Say: 'Holdinglere İhtiyaç Duymuyoruz'
Sanatçı Fazıl Say, 2 yılda bir yapılan BİFO-SAY festivalinin bu yıl iptal edilmesiyle ilgili bir açıklama yaptı.Fazıl Say 2 yılda bir yapılan BİFO-SAY festivalinin bu yıl iptal edilmesiyle ilgili bir açıklama yaptı. 'Ben ve ekibim ne devlete ne de bu holdinglere ihtiyaç duymuyoruz' diyen Say, Borusan'ın festivali iptal etmesinin ardından aldığı ihaleye dikkat çekti.Say tarafından yapılan açıklama şu şekilde:'DostlarBORUSAN yönetimi (Ceo'su Agah bey) bugün tüm medyaya açıklamalar yapmış. Bir BİFO-SAY(Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Fazıl Say) festivalimiz vardı İstanbul'da. İki yılda bir olurdu. Bu yılki iptal edilmişti. Niye iptal edildiğini anlatmışlar basına. Tabi her zaman her şeye bir kılıf uydurulur.İşin aslı ise şu;Hatırlarsınız; Şu Antalya'da yaşanan haksızlık sebebi ile ben Gürer Aykal ile artık çalışamayacağımızı anlattım. Sadece ben mi anlattım? Gürer Aykal kendisi basına açıklamalar yaptı 'bir daha Fazıl Say eseri yönetmem' dedi. Şimdi belli ki burada bir anlaşmazlık var. Evet keşke olmasaydı. Ama maalesef o 'keşke'ler bu insanların egolarının önüne geçemiyor. Evet Antalya'da bu kavga oldu ama ben bunun Borusan ile olan Festivalimize yansımaması için gayret gösterdim. Bifo-Say festivali 4 konserden oluşuyordu. Bu 4 konserden sadece 1 tanesi Gürer beyin yöneteceği konser idi. Borusan 4 konserin tamamını iptal etmiştir. Okudunuz, hepsi ortada yazıldı.Tekrar etmeye gerek yok. Ben hep şunu savundum. Gürer Aykal ile zaten olmuyor, o da istemeyecektir benim ile konser yapmayı -ki istemiyor. Ya 4 konser içinden onun yöneteceği o konseri de kaldırın, ya o konsere başka şef alalım. Gürer Aykal'a da ayrı bir kapsamda başka bir konser verilsin. Sonuçta adı ve konusu Fazıl Say olan bir festival de devam edebilsin.' Bunu savundum. Ama bu olmadı... Olmadığının zaten hemen ardından da Borusan bir ihale kazandı. Agah bey diyor ki 'ihalenin bu konu ile alakası yoktur',  ben diyorum ki ' Bilemiyorum, neden olmasın?'.Dostlar kendi konserlerimizi organize ediyoruz. Türkiye'nin her yerinde konser veriyoruz. Gerekirse, Anadolu'da köylere gidip çalıyorum. Ben ve ekibim ne devlete ne de bu holdinglere ihtiyaç duymuyoruz. Başımızın çaresine bakarız. İyi müzik yaptığımız sürece de bu salonlardaki doluluk oranımız artıyor. Dünyanın her yerinde yılda 100 konserimiz var. Eserlerimiz her yerde çalınıyor. Tüm internette de yayılmış durumda. Her yıl 3-4 CD üretiyoruz. Çalışıyoruz. Deli gibi çalışıyoruz. Orkestra eserlerimin Türkiye'de çalınması durumuna gelince. Dünyanın her yerinde çalınıyor. Türkiye'de benim (Orkestra) eserlerimin çalınma olasılıkları kısıtlanmıştır. Bu durum tamamen siyasidir. CSO olayında gördünüz. Gürer Aykal ise tüm bu olaylarda kendini kullandırtmıştır. Kötü bir duruş sergilemiştir.Dostlar,Şunu sorun kendinize, Aykal ne kaybederdi Muammer Sun gibi duruş sergileyebilseydi?Borusan'daki arkadaşlara başarılar dilerim. Ben her yıl 40-50 Orkestra ile çalıyorum fazla ihtiyacım yok illaki Borusan Orkestrası ile çalmaya. Herkes işine baksın. Bizi de artık rahat bırakın. Çalışan üretenleri rahatsız etmeyin.Sevgiler, Saygılar.'İleri Haber
Nikon 2014 Mikroskopik Fotoğraf Yarışmasına Katılan Birbirinden Muhteşem 26 Detay Fotoğraf
2014 yılında Nikon tarafından düzenlenen fotomikrografi (mikroskopla büyütülmüş görüntülerin fotoğrafları) yarışmasına katılan birbirinden ilginç görüntüler, yaşadığımız dünyanın ne kadar ilginç ve çeşitliliğe sahip bir yer olduğunu gözler önüne serdi. Küçük canlıların bedenleri içerisinde detaylara saklanmış birbirinden renkli görüntüler ilgililerin beğenisi topladı. İşte yarışmaya katılan iddialı fotoğraflardan 26 tanesi;
Davutoğlu’nun Kızına Düşük Not Veren Öğretmenin Sınıftan Alındığı Öne Sürüldü
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 9’uncu sınıf öğrencisi kızı Hacer Büke Davutoğlu, matematik sınavından düşük not alınca, notu veren öğretmenin sınıftan alındığı öne sürüldü. Başbakanlık ise iddiayı yalanladı.Cumhuriyet gazetesinden Fırat Kozok'un haberine göre; Davutoğlu’nun Ankara Hacı Ömer Tarman Anadolu Lisesi 9. sınıfta okuyan kızı Hacer Büke matematik sınavından düşük not alınca, öğretmenden sınav kağıdını istedi. Araya okul müdürü de girdi. Sınav kağıdını vermeyen öğretmen, daha sonra kağıdın kopyasının alınmasına izin verdi. Bir süre sonra öğretmen sınıftan alınırken, yerine okula yeni atanan müdür yardımcısı ve matematik öğretmeni görevlendirildi.Edinilen bilgilere göre öğretmenin sınıftan alınması, diğer öğrenci velilerinin de tepkisini çekti. Bazı velilerin okula gelerek değişiklikle ilgili şikayetlerini okul yönetimine ilettikleri öğrenildi. Buna karşın bazı velilere, yeni müdür yardımcısının branşının matematik olması nedeniyle kendisine bir sınıf verilmesi gerekçesiyle böyle bir düzenleme yapıldığı bilgisi verildi.OKUL MÜDÜRÜ: KESİNLİKLE YANLIŞ BİLGİTelefonla ulaşılan okul müdürü Gülten Akyürek ise sert bir tavırla, “Bu konuda size bir şey söylemeyeceğim, çünkü bilgileriniz kesinlikle yanlış” deyip telefonu kapattı. Başbakanlık Basın Müşaviri Osman Sert ise, “İddia edildiği gibi sayın Başbakanımızın kızı Hacer Büke Davutoğlu’nun bir derste düşük not almasının ardından bir aile yakını ya da özel öğretmen tarafından okula gidilmesi, sınav kağıdının görülmek istenmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir. Sınavdan sonra dersin öğretmeniyle bu yönde hiçbir görüşme yapılmamıştır. Sadece her öğrencide olduğu gibi Hacer, düşük not aldığı kağıdını görmek istemiştir ki bu da son derece normaldir” dedi.'BABAMI İŞTEN KOVUN' DEMİŞTİDavutoğlu’nun “Cilvekuş” diye seslendiği kızı, henüz 9 yaşındayken dönemin Başbakan Tayyip Erdoğan ’a bir mektup yazıp, “Lütfen babamı işten kovun” diye ricada bulunmuştu.Başbakanlık'tan yalanlama geldiBaşbakanlıktan haberle ilgili yapılan açıklamada, Davutoğlu'nun, kızının ders durumu nedeniyle herhangi bir öğretmen hakkında idari tasarrufta bulunulmasının söz konusu olmadığı bildirildi.Açıklamada şunlar kaydedildi:''Bu haberle ilgili gerekli hukuki işlemler yapılacak olmakla birlikte, yayın öncesinde tüm detaylar izah edilmiş olmasına rağmen yalan bir haberde ısrar edilmesi basın ahlakına, insan ve çocuk haklarına aykırıdır.Daha önce defalarca izah edildiği ve kamuoyumuzun yakından takdir ettiği gibi Sayın Başbakan ve aile bireyleri hiçbir zaman bulundukları konuma bağlı bir ayrıcalık talebinde bulunmamıştır. Buna yıllardır tüm yakın çevreleri ve aziz milletimiz şahittir. Bu tarz haberler Sayın Başbakan ve ailesinin değil sadece bu tür yayıncılıkta ısrar eden basın kuruluşlarının itibarına zarar vermektedir.'' Cumhuriyet ve AA
Davutoğlu'ndan CHP'ye: 'Daha Şişli'yi Yönetemiyorlar'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP'nin elindeki Şişli Belediyesi'nde yaşananları değerlendirip, 'Daha Şişli'yi yönetemeyen Türkiye'yi nasıl yönetsin' diye konuştu.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Rize'deki AK Parti İl Kongresi'nde konuştu. Davutoğlu, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile arasında 'fitne çıkarmaya çalışmak'la suçladı. Başbakan, 'Sayın Kılıçdaroğlu, bütçe görüşmelerinde benimle Cumhurbaşkanımız arasında fitne çıkarmaya çalıştı. 'Bizim Cumhurbaşkanımızla ilişkimiz siyasetle başlamadı siyasetle bitmez. Ölümle de bitmez. Bu dünya ahiret kardeşliğidir' dedi.'Şişli'yi yönetemeyen Türkiye'yi nasıl idare etsin?'Davutoğlu, Şişli Belediyesi'nde Beldiye Başkanı Hayri İnönü ile yardımcısı Emir Sarıgül arasındaki gerginliği değerlendirdi. Ahmet Davutoğlu, 'Kılıçdaroğlu, 'Biz de Türkiye'yi idare ederiz demişti. Allah göstermesin. Şişli'de yaşananlardan sonra 4 dakika ülke yönetiminde olsalar, birbirilerini tehdit ederler. Daha siz Şişli'yi idare edemiyorsunuz. Şişli'yi idare edemeyenler nasıl milletten oy isteyebilirler? Farklı düşünceleri var diye bir milletvekilini istifa ettirdiler' diye konuştu.'Kirli oyunlar'Davutoğlu, Gülen Cemaati'nin kendilerine karşı siyasi partilerle işbirliği yaptığını savunurken de, 'Bu ülkede siyastte kaybeden partiler kirli oyunlar içine girdiler. CHP, HDP acaba yeni bir koalisyon oluşturabilir miyiz? Hepsi bir araya gelseler ve arkalarındaki paralel çete harekte geçse bizim hareketimizi durdurabilir mi?' diye sordu.'AB hemen Pazar günü açıklama yaptı'Başbakan, 14 Aralık'ta medya ve poliste Cemaat'e yönelik operasyona yurtdışından gelen eleştirilere de tepki gsöterdi. AB'nin tati günü olan pazar günü hemen açıklama yaptığını, ama başka bir konu olsa karar alma süreçlerinin haftalarca sürebileceğini belirterek, 'Konuyu saptırarak, sanki basına dönük bir operasyon yapılıyormuş gibi bunu dünyaya şikayet edenler ve bu şikayet üzerinden Türkiye'yi dışarda mahkum etmek isteyenler bilsinler ki Türkiye her açıdan özgürlükler ülkesidir, demokratik özgürlüklerin korunduğu bir ülke olmaya devam edecektir.' dedi.Davutoğlu, partisinin 2004'ten beri birçok kez engellenmeye çalışıldığını savunurken, 'Kıbrıs müzakerelerini yaparken 'genç subaylar rahatsız' manşetleri attılar. 2004 mahalli seçimlerine bu manşetlerle girdik. Zaferle çıktık' dedi. Davutoğlu, 27 Nisan'daki Genelkurmay Başkanlığı açıklamasını hatırlatıp, 'E-muhtıra verildi. Durdurabildiler mi? Adından başka cumhurla hiç alakası olmayan Cumhuriyet mitingleri yaptılar. 2007 seçimlerinde demokrasi tarihlerinde en büyük oyu alıp yolumuza devam ettik' diye konuştu. Ardından da, 'Bu kez kapatma davası açtılar. Büyük başarılara imza atmış bir lider aleyhine parti kapatma davası açtılar. Durdurabildiler mi?' diye sordu.'Onlar beddua ederken...'Davutoğlu Gezi protestolarını da 'provokasyon' olarak nitelendirirken şunları söyledi:'2011 seçimlerinden sonra Gezi provokasyonları... 8-10 ağacın bir yerden bir yere taşınması için Tüykiye'yi yangın yerine çevirenler Yalova'da asırlık ağaçlar kesilirken sesini çıkardı mı? Sayın Cumhurbaşkanımızın arkasında sadece millet vardı. Gezi provokasyonları başarılı olamayınca 17-25 Aralık'ta dini maskesi olan paralel çeteyi devreye soktular. Bu çete üzerinden halkın iradesiyle işbaşına gelmiş iktidarı yerle bir etmeye çalıştılar. 'Dönemin başbakanı' diye iddianame hazırladılar. O kadar emindiler ki. Başbakanı yerinden edeceklerdi. Ama bu milletin aziz fertleri bu parti ve lideri için alnı secdede dua ediyordu. Onlar bir diyarda vatan aleyhine beddualar yaparken, alnı secdedeki milletimiz başbakanımız için dua ediyordu. 30 Mart'ta millet cevabı verdi. Her türlü oyunu, her türlü tuzağı kurdular. Yetmedi, bütün partiler bir araya geldiler çatı aday çıkardılar. Onlar çatıyla uğraşırken biz milletin kendisiyle iletişim kurduk.'Davutoğlu ülkede hiç kimsenin inancı nedeniyle baskı görmesine izin vermeyeceklerini söylerken de CHP'yi eleştirdi. Başbakan, CHP'nin iktidarda olduğu 1950'ler öncesindeki tek parti dönemiyle hesaplaşması gerektiğini savundu.'Her tuzağın hesabı sorulacak'Konuşmasının sonunda Gülen Cemaati'ne dönük operasyonu da değerlendiren Davutoğlu, 'Basın mensupları, toplumda hiç kimse hesap veremez durumda değildir. Türkiye’de milli iradeye karşı her tuzağın, kumpasın hesabı sorulacaktır. Emniyet ve yargıda gizli yapılanmalarla vatandaşlarımızın hakkını gasp edenlerden bunun hesabı sorulacaktır' dedi.Al Jazeera
Akıllı Telefonlar 2015'te Zamlanacak
Zaten pahalı değil mi diyorsunuz. Evet pahalı ama daha da pahalanacak. İşte 2015 yılında gelecek yeni vergiler, akıllı telefonlara yansımaları ve çıkartılması düşünülen yeni vergiler...Her yeni yıl, tüm dünya halkları tarafından yeni umutlarla ve merakla bekleniyor. İnsanların genel olarak yeni bir başlangıç olarak düşündüğü her yeni yıl, Türkiye'de yenilenen vergilendirmelerle başlayacak.Esasında bu gerçeğe çok yabancı değiliz. Genel olarak her yeni yılın başlangıcıyla beraber, vergi rakamlarındaki değerlerde değişimler oluyor.2015'te teknolojiye yüzde 10.11 zam2015 'te yapılacak zam oranları geçtiğimiz aylarda belli olmuştu. 2015 yılında trafik cezaları, cep telefonu, emlak, taşıt ve iletişim vergisine yüzde 10.11 oranında zam yapılacağı biliniyor.Yani şu an 2000 liraya alınan bir telefona 202.2 TL zam gelecek ve fiyatı 2202.2 TL olacak. Tabi 2015 yılında telefonlara konan damga vergisinin de arttırıldığı biliniyor. Diğer tüm vergiler, damga pulunun dahil edilidiği fiyat üzerinden hesaplanıyor. Örnek vermek gerekirse Türkiye'ye gelen bir cihazın vergisiz fiyatı 500 TL ise, damga puluyla beraber 550 TL oluyor ve bunun üzerinden diğer vergiler hesaplanıyor. Bu da fiyatı yükselten etmenlerden biri olacak.İthal telefona ek vergi gelebilir!Henüz kesinleşmiş bir durum olmasa da, Vestel'in yerli telefon üretmesiyle beraber diğer ithal telefonlara ek vergilerin gelmesi gündemde. Zaten Vestel'in de bu şekilde hükümetten bir beklentisi olduğu da biliniyor.Cari açığın ciddi bir oranda yükseldiği Türkiye ekonomisi, tasarruf da yapamadığı için ek vergilerle satın alım oranlarını azaltma peşinde olacak.2013 yılında 12 milyon cep telefonu ithalatı yapan Türkiye, 2.7 milyar dolarını dışarıya vermiş oldu. Bu yüzden hükümet yerli akıllı telefona teşvik maksadıyla yabancı cihazlara daha fazla vergiler getirebilir. Tabi bunu biraz değişik bir biçimde yapmalılar. Çünkü gümrük birliği anlaşması, ithalat edilen mallara ek vergiler getirilmesinin önünü kısıtlıyor.Şimdilik hazırlık aşamasında olan yeni vergi, hükümete yakın kaynaklar tarafından da olumlu karşılandığı belirtiliyor. Yani 2015 yılı içerisinde, fiyatı yüksek olan ve yabancı akıllı telefonlarda ek vergilendirme yapılabilir.Bakalım küresel olarak durgunluğa giren ekonomi, özellikle Rusya ve Türkiye'de biraz daha durgunlaşacak gibi. Bunun yansıması da zam olarak bizlere yansıyacak.Dolar da yükseliyorDövizin yükselmeye başladığı günümüzde, 2015'te dövizin daha da yükselmesi de beklenenler arasında. Telefonların fiyatlarını bu tip etmenler de artırabilir.Telefon almayı düşünenlere, 2015 'i beklemeyin diyebiliriz.ShiftDelete.Net
Reklam
Galatasaray'da İkinci Hajrovic Vakası Yolda
Goran Pandev'in Galatasaray ile kontratını sona erdirmek istediği, FIFA'ya giderek serbest oyuncu hakkı elde etmeyi de düşündüğü öne sürüldü.Galatasaray'ı FIFA'ya şikayet ederek takımdan ayrılan Izet Hajrovic'in ardından, bir futbolcunun daha aynı yolda olduğu öne sürüldü. Makedon basınında yer alan haberlere göre, sezon başında Napoli'den transfer edilen ve bu sezonki ilk gollerini geçtiğimiz günlerde Ziraat Türkiye Kupası'nda Balçova Yaşamspor'a karşı atan Goran Pandev'in FIFA'ya müracaat etmeye hazırlandığı iddia edildi.31 yaşındaki futbolcunun dört aylık maaşında gecikmeler olduğu gerekçesiyle FIFA'ya başvurarak serbest oyuncu statüsü kazanmayı düşündüğü bildirildi. Kontratının sona ermesini beklemeden bedelsiz ayrılma hakkı kazanacak oyuncunun sezonun ikinci yarısını beklemeden takımla yollarını ayıracağı ve İtalya'nın yolunu tutacağı belirtildi.Makedon basınında 'Pandev kontratının sonlandırılmasını istiyor' başlığıyla verilen haberde, 'Pandev artık Türkiye'deki son günlerini sayıyor. Sarı-kırmızılı takımdan ayrılmak konusunda kararlı. Bu yönde tüm hazırlıklarını yaptı. Yeniden İtalya'nın yolunu tutacak. Kendisiyle ilgilenen kulüplerden bir tanesine imza atacak' ifadeleri kullanıldı.Eurosport
21. Ölüm Yıl Dönümünde 10 Video ile Türk Sinemasının "Baba"sı Hulusi Kentmen
Hulusi Kentmen (20 Ocak 1912, Tırnova - 20 Aralık 1993, İstanbul), Türk tiyatro ve sinema oyuncusu.Deniz Kuvvetlerinde astsubay rütbesiyle görev aldı. Deniz astsubaylığından emekli olduktan sonra sanat yaşamına atıldı. Hisse-i Şaiya oyunuyla profesyonel olan Kentmen, 1942'de Sürtük filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. Tatlı-sert ve babacan tarzı ile çoğu filmlerinde baba, komiser, bahçıvan, hakim vb. roller üstlendi, birçoğunda kendi adıyla oynadı. Kentmen, 1942-1988 yılları arasında 500'e yakın filmde rol aldı. Türk sinemasında bir klasik olan oyuncu 81 yaşında 20 Aralık 1993'te böbrek yetmezliği sonucu yaşamını yitirdi.
Reklam
Dünyanın En Büyük Dördüncü Gölü Olan Aral Tamamen Kurudu, Aferin Size İnsanlık!
etiket
Bir zamanlar dünyanın en büyük dördüncü gölü olan Aral Gölü tamamen kurumuş durumda. Bundan henüz 14 yıl önce, şu an yalnızca kum ve tuz olan yerde kocaman bir su birikintisi vardı. Bu devasa gölün 14 yıllık bir süre içerisinde kuruyup yok olması, bizlere geleceğimiz hakkında ciddi kaygılar yaşatıyor. İnsanlık kendisine hayat veren doğa ile birlikte yaşamayı ne zaman öğrenebilecek?
Temsilcilerimizin Maç Programı Açıklandı
Adını son 32 takım arasına yazdıran Pınar Karşıyaka'nın Beşiktaş İntegral Forex'le mücadele edeceği M Grubu'ndaki maç programı belli oldu.ULEB Avrupa Kupası'nda geçen sene olduğu gibi bu sezon da adını son 32 takım arasına yazdıran Pınar Karşıyaka'nın M Grubu'ndaki maç programı belli oldu.İlk turda mücadele ettiği F Grubu'nu 3. sırada tamamlayan Pınar Karşıyaka, çeyrek finale yükselme mücadelesi vereceği M Grubu'nda Beşiktaş İntegral Forex, Fransa'dan Paris Levallois ve Litvanya'dan Neptunas'la karşılaşacak.İlk 2 takımın çeyrek finale yükseleceği grup maçlarına 7 Ocak 2015'te deplasmanda Beşiktaş İntegral Forex müsabakasıyla başlayacak Pınar Karşıyaka, Neptunas'la İzmir'de karşılaştıktan sonra Fransa'da Paris Levallois'e konuk olacak.Bu maçın ardından Paris Levallois ve Beşiktaş İntegral Forex'i İzmir'de ağırlayacak Pınar Karşıyaka, gruptaki son maçında deplasmanda Neptunas'la karşılaşacak.Eurosport
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, kasım ayında örtülü ödenekten 119 milyon TL’lik harcama yaptı. Maliye Bakanlığı’nca açıklanan kasım ayı bütçe gerçekleşme sonuçlarına göre bütçede “gizli hizmet giderleri” olarak geçen, 11 aylık örtülü ödenek harcaması, 1 milyar 1 milyon lirayı geçti. Görevi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan devraldığı eylül ayından itibaren, Başbakanlık örtülü ödeneğini kullanmaya başlayan Davutoğlu’nun örtülü ödenek harcaması, üç ayda 263.2 milyon TL’ye ulaştı. Aylar itibarıyla şöyle:
Reklam
Erdoğan, Örtülü Ödenekten 7 Milyar TL Harcamış
Cumhuriyet yazarı Çiğdem Toker, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı yaptığı 11 yıl boyunca bütçeden örtülü ödeneğe ayrılan payın toplam 12 kat arttığını yazdı. Buna göre, Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde örtülü ödenekten toplam 7 milyar 93 milyon TL harcanmış.Örtülü ödenek harcaması bütçe gelirinin üç katıCumhuriyet’ten Çiğdem Toker’in yazısında paylaştığı Başbakanlık ve Maliye verilerine göre, Erdoğan’ın 2003-2013 yılları arasında örtülü ödenekten harcadığı toplam tutar 6 milyar 355 milyon TL olarak gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı koltuğuna geçmeden önce Erdoğan, 2014’ün ilk 8 ayında ise toplam 738 milyon TL harcadı. Böylece örtülü ödenekten 11 yılda alınan toplam tutar 7 milyar 93 milyon TL’yi buldu.Toker, yazısında bütçe gelirlerindeki artışla, örtülü ödenek kullanımındaki artışın arasındaki büyük farka da dikkat çekti. Toker, yazısında bu durumu şöyle anlattı:“2003’te, 100 milyar TL civarındaki genel bütçe gelirleri, 2013’te 375 milyar TL’ye ulaşmış. Bu yıl 393 milyar TL hedefleniyor. En iyimser söyleyişle devletin genel bütçe gelirleri, 11 yılda 4 kat artmış. Buna karşılık, 2003’te yaklaşık 100 milyon TL ile başlayan örtülü ödenek, 2013 sonuna gelindiğinde 1 milyar 240 milyon TL’ye ulaşıyor. Yani 11 yılda 12 kat artmış. Başka bir ifadeyle Erdoğan’ın 11 yıl boyunca örtülü ödenekten kullandığı para, bütçe gelirlerindeki artış hızının 3 katı!”Davutoğlu 3 ayda 263 milyon harcadıÖte yandan Toker, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun örtülü ödenek harcamalarına da yer verdi. Buna göre, Davutoğlu, kasım ayında örtülü ödenekten 119 milyon TL’lik harcama yaparken, makama geçtiği eylül ayından itibaren, örtülü ödenek harcaması üç ayda 263 milyon 200 bin TL’ye ulaştı.Böylece, Maliye Bakanlığı’nca açıklanan kasım ayı bütçe gerçekleşme sonuçlarına göre bütçede “gizli hizmet giderleri” olarak geçen, 11 aylık örtülü ödenek harcaması, 1 milyar 1 milyon lirayı geçti.Toker, bu verileri paylaştığı yazısını Erdoğan’ın harcadığı 7 milyarlık örtülü ödeneğe de atıfta bulunarak şöyle tamamladı: “Hesabı sorulamayan 7 milyar…Fakat bu tablodan daha vahimi ne biliyor musunuz? Bir yıl önce Barış Güler ile Süleyman Aslan’ın evinde bulunup el konulan paraların, geri verilecek olması nedeniyle, yasal faizini de bizim ödeyecek olmamız. 2015 bütçesi hayırlı olsun.”Diken
ABD Ulusal Film Arşivi’nin 'Yeni Hazineleri' Açıklandı
Yıl sonu listeleri arasında kaybolurken ABD Ulusal Film Arşivi (National Film Registry)’den Ulusal Film Koruma Heyeti (National Film Preservetion Board) Kongre Kütüphanesinde (Library of Congress)’de saklamak üzere seçtikleri filmleri açıkladı. Her yıl olduğu gibi minimum 10 yıllık bir süreyi aşmış 25 filmi kültürel miras olarak koruduğunu açıklayan kurulun bu seneki seçkisi oldukça ilginç ama daha önceki yıllarda da bilindiği üzere de kurulun yelpazesi oldukça geniş:Klasik Hollywood filmlerinden, deneysel filmlere, kısa filmlere kadar bağımsız yapımlar, televizyon filmleri de koruma altına alınabiliyor.Bu senenin seçkisinde ilk göze çarpan yapımlardan biri Joel ve Ethan Coen’lerin The Big Lebowski (1998)’si, Roman Polanski’nin Rosemary’s Baby (1968) ’ si, Howard Hawks’ın Rio Bravo (1959)’su ve Samuel Fuller’in V-E + 1 (1945)’i popüler klasik yapımlardan ise Steven Spielberg’in Saving Private Ryan (1998)’ı ve Mel Stuart’ın Willy Wonka and the Chocolate Factory (1971)’si listede yerini alıyor. Kurulun listesine giren en eski yapımlar ise; Bert Williams Lime Klin Club Field Day filmi (1913), Lois Weber’in Shoes (1916), William Worthington’ın The Dragon Painter (1919), Grace Cunard ve Francis Ford’un Unmasked (1917)’ı. Kurulun yine koruma altına alıp kütüphanesine eklediği en yeni yapımlar ise Mark Jonathan Harris’in Into the Arms of Strangers: Stories of the Kindertransport (2000) ve James Benning’in 13 Lakes (2004) filmleri.Kurulun listesine giren filmlerin tamamı şöyle:James Benning, 13 Lakes (2004).Bert Williams Lime Kiln Club Field Day (1913).Joel ve Ethan Coen , The Big Lebowski (1998).Irving Cummings, Down Argentine Way (1940).William Worthington, The Dragon Painter (1919).Trevor Greenwood, Robert Dickson ve Alan Gorg, Felicia (1965).John Hughes ve Ferris Bueller, Day Off (1986).Busby Berkeley, The Gang’s All Here (1943).André de Toth, House of Wax (1953).Mark Jonathan Harris, Into the Arms of Strangers: Stories of the Kindertransport (2000).Arthur Penn, Little Big Man (1970).John Lasseter, Luxo Jr . (1986).Lisze Bechtold, Moon Breath Beat (1980).Efraín Gutiérrez, Please Don’t Bury Me Alive! (1976).Preston Sturges ve William K. Howard, The Power and the Glory (1933).Howard Hawks, Rio Bravo (1959).Roman Polanski, Rosemary’s Baby (1968).Leo McCarey, Ruggles of Red Gap (1935).Steven Spielberg, Saving Private Ryan (1998).Lois Weber, Shoes (1916).Henry King, State Fair (1933).Grace Cunard ve Francis Ford, Unmasked (1917).Samuel Fuller, V-E + 1 (1945).Frank Tashlin, The Way of Peace (1947).Mel Stuart, Willy Wonka and the Chocolate Factory (1971).Bant Mag
Reklam
Sağlık Bakanı: 'Sezaryen Doğum Hak Değil, Fıtratı Normal Doğum'
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu , Meclis’te bir grup gazeteciyle sohbetinde ‘ sezaryen doğum ’ tartışmasını yeniden gündeme getirdi.Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da daha önce karşı olduğunu açıkladığı ' sezaryen doğum ' ile ilgili olarak Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'ndan açıklama geldi. Bakan Müezzinoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kadın ve erkeğin eşit olmadığını vurgulamak için kullandığı ' fıtrata aykırı ' sözlerini de dillendirirken, ' Sezaryen hak kapsamına girmez. Sezaryen sonrası yaşanacak sorunları kim üstlenecek? Dolayısıyla bu işin doğalı, fıtratı normal doğumdur, ' diye konuştu.Müezzinoğlu, 'sezaryen doğum' ile ilgili olarak, ' Benim bedenim benim kararım ' diyenleri de ti'ye alarak ' Doktora bu benim kulağım aldırmak istiyorum diyebiliyorlar mı? 'Ben şunu istiyorum' olmaz, manavdan muz almıyoruz. Kraliyet aileleri doğrusunu yapıyor ' dedi.Hürriyet'ten Turan Yılmaz'ın haberine göre Müezzinoğlu'nun konuya dair açıklaması şöyle:' Normal doğum yapma talebi hastanın en doğal hakkıdır ve doğrusu da budur. Hastayı buna hazırlamak da hem ebelerimizin hem aile hekimlerimizin hem de normal hekimlerimizin görevi. ‘Ben sezaryen istiyorum’, hastanın böyle bir hakkı yok. ”'BENİM BEDENİM' DİYENLERE DE 'DUR' DEDİ' Hastanın hakkı olan tıbbi hizmetleri yapmak zorunda doktor. Sezaryen hak kapsamına girmez. Sezaryen sonrası yaşanacak sorunları kim üstlenecek? Dolayısıyla bu işin doğalı, fıtratı normal doğumdur. Annenin psikolojisini doğru besleyen de normal doğumdur. Niye bıçağı attırıp karnı, karın zarını, rahmi kestirip bir sürü dikiş yiyeceğim? Sezaryen bir ameliyattır, operasyondur.**Hasta muammadaysa, ikna olmak istiyorsa psikolojik destek verelim. Vermeyiz diye bir şey yok. Ama 'beden benim, ben şunu istiyorum' olmaz. Manavdan muz almıyoruz.”'BİLİMSEL VERİLER' ÖNE SÜRDÜ' Bugün bilimsel verilere göre sezaryenin oranı 100 doğumda 15-17’dir. Biz burada yüzde 50’lere geldiysek bir hata var demektir. Şimdi ebelerle ilgili bir düzenleme yapacağız, uzman ebelerimize normal doğumları yaptırma olanağı sağlanacak. Hekimlerimize mektup yazıyoruz, aylık 100 doğumunuzdan şu kadarı sezaryen, şu kadarı normal, siz de biliyorsunuz ki bilimsel verileri de şudur diye. Bunu hem hekim bazında hem servis bazında yapıyoruz; aynı şekilde özel hastanelerin de hem hekimine hem servis yöneticisine hem de hastane yönetimine. Önümüzdeki yıllarda da belirli kriterlere uymayanlara belirli müeyyideleri koyacağız. ”Demokrat Haber
Reklam
Geleceğin Evlerini 3D Yazıcılar İnşa Edecek
Tıptan tarıma, otomotiv sanayiinden eğitime kadar birçok farklı alanda kullanılan 3D baskı teknolojisi , yavaş yavaş inşaat sektörüne de yayılmaya başladı. 3D yazılımlar geliştiren Autodesk de, üç adet 3 boyutlu konut örneği ile bu geleceğin ne kadar yakın olduğunu gözler önüne seriyor.Aslında “gelecek” dediğimize bakmayın; 3D yazıcı teknolojisiyle geliştirilen konut örneklerine şimdiden rastlamak mümkün. Süreç şimdilik yavaş ilerlese de yakın gelecekte bu teknolojinin, inşaat sektörünün en önemli yapı taşlarından biri olacağını söyleyebiliriz. 3D baskı ile şehirlerde göze hoş görünen yepyeni bir mimari ve altyapı çalışmaları yakın görünüyor. Sektörde önemli atılımlar yapan 3D yazılım şirketi Autodesk de inşaat ve altyapı tasarımında 3D modelleme yazılımları kullanarak gerçekleştirdiği üç büyük konut örneği ile geleceğin teknolojisini bugüne taşıyor.İşte dünyanın dört bir yanından 3D baskının mimari, mühendislik ve inşaata yönelik yaklaşımları ne şekilde değiştirdiğini ortaya koyan üç örnek:KANAL EVİ – AMSTERDAMWINSUN EVLERİ – ŞANGHAYKURILPA KÖPRÜSÜ – BRISBANELog
Reklam