İş Görüşmesinde Başarılı Olmak İçin 16 Önemli İpucu
İş görüşmeleri, özellikle de o işi istiyorsanız, çoğu kişi için oldukça stresli geçen zamanlar. Kesin bir hazırlık süreci olmadığı için daha da stresli ama bir takım ipuçları bu süreci kolaylaştırabilir ve başarılı olma ihtimalini artırabilir.
Tayvan Uçağı Nehre Düştü - Dehşet Verici Video!
İçindeki 58 yolcu ve mürettebatla Keelung Nehri'ne düşen uçakta ölü sayısı 23''e yükseldi. 20 kişi ise halen aranıyor.TransAsia Havayolları'na ait yolcu uçağı, havalandıktan kısa bir süre sonra Taipei kentindeki Keelung Nehri'ne düştü. 58 kişinin bulunduğu uçakta en az 23 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi ise halen aranıyor. Kazadan şu an kadar 15 kişi kurtuldu.
Ürdün'den 'İntikam' İnfazı
IŞİD'in rehin tuttuğu Ürdünlü pilot Kasasbe'yi öldürmesinin ardından Ürdün de pilotla takas edilmesi planlanan Sacide Rişavi'yi ve Ziyad Kerbuli'yi idam etti.IŞİD'in uçağının düşmesi sonucu Aralık ayında rehin aldığı Ürdünlü pilot Muaz Kasasbe ile 2005 yılında Ürdün'de canlı bomba olarak saldırı girişiminde bulunan Sacide Rişavi ile takası gündeme gelmişti. Kasasbe'nin yakılarak öldürüldüğünü gösteren videonun IŞİD tarafından yayınlanmasının ardından Ürdün de Rişavi'yi sabah saatlerinde idam etti.Rişavi, 2005 yılında Ürdün'de canlı bomba olarak saldırı girişimde bulunmuş, ancak üzerindeki bombalar patlamadığı için yakalanmıştı. IŞİD'in Rişavi'nin serbest bırakılması talebi üzerine Ürdün, pilotunun serbest bırakılmasını istemiş pilot Kasasbe'nin durumunun iyi olduğuna dair delil istemişti.
Reklam
Altaylı'dan Yıldırım'a Sürpriz Öneri
Galatasaraylı eski yönetici Fatih Altaylı, Aziz Yıldırım'a gündem yaratacak bir öneri yaptı.Galatasaray’da yöneticilik yapan isimlerden Fatih Altaylı, Habertürk Gazetesi’ndeki köşesinde çok konuşulacak bir yorumun altına imza attı.Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın şike davasından aklanması halinde Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı olması gerektiğini savunan Altaylı, “Aziz Yıldırım, eğer şike davasından aklanırsa Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı olmalı. Tespitleri ve teşhisleri çok doğru. Bu tespit ve teşhislerle belki doğru tedaviyi de bulabilir. Bence Türkiye Futbol Federasyonu’nun başına ya Aziz Yıldırım geçmeli ya da Faruk Süren” yorumunda bulundu.Aziz Yıldırım’ın havuz ile ilgili açıklamalarına da değinen Altaylı, TFF’ye yüklenerek şu değerlendirmeyi yaptı:“Aziz Yıldırım, eski yönetici ve artık konuları çok doğru değerlendiriyor. Aziz Yıldırım’ın verdiği oranlar benim birkaç hafta önce burada size söylediğim oranlarla neredeyse birebir aynı. Bu Türkiye’de futbolun gerçeği. Federasyonun aldığı pay için söyledikleri de yüzde bir milyon doğru. Federasyon kulüplerden besleniyor. Oyuncuları, teknik direktörleri kulüplerden alıyor. Desteği ne? Hiiiç! Stat mı yapmış, alt yapı yatırımları mı yapmış, alt yapı yatırımlarına destek mi vermiş? Hiç biri yok. Kulüplere destek olacağına gelirlerine ortak olan bir federasyon var. “Açık Mert Korkusuz
Efkan Ala: 'Pakete Yüzde 80 Destek Var'
İçişleri Bakanı Efkan Ala muhalefetin eleştirdiği İç Güvenlik Paketi'ne desteğin yüzde 80 olduğunu savundu. 'Halkın desteği çok olumlu, araştırmalar yaptık yüzde 80 destek var' diyen Ala, Kılıçdaroğlu'nun İç Güvenlik Paketi'ni eleştirirken dile getirdiği 'Söz veriyorum o gençlerin en önünde ben olacağım' açıklamasına yanıt verdi: 'Molotof taşımayacaksan yürü. Biz de güvenliğini sağlayalım'Anadolu Ajansı Editör Masası'nın konuğu olan İçişleri Bakanı Ala, İç Güvenlik Paketi'ne ilişkin muhalefetin eleştirilerine yanıt verdi.İçişleri Bakanı Ala, 'İç Güvenlik Paketi'ne ilişkin, 'Anamuhalefet partisinin genel başkanı, 'Söz veriyorum o gençlerin en önünde ben olacağım' demiş. Molotof taşımayacaksa, kuralların belirlediği güzergahta yürüyecekse, elinde sapan, demir bilye olmayacaksa, yüzünü suç işlemek üzere kapatıp elinde de kanun dışı birtakım enstrümanlar olmayacaksa ve kalabalıkların arkasından polisimize, milletimize karşı yaralayıcı, bereleyici şeyler atmayacaksa yürü. Biz de senin güvenliğini sağlayalım' dedi.Ala, 'Ateşli silahlar kanununa göre, sapan zaten suç değil. Evinde adamın sapan varsa, isterse mancınık olsun, hiç cezası yok. Ama silahın var. Ama ikisini de alır getirirse toplantıya ve kullanırsa silah gibi o zaman silaha iki ceza var, hem bulundurmaktan hem de bunu kullanmaktan, oysa buna bir ceza var, silah gibi kullanmaktan. Bu mantığı kurmuyor, kurnazlıkla o yalanı kara propagandaya dönüştürüyorlar ve zannediyorlar ki millet de buna inanacak' şeklinde konuştu.'Eğer eleştireceksiniz oturup çalışacaksınız'İçişleri Bakanı Ala, şöyle konuştu:'Suçlular tedirgin olacak ama suç işlememiş olanlar da rahat olacak. İşini iyi yapan güvenlik birimleri taltif edilecek, kötü yapan, art niyetli davranan da cezalandırılacak. Getirdiğimiz şeyler bunlar.Vatandaşın can ve mal güvenliğinden bahsediyoruz. Eğer eleştireceksiniz oturup çalışacaksınız. Dersinize çalışıp eleştireceksiniz. Vatandaşın can ve mal güvenliğinin söz konusu olduğu bir düzenlemede kulaktan duyma birtakım yanlış argümanlarla, yalan yanlış malumatlarla eleştirmeyeceksiniz''Pakete yüzde 80 destek var'Ala, 'Halkın desteği çok olumlu, araştırmalar yaptık yüzde 80 destek var. Zaten vatandaş bekliyordu, bu kadar ağır Gezi Olaylarında, 6-7 Ekim olaylarında başka zamanlarda neler yaşandığını biliyor, çok ciddi bir halk desteği var. Araştırmadıkları argümanlar üzerinden eleştiriler yapıyorlar, maalesef yanlış yapıyorlar' dedi.AA
Reklam
Kıskanç Facebook Kullanıcıları Depresyona Giriyor
ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, Facebook'taki arkadaşlarını kıskanan kullanıcıların zamanla depresyona girebiliyor. Kıskanç kullanıcılar sosyal ağı arkadaşlarının ne yaptığını takip etmek için kullanıyor.Missouri-Columbia Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, Facebook kaynaklı kıskançlığın zamanla depresyona neden olabileceğini gösterdi. Araştırmada, Facebook'u arkadaşlarıyla iletişim kurmak gibi sıradan işlevler için kullananların aksine, arkadaşlarının yaptıklarını inceleyenlerin depresyona daha eğilimli olduğu anlaşıldı.700 öğrenci üzerinde gerçekleştirilen anketi hazırlayan ekipte yer alan Margaret Duffy, 'arkadaşlarının yaptıklarını ve yaşam şekillerini kıskanan kullanıcıların, normal kullanıcılara oranla depresyona işaret eden daha fazla paylaşım yaptıklarını' söyledi.Computers in Human Behavior dergisinde yayımlanan araştırma, 'Facebook'un insanların elde ettiği başarıların kıyaslandığı bir platform olarak görülmesi halinde çok olumsuz sonuçları olabileceğini' savundu. Araştırmacılar, Facebook'un sunduğu risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ve kullanıcıların depresyonla sonuçlanabilecek davranışlardan kaçınmaları gerektiğini belirtti.Neden, sosyal medya bağımlılığı olabilirScienceDaily sitesinde yer alan habere göre, arkadaşlarının tatil fotoğraflarını veya pahalı alışverişlerini gören ve kıskanan kullanıcılar, moral çöküntüsü yaşayabiliyor. Duffy, 'arkadaşlarını çekemeyen kullanıcıların, kıskançlıkları arttıkça daha fazla depresif paylaşımda bulunduklarını' söyledi.Bazı araştırmacılar ise sosyal medya bağımlılığının kıskançlığa neden olabileceğini düşünüyor. Bu düşünceye göre sürekli olarak diğer insanların yaptıklarını gözden geçiren insanlar kıskançlığa kapılıyor ve neden kendilerini kötü hissettiklerini de açıklayamıyorlar.Facebook hakkında kısa süre önce yapılan benzer bir araştırmada, sosyal ağın bağımlılık yaptığı kullanıcıların beyinlerini etkilediği açıklanmıştı. Bağımlı kullanıcıların beyinlerini uyuşturucu bağımlıları gibi etkilediği belirtilen Facebook, zamanla beynin kontrol mekanizmasını kırıyor ve alışkanlık haline gelen davranışlar kalıcı hale geliyor.Kaynak: Al Jazeera
Amazon, Kindle İçin E-Kitap Çevirme Programı Kindle Convert'i Tanıttı
Amazon, her türlü basılı içeriğin Kindle’a aktarılmasının yolunu açan ekitap çeviri programı Kindle Convert‘i tanıttı.Kişisel dökümanların, fotoğrafların veya notların kolayca Kindle’a aktarılabilmesini sağlayan Kindle Convert programı, Kindle e-kitap standartlarında bir dönüştürme yapıyor. Çevrilen içeriklerin yazı karakterleri değiştirilebiliyor, altı çizilebiliyor, not alınabiliyor.Amazon bulut hizmetinde ücretsiz olarak depolanan içeriklere iOS ve Android tabanlı Kindle uygulamalarından da erişilebiliyor.Belli bir süre için 19 dolara (liste fiyatı 49$) satışa sunulan Kindle Convert programı, şimdilik Windows 7 ve Windows 8 kullanan bilgisayarlarda kurulabiliyor. Ticari amaçlar için kullanımına izin verilmiyor.Kindle Convert’i şimdilik ABD’de yaşayan veya ABD’de fatura adresi bulunan kişiler indirebiliyor ama neyse ki Kindle Convert’in çeşitli alternatiflerini bulmak mümkün.Evernote’un Scansnap adlı tarayıcıyla adım attığı dijital döküman dönüştürme işi Kindle Convert ile biraz daha hızlanacak gibi görünüyor. Kimbilir, belki de gelecekte günümüzün matbaa basımı kitapları, bugünün el yazması kitapları gibi özel bir yere sahip olur?
Arda Turan Hakkında Şok Açıklama
İspanya’da yaşayan gazeteci Mehmet Çiftçi katıldığı radyo programında Atletico Madrid'in yıldızı Arda Turan ve Arif Erdemhakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.İspanya’da yaşayan gazeteci Mehmet Çiftçi, yıllar sonra önemli bir itirafta bulundu. Radyospor’da Arda Turan’ın İngiltere’ye transfer olacağı iddiaları hakkında konuşan Mehmet Çiftçi, “Şimdi söyleyeceklerim belki Arda’nın hoşuna gitmeyecek. Yayında sonra belki beni arayıp sitem edecek. Çünkü daha önce yaptı ama hakeme krampon fırlatması burada büyük tepki yarattı. Özür de dilemeyince bu tepki daha da arttı. İspanya’da kalacağına inancım azaldı. Atletico Madrid, Arda’yı satacaktır” dedi.ARİF ERDEM, BANA BULAŞMASIN DEMİŞ Çiftçi, Arda geçmişte sizi arayıp, neden sitem etti şeklindeki soruyaysa yıllaa sonra bir itirafta bulunarak anlattı. Çiftçi “Arda bir maça sakat olduğu için çıkmadı. O sırada gece kulübüne gittiğine dair haberler çıktı. Ben de bunu servis edince beni arayıp, ‘niye bunu yaptın?’ diye tepki gösterdi. Hatta Arif Erdem’in kendisine bana bulaşmaması yönünde tavsiyede bulunduğunu ve benimle röportaj yapmayacağını söyledi. Ben de sen bilirsin dedim. Ben doğru olan bir haberi geçmiştim. Buna rağmen bunlar oldu” dedi.BANA KÜFÜR ETTİ Real Sociedad forması giydiği dönemde Arif Erdem’in kendisine telefon açıp ana avrat küfür ettiğini anlatan Çiftci, “Arif Erdem, Arda’ya bana bulaşmaması yönünde nasihatta bulunmuş. Bunu Arda söyledi. Arif Erdem, Real Sociedad’ta oynarken bir haber nedeniyle beni arayıp ana avrat küfür etti. Onun yerine ben utandım. O haber de doğruydu” diye konuştu.Eurosport
Reklam
Erken Gelen Başarı Takım Kapattırdı
18 yaş grubu oyuncularını güçlendirmek için bir üst kategori U21'de oynatan Altınordu, takımdan sekiz oyuncusu A takım seviyesine ulaşınca, lider bulunduğu ligden çekilmek zorunda kaldı.Geçtiğimiz günlerde, altyapısında yetişen ve profesyonelliğe geçen futbolcular için düzenlediği yemin töreniyle dikkat çeken Birinci Lig ekiplerinden Altınordu, ilginç bir karara daha imza attı. Bir an önce yetişmeleri için, 18 yaş grubu oyuncularını U21 Ligi'nde oynatan kulüp, takımdaki sekiz oyuncunun A takıma çıkması üzerine, grubunda lider sürdürdüğü U21 Ligi'nden takımını çekmek zorunda kaldı.Kapatma kararının ardından Al Jazeera 'ye konuşan kulüp yöneticisi Ali Ergöçmez kararın gerekçelerini açıkladı.Ergöçmez, 2018 yılında Türkiye Süper Ligi'nde mücadele etmeyi hedeflediklerini ve o tarihte takımın çatısını oluşturacak 18 yaş grubu oyuncularının, beklediklerinden daha kısa sürede en üst düzeye ulaştığını söyledi:' Genelde takımlar ya maddi zorluklar ya da başarısızlıklar yüzünden kapanır. Bizim U21 Ligi'nden çekilmemizin tek nedeni başarı. U21 takımında oynattığımız 18 yaş grubu oyuncularımıztan sekizi A takıma çıktı. Onlardan oluşan boşluğu 17 yaş grubuyla doldurmak istemedik. U21 sert bir lig, onları yıpratmaya gerek yoktu. Sekiz oyuncumuz birden A takıma geçince, maçlara 12-13 kişilik kadrolarla gitmeye başladık. Öyle olunca takımı kapattık. Sekiz oyuncuyu A takıma, kalan oyuncuları da kendi yaş gruplarına gönderdik. Bizim asıl hedefimiz 2018'de Türkiye Süper Ligi'ne çıkmak, 2023'te de Şampiyonlar Ligi'nde oynamak. Hedeflerimizi gerçekleştirecek takımın çekirdeğini bu çocuklar oluşturacak. '1923 yılında kurulan Altınordu Spor Kulübü, güçlü altyapısı ve kadrosunda hiç yabancı oyuncu bulundurmamasıyla ön plana çıkıyor.Kaynak: Al Jazeera
-195 Derecede Donmamak “Leidenfrost Etkisi”
195 derece ile vücudumuzun herhangi bir noktası temas etmesi halinde karşılaşacağımız tablo kuvvetle muhtemel, temasın gerçekleştiği noktanın donarak, birkaç saniye içerisinde kemikten kırılıp tuzla buz olması olacaktır. Bunu sıvı azota elinizi sokarak deneyebilirsiniz Ancak aşağıdaki videoda sıvı azota elini sokup çıkaran ve hiçbir zarar görmeyen bir adam var, yukarıdaki söylediğimle ters düşen bir durum. Bunun sebebini açıklamadan önce Azot hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Azot -195.79 santigrat derecede kaynamaya başlar bu diğer bir deyişle sıvı azottur. Eğer bir cismi sıvı azotun içerisine atarsanız saniyeler içersinde donar. Peki bu adam elini sıvı azota sokup çıkarmasına rağmen neden bir zarar görmüyor?
''Bu Seçimler Çerkesler İçin 'Milat' Olmalı!''
Bir grup Çerkes, bu yıl yapılacak seçimlerle ilgili bir çağrıyı kamuoyu ile paylaştılar.Aşağıda çağrı metnini, imzacıları ve taleplerini dikkatinize sunuyoruz:'Bu seçimler Çerkesler için ‘milat’ olmalı!'‘Yeni Türkiye’nin yeni güvenlik yasalarıyla, herkesin ‘olağan şüpheli’ haline geldiği, bireysel hak ve hürriyetlerin tehdit altına girdiği, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün neredeyse darbe dönemlerine eşdeğer oranda baskı altına alındığı bir siyasi iklimde, yeni bir seçim dönemine giriyoruz.Eğer öne alınmazsa 2015 yılı Haziran ayında önümüze bir sandık konarak, dayatılan aday ve partileri seçmemiz istenecek.12 Eylül askeri cuntasının mirası %10 seçim barajı ile temsiliyette adaletin tırpanlandığı; parti liderinin milletvekili adaylarını belirlemede tek seçici olduğu, halkın kendi temsilcilerini aday gösteremediği, anti-demokratik bir seçim ve partiler yasasının gölgesinde oy kullanacağız.Ve bir kez daha kimi kanaat önderlerimiz, kimi örgütlenmelerimiz ilkeler ve talepler çerçevesinde değil; siyasi eğilimlerine, yakınlık derecelerine, politik hesaplarına ya da çıkar ilişkilerine göre, açıktan ya da dolaylı bazı adaylara destek isteyecekler. Veya, yine ilkeler toptan çöpe gönderilip “Bütün Çerkes adaylara destek verelim” demeye devam edecekler.Tam da bu noktada, Türkiye’de 17 kez genel seçim yapıldığını, bütün seçimlerde bir veya daha fazla sayıda seçilmiş Çerkes adayın olduğunu ve bu adayların kendi kimlik ve kültürleriyle, ulusal sorunlarıyla ilgili nasıl bir performans gösterdiklerini hatırlamakta yarar var.Oysa artık, kimliğiyle, kültürüyle ve diliyle varlık-yokluk savaşı veren Çerkeslerin, Meclis’te Çerkes kimliği ile kendisini temsil edecek vekillere, siyasi denklem içinde es geçilemeyecek bir baskı unsuru olabilmek için güçlü bir toplumsal ses olmaya ihtiyacı var.Açık ki; kendi içine kapanmış, erimekte olan kimlik bilincini ‘denge’ politikalarıyla tehlikeye atmış ve başarısız olmuş yöntemler yerine, demokratik taleplerimizi ancak benzer kimlik sorunları yaşayan halklarla dayanışma ve işbirliği içinde yükseltebilir, güçlü bir ses çıkarabiliriz.Peki bu koşullar altında sandık başına giderken, Çerkeslerin ölçütü ne olacak, ne olmalı?Dolayısıyla, icazetsiz, minnetsiz ve diyet borcu olmayan bağımsız bir duruşla; kimlik mücadelesinin gereklerini yerine getirebilecek adaylarda ısrarlı olmalı, hatta bu seçimleri kendimiz için bir ‘milat’ sayarak kendi adayımızı çıkartmak için mücadele etmeliyiz.Yani bu kritik soruya yanıtın; Çerkes halkının kimlik ve kültürüne sahip çıkmadaki kararlılığı kadar, bu kararlılık çerçevesinde oluşmuş “İlkeler ve Talepler Manifestosu”yla verilebileceğini düşünüyoruz.Ahmet Özel – İstanbul,Ahmet Cevat Benk - AnkaraAkın Bal – İstanbul,Atay Ceyişakar – İstanbul,Berkay Aksu – Balıkesir,Bilal Babaoğlu – İstanbul,Cankat Acı – İstanbul,Cevdet Yılmaz – Gönen,Ergün Özgür – Kıbrıs,Hatko Erol Anar -Eylem Akdeniz – İstanbul,Eyüp Baloğlu – Samsun,Ezel Akay - İstanbul,Ferdane Kılıç – Bursa,Feridun Büyükyıldız – Ankara,Filiz Çelik – Bursa,Handan Demiröz - İstanbul,Hava Karadaş - İstanbul,İbrahim Esen Mandacı - Bursa,Jan Paçal – Ankara,Janberd Dinçer – İstanbul,A. Kadir Polat – İstanbul,Mehmet Eser – Sivas,Nadir Yamaç – K. Maraş,Nesren Şamil Kanşat - Samsun,Nevzat Tarakçı - K. Maraş,Ömür Atay – İstanbul,Remzi Yıldırım – İstanbul,Selçuk Sol – Sakarya,Serap Canbek – İstanbul,Sevda Alankuş – İstanbul,Sibel Baykal – Kocaeli,Şamil Jane – İstanbul,Tayfur Akoy - İnegöl,Tuğçe Edizgil – İstanbul,Ümit Dinçer – İstanbul,Yaşar Güven – İstanbul,Zafer Süren – İstanbul,Zeki Ertuğ – Antalya.Taleplerimiz1.Çerkes olarak, varlığımızın ve kültürümüzün resmi düzeyde tanınması,2.Dilimizin ve kültürümüzün asimilasyona karşı korunması için başta anadilde eğitim hakkı olmak üzere kültürel ve demokratik haklarımızın verilmesi,3.Mevcut kültürel değerlerimizin kayıt altına alınabilmesi, korunabilmesi ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için gerekli bilimsel çalışmaların yapılması, bunun için ilgili bakanlıklarca bütçelerin ayrılması,4.Anavatan Kafkasya ile sürgün dolayısıyla kopartılan tarihsel bağlarımızın daha güçlü kurulabilmesi için çifte vatandaşlığımızın önündeki engellerin kaldırılması,5.Çerkesler’in 19. yüzyılda yaşadıkları soykırım ve sürgünün TBMM’ce tanınması,6.Abhazya’ya doğrudan ulaşımın sağlanması,7.Abhazya’nın bağımsızlığının tanınması,8.Güney Osetya’nın bağımsızlığının tanınması.Milletvekili adaylığı için ilkelerimiz1. Demokrasiye, insan haklarına ve çok kültürlülüğe saygılı,2. İnsanlığa karşı, nefret, ırkçılık, ayrımcılık, şiddet suçu işlememiş olmak,3. Çerkes kimliği ve kültürüne dair talepleri öne çıkaracak ve her zeminde savunacak,4. Hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkelerine saygılı,5. Diğer halklara saygılı: Halkların eşitlik, özgürlük ve dostluğu için çalışan,6. Ezilen, ötekileştirilen bütün kimliklerle dayanışma gerekliliğini savunan,7. Eşitlik, özgürlük ve adaleti temel alan demokratik anayasa yapılmasını savunan,8. Devletin laikliğini savunan ve bütün inançlara eşit mesafede duran,9. Çağdaş, laik eğitim politikalarını savunan, sınavsız, parasız, eşitlikçi eğitime evet diyen.Geri dönüşler için lütfen secimcerkes@gmail.com mail adresimize e-posta gönderiniz.(Demokrat Haber)
Reklam
Görevden Alınan Bank Asya Genel Müdürü Ahmet Beyaz'dan İlk Açıklama
Dün görevden alınan Bank Asya Genel Müdürü Ahmet Beyaz, Bank Asya'nın yüzde 63'lük kısmının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilmesi sonrası açıklama yaptı.Ahmet Beyaz'ın açıklaması şöyle: 'Biz 1 yıldan beri Bank Asya olarak linç kampanyasına maruz bırakılmış durumdayız. Bugün yaşanan hukuksuzluk ayrı bir serencam. Biz daha önce defaaten kamuoyu ile paylaştık. Ülkemizdeki 1 yıldır yaşanan akıl tutulmasıyla Türkiye'nin en büyük katılım bankası her gün ayrı bir hukuksuzluğa maruz kaldı. Biz 1 yıldan beri mevduat sahibinin hakkını hukukunu korumaya çalıştı. Bankasına sahip çıkmaya çalıştı. Herhalde yapılmak istenen şuydu, 'insanlar paralarını Bank Asya'dan çeksinler. Bu bankaya parasını yatırmasın' Ama kadirşinas insanlarımız bankasına sahip çıktı. Müşteri-banka ilişkisi dışında bu bankayı kendi bankası gibi gören insanlar var. Ve insanlar şahit oldu, ocak, şubat, ağustos ayında da altınını, evini arabasını satıp yeter ki bankamıza bir şey olmasın diye Bank Asya'ya sahip çıktılar. Bütün bu fedakârlıkları insanlar takdirle izledi.'İNSANLARI TEDİRGİN ETMEK İSTİYORLAR'Maalesef bu akşam bankamıza TMSF yetkilileri geldi. TMSF yetkilileri ile birlikte çok sayıda polisle bankamız abluka altına alındı. Biz burada bankacılık yapıyoruz. Yıllardan beri insanlara 18 yıldan beri 4.5 milyon müşteriye hizmet sunuyoruz. Burada illegal bir işlem yok. Burası banka her şey kayıtlıdır. Polis ordusuyla gelmek burada bir şey oluyor havası vermek çok garip. İnsanları tedirgin etmek çok yanlıştır.'BANK ASYA'YA EL KOYMA SÖZ KONUSU DEĞİL'Bugün olan bir bankaya el koymak değildir. Müşterilerimize bankacılık sektörüne şunu iletmek isterim. Burada bir el koyma hadisesi yok. Bank Asya'nın ne sermaye ne de likidite problemi var. Ortada Bank Asya'ya el konulacak bir durum söz konusu değildir. Bence bu çok önemli ve bunun altını çizmek istiyorum. Bunun müşterilerimiz tarafından da çok iyi algılanmasını istiyorum. Maalesef bir kısım medya yarın çarpıtmak isteyebilir. Bunlar haksız ve yersizdir. Bank Asya'da bir el koyma söz konusu değildir.'HİÇBİR HİSSEYE EL KONULMADI'Şimdi bu karar neyi ifade ediyor peki. Neden TMSF Bank Asya'ya geldi ve yönetimine el koydu. Yönetimine el koymak şu demektir. Bizim ortaklarımızın ortaklık haklarına mülkiyet ve hisseler yine bizim ortaklarımızda. Hiç bir ortağımızın hissesine el konulmuş değil. Bu ortaklarımıza ait yönetim hakları TMSF tarafından kullanılacak. Bu ortaklarımız adına. TMSF yönetim kurulunu belirleme bizde diyerek Bank Asya'nın 9 tane yönetim kurulu üyesini buna ben dâhil görevden aldı yerine 9 tane yeni yönetim kurulu atadı. Ve yeni bir genel müdür atadı.'YAPILAN İŞLEMLER HUKUKEN SORUNLU'Bu yapılan işlem hukuken tamamen sorunlu. Bunu bizim ortaklarımız dava edecekler. Bugüne kadar yapılan bunca haksız hukuksuz işlem zaten ortaklarımız dava açtı. BBDK, SPK, yalan haber yapanlara karşı hukuki süreç devam edecektir. Yarın bu haksızlığı hukuksuzluğu yapanlar bunun karşılığını göreceklerdir. Demokratik hukuk devleti içerisinde bunların neticeleneceğine inanıyoruz.'YAŞANANLARI YARGIYA TAŞIYACAĞIZ'Diğer bu akşam yaşanan olaylar ortaklarımız tarafından kesinlikle yargıya taşınacaktır. Haksız bir uygulama olduğunu da herkes alenen görmüş olacak. Bizim açımızdan Bank Asya'ya bir şey olmadı. Bank Asya'da şu anda bir mağduriyet yok. Benim müşterilerimizden istirhamım bir yıldır sahip çıktıkları bankalarına aynı şekilde sahip çıksın.'BİZ MÜŞTERİLERİMİZDEN MORAL BULDUK'Bu banka TMSF'ye devredilmiş bir banka değil. Bu banka içi boşaltılmış hortumlanmış bir banka değil. Bank Asya yoluna devam edecek. Hiç bir mağduriyet yaşanmayacak. Kimse bir endişe duymasın. Gidip şubelerde arkadaşlarımıza destek, moral versinler. Bank Asya müşterisi bunu çok iyi bilir. Geçmiş bir yıl içinde bunu defaaten yaptı. Biz müşterilerimizden moral bulduk. Aynı şekilde müşterilerimiz sahip çıktığı müddetçe Allah'ın izni ile bu bankaya bir şey olmayacaktır. Biz buna inanıyoruz.CHA
'Başkanlık Sistemi Diktatörlük Getirir' Diyeni Gırtlaklamak İstiyorum
 AKP İstanbul Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, “Biri çıkıp da 'Başkanlık sistemi diktatörlük getirir' dediğinde... Gırtlaklamak istiyorum. Başkanlık sisteminde cazip olan iki şey var... BİR: İstikrar ve devamlılık... İKİ: Çok güçlü bir parlamento... Benim başkanlık sistemini savunmamın esas nedeni güçlü parlamentoyu getirmesidir” dedi.Ahmet Hakan’ın bu hafta 'Çarşamba Sohbetleri'inde Burhan Kuzu’yla yaptığı söyleşi şöyle: Başkanlık sisteminde güçler ayrılığı nasıl oluşuyor?Başkanı doğrudan halk seçer... Meclis'i de halk seçer. Böylece halkın oylarıyla seçilen iki güç oluşur: Yürütme ve yasama...*Bu sistemde yürütmenin yasamayı hegemonya altına alması mümkün olamaz mı?Olamaz. Sistem buna izin vermiyor. Hükümet, Meclis'ten çıkmıyor. Meclis'tekilerin bakan olma beklentisi yok. Dar bölge sistemiyle seçilen milletvekillerinin yeniden seçilmek için genel başkanlara ihtiyaçları yok.*Başkanlık sisteminde parlamentonun görevi ne, başkanın görevi ne?Parlamentonun görevi yasa yapmak, başkanın görevi yapılan yasaları uygulamak... Başkan yasa yapamaz, yasa tasarısı getiremez. Meclis'e seçilen vekillerin de bakan olması mümkün değil. Bakanlar Meclis dışından başkan tarafından getirilir. Bütçeyi de Meclis yapar.Bu durumda Meclis büyük işlev kazanmış oluyor.Aynen öyle... Bugün bizde uygulanan modelde kanunları ve bütçeyi hükümet getiriyor, Meclis'te usulen oylama yapılıyor. Oysa başkanlık sisteminde Meclis, dört dörtlük kanun yapar, bütçeyi belirler. Yani Başkan, Meclis'e muhtaçtır. Başkanlık sisteminde Başkan'ın yetkileri vardır ama Meclis'le iyi geçinirse vardır. Aksi takdirde o yetkiler tuzla buz olup erir gider.*Bu durumda başkanlık modelinin diktatörlüğe dönüşmesi biraz zor...Çok net söylüyorum: Eğer biri diktatörlük yapmak istiyorsa parlamenter model, başkanlık modeline göre üç-dört kat daha elverişlidir diktatörlük yapmaya.*Neden daha elverişli?Bugün diktatörlük yapıp eline sopa alıp dövemeyeceğine göre... Eline alacağın şey kanundur, yetkidir, paradır. Parlamenter sistemde bunların hepsi başbakanların elinde... Oysa başkanlık modelinde bunların hepsi başkanın değil, Meclis'in elinde. Para, yani bütçe yapma yetkisi Meclis'tedir. Kanun yapma yetkisi Meclis'tedir. Başkan da öyle bakar... Meclis verirse uygular, vermezse yapacak bir şeyi yoktur.*'Zavallı Obama' demiştiniz... Bundan dolayı mı zavallı?Evet... Bundan dolayı... Durum bu olduğu halde biri çıkıp da 'Başkanlık sistemi diktatörlük getirir' dediğinde... Gırtlaklamak istiyorum. Başkanlık sisteminde cazip olan iki şey var... BİR: İstikrar ve devamlılık... İKİ: Çok güçlü bir parlamento... Benim başkanlık sistemini savunmamın esas nedeni güçlü parlamentoyu getirmesidir.*Başkanlık sisteminde bugünkünden çok daha yetkili ve çok daha güçlü bir parlamento mu oluşacak?Kesinlikle... Clinton'ın danışmanı gelmişti Meclis'e... Adam dedi ki: 'Bizim sistemimizin şanssızlığı, adı. Adından kaybediyoruz. Başkanlık sistemi denilince yanlış anlaşılıyor. Bizdeki model aslında kongre hükümeti modelidir.' Aynen böyledir.Yargı ne olacak?Peki başkanlık sistemi olursa 'yargı' ne olacak?Bu konuda Burhan Kuzu'nun görüşü net:'Yargının bağımsızlığı olmazsa olmazdır. Her sistemde böyledir. Yargı hakemdir. İnsanoğluna her zaman lazımdır. Bağımsız yargı konusunda bir tartışma yok.'Başkanlık sisteminin getireceği beş güzellikBurhan Kuzu'ya göre başkanlık sistemi şu beş güzelliği getirecek:*- BİR: Yasama organı ile yürütme organını net olarak ayıracak.- İKİ: Koalisyon diye bir şey olmayacak.- ÜÇ: Etkin bir parlamento denetimi söz konusu olacak.- DÖRT: İstikrarı getirecek.- BEŞ: Kalkınmayı sağlayacak.Burhan Kuzu'dan altı çizilen satırlar- Parlamenter sistemin başbakanı, başkanlık sisteminin başkanından üç kat daha güçlüdür.- Ben güçlü bir lider olmak istesem... Kesinlikle parlamenter sistemin başbakanlığını isterim.- 'Zavallı Obama' dedim... Amacım başkanlık sisteminde başkanın o kadar da güçlü olmadığını anlatmaktı.- Türkeş '9 Işık' kitabında 'Türkiye'nin tek çözüm modeli başkanlık sistemidir' diyor. Şimdiki ekip karşı buna... Federal yapı gelir, özerk yapı gelir diye... O zaman soruyorum onlara: Federal yapı gelecekse Türkeş de mi federal yapıyı savundu?30 yıllık macerası'Ben bu başkanlık sistemi işine 30 yıldan beri kafa yoruyorum' diyen Burhan Kuzu, 30 yıllık macerasını şöyle özetledi:- Rahmetli Özal'a danışmanlık yaptım. O zaman da başkanlık sistemi diyordum.- Demirel çağırdı Çankaya'ya... Bu konuda onunla da irtibatlarımız oldu.- Son 12 yıldır da Tayyip Bey'le aynı şeyleri söylüyoruz.- Benim başkanlık sistemini savunmam partiler üstü bir savunmadır. AK Parti bağlamında bir savunma değildir.Milletvekilleri sürü psikolojisiyle parmak kaldırıp indiriyorBurhan Kuzu'ya göre bugün Türkiye'de Meclis işlevsiz durumda.Kuzu, Meclis'in yapamadıklarını şöyle anlatıyor:*Meclis denetim yapamıyor Hükümet, parlamento içinden çıkıyor... Parlamentodan çıkınca da... Bakanlar ile milletvekillerinin kankalığı söz konusu oluyor. Bu nedenle milletvekilleri, kendi partilerinden olan bakanların aleyhinde oy kullanmıyorlar. Bir denetim olmuyor yani. Evet, şeklen gensoru müessesi var ama bu müessese işlemiyor.*Meclis kanun yapamıyorKanun yapma yetkisi şeklen Meclis'te. Hazırlığında yok. Müzakeresinde yok. Arka planda ne olmuş, haberi yok. Kanunların yüzde 98'i hükümetten geliyor. Geri kalan yüzde 2'si de hükümetin istediği ama kamuoyu baskısından korktuğu için dolaylı olarak milletvekillerine getirttiği kanunlar. Aslında yüzde yüzü hükümetten geliyor. Milletvekilleri ne yapıyor? Grup başkan vekillerine bakıyor. Sürü psikolojisi. Grup başkan vekili parmağını kaldırıyorsa kaldırıyor, indiriyorsa indiriyor.*Meclis bütçe yapamıyorPara musluklarının milli irade adına Meclis'ten geçmesi gerekir. Şu anda öyle oluyor, Meclis'ten geçiyor. Ama ne önerge vererek azaltmak mümkündür bütçeyi ne de çoğaltmak... Bütçe konusunda da hükümetin dediği olur. Bütçe görüşmeleri aslında bir seremonidir.'Başkan deli' deyip seçime gidebilirlerPartinizin Meclis'e getirdiği anayasa değişikliğinde Amerikan sisteminde yer almayan hususlar var. Mesela başkana parlamentoyu fesih yetkisi veriyorsunuz.Doğrudur. Bizim getirdiğimiz teklifte Amerikan modelinden kısmi bir sapma var. Ama haklıyız. Haklılığımız nerede? Şurada: Amerikan modelinde bir tıkanma olduğunda açacak bir şey yok. Sistem kilitleniyor, kanun çıkmıyor, bütçe geçmiyor. Biz bir çıkış yolu aradık. Eğer Meclis kanun çıkarmazsa ve işleri tıkarsa, başkanın seçim kararı alma hakkı var. Ama sadece Meclis için seçim kararı alamıyor Başkan... Bu durumda kendisi için de seçim yapılıyor. Yani hem Meclis seçimi hem başkanlık seçimi...Sizin getirdiğiniz teklifte Meclis de başkanı görevden alabiliyor değil mi?Evet... Parlamento 'Bu başkan biraz deli galiba, ne yaptığı belli olmuyor, abuk sabuk şeyler yapıyor' diyebilir ve başkanlık seçimine gidebilir. Ama tabii Meclis de seçime gitmek zorunda.O zaman sizin teklifte başkana verilen hak, Meclis'e de verilmiş.Aynen öyle... Gazetelere bakıyorsun, 'Başkana fesih yetkisi' diyorlar. İyi de kardeşim başkan, Meclis'i feshederse kendi de seçime gidiyor, bunu da yazsana... Ya da Meclis'in de başkanı görevden alma yetkisi var, bunu da yazsana.Doğru. İşin bu kısmı pek dillendirilmedi.Ben bunları anlattığımda 'A hocam, bu da mı vardı' diyorlar. Var tabii kardeşim, olmaz olur mu? Güney Amerika'da, Uruguay'da, Paraguay'da bu sistem niye işlemiyor? Çünkü oralarda bu yetkiler tek taraflı var. Diktatör adam zaten... Seçim bile yapmıyor.Yani tek taraflı fesih yetkisi olursa iş diktatörlüğe mi gider?Gider tabii... Hiç şüphen olmasın.Sizin getirdiğiniz teklifte başkana kanun gücünde kararname çıkarma yetkisi de veriliyor. Bu da Amerikan sisteminde yok? Bu da tehlikeli bir yetki değil mi?Bu husus basında çok eleştiri aldı. Bunu düzeltebiliriz. Başka bir formül bulabiliriz. Tartışabiliriz. Burada amaç, Meclis'i yetkisini kullanmaya zorlamak. Yetkisine karışma yok. Kanuna karışma yok. Kanun yapmasına zorlama var. İstenen şu: Başkan ile Meclis arasında zıtlaşma olursa... Bir ara yol olarak, acil durumlarda başkan kanun gücünde kararnameyle işleri yürütebilir. Ama Meclis o konuda kanun çıkardığı an bu kararname düşer.Solcu başkan... Neden olmasın?Türkiye'de sol, başkanlık sistemine karşı... Ne diyorsunuz bu konuda?Sol kesimin bir saplantısı var. Türkiye'de yüzde 35 sol, yüzde 65 sağ var sanıyorlar. Bu geçmişte doğruydu ama artık böyle değil. Artık bir ailede anne, baba, oğlan, kız... Dördü de ayrı partilere oy veriyor.Yani solcuların başkanlık sisteminde şansı olur mu diyorsunuz?Ey sol! Elli yıllık parlamenter rejimde kaç defa geldin? Sen bu modelde zaten gelemiyorsun. Ama başkanlık modeli gelsin, samimi olarak söylüyorum, solcu başkan seçilir. Nasıl seçilir? İki dönem sağdan gelir, üçüncü dönem soldan gelir. Çünkü başkanlık sisteminde ılımlılık esas olur. Herkesin oyunu almak için yumuşak söylemle hareket edilir. Bu ılımlılık nedeniyle bir-iki defa sağı deneyen seçmen, bir kez de solu deneyebilir.AK Parti kurucususunuz. Üç dönemdir partidesiniz. Ama bakan olamadınız. Kırgın olduğunuzu da pek saklamıyorsunuz.Bir kırgınlık var ama küslük dozunda değil. Mesele yapmadım. Yeri geldi söyledim ama. Bu da ayıplandı. Kendisi için bakanlık istiyor falan dediler. Ben 'Canım bakanlık istemiyor' desem, olmaz. Çok doğal bir şey bu... Ben zaten en çok bundan kaybediyorum. Doğal konuşuyorum, bazıları buradaki samimiyeti anlamıyor. Bakanlık yapan arkadaşlarımız gayet güzel yapıyorlar. Ama biz de yaparız. Bizim neyimiz eksik?Söyleşinin tamamı için tıklayınız
Reklam
Telefonlar Su ile Şarj Edilebilecek
Rus atılımcıların projesi akıllı telefonlar da dahil olmak üzere pek çok cihazı su ile şarj edebilmeyi amaçlıyor. Mümkün olup olmadığını zaman gösterecek.Sibirya’dan Sygma.Novosibirsk ve Moskova yakınındaki Dubna adlı Rusya’nın büyük iki nanoteknoloji merkezi, yepyeni bir şarj çözümü geliştirdi. Paylaşılan bilgilere göre bu şarj cihazı hidrojen enerjisini esas alıyor. HandyPower adını taşıyan ürün mobil telefonlar, iPod, navigasyon cihazları, portatif aydınlatma sistemleri, dizüstü bilgisayar gibi çok sayıda ürünün şarj edilebilmesini sağlıyor.HandyPower’ın kendine has ve benzersiz olarak tanımlanan teknolojisi sayesinde sıradan su ve aktif durumdaki alüminyum tozu şarj için gerekli enerjiyi sağlıyor. Alüminyum suya karşı reaksiyon gösteriyor, okside ediyor ve hidrojen salınımı gerçekleştiriyor. Daha sonra hava sürecin içine dahil oluyor. Elektrik üretimi ise bu esnada membrandda gerçekleşiyor.
G.Saray'da 135 Milyon TL'lik Fiyasko
Galatasaray'da Ünal Aysal döneminde bonservisler ve garanti ücretler dahil yaklaşık 135 milyon TL’yi bulan olan dev transfer operasyonu büyük bir hüsranla sonuçlanırken, geçen bir yılda 9 transferden sadece 2’si kadroda tutunabildi. Burdisso, İzet Hajrovic yazın ayrılmıştı. Salih Dursun ve Oğuzhan Kayar’ın sezon başında kiralık verilmesinin ardından, devre arasında Umut Gündoğan da aynı şekilde gönderildi. Veysel Sarı ise bonservisiyle verildi. Ontivero ise Macaristan kulübü Honved’e gönderildi. O dönem çok tartışılan rekor transferlerden şu anda Hamza Hamzaoğlu sadece Telles ve Koray Günter’den verim alabiliyor.YAZIK BU PARALARA Cimbom’da maddi krizi tetikleyen bu transferlerin dışında bir de kadro dışı olmalarına rağmen ödenmek zorunda kalan paralar var... Eboue’nin yanı sıra göndermek istenilen ancak aldıkları garanti ücretlerini düşünüp ayrılmayan Gökhan Zan ve Engin Baytar maaşlarını almaya devam edecek. Eboue oynamadan yıllık 2.2 milyon Euro, Zan ve Engin 1.1 milyon Euro kazanıyor. Türk statüsünde oynaması sağlanamayan Endoğan Adili ise gelecek sezonu bekliyor.7 OYUNCU GİTTİ, KİMSE GELMEDİG.Saray, bu kez maddi sıkıntıların da etkisiyle ara transferi hiç takviye yapmadan kapattı. Cimbom, 4’ü kiralık olmak üzere 7 oyuncusunu başka takımlara gönderdi. Veysel Sarı 400 bin Euro karşılığında Kasımpaşa’ya, altyapıdan Hüseyin Altuğ Taş Başakşehir’e bonservisleriyle verildi. Sözleşmesi feshedilen Yiğit Gökoğlan, Akhisar’a geçti. Granada’ya kiralanan ancak sözleşmesi fesh edilen Dany bu kez Fransız Evian’a yeniden kiralandı. Furkan Özçal 450 bin Euro karşılığında Karabük’e, Umut Gündoğan 150 bin Euro karşılığında Adana Demirspor’a, genç stoper Emre Can Coşkun ise 50 bin TL karşılığında Denizlispor’a kiralandı. Furkan’ın satın alma opsiyonu olarak 800 bin Euro belirlendi.Habertürk Spor
Fenerbahçe'de Derbi Öncesi Alper Potuk Depremi
Trabzonspor'u konuk edecek olan Fenerbahçe'ye, sakatlığı bulunan Alper Potuk'tan kötü haber geldi.Fenerbahçe'de, geçtiğimiz cumartesi günü yapılan Kardemir Karabükspor maçında sakatlanan ve bunun sonucunda ayak bileği şişen Alper Potuk'un, bu haftaki Trabzonspor karşılaşmasında oynaması tehlikeye girdi.Kulüp doktorlarının bütün çabalarına rağmen yıldız futbolcunun bileğindeki şişlik inmedi.Alper Potuk, ayağındaki şişlik 2 gün içerisinde inerse Trabzonspor'a karşı forma giyecek, inmezse kadroya alınmayacak.Fenerbahçe'nin en formda ve etkili futbolcuları arasında yer alan Alper Potuk, bu sezon 20 resmi maçta forma giyerken, 2 gol attı, 3 asist yaptı.Hürriyet
Muslera ve Taffarel'den Turgay Şeren'e Ziyaret
Turgay Şeren, Fernando Muslera'yı 'Yeni Taffarel' olarak gördüğünü söylediGalatasaray'ın Uruguaylı kalecisi Fernando Muslera ve kaleci antrenörü Claudio Taffarel, Florya'daki Galatasaraylılar Yurdu'nda kalan efsanevi kaleci Turgay Şeren'i ziyaret etti.Kulüpten yapılan açıklamaya göre oldukça samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada Turgay Şeren, futbolculuk yıllarındaki anılarını Claudio Taffarel ve Fernando Muslera ile paylaştı.Claudio Taffarel'i Fransa'daki Dünya Kupası'nda tribünde izlediği anda Brezilyalı efsaneye hayranlık duymaya başladığını anlatan Turgay Şeren, Fernando Muslera'yı da, 'Yeni Taffarel' olarak gördüğünü belirtti.Claudio Taffarel ve Fernando Muslera, unutulmaz kaleci Turgay Şeren'e kendi isminin bulunduğu, imzalı ve 1 numaralı Galatasaray kaleci forması hediye etti.İSTANBUL / DHA
Reklam