Bu içerik, sadece içeriği yaratan kullanıcı profilinde listelenmektedir. Onedio ana sayfasından, kategori sayfalarından ve arama motorlarından bu içeriğe ulaşılamaz.

Bu içerik, sadece içeriği yaratan kullanıcı profilinde listelenmektedir. Onedio ana sayfasından, kategori sayfalarından ve arama motorlarından bu içeriğe ulaşılamaz.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

OSHO'dan HAYAT DERSLERİ

-

OSHO Kimdir?

Hindistan’ın Madhya Pradesh eyaletinde Kuchwada da 1931 yılında
11 aralıkta dünyaya gelmiştir. İlk çocukluk yıllarında başkaları
tarafından verilen bilgiler ve inançları edinmektense, gerçekliği
kendinin deneyimlemekte ısrarcı olan bir asi ruhu vardır.  21 yaşında
üniversite öğrenimini tamamladı. Jabalpur üniversitesinde yıllarca
felsefi dersleri verdi. Aynı zamanda tüm Hindistan’ı dolaşarak
konuşmalar yaptı. Halka açık tartışmalarda tutucu din liderlerine meydan
okudu. Geleneksel inanışları sorguladı ve hayatın tüm alanlarından
insanlarla bir araya geldi. Osho kendi hayatını anın zamansız boyutunda
yaşamanın kapısını keşfetmiş birisidir. O kendisini gerçek bir
“varoluşçu” olarak adlandırmıştır. İnanç sistemlerini ve çağdaş insan
psikolojisini anlamasında ufkunu geliştirecek bulabileceği her şeyi ama
her şeyi okudu.

1960’ların sonuna doğru Osho, artık kendi dinamik meditasyonunu
geliştirmeyi başlamıştı. Meditasyonun o rahat, düşüncelerden arınmış
biçimini keşfetmeyi umut edilmesi için öncelikle geçmişin modası geçmiş
yöntemlerinin ve günümüzün modern hayatının getirdiği sıkıntıların
ağırlığı altında ezilen çağdaş insanın çok derin bir ruhsal temizlenme
sürecinden geçmesinin şart olduğunu söylemiştir.

1970’lerin başlarında ilk olarak bazı Batılılar Osho’dan haberdar
olmaya başladılar. 1974 te Hindistan’ın Pune şehrinde onun çevresinde
bir “komün” kuruldu. Ve başlangıcında Batıdan tek tük gelen ziyaretçiler
zamanla çoğaldı.

Osho insan bilincinin gelişiminin tüm yönleri hakkında konuşmalar yaptı.
Çağdaş insanın ruhsal arayışları için önemli olan şeylerin özünü
entelektüel anlayış içinde değil, kendi varoluş deneyimi ile süzdü. O,
hiçbir geleneğe ait olmadığını açıklamıştır.

“Ben tamamen yepyeni bir dinsel bilinçliliğin başlangıcıyım” demiştir. Ayrıca;

“ Beni geçmişle bağlantılandırmayın, onu anımsamaya bile değmez” der.

Yakın öğrencilerine ve dünyanın her yerindeki izleyenlerine yaptığı
konuşmalar ve otuzdan fazla dile çevrilmiş altı yüzden fazla cilt
halinde yayınlanmıştır.

Osho 1985 yılında göçmenlik yasalarını ihlal etmek suçundan
gözaltında olduğu sırada 19 ocak 1990 tarihinde bedenini terk etti.
Amerikan hükümet ajanlarınca zehirlenerek öldürüldüğü iddia
edilmektedir.

Onun Hindistan’daki komünü, meditasyon, terapi, bede çalışmaları ve
yaratıcılık programlarına katılabilmek için yada sadece bir Buda alanı
içinde olabilmeyi deneyimlemek isteyen binlerce uluslar arası ziyaretçi
çekerek, dünyanın en büyük ruhsal gelişim merkezi olabilmeyi
başarmıştır.

Ülkemizde de Osho Meditasyon merkezi bulunmaktadır. “Kendini tanı”
anlamına gelen KUN adındaki bu merkez Beyoğlu/İstanbul-Tünel’de açıldı.

Günlük olarak Dinamik ve Kundalini Meditasyonlarının yapıldığı merkezde,
dünyanın pek çok ülkesinden gelen hepsi Hindistan Puna’daki Uluslar
arası terapistleri olan grup liderliği eşliğinde “workshoplar” , grup
çalışmaları yapılmaktadır.

Ve Osho der ki;

“Benim tüm çabam, dinsiz bir din yaratmaktır. Tanrı’yı merkez alan dinlere ne olduğunu gördük…”

“Yaşam kısa değil, sonsuzdur. Varoluşun acele içinde olduğunu gördün
mü hiç? Mevsimler zamanında gelir, çiçekler zamanı gelince açar, ağaçlar
hayat kısa diye hızla büyümek için koşuşturmazlar. Tüm varoluş, yaşamın
sonsuzluğunun farkında gibi görünür.”

“Benim tüm çabam seni, sen ile varoluş arasında aracı olmadan meditasyonla baş başa bırakmaktır.”

“Benim tüm çabam her insan evladının kendisine ait olan — ve önüne gelene dağıtmış olduğu — öz saygısını geri vermektir.”

“Öncelik sensin. Köklerine git, kendini bul, bir asi ol, ve mümkün
olduğunca çok sayıda asi yarat. Gelecekteki insanlığın altın bir gelecek
yaratmasına yardım etmenin tek yolu budur.”

“Sakın unutma; ne zaman karşına bir seçenek çıksa, bilinmeyeni,
riskli olan, tehlikeli ve güvencesiz olanı seç. Hiçbir zaman zarara
uğramazsın.”

“Sevgi ancak kendini, diğerini, dünyayı derin bir şekilde kabul
ettiğin zaman mümkündür. Kabullenmek, sevginin içinde büyüdüğü alanı,
sevginin içinde açtığı toprağı yaratır.”

“Sevgide minnettarlık, sevecenlik ve birlik duygusu vardır. Eğer bu üç duyguyu da hissediyorsan, seviyorsun demektir.”

“Ne kadar çok düşünürsen, egon o kadar daha ortaya çıkar. Ego,
geçmişte birikmiş düşüncelerden başka bir şey değildir. Sen olmadığın
zaman Tanrı vardır. İşte yaratıcılık budur.”

“Bilgelik kalpten gelir. Akılla ilgisi yoktur. Bilgelik, varlığının en derin noktasından çıkar. Kafaya ait değildir.”

“Dünya bir gök kuşağı, zihin bir prizma ve varlık ise beyaz bir ışındır.”

“Tantra derindir, hayatın bütünüyle kabul edilmesidir.”

“Güçlü rüzgârlar seni oraya buraya sürüklüyorsa, onlara direnme:
Onlar, sen direndiğin için güçlü görünüyorlar. Rahatla ve bırak seni
götürsünler. Onlarla git, bütün olarak git.”

“Neden korkuyorsun? Dünya sana ne yapabilir? İnsanlar sana gülebilir;
bu onlara iyi gelir… Gülmek her zaman bir ilaçtır, sağlıklıdır.”

“Her zaman ne varsa onu gör. Acele etme. Bir şeyi yanlış anlamaktansa anlamamak daha iyidir.”

“Neyi reddedersen et, onu başka bir yere koymak zorunda kalacaksın.
Onu başka birisinin üzerine yansıtacaksın. Reddedilen kısım, bir
yansımaya dönüşecektir”

“Yaşam kısa değil, sonsuzdur. Varoluşun acele içinde olduğunu gördün
mü hiç? Mevsimler zamanında gelir, çiçekler zamanı gelince açar, ağaçlar
hayat kısa diye hızla büyümek için koşuşturmazlar. Tüm varoluş, yaşamın
sonsuzluğunun farkında gibi görünür. -Osho-“

1. OSHO-Yoga 2 / Zamanın, Mekanın ve Arzunun Ötesinde

Kendi
içindeki bilinmeyeni bilmeden, başka hiç kimseyi tanıyamazsın. O insanın
esrarını çözmek için tek yol, kendi esrarını çözmektir. Gizli katların
arkasında başka katlar gizlidir, insan sonsuzluktur. Kendi içinde ne
kadar derine inersen, bütün bir varoluşta, ayrıca başkalarında da o
kadar derine inersin, çünkü öz birdir. Çeperse milyonlarcadır, oysa öz
tektir.

Beden son derece yalnış kullanılmaktadır. Kendi vücuduna kötü
davranıyorsun. Bedenin sırrını bilmiyorsun. O yalnızca ten değildir,
yalnızca kemik değildir, yalnızca kan değildir. O muhteşem bir organik
bütünlük, muhteşem bir dinamizmdir.

Daha birçok sır var. Bu beden, birçok bedenin ilk katmanıdır… Aslında
yedi beden vardır. Eğer bu bedende derine inersen, yeni olgularla
karşılaşırsın. Bu hantal bedenin arkasında, ince beden gizlidir. Bu ince
beden uyandığında, çok güçlü olursun, çünkü belli başlı boyutsal güçler
kazanırsın. Bu beden yatağında yatarken ince beden hareket edebilir.
Onun için engel yoktur. Yerçekimi onu etkilemez; onun için zaman ve
mekân söz konusu değildir. Hareket edebilir… Her yere gidebilir. Bütün
dünya ona açıktır. Hantal beden için bu mümkün değildir.

2. OSHO-Kadın / Dişiliğin Manevi Gücüyle Temasa Geçmek (The Book of Woman)

Kalbin yolu güzeldir ama tehlikelidir. Zihnin yolu sıradandır ama
güvenlidir. Erkek en güvenli ve en kestirme yaşam tarzını seçmiştir.
Kadın duyguların, hislerin, ruh hallerinin en güzel ama en sarp, en
tehlikeli yolunu seçmiştir. Ve bugüne kadar dünya erkekler tarafından
yönetildiği için kadınlar muazzam şekilde azap çekmiştir. O, erkeğin
yaratmış olduğu topluma uyamamıştır çünkü toplum mantığa ve nedenlere
uygun olarak yaratılmıştır. Kadın kalpten bir dünya ister. Erkek
tarafından yaratılan toplumda ise kalbe yer yoktur.

Ben kadınların gerçekten bir kadın olmasını isterdim çünkü bu büyük
oranda kendilerine bağlıdır. Kadın erkekten çok daha önemlidir. Çünkü o
rahminde hem erkeği hem kadını taşır. O kıza ve oğlana, her ikisine de
annelik eder; her ikisini de besler. Eğer o zehirliyse, o zaman sütü
zehirlidir, o zaman çocukları yetiştirme tarzı zehirlidir.

Erkekle yarışıyorsun ve yarışmana gerek yok; sen zaten üstünsün. Şiir
yazmaya gerek yok, şiir sensin. Sevgin senin müziğindir. Sevgilinle
birlikte çarpan kalbin senin dansındır!

3. Bir Yerden Alıntı

Aşk asla sahip çıkmaz va aşka asla sahip çıkılamaz. Gerçek aşk seni
özgürlüğe götürür. Özgürlük en yüksek zirvedir, en yüksek değer. Ve aşk
da özgürlüğe en yakın olandır; aşktan sonraki adım, özgürlüktür. Aşk,
özgürlüğe karşı değildir; aşk özgürlüğe giden bir basamaktır. İşte
farkındalık sana bunu gösterir; aşkın özgürlüğe götüren bir basamak
olarak kullanılacağını. Eğer aşıksan, diğerini özgür bırakırsın. Ve
diğerini özgür bıraktığın zaman, diğerinden özgürleşirsin de.’ ‘Aslında
güzel insan da yok, çirkin insan da yok. Çirkin insan biriyle uyumlu
olabilir; o zaman çirkin insan o insan için güzeldir. Güzellik, uyumun
bir gölgesidir. Aslında bir insana güzel olduğu için aşık olmazsın;
oluşum bunun tam tersidir. Birine aşık olduğun zaman, o insan güzel
görünür. Güzellik fikrini getiren, aşktır; tersi olmaz.’ ‘Her zaman
şunu gözet: Senin varlığın her şeyden önce gelir. Başkalarının seni
kullanmalarına ve kontrol etmelerine izin verme. Ve onlardan çok var;
herkes seni kontrol etmeye ve değiştirmeye hazır, sen hiç istemediğin
halde sana yön göstermeye hazır. Herkes sana hayatın için bir rehber
vermeye çalışıyor. Rehber senin içinde. Gerçek planı sen içinde
taşıyorsun.’

4. Yeniden Doğuş

Şunu unutma: Çocukluğunu yeniden kazan. Herkes onun için can
atar, ancak hiç kimse onu yeniden kazanmak için herhangi bir şey
yapmaz.‘Herkes onun için can atar! İnsanlar çocukluğun cennet olduğunu
söyleyip durur ve şairler

çocukluğun güzelliği hakkında şiirler yazmaya devam ederler. Seni kim
engelliyor? Yeniden kazan onu! Sana, ona yeniden sahip olman için bu
fırsatı sunuyorum. Oyuncu ol. Zor olacak bu çünkü fazlasıyla inşa
edildin, yapılandın. Çevrende bir zırh var — onu gevşetmek, rahatlatmak
çok zordur. Dans edemezsin, şarkı söyleyemez, zıplayamaz,

öylesine bağıramaz, kahkaha atamaz ve gülemezsin. Gülmek istemen
durumunda bile, öncelikle ortada gülünecek bir şey olmasını istersin.
Basitçe kahkahanı atamazsın. Bir neden olmak zorundadır; ancak o zaman
kahkaha atabilirsin. Bir neden olmak zorunda; ancak o zaman ağlayıp
gülebilirsin.

Bilgini bir kenara koy, ciddiyeti bir kenara kaldır. Bu günler
boyunca kesinkes oyuncul ol. Kaybedecek hiç bir şeyin yok! Bir şey elde
etmezsen, hiçbir şey de kaybetmemiş olacaksın. Oyuncu olmakla ne
kaybedebilirsin ki? Ama ben sana derim ki: Bir daha asla aynı
olmayacaksın.

Benim oyuncu olunmasındaki ısrarım bu nedenledir. Ben seni tam da
gelişmeni durdurduğun noktaya geri fırlatıp atmak istiyorum.
Çocukluğunda gelişmenin, ilerlemenin durduğu ve sahte olmaya başladığın
bir an olmuştu. Belki kızgındın — kızgın, öfke nöbetinde küçük bir çocuk
— ve annen ya da baban, “Kızma! Bu iyi bir şey değil!” dedi. Sen
doğaldın, fakat bir bölünme yaratıldı ve senin önünde bir seçim vardı:
Doğal olmak istersen, o zaman anne babanın sevgisini alamayacaktın. Bu
sekiz günde ben seni doğal olmanın karşısında “iyi” olmaya başladığın o
ana geri

göndermek istiyorum. Oyuncu ol ve çocukluğuna yeniden kavuş. Zor olacak
çünkü maskelerini, yüzlerini bir kenara koymak zorunda kalacaksın;
kişiliğini bir kenara koymak zorunda kalacaksın. Ancak unutma, öz
kendisini sadece kişiliğin orada yokken ortaya koyabilir çünkü kişiliğin
bir hapishaneye dönüşmüştür. Bir kenara at! Acı verecek ama değer çünkü
onun içerisinden tekrar doğacaksın. Ve acısız doğum olmaz. Gerçekten
yeniden doğmaya kararlıysan; öyleyse, riski göze al.

5. Sevilmek

Bir çocuk doğduğunda, hisseden bir varlıktır. Bazı şeyleri
hisseder; henüz düşü-nen bir varlık değildir. Doğadaki doğal olan
herhangi bir şey gibi doğaldır; tıpkı bir ağaç ya da hayvan gibi.

Fakat onu biçimlendirmeye, işlemeye başlarız. Duygularını bastırmak
zorundadır; çünkü duygularını bastırmadıkça, sürekli sıkıntı çeker.
Ağlamak istediğinde ağlayamaz, çünkü anne babası onu onaylamaz.
Ayıplanacak, kıymeti bilinmeyecek, sevilmeyecek. Olduğu gibi kabul
edilmez. Belirli bir ideolojiye, ideallere uygun davranmak zorundadır;
ancao zaman sevilir.

Mevcut doğal haliyle sevgi görmez. Ancak belirli kurallara uyarsa
sevilebilir. Bu kurallar dayatılır; doğal değildir. Doğal varoluş
bastırılmaya başlar ve doğal olmayan, gerçekdışı ona dayatılır. Bu
gerçekdışı zihnindir ve bir an gelir; bölünme, köprüleri yıkabilecek
kadar artar. Gerçek doğanın geçmişte ― yada şimdi ― ne olduğunu unutmaya
devam edersin. Sen sahte bir yüzsündür; özgün yüz kaybolmuştur. Özgün
olanı hissetmeye korkarsın, çünkü onu his- settiğin an tüm toplumu
karşına alırsın. Böylece kendin de gerçek doğanın karşısında yer
alırsın.

Bu, son derece nevrotik (doğal hayattan bir hayli uzaklaşmış modern
bireyin, hayatını sürdürebilmek için edinmek zorunda kaldığı bir takım
takıntı ve saplantılar içeren kişiliğine verilen isim) bir durum
yaratır. Ne istediğini bilmezsin; kendi gerçek, asıl ihti- yaçlarını
bilmezsin. Sonra da insan sahici olmayan ihtiyaçları için çabalar, çünkü
yalnızca hisseden kalp sana sezgi, yön sağlar… Gerçek ihtiyacın nedir? O
bastırıldığında, sembolik ihtiyaçlar yaratırsın.

Örneğin, yedikçe yersin, gövdeni yiyecekle doldurursun ve asla doy-
gunluk hissetmeyebilirsin. İhtiyaç duyduğun şey sevgidir, yiyecek değil.
Fakat yiyecek ve sevgi derinden ilişkilidir. Bu yüzden, sevgi ihtiyacı
hissedilmediğinde yada bastırıldığında, sahte bir yemek ihtiyacı doğar.
Yemek yemeyi de sürdürebilirsin. Bu ihtiyaç sahte oldu- ğundan, asla

giderilemez. Sahte ihtiyaçlarla yaşıyoruz; hiç giderilmemelerinin nedeni
budur. Sevilmek istersin; bu, temel, doğal bir ihtiyaçtır. Fakat yanlış
bir boyuta yöneltilebilir; örneğin, sevgi, sevilme ihtiyacının,
başkalarının ilgisini üzerine çekmeye çalıştığında, sahte bir ihtiyaç
olduğu hissedilebilir. Diğer insanların sana ilgi göstermesini istersin.
Siyasi bir lider olabilirsin; büyük kalabalıklar sana ilgi gösterir;
fakat gerçek temel ihtiyacın sevilmektir. Bütün dünya sana ilgi gösterse
bile, bu temel ihtiyaç giderilemeyebilir. Bu temel ihtiyacı seni seven
tek bir insan bile, sevgisi nedeniyle, sana ilgi göstererek giderebilir.
Birini sevdiğinde, ona ilgi gösterirsin. İlgi ve sevgi derinden
ilişkilidir. Sevgi ihtiyacını bastı-

rırsan, sembolik bir ihtiyaca dönüşür; diğer insanların ilgisine ihtiyaç
duyarsın. Bunu elde edebilirsin, ama o zaman da tatmin olmazsın.
İhtiyaç sahtedir; temel, doğal ihtiyaçtan ayrı- dır. Kişilikteki bu
ayrılma nevrozdur(gerçek benlik ile ideal benlik arasındaki çatışmadan
oluşur)..

6. Devavani Meditasyonu

Her gece uyumadan önce sana çok yardım edecek, küçük bir tekniği
kullana- bilirsin.’, ‘Işıkları kapat. Uyumaya hazır, yatağında otur. On
beş dakika otur. Gözlerini kapat ve herhangi bir monoton, anlamsız ses
çıkarmaya başla — la, la,la gibi — ve aklının sana yeni sesler
sağlamasını bekle.Hatırlanması
gereken tek şey,  bu seslerin ya da sözcüklerin bildiğin herhangi bir
dilden olmamasıdır. Eğer İngilizce, Almanca ve İtalyanca biliyorsan bu
sesler İngilizce, Almanca, İtalyanca olmamalı. Bilmediğin başka bir dile
izin var: Tibetçe, Çince, Japonca. Ama Japonca biliyorsan ona izin yok,
o zaman İtalyanca olabilir. Bilmediğin bir dili konuş. Sadece ilk gün,
birkaç dakika zorluk yaşayabilirsin. Çünkü bu dili nasıl konuştuğunu
bilmiyorsun. Konuşulabilir, bir kere başlayın; hangi ses, hangi anlamsız
sözler olursa olsun, sadece bilinci kapatmak, bilinçaltını konuşturmak
için…

Bilinçaltı konuştuğunda, bir dil bilmez. Bu çok çok eski bir yöntemdir. Eski Ahit’ten gelir. O günlerde bunaglossolalia
denirdi. Amerika’da birkaç kilise hâlâ bu yöntemi kullanıyor. Buna
dillerde konuşmak diyorlar. Harika bir yöntem. En derin yöntemlerden
biri ve bilinçaltına nüfuz ediyor.

La, la, la ile başlıyorsun ve içinden gelen herhangi bir şey ile
devam ediyorsun. Sadece birinci gün, biraz zorlanabilirsin. Sonrasında,
hünerini anlarsın. 15 dakika süreyle sana gelen dili kullan, onu bir dil
gibi kullan. Bu 15 dakika, bilinçli aklı o kadar derinden rahatlatacak
ki sonra sadece yatıp uyuyacaksın. Uykun daha derin olacak. Birkaç hafta
içinde uykunda bir derinlik hissedeceksin ve sabah kalktığında tamamen
yenilenmiş ve taze hissedeceksin.

YÖNERGELER

Birinci aşama: 15 dakika

Sessiz ve hareketsiz otur. (Hafif, yumuşak bir müzik eşliğinde olması tercih edilir.)

İkinci aşama: 15 dakika

Anlamsız sesler çıkarmaya başla. Örneğin, “la, la, la” — tanımadığın, sözcüğe benzer
sesler gelene kadar devam et. Sesler beynin çocukken, kelimeler öğrenilmeden önce
kullanılan, aşina olunmayan bölümünden gelmeli. Hafif, yumuşak bir konuşma tonu tuttur.
Ağlayıp bağırma, gülme, çığlık atma.

Üçüncü aşama: 15 dakika

Ayağa kalk ve konuşmaya devam et. Bırak vücudun sesler ile uyum içinde hafifçe
salınsın. Eğer vücudun rahatsa, gizli enerjiler senin kontrolün dışında bir Latihan
yaratacaktır.

Dördüncü aşama: 15 dakika

Yere uzan. Sessiz ve hareketsiz kal.

7. Sözler

Bir söz senin içine işlediği zaman, zihninde farklı bir iklime,
farklı bir yaklaşıma, farklı bir vizyona neden olur. Aynı şeye başka bir
isimle hitap et, ve göreceksin: Bir şey hemen deği- şir. Duygusal
kelimeler var ve zihinsel kelimeler var. Zihinsel kelimeleri gitgide
bırak. Daha ve daha da çok duygusal kelimeleri kullan. Politik kelimeler
var ve dinî kelimeler var. Politik kelimeleri bırak. Hemen çatışma
yaratan sözler var. Sen onları söylediğin an, münakaşa olur. Öyleyse
asla mantıksal, tartışmacı dili kullanma. Sevginin, şefkatin, aşkın
dilini kullan; böylece münakaşa olmaz. Eğer kişi bu yönde farkında
olmaya başlarsa, olağanüstü bir değişimin meydana geldiğine tanık olur.
Eğer kişi yaşamda biraz dikkatli olursa, birçok ıstırap önlenebilir.
Bilinçsizce kullanılan tek bir kelime uzun bir mutsuzluk zinciri
yaratabilir. Ufacık bir değişim, sadece çok küçük bir dönüş ve o, birçok
fark yaratır. Kişi çok dikkatli olmalı ve mutlaka gerekli olduğu zaman
kelimeleri kullanmalıdır. Bulaşık kelimelerden kaçın. Taze, tartışmaya
yol açmayan, tartışmacı değil ama doğrudan senin duygularının ifadesi
olan kelimeleri kullan. Şayet kişi bir kelime uzmanına dönüşebilirse,
kişinin bütün hayatı tümüyle farklı olacaktır. Eğer ki bir söz ıstırap,
kızgınlık, çatışma, ya da tartışmaya neden oluyorsa, bırak onu. Onu
taşımanın ne anlamı var? Onu daha iyi bir şeyle değiştir. En iyisi
sessizliktir. Sonraki en iyiler ise şarkı söylemek, şiir, aşktır.

OSHO

Bu içerik, sadece içeriği yaratan kullanıcı profilinde listelenmektedir.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir