Kekik Yağı ve Çayı Kullananlar Dikkat: Uzmanlar 'Reçeteyle Satılsın' Diyor
Bitki çaylarından yemeklere kadar pek çok yerde kullanılan kekik, genellikle doğal ve zararsız bir ürün olarak görülüyor. Ancak Dokuz Eylül Üniversitesinde İzmir kekiği üzerine çalışan araştırmacılardan dikkat çeken bir uyarı geldi. Bilim insanları, antimikrobiyal özelliği bulunan bu bitkinin bilinçsiz ve uzun süreli kullanımının bakteriler üzerinde beklenmedik sonuçlar doğurabileceğini araştırıyor. Çalışmaların başındaki Prof. Dr. Kerem Canlı ise özellikle tedavi amacıyla kontrolsüz kullanıma karşı uyarıyor. Hatta Canlı’ya göre İzmir kekiği gibi güçlü antimikrobiyal özellik gösteren bitkilerin kullanım miktarı ve süresi bilimsel kurallarla belirlenmeli. İşte detaylar…
Kaynak: DHA
İzmir Kekiği Neden Gündeme Geldi?
Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Fauna ve Flora Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kerem Canlı’nın başında bulunduğu ekip, bilimsel adı Origanum onites olan İzmir kekiğini bir süredir inceliyor. Halk arasında bilyalı ya da bilya kekik olarak da bilinen bitkinin özellikle mikroorganizmalar üzerindeki etkisi araştırmaların merkezinde yer alıyor.
Ekibin 2023 yılında Microorganisms dergisinde yayımlanan çalışmasında İzmir kekiğinden elde edilen ekstraktın çok sayıda bakteri ve mantar üzerinde antimikrobiyal etki gösterdiği ortaya konmuştu. Araştırmada 28 bakteri ve 2 mantar türü incelendi; bitkinin ana bileşenlerinden birinin karvakrol olduğu tespit edildi. Bazı çoklu ilaç direncine sahip bakteri örneklerinde de güçlü antimikrobiyal etki görüldü. Ancak bu sonuçlar İzmir kekiğinin evde antibiyotik yerine kullanılabileceği anlamına gelmiyor. Çalışma laboratuvar koşullarında bitki ekstraktının mikroorganizmalar üzerindeki etkisini inceliyor.
Kontrolsüz Kullanım Neden Antibiyotik Direnciyle İlişkilendiriliyor?
Araştırma ekibinin güncel çalışmalarında üzerinde durduğu konu ise bakterilerin güçlü antimikrobiyal maddelere sürekli maruz kaldığında nasıl tepki verdiği. Prof. Dr. Canlı’nın aktardığı laboratuvar bulgularına göre İzmir kekiğine karşı direnç geliştiren bazı mikroorganizmaların, daha sonra belirli antibiyotiklere karşı da direnç gösterebildiği gözlendi. Bu duruma “çapraz direnç” adı veriliyor.
Buradaki mesele yemeklere normal miktarlarda kekik eklemekten çok, bitkinin antimikrobiyal etkisinden yararlanmak amacıyla yoğun ve kontrolsüz biçimde kullanılması. Canlı, bitkisel ürünlerin de etkili maddeler içerdiğini ve “doğal” olmasının sınırsız kullanılabileceği anlamına gelmediğini vurguluyor. Hangi miktarın güvenli olduğu, ne kadar süre kullanılabileceği ve hangi kullanım biçimlerinin risk oluşturabileceği konusunda daha fazla bilimsel araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Prof. Dr. Kerem Canlı’dan “Reçeteyle Satılsın” Önerisi
Canlı’nın en dikkat çeken önerisi ise antimikrobiyal etkisi güçlü bitkilerin ilaçlar gibi daha kontrollü kullanılması. Araştırmacı, İzmir kekiğinin özellikle tedavi amacıyla kullanılacağı durumlarda miktar ve kullanım süresinin rastgele belirlenmemesi gerektiğini düşünüyor. Bu nedenle ürünün reçeteyle veya uzman kontrolünde verilmesinin tartışılması gerektiğini savunuyor. Bu öneri şu anda yürürlükte olan bir sağlık uygulaması ya da resmî düzenleme değil; araştırmacının elde ettikleri laboratuvar bulgularından hareketle yaptığı bir çağrı.
Antibiyotik direnci ise yalnızca kekikle ilgili bir mesele değil. Bakterilerin tedavide kullanılan antibiyotiklere karşı direnç kazanması, enfeksiyonların tedavisini güçleştiren küresel bir sağlık sorunu. İzmir kekiğiyle ilgili araştırmanın gündeme getirdiği soru da tam burada önem kazanıyor: Antimikrobiyal özelliği bulunan bitkileri “nasıl olsa doğal” düşüncesiyle kontrolsüz kullanmak uzun vadede beklenmedik sonuçlara yol açabilir mi? Araştırmacılar bu sorunun kesin yanıtı için daha fazla çalışma yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın