içinden fırlayan bir fare, filmdeki ürkütücü bir ters köşe, birinin beklenmedik anda 'Böö!' diye bağırması ve yürürken yüzüne örümcek ağının yapışması.

Birlikte korkunca çığlık kahkahaya dönüşüyor

Birlikte korkunca çığlık kahkahaya dönüşüyor

Anket, korkunun eğlenceli tarafının en çok kalabalıkta ortaya çıktığını gösteriyor. Katılımcıların yüzde 84'ü, başkalarıyla paylaşılan korkutucu anların paniktense kahkahayla bitme ihtimalinin daha yüksek olduğunu söyledi. Yarısından fazlası (yüzde 52) ürkütücü heyecanların arkadaşlarla daha keyifli olduğunu düşünürken, yüzde 39'u bu anların unutulmaz anılar biriktirdiğini, yüzde 29'u ise insanları birbirine yakınlaştırdığını belirtti. Bu his en çok hız treninde (yüzde 24), korku filmi izlerken (yüzde 20) ve perili ev tarzı mekanlarda (yüzde 19) yaşanıyor.

Wilson bu duruma 'ortak çığlık etkisi' adını veriyor. Psikoloğa göre insanlar duygularını düzenlerken birbirine yaslanan son derece sosyal canlılar; bir arkadaşa dert yanmak ya da annenin yanında ağlamak da bunun parçası. Birlikte zıplamak, bağırmak ve gülmek, gerçek bir bağ kurulmasına yardımcı oluyor.

Çığlığın da basit bir refleks olmadığını vurgulayan Wilson, korkutucu an boyunca biriken gerilimin çığlıkla boşaldığını anlatıyor. Tehlike geçtiğinde beden yeniden gevşemeye başlıyor; bu yüzden çığlığın hemen ardından çoğu zaman kahkaha ve rahatlama geliyor.

Ankete katılanların dörtte biri korkmanın gündelik hayattan kısa bir kaçış sağladığını, yüzde 24'ü sağlıklı bir duygusal boşalma olduğunu söyledi. Neredeyse her beş kişiden biri (yüzde 18) ise iyi bir korkunun anında stres attırdığına inanıyor.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
2019 yılında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde lisans eğitimime başladım, 2024 yılında da mezun oldum. Eğitimim süresince çeşitli platformlar ve gazete topluluklarında çeviri ve yerelleştirme alanlarında aktif rol aldım, bu süreçte dil becerilerimi ve kültürler arası iletişim yetkinliğimi geliştirdim. 2022 yılının Mayıs ayında Onedio’da stajyer olarak başladığım editörlük kariyerime, “Yaşam” kategorisinde sosyal medyadaki trendleri, günümüz ilişki dinamiklerini ve toplumsal meseleleri okuyuculara ulaştırarak devam ediyorum. İçeriklerimde, okuyucuların kendilerinden birer parça bulmasını amaçlıyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın