Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Nobel Edebiyat Ödülü'nü Kazandığı veya Kazanamadığı İçin Büyük Tartışma Yaratan 17 Yazar

-

Nobel Ödülleri, fizik, kimya, edebiyat, barış ve fizyoloji veya tıp alanlarında verilen, son derece prestijli bir ödül bildiğiniz üzere. 

Söz konusu prestij esasında edebiyat alanı için de geçerli olmasına karşın, kimi zaman verilen, kim zaman verilmeyen ödüllerin siyasî sebeplere bağlanıyor olması, kamuoyunda zaman zaman tartışmalar olmasına yol açıyor.

Biz de adları bir biçimde bu tartışmaların odağında yer almış 17 ismi bir araya getirdik.

Dinamitin mucidi Alfred Nobel 1896 yılındaki ölümünün ardından açıklanan vasiyetnamesinde, 33.200.000 kronluk servetinin her yıl insanlığa hizmette bulunanlara sunulmasını istedi.

Yerine getirilen bu vasiyet, büyük bir geleneğin oluşmasına yol açtı.

Nobel Ödülleri, özellikle de edebiyat ve barış ödülleri ilk verildiği günden itibaren tartışılır ola geldi. Ödüllerde siyasî tercihlerin ön plana çıktığı ve nesnel olmadığı yorumları yapıldı.

Bu arada bu tartışmalı ödülleri irdelemeye başlamadan önce şu hatırlatmayı yapalım: Birçok kişinin sandığının ya da karıştırdığının aksine, Nobel Edebiyat Ödülü, kitaba değil, yazara veriliyor.

1. Lev Nikolayeviç Tolstoy

1901-1912 yılları arasında verilen ödüllerde, İsveç'in Rusya'ya karşı beslediği antipati ön plana çıktı. 

Tolstoy'un ismi defalarca aday olarak geçmesine karşın, edebiyatın bu "dev" ismi. Nobel'i alamadı.

2. Anton Çehov

publishingperspectives.com

Çehov da Tolstoy ile kader ortaklığı yaptı bir bakıma. O da Rus olmanın dezavantajını yaşadı. 

Akademi, 2. Dünya Savaşı esnasında da sadece savaşa katılmayan ülkelerin yazarlarına ödül vermeyi uygun buldu.

3. Pearl S. Buck

Pearl S. Buck 1938 yılında kazandığı ödül ile Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan ilk ABD'li kadın yazar olmuştur. 

Ödülü almıştır fakat, ödülü asıl hak edenin kendisi değil, Virgina Woolf olması gerektiğini belirtmiştir. Hâliyle bu da epey gürültü koparmıştır.

4. Jorge Luis Borges

Tartışmasız 20. yüzyılın en büyük yazarlarından olan "gizemli kütüphaneci" Jorge Luis Borges de tüm şöhret ve başarısına karşın ödülü alamayanlardan. 

Sağcı-muhafazakâr eğilimleri ile bilinen Arjantinli yazarın ismi ödül için geçmesine rağmen, Şilili diktatör Pinochet'ye muhalif bir tavrının olmaması ve onun verdiği bir ödülü kabul etmesi, ödülü alamamasının en önemli nedeni olarak görülüyor.

5. Vladimir Vladimiroviç Nabokov

Edebiyatın asi ismi, Rus asıllı ABD'li yazar Vladimir Vladimiroviç Nabokov da ödülü alamayanlardan...

6. Jean-Paul Sartre

"Resmi payeleri hep reddettim. Legion d'Honneur'ü de kabul etmemiştim. Fransız Akademisi'ne de girmedim. Yazar kendisinin bir kuruma dönüştürülmesini reddetmelidir.  Bu onur verici bir paye dahi olsa bunlar kişisel nedenlerim. Bir de, bu ödülü verenlerin konumundan dolayı kabul edemem. (…) Benim gibi yaşlı bir devrimciye böyle bir ödül vermek, kapitalizmin intikam alma girişiminden başka bir şey değildir."

Diyordu Sartre "Nobel'i Neden Reddettim" isimli yazısında ve böylece Nobel Edebiyat Ödülü'nü reddeden ilk ve (ve aslında tek) yazar oluyordu.

7. Aleksandr Soljenitsin

Soljenitsin ise ödülü önce reddetti, sonra ise kabul. Hikâye ise şöyle:

1970 yılındaki Nobel Edebiyat Ödülü, Sovyet karşıtı Aleksandr Soljenitsin'e veriliyor; fakat eserleri ülkesinde yalnızca yasa dışı yollarla (samizdat) basılabilen yazar Sovyetler Birliği yönetimi ülkesine dönmesine engel olur korkusuyla Stockholm'deki törene katılamıyor. 

Yazar, bunun üzerine İsveç Hükûmeti'nden, Moskova Elçiliğinde kamuya açık bir tören yapılmasını ve konferans düzenlenmesini istiyor. 

Talebi reddedince de ödülü kabul etmiyor. Ancak Soljenitsin daha sonra ülkesinden sürgün edilince 1974 yılında ödülü kabul ediyor...

8. Eyvind Johnson and Harry Martinson

1974 yılındaki ödüller ise Akademi tarafından aynı anda iki İsveçli yazara, Eyvind Johnson ve Harry Martinson'a verildi.

İkisi de Nobel Komitesi üyesiydi; ayrıca kendi ülkeleri dışında belirgin bir şöhretleri yoktu. Dolayısıyla bu ödül epey kafa kurcaladı...

9. Dario Fo

1997 yılında ödülü kazanan oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve performans sanatçısı Dario Fo, eleştirmenler tarafından Nobel için yetersiz bir isim olarak değerlendirilmişti. 

Katolik çevreler ise Fo'nun ödülü almasında Vatikan'a yönelik eleştirilerinin etkisi olduğunu iddia etmişti.

10. Elfriede Jelinek

2004 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Avusturyalı feminist oyun yazarı ve romancı Elfriede Jelinek de tartışma yaratan isimlerden. 

Yazdıkları "pornografik" bulunduğundan bazı Komite üyeleri dahi yaşadıkları "hayal kırıklığını" ifâde etmişlerdi.

11. Harold Pinter

2005 yılında ödülü kazanan Harol Pinter, vatandaşı olduğu İngiltere'de savaş karşıtı olduğu için, ceza almasına karşın askerlik yapmayı reddeden bir insan hakları savunucusu. 

Yazar, 1985 yılında Türkiye'ye gelmiş ve Türkiye'yi de insan hakları karnesi açısından eleştirmişti.

Irak Savaşı'na karşı yürütülen kampanyaların da en etkin isimlerinden biriydi. Tüm bu sebeplerden dolayı kimileri ödülün edebî değil, siyasî kaygılar ile verildiğini söylüyordu.

12. Orhan Pamuk

2006 yılında ödülü kazanan Orhan Pamuk için de çok fazla spekülasyon yapıldı. 

Pamuk'un ödülden kısa denebilecek bir süre önce, İsviçre'de yayımlanan haftalık Das Magazin dergisine verdiği röportajda, "Bu topraklarda bir milyon Ermeni ve otuz bin Kürt öldürüldü." , sözleri kamuoyunda büyük bir tartışmanın fitilini ateşlemişti.  

Yazarın bu sözleri, kimileri tarafından Nobel'e ulaşma gayreti olarak yorumlanmıştı. 

Komite ise Pamuk'a ödül verme gerekçesini "Kentinin melankolik ruhunun izlerini sürerken kültürlerin birbirleriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulan" bir yazar olması diye belirtiyordu.

13. Herta Müller

Romanya rejimindeki baskılardan dolayı Almanya'ya göç eden ve daha sonra Alman vatandaşı olan Herta Müller'in 2009 yılında ödülü alması ise büyük şaşkınlıkla karşılanmıştı. Yazdıkları Romanya'da sansüre uğrayan Müller, ajan olarak da suçlanmıştı. 

Özellikle Amerikalı edebiyat eleştirmeni ve akademisyenler, Herta Müller'i hiç tanımadıkları belirterek, komiteyi Avrupa-merkezlilik ile itham etmişlerdi.

14. Mario Vargas Llosa

Perulu roman, öykü ve oyun yazarı, eleştirmen Mario Vargas Llosa, 2010 yılında Nobel Ödülü'nü kazanmıştı. 

Yazar, özellikle Latin Amerika hükumetleri ile ilgili "açık sözlü" politik görüşleri dolayısıyla bazı kesimleri kendine düşman etmişti.

15. Patrick Modiano

2014 yılında ödülü kazanan Patrick Modiano ülkesi Fransa'da seviliyor ancak yurt dışında çok da tanınmıyor. Bu sebep ile ismi bir süre tartışılmıştı...

16. Yaşar Kemal

Yaşar Kemal'in de adı dönem dönem Nobel Ödülü için anıldı. Hatta kimilerine göre ödülü Türkiye'den almayı hak eden ilk isimdi. 

Her ne kadar Nobel kazanamasa da, kazandığı onlarca ödülle, daha da önemlisi bıraktığı eserlerle bizim gönlümüzde Nobel'i kazandı usta yazar.

17. Bob Dylan

Ve son olarak Bob Dylan...Büyük çoğunluk tarafından bir "sürpriz" olarak değerlendirilen ödül epey gürültü kopardı. Bunu sebebi Dylan'ın esas olarak bir müzisyen olmasaydı. 

Ayrıca, Komite uzunca bir süre Dylan'a ulaşamadı. Tavrını "kibirlilik" olarak değerlendirdi. Neyse ki, Dylan ödülü kabul etti. Ancak bu seferde ödül törenine katılmayacağını söyledi.

Siz Nobel Edebiyat Ödülleri'nin nesnel biçimde verildiğini düşünüyor musunuz?

Evet, düşünüyorum.
Hayır, düşünmüyorum.
Çekimserim.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
alex-iris

1 ehehe özür dileriz Rusya :D

goruncekadam

Ermeni soykırımını var dediği için veriliyorsa politiktir Nobel. Ama var yani soykırım.

melody-pond

Soykırım yapıldı denilen bölgelerde her bir metrede çıkan Türk köylülere ait toplu mezarları hatırlatmak isterim.Orada Ermeni de ölmüştür, Türk de, Kürt de.O silahlı çatışmadır.Memlekette etnik kökenli çatışmaların en yoğun olduğu dönemlerden birinden bahsediyoruz.Ancak devletin yapacağı bir soykırım Nazi Almanyası'ndaki gibi devletin ülke dahilindeki Ermenileri fişlemesi, özellikle toplaması ve topluca katletmesi tarzında olur.Ha, Tehcir buna örnek verilecekse, oradaki Ermenilerden yol-doğa koşulları sebebiyle ölenler olsa da onlara muhafızlık eden Türk askerleri de can vermiştir.İlla bir soykırım görmek isteniyorsa, Ermenistan'ın Karabağ da yaptığı katliamlara bakılabilir.

goruncekadam

Ermenistan'ın Karabağ'da yaptığı soykırımdır açık net.Stalin'in Kırım ve Ahıska türklerini Sibirya'ya göndermesi soykırımdır.Osmanlı'nın milyona yakın kişi ANA VATANLARI olan Anadoludan Suriye çöllerine sürmesi de soykırımdır.Sorun şu biraz da ; Batı bu Ermeni olaylarını bize karşı kullanıyor, batı iyiliğimizi istemez dolayısıyla ermeni soykırımı yalandır.Bu bakış açısı çok yanlış.Ermenileri o şeyleri yaşattığımız için bunu bize karşı kullanıyorlar.Açık verdik çünkü.Zaten ermenileri hristiyan olması başlı başına öldürülmelerini isteyen insanlarla dolu Türkiye.Anadolu çok kültürlü bir yapıdadır.Ve bu tarz olaylar temel taşlarını kırmaktır.

goruncekadam

Keza Anadolu'daki alevileri de örnek verebiliriz.Osmanlı'nın kuruluşunda temel taşları olmuşlardır.Savaşçı yönleri akıncılarla birlikte Osmanlının gücünü arttırmıştır.Ama alevileri en çok öldüren de Osmanlıdır.Halen alevi katliamı devam etmektedir.Türkiye'de 80 milyon kişiden 20 milyonu alevidir.Onları da atalım mı bir bahane bulup.Ülkeyi çökertelim mi ?

melody-pond

Alevilik noktasında durum farklı.tarihsel olayları dönemiyle bütünlüklü şekilde okumak lazım.O dönem zaten hem dış hem iç tehditlerin zirvede olduğu ve içeride çeteleşmenin had safhada olduğu bir dönem.Dolayısıyla Ermeni ve Türk çeteler arasında sürekli çatışma söz konusu ve köyler rezil durumda.Bundan kaynaklı olarak tehlikeli bölgelerdeki Ermeniler sürülüyor, kadın ve çocukların ve yaşlıların büyük kısmı zaten yerlerinde kalıyor.Çatışmayı azaltma maksatlı bir eylem.Onun dışında çatışmada olmayan yerlerdeki Ermeniler zaten oldukları yerde kalıyorlar.Alevilerle ilgili olan konu radikal İslamın bir getirisi ancak ona da soykırım diyemeyiz.Evet Alevilere yönelik katliamlar var ve çok korkunçlar bu su götürmez bir gerçek ancak soykırım farklı bir boyut.Ha ülkede soykırım yapılacak olsa destek verecek kitleler yok mu var ancak tarih olmuş olaylar üzerinden tartışılmalı, varsayımlar üzerinden değil.

melody-pond

Katliam ve soykırım aynı şey değil. Soykırım bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle yok etme, katliam ise katl-etmek ten geliyor öldürme anlamında.Yani tek bir kişinin ölümü için dahi katliam kelimesi kullanılabilirken, soykırım bir insan topluluğun TAMAMINA yönelik bir katletme eylemini tanımlıyor.Yani Ermeni Soykırımı denildiğinde memleket dahilindeki tüm Ermenilere yönelik amacı DOĞRUDAN katletmek olan bir eylem olması gerekiyor.Sürmek, topraklardan atmak vb. soykırım olmuyor.

goruncekadam

Dersim Katliamı bir soykırımdır. Çünkü Dersim bölgesinde merkezi Munzur Dağları arasında ulaşılması en zor bölge olan bugünkü Tunceli tarih boyunca alınamamıştır.Ve orada yaşayan insanlar dış dünyadan soyutlanmışlardır.Gelenek,din,dil kültürleri çok farklılaşmış. Soykırımın olması için aynı kökendeki bütün insanların katledilmesi lazım demişsin , tamam işte bütün Alevi-zaza kökenli insanlar katledilme tehlikesi atlatmış.Aynısı Anadolu Ermenileri için de geçerli.

goruncekadam

Nazi Almanya'sı dünyadaki bütün yahudileri katletmek istese de sadece bölge yahudilerini yok etti.Bu da soykırım diye geçiyor.Ben de göçe tabi tutulan , anayurtlarından kovulan ermenilerin güvenliğinin sağlanmaması nedeniyle ölmesine soykırım diyorum.Çünkü göçe zorlanan insanların azımsanmayacak kısmı öldü,öldürüldü,tecavüz edildi.Ona bakarak binlerce Ahıska türkü Sibirya'ya süren Stalin'in de şöyle mesesi ile soykırım olmaz : ' Ben onları Sibirya'ya çalışmaya gönderdim, onlar dayanıksız çıktı' . İnsan topluluğunun tamamı kısmına katılmıyorum.

ugur-deniz-kutlu

#12 Sonra bana gelip "Niye Orhan Pamuk'a vatan haini diyorsun ki ?" diyorlar. Ahanda bu yüzden.

blackfrost

Edebiyat ve sanat gerçekten önemli bir sanattır ve cidden hak edenler var ama nobel daha çok pozitif bilimlerle ilgili olmalı nesnel olmalı.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriCasusFransaİngiltereIrakİsveçİsviçreNobelRomanyaRusyaSSCBSavaşTiyatroYaşar Kemaloyun
Görüş Bildir