Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Avrupa'daki Cadı Avcılarının Kurbanlarını Seçerken Kullandığı Tüyler Ürpertici Yöntemler!

994PAYLAŞIM

15. ve 18. yüzyıllar arasında Avrupa oldukça ürkütücü bir yerdi, özellikle de yaşlı kadınlar için. Katolik ve Protestan kiliseleri arasındaki dini terör sürerken, bu gerginliğin kaynağını şeytana tapanların varlığına bağladılar. Avrupa'daki Cadı mahkemeleri, Almanya, İsveç, Fransa ve Birleşik Krallık çevresinde toplamda 200,000 can aldı.

Kaynak: http://listverse.com/2018/08/16/10-ways-...

9. Cadıyı Uyandırma

Uyku yoksunluğu, stresli bir işiniz veya küçük bebekleriniz varsa sizin de yaşadığınız bir problemdir. Ancak bu problem, İskoçya'da cadı olmakla itham edilen insanlar için çok daha zor bir test, hatta bir ceza olmalı. Suçlanan kişi ağzında, dört keskin çatalla birlikte demir bir çemberle duvara bağlanırdı ve uzanması imkansız olan kişi, acı içinde uyanık kalırdı.

Bu işlemden muhtemelen 3 gün sonra, kurban halüsinasyonlar görmeye başlardı ve dolayısıyla sorgulama esnasında da uçmak, hayvana dönüşmek ve şeytansı ritüellerde görev almak hakkında fantastik olaylardan bahsederlerdi.

Sorgulamadan sonra da cadı avcıları, bu olayı ''cadıyı uyandırma'' olarak adlandırırdı ve bunu yaşayan kadınlar kesin olarak suçlu kabul edilirlerdi. İskoçya'da cadılıkla suçlanan kurban kadınlar, bir kazığa bağlanarak yakılırlardı.

8. Dokunma Testi

1662 yılında, iki İngiliz kadın ''dokunma testi''ne tabi tutulmuşlardı. Rose Cullender ve Amy Denny isimli kadınlar, epilepsi hastası iki küçük kıza büyü yapmakla suçlanmışlardı. Cadı avcıları, büyünün etkisindeki birinin, büyüyü yapanla fiziksel temas kurması halinde anormal tepkiler vereceğine inanıyordu. Şüpheli kişi, epilepsili hastasının olduğu yere getirilir ve ona dokunması istenirdi. Hasta kişinin nöbeti geçerse, şüphelinin cadı olduğu kanıtlanmış olurdu.

Cullender ve Denny vakasında, hasta kızlar nöbet geçirirken yumruklarını öyle bir sıkmışlar ki, köylerindeki en güçlü kişi bile avuçlarını açamamıştı.

Ancak şüpheli kadınların kızlara dokunmasıyla, nöbetleri aniden kesilivermiş ve avuçları açılmıştı. Bu olayın üzerine hakim, kızların gözlerini bağlayarak mahkeme salonundaki herhangi birinin onlara dokunmasını istemişti. Sonuç, birisi onlara her dokunduğunda aynı olmuştu. Yani kızlar numara yapıyordu. Buna rağmen Cullender ve Denny suçlu kabul edilmişti ve asılarak infaz edilmişlerdi.

7. Gergi

Almanya'nın, en çok cadının yakıldığı ülke olduğu bilinir. Piskopos Philip Adolf von Ehrenberg'in hükümetinde hiç kimse güvende değildi. Ne kendi yeğeni, ne de 19 Katolik din adamı. Bunlardan yedisi, başlarından olmadan veya yakılmadan önce, şeytanla cinsel ilişkiye girmekten suçlu bulunmuşlardı.

Ellerinden ve ayaklarından, demir bir çerçevenin farklı köşelerine gerilen suçlulara, suçları zorla itiraf ettirilirdi.

6. İğneleme

İğneleme, cadılığı test ederken kullanılan en etkili yöntemler arasında kaul ediliyordu. Şüpheli, bütün mahkemenin önünde çırılçıplak soyulur ve baştan ayağa tıraş edilirdi. Bunu yapmaktaki amaç da ''cadı''nın vücudundak bir iblis izi bulmaktı. İzi arayan kişi, kalın bir iğneyle, şüpheli bulunan kişinin tüm vücudunu kazırdı.

Vücutta kanamayan veya acımayan bir bölge bulunması, kişinin cadı olduğunu ve şeytanla iletişimde olduğunu kanıtlamak için yeterliydi. Bunun bir cinsel istismar olduğunu düşünürsek, birçok kadının sadece utanç duygusundan kurtulmak için suçlu olduklarını kabul ettikleri varsayılabilir.

5. Visgossarlar

İsveç, cadı avı konusunda eşsiz bir yer çünkü burada cadı olmakla suçlanan kişinin tanıkları kendi akrabalarından seçilirdi, çoğunlukla da kendi çocuklarından. Çocuklarına da işkence edilir ve işkence sonucu çocukların fantastik hikayeler anlattıkları bilinirdi. Çocuklara, cehennem benzeri bir yeri ziyaret edip etmedikleri sorulurdu ve işkenceden kafaları bulanan çocuklar, akla gelmeyecek derecede yaratıcı hikayeler anlatınca, anneleri de haliyle suçlu bulunurdu.

''Visgossar''lar, cadıların yüzünde başka hiç kimsenin göremediği, ''Stigma Diaboli'' adı verilen şeytana ait bir iz gördüğü bilinen genç çocuklardı.

Bu çocukların suçlu gösterdiği birçok masum kadınlar, günlerce süren işkenceden sonra idam edilirdi.

4. Sandalyeyle Suya Daldırma

En güvenilir ve en yaygın metot olan sandalyeyle suya daldırma, şüphelinin sandalyeye bağlanıp bir makara yardımıyla dondurucu suya indirilmesi şeklindeydi. Eğer şüpheli gerçekten suçluysa, suda batmazdı ve ölüm cezasına çarptırılırdı. Fakat eğer masumsa da, sandalye batardı ve şüpheli boğularak can verirdi. Masum kişinin boğularak ölmesi durumunda cennete gideceği düşünülürdü. Bu ceza metodu sadece kadınlar için tasarlanmıştı ve cadılar ile hayat kadınları üzerinde kullanılırdı.

3. Cadıyı Tartma

Hollanda'da ünlü bir tartı merkezi vardı. Almanya ve Macaristan kadar uzak yerlerden bile masumiyetini ispat etmek isteyen kadınlar buraya gelirlerdi. Bu metodun mantığı basitti. Ruhlar, taşıması ağır yüklerdir ve cadıların bir ruhu olmadığı için de tartıda masum kadınlardan daha hafif gelirler şeklinde bir mantık yürütülüyordu.

2. Şeytan Emziği

Cadıların, evlerinde kedi-köpek kılığına girmiş iblisleri evcil hayvan olarak beslediklerine inanılırdı. Bu evcil iblisler, Şeytan'ın cadıya hediye olarak bahşettiği özel meme ucundan beslenirlerdi.

Vücudunda belirgin bir leke, et beni veya doğum izi olan şüpheli kadınların cadı olduğu ve iblisleri beslediği ispatlanmış olurdu. Bu yöntemle suçlu bulunan cadıların %80'i kadındı ve bu da Cadı Mahkemeleri'nin ne kadar kadın düşmanı olduğunun bir örneğidir.

1. Ağlayamama

Cadıların Çekici, Orta Çağ'da cadılar, onların büyüleri ve cezalandırılma yöntemleri hakkında yayınlanan bir belgeydi. İki Alman keşiş tarafından yazılan belge, yüzyıllar boyu İncil'den sonra en çok satılan kitaptı.

Kitap, cadıların yargı önünde işkence dahi edilse gözyaşı dökemeyeceklerini bildiriyordu. Orta Çağ'daki yetersiz sağlık hizmeti ve kişisel hijyenden ötürü gözyaşı kanallarıyla ilgili hastalıklar yaygındı. Gözyaşı kanalı hastalığı olan birinin gözyaşı dökmesi imkansızdı. Özellikle yaşlı kadınlarda görülen bu hastalık dolayısıyla, birçok kadın sırf gözleri bozuk diye idam edildiler.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
cadi-cafe-izmir

Adres: Konak, 897. Sk. No: 21, 35000 Konak/İzmir - Whatsapp: 0 505 329 00 89 - İzmir'de en iyi falcı - Fal - Kahve Falı - Tarot - Su Falı - Yıldızname - Kurşun Döktürme - Falcı - İzmir

emrehan-pekoren

Binlerce belki milyonlarca insan bok yoluna hayatını kaybetmiş. Oralar da zamanında hep çomarmış. Ama bugün adamlar fazla dinciliğin zararlarının farkındalar. Burada cadı avı saçmalığında adı geçen İsveç'te bir ara kilisilerin para yardımı alamayıp kapandıklarını bile duymuştum ki zaten orada din işlerine devlet karışmıyor yanlış hatırlamıyorsam. #7 numarada ayrıca Almanlar sırf cadı değil başka şeyleri yakmada da birinciler. 😂

Gizli Kullanıcı

#9 ve #8 modern dünyada da psikolojik işkence yöntemi olarak kullanılıyor. Doksanlarda hapishanelerde sağlam örgütlenen Dhkp-c, polisle işbirliğine girdiğine inandığı veya örgütü terk edeceğini söyleyen militanlarını bu yolla saf dışı bırakıyordu. Görünürde hiçbir fiziksel darp yok ama psikolojik yıkım devasa boyutlarda.

doask

bunlar hep din işteee

gece-gunes

Bu da meşhur Avropa. Hani medeniyyet , hani insani özgürlük. Geçmişi bu kadar kanla dolu ülkelerin şimdi sözde barış devletleri olması ne ironi ama.

deyyus

Kanla dolu geçmişi olmayan bir millet veya din biliyor musun? Masum değiliz hiç birimiz...

lebows

o adamlar kanla dolu geçmişlerini reformlarla yine kendileri düzelttiler peki biz ne yaptık ahaha bin yıldır aynı şeyleri tartışıyoruz

Görüş Bildir