Avrupa'da Protestolar Büyüyor: Fransa'dan Arnavutluk'a Göstericiler Ne İstiyor?
Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz ve Arnavutluk'ta son haftalarda başlayan protestolar 17-18 Ekim hafta sonunda yeni bir boyuta ulaştı. Fransa'da öğrencilerin eğitim koşullarına tepkisi yüz binlerce kişinin katıldığı gösterilere dönüşürken, İspanya'da 87 yaşındaki bir kadının evinden çıkarılması konut krizine karşı eylemlerin simgesi oldu. İtalya ve Portekiz'de hayat pahalılığı öne çıkarken Arnavutluk'ta öğrencilerin başlattığı gösterilerde Başbakan Edi Rama'nın istifası isteniyor. Eylemler tek bir merkezden örgütlenmiyor ve göstericilerin talepleri geçim koşulları, kamu hizmetleri ve gençlerin geleceği başlıklarında kesişiyor.
Fransa'da liselilerin eylemi ülkeye yayıldı.
Fransa'da protestolar eylül sonunda Paris'in kuzeyindeki işçi mahallelerinde bulunan liselerde başladı. Öğrenciler öğretmen eksikliğine, yetersiz eğitim olanaklarına, bakımsız derslikler ile üniversiteye kabul sistemindeki belirsizliklere tepki gösterdi, bazı okullarda öğretmen açıkları yüzünden öğrenciler aylarca derslerinden geri kaldı. Akaryakıt fiyatlarındaki artış ve hükümetin ekonomi politikalarından şikâyetçi kesimler de gösterilere katılınca eylemler büyüdü. Fransa'nın en büyük sendikalarından CGT öğrencilere destek vererek ücretlerin ve emekli aylıklarının artırılmasını, fiyatların düşürülmesini ve kamu hizmetlerinin iyileştirilmesini istedi, 2018'de akaryakıt zammına karşı doğan Sarı Yelekliler hareketinin üyeleri de yürüyüşlere eşlik etti.
17 Ekim Cumartesi günü ülke genelinde yaklaşık 110 gösteri düzenlendi, İçişleri Bakanlığı en az 550 bin kişinin sokağa çıktığını açıkladı, katılımcı sayısına ilişkin tahminler 800 bine kadar yükseldi. Paris, Lyon, Marsilya, Bordeaux ve Limoges'daki gösterilerde polis ile bazı gruplar çatıştı, mağazalar yağmalandı ve Limoges'daki belediye binasında yangın çıktı. Başbakan Sébastien Lecornu 1200 kişinin gözaltına alındığını ve 150 polisin yaralandığını bildirdi. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron şiddeti kınarken hükümet 3 bin ek yedek öğretmen görevlendirilmesine ve gelecek yıl için planlanan bazı üniversite kayıt ücreti artışlarının iptaline karar verdi. Ücret, emekli aylığı ve hayat pahalılığına ilişkin talepler ise karşılık bulmadı, protestolar Nisan 2027'de yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Macron yönetimi üzerindeki baskıyı artırıyor.
İspanya'da bir tahliye konut krizinin simgesi oldu.
İspanya'daki protestoların merkezinde uzun süredir devam eden konut krizi var, gösterilerin ülke çapına yayılmasına ise Madrid'de yaşayan 87 yaşındaki Maricarmen Abascal'ın 23 Eylül'de evinden çıkarılması yol açtı. Abascal, 70 yılı aşkın süredir oturduğu evin bir yatırım fonu tarafından satın alınmasının ardından yüksek bir kira artışıyla karşılaştı. Yüzlerce kişi tahliyeyi engellemek için evin önünde toplandı ancak polis müdahale etti, Abascal'ın sedyeyle ambulansa taşındığı görüntüler ülke genelinde tepki topladı. Olaydan üç gün sonra 26 Eylül'de Madrid'de büyük bir yürüyüş yapıldı, resmî verilere göre yaklaşık 25 bin kişinin katıldığı gösteriyi organizatörler 300 bin olarak duyurdu. Protestocular ardından Puerta del Sol Meydanı'nda çadır kurdu, gösteriler başka şehirlere de yayıldı.
Tahliyenin ardından ağır kaygı ve bitkinlik nedeniyle hastaneye kaldırılan Abascal 7 Ekim'de hayatını kaybetti, ölümü protestoların yeniden büyümesine yol açtı. Göstericiler kiraların sınırlandırılmasını, alternatif konut sağlanmadan yapılan tahliyelerin önlenmesini, kısa süreli kiralamaların daha sıkı düzenlenmesini ve yatırım fonlarının konut piyasasındaki faaliyetlerine kısıtlama getirilmesini istiyor. Konut açığının 2028'e kadar bir milyon eve ulaşabileceği tahmin edilirken, özellikle büyük şehirlerde yükselen kiralar gençlerin bağımsız bir yaşam kurmasını zorlaştırıyor. Başbakan Pedro Sánchez'in hükümeti kiracıları korumaya yönelik düzenlemeleri parlamentodan geçiremeyince Sánchez 29 Kasım 2026 için erken seçim çağrısı yaptı.
Milano'da hayat pahalılığı yürüyüşü çatışmaya döndü.
İtalya'da artan yaşam maliyetleri ve kamu hizmetlerindeki sorunlara tepki, 17 Ekim Cumartesi günü ülkenin kuzeyindeki Milano, Bologna, Torino, Brescia ve Bergamo'da düzenlenen gösterilerle sokaklara taşındı. Göstericiler hayat pahalılığını, akaryakıt fiyatlarını ve kamu hizmetlerine ayrılan kaynakların yetersizliğini gündeme getirdi, gelirlerinin artan fiyatlar karşısında yetersiz kaldığını belirterek ekonomik koşulların iyileştirilmesini ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesini istedi.
Milano'daki yürüyüş başlangıçta barışçıl ilerledi, bazı grupların polisle karşı karşıya gelmesinin ardından Piazza Duomo çevresinde maskeli göstericiler polise taş attı, mağazaların camlarını kırdı ve çöp konteynerlerini ateşe verdi. Polis göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti, 17 Ekim'de kuzey kentlerindeki çatışmaların ardından 28 kişi gözaltına alındı. Protestolar 18 Ekim Pazar günü de sürdü ve Milano'daki olaylar sırasında 60'tan fazla kişi kimlik tespiti için polis merkezine götürüldü. Başbakan Giorgia Meloni şiddet olaylarını kınadı, hükümet gelişmeleri değerlendirmek için 19 Ekim Pazartesi günü toplanacağını duyurdu. Gösteriler, gelecek yıl yapılacak seçimler öncesinde hükümetin ekonomi politikalarına yönelik tepkileri de görünür kıldı.
Portekiz'de konut fiyatları iki katına çıktı.
Portekiz'deki protestoların temelinde konut fiyatlarındaki hızlı artış, düşük ücretler ve yükselen yaşam maliyetleri var. Konut fiyatları 2017'den bu yana iki kattan fazla arttı, yeni kira sözleşmelerindeki bedeller de aynı dönemde neredeyse ikiye katlandı. Eylül 2026'da enflasyon yüzde 3,6'ya ulaşırken akaryakıt fiyatları yıllık bazda yüzde 15 yükseldi. Ekim ayında konut hakkı savunucularının düzenlediği eylemler ülkenin en büyük sendika konfederasyonu CGTP'nin desteğiyle büyüdü, Porto'da aktivistlerin kurduğu çadır kampı ise polis tarafından dağıtıldı. 17 Ekim Cumartesi günü Lizbon'da on binlerce kişi CGTP'nin çağrısıyla yürüdü, yürüyüşe işçiler, öğrenciler ve konut hakkı savunucuları katıldı, Porto ve Coimbra'da da gösteriler yapıldı. CGTP ücretlerin ve emekli aylıklarının artırılmasını, kamu hizmetlerinin güçlendirilmesini ve hayat pahalılığına karşı önlem alınmasını istiyor.
Aylık yaklaşık 1300 euro burs geliri olan 26 yaşındaki doktora öğrencisi Carolina Cruz, partneriyle yaşadığı ev için 716 euro kira ödediğini, sözleşme yenilenirse bu tutarın 1200 euronun üzerine çıkabileceğini ve evini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Merkez sağ hükümet göstericilerin taleplerine yönelik çalışmaların sürdüğünü savunurken Parlamento İşleri Bakanı Carlos Abreu Amorim 16 Ekim'de hükümetin sokaktan gelen baskıyla hareket etmeyeceğini belirtti. CGTP Genel Sekreteri Tiago Oliveira ise taleplerin karşılanmaması halinde yeni bir genel grev çağrısını dışlamadıklarını açıkladı.
Arnavutluk'ta öğrenciler Rama'nın istifasını istiyor.
Arnavutluk'taki protestolar, diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak doğrudan hükümetin istifasını hedefliyor. Hoşnutsuzluğun arkasında yolsuzluk iddiaları, genç işsizliği, eğitim sistemindeki yetersizlikler ve hükümetin ekonomi politikaları var, eylemlerin geçmişi ise yaz aylarına uzanıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın yatırım şirketiyle bağlantılı, ülkenin güney kıyılarında planlanan lüks turizm projesi de protestoları besleyen tartışmalardan biri oldu. Gösteriler ekim ayında öğrencilerin katılımıyla yeni bir boyut kazandı. 13 Ekim'de başlayan son dalgada binlerce genç Başbakan Edi Rama'nın istifasını isteyerek sokağa çıktı, Tiran'daki Eğitim Bakanlığı önünde toplanan öğrenciler üniversitelerdeki koşulların iyileştirilmesini, iş olanaklarının artırılmasını ve yolsuzlukla mücadelede somut adımlar atılmasını talep etti.
Gösteriler kısa sürede başkent dışına yayıldı, bazı göstericiler kamu binalarına zarar verip polise taş ve molotofkokteyli attı, güvenlik güçleri göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve ses bombalarıyla karşılık verdi. Yaklaşık 500 kişi gözaltına alındı, bunlardan 330'u serbest bırakıldı. Gösteriler 18 Ekim Pazar günü altıncı gününe girerken protestocular yine Eğitim Bakanlığı önünde toplandı ve polisle çatıştı. Muhalefetteki Demokrat Parti protestolara destek vererek geçici bir hükümet kurulmasını ve erken seçim yapılmasını istedi. Dördüncü dönemini sürdüren Rama ise istifa çağrılarını reddetti, protestoların ülkenin Avrupa Birliği'ne katılım sürecini tehlikeye attığını savundu ve gösterilerin arkasında dış aktörler bulunduğunu öne sürdü. Arnavutluk 2030'a kadar AB üyeliğini hedefliyor.
Göstericiler geçim ve gelecek istiyor.
Protestolar tek bir merkezden örgütlenmiş ortak bir hareketin parçası olmasa da göstericilerin talepleri üç noktada kesişiyor. Bunlar geçim koşullarının iyileştirilmesi, kamu hizmetlerine daha fazla kaynak ayrılması ve gençlerin geleceğe ilişkin kaygılarının giderilmesi. İspanya'da 23 Eylül'deki tahliye, Fransa'da eylül sonundaki okul eylemleri, Arnavutluk'ta ise yaz aylarından beri biriken hükümet karşıtı tepkiler gösterilerin başlangıç noktasını oluşturdu. 17 Ekim hafta sonu Fransa, İtalya, Portekiz ve Belçika'da düzenlenen gösteriler, birbirinden bağımsız hareketlerin aynı dönemde geniş kitleleri sokağa çıkardığını gösterdi.
Fransa ve Arnavutluk'ta öğrenciler eylemlerin başlıca aktörleri arasında yer alırken İspanya ve Portekiz'de gençlerin konuta erişimde yaşadığı güçlükler sorunların merkezinde duruyor. İtalya'da ise fiyat artışları, ücretler ve kamu hizmetlerindeki sorunlar protestoların temelini oluşturuyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın