Hepimizin Evinde Olan Eşya, Vücudumuzu Saran Hastalığın En Büyük Sorumlusu Çıktı
Günlük yaşantımızda sıkça başvurduğumuz streç filmlerden paket servis bardaklarına kadar birçok üründe bulunan polietilen maddesinin, sağlıklı beslenen kişilerde dahi karaciğer yağlanması riskini ciddi ölçüde artırabileceği ortaya kondu. ABD'de yapılan yeni bir araştırma, mutfaklarımızdaki bu görünmez tehlikenin karaciğerin doğal savunma sistemini nasıl çökerttiğini gözler önüne seriyor.
Modern yaşamın en büyük kolaylıklarından biri olarak görülen ve mutfaklarımızdan eksik etmediğimiz gıda ambalajları, sağlığımız üzerinde bugüne kadar fark edilmemiş ağır bir tahribat yaratıyor olabilir.
Texas A&M Üniversitesi'ndeki bilim insanları tarafından yürütülen ve sonuçları Science Advances dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, dünyada en çok üretilen plastik türü olan polietilenin karaciğer sağlığına yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğunu ilk kez bu kadar net bir şekilde kanıtladı. Saklama kaplarında, paket yemek ambalajlarında ve hatta tek kullanımlık içecek bardaklarında yoğun olarak kullanılan bu maddenin, vücuda mikro düzeyde girdiğinde doğrudan metabolizmayı hedef aldığı ve karaciğer yağlanmasını tetiklediği belirlendi.
Bugüne kadar karaciğer yağlanması ve buna bağlı olarak gelişen karaciğer hasarı, büyük ölçüde obezite, yüksek tansiyon, diyabet ve düzensiz beslenme alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyordu. İnsanların çoğu zaman tesadüfen fark ettiği, ilerleyen aşamalarda ise yorgunluk ve sağ kaburga altında ağrı gibi belirtilerle kendini gösteren bu sinsi hastalığın, görünüşe göre çok daha yaygın bir suçlusu var. Araştırmacılar, polietilenin diğer birçok plastiğe kıyasla daha masum kabul edilmesine rağmen, aslında karaciğerin kendi kendini onarma ve savunma yeteneğini temelden sarstığını keşfetti. Moleküler farmakolog Adi Joshi'nin liderliğindeki ekip, bu yaygın plastiğin mikroskobik parçacıklarının hücresel düzeyde yarattığı tahribatı fareler üzerinde sekiz hafta süren detaylı bir deneyle gözlemledi.
Çalışmada elde edilen en çarpıcı bulgu, mikroplastiklerin zararlı etkilerinin sadece kötü beslenen bireylerle sınırlı kalmaması oldu.
Deney sırasında bir grup fare yüksek yağ ve şeker içeren Batı tarzı bir diyetle, diğer grup ise standart ve sağlıklı bir diyetle beslendi. Her iki gruba da içme suları aracılığıyla gözle görülmeyecek kadar küçük polietilen parçacıkları verildi. Haftalar süren gözlemlerin ardından, son derece sağlıklı beslenen farelerin karaciğerlerinde bile kötü huylu enzimlerin yükseldiği, iltihaplanma başladığı ve yağ birikiminin hızlandığı tespit edildi. Elbette yüksek yağlı diyetle beslenen ve aynı zamanda mikroplastiğe maruz kalan grupta bu hücresel yıkım çok daha şiddetli boyutlardaydı.
Bilim insanları, bu hasarın temelinde yatan nedeni anlamak için dokuları genetik düzeyde incelediklerinde, karaciğerin yağ üretimini ve doku onarımını yöneten sistemlerinin adeta aşırı yükleme altında çalıştığını fark ettiler. Vücut, mikroplastiklerin varlığına karşı bir tür acil durum alarmı vererek genetik savunma mekanizmalarını son hızda çalıştırmaya çalışıyor, ancak bu durum uzun vadede iltihaplanma ve hücre yapısının bozulmasıyla sonuçlanıyor. Uzmanlar, fareler üzerinde elde edilen bu sonuçların insanlar için kesin bir hüküm niteliği taşıması adına daha geniş çaplı araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Ancak mevcut veriler, hamburger veya gazlı içecekler gibi hazır gıdaları tüketirken bir de bu gıdaların ambalajlarından sızan mikroplastiklere maruz kalmanın, modern çağın en yaygın organ hastalıklarından birine davetiye çıkardığını açıkça gösteriyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!








Yorum Yazın