Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı

-

18 Mart | Taha Akyol | Hürriyet

18 Mart | Taha Akyol | Hürriyet

ÇANAKKALE zaferinin önemini anlamak için iki sorudan yola çıkmak gerekir: 1912 Balkan Harbi'nde silahını bırakıp kaçan ordu nasıl oldu da Çanakkale destanını yazdı?
Çanakkale zaferinin Türk ve dünya tarihinde sonuçları nedir?
Balkan Harbi'nde silahını bırakıp kaçan ordu siyasete batmıştı, eğitimsizdi, ruhsuzdu, dil birliği bile yoktu. Harpte esir düşen Yüzbaşı Ömer Seyfettin, anılarında bu "çokuluslu" hazin tabloyu büyük ıstırapla anlatır.
Orduya ruh ve disiplin veren Enver Paşa'dır. Alaylı subayları tasfiye etti. İyi eğitimli genç subayları görevlendirdi. İsmet İnönü ve Kazım Karabekir gibi Milli Mücadele liderleri de Enver Paşa'nın bu rolünü övgüyle anlatırlar. Fakat 35 yaşında başkumandan vekili olan Enver'in eğitimi çok iyi olmakla beraber siyasi olgunluğu teşekkül etmemişti, bir cihan harbini yürütecek "büyük sevk ve idare" denilen birikim ve tecrübesi yoktu. İlk hizmeti ne kadar büyükse, bu ikincisinin maliyeti de o kadar ağır oldu.

Haberin Tamamı İçin:

Zalim ve Korkak | Özgür Mumcu | Cumhuriyet

Zalim ve Korkak | Özgür Mumcu | Cumhuriyet

İktidar, muhaliflerinin ölümünü umursamaz. Gücünü, mağduriyete buladığı bir zulümden alır.

Metin Lokumcu , Hopa’da gaz bombardımanı sonucunda hayatını kaybetti. Ne oldu? Erdoğan “ Hopa’ya eşkıya inmiş ” dedi. Ruşen Çakır televizyonda “ Ama efendim o öldü ” dediğinde zamanının başbakanının yüz ifadesini hatırlayın. Gözlerini belerterek nasıl “ Bilemem ” diye bir ölümü hiç ciddiye almadığını unutmak mümkün mü? Ya akabinde öldürülen emekli öğretmen Lokumcu’yu eleştirmeye devam etmesini?

O vakitler gözlerime, kulaklarıma inanamamıştım. İnsanların ve özellikle yöneticilerin zalim olmayacaklarını düşündüğümden değil. Zalimliğini bu denli pervasızca ortaya sermekten neredeyse keyif almasına inanamamıştım.

Meğer onlar iyi günlerimizmiş. O vakitler zalimliği sadece ölenin şahsına yönelikti. Henüz geriye kalanlara yüklenecek kadar gözünü karartmamıştı.

Haberin Tamamı İçin:

Demirtaş, Erdoğan'ı Hassas Yerinden Vurdu | Murat Yetkin | Radikal

Demirtaş, Erdoğan'ı Hassas Yerinden Vurdu | Murat Yetkin | Radikal

Doğrusu HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş son zamanların en keskin çıkışını yaptı.

HDP’liler “nefes aldığı sürece” Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Başkan olmasına izin vermeyeceği” beyanı gerçekten sert ve güçlü bir çıkış oldu.

Demirtaş, Erdoğan’ı hassas yerinden, hedeflediği süper-başkanlık sisteminden vurdu.

Buna demek ki o kadar önem veriyordu ki, Meclis tarihinin belki de en kısa grup konuşmasıyla, hem de etkisini daha da güçlendirmek için üç tekrarla verdi mesajını.

Haberin Tamamı İçin:

Bugün Ülkede Yaşayan 77 Milyon, Sonsuza Kadar Ünlüdür | Gülse Birsel | Hürriyet

Bugün Ülkede Yaşayan 77 Milyon, Sonsuza Kadar Ünlüdür | Gülse Birsel | Hürriyet

“Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” diyen Andy Warhol’un vizyonsuzluğunu, ne kadar küçük düşündüğünü, devletimiz açık seçik ortaya koydu. Allah’ıma bin şükür, bugün ülkede yaşayan 77 milyon, sonsuza kadar ünlüdür!

20 Aralık 2014 tarihli belgeye göre, “Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nın, filanca kanun falanca fıkra gereğince, emniyet ve asayişi sağlamak üzere ülke genelinde herkese (evet herkese) ait istihbarat bilgilerinin sanal ortamda detaylı veri analizi programı ile topladığı ortaya çıkmıştır.”

…Yani bir istihbarat polisi, sizinle ilgili her özel bilgiye bilgisayardan ulaşabiliyor. Ayrıca bu kayıtlara, mesela “Etraftan borç alıp geri vermiyor”, “Botoks yaptırmış”, “Onun için öyle böyle diyolla” gibi bir not da ekleyebiliyor.

Yani Vikipedya ve Ekşi Sözlük’ü topla, çok daha kapsamlısını 77 milyon için düşün.

Haberin Tamamı İçin:

Kılıçdaroğlu'na O Belgeyi Erdoğan mı Gönderdi? | Abdülkadir Selvi | Yeni Şafak

Kılıçdaroğlu'na O Belgeyi Erdoğan mı Gönderdi? | Abdülkadir Selvi | Yeni Şafak

Kemal Kılıçdaroğlu’nu dinliyorum. Gözlerim kapalı. Az sonra 1 hafta önce ilan ettiği bombayı patlatacak.

Tek bir çıt bile çıksın istemiyorum.

Kemal Bey, “Artık bu ülkede Davutoğlu’na adam gibi soru sorma cesaretine sahip gazeteciler istiyoruz” deyince, o an yerimden fırlıyorum.

Bir koşu Başbakanlığın kapısına dayanıyorum. Davutoğlu’nu bulup sormak için. Fakat ne soracağım?

Kemal Bey sağ olsun. Onu da söylüyor. Başbakan’ı bulduğumda açık ve net olarak ,”77 milyon insan senin iktidarın döneminde fişlendi mi fişlenmedi mi?” diye soracağım.

Hatta yetinmeyeceğim. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da bulduğumda aynı soruyu soracağım.

Haberin Tamamı İçin:

Kozmik Oda'nın Esrarı | Oya Baydar | T24

Kozmik Oda'nın Esrarı | Oya Baydar | T24

Gündelik yaşamımızı, ruh sağlığımızı, huzurumuzu, çoluk çocuğumuzun geleceğini etkilemese, bu ülkede olup bitenleri heyecanlı, biraz da acıklı ve korkulu bir macera filmi gibi seyredebilirdik. Yabancı bir medya mensubu olsaydık, zaman zaman dehşete düşsek, ya da kavrama güçlüğü çeksek bile, akla ziyan konu bolluğu karşısında keyifle el ovuştururduk. Ama bizler: kaderini bu ülkeye, bu topraklara bağlamış olanlar, eskiden reklam niyetine sinema afişlerine yazılan “29 kısım, tekmili birden” maceraları aratmayacak bu toplumsal iklimde bunalıyoruz, bunalmakla kalmayıp pusulamızı da şaşırıyoruz kimi zaman.

7 yıl kadar önce; failimeçhullerin araştırılacağını, devlet bağlantılı derin çetelerin açığa çıkartılacağını, devletin derinliklerindeki karanlığın bir ucundan da olsa aydınlanacağını, darbeci-vesayetçi odakların ve onların Gladyocu tetikçilerinin etkisizleştirileceğini düşünmüş, umut etmiştik.

Haberin Tamamı İçin:

Korkunç Tablo | Hayko Bağdat | Taraf

Korkunç Tablo | Hayko Bağdat | Taraf

Biraz içiniz sıkılacak ama bu istatistikleri sonuna kadar okumanızı rica edeceğim:

Evli kadınların yüzde 36’sı eşi ya da birlikte olduğu erkeğin fiziksel şiddetine maruz kalıyor.

Fiziksel şiddet, her 10 kadının 1’inde gebelikte de devam ediyor.

Kadınların yüzde 38’i yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel ve/veya cinsel şiddetten birine maruz kalıyor.

Evli kadınların yüzde 12’si cinsel şiddet yaşıyor.

Kadınların yüzde 26’sı 18 yaşını tamamlamadan evlendiriliyor.

Kadınların yüzde 44’ü şiddetten kimseye söz etmiyor.

Her 10 kadından 3’ü şiddete fiziksel olarak karşılık veriyor ve evini kısa süreliğine terk ediyor.

Kurumsal başvuruda bulunanların oranı ise sadece yüzde 11.

Haberin Tamamı İçin:

100 Yıllık Zafer: Çanakkale | Mehmet Tanju Akad

100 Yıllık Zafer: Çanakkale | Mehmet Tanju Akad

Çanakkale, Türkiye'nin ayakta kalmasını, Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyeti mümkün kılmış olan bir zaferdir. Çanakkale Savaşları, yurtseverliğin birçok eksiği telafi edeceğini ispat etmiştir.

1915 yılındaki Çanakkale Muharebeleri Türk ve dünya tarihinde çok özel bir yere sahiptir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, İngilizler şayet Çanakkale Boğazı'nı geçip Gelibolu Yarımadası'nı da işgal edebilselerdi, Türkiye Kafkas, Irak ve Filistin cephelerini idame ettiremez ve kısa süre içerisinde savaş dışı kalabilirdi. Ordunun tedarik ve üretim tesislerinin çoğu İstanbul'da bulunuyor ve dışarıdan gelen malzemeyle birlikte Haydarpaşa'dan sevk ediliyordu. Keza eğitim tesislerinin çoğu da buradaydı. İstanbul'un işgali durumunda Kurtuluş Savaşı da yapılmayabilir ya da çok daha zor koşullar altında daha kısıtlı bir sonuca ulaşılabilirdi. Kaldı ki o takdirde yardım gönderen bir Rusya yerine, çok büyük ve yakın bir başka işgal gücüyle daha karşılaşacaktık. Ayrıca Türk ordusu 1915 ve 1916 yıllarındaki başarılarının moralini taşımayacaktı. Kurtuluş Savaşı'nı yapan kadrolar bu savaş içerisinde yetkinleşti.

Haberin Tamamı İçin:

Kürt Sorunu Yoktur! | Mehveş Evin | Milliyet

Kürt Sorunu Yoktur! | Mehveş Evin | Milliyet

Tabii ya, yoktur

Kürt sorunu.

Çocukları işkencede, gözaltında ya da sokakta “kaybedilen”, failleri 20 yıldır ortaya çıkarılmayan, evlatlarının kemiklerine kavuşmayı bekleyen Cumartesi Anneleri vardır...

90’lı yıllarda yakılan, yıkılan, boşaltılan 4.500 köyün hesabı görülmemiş hikâyesi vardır...

O köylerin her birinde, her ailede işkence görmüş, “itirafçı”ların bir sözüyle tutuklanmış, öldürülmüş en az bir kişi vardır.

Bunlara tanık olmuş, sokakta TOMA’yla büyüyen, öfkeyle bilenen çocuklar vardır.

“Köye geri dönüş” yasasıyla birlikte dönenlere hâlâ çıkarılan zorluklar vardır.

Kürt sorunu yoktur.

Kürtçe sorunu vardır.

Haberin Tamamı İçin:

100 Sene Önce 100 Sene Sonra | Yılmaz Özil | Sözcü

100 Sene Önce 100 Sene Sonra | Yılmaz Özil | Sözcü

Conkbayırı’nı temizlemek için süngü hücumu başlatmıştı, karşıdan yoğun topçu ateşi vardı, aniden bi şey çarptığını hissetti, elini göğsüne götürdü, üniforması yırtılmıştı, sağ cebindeki saatine şarapnel isabet etmişti. Saat darmadağın olmuştu ama, Türkiye Cumhuriyeti’nin hayatı kurtulmuştu.

O akşam, Liman von Sanders’in karargahına geldi. Ortak lisanları Fransızcaydı. Lancashires ve Wiltschires alaylarının imha edildiğini anlattı. Sonra da paramparça saatini cebinden çıkararak “bugünün muvaffakiyet hatırası olarak kabul buyurmanızı rica ederim” dedi.

Alman general hadiseyi biliyordu. O saatin, madalyadan çok daha değerli olduğunun farkındaydı. Teşekkür etti, elini cebine attı, kendi saatini çıkardı, altın’dı, arkasında imparatorluk tacı ve L.S. harfleri kazılıydı, “ben de bunu kabul buyurmanızı rica ederim” dedi.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Ahmet DavutoğluAltınBaşbakanÇanakkale BoğazıFilistinHDPHalkların Demokratik PartisiIrakİstanbulJet SosyeteKemal KılıçdaroğluÖğretmenRecep Tayyip ErdoğanRusyaSavaşSelahattin DemirtaşSinema
Görüş Bildir