onedio
Trans Kadını İçeri Almayan Hamamcıya Ayrımcılık Suçundan 3 Bin TL Ceza
Trans kadını hamama sokmayan işletmeciye ayrımcılık suçundan ceza verildi. Avukat Eren Keskin, ilk kez trans bireylerle ilgili bu maddeden bir ceza verilmiş olduğunu ifade ederek, 'Bence bu karar, bu konuda trans bireylere güven sağlayacak bir karar olacak. Yargıtay da bu kararı onarsa biraz daha rahat bir hayat yaşayabilirler' dedi. Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre; İstanbul ’da, kadın arkadaşıyla gittiği tarihi Galatasaray Hamamı’nda “Sizin gibi dönmeleri almıyoruz, kendi hamamınıza gidin!” diyerek içeriye sokulmayan İpek Kırancı adlı trans bireyin şikâyeti üzerine iş yeri sahibine Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 122. maddesinde düzenlenen “ayrımcılık” suçundan 3 bin TL para cezası verildi. Bu maddeden ilk kez ceza verildiğini kaydeden Kırancı’nın avukatı Eren Keskin, “Bence bu karar, bu konuda trans bireylere güven sağlayacak bir karar olacak. Yargıtay da bu kararı onarsa biraz daha rahat bir hayat yaşayabilirler” dedi.İstanbul’da yaşayan ve yıllar önce cinsiyetini değiştirerek kadın olan İpek Kırancı, iddiaya göre 26 Aralık 2013’te arkadaşı Helga Maria Margereta Binder ile birlikte yıkanmak için Galatasaray Hamamı’na gitti. Hamamı işleten Ahmet Karagüney, pembe nüfus cüzdanını göstermesine rağmen, “İçeriye kesinlikle giremezsin!” diyerek, Kırancı ve arkadaşını geri çevirdi. Bunun üzerine Kırancı, avukat Eren Keskin aracılığıyla şikayetçi oldu. Karagüney hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde düzenlenen “Kişiler arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım yapmak” suçlamasıyla altı aydan bir yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk duruşması, geçen yıl 13 Kasım’da görüldü. Sanık Karagüney, o gün Paskalya tatiliyle ilgili yoğunluk yaşandığını ve rezervasyonla çalıştıklarını belirterek, “Kırancı yanında yabancı uyruklu bir kadınla geldi. Tek kişilik yerimiz olduğunu, misafirlerini ağırlayabileceğimizi söyledik. Başka yerimiz olmadığını, kendilerini kabul edemeyeceğimizi söyledik. Ayrıldılar” dedi. Kırancı ise İstanbul LGBTT adlı eşcinsel örgütünün başkanlığını yaptığını, yirmi yıl önce ameliyatla kadın olduğunu ve kimliğini değiştirdiğini söyledi. Kırancı, o gün öğleden sonra arkadaşıyla hamama gittiklerinde kendilerine Karagüney’in “İçerisi dolu, sizin gibi dönmeleri almıyoruz. Kendi hamamınıza gidin, sadece arkadaşınızı alabiliriz” dediğini anlattı.Davanın dün görülen ikinci duruşmasında, Kırancı’nın arkadaşı Binder, tanık olarak dinlendi. Binder “Sanık bize ‘Siz buraya giremezsiniz, emri ben verdim’ dedi. İpek, ‘Benim pembe kimliğim var. Neden bizi içeri almıyorsunuz?’ diye itiraz etti. Sanık da bağırarak, almayacağını söyledi. Bana da ‘Yalnızca siz girebilirsiniz’ dedi. İpek’e de ‘Sen kendi hamamına gir, buraya giremezsin’ dedi” diye konuştu. Hakim Gönül Doğan, ayrımcılık suçunu işlediği için Karagüney’i 150 gün adli para cezasına mahkum etti. Bunu da 3 bin TL para cezasına çeviren Hakim Doğan, beş yıllık denetimli serbestlik uygulaması koyarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmetti. Avukat Eren Keskin, ilk kez trans bireylerle ilgili bu maddeden bir ceza verilmiş olduğunu ifade ederek, “Bence bu karar, bu konuda trans bireylere güven sağlayacak bir karar olacak. Yargıtay da bu kararı onarsa biraz daha rahat bir hayat yaşayabilirler” dedi.
'Vergi Tabana Yayılacak'
Maliye Bakanı Şimşek, Kayıt Dışı Ekonomi ile Mücadele Eylem Planı’nı açıkladı. Planın amacı, vergiyi tabana yayarak kayıt dışılığı azaltmak. Yeni vergi olmayacak. Kayıt dışı istihdam azaltılacak.Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kayıtdışı Ekonomi ile Mücadele Eylem Planı'na ilişkin, 'Buradaki amaç; vergiyi tabana yayarak, kayıtdışılığı azaltarak, ülkemizin, ekonomimizin gelişmesi, kalkınması için daha fazla kaynak sağlamak. Yeni herhangi bir vergi yok. Sadece vergide adaleti sağlamaya, vergiyi tabana yaymaya yönelik bir çerçeve, bir eylem planı' dedi.Şimşek, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, 'Kayıtdışı Ekonomi ile Mücadele Eylem Planı'nı açıkladı.Kayıtdışı ekonominin, ülkenin gelişmesini engelleyen temel bir yapısal sorun olduğunu belirten Şimşek, kayıtdışı ekonomiyle mücadelenin en az terörle mücadele kadar önemli olduğunu ifade etti.Bu eylem planıyla hiçbir şekilde dar gelirli kesimin, esnafın veya genel anlamda tüm kesimlerin vergi yükünü artıracak bir adım atılmayacağını vurgulayan Şimşek, 'Buradaki amaç; vergiyi tabana yayarak, kayıtdışılığı azaltarak, ülkemizin, ekonomimizin gelişmesi, kalkınması için daha fazla kaynak sağlamak. Dolayısıyla yeni herhangi bir vergi yok. Sadece vergide adaleti sağlamaya, vergiyi tabana yaymaya yönelik bir çerçeve, bir eylem planı' diye konuştu.Kayıtdışılığın, bir anlamda vatandaşların sosyal güvenlik haklarından mahrum kalması anlamına da geldiğini dile getiren Şimşek, çalıştığı halde maaşların düşük gösterilmesinin de kayıtdışılık olduğunu ifade etti. Şimşek, ilerleyen dönemde kayıtdışı istihdamla mücadelenin de çok önemli bir alan olacağını vurguladı.Vergi oranları düştüBuna karşın, mevzuatın basitleştirilmesi anlamında daha yapılacak çok işin olduğunu belirten Şimşek, ilerleyen dönemde bu çalışmaların devam edeceğini söyledi.Vergi oranlarının 2002 yılında çok yüksek olduğunu ve bu oranları AK Parti olarak ciddi anlamda düşürdüklerini anlatan Şimşek, 'Artık, 'gelir vergisi oranları çok yüksek, onun için kayıtdışı kalınıyor' demek, bence makul bir gerekçe değil' diye konuştu. Şimşek, kurum kazançları üzerindeki vergi yükünün OECD ülkeleri arasında en düşük olduğu ülkenin, Türkiye olduğunu ifade etti. Bu dönemde, dolaylı vergi oranlarını da ciddi şekilde düşürdüklerini belirten Şimşek, özellikle KDV oranlarını önemli ölçüde aşağı çektiklerini kaydetti.Vergi tabana yayılacakAmaçlarının, vergiyi tabana yaymak olduğunu ve bunun için kayıtdışılıkla mücadele edeceklerini vurgulayan Şimşek, bu mücadeleyi yaparken gönüllü uyumu arttıracaklarını, vergiye uyum maliyetlerini aşağı çekeceklerini bildirdi. Bunun için de teknolojinin getirdiği imkanları sonuna kadar kullandıklarını aktaran Şimşek, 'Bir anlamda elektronik maliye sistemini oluşturduk. Bugün itibarıyla beyannamelerin yüzde 99'undan fazlası elektronik ortamda alınıyor, ödemelerinizi artık elektronik ortamda yapabiliyorsunuz' dedi.Şimşek, teknolojiyi daha da yaygın şekilde kullanacaklarını belirterek, amaçlarının vergi uyum maliyetlerini aşağıya çekerek, vatandaşın hayatını kolaylaştırmak olduğunu söyledi.Dünya Bankasıyla PWC'nin, 2015 yılında yayımladığı vergi ödemeleri raporunda, vergi ödeme kolaylığı açısından 189 ülkenin incelendiği ifade eden Şimşek, şöyle konuştu:'Bu çalışmaya göre Türkiye 189 ülke arasında 56. sıraya yükseldi. Daha önceki araştırmada 71. sıradaydık. Demekki bütün bu çalışmalar aslında sonuç verdi ve dünyanın diğer ülkelerine göre biz daha hızlı ve etkin bu işi yapıyoruz ancak bu yeterli değil. Bizim ilk 30'ları, ilk 20'leri hedeflememiz lazım. Dolayısıyla daha yapacağımız çok şey var ama hakikaten çok mesafe katetmiş ve Türkiye bu alanda başarılı olmuştur.'100 çalışandan 36’sı kayıtdışıBakan Şimşek, 2002 yılından bu yana kayıtdışılıkla mücadelede önemli mesafe alındığına işaret ederek, şunları söyledi:'Kayıtdışı ekonominin gayrisafi yurt içi hasılaya oranını 2002'den bu yana 6 puan düşürdük. Son olarak, yüzde 26,5 seviyesindeyiz. Yani kayıtdışı ekonominin milli gelire oranı yüzde 26,5. Nereden geldik, yüzde 32'lerin üzerinden geldik. Yeni eylem planını uygulayarak, 2018 yılı sonunda kayıtdışı ekonominin büyüklüğünü milli gelire oran olarak yüzde 21,5'e düşürmeyi hedefliyoruz. Ben inanıyorum ki biz daha iyisini yapabileceğiz.Kayıtdışı istihdamda da çok ciddi bir azalma söz konusu. 2002 yılında her 100 çalışandan 52'si kayıtdışıydı, bu çok ciddi bir rakam. Bugün her 100 çalışandan sadece 35-36'sı kayıtdışı. Bu da yüksek bir rakam ama bunu daha aşağı çekmek için bu eylem planını hazırladık. Hedefimiz 2018 yılında yüzde 30'un altını görmektir.'AA, Al Jazeera Turk
Celal Kara: '7 Konuşmada Erdoğan Adı Geçiyor'
17 Aralık operasyonu savcılarından Celal Kara, Cumhuriyet'ten Can Dündar'ın sorularını yanıtladı. Savcı Kara'nın açıklamalarının yer aldığı yazı dizisinde son bölüm yayınlandı. Celal Kara’dan eleştirilere yanıtlar: İşte Erdoğan’ın adının geçtiği konuşmalar...- 5 gün boyunca yayımlanan röportajımıza çok sayıda tebrik, eleştiri, itiraz geldi. Bunların belli başlılarını, başlıklar halinde cevaplamanızı rica edeceğim. En çok üzerinde durulan, ilk gün manşete çıkan, “1 Numara Erdoğan’dı” sözünüz… Önce buna bir açıklık getirelim:CELAL KARA - Soruşturmanın kolluk aşamasında, “dönemin Başbakanı”ndan bahseden bazı telefon görüşmeleri saptandı. Sıralayayım:VARAN 1 Sarraf, Çağlayan’la bir görüşmesinde, “Beyefendiye de bir şeyler yapalım” teklifinde bulunuyor. Çağlayan ise “Beyefendi’ye değil, çevresine yapalım” diyor. Bundan kısa bir süre sonra Sarraf, TÜRGEV’e 500 bin dolar para gönderiyor. Sarraf ile TÜRGEV yöneticisi arasında geçen görüşmeden ise bu yöneticinin gelecek paradan, önceden haberdar olduğu anlaşılıyor. Bu durumda; (kamuoyunda da aynı tabirin sıkça kullanılmasına bakılırsa) bu görüşmedeki “Beyefendi” tabiri ile “Dönemin Başbakanı”nın kastedildiği yönünde haklı kuşkular oluşmuştur. O konuşmanın içeriği de bu kanaati oluşturacak nitelikteydi.VARAN 2 2013 Eylül ayında Rıza Sarraf’la görüşmesinde Süleyman Aslan, Başbakanlıkta toplantı yaptıklarını, yurtdışı firmaların Halk Bankası üzerinden bu işe girmelerinde yasal sorunlar olacağını, ama Sarraf’a verdikleri söze sadık kalacaklarını ve Sarraf yönüyle bir sorun olmayacağını söylüyor. Sarraf ise 3 bakanla yemekte bu konuyu konuştuklarından ve 4 milyar dolar ihracat hedefini tutturmak için Başbakan’a verdiği söz gereği, elinden geleni yapacağından bahsediyor.VARAN 3 2013 Ekim ayında Zafer Çağlayan ile görüşmesinde Aslan, ihracat sisteminde Sarrafdışındaki kişilerin de Sarraf’ın yaptığı işin aynısını yapmak için üzerlerinde baskı kurduklarını söylediğinde, Çağlayan, “Sarraf’a baskı olabilir ama Başbakan’ın talimatı o yönde” diyor. Yine Çağlayan, ihracat rakamlarının negatife kaydığını, 3-4 milyar dolar ihracata ihtiyaç olduğunu; Başbakan’la yaptıkları toplantıda bu baskılardan bahsettiğini, Başbakan’ın ise gevşeme olmadan bu işe devam edilmesi şeklinde talimat verdiğinden bahsediyor.VARAN 4 2013 Mayıs ayında Rıza Sarraf- Egemen Bağış görüşmesinde Sarraf’ın yakınlarının vatandaşlığa alınması talebinden Başbakan’ın da haberdar olduğu, Sarraf’tan karşılıklı olarak övgü ile bahsedildiği ve Bakanlar Kurulu’ndan olumlu karar çıkması için temaslarda bulunulacağı ve bu talebin yerine getirileceğinden bahsediliyor.VARAN 5 2013 Nisan ayında Rıza Sarraf, Abdullah Happani ile görüşmesinde, Çağlayan’ınkendisini Başbakan’la tanıştırdığından, kendisinin Başbakan’dan şahsına bir koruma memuru tahsis edilmesini istediğinden, talebinin bakanların da bulunduğu bir ortamda onaylandığından, konuyu İçişleri Bakanı’nın takip edeceğinden bahsediyor.VARAN 6 2013 Ekim ayında Rıza Sarraf, Egemen Bağış’a, şirketleri ve faaliyetleri aleyhine basında çıkacak bir haberin engellenmesini, Başbakan’dan isteyeceğinden bahsediyor. Ancak konu Başbakan’a yansımadan, Muammer Güler ve Egemen Bağış’ın müdahalesi ile çözülüyor.VARAN 7 2013 Eylül ayında Rıza Sarraf, Abdullah Happani ile görüşmesinde, Süleyman Aslan’ın Başbakan’la görüştüğünden ve Çin üzerinden gelecek parayla altın ihracatı yapma konusunda Başbakan’ın talimatı olduğundan bahsediyor. Aynı dönemde Aslan, Sarraf’a ihracatın İran ile bağlantı kurmadan, farklı bir yöntemle artırılması konusunda Başbakan’ın talimatı olduğundan bahsediyor.Başbakan’dan habersiz mümkün mü?Bu durumda;* Soruşturma sırasında tamamen yasal yöntemlerle tespit edilen ve dosyaya dahil edilen bu telefon görüşmeleri eldeyken,* Sarraf’ın aile fertlerinin istisnai yoldan T.C. vatandaşlığına alınması için Bakanlar Kurulu üyelerinin imzası gerekiyorken,* Sarraf, Başbakan’ın protokolünde, hiçbir resmi sıfatı olmamasına rağmen bakanların yanında fotoğraflanmışken,* Operasyonun ilk günlerinde “Dönemin Başbakanı”, kendisi için “Tanırım, hayırsever bir işadamıdır” demişken,* Sarraf’ın bakanlarla menfaat ilişkisi içinde olduğu ve deşifre edilmesi durumunda hükümetin zor durumda kalacağına ilişkin MİT’e ait bilgi notunun, operasyondan 8 ay önce Başbakan’a sunduğuna dair haberler muhataplarınca yalanlanamamışken,“İlk başlarda Başbakan’ın olaylarla hiçbir ilgisi görünmüyor, ancak sonraki diyaloglara bakılınca, Başbakan’ın bu konulardan haberdar olmaması mümkün değil” değerlendirmeme, olaya tarafsız gözle bakabilen kim itiraz edebilir?Niye basından kaçırıyorlar sanıyorsunuz?- Bunlar fezlekede yazılmadı mı?KARA - Bu tapelerin tamamı 504 sayfalık polis fezlekesi ile bilgi notu olarak hazırladığımız 309 sayfalık raporda var. Siz o fezlekelerin basından bu kadar ısrarla ve kararlılıkla kaçırılmasının sebebinin ne olduğunu sanıyordunuz?Başbakan’ın daha derinlemesine irdelenmesi gerekiyordu- Madem öyle, Meclis’e gönderilen bilgi notunda yer alan bu üç bakanın yanında neden Başbakan’ın adı yoktu?KARA - Bir savcı, soruşturmasında konu edilen suçlarda, dokunulmazlığı olmayan şüpheli şahıslar açısından suçun maddi ve manevi unsurlarına göre delilleri değerlendirir. İcrai hareketlerin tamamlanıp tamamlanmadığını ve kastın olup olmadığını irdelerken delillere bağlı hareket eder.Bakanlar Yüce Divan’a gitseydi Başbakan’ın tablosu da netleşirdi“Dönemin Başbakanı”na gelince…Makam unvanının gıyabında zikredildiği bu tapelerde karşılaşılan şüphenin, yaptığım soruşturma aşamasında daha derinlemesine irdelenmesi gerekiyordu. Bu irdeleme kapsamında maddi gerçek; mevzuat yönüyle ancak yasama dokunulmazlığı olmayan şüphelilerle ilgili o aşamaya kadar elde edilen delillere ilaveten yapacağım başka incelemelerin de sonuçlanmasıyla netleşebilirdi.Başbakan hakkında soruşturma ve herhangi bir suç vasıflandırması yapmak, benim yetkim ve sorumluluğum kapsamının dışındadır. O aşamada yasama dokunulmazlığı olan bakanlar yönüyle de eğer Yüce Divan’da bir yargılama olsaydı, Başbakan açısından o aşamada henüz netleşmemiş olan bu tablo, bakanların yargılanması sırasında daha ileri seviyede netleşebilirdi.- Bu yüzden mi, “bakanlar, yüzde 99 Yüce Divan’a sevk edilmeyecek” öngörüsünde bulundunuz?KARA - Aynen öyle.
Abdullah Cömert Davası İzleyicilere Kapatıldı
Gezi eylemleri sırasında Hatay'da polisin attığı gazı bombası fişeğinin isabet etmesi sonucu ölen Abdullah Cömert davası izleyicilere kapatıldı. Duruşma salonuna sanık ve davacı yakını olarak beşer kişi alınalacak.Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre, Hatay’daki Gezi Parkı gösterileri sırasında polisin attığı gaz bombası fişeğinin isabet etmesi sonucu Abdullah Cömert adlı gencin ölümüne ilişkin davaya 3 Şubat günü Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edilecek. Dava öncesi, reddi hakim talebini reddeden mahkeme ; bugün savcılığa yazı yazarak, duruşma salonuna dinleyici girişini, aile yakınlarından beşer kişiyle sınırladı. Salona sesli ve görüntülü cihazlarla girişi yasaklayan mahkeme, salon kapısında, koridorda ve adliye çevresinde sıkı güvenlik önlemi alınması için talepte bulundu.
Polisleri Sıraya Dizen AKP'lilere Para Cezası, Polise Hapis
Hatay Dörtyol'da polislerin AKP'liler tarafından sıraya dizilip teşhis edilmesiyle ilgili davada skandal karar çıktı. Polisleri sıraya dizen AKP'liler küçük para cezaları alırken, tehdide maruz kalan ve sıraya dizilen polis memuru hapis cezası aldı.AKP Hatay Milletvekili H. Bayram Türkoğlu’nun oğlu İstemi Kağan Türkoğlu ile ihalesiz kantin işletmecisi AKP Dörtyol Gençlik Kolları Başkanı Ömer Uzun’un Dörtyol İlçe Emniyet Müdürlüğünde 24 Çevik Kuvvet polisini sıraya dizdirerek teşhis etmesi ile patlak veren skandala dair dava sonuçlandı. İleri Haber’in haberine göre  Dörtyol 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 23 Ocak 2015 tarihinde görülen 11. duruşmada milletvekilinin oğlu İstemi Kağan Türkoğlu ile eski gençlik kolları başkanı Ömer Uzun’a adli para cezası ve 5 yıl adli denetim süresine tabi tutulması kararı çıktı. Sıraya dizilen polise ise hapis cezası verildi.AKP Hatay Milletvekili Bayram Türkoğlu'nun oğlu olan İstemi Kağan Türkoğlu, Komiser Yardımcısı Murat Emer ve polis memuru Alper Atilla’ya yönelik basit tehdit nedeniyle toplam 50 günlük adli para cezası karşılığı olan 1000 TL adli para cezasına ve 5 yıl adli denetim süresine tabi tutulmasına karar verildi.Emniyet Müdürlüğü'nün kantinini ihalesiz işleten eski AKP Gençlik Kolları Başkanı Ömer Uzun’a ise polis memuru Alper Atilla’ya yönelik hakaretten dolayı 25 günlük adli para cezasına karşılık olarak 500 TL adli para cezası ve 5 yıl adli denetim süresine tabi tutulmasına karar verildi.
Reklam
Spacey'nin Oynayamayacağı Rol Kaldı mı?
Usta aktör, Barry Sonnenfeld'in çekeceği 'Nine Lives' adlı komedide bir kedinin vücuduna sıkışan bir adamı canlandıracakGeçtiğimiz günlerde ABC kanalında yayınlanan 'Jimmy Kimmel Live!' talk showunda Ameowdeus adlı müzik dehası kediyi canlandıran, artık oynayamayacağı rol kalmadığı düşünülen ABD'li aktör Kevin Spacey, bu kez Hollywood'un emektar isimlerinden Barry Sonnenfeld'in yöneteceği 'Nine Lives' adlı filmde ruhu bir kedinin vücuduna giren bir adamı canlandıracak.Milliyet Sanat
Reklam
4G İçin Türkiye'de 1.5 Milyon Km Fiber Altyapı Gerekiyor
TELKODER, Türkiye’de bulunan 60 bin civarındaki baz istasyonunun milyonlarca abonenin İnternet ve ses kullanım yükünü ancak fiber şebeke sayesinde kaldırabileceğine dikkat çekti.Türkiye’de elektronik haberleşme sektörünün 2015 yılı gündeminin en önemli maddelerinden birisi yapılacak olan 4G ihalesi olacak. 4G teknolojisinin tüketicilere getireceği en büyük avantajlar arasında, 3G teknolojisine göre çok daha büyük hızlarda veri taşıma kapasitesinin olması ve bu sayede İnternet’e çok daha hızlı erişim sağlanması bulunuyor. İhalenin gerçekleştirilmesi gündemdeyken, ülkemizin altyapısının 4G’ye geçişe hazır olup olmadığı sorusu ise henüz kesin olarak yanıtlanmış değil.Mevcut uygulamada cep telefonu ile baz istasyonu arasındaki iletişim telsiz sinyalleri kapsamında sağlanıyor. Baz istasyonundan sonraki adımda ise 4G ile ortaya çıkacak olan büyük kapasitenin taşınabilmesi için her baz istasyonunun fiber ile birbirine bağlanması gerekiyor. Ülkemizde yurt çapına yayılmış toplam 60.000 civarında baz istasyonu olduğu düşünüldüğünde fiber şebekelerin neden hızla yaygınlaştırılmasının gerekliliği açık bir şekilde ortaya çıkıyor. Son BTK raporuna göre ülkemizdeki fiber şebekelerin toplam uzunluğu 240.000 kilometre olarak verilmiş durumda. 60.000 adet baz istasyonunun bağlanabilmesi için ise bu uzunluğun en az 7-8 kat arttırılması gerekiyor.4G teknolojisinin verimli olarak kullanılması için gerekli olan fiber şebeke uzunluğu belliyken, mevcut fiber şebekesi bu ihtiyacı karşılamaktan çok uzak. Bunun yanı sıra fiber alanına yatırımlar da yeterli hızda değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınan verilere göre, kazı izni verilen fiber optik metrajları 2008’den 2014’e kadar büyük ölçüce düşmüş gözüküyor. 2008 yılında başlanan fiber optik şebeke yatırımlarında yıllar içinde artış olması beklenirken, İstanbul’da 7 yıl içinde yapılan kazı uzunluğunun tam tersine çok büyük ölçüde düştüğü gözlemleniyor.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Önce bir yanlışı düzeltmeliyim: Gelişmiş ülkelerde yaygın olan sistem, başkanlık değil, parlamenter sistemdir.Bu konuda benim elimdeki son tarihli kaynak, Jose Antonio Cheibub'un Cambridge Üniversitesi tarafından yayınlanan kitabıdır. Yazar seçimler yapılan ülkelerdeki sistemlerin dökümünü çıkarıyor, sonra gelişmişlik düzeylerine bakıyor. Bulduğu sonuç şöyle:'Parlamenter demokrasilerde fert başına gelir, başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerden 1.5 kat daha fazla. Parlamenter demokrasiyle yönetilen ülkelerin ortalama büyüme hızı da yaklaşık 1.5 puan daha yüksektir.' (Presidentialism, Parlamentarism and Democracy, 2009, s. 137)Yazıyı rakama boğmamak için diğer bulguları buraya almıyorum.
Liberal Demokrat Parti'nin Seçmenlerine Öğrettiği 11 Önemli Şey
26 Haziran 1994 tarihinde Besim Tibuk başkanlığında kurulan siyasi partidir.Politik görüşü klasik liberalizm, bireysel özgürlük, serbest piyasa ekonomisi ve insan haklarına dayalıdır. Hukuka dayalı, insan hak ve hürriyetlerini birincil koşut kabul eden, yetkileri sınırlandırılmış merkeziyetçi olmayan devleti savunmaktadır. Parti ekonomi politikalarında serbest piyasa ekonomisi ve serbest ticareti, sosyal politikalardaysa sivil liberteryenizm ve kültürel liberalizmi savunma eğilimi göstermektedir.
Reklam
Türkiye'ye Zehirli Dev Gemi Geliyor
Kuito adlı radyoaktif atık yüklü gemi sökülmek üzere İzmir Aliağa'ya gelmesi nedeniyle Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu çağrı yaptı 'Türkiye'ye girmesine izin vermeyin'Çevre Mühendisleri, İzmir Aliağa'ya sökülmek için gelmekte olan bir petrol tankeri için harekete geçti.Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, içinde radyoaktif atık ve tehlikeli atık olan, günlük 100 bin varil petrol işleme kapasiteli Kuito adlı tankerin İzmir Aliağa'ya yaklaşmakta olduğunu belirterek, yetkililere 'durdurun bu tankeri' çağrısı yaptı.Hürriyet'ten Zeyenep Gürcanlı'nın haberine göre, Bozoğlu yaptığı açıklamada Kuito adlı tanker hakkında 2013 yılında hazırlanan rapora göre, yüksek miktarda radyoaktif atık ve tehlikeli madde içerdiğini belirtti, 'Türkiye'ye girdiği noktada, bu tankeri tekrar geri döndürme şansımız olmayacak' dedi.Türk hukuk mevzuatına göre, Türkiye'ye radyoaktif madde sokulması yasak. Bu yasağa da vurgu yapan Bozoğlu, Kuito adlı geminin ise, 2013 yılı raporlamalarına göre, yoğun radyoaktif madde ve tehlikeli atık bulundurduğunu söyledi.'İNCELEME YAPMADAN ALMAYIN...'Türkiye'ye girmeden, tankerde ölçüm yapılmasını isteyen Bozoğolu, 'radyoaktif etki var mı, tehlikeli atık var mı? Bunlara dair inceleme yapılsın. Geminin Türkiye'ye girişine ilişkin yasal izni olup olmadığına dair bile bilgi yok. Eğer izin verdilerse, neye göre verdiler? Eğer bu izin varsa, yetkililer bu izni kamuoyu ile paylaşsın. Eğer gemiye ilişkin, tehlikeli madde içermediğine ilişkin rapor varsa, bunu da yetkililer kamuoyu ile paylaşsın' diye konuştu.'İKİNCİ BİR GAZİEMİR FACİASI YAŞAMAYALIM'Daha önce İzmir Gaziemir'de, sökülen bir gemiden çıkan tehlikeli maddenin toprağa gömüldüğünü, bunun da 'Türkiye'nin Çernobil'i' olduğunu vurgulayan Bozoğlu, 'Gaziemir'de Türkiye'nin Çernobilini yaşadık. Gaziemir'de toprağa gömülen atıklar 2012 yılında tespit edildi. Hala orayı temizleyemediler. O atıkları getiren geminin ne zaman yanaştığı, tam olarak hangi atıkları Türkiye'ye bıraktığına ilişkin hala bilgi yok.''TÜRKİYE'DE ATIK ENVANTERİ YOK'Çevre Mühendisleri Odası olarak ,Aliağa'ya yaklaşmakta olan Kuito gemisi için harekete geçtiklerini kaydeden Baran Bozoğlu, 'Çevre Mühendisleri Odası olarak biz de kontrol yapmak istiyoruz. Çünkü kontrol yok. Bu yapılacak olan denetimin de kamuoyu ile paylaşılmasını istiyoruz' dedi.Kuito adlı geminin Türkiye'ye geldiği tarihin, Antalya'da Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce'nin de katıldığı 'Atık Sempozyumu' ile aynı haftaya denk geldiğine de dikkat çeken Bozoğlu, 'Orada Bakan Pazartesi günü bir konuşma yapıp, toz pembe bir tablo çizdi. Oysa Türkiye'nin atıklara ilişkin herhangi bir envanteri yok' diye konuştu.YÜZEN ZEHİRLİ ALİAĞA'DA SÖKÜLECEK, İÇİNDE ATIKLAR TÜRKİYE'YE KALACAK7391185 IMO numaralı Kuito FPSO adlı gemi, 1999 yılında modifiye edildi.Günlük 100 bin varil ham petrol işleme ve 1.4 milyon varil depolama kapasitesine sahip gemi, 2000 yılından bu yana Angola açıklarında ham petrol işlemek üzere kullanılıyordu.2014 yılında geminin sökülmesi için ihale yapılmıştı.İhale, ön temizliği yapılan geminin sökülmesini içeriyordu.Ancak Çevre Mühendisleri Odası'nın incelemelerine göre, gemi ön temizliği yapılmış bile olsa, işlevi gereği hala yüksek miktarda tehlikeli madde, petrol atığı ve ağır radyoaktif madde içeriyor.Bu durum da, geminin 'tank tortu raporlarında' yer alıyor1000 TON PETROL ATIĞI VARKuito için yapılan tank etüt çalışmalarında, güvenlik ve üretim oryantasyonuna bakıldığında; geçmiş oniki ay içerisinde tank, ekipman, borular içerisinde konsantre olmuş yoğun radyasyon seviyesi yüksek maddeler ve tank dibi karbon külleri ile yaklaşık 1000 ton petrol atığı beyan edilmişti. Texcom firması tarafından 2013 Aralık ayında yapılan radyasyon ölçümlerinde, gemide AREA (Autridade Reguladora da Energia Atomica) standardında belirlenen eşik değer olan 0.23 uSv/saatin üzerinde harici gama dozu değerlerine rastlanmıştı.. Ayrıca 5 tank için arkaplan rasyasyon değerinin 5 katı düzey radyasyon dozu ölçülmüştü.
'İnternetin de Fişini Çekmeye Hazırlanıyorlar'
CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, torba yasa teklifinde yer alan internet düzenlemesini değerlendirdi. Cihaner, “AKP, sansür duvarına bir tuğla koyuyor” dedi.TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen torba yasa teklifindeki internet düzenlemesiyle ilgili CHP’li İlhan Cihaner, “Şimdi internetin fişini çekecek olan yasa teklifi ile bu kara tabloya bir fırça darbesi daha atılıyor, özgürlüklerin önündeki duvara bir tuğla daha konuluyor” dedi.AKP’nin özellikle Gezi eylemlerinden sonra interneti baş edilmesi, zapturapt altına alınması gereken bir ‘baş belası’ olarak gördüğüne ifade eden Cihaner, “İfade özgürlüğü tamamıyla rafa kaldırılıyor. Bu cezayı yememek için erişim ve yer sağlayıcıları kendi kendine sansür uygulayacak. Otosansür artık fiilen sansüre dönüşecek” görüşünde.Cihaner’in yasa teklifinde yer alan internet düzenlemesiyle ilgili yazılı açıklaması şöyle:“Daha önce iki kez Anayasa Mahkemesi’nden dönen internete sansür girişimi yeniden TBMM gündeminde.AKP milletvekilleri tarafından imzalanan yasa teklifi neler getiriyor:Yürüklükteki 5651 sayılı yasada sadece katalog suçlar vardı. Yeni, yasa teklifine göre; yaşam hakkı, kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın korunması gibi hallerden birinin veya bir kaçının bulunması halinde ‘içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı’ verilebilecek.TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen teklif bu şekilde yasalaşırsa neredeyse TCK’daki bütün suçlar internet erişiminin engellenmesi için gerekçe olabilecek.Başbakan’a ve bakanlara site kapatma hakkı veriliyor. Bu düzenleme ile hukuki bir durum için YARGI yerine YÜRÜTME’ye karar verme yetkisi veriyor. Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçelerinden birisi olan ‘yargı kararı şartı’ aranmayacakÖrneğin, ‘Kaçaksaray’ın maliyeti açıklansın’ diye bir protesto eylemi düzenliyorsunuz ve bunun duyurusunu yapmak için de Facebook’ta bir etkinlik sayfası hazırladınız. Başbakan ya da bakanlar ‘Yaşam hakkı, kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi’ gerekçesiyle Facebook’un kapatılmasını isteyebilecek.Bundan sonra özgürce internet kullanma hakkımız başbakanın ya da bakanın iki dudağı arasında olacak.Kapatma kararının uygulanmaması halinde erişim ve yer sağlayıcıya 500.000 TL’ye varan cezalar ve lisans iptali öngörülüyor.İfade özgürlüğü tamamıyla rafa kaldırılıyor. Bu cezayı yememek için erişim ve yer sağlayıcıları kendi kendine sansür uygulayacak otosansür artık fiilen sansüre dönüşecek.Bu düzenleme ile URL engellemesi geliyor. ‘İhlal önlenemedi’ gerekçesiyle internet sitesinin tümden kapatılması öngörülüyor.Örneğin, Redhack grubunun ya da @fuatavni’nin Twitter’daki bir hesabı kapatıldığında başka bir hesap açılıyor, o da kapatıldığında yenisi açılıyor. Böyle olunca ‘ihlal önlenemiyor’ bahanesi ile Twitter toptan engellenebilecek.“AKP İNTERNET SİTESİ KAPATMADA DA ÇOK HIZLI“Engelli Web’in verilerine göre 29 Ocak 2015 itibarıyla 2006’dan bugüne kadar 65.672 adet internet sitesinin IP adresinin ya da blogger’ın erişimi engellendi.2015’in ilk 29 gününde 1.110 internet sitesine erişim engellendi.Bu yasa teklifi, AKP’nin seçime hazırlık çalışmasıdır. AKP’nin amacı seçim öncesinde yolsuzluklara, usulsüzlüklere, hırsızlıklara ilişkin haber ve bilginin halka ulaşmasını engellemektir.Bu yasa teklifinin amacı, para kasalarının, ayakkabı kutularının, sıfırlamaların üstünü örtmektir.Bugün medyanın içinde bulunduğu durum dikkate alındığında birkaç istisna dışında yolsuzluklara, usulsüzlüklere hırsızlıklara yer veren gazete, televizyon kalmadı.Tek istisna ise internet siteleri ve özellikle, Twitter, Facebook gibi sosyal medya olarak adlandırılan alanlar.Bu yasa teklifi ile internetin de fişini çekmeye hazırlanıyorlar.Anayasa Mahkemesi iki kez benzer düzenlemeleri iptal etti.Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin düşünce ve ifade özgürlüğü ile ilgili verdiği kararlar dikkate alındığında bu yasa teklifinin TBMM’den geçmesi halinde normal şartlar altında Anayasa Mahkemesi’nden dönmesi gerekir.Ancak AKP’nin hesabı başka. AKP, AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın Mart ayında yaş haddinden emekliye ayrılmasından sonra dengelerin değişeceğini ve İPTAL talebinin reddedileceğini bekliyor. Eğer ret çıkmayacaksa, o zaman da kararın seçimden sonra çıkmasını hesaplıyorlar.Yani bütün amaçları seçim sürecinde dikensiz gül bahçesi yaratmak.TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİ FOTOĞRAFITürkiye, Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün yaptığı Dünya Basın Özgürlüğü Sıralaması’nda, 2002 yılında 139 ülke içerisinde 99. sıradayken, 2014 yılında 180 ülke içerisinde 154. sıraya geriledi.41 OECD ülkesi arasında yapılan demokrasi sıralamasında Türkiye sonucu sırada.The Economist’in 167 ülkeyi kapsayan 2014 demokrasi endeksinde Türkiye’nin hızla ‘otoriter rejim’e doğru yol aldığı belirtildi. Türkiye 2012 endeksine göre iki sıra gerileyerek 98’inci oldu.Türkiye, Uganda ve Kenya’nın ardından Lübnan’la aynı sırada yer aldı. Türkiye’nin de içinde bulunduğu ”Hibrit Rejimler” sınıfında 36 ülke bulunuyor ve aynı klasmanda Bangladeş, Tanzanya, Sri Lanka ve Uganda gibi ülkeler mevcut.İnsan hakları, demokrasi, şeffaflık ve özgürlükler konusunda Türkiye’nin düşüş istikrarı, Freedom House’un yayımladığı, “Dünyada Özgürlük, 2015” raporunda da değişmedi.Türkiye, siyasi haklarını kullanımda geçen yıla oranla 2 puan, sivil haklarının kullanımında ise 3 puan, toplamda 5 puan kaybetti ve 55 puan aldı. 2006’da 65 olan Türkiye’nin genel puanı, 2014’te ise 60’a düştü. Türkiye’ye “Kısmen Özgür” ülkeler arasında yer veren raporda, özgürlükler açısından Türkiye’nin gerilediği vurgulandı.ZETE
Beşiktaş Gövde Gösterisi Yaptı
Beşiktaş Kulübü, Nevzat Demir Tesisleri'nde Opare, Milosevic,Tolgay Arslan, Ersan Gülüm, Atınç Nukan, Veli Kavlak, Cenk Gönen ve Musfata Pektemek ile sözleşme imzaladı.Beşiktaş devre arasında yeniden anlaştığı ya da transfer ettiği 8 futbolcusuna imza attırdı.Beşiktaş'ın devre arasında transfer ettiği Daniel Opare, Alexander Milosevicve Tolgay Arslan ile sözleşme yenilediği Ersan Gülüm, Atınç Nukan, Veli Kavlak, Cenk Gönen ve Mustafa Pektemek'le Beşiktaş Nevzat Demir Tesisleri'nde basın huzurunda sözleşme imzaladı.https://twitter.com/GlmErsan/status/561142645716971520Tüm futbolcular görüşlerini belirtirken yönetime teşekkür ederken, çok çalışıp başarılı olacaklarının sözünü verdiler.Soru cevap bölümünde, bir gazeteci Tolgay ve Veli'ye 'Size başka kulüpler daha büyük paralar önerilmesine karşın Beşiktaş'la anlaştınız. Bunun nedeni nedir?' diye sordu.https://twitter.com/velikavlak08/status/561144634324553728Sözü alan Tolgay Arslan, 'Beşiktaş'a 1 ay önceden söz vermiştim. Sözümün eri olduğunu da göstermiş oldum. Bu da beni mutlu ediyor. Her şey para demek değil. Ben uzun vadede geleceğimi beşiktaş'ta gördüğüm için buraya geldim' dedi.Veli Kavlak ise, 'Ben sözleşmemin son zamanlarında başka kulüplerden önce Beşiktaş'la görüşeceğimi söylüyordum zaten. Yılbaşında konuştuk, anlaştık. Bu yüzden başkalarıyla görüşmedim' dedi.Trabzonspor'la görüşmesine karşın neden Beşiktaş'ı seçtiği sorulan ve babasının yaptığı bazı açıklamalar hatırlatılan Tolgay Arslan, bu soruya 'Trabzonspor dışında İngiltere'den de kulüplerle konuştum. Menajerim bir hata yapmadı. Sonuçta onun görevi en iyi teklifleri bana sunmak. Trabzonspor beni en üst düzeyde ziyaret etti ve fikrimi değiştirmek istediler. Ama anlaşamadık. Ben hep geleceğimin Beşiktaş'ta olduğunu düşünmüştüm' dedi.Babası hakkında da görüşünü bildiren Arslan,'Babam benim hayatımdaki en değerli kişi. Onun da kendine göre tasarrufları vardır. Bazı açıklamalar yapmış olabilir ama bunu benim kötülüğüme yapmaz' diye konuştuEurosport
Reklam
Ekim Alanı Son 20 Yılda Yüzde 60 Azaldı
Türkiye, bakliyat üretimindeki gerileme ile net ithalatçı konuma düşerken destek primlerinin artırılması ile üretimde artış hedefleniyor. Ekilebilir tarım arazilerinin her geçen gün azaldığı bir ortamda uzun vadede primlerin tek başına yeterli olup olmayacağı ise soru işareti.Türkiye'de bakliyat ürünlerine yönelik üretim son yıllarda ciddi bir gerileme trendinde. TÜİK verilerine göre 1990’larda 630 bin ton olan kırmızı mercimek üretimi, 2013’te 395 bin tona geriledi.216 bin ton olan yeşil mercimek üretimi 22 bin tona gerilerken, aynı dönemde nohut üretimi 860 bin tondan 506 bin tona düştü.Kuru fasulye üretimi ise 210 bin ton seviyelerinden 195 bin tona inerken bakla üretimi de 75 bin tondan 18 bin tona geriledi.Hepimizin bildiği bu rakamların özeti olarak 1990’lı yıllarda 2 milyon ton seviyelerindeki kuru bakliyat üretimi geçen yıl itibariyle 1.1 milyon tonu gördü.Üretim ile paralel şekilde baklagil ekilen tarım arazileri de hızla azalıyor.1990'lı yıllarda 20 milyon dekar olan Türkiye'nin bakliyat ekim alanı 2013 yılında 8 milyon dekara geriledi.
Anitsayac.com: Şiddetten Hayatını Kaybeden Kadınlar İçin Dijital Anıt
Anıt Sayaç Türkiye’de şiddetten hayatını kaybeden kadınları anmak için yapılmış dijital bir anıt. 2013 yılında bu yana Anitsayac.com adresi üzerinden kayda devam eden projeye aşinaysanız, büyük olasılıkla ilk kez sosyal medyada bir arkadaşınızın paylaşımıyla karşılaştınız. Zira Anitsayac.com’un amacı hatırlatma işlevini doğal bir şekilde yerine getirmek.Anıt Sayaç sanatçı Zeren Göktan‘ın ilk kez 2013 yılının Mart ayında sergilenen “Sayaç” adlı iki aşamalı çalışmasının katmanlarından biri. Bir ayağı fiziksel bir ayağı sanal dünyaya açılan sergisinde Göktan, sergilenen objelere gömülü QR kodlarla izleyicileri anitsayac.com sitesine yönlendiriyordu. Nisan 2013’te sergi sona erdikten sonra güncellenmeye devam eden Anitsayac.com’un yapılış amacının var oluş nedenini ortadan kaldırmak olduğunu söylüyor Göktan. Yani Türkiye’de kadına yönelik şiddet tamamen yok olana kadar Anitsayac.com saymaya ve hatırlatmaya devam edecek. Webrazzi, Zeren Göktan’la Anıt Sayaç’ı konuştuk:
Reklam
Kadın Ruhundan Anlayan Bir Erkekle Birlikte Olmanın 15 Faydası
Kadın ruhundan anlayan, kadınını mutlu etmesini bilen, onu şımartan bir erkekle birlikte olmanın zorluğunu kadınlar çok iyi bilir. Bu şansı yakalayan kadın sayısının pek fazla olmadığında da hemfikir olacağımızdan eminim. İşte bu şansı yakalamış kadınların çok iyi bildiği 14 harika şey.
AYM'den Cezaevinde Kitap Kararı
Anayasa Mahkemesi (AYM), cezaevindeki bir hükümlünün odasında 10’dan fazla kitap bulundurması talebinin reddedilmesinin, ifade özgürlüğünü ihlal etmediğine hükmetti.Ankara 2 No'lu F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndaki hükümlü Özkan Kart, odasında 10 kitaptan fazla bulundurmasına izin verilmemesine itiraz etti. Kart, yasal dayanak olmadan ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle AYM’ye başvuru yaptı.6 yıldır cezaevinde bulunan Kart, cezaevi kütüphanesindeki 500'e yakın kitabı okuduğu için ailesine yeni kitap getirtti. Ancak odasında aynı anda 'mahkuma ait 5 ve cezaevine ait 5 olmak üzere toplam 10' kitaptan fazla bulundurmasına izin verilmedi. Mahkumların 15 günde bir bu kitapları değiştirmesine izin veriliyor.
Sebze Fiyatları Uçtu
Ocak ayının sonunda bir çok sebze meyve ürününde fiyatlar tırmandı. Özellikle Antalya ve çevresinde etkili olan yoğun yağış ve sel sera ürünlerinin fiyatlarının hızla yükselmesine neden oldu.Çarliston biberin kilo fiyatı ayın ilk günlerine oranla yüzde 100 artışla 3 liradan 6 liraya çıkarken sivri biberin bir önceki ay 3.5 lira olan kilo fiyatı ise 4.5 liraya çıktı.Dolmalık biber ise en çok artışın yaşandığı sera ürünlerinden biri oldu. Ocak ayının ilk günlerinde 4 lira olan kilogram fiyatı, ayın sonunda yüzde 75 artışla 7 liraya yükseldi.DOMATESTE TABAN FİYAT 4 LİRASofraların ve yemeklerin vazgeçilmezi domateste de tablo değişmedi. Kilogram fiyatı 2.5 ile 4 lira arasında olan domatesin ay sonu fiyatı 4 lira 6 lira arasında değişiyor.Taze fasulyenin kilo fiyatı 9.5 liradan 15 liraya yükselirken patlıcanın kilo fiyatı da 4-7 lira aralığından 6-85 lira aralığına yükseldi.Salatalığın ise fiyatı ayın ilk günlerinde 3.5-7 lira aralığındayken, 4-20 lira aralığına çıkarken, sakız kabağın kilo fiyatı 7 liradan 6.5 liraya geriledi.Kış sebzelerinde ise beyaz lahananın kilo fiyatı ocak ayının başında 1.5 lirayken, ayın sonunda 1 liraya düştü. Havucun kilo fiyatı ise ayın ilk günlerine göre yüzde 25 artışla 2.5 liraya çıktı.Ispanağın kilosu ise 2.5 liradan 4 liraya yükseldi. Karnabaharın fiyatında da artış yaşandı. Ayın ilk günlerinde 3 lira olan kilo fiyatı yüzde 33 artışla 4 lira oldu. Limonda 3.5 liradan 4 liraya yükseldi.SALATA YAPMAK EL YAKIYORBuna karşılık pırasa 3.5 liralık kilo fiyatını korudu. Kuru soğan ise 3.5 liradan 4.5 liraya yükseldi. Göbek salatanın adet fiyatı 2.5 liradan yüzde 80 artışla 4.5 liraya çıkarken kıvırcığın fiyatı yüzde 60 artışla 4 liraya yükseldi.Kırmızı turp ise ayın ilk günlerinde ki 2-3 lira aralığında ki fiyatını korudu. Maydanozun demeti ise 1.5 liradan 1 lira 30 kuruşa gerildi. Taze soğan ise yüzde 50 artışla 2 liradan 3 liraya yükseldi.Armutun fiyatı Ocak ayının ilk günlerinde 6 lirayken ayın sonunda 3.5 liraya gerilerken ayvanın da kilo fiyatı 8 liradan 7 liraya düştü. Elma ise 3.5-6 lira aralığındaki fiyatını, kivi 4 liralık fiyatını, mandalina ise 2.5-6 lira aralığındaki fiyatını korudu.Muzun kilo fiyatı 5.5 liradan 6 liraya yükseldi. Narın kilosu 5 liradan 3 liraya, portakalın kilosu ise 2 liradan 1.5 liraya, zencefilin ise 28 lira olan kilo fiyatı 15 liraya çekildi.DHA
Reklam