Görüş Bildir

Darbe mi, Devrim mi? Ünlü Yazarlar Yazıyor: 27 Mayıs 1960'ta Ne Oldu?

Anasayfa > Iq

Bir de o tarihteki yazarlardan okuyalım.

Kaynak: Onur Caymaz / Ekspres Türkiye

Ahmet Hamdi Tanpınar, 14 Haziran 1960'ta "Suçüstü" başlığıyla yazdığı yazıda şöyle diyor: "Ağzı köpüklü Adnan Menderes, kin çıkını ve Anayasa hırsızı Celâl Bayar, hepsi öldürmiye, yakıp yıkmıya..."

Ahmet Hamdi Tanpınar, 14 Haziran 1960'ta "Suçüstü" başlığıyla yazdığı yazıda şöyle diyor: "Ağzı köpüklü Adnan Menderes, kin çıkını ve Anayasa hırsızı Celâl Bayar, hepsi öldürmiye, yakıp yıkmıya..."

'Ve servet ve sâmanlariyle kaçmıya her an hazır yaşıyorlarmış. Hayır, biz ordumuza sadece tam yerinde ve zamanında bir kurtarmayı değil, bütün bu unutulmayacak manzaraları da medyunuz. İşi o kadar güzel idare ettiler ki...'

Haldun Taner, 29 Mayıs 1960'taki yazısında, "Bu milli birlik her şeyden önce hürriyetle beraber insan olma onuruna kavuşma sevincinden geliyor ve ifadesini orduya şükranda buluyor."

Haldun Taner, 29 Mayıs 1960'taki yazısında, "Bu milli birlik her şeyden önce hürriyetle beraber insan olma onuruna kavuşma sevincinden geliyor ve ifadesini orduya şükranda buluyor."

Der ve ekler, 'Aydını hor görüp başından beri onu kendine düşman sayan gafiller bozuk para gibi harcamak istedikleri Atatürkçülüğün nasıl kaya gibi durup kafalarına indiğini hayli geç anlamış oldular.'

Akbaba'da yazan Yusuf Ziya Ortaç, Demokrat Parti'yi şöyle özetliyor: "İktidarın tabancaları, işte bu gençlere ateş açtı ve DP'nin on yıl önce yeter diye kalkan eli bu kanlarla kızardı."

Akbaba'da yazan Yusuf Ziya Ortaç, Demokrat Parti'yi şöyle özetliyor: "İktidarın tabancaları, işte bu gençlere ateş açtı ve DP'nin on yıl önce yeter diye kalkan eli bu kanlarla kızardı."

'Bu kanlarda Atatürk'ün kanı vardır. (...) Yıkıldılar... Yıkılacaklardı elbet: Atatürk'ün 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.' dediği üniversiteye kara cübbeliler diye yumruk salladılar. (...) Şanlı ordumuzun önünde gönlümüz şen, saygıyla eğiliyoruz.'

Yakup Kadri Karaosmanoğlu 3 Haziran 1960 tarihli yazısında biraz iyimser: "Bundan böyle idare başına geçenler artık vazife ve mesuliyet hudutlarının dışına çıkamayacaklar..."

Yakup Kadri Karaosmanoğlu 3 Haziran 1960 tarihli yazısında biraz iyimser: "Bundan böyle idare başına geçenler artık vazife ve mesuliyet hudutlarının dışına çıkamayacaklar..."

'Devlet ve millet malını har vurup harman savuramayacaklar ve her türlü keyfi davranışlardan örtbas edilen hükümet suçlarını veya bir istifa ile cezasını bulmuş sayılan suiistimalleri kanun ve adaletin pençesinden kaçırmak mümkün olmayacaktır.'

Çetin Altan 27 Mayıs sabahı şöyle yazar: "Çürümüş, süfli politika tertiplerinin şahsi ihtiraslarla Türkiye’yi en tehlikeli badirelere, kardeş kavgalarına sürüklemek üzere olduğu bir sırada..."

Çetin Altan 27 Mayıs sabahı şöyle yazar: "Çürümüş, süfli politika tertiplerinin şahsi ihtiraslarla Türkiye’yi en tehlikeli badirelere, kardeş kavgalarına sürüklemek üzere olduğu bir sırada..."

'TSK medeni bir şekilde devlet idaresine el koymuştur. (...) Her türlü yalan, baskı ve küçük oyunlardan uzak olarak kurucu meclisin koyacağı demokratik prensipler çerçevesinde yakında serbest seçimlere gidilecektir.'

Oktay Akbal 28 Mayıs'ta yazdığı yazısında ordu müdahalesi öncesini şöyle özetliyor: "Türkiye’de üniversite talebeleri ayaklanmışlardı. Polis ateş açmış, içlerinden birkaçını öldürmüştü."

Oktay Akbal 28 Mayıs'ta yazdığı yazısında ordu müdahalesi öncesini şöyle özetliyor: "Türkiye’de üniversite talebeleri ayaklanmışlardı. Polis ateş açmış, içlerinden birkaçını öldürmüştü."

'Akla, hayale sığmaz bir şeydi bu gençlik, hürriyet diye bağırmak zorunda kalsın ve polis de gençlere ateş etisin. (...) Beyazıt Meydanı'nda bir polis kurşunuyla yere serilmiş üniversiteli gencin resmine baktıkça bütün diktatörlüklere lanet okuyordum.'

Falih Rıfkı Atay, 31 Mayıs 1960 tarihli yazısında Ankara'da "işlerin nasıl döndüğünü" şöyle anlatır: “Herkes biliyor ki pekçoğu havaya harcanan milyarların bir hayli kısmı paylaşmaca çalınmıştır."

Falih Rıfkı Atay, 31 Mayıs 1960 tarihli yazısında Ankara'da "işlerin nasıl döndüğünü" şöyle anlatır: “Herkes biliyor ki pekçoğu havaya harcanan milyarların bir hayli kısmı paylaşmaca çalınmıştır."

'Ankara’da rüşvetsiz ve haraçsız iş görülmek mümkün değildi. Öyle partizan nüfuz tüccarları vardı ki son zamanlarda: ‘Milyondan aşağı iş kabul etmem’ diyorlardı. Son günlerde bile yeni kotaların altına konan 3 milyon dolar partizanlara dağıtılmıştır.'

Nadir Nadi, 30 Mayıs 1960'taki yazısında DP'nin ünlü "Soruşturma Komisyonu"ndan şöyle söz eder: "Meclis görüşmelerinin millete duyurulmasını yasak eden milleti Meclisten tecrit eden..."

Nadir Nadi, 30 Mayıs 1960'taki yazısında DP'nin ünlü "Soruşturma Komisyonu"ndan şöyle söz eder: "Meclis görüşmelerinin millete duyurulmasını yasak eden milleti Meclisten tecrit eden..."

'Bu Komisyon, tarihimizde benzeri görülmemiş, utandırıcı bir görev yükleniyordu. Eski iktidar en sonunda fiilen Türkiye Büyük Millet Meclisini feshetmiş, kendi meşruluğunu kendi eliyle kökünden söküp almıştı. Bu bardağı taşıran son damla oldu.'

Soldaki görsel 27 Mayıs'tan 1 ay önce öğrencilerin İstanbul'da düzenlediği gösterilerde yakalarına taktıkları bir rozet.

Soldaki görsel 27 Mayıs'tan 1 ay önce öğrencilerin İstanbul'da düzenlediği gösterilerde yakalarına taktıkları bir rozet.

Sağdaki ise 27 Mayıs sonrasında devleti dar boğazdan kurtarmak amacıyla halktan toplanan alyanslar karşılığında hediye edilen, Devrim Yüzüğü. 

Peki siz ne dersiniz, darbe mi devrim mi?

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Samsung Data Code
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
36
10
5
1
1
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?