Kayalık Sanıp Tekmeledi, 500 Yıllık Paha Biçilmez Hazine Çıktı: "Bulunması Mucizeydi"
Portekiz’in Lizbon kentinden 1533 yılının Mart ayında yola çıkan Bom Jesus isimli ticaret gemisi, Hindistan’dan baharat ve değerli mallar getirmek üzere Atlas Okyanusu’na açıldı. Kaptan Dom Francisco de Noronha idaresindeki üç direkli kalyonda denizciler, tüccarlar, askerler ve din adamlarından oluşan yaklaşık 300 kişilik bir mürettebat bulunuyordu. Ancak gemi, fırtınalı denizlerde kaybolarak seferini tamamlayamadı ve yaklaşık beş asır boyunca okyanus kıyısında unutulmaya terk edildi.
Detaylar 👇
Geolog Tarafından Tesadüfen Bulunan Kaya Aslında Paha Biçilmez Bir Bakır Külçesi Çıktı
Takvimler 2008 yılını gösterdiğinde Namibya kıyılarındaki bir elmas madeninde görev yapan jeolog, sahilde yuvarlak bir kaya parçasına rastladı. Yapılan incelemelerde bu nesnenin kaya değil, dönemin ünlü tüccarlarından Anton Fugger’e ait üçlü mızrak damgasını taşıyan külçe bir bakır olduğu anlaşıldı. Fırtınada sürüklenerek kayalıklara çarpan kalyonun Oranjemund kasabası yakınlarında battığı tespit edildi. Arkeolojik kazılarda enkazdan 22 ton bakır külçenin yanı sıra altın paralar, fildişleri ve denizcilikte kullanılan usturlaplar çıkarıldı. İnsan kalıntısı olarak yalnızca bir ayakkabı içerisinde birkaç kemik parçasına ulaşıldı. Bu durum yolcuların büyük kısmının karaya çıkmayı başardığını gösterdi. Ele geçirilen bu hazine, Sahra Altı Afrika kıyılarında bugüne kadar keşfedilen en eski ve en zengin gemi enkazı kayıtlara geçti.
Sıkı Güvenlikli Elmas Sahası Kurtarma Çalışmalarında Büyük Aksaklıklara Yol Açtı
Gemiye ulaşılması büyük bir heyecan yaratsa da enkazın “Sperrgebiet” olarak bilinen yasaklı elmas madeni bölgesinde yer alması kurtarma operasyonunu karmaşık bir hale getirdi. Bölgenin yüksek güvenlikli yapısı yağmacılığı engelledi fakat yetki karmaşası sebebiyle kazı süreci ciddi aksamalarla başladı. Ilk müdahale sahada uzman bir su altı arkeoloğu bulunmaksızın, telefonla verilen talimatlar doğrultusunda maden işçileri tarafından gerçekleştirildi. Asırlar boyunca oksijensiz ortamda korunan metal eserlerin hava ile temas etmesi, kimyasal tepkimeleri tetikleyerek tarihi buluntuların hızla bozulmasına zemin hazırladı.
Yetersiz Depolama Koşulları Nedeniyle Tarihi Eserler Zamanla Tahrip Olmaya Başladı
Tuzdan arındırma işlemlerine rağmen eserlerin uzun süreli muhafazası konusunda büyük yetersizlikler yaşandı. 2008 yılında bakır külçelerin üzerinde net şekilde görülebilen mızrak damgaları, iklim kontrolü bulunmayan yetersiz depolama alanları yüzünden 2018 yılına gelindiğinde görünürlüğünü kaybetti. Bütçe imkânlarının kısıtlılığı ve gerekli koruma tesislerinin kurulamaması, çıkarılan paha biçilmez nesnelerin zamana karşı yenik düşmesine sebep oldu. Uzmanlar, Bom Jesus kazısında yaşanan bu talihsiz süreçten ders çıkarılarak gelecekteki su altı arkeoloji projelerinin daha profesyonel standartlarda yürütülmesini hedefliyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın