Hayatın İçinden Süleyman Seba'nın Bambaşka Bir İnsan Olduğunun İspatı Anekdotlar

 > -

Vefatının 5. yılında, Süleyman Seba'nın alışılmış "Kulüp Başkanı" profilinden ne kadar uzak olduğunu, mütevaziliği, alçak gönüllülüğü, babacanlığı ve "tüm sevgilerin üstünde" dediği Beşiktaş sevgisiyle bir döneme ve futbolla büyüyen gençlere damga vurduğunun ispatı niteliğinde anıları derledik... 

Siz de yorumlar kısmında anılarınızı paylaşmaktan çekinmeyin.

1. 

21 eylül 1986 ankaragücü beşiktaş maçında top hakeme çarpıp gol olmuş ve beşiktaş mağlup olmuştu ve o sezon beşiktaş 1 puan farkla şampiyonluğu kaçırmıştı. yani o gol olmasa şampiyondu. maçın hakemi ahmet akçay o maçtan sonra yaşadığı bir anıyı anlattı az önce bir programda.
süleyman seba, maçtan sonra ahmet akçay'ı arıyor ve "hocam biz seni biliyoruz. bu senin ve bizim yaşadığımız bir talihsizlik oldu. bu aralar canını sıkarlar, bir kaç gün gazete falan okuma. kendini de üzme" diyor.
hani şu "beşiktaşlı duruşu diyip duruyorsunuz. nedir lan bu duruş?" diye soranlar var ya. onlara bir örnek olsun isterim.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/22325341

2. 

x kişisi henüz 24 yaşlarında bir gençtir. babadan atadan sağlam fenerbahçelidir. büyükçe bir şirkette muhasebeciolarak çalışmaktadır. şirkette çalışan bjk üyeleri aralarında para toplamışlardır ve kulübe yardım - aidat mahiyetine ileteceklerdir. şirket'in en yaşlı beşiktaşlısı herkesin saygı duyduğu ağabey dediği kişisi parayı bir zarfa koyarak (evet eft mefhumu henüz yoktur o dönem) şirketin en küçüğüne vererek (kıdem olayı) yakında bulunan bjk kulüp binasına götürmesini ve parayı seba'nın sekreterne bırakmasını rica eder. x kişisi yola çıkar. kulüp binasına gelir. kapıda ki görevliye meramını anlatır. görevli seba'nın makamının olduğu kata kadar kendisine eşlik eder. sekreterin önündeki bekleme koltuklarına oturtur. x kişisi bir an önce zarfı bırakıp kaçma niyetindedir. zira karnı çok acıkmıştır. birazdan seba'nın sekreteri başkanın odasından çıkar. göz göze gelinir. x kişisi yerinden kalkar meramını sekreter'e de anlatır. sekreter zarfı almaz. kapıyı çalar ve seba'nın odasına girer. çıkınca x kişisine odayı göstererek ''buyrun der''. x kişisi heyecanlanır. kem küm eder, ama içeri girer. kendisinden neredeyse 35 yaş büyük bir adam'ın, bjk başkanının, hepsinden öte süleyman sebanın karşısında, elinde içinde üç kuruş para olan bir zarfla durmaktadır. başkan koltuğundan kalkar. kibarca ceketini ilikler ''hoşgeldin delikanlı'' der. x kişisinin elini sıkar. koltuğa oturtur. çay kahve sorar, istemeyince yemek sorar. israr eder. çay'a razı eder. x kişisi nereden ve neden geldiğini söyler. başkan teşekkür eder. telefonla sekreteri çağırtır makbuz kestirir. x kişisi zarfı sekretere teslim etmiştir. müsade ister. fakat başkan bırakmaz. ve neredeyse yarım saat kendisiyle sohbet eder. sohbet boyunca takım taklavat işleri pek konuşulmaz. hayat konuşulur, memleket konuşulur. süleyman seba sohbet bitiminde ayağa kalkar. x kişisinin elini sıkar. ve odasının kapısına kadar değil. binanın kapısına kadar ona eşlik eder. 
saygı adamıdır süleyman seba. bir ekoldür. bjk'da değil türkiye spor tarihinde özel bir yeri olan adamdır.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/13683607

3. 

sandalyede oturan kendisi ile resim çektirmek için eğilen şahsıma, ''beşiktaşlı eğilmez'' diyerek eğilmeme izin vermeyen büyük başkan. 

o sözden sonra afallayıp o resimde hayatımın en sikko bakışlarından birini atmışımdır.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/24549421

4. 

daha ilkokula giderken babamla kendisini ziyarete gitmiştim. gitmeden evvel peder sıkı bir nasihat verip süleyman seba oturmadan sakın koltuğa oturma demişti. neyse gittik odaya girdik, süleyman seba bizi görünce hemen ayağa kalktı, ceketinin düğmelerini ilikledi, geldi önce babamın sonra benim elimi sıkıp "buyurun oturun" dedi. tabi ben emri aldım ya oturmuyorum, süleyman seba da misafir oturmadan oturulmaz diyerek oturmuyor. kalakaldık ayakta anlayacağınız; 5 dakikalık bir inatlaşmadan sonra babamdan gelen otur lafıyla oturdum ve sonra süleyman seba da oturdu.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/24400720

5. 

eski mit görevlilerinden. her zaman bjkya olan saygısını mite karşı da korumuş ve mit hakkında iyi - kötü tek bir kelime etmemiştir. bjkdan ayrılırken dostlarını toplamış ve söylediği söz türk spor tarihine de geçmiş, ihanete karşı insanlık dersi olmuştur.
"dostlarım, dostlarım... ben en çok dostlarımdan korkarım!"

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/619686

6. 

deli dolu olduğum zamanlardı.
inönü stadındaydık.
oturduğum yerden süleyman seba'yı görebiliyordum.
yanında metin aşık vardı.

birden bire 40 bin kişi 
metin ,
aşık,
söyle sen kimsin,
seba'nın bıyıkları götüne girsin diye bağırmaya başladık.

çok mutluyduk
ne güzel tezahürat bulmuştuk lan.
çok matraktık biz, süper alemdik.
bıraksalar doksan dakika boyunca aralıksız anırabilirdik.

ilk tezahürat biter bitmez süleyman seba, işaret parmağını dudağına götürerek "sus" işareti yaptı.
orada bulunan 40 bin kişi bir anda sustu. stadı bir anda sessizlik kapladı.

allah rahmet eylesin büyük başkan...

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/44952093

7. 

1980’li yılların ortasında bir maçın hakemi Beşiktaş’a açık açık gol atarken, artık bugün olduğu gibi haklı olarak isyan eden futbolcular, başkanın yanına çıkmış, federasyon ve hakemi şikâyet etmişlerdi. Ama Süleyman Seba, bir dahaki maça PAF takımıyla çıkacağız deyip Avrupa mağlubiyet rekorunu kırdıktan sonra sözde as takımla çıkmadı.

Metin Tekin’i karşısına aldı ve en güzel Türkçesiyle “Sizler Beşiktaş’ta oynuyorsunuz. Bir tek maçta bile sizin yerinizde olmak için tüm bir hayatını verecek milyonlarca fakir insan var. O yüzden siz öyle bir mücadele edeceksiniz ki hakemi bile yeneceksiniz”

Ali Ece

Kaynak: http://www.aliece.com/2013/04/sadece-suleyman-seba/

8. 

akaretler'de yapılan kulüp binasına bir türlü alışamadığından olsa gerek, her zaman binaların hemen yakınında bulunan, otomobil parçaları satan dükkandaki arkadaşının yanında çay içerken görürdük. sabahları;
-"günaydın başkanım" selamımıza
-"günaydın çocuklar, derslerinizde muvaffakiyetler" diyerek karşılık verir sabahlarımıza neşe katardı.
beşiktaşlı olmanın ne demek olduğunu anlayamayan ya da inatla anlamak istemeyenlere, onun tarzını, tavrını, mütevazılığını, anlayışını, tekrar tekrar hatırlamaya çalışmalarını tavsiye ederim.
fitbolcuların da kendilerini beşiktaş'a yakışır bir hale çekmelerini temenni ederim ki, yeniden gönül rahatlığıyla fitbolcularımız diyebilsin süleyman seba.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/9353517

9. 

baba hakkı'nın alnından öptüğü anıt adam. bu büyük adamla yaşadığım bir anımı anlatayım. seneler önce, kulübe yeni üye olmuştum. başkan olarak haliyle kendisinin de kabulümde imzası var.

harbiye'de radyo evinin önünde rastladım süleyman bey'e. kendimi tanıttım, beşiktaş'a hizmetlerinden ötürü kendi çapımda teşekkür ettim ve elini öpmeye çalıştım. neredeyse torunu olacak yaştaki benim hamleme öyle bir süratle karşılık verip, '' estağfurullah, estağfurullah '' deyip elimi kuvvetle bir sıkışı vardı ki mahçubiyet, minnettarlık, hayranlık karışımı bir duygu ile başımın döndüğünü hatırlarım.

yanından ayrılırken bana '' iyi akşamlar genç arkadaşım '' demişti.

Kaynak: http://www.uludagsozluk.com/e/21316262/

10. 

11 haziran 2009 anadolu beşiktaşlılar derneği şampiyonluk gecesi'nde bir süre yanında oturduğum, üç beş kelam muhabbet etsekde bana yetmeyen.. rakı kadehimi tokuşdurduğum, bolca fotoğraf çektirdiğim, giderken elini öpmek istediğimde kesinlikle kabul etmeyen inanılmaz mütevazi, saygıların en büyüğünü hak eden başkanımız. *

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/16316843

11. 

bugün odtü'ye gelen efsanevi beşiktaş başkanı.kısaca beşiktaşlılık kariyerinden bahsetmiş,kendisinden sonraki yönetimler ve başkanlar hakkında hiç konuşmamış ve bu konuda soru sorulmamasını rica etmiştir.bazı etik değerlerin yitirilmesinden sadece bir-iki cümle bahsetmiş,beşiktaşı sevmemizi,desteklememizi,bugünkü kötü koşulların düzeleceğini ümit ettiğini vurgulamıştır.
kendi zamanındaki başarılardan konuşurken sözü yine beşiktaşlılık değerlerine getirmiş,duygulu anlar yaşatmıştır.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/8307189

12. 

ilk defa burada bişeyler yazarken bu kadar düşünüyorum. boğazıma bir kaya çöktü, kendimi sıkmaktan başıma ağrı girdi.    

"beşiktaş bitti, mahalle takımı oldu" denilen dönemde takımımızı sırtlayan ve çağ atlatan büyük başkan. takımı için 1 liranın hesabını bile yapan gerçek beşiktaşlı. mütevazılığın sembolü, başarının para ve sertlik olmadan da gelebileceğinin yegane ispatı.

efsane başkanımız bedenen yolun sonuna geldi ancak kıyamet kopana kadar adını her beşiktaşlı anacaktır.

bundan 4 yıl önce bir vesileyle yan yana geldik, koştum elini öptüm, öptürmemek için baya direndi. " çocukluğum siz ve yarattığınız efsane beşiktaş'la geçti, siz bizim daima başkanımızsınız" dedim heyecanla... "genç, beşiktaş'ın varlığı yaşarken ondan büyük efsane mi olur, dün biz, yarın siz" demişti.

böyle bir adamı kaybettik, siyah beyazımızın siyahı daha bir koyu, daha bir kara artık.

beşiktaşlılığı babamdan öğrendim, onu seneler önce göndermiştim. şimdi babam gibi sevdiğim bir insanı da onun yanına gönderiyorum.

buralardan haykıracağımız bir siyaaaah narasına, oralardan beyaz diyecekler eminim. yarın yeni çocuklar siyah derken,vakti gelecek biz beyaz diyenlerle yan yana olacağız. hayatın gerçeğini bize son göstern kişi oldu.

Kaynak: http://www.itusozluk.com/li.php?id=13060582

13. 

atılan hiç bir çamurun üzerinde leke bile bırakmayacağı, saçları gibi bembeyaz, beşiktaş aşkı kadar tertemiz "adam" (bugünlerde adamlık kavramı ayağa düştüğü için tırnak içinde yazdım.)

okuldan kaçtığımızda, evinin yakınındaki kahveye okey oynamaya giderdik. bizi öğrenci kıyafetleriyle görünce -okuldan mı kaçtınız keratalar- diye seslendi. yemin ediyorum , babama veya öğretmenime yakalansam o kadar mahçup olmazdım. kem küm ettik. -sigara içmeyin, okulunuzu ihmal etmeyin- diyerek bize nasihat verdi.

biz yine okuldan kaçtık, ama sırf onun güzel gülümsemesini ve baba şefkatini görebilmek için hep aynı kahveye gittik. şimdi o kahve, market oldu. ama süleyman seba hala babacan, hala efsane.

o yıllarda beşiktaş başkanıydı, o yılların sonunda da ahmet durdu, seba gitti, beşiktaşlı duruşu diye birşey icad edildi. ama hep unuttular seba ne kadar ayaktaysa beşiktaş o kadar dik durabilirdi. kendileri düşürdüler başkanımı ve şimdi günah çıkartmaya çalışıyorlar.

şimdi de imamın ordusu sarmış başkanıma, ne denir ki, bu da geçer baba sen canını hiç sıkma.

can babanın ölüsünden korkan adam(!)lar, senin dirinin karşısında duramazlar bile.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/25043382

14. 

sene 2004. aileden ayrı eve çıkılacak. maçka oteli'nin karşısındaki sokakta bir ev bulundu, kiralandı. taşınıyorum. tüm o koşuşturmaca içinde bir anda yan bloktan çıktığını gördüm. üzerinde eşofmanı. ulan? süleyman seba'yla komşu oluyorum! hemen gittim yanına, uzattım elimi, "başkanım, ben yan bloğa taşınıyorum, yeni komşunuzum. fenerbahçeli'yim ama sizi çok seviyoruz." dedim. mahçup bir ifadeyle gülümsedi, sıktı elimi, tüm asilliğiyle "çok teşekkür ederim." dedi. sonra taşınmama devam etmek üzere yanından ayrıldım.

apartmanın yanında, sokağın köşesinde, artık yerinde yeller esen derme çatma bir manav dükkanı vardı. arada sırada orada görürdüm. ufacık bir tabureye oturmuş, manavla sohbet eder, mahalleliyle sohbet eder... sanırsın beşiktaş'ın efsane başkanı değil, esnaf emeklisi. öyle bizden.

"tanım eksik" dediğini duyar gibiyim sözlükçü. buyur o halde.

evine iki adım mesafedeki maçka oteli'nin önünden geçen eski adıyla spor caddesi'ne hayattayken adı verilen*, aynı cadde üzerindeki parka hayattayken heykeli dikilen beşiktaş'ın unutulmaz başkanı.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/27268784

15. 

ben dedelerimle hiç vakit geçiremedim. birini hiç görmedim, birini çok erken kaybettik ve ancak hayal meyal hatırlıyorum. dede çok büyük bir şey benim hayalimde; babamın hayranlık duyduğu bir adam olsa gerek. babasına hayran bir çocuk olarak büyüdüm çünkü ben de. babam futbolla çok ilgilenen, maçları sürekli takip eden biri değildir. ama bunlara rağmen takım tutar ve beşiktaşlıdır. ben de beşiktaşı çok küçükten sevmeye başladım böylelikle. bir gün; televizyonda süleyman seba'ya ilk denk geldiğim zamanlar, "bu kim baba?" dedim. "o da beşiktaşımızın babası" dedi. o gün bugündür, benim için de dede gibidir süleyman seba. beşiktaşımızın dedesi. daha nice seneler hep başımızda olsun denilen büyüklerden...

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/33114783

16. 

1,5 ay once amerikan hastanesi'nde gordum, restoranin orda oturuyordu. belliydi cok hasta oldugu, iyi gormedim, onun icin yanina gitmedim. yuruyup gecerken yuzune baktim, oyle bir bakti ki bana sanki o koca suleyman seba degil de ben onemli biriymisim gibi, gozleri gulerek bakti, basini egip selam verdi, ben de gulumseyip selam verip gectim. yeri dolmaz, son adam gibi futbol adamiydi. bir galatasarayli olarak ozenerek, imrenerek izledigim bir beyefendi besiktasliydi. cok uzgunum.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/44952677

17. 

2006 yazında fethiye'de ufak (ve ayıptır söylemesi biraz da tuzlu) bir otelde bir saat kadar oturduk. garsonun getirdiği çayı bana verdi, kendisine bira istedi (öğlen saat 12, 12.30 suları). marlboro'sunu (light) yaktı, sohbet ettik. genelde havadan sudan konuştuk. işler, güçler filan yani. seba çocukluğumun kahramanlarındandır. bunu yüzüne söylemenin ona yaranmak, ilgisini cezbetmek gibi algılanmasından çekinip beşiktaşlılığım'dan dahi epey bir süre bahsetmedim. çok özeldi onunla oturmak; bana ismimle hitap etmesi, benim ona bir şey diyememem. kalkmadan evvel, vedalaşırken yani, elini öptüm. kendisinin baba hakkı'nın elini öptüğü o kareyi de hatırlattım, gülüştük (seba'nın elini öptüğüm için beraberindeki arkadaşının ve dahası otel sahibinin de elini öptüm. otel sahibinin elini öpmem bence epey saçmaydı).

derken seba kalktı ve bizi fethiye merkeze götürecek servise kadar yolcu etmek istedi. böyle bir adamı tanımış olmak başlı başına bir onurken bu adamın aynı zamanda benim kahramanım olması durumu iyiden iyiye duygusallaştırdı. gelmemesi, zahmet etmemesi için neredeyse yalvardım; dinlemedi. tekrar öpüştük, ardımızdan el salladı. yolda -halimi yanımdakilere göstermemek için- bir süre camdan dışarıyı izler gibi yaptım.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/26258722

18. 

kendisiyle ben on yaşındayken tanışmıştım ve aramızda şöyle bir diyalog geçmişti.

üzerimde eskişehirspor forması vardı. aile büyükleri konuşuyorlar. biz haylazlık hoplama zıplama falan.

seba başkan: gel bakalım delikanlı. hangi takımı tutuyorsun bakalım sen.
ben: formayı görmüyor musun amca esesliyiz biz.
seba başkan: bu hafta beşiktaş maçı var ne olacak. 
ben: eses beşiktaş'ı sikecek.
seba başkan: bak oğlum eskişehirspor taraftarı efendi ve ahlaklıdır. rakiplerine küfür etmez. sen de etme olur mu.
ben: onlar bize küfür ediyor ama.
seba başkan: onlar gerçek beşiktaşlı değil. 

tam cevap verecekken annemle göz göze geldim annemin gözlerinden ateşler çıkıyor. tırstım sustum. süleyman bey kafamı okşadı aferin oğlum dedi.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/44953615

19. 

henüz 16 yaşında bir yeni yetme iken onu akaretler kulüp binasının önünde görmüştüm. tesadüfen değil, kulüp binasını izin alarak gezmiştim. çıkışta da belki görürüm diye pusuya yattım. gerçekten de makam arabasına binmek için çıkmıştı. "merhaba" dedim. karşısındaki sanki devlet başkanıymış gibi öylesine bir saygı, sevgiyle ve de hafifçe eğilerek elimi sıktı ki inanamadım. "nerelisin bakalım?" dedi. istanbul'a akraba ziyaretine geldiğimi söyledim. "beşiktaşlısın değil mi?" diye sordu. "evet" dedim. bir süre sohbet etti benimle. çok mutluydu. ben daha da mutluydum. tüm bu konuşmalar olurken elimi bırakmamıştı. 

beşiktaş'ımın yaşayan efsanesi. yaşayan en büyük beşiktaşlı. beşiktaşlılığımın en güzel anısının sahibinin önünde saygıyla eğilir, o gün bana öptürmediği elini sevgiyle, muhabbetle öperim.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/33100220

20. 

kendisine beşiktaş balık pazarı civarındaki lokantalardan birinde rastlayıp "sizi o kadar özlüyoruz ki" diyen bayan hayranına "sizlerin sayesinde hayatta kalıyorum hala" diyip, bayanın elini öpecek kadar insan, efendi, klas biri.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/9793647

21. 

dün gördüğüm, konuşma şansına sahip olduğum, beşiktaş'ın efsanevi onursal başkanı.

elini öpmek istedim, öptürmedi. çok yorgun, sağlığı çok iyi değil. ama yaşına rağmen maşallahı var, aklı da zehir gibi.

anladığım kadarıyla futbola küskün, ağzından futbola dair ne bir yorum, ne bir hikaye çıktı. konu açılmaya çalışıldıysa da kapattı. 

başkanlık dönemlerini çok net hatırladığım, tv de yıllarca izlediğim, onun döneminde kurulmuş kadrolar, kazanılan şampiyonluklar hala hatırlanan o insan karşımdaydı. 
o konuştukça, onun sesini duydukça beşiktaş tarihi geçti gözlerimin önünden. 
dedim ki karşında inönü stadı'ndaki ilk golü atan insan duruyor. 
bu insan, baba hakkı'yla, voleci şeref'le, baba recep'le yıllarca ahbaplık etmiş, aynı yola baş koymuş.

bu mütevazı, bu iyi niyetli beyefendiyi hem futbola, hem de bu camiaya küstürenlere lanet ediyorum.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/29692917

22. Son olarak; Feyyaz Uçar'ın Seba'ya mektubu;

"Ayda yılda bir gelirdi. Yeter de artardı bu geliş. Hepimizi karşısına alır, lafını ortaya söylerdi. Unutulmayacak sözler miydi yoksa onun sözleri mi unutulmazdı, anlamazdık. Sık değiştirmediği kahverengi ceketinin üst cebindeki mendili hep biz kirletirdik. Ya akan burnumuzu ya da kaçan gollerin ardında döktüğümüz gözyaşlarımızı silerdi o mendil. Çocuktuk işte... Ama büyük başkan bizi adam yerine koyar o şanlı formayı ısrarla bize giydirirdi. Adalelerimiz gözüksün diye kısa tuttuğumuz şortumuzu ve malzemeci ahmet abimizden "ne eeedecen" deyip verdiği tozlukları giyip, çivili kramponlarımızı da yandan bağladığımızda hakikaten koca adamlar gibi dururduk.

Aslında bizi adam yapan o formaydı. "Şeyini şey yaptınız" dediğinde biz neyi kastettiğini bilirdik. Lafını kısa keser, söylediğini de unutmazdı. Belki de hiçbir şeyi unutmadığı için unutulmaz olacak sayın Seba. Ekranı da pek sevmezdi. Ne önünü ne de arkasını. Onu yazmak o kadar zor ki... Niye ki bu çabam? Onu altın harflerle yazan tarihten daha iyi anlatamam ki... Ben, Metin-Ali'nin Feyyaz'ı, Rıza'nın ön direk takipçisi, Şifo'nun pas duvarı, Les Ferdinand'ın çapraz koşucusu, Samet abinin kibarı ben... Seni o aramıza giren herkesten çok seviyorum ve biliyorum ki sen de bu başına buyruk, inatçı evladını seviyorsun... Gitme büyük başkan sakın gitme... Çünkü ben sana gelemedim..."

Unutmayacağız - Süleyman Seba: "Beşiktaş'ı Üzmesinler"

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
blogger

içim parçalandı her okuduğum hikayede tüylerim diken diken oldu, burnumun direği sızladı, kalbim acıdı .. sen ne güzel şeysin be SEBA BAŞKAN, sen ne büyük aşksın be BEŞİKTAŞ !

badcatsero

Mekanın cennet olsun büyük başkan... bu ülkede sen ve senin gibi adamlara çok ihtiyaç vardı hele ki şu zamanlarda.. Çocuktum yine de elini öptürmemiştin bana sadece yanağımı okşamıştın ya şimdi bile seni hatırladıkça sızlar okşadığın yer...

90min.com

beşiktaşlı kaleci fevzi tuncay'ın da beşiktaş'a transfer hikayesini youtube'dan bulup dinlemenizi tavsiye ederim ( galatasaray taraftarı olan babası "beşiktaş'a git oğlum, orda süleyman seba başkan var" demesi bile rakip taraftarlar tarafından nasıl bir saygı ve güven duyulduğuna çok iyi bir örnek.

yeditepeli

sen bu ülkeye fazla iyiydin başkanim nurlar içinde uyu.

alf

Bu adam gibi düzgün insan daha gelmez Türkiyeye. Yazıyı okumadım ama bu adamı her zaman sevdim ve saydım ; her zaman da öyle olacak... Allah rahmet eylesin. Şimdiyse imPARAtor denen mafyayı izliyoruz.. peeh nerden nereye...

Görüş Bildir