Nefes Alıp Veren Taş: Midyat'ta 3 Bine Yakın Kişinin Geçimi Bu 'Beyaz Altına' Bağlı
Mardin'in Midyat ilçesinde asıl adı Katori olan taş, halk arasında 'beyaz altın' olarak biliniyor. Katori, ocaklardan dev bloklar halinde sökülüyor, fabrikalara taşınıyor, oradan cami duvarına, kilise sütununa ya da villa cephesine dönüşüyor. 'Nefes alıp veren taş' olarak tanımlanan bu taşa talep, Midyat'ın çok ötesinde.
Öyle ki Avrupa'dan ve Arap ülkelerinden siparişler geliyor.
Ocaklardan Tel Kesimle Sökülüyor, Kepçelerle Devrilip Fabrikaya Sevk Ediliyor
Sürecin başladığı yer Midyat çevresindeki taş ocakları. Ekipler kayayı tel kesimle dilimliyor, ardından kepçelerle devirip blokları fabrikaya sevk ediyor. Abdulvahap Arbağ bu aşamayı 'Tel kesimlerle, kepçelerle devirip bunu fabrikaya sevk ediyoruz. Fabrikada da bunu projelerimize göre ebatlayıp işleme sokuyoruz' diye anlatıyor.
Taşın bu kadar aranmasının nedeni ise fiziksel özellikleri. Arbağ, Katori taşını 'Nefes alıp veren, sıcak ve soğuğa karşı direnç gösteren bir taştır. Onun için de talep çoktur' sözleriyle tarif ediyor.
'Mezopotamya bölgesinin inşası komple bu taştandır.'
Bugün taş çeşmelerde, villalarda, köşklerde ve binalarda hem kaplama hem dekoratif malzeme olarak kullanılıyor. Arbağ'a göre bu taş aynı zamanda bölgeye büyük bir ekonomik katkı sağlıyor.
Eskiden El Keskisi ve Çekiçle Şekillendiriliyordu, Şimdi CNC Tezgahlarda İşleniyor
Midyat taşının geçirdiği en büyük değişim atölyelerde yaşandı. Geçmişte taşlar el keskisi ve çekiçle tek tek şekillendiriliyordu; bu da sipariş sayısı arttıkça büyük bir tıkanma anlamına geliyordu. Arbağ bu darboğazı 'Eskiden uygulamalarını elle yapıyorduk, taleplere yetiştiremiyorduk. Bu taşı teknolojiye uyarladık, CNC'lerle daha hızlı bir şekilde üretime geçtik' sözleriyle özetliyor. Bugün fabrikaya gelen bloklar CNC tezgahlarda, su altında dönen kesicilerle işleniyor.
Ancak makineye geçiş el işçiliğini tasfiye etmedi. Tarihi yapılardaki motifler hâlâ ustaların eliyle taşa aktarılıyor. Taş işleme ustası Ömer Demir bu işi nakış olarak tanımlıyor: 'Motiflerimiz var, çizimlerimiz var. Taş üzerine çiziyoruz. Onun dışında elle de yapıyoruz bunları. Bayağı zorlanıyoruz ama alıştık, severek yapıyoruz bu işi artık. El sanatının ölmemesi için hala devam ediyoruz.' Arbağ da aynı kaygıyı paylaşıyor ve el işini gelecek kuşağa aktarma çabasını 'tozunu çocuklarımıza yutturuyoruz' diye anlatıyor.
Avrupa'daki Cami ve Kiliseleri Bu Taşla Yapıyorlar, Midyat'ta 55-60 Atölye Var
Siparişin geldiği adresler taşın bölgesel bir malzeme olmaktan çıktığını gösteriyor. Arbağ, talebin yurt dışında Avrupa ve Arap ülkelerinden, yurt içinde ise Aydın, Kuşadası, İzmir ve İstanbul gibi şehirlerden geldiğini söylüyor.
Sektörün ilçedeki ağırlığı da rakamlarla ortaya çıkıyor. Arbağ'a göre Midyat'ta yaklaşık 55-60 atölye faaliyet gösteriyor, kendisinin işletmesinde ise 30 civarında çalışan var. İlçe genelinde yaklaşık 60 tesiste 3 bine yakın kişi geçimini bu taştan sağlıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın