Her ülkenin kendine has bir kültürü ve alışkanlıkları var. Farklı kültürlerin bir araya gelmesi her zaman benzersiz hayat hikayelerini ve alışkanlık dönüşümlerini beraberinde getiriyor. Dünyanın bir ucundan gelen bir insanın, hiç tanımadığı bir ülkede geçirdiği zaman diliminde edindiği sıradan davranışlar, kendi memleketine döndüğünde adeta bir kültür şokuna dönüşebiliyor. Bizim için her gün fark etmeden uyguladığımız, hayatın doğal bir parçası olan geleneksel yaklaşımlar, başka coğrafyalarda yaşayan topluluklar için son derece sıra dışı ve kafa karıştırıcı olabiliyor.
Bir süre Türkiye'de yaşayan Mozambikli genç kadın, Türkiye'de bulunduğu süre boyunca benimsediği ancak kendi ülkesine döndüğünde oradaki insanlar tarafından oldukça tuhaf bulunan 3 alışkanlığı takipçileriyle paylaştı. Ülkemizin alışkanlıklarını dışardan bir gözle değerlendirme şansı sunan video, kültürel etkileşimin en neşeli ve samimi örneklerinden birini gözler önüne serdi.
Yoğurt, terlik, kedi!
Genç kadının Türkiye'den ithal ettiği ve Mozambik'teki çevresi tarafından en çok yadırganan ilk alışkanlığı, yemeklerin yanında yoğurt tüketmek. Mozambik'te insanların yoğurdu pek bilmediğini, hele ki ana yemeklerin yanında katık olarak tüketilmesini çok garipsediklerini belirtti. Zaten bu alışkanlığımız pek çok ülkede tuhaf karşılanıyor. Genç kadın Türkiye'de geçirdiği zamanın ardından artık makarnanın dahi üzerine yoğurt dökmeden yiyemediğini ve yoğurtsuz bir sofra düşünemediğini samimi bir şekilde ifade etti.
İkinci büyük şaşkınlık yaratan alışkanlık ise eve kesinlikle ayakkabıyla girmemek ve misafirlere ev terliği ikram etmek. Mozambik kültüründe evlerin içine ayakkabıyla girilmesinin son derece normal olduğunu, bu yüzden gelen misafirlerden ayakkabılarını çıkarmalarını rica edip onlara terlik vermesinin oradaki insanlar tarafından oldukça tuhaf bir durum olarak değerlendirildiğini söyledi.
Listenin son maddesi ise Türk insanının kalbini en çok ısıtan noktalardan biri olan hayvan sevgisi. Mozambik'te sokak hayvanı kavramının pek yaygın olmadığını, evlerde kedi veya köpek besleyenlerin de bunu genellikle sevgi bağından ziyade fareleri uzak tutmak ya da hırsızlardan korunmak gibi tamamen işlevsel nedenlerle yaptığını paylaştı. Ancak Türkiye'deki insanların sokaktaki ve evdeki canlılara gösterdiği karşılıksız sevgiden çok etkilendiğini ve bu sayede kendisinin de bir kedi sahiplendiğini anlattı. Kedisini kucağına alıp sevdiğinde çevredekilerin hala şaşkın bakışlarına maruz kaldığını da ekleyerek, Türkiye'nin şefkat dolu kültürünün hayatına yaptığı güzel dokunuşu özetledi.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın