Konya'da At Katliamı
Konya’nın Emirgazi ilçesi İkizli Köyü’nde akıllara durgunluk veren bir olay yaşandı. İddiaya göre İkizli köyü’nde yaşayanlar, ekinlerine zarar verdikleri gerekçesiyle, bir kısmı sahipli olan 12 tane atı, akşam saatlerinde kurşuna dizerek öldürdüKonya’nın Emirgazi ilçesine bağlı İkizli Köyü, vicdani sorumlulukları sorgulatan bir olayla karşı karşıya kaldı. Köylüler, bir kısmı sahipli, genelde sürü psikolojisiyle, birlikte dolaşan ve iddiaya göre ekinlerine zarar veren 12 atı, Pazar akşam saatlerinde kurşuna dizdi. Gece yarısı, yakın köylerden biri olan Öbektaş Köyü’nden bir vatandaş, durumu Emirgazi Jandarma ekiplerine, İlçe Tarım Müdürlüğü’ne ve Sivil Toplum Kuruluşları’nın temsilcilerine bildirdi. Olay yerine gelen Jandarma ekipleri, İlçe Tarım Müdürlüğü ekipleri ve Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri, olay yerinde incelemelerde bulundu. Biri hamile ve biri tay, 12 atı kanlar içinde bulan yetkililer, kurşunlama olayının geniş bir alanda yaşandığını gözlemledi. Hamile at, vurulmanın etkisiyle doğuma başlarken, ortaya içler acısı görüntüler çıktı. Diğer atlar olay yerinde hayatını kaybederken yaralı tay hayata tutunmaya çalıştı. Sivil Toplum kuruluşları yetkilileri, Jandarma ekipleri ve İlçe Tarım Müdürlüğü ekipleri araç bularak tayı, Selçuk Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ne getirdiler. Uzun süren tedavi ve ameliyat sonunda tay da kurtarılamadı.'İKİZLİ BU VEBALİ NASIL ÖDEYECEK?’Mevlana Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği (HAYDOSEV) Başkanı Gonca Cansoy, yaptığı açıklamada; “Bu bir vahşettir. Gecenin bir yarısı kalkıp gittik ve gördüğümüz manzara karşısında şoke olduk. 12 tane attan 11’inin cansız bedeniyle karşılaştık. 1 tay da ağır yaralıydı. Onu Selçuk Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ne getirerek tedavi altına alınmasını sağladık. Ama maalesef tayımızı da kurtaramadık. Bunu yapanlar cezasız kalmayacak. Masum canlara kıymanın bir bedeli olmalı. Bunu yapanlar cezalarını çeksinler. Biz de bunun için elimizden geleni yapacağız. İkizli köyü bu yaşanan vahşetin vebalini nasıl ödeyecek merak ediyoruz. Adalet yerini bulsun” şeklinde konuştu.Jandarma ekipleri, olay yerinde ve İkizli Köyü’nde geniş çaplı soruşturma başlattı.
Hapishaneye Düşmüş 11 Ünlü Kadın ve İşledikleri Suçlar
Hapse girmek, neredeyse herkesin dünyada en çok korktuğu şeylerden biridir. Özgürlüğün bitmesi, düşük hayat koşulları, demir parmaklıklar arkasında geçen günler herkes için aşırı zor olsa da; oldukça lüks günler geçirmeye alışmış ünlü hanımlar için bu daha da garip bir travmaya dönüşebiliyor. Bir çok ünlü kadın birbirinden değişik suçlara imza atıp bu zorlu süreci yaşadılar. Kısa ya da uzun dönem hapishane ranzasında yatmış o 11 ünlü kadın;
‘Direnme Hakkı Evrensel Haktır, Zulme Teslim Olmak Bizim Kitabımızda Yoktur’
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 'direnme hakkı evrensel bir haktır. Baskıya zülme karşı direnmektir. İnancımızda da vardır. Zulme teslim olmak bizim kitabımızda yoktur' dedi.Kılıçdaroğlu, parti grubunda yaptığı konuşmada hükümete yönelik sert eleştirilerde bulunurken, Şanlıurfa ziyaretinde gittiği bir çocuk hastanesinden fotoğrafları gösterdi.İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları:'MÜZEYYEN SENAR'A RAHMET DİLİYORUZ'Yanık Ömer'i onun kadar güzel yorumlayan ikinci bir sanatçı hiç görmedim. Olağanüstü güzel bir sesi vardı. Biz hep sanatçıları öldükten sonra anarız. Ama aslında sanat bir toplumun yaşam kalitesini belirleyen temel unsurdur. Hani büyük önder diyor ya 'sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından birisi kopmuş demektir'Eğer sanatı yüceltirsek emin olun tasada ve kıvançta beraber olan bir toplumu yeniden inşa etmiş oluruz. Kendinizi bir sinema salonunda düşünün. Bir film oynuyor. Cinsiyetimiz inancımız ne olursa olsun. o filmi izleyenlerin tamamı beraber hüzünlenirler, sevinirler. O nedenle sanat bir toplumu kaynaştıran en önemli unsurdur. Sanata ve sanatçıya her zaman değer vermek zorundayız. Elbette ki sanatçı toplumun aykırı insanıdır. O bizim önümüzde yürüyen insandır. O nedenle onun aykırı düşüncelerine de hep beraber saygı göstermek durumundayız. Bilim insanları sanatçılar bir toplumun entelektüel birikimini yansıtır. Bu vesileyle bir kez daha Müzeyyen Senar'a Allah'tan rahmet diliyoruz.'MESAFEYİ SIFIRLAMAMIZ GEREKİYOR'Evvel ki hafta Bursa’daydım. Geçen hafta sonu Şanlıurfa’daydım. Şanlıurfa’ya gititm, sohbet ettim konuştum. Değişik alanlara mekanlara girdim. Bir gerçeği gördük. Elinizi uzattığınız zaman insanları kazanıyorsunuz. Sohbet ettiğiniz zaman kazanıyorsunuz. Siyasetçiyle vatandaş arasındaki mesafeyi sıfırlamamız gerekiyor. Onların yanında sorunlarıyla beraber çözüm önereceksiniz. Yanında duracaksınız. Beraber konuşacaksınız. Şanlıurfa’nın bir özelliği var tabi, peygamberler şehridir Şanlıurfa. Dünyanın en zengin kültürünü bağrında yaşayan bir şehirdir. Harran Ovası, Şanlıurfa’da. Göbeklitepe de Şanlıurfa’da. Bunların içinde Şanlıurfa ne durumunda?'SURİYELİLER 20 LİRAYA ÇALIŞIYOR'Sabahın erken saatinde amele pazarı denen bir yere gittik. Şanlıurfalılar orada iş bekliyorlar. Birisi gelecek diyecek ki 'Gelin sizi şu işte çalıştıracağım.' Kaç lira? 60 lira. Hepiniz iş buluyor musunuz diye sordum, hayır Suriyelilerden sonra iş bulamıyoruz. Neden iş bulamıyorsunuz? Çünkü Suriyeliler 20 liraya çalışıyor, biz nasıl 60 liraya nasıl çalışalım… İnsanları açıkça açlığa mahkum ediyorsunuz. 8 saat 10 saat önemli değil diyor, yeter ki 60 lira alalım evimize parayla gidelim. Bu bile mümkün değil. şu soruyu tüm Şanlıurfalı kardeşimin kendisine sormak istiyorum. Suriye’yle bizim bir kavgamız yok. Suriyeli vatandaşla da hiçbir kavgamız yok. Tam tersine akrabalarımız onlar bizim. O zaman tablo nedir? Sorumlu kimdir? Suriye’yi kan gölüne çeviren kimdir? Hangi siyasi iktidar bunu yaptı, açlığa mahkum etti. 60 lirayı bile elinizden aldılar. Bunu düşünmelerini istiyorum. Bu tablonun arkasında net açık Adalet ve Kalkınma Partisi’ni görecekler.'OY KULLANIRKEN...'Oradan ayrıldım hayvan pazarına gittim. Oturduk sohbet ettik, dertlerini dinledik. Yine Şanlıurfalı kardeşlerime sesleniyorum. Bana söyledikleri için buradan sesleniyorum. Hiçbir AKP milletvekili, 10 AKP milletvekili var. Hiçbir AKP milletvekili hiçbir milletvekili CHP dışında bugüne kadar hayvan pazarına gidip vatandaşlarla konuşup onların dertlerini dinlememiş. İlk giden genel başkan CHP genel başkanı. Perişan olduk, mahvolduk diyorlar. 'Suriye sınırına bu hükümet neden sahip çıkmıyor' diyorlar. 'Yol geçen hanına döndük' diyorlar. Şikayetlerini ediyorlar. Bende onlara şunu söyledim. Madem ki bugüne kadar 12 milletvekili verdiniz, bir vekili bile CHP’ye vermediniz, önümüzdeki seçimlerde oy kullanırken 'Elinizi vicdanınıza koyarak oy kullanın' dedim.'BU FATURAYI ŞANLIURFA ÖDÜYOR'Oradan yaş meyve sebze haline gittik. Sayın başkana teşekkürlerimi sunuyorum. Oradaki vatandaşlarla oturup konuştuk, dertlerini dinledik. Aynı sorun onlarda da var. oradan çocuk hastanesine gittik. Çocuk hastanesine gelmeden önce Suriye ile ilgili Şanlıurfa’yla ilgili konulara değerlendirmek isterim. Dört yıldır Suriye’de iç savaş var. Bir milyon 700 bin Suriyeli Türkiye’de mülteci. Bunun 250 bini Şanlıurfa’da yaşıyor. 20 liraya iş buluyorlar, Şanlıurfalı aç. Bu faturayı kim ödüyor, Şanlıurfalı ödüyor. Hiçbir Şanlıurfalı Suriye’nin iş içine karışmaktan yana değil, kavgadan yana değil. ben Şanlıurfalılara söz veriyorum, CHP’lilerin iktidarında Ortadoğu’ya barışı getireceğiz, Türkiye Cumhuriyeti olarak, ben de Başbakan olarak. Asla ve asla savaştan kavgadan yana olmayacağım. İnsanları silahlandırmadan yana olmayacağım. Suriye’ye de Irak’a da her tarafa barışı getireceğim'BABA OCAĞINA GERİ DÖN' DİYECEĞİZSuriyeli kardeşlerime diyeceğim ki, bir milyon 700 bin kardeşim, git kardeşim, baba ocağına geri dön, sana her türlü yardımı yapacağız. Sana şu ana kadar 5,5 milyar dolar harcadık, helali hoş olsun. Ama CHP iktidarında 'Suriye’ye huzur geldi, git kardeşim kendi ülkende çalış diyeceğiz.'Sadece ihracattan Şanlıurfa’nın kaybı 81 milyon dolar, iş adamları perişan, esnaf da perişan. Bakın protesto edilen senet… Yüzde 21. 62 milyon, 62 trilyon Şanlıurfa’da. Türkiye ortalamasının iki katı. Niye protesto edilir, ödenemediği için. Adamın maddi gücü yerinde olsa ödemez mi, demek ki ödeyemiyor. Demek ki sıkıntı var. bu iktidar çözer mi? Hayır çözemez. Bu iktidarın zaten kendisi sorunun kaynağıdır. Çözümün odağı ve kaynağı CHP’dir herkes bilsin.'BİRİ SORUNLARINIZI DİLE GETİRDİ Mİ?'Ben diyorum bunların işi başka. Bunlar ayakkabı kutularını koruyorlar, vatandaşın derdiyle mi ilgilenecekler? GAP için özel kanun çıkardılar. İşsizlik sigortası fonundan da para aldılar. Onu da başka yerde harcadılar. GAP hala su bekliyor. O zaman sormak gerekir. 12 milletvekili verdiniz Şanlıurfalılar, birgüne bir gün bir milletvekili oy verdiğiniz milletvekili bir gün çıkıp da Şanlıurfa’nın sorunlarını dile getirdi mi? Hiç kimse getirmedi. Bizim bir milletvekilimiz bile yok, ama biz sorunlarınızı burada adam gibi söylüyoruz. O sorunları çözmek için de size söz veriyoruz.Elektrikle ilgili şöyle bir sorunu var Urfalı çiftçinin. 'Devlet elektrik getirmişse 24 kuruştan' alıyorum diyor. Ama su yoksa, kuyuyu kazıyorum, elektrik hattını ben çekiyorum, benden de 90 kuruş alıyor. Niye alıyor diyor, 'beni niye cezalandırıyorum' diyor. Elektrikse masrafı ben yapmışım, o zaman benim elimi kolumu niye bağlıyorsun? Bunların görevi budur zaten. Bunlar vatandaşı sorunun içine atarlar. Sonra da ellerini havada tutarlar, bunlar sana el uzatmazlar. Sana uzanacak el halk partisinin elidir, CHP’nin elidir. Biz senin sorununu bire bir biliyoruz, yaşıyoruz.'İŞTE DEVRİMİNİZ BU?'Oradan çocuk hastanesine gittik. Size iki fotoğraf göstereceğim. Bu çocukların yattığı iki oda. Odalar altı metrekare. Odalarda 9 çocuk ve anneleri beraber tedavi görüyorlar. Diyorlardı ya sağlıkta devrim yaptık. İşte devriminiz bu sizin. Anneler diyor ki çocuklar zaten burada hasta olur. Hekimler yer yok diyorlar. Buradan özellikle bu hastanelerde çalışan, bütün hekim kardeşlerime ve sağlık çalışanlarına yürekten teşekkür etmek isterim. Onları hep beraber alkışlayalım. Kişi başına düşen doktor sayısında Şanlıurfa 81’nci sırada en geride.
Marco Reus, Borussia Dortmund'da Kalıyor
Transferi yılan hikayesine dönen Marco Reus, Borussia Dortmund’la olan sözleşmesini 2019 yılına kadar uzattı.Almanya Bundesliga'da kötü bir dönemden geçen Borussia Dortmund'da takımın yıldız ismi Marco Reus mevcut sözleşmesini 2019 yılına kadar uzattı.Borussia Dortmund'un resmi sitesinden yapılan açıklamada Reus ile 2019 yılına kadar sözleşme imzalandığı belirtildi. Atılan imzaların ardından açıklamalarda bulunan Reus ise 'Borussia Dortmund'da kaldığım için çok mutluyum. Burası benim memleketim ve benim kulübüm. Taraftarlarımızla beraber yakalayacağımız başarılar için heyecanlanıyorum. Burada kalıp elimden gelenin en iyisini yapmak için mücadele etmek istiyorum' dedi.Reus’un yeni sözleşmesinin 2019’da son bulacağı belirtilirken, Alman kanat oyuncusunun mevcut sözleşmesindeki 25 euroluk serbest kalma maddesinin de yükseğe çekildiği açıklandı.Eurosport
Reklam
Ibrahimovic Hedefini Açıkladı: "Eyfel Kulesi"
Dünya futbolunun en yetenekli futbolcularından biri olan Zlatan Ibrahimovic, kendi balmumu heykelinin açılışına katıldı.Paris Saint-Germain'in İsveçli yıldızı Zlatan Ibrahimovic, kendisi için yapılan balmumu heykelinin açılışına katıldı.Paris'te bulunan Musee Grevin'de kendi heykeliyle birlikte poz veren Ibrahimovic, yaptığı açıklamalarda Eyfel Kulesi'yle ilgili ilginç bir projesi olduğunu açıkladı. İşte Zlatan'ın o sözleri;' Musee Grevin'de bir heykelimin olması gerçekten inanılmaz bir duygu. Heykel gerçekten harika sanki ben sahada duruyormuşum gibi. Bu yapılan fantastik heykel için sadece minnettar olabilirim. Bu müzede bir heykelimin olması büyük bir onur. Bundan dolayı çok mutluyum. Bir sonraki adım olarak belkide Eyfel Kulesi ile kendi heykelimin yerlerini değiştiririm.'Eurosport
Berlin’den Niğde'ye Uzanan Cihat Yolculuğu
Niğde Ulukışla’da ikisi asker ve polis üç kişiyi öldürüp 9 kişiyi de yaralayan Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) saldırısına karışan Benyamin Xu’nun ifadesi, Avrupa’dan Suriye’ye uzanan cihat hattında köprü vazifesi üstlenen Türkiye’nin rolünü de ortaya koyuyor. Ahmet Şık'ın Cumhuriyet'te yer alan haberine göre Xu’yu babası ve kendileri gibi cihat için gelen Filistinli bir arkadaşlarıyla birlikte, sınır kapısından herhangi bir pasaport kontrolü yapılmadan Suriye’ye geçiren isim, hakkında MİT’e çalıştığı iddiaları bulunan Heysem Topalca oldu. Önce El Kaide kökenli Cundüş Şam, ardından IŞİD kamplarında yaklaşık bir yıl kalan Xu, babasının ölümünden birkaç ay sonra Ulukışla saldırısına karışan İsviçre vatandaş ıÇendrim Ramadani ve Makedonyalı Muhammed Zakiri ile birlikte kaçarak Reyhanlı üzerinden Türkiye’ye giriş yaptı. Xu’nun, vatandaşı olduğu Almanya’dan İstanbul’a, oradan da Hatay üzerinden Suriye’ye uzanan cihat yolculuğu 20 Mart 2014’te Ulukışla’daki saldırıyla sonlandı.Yardımlaşma derneği cihatçı üssüUlukışla saldırısını gerçekleştiren tutuklu IŞİD militanlarından Çendrim Ramadani ve Muhammed Zakiri, şeriat hükümlerine göre yönetilmeyen Türkiye’yi inançları gereği “tağut” olarak gördükleri için ifade vermeyi reddetti. Başlangıçta diğer arkadaşları gibi susma hakkını kullanan Benyamin Xu ise dört ay sonra, 24 Temmuz 2014’te ifade verdi. Niğde Savcılığı’nda verdiği ifadede babasının zoruyla Suriye’ye gittiğini iddia eden Xu, Ulukışla’daki çatışma öncesinde eroin kullandıklarını ve kendinde olmadığını belirtti. Makedonya kökenli Benyamin Xu, geçmişte uyuşturucu bağımlısı olan ancak sonradan dine yönelerek radikalleşen babasıyla birlikte internet üzerinden Suriye’deki cihatçıların videolarını izlediklerini söylediği ifadesinde “Almanya’da babamla birlikte Fussilat adındaki bir camiye gitmeye başladım. Orada Çeçenler fazlaydı. Babam Suriye’ye gitmek istediğini söylüyordu ancak ben gideceğine çok ihtimal vermiyordum” dedi. Babasının Makedonya’dan iki arkadaşını da alarak ticaret yapmak için Türkiye’ye gideceğini söylediğini belirten Xu, kendisinin de Filistinli arkadaşı Abu Mualn ile birlikte karayoluyla 2013 yılı nisan ayında Türkiye’ye geldiğini anlattı. İstanbul’da, Filistinli arkadaşında telefon numarası bulunan Muhammet isminde bir Türk ile buluştuklarını belirten Xu, “Muhammet, ambleminde açık yeşil renkler olan bir yardımlaşma derneğini çalıştığı yer olarak bize gösterdi. İstanbul’un göbeğinde bir yerdi. Burası çocukların girip çıktığı resmi bir yerdi. Yardımlaşma derneğine benziyordu. Orada bulunan çocuklara, ‘Bunlar geleceğin mücahitleri’ diyorlardı. Muhammet para toplayan, yeşil pasaportu olan birisiydi. İstanbul’da Muhammet’le Suriye’ye nasıl gidileceğini sormak için buluşmuşuz. Daha önce Almanya’da babamı ziyaret etmişti. Babam ‘Millet-i İbrahim’ isimli, daha çok Türklerin bulunduğu gruba dahil olmak için İstanbul’a geldi. Makedonya’daki arkadaşlarını da bunun için getirdi. Muhammet, Millet-i İbrahim isimli örgüte mensuptur” dedi.Heysem Topalca sahnedeİstanbul’da iki gün otelde kaldıktan sonra Fatih isimli bir arkadaşıyla gelen babasıyla buluştuklarını belirten Xu, “Babamın kaçak yollardan Türkiye’ye getirdiği Fatih, daha önce Afganistan’a giderken yakalanmış ve Almanya’da cezaevinde kalmıştı. Babamla da Almanya’da tanışmışlardı. Şu anda da Almanya’da tutukluymuş. Teröristler için Almanya’da para topladığını duymuştum. Buluştuktan sonra ben Filistinli Abu Mualn ile birlikte babam da kendi aracında Fatih’le birlikte hemen Ankara’ya gittik. Fatih’in kuzeniyle buluşarak onun evinde kaldık. Ertesi gün ihtiyacımız olan alışverişi yaptıktan sonra aynı araçlar ve kişilerle Hatay üzerinden Reyhanlı’ya geçtik” dedi. Fatih’in, Suriye’de bulunan biriyle telefon konuşması yaptıktan sonra Reyhanlı’da Heysem Topalca ile buluştuklarını söyleyen Xu, Suriye’ye nasıl geçtiklerini de “Yemek yedikten sonra babamın aracını kullanan Heysem ile birlikte Filistinli Abu Mualn, babam ve ben yola çıktık. Bir süre sonra Suriye’ye geçtiğimizi anladım. Sınırdan geçerken Heysem görevlilerle çok samimiydi. Onlarla ilişkilerinin iyi olduğunu düşünüyorum. Zaten pasaport kontrolümüz yapılmadı. Suriye’deki kamptaki bütün Türkleri de tanıyordu. Çok rahat davranıyordu” diye anlattı.Yardım derneğinin yemekleri örgüt kampındaCilvegözü’ndeki Babel Hava sınır kapısından Suriye’ye geçiş yaptıklarını anlatan Xu, kendilerini bekleyen iki araç bulunduğunu belirterek “Birinde Şeyh Ömer adında biri vardı. Hep beraber onun evine gittik. Yanında Almanlar vardı. Heysem Özgür Suriye Ordusu, Şeyh Ömer de Cundüş Şam örgütü adına savaşıyordu. Ertesi gün Lataika’ya gittik ve burada Çeçenlerle buluşup kampa gittik. Bizi aldıkları Cundüş Şam örgütüne ait kampta birkaç ay savaş eğitimi aldık. Çeçenler, Türkler ve Almanlar vardı. Almanya Bonn’dan gelenlerin yanı sıra Avusturya’dan olanlar da vardı. Hatta Ebu Talha (Gerçek adı Deso Dogg olan Almanyalı eski bir ünlü rapçi Ebu Talha, El Almani ismini alıp Millet-i İbrahimi saflarında Suriye’deki cihada katılmıştı) diye bilinen, terörist eylemler yapan kişi bile oradaydı. Ebu Davut isimli bir Türk bize yardım yemeklerinden getiriyordu. Kampın liderleri konumundaki Çeçen Ebu Turab ve Müslim’in Hatay’da evleri vardı”dedi. Çatışmalara katılan babasının bir roket saldırısında öldüğünü, kendisinin de yaralandığını belirten Xu, bu olay üzerine geri dönmeye karar verdiğini söyledi. Kamptakilerin karşı çıktığını ve Alman polisinin işkence yaptıktan sonra kendisini tutuklayacaklarını söylediklerini belirten Xu, bunun üzerine korktuğunu ve Arapça öğrenmek için kampta kalmaya devam ettiğini anlattı.Muhammed Zakiri ile tanışma ve kaçışXu, Arnavutça bilen ve kampta tanıştığı Muhammed Zakiri’nin kaçak olarak Türkiye’ye giriş yaparken yakalandıktan sonra giriş yasağı konularak sınır dışı edildiğini, ancak Yunanistan üzerinden kaçak olarak Türkiye’ye, oradan da Suriye’ye geçtiğini anlattı. Zakiri’nin El Kaide’den ayrılarak kendi kamplarına katıldığını belirten Xu, IŞİD’e katılmasını isteyen Zakiri ile birlikte kamptan kaçarak Halep’e, IŞİD’in kampına gittiklerini söyledi. Birkaç gün sonra da Zakiri ve arkadaşı Çendrim Ramadani ile birlikte Makedonya’ya gitmek için, birkaç silah satıp parasıyla birlikte kamptan kaçtıklarını belirten Xu, Atme bölgesinden El Kaidecilerin yardımıyla Reyhanlı’ya geçtiklerini söyledi. Sınırın öte tarafında kendilerini bekleyen araçla Reyhanlı’ya geldiklerini ve o gece camide uyuduklarını anlatan Xu, ertesi gün bir başka taksiyle Hatay’a geldiklerini söyledi. Hatay’da Bulgaristan sınırına gitmek için anlaştıkları taksiciyle yola çıktıklarını belirten Xu, Ulukışla’da şoförün kendiliğinden kontrol noktasında durmasından sonra da askerlerle çatışma çıktığını anlattı.
Reklam
Anonymous IŞİD Hesaplarını Hackledi
Hacker grubu Anonymous, IŞİD’le bağlantılı, 800’den fazlası Twitter’da olmak üzere yaklaşık bin sosyal medya hesabı ve internet sitesini hacklediğini açıkladı.Geçen yılın Haziran ayında IŞİD’e ait hesapları hackleyeceğini duyuran Anonymous, 7 Ocak’ta Yemen El Kaidesi tarafından gerçekleştirilen ve 12 kişinin hayatını kaybettiği Charlie Hebdo saldırısının ardından eylemine hız vermişti.Russia Today’de yer alan habere göre, IŞİD’in yeni üye kazanmasını önlemek amacıyla böyle bir eyleme imza attıklarını belirten hacker grubu, yayınladığı listede email adreslerine de yer verdi. İnternet sitesinde kendilerini “tüm ırk, ülke, bölge ve etnik kökenden Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerden oluşan” evrensel bir grup olarak tanıtan Anonymous, “Unutmayın ki, kendilerine İslam Devleti diyen teröristler Müslüman değil. IŞİD, sizi avlayacağız, sitelerinizi, hesaplarınızı ve emaillerinizi çökerteceğiz ve sizi ortaya çıkaracağız. Şu andan itibaren, internet üzerinde sizin için güvenli bir yer yok. Size virüs gibi davranılacak ve ilaç biziz. Biz internetin sahibiyiz” ifadelerini kullandı.IŞİD'E DESTEK VEREN ÜLKELERE MESAJTwitter’ın Haziran’dan bu yana bin 500’den fazla IŞİD bağlantılı hesabı kapadığı bilinirken, Anonymous, IŞİD’e destek vermekle suçlanan ülkelere de hack saldırısı düzenleyeceklerini belirtmiş ve “Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve IŞİD’e kendi çıkarları için açıkça destek veren ülkelere doğrudan bir mesaj göndermeyi planlıyoruz. İlerleyen günlerde hükümetlere ait internet sitelerini hacklemeye başlayacağız ki mesajı net olarak anlasınlar. IŞİD’i hedef almamız pek mümkün değil, çünkü karada savaşıyorlar. Ne var ki, onlara mali destek veren insanlar ve devletlerin peşine düşebiliriz” demişti.Demokrat Haber
Facebook’un Ücretsiz İnternet Projesi internet.org Hindistan’da Kısmi Kullanıma Açıldı
Facebook’un ücretsiz internet erişimi projesi Internet.org Hindistan’a adım attı. Temmuz  2014’te Zambiya’da uygulanmaya başlayan proje, Hindistan’ın 6 eyaletinde* kullanıma açıldı.Konuyla ilgili bir açıklama yayınlayan Facebook ve Mark Zuckerberg, proje kapsamında sağlıktan habere, spordan bilgi ve iş konularına kadar çeşitli internet servislerine ücretsiz erişim sunduklarını açıklıyor.Facebook’un ve Bing Arama‘nın da dahil olduğu listede herhangi bir Google servisi yer almıyor. Yani Google servislerine erişmek isteyenler için farklı ve ücretli bir internet servisi kullanması gerekiyor.Dünyanın en kalabalık 2. ülkesi olan Hindistan‘da 10 milyonlarca kişiyi internetle tanıştırmak isteyen Facebook, internet.org ile daha önce Africa’da 150 milyon kişiye hizmet sunduklarını ve 6 milyon kişiyi ilk kez internetle tanıştırmıştı.
Reklam
‘İç Güvenlik Paketi Barış Değil Daha Fazla Çatışma Getirecek’
HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ, İç Güvenlik Paketi’yle ilgili olarak “Kendi halkına savaş ilan edilen bir paketin, barışın önünü açacağına kim inandırabilir. AKP’nin, sarayın ve Başbakanın tehditleri inandıramaz. Bu paket, barış değil daha fazla çatışma getirecek” dedi.Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ grup toplantısında konuştu.Yüksekdağ’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:İç Güvenlik Paketi adı altında Türkiye halklarının önüne konulan paket, AKP hükümeti ve sarayın güvenliğinin sağlanmasından başka bir şey değildir. Güvenlik ve baskı politikaları değil, daha fazla barışa, çözüme ve özgürlüğe ihtiyaç var.Bu siyasi iktidar bunu görmüyorsa aksini yapıyorsa, gerilim ve baskı politikasını birincil olarak artırma ve sürdürme tavrında ısrar ediyor demektir. Meclisin gündeminde olan ve bir hafta daha ertelenen güvenlik paketi, AKP’nin bu politikada ne kadar ısrarcı olduğunu gösteriyor.Başbakan Ahmet Davutoğlu, konuşmasında bu ölüm ve baskı paketini çıkarma konusunda ne kadar ısrarcı olduğunu bir dile getiriyor. Sorumsuz bir politika bu. Her sözüyle gerilimi yükselten, kışkırtıcı bir dil bu.AKP’ye sesleniyorum; bu paketi geri çekmek için bir hafta var. Bu paketin önünü, sonunu bir kez daha hesaplayın. Bu pakete karşı demokratik muhalefetin taleplerini dikkate alın ve paketi geri çekin. Sorumlu politika, bu paketin geri çekilmesi olacaktır.Bu paket halkın güvenliği dışında her şeyi amaçlıyor. Amaçlarından birincisi, baskıcı ve otoriter rejimin, muhalefet karşısında korunması ve hiçbir engelle karşılanmadan saltanat kurmaktır. Tek adam, tek parti diktatörlüğüne dayanan bir siyasi rejimi inşa etme tavrının ne kadar gayri meşru olduğunu gördükleri için, halk tarafından kabul edilmeyeceğini bildikleri için, kendileri gibi düşünmeyen muhalefeti etkisizleştirmek için, kendi güvenliği için paketin gündeme getirilmesi politikası bu.İkincisi, bütün halk güçlerinin, özellikle partimizin karşısına yeni bir baraj çıkarma amaçlanıyor. Ne diyor saraydaki, ‘seçimlerden önce seçimin güvenliğini sağlamak için, huzur içinde 2015 seçim sandıklarına gidebilmek için bu paketi çıkarıyoruz’ diyor. Biz tersini söylüyoruz aylardır. Asıl bu paketi çıkarırsanız, halkı tehdit eder, kuşatma altına alırsınız.Saraydakinin tek derdi, tek muradı budur. 2015 seçimlerinden önce bütün Türkiye toplumu, halkları devlet terörü uygulamasıyla karşı karşıya bırakılacaktır. En fazla hedef tahtasına oturtulan da partimizin yürüyüşüdür.1980 Anayasasına dayandıkları seçim barajı sallanıyor. HDP’nin bu barajı halkın gösterdiği ilgiyle aştıklarını görüyorlar. Bu nedenle ikinci bir baraja antidemokratik yasalara ihtiyaç duyuyorlar. İşte bu süreçte, seçimlerin, demokratik tercihlerin önünün açılabilmesi için bu devlet terörü paketinin ölüm paketinin geri çekilmesi gerekiyor.Üçüncüsü bu ‘İç Güvenlik Paketi’ adı verilen baskı ve yasak paketi, barışın ve çözümün getirilmesine asla ve asla hizmet etmiyor. Bu paket barış karşıtıdır. Kendi halkına savaş ilan edilen bir paketin, siyasetin barışın önünü açacağını kim inandırabilir. AKP’nin, sarayın ve Başbakanın tehditleri inandıramaz. Bu paket, barış değil daha fazla çatışma getirecek.Sadece hareket halindeki güçleri değil, her kesimi hedefliyor. Bu paketin içeriğini Kürt halkı çok iyi bilir. Sol, sosyalist, devrimci muhalefet bu paketi çok iyi bilir. Hemen vazgeçin. Harekete geçmek isteyen bütün Türkiye halklarına ‘Kör sağır ve felç olmuş bir şekilde kabullenin’ diyorlar. Tüm toplumu ve Türkiye halklarını felç etmek için bu paket çıkarılıyor.Bu paket, taşları bağlayıp köpekleri salma paketedir. Toplumun elini kolunu bağlamak, bütün sadırı odakları salmak anlamına geliyor. AKP, karanlık güçlerden, çeteci odaklardan onların gayri nizami odaklarından bahsediyordu. Şimdi soruyoruz, bu sizin çete dediğiniz, paralel dediğiniz, nizami hareket etmiyor dediğiniz bütün güçleri yasal güvenceyle serbest mi bırakıyorsunuz?Bu devlet terörü paketi uygulamaya geçtiği andan itibaren üzerinde üniforma taşıyan devlet görevlisi, bu halka istediği zulmü yapabilme olanağına sahip olacak. Yasallığı güçlendirilmiş ve daha bir koruma altına alınmış militarist saldırganlığın önü açılacak.Bundan sonra işlenecek bütün katliamların ve suçların sorumluluğunu üstleniyor. Biz bunu anlıyoruz, bundan sonra polisin ve karanlık güçlerinin işleyeceği her bir suçun sorumlusu AKP hükümeti ve saraydakinin kendisidir.Hangi akıl, hangi vicdan bu paketin geçmesini kabul edebilir. Bu paketin geçmesi kırılma noktasıdır. Toplumsal değerler etrafında bir araya gelme şansını da dinamitlemek istiyorlar.Bu paket, çözüm sürecinin barışçıl şekilde yürütülmesini dinamitleyecektir. Bu paketin çıkarılmasını toplumun hayrına olmadığını çok iyi biliyoruz. AKP’ye ve Başbakan’a bir kez daha çağrı yapıyoruz, vaktiniz varken bu paketi geri çekin.Saraydaki sigaranın zararlarıyla uğraştığı kadar, biraz da biber gazı ve merminin zararlarıyla uğraşsın. Berkin'in annesini yuhalatmak serbest, katillerini korumak serbest, protesto etmek için pankart açmak mı yasak?Saraydaki başkanlık seçimi diyor. Böyle bir benmerkezci siyaset olamaz. 2015'te halk vekilini seçecek, kimse rüya görmesin.İMC Tv ve Cumhuriyet
Singapurlu Firma İHA'ları Restoranda Kullanmaya Başladı
Drone’lar kesinlikle 2014 yılına damgasını vuran teknolojilerden. Aslında uzun süredir üzerinde çalışılan bu insansız hava araçları, 2014 yılında son kullanıcıya daha kolay ulaşmaya başladı. Bugün kişisel kullanım için her bütçeye uygun çeşitli insansız hava araçları mevcut.Tabii ki gelişen yeni bir teknoloji mevcut sektörleri ve iş alanlarını da etkiliyor. Amerika’da Amazon ve Dominos’un drone’lar ile siparişleri ulaştırma projeleri ve denemeleri, Fransa Posta Servisi’nin bazı postaları drone’lar ile vatandaşlara ulaştırma projesi bunlara örnek olarak gösterilebilir.Bu örneklerin en yenisi ise Singapur’da restoranların içinde servis aracı olarak drone kullanılmaya başlaması. Singapur merkezli Infinium Robotics tarafından geliştirilen drone’lar ile yine Singapur’da hizmet veren Timbre @ The Substation isimli mekan drone’ları siparişleri götürmesi ve boş, kirli tabakları getirmesi için kullanıyor.
UEFA, Avrupa Ligi Kadrolarını Onayladı
UEFA, Avrupa Ligi'nde mücadele eden 32 takımın ara transfer sonrası bildirdiği kadroları onayladı.UEFA'nın internet sitesinde, Türkiye'den Beşiktaş ve Trabzonspor'un yer aldığı Avrupa Ligi 2. turu öncesi, takımların UEFA'ya bildirdiği kadro değişiklikleri açıklandı.Beşiktaş'ta devre arasında transfer edilen Tolgay Arslan, Daniel Opare ve Alexander Milosevic'in UEFA Avrupa Ligi kadrosuna eklendiği, Elazığspor'a kiralanan Ümit Karaal'ın kadrodan çıkarılan tek oyuncu olduğu ifade edildi.Ara transfer döneminde alınan Hakan Arıkan ve Erkan Zengin ile Özer Hurmacı'nın, Trabzonspor'un Avrupa Ligi kadrosuna dahil edildiği bildirildi. Bordo-mavililerde sakatlığı bulunan Onur Kıvrak, takımdan ayrılan Avraam Papadopoulos, Mustafa Yumlu ve forma şansı bulamayan Fatih Öztürk'ün oyuncu listesinin dışında bırakıldığı kaydedildi.Diğer yandan, kadroya yeni bir ismi katmayan Beşiktaş'ın Avrupa Ligi 2. turundaki rakibi Liverpool'un, genç oyuncular Jack Dunn, Lloyd Jones, Oluwaseyi Ojo ve Suso'ya takım kadrosunda yer vermediği aktarıldı.Trabzonspor'un rakibi Napoli'nin ise devre arasında transfer ettiği Manolo Gabbiadini'yi Avrupa Ligi kadrosuna kattığı, Michu'yu listeden çıkardığı belirtildi.UEFA Avrupa Ligi 2. tur ilk maçları 19 Şubat, rövanşları ise 26 Şubat'ta oynanacak.Haber Türk
Reklam
Haşim Kılıç'tan Sert Veda
AYM'deki başkanlık seçimi ardından açıklama yapan Haşim Kılıç 1 ay erken emekli olma kararı aldığını açıkladı. Kılıç herhangi bir siyasi projesi olmadığını söyledi ve 'Bugün emekli olma nedenim yeni seçilen başkana rahat çalışma imkanı vermek' dedi. Veda konuşmasında 'Her dönem linç edildim, 'darbeci' denmesini kabullenemiyorum' ifadelerini kullanan Kılıç, Ak Parti'nin kapatma davasını hatırlatarak Ak Parti'nin kapatılmasına karşı çıkan tek isim olduğunu hatırlattı.13 Mart'ta görev süresi sona erecek olan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç AYM'de yapılan seçim sonrası yaptığı basın toplantısında emekliliğini açıkladı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç görevini Zühtü Arslan'a devretti.Emeklilik dilekçesini gönderdiğini belirten Kılıç 'Bugüne kadar AYM'de yaptığım görevimi emekli olduktan sonra da sürdüreceğim. Doğruları, yanlışları söyleyeceğim. Kim alınırsa alınsın, etkilenmiyorum. Biz bu olgunluğu sürdürmek zorundayız' dedi.Kılıç, 'En çok üzüldüğüm nokta, şahsıma yapılan 'darbeci' 'kumpasçı' nitelemesiydi. Verdiğim kararlarla, yazdığım karşı oylarla benim temel hak ve özgürlüklere olan bağlılığım, demokrasi anlayışımdan en çok faydalananlar beni 'darbeci' sıfatıyla itham etmişlerdir.' diyerek gönderme yaptı.İşte Kılıç'ın açıklamasından satır başları'Yapılan spekülasyonlara cevap vermem gerekiyordu. Hiçbir zaman gizli ajandam olmadı. Aday arkadaşlar benden süre istedi. 42 yıllık hizmetimin sonuna geldim. Bunun 25 yılı AYM'de geçti. Bu 25 yılın büyük bölümü yöneticilikle geçti. Bu arkadaşlarımın bana olan güveni, saygısı ve bir destekle böyle bir noktaya geldiğini ifade etmek isterim. Beni bu mahkemenin yöneticiliğinde bu kadar uzun tutan geçmişte görev alan ya da bugün görevde olan arkadaşlarımın tamamına teşekkürü borç biliyorum. Bu 25 yılda neler oldu uzun uzun analizini yapmak istemiyorum.'AYM'DE BİR TEK SES VARDI'AYM'de en önemli yapılan şey ne oldu derseniz bir tek ses vardı. Bugün geldiğimiz noktada geçmişte kalan sınırlayıcı, daraltıcı ve yasaklayıcı anlayıştan hak ve özgürlüklerin önünü açan ve özgürlükçü anlayışla olaylara yaklaşan anayasanın niteliklerini, evrensel niteliklerle dolduran bir Anayasa Mahkemesi var. Bundan dolayıdır ki AYM yurt içi ve dışında haklı övgü kazanmıştır.'GERİDE BIRAKTIĞIMIZ ARKADAŞLAR...'Geride bıraktığımız arkadaşların bu görevi en iyi şekilde yerine getireceğine eminim. 2010 yılında bireysel başvuru hakkı bizim mahkememize verildi. Bunun başarı ile yürütüldüğünü belirtmek isterim. Bugün AYM bireysel başvuruya bakmış olduğu ve baktığı kararlar sonunda burası temel hak ve özgürlükler mahkemesine dönüşmüştür.'KİM ALINIRSA ALINSIN ETKİLENMİYORUM'Bugüne kadar AYM'de yaptığım görevimi emekli olduktan sonra da sürdüreceğim. Doğruları, yanlışları söyleyeceğim. Kim alınırsa alınsın etkilenmiyorum. Biz bu olgunluğu sürdürmek zorundayız.'TEK ÇATI ALTINDA 2 BAŞKAN OLMAZ'İnsanlar düşüncelerini ifade etmelidir. Konuşmadan birbirimizi nasıl anlayacağız. İfade özgürlüğünün çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu konuda şahsıma yapılan eleştirileri hep bu çerçevede gördüm. Bugün yeni başkanımızı seçmiş bulunuyoruz. Emeklilik kararımı vermiş bulunuyorum. Dilekçemi gönderdim artık emekliyim. Bir ay önce böyle bir karar aldım. Konuşmamın başında da söylediğim gibi yasa gereği 2 ay önce başkanın seçilmiş olması bu yıl uygulandı. Şu anda bu çatı altında iki başkan var. Tek çatı altında iki başkan olmaz. Seçilmiş olan arkadaşımın daha rahat çalışması adına emeklilik kararımı aldım.'BİZİM SORUNLARI KONUŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR'Seçilen ve kalan arkadaşlarıma başarı diliyorum. Aziz milletime veda ediyorum. Onların hak ve özgürlüklerini her platformda korumaya devem edeceğim. Bu nefes bu bedende olduğu sürece bu görev devam edecektir. Bizim sorunları konuşmaya ihtiyacımız var. Türkiye'de artık öyle bir nefret söylemi gelişmeye başladı ki kutuplaşmanın, ayrımlaşmanın farklı zeminlerde diyalog kurmasını kaybediyoruz. Türkiye'nin en büyük tehlikesi nefret söyleminin doğurduğu ortamdır. Bu konuda siyaset aktörlerinin ılımlı anlayışına ihtiyacımız olacaktır. Yargımızın da sorunları var.'YARIN BAŞKA ŞEKİLDE KARŞINIZA ÇIKABİLİRİM'Bugün burda bu görev son bulmuş olabilir. Ama yarın başka şekilde yine karşınıza çıkacağım. Bu mücadele devam edecektir.'YARGI ZOR DURUMDA'Bir konunun daha altını çizmek istiyorum. Bildiğiniz gibi 2010'daki Anayasa değişikliğiyle HSYK'da bir seçim sistemi öngörüldü. HSYK'nın son yapılan seçimde biraz daha çoğulcu yapı oluşması sevindirici ancak bu seçimin geride bıraktığı enkazı değerledirince yargının ne kadar zor durumda olduğunun altını çizmeden geçemeyeceğim.'YARGI İNTİKAM ARACI DEĞİLDİR'En ücra köşede hakim, savcının hangi siyasi görüşe yakın olduğunu bütün vatandaşlar biliyor. Böyle bir yargıyla davam edemeyiz. Bunun nedeni de açıkça söylüyorum yargıdaki seçimlerdir. Yargıdaki seçimler yargıyı çürütmektedir. Yeni bir anlayışla bu sistem revize edilmeli. Aksi takdirde kırgınlık, siyasi çekişme devam edecektir. Yargı intikam aracı değildir. Birilerinin hedefine ulaşacağı bir kamu gücü de değildir.'DARBECİ ELEŞTİRİSİNE ÇOK ÜZÜLDÜM'Ayrışmaya doğru bir yöne gidiyoruz. 2004 yılında Anayasa'nın 90'ıncı maddesinde yapılan değişiklik hayatta en çok sevindiğim olaydır. Yerellikten kurtulan temel hak ve özgürlükler evrensel değerlere doğru döndü.Beni en çok üzen de son zamanlarda kamuoyunu ilgilendiren davalar nedeniyle hem şahsım hem mahkeme için eleştiriler yönetildi. Özellikle şahsıma yapılan 'Darbeci', 'Kumpascı' eleştirileri yapıldı. Hele hele 'darbeci' beni derinden üzen en önemli eleştiri olmuştur. Bu kelimeyi sarf edenlerin biraz insaf vicdan muhakemesi yapmasını istiyorum. Geçmişte yazdığım karşı oylarla, kararlarla temel hak özgürlüklerden en çok faydalananlar benim için 'darbeci' ifadesini kullandı.SİYASET MESAJIDevlet vatandaşlarına temel hak ve özgürlükleri yaşatamıyorsa o devletin varlığının da anlamı yoktur. Nerede nasıl hizmet yapacağımı bilmiyorum ama çeşitli platformlarda kendime uygun bir çalışma ortamında bu düşüncelerimi dile getirmeye devam edeceğim. Siyasi bir projem yok. Emeklilik kararımı böyle değerlendirmeyin.'sondakika.com
CPJ'den Davutoğlu'na Açık Mektup: 'Basın Özgürlüğü İçin Sesinizi Yükseltin'
Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Başbakan Ahmet Davutoğlu’na açık bir mektup yazarak, Türkiye’de basın özgürlüğü konusundaki kaygılarını dile getirdi.Gazetecilere karşı açılan davaları, yayın yasaklarını ve tutuklamalara değinen mektupta CPJ, Davutoğlu’ndan “medya için daha hoşgörülü bir atmosfer yaratmasını” istedi.CPJ mektubunda, Diyarbakır’da yaşayan Hollandalı gazeteci Frederike Geerdink veSedef Kabaş’a ayrı ayrı açılan davalara, Radikal gazetesinin bir savcının açıklamaları ile ilgili haberlerine sosyal medyada erişim yasağı getirilmesine ve bunların yanı sıra Charlie Hebdo dergisinin saldırıdan sonraki kapağını Cumhuriyet gazetesindeki köşelerinde yayımlayan Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya’ya sosyal medya üzerinden gelen ölüm tehditlerine değindi.Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca’nın tutuklu olmasına da değinilen mektupta, “Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğüne karşı bu yakın tarihli ihlâller, mesleki faaliyetten dolayı hapiste olan gazetecilerin sayısındaki sert düşüş gibi hükümetiniz tarafından atılan olumlu adımlara gölge düşürüyor” denildi.'Hoşgörülü bir atmosfer'Türkiye'de yaptıkları görüşmelerde liderlerin prensip olarak özgür basından yana olduklarını söyleyen CPJ, aynı yöneticilerin kamuoyu önünde “gazetecileri eleştirip, işlerini kötülediklerini” vurguluyor.Komite mektubunda “Bu resmi tavır polislerin, savcıların, mahkemelerin ve denetçilerin medyaya yönelik hareketlerine olanak sağlıyor ve toplumun düşmanlık besleyen kesimlerinin gazetecileri tehdit etmekte hatta onlara fiziksel saldırıda bulunmakta kendilerini özgür hissettikleri bir ortamın oluşmasına katkıda bulunuyor” diyor.Endişelerini sıralayan Komite Davutoğlu’ndan “Basın özgürlüğünü savunma ve gazetecilere yönelik saldırıların karşısında durma şeklinde sesinizi yükseltmenizi, medya için daha hoşgörülü bir atmosfer yaratması” talebinde bulunuyor.CPJ Eylül 2014’te Türkiye’ye gelerek, basın özgürlüğü ile ilgili kaygılarını üst düzey liderlerle paylaşmıştı.BBC Türkçe
Reklam
Evlenme Ehliyetinizi Aldınız mı?
Bakanlar Kurulu, evlenmek için 'evlenme ehliyeti belgesi' alma zorunluluğu getirdi.Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yer alan Bakanlar Kurulu kararında, Evlendirme Yönetmeliğinin 2 nci maddesinin birinci fıkrasına, 'Evlenme ehliyet belgesi: Kişinin evlenme anındaki millî hukukuna göre evlenme ehliyeti ve şartlarının yer aldığı ve evlenmeye sakınca bulunmadığını gösterir belgeyi' alınması gerektiğine ilişkin bent eklendi.Kararda yapılan bir değişiklikle, 'Bu Yönetmelik hükümlerine göre evlenmek isteğini belirten, aksi ispat edilinceye kadar doğruluğu kabul edilen evlenme beyannamesi ve evlenme izin belgesini' hazırlaması gerektiği belirtildi.Ayrıca, 'evlenme' bendinin tanımı da, 'Bir kadın ve bir erkeğin usulüne göre yetki verilmiş bir memur önünde bir aile kurmak amacı ile yapmış oldukları medenî hukuk sözleşmesi' olarak yenilendi.Yönetmelikte yapılan bir başka değişiklikle, 'evlenme izin belgesi'nin ve diğer belgelerin kontrolü de şu şekilde düzenlendi:'Evlendirme memuru, evlenme talebine dair beyannamenin usulüne göre doldurulup imza edilip edilmediğini, evlenme ehliyet belgesi ile nüfus cüzdanı arasında bir fark olup olmadığını, bir fark varsa bu farklılığın şahısta hataya sebebiyet verecek nitelikte olup olmadığını, yaşlarının küçüklüğü veya kısıtlama sebebiyle ana, baba veya vasinin rızası ya da hakimin izninin zorunlu olduğu durumlarda rızanın veya hakim izninin, rıza belgesi vasi tarafından imzalanmışsa vasi tayinine dair mahkeme kararının bulunup bulunmadığını kontrol eder, varsa eksiklikleri tamamlar veya tamamlatır ve beyannamenin kaydını yaparak taraflara müracaat sırasına göre evlenmenin yapılacağı gün ve saati bildirir.'DHA
Malezya'da Muhalefet Liderine 5 Yıl Hapis
Malezya’da 'eşcinsel ilişkiye girmek' suçlamasıyla yargılanan muhalif lider Enver İbrahim’in 5 yıllık hapis cezası onandı. Enver’in destekçileri kararı protesto etti.Malezya Yüksek Mahkemesi, muhalefet lideri Enver İbrahim’i “aynı cinsle cinsel ilişkiye girmekten” suçlu bulan Temyiz Mahkemesi'nin kararını onadı. 5 yıl hapse mahkûm olan Enver, kararı “yargı bağımsızlığının katli” olarak değerlendirdi.Mahkeme, 67 yaşındaki politikacıyı Mart 2014’te suçlu bulmuştu. Bunun üzerine Enver, kararı temyize götürdü. Mahkeme heyeti başkanı Ariffin Zekeriya, Enver'in yardımcısı Saiful Bukhari Azlan ile ilişkiye girdiğine dair çok sayıda kanıt bulunduğunu açıkladı. Zekeriya, Enver hakkındaki suçlamaların 'siyasi komplo' olduğuna ilişkin iddiaların ise ispatlanamadığını kaydetti.Enver: MasumumBaşbakan Necip Razak hükümetinin önündeki 'en büyük engel' olarak görülen Enver, mahkeme çıkışı “Ben masumiyetimi koruyorum. Bu karar, benim siyasi kariyerimi bitirmek için kurulmuş politik bir komplonun ürünüdür” dedi.Daha önce yolsuzluk suçlamasıyla hapis yatan Enver, “Hapishaneye üçüncü kez başım dik şekilde giriyorum” diye konuştu.Üç muhalefet partisi ittifakına liderlik yapan Enver, 2018 seçimlerine de katılamayacak.Hükümet: Davaya müdahale etmedikEnver'e destek veren yüzlerce kişi, mahkeme binası önünde toplanarak kararı protesto etti. Başkent Kuala Lumpur’daki gösterilerde eylemciler, 1957 yılından bu yana yönetimde olan koalisyon hükümeti Barisan Nasional’i istifaya çağırdı.Başbakan Necip Rezak hükümeti, davaya müdahale ettikleri iddialarını reddetti.İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Asya'dan sorumlu Direktörü Phil Robertson, 'Başbakan Necip Razak hükümeti, demokratik özgürlükler ve bireylerin özel hayatının korunması hakkı pahasına Enver İbrahim'e karşı siyasi amaçlı suçlamayı onadı. Bu duruma izin verilmesi, Malezya'da insan haklarına saygı ve demokrasinin daha fazla zarar görmesine neden olacaktır' dedi.Suçlamalar 17 yıldır sürüyorEnver İbrahim, 1993'de Malezya başbakan yardımcısı oldu. Ancak yaşanan ekonomik krizin ardından Malezya başbakanı Mahathir Muhammed ile görüş ayrılığına düştü. Eylül 1998’de görevden alındı.Hakkında çıkan yolsuzluk iddiaları asılsız çıktı. Ancak 1998'in Kasım ayına gelindiğinde suçlamalar cinsel içerik kazandı. 1989 - 1992 yılları arasında şoförlüğünü yapan Azizan Ebubekir, Enver ile ilişkiye girdiklerini ve Enver’in kendisini seks kölesi olarak kullandığını iddia etti.İddialar üzerine tutuklanan ve 6 yıl hapis yatan Enver, Azizan Ebubekir'in ifadelerinin çelişkili ve yanlış olduğu gerekçesiyle Eylül 2004’te serbest kaldı.Eşcinsellik suçSiyasete devam eden Enver’in liderlik ettiği muhalif hareket, Mart 2008'de yapılan seçimlerde büyük başarı kazandı. Ancak seçim sistemi nedeniyle parlamentoda çoğunluğu elde edemedi.Seçim başarısının ardından yeniden “eşcinsel eylemde bulunmak” suçlamasıyla karşı karşıya kalan Enver, 2012'de Yüksek Mahkeme tarafından aklandı.Hükümet, mahkeme kararını temyize götürdü. Temyiz Mahkemesi, 7 Mart 2014’te Enver'i suçlu buldu ve 5 yıl hapse mahkûm etti.Ülkenin en zengin eyaleti Selangor'da yapılacak ara seçimden iki hafta önce alınan Temyiz Mahkemesi kararı nedeniyle Enver, 23 Mart 2014’teki seçime katılamadı.Müslümanların çoğunlukta olduğu Malezya'da eşcinsellik suç kabul ediliyor.Kaynak: Reuters, AA
Felçli Umut'un Elektriği Kesildi
ANTALYA'da geçirdiği trafik kazası sonucu tüm vücudu felç olan ve gerçek kimliği belirlenemediği için Umut adı verilen gencin yaşadığı evin elektriği, 427 liralık borç yüzünden kesildi. Koruyucu anneliğini yapan Gülsüm Kabadayı elektrik parasını ödeme imkanının olmadığını söyledi.Aksu İlçesi'nde 7 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından uzun süre Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde yoğun bakımda kalan ve gerçek kimliği belirlenemediği için Umut adı verilen genç, Gülsüm Kabadayı tarafından koruyucu annelik statüsüyle bakım altına alındı. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'nün denetiminde Gülsüm Kabadayı'nın koruyucu anneliğini yaptığı Umut'un yaşadığı evin elektriği, CLK Akdeniz çalışanları tarafından borç nedeniyle kesildi.Şiddetli yağmur, soğuk ve fırtına yaşanan Antalya'da Meydan Kavağı Mahallesi'ndeki eve gelen 427 lira tutarlı fatura ödenmediği için Umut da soğukta kaldı. Daha önce hiç bu kadar yüksek tutarlı fatura gelmediğini belirten Gülsüm Kabadayı, “Bu kez faturamız çok yüksek geldi. Herkes bundan şikayet ediyor zaten ve bize de 427 TL geldi. Ödeyemedik. Muratpaşa Kaymakamlığı'na başvurup yardım talebinde bulundum, ama reddettiler. Umut'un yatağından birçok malzemesine her şey elektrikle çalışıyor. Görevliye 'kesme' diye yalvardım. Ama benimle hiç konuşmadı bile, kesip gitti. Umut soğukta kaldı' diye konuştu.Gözyaşlarını tutamayan Gülsüm Kabadayı, Umut'a yapılan yardımların devlet kontrolündeki hesapta tutulduğunu ve bakım ücreti dışında bir ücret almadığını, elektrik parasını ödeme imkanının da olmadığını söyledi.Antalya, Burdur ve Isparta'da yaklaşık 1 milyon 800 bin aboneye elektrik dağıtım hizmeti veren CLK Akdeniz Elektrik, 1.5- 2 aylık yüksek bedelli faturalar nedeniyle yoğun tepki ve protestoların hedefi haline gelmiş, çeşitli eylemler düzenlenmişti. CLK Akdeniz'e yönelik tepkiler halen sürüyor.Mehmet ÇINAR | DHA
Reklam