Mersin'de 'Akkuyu Çernobil Olmasın' Mitingi
Mersin'de Nükleer Karşıtı Platform'un (NKP) çağrısıyla, Akkuyu'da yapılması planlanan santrale karşı bir miting düzenlendi.Forum AVM ve Özgür Çocuk Parkı'ndan başlayan iki yürüyüşle Tevfik Sırrı Gür stadyumu'nda toplanıldı. Bir çok örgüt, dernek ve siyasi partinin katıldığı mitingde kurulan kürsüden nükleer santral ve çevre talanına karşı itirazlar dile getirildi.'Akkuyu Çernobil Olmasın ' diyerek bir araya gelen kuruluşlar tarafından yapılan ortak açıklamada, Mersin'de yapılacak bir nükleer santralin olası sonuçlarına ve durdurulması gerekliliğine dikkat çekildi. Kürsüden yapılan konuşmalarda Türkiye'nin nükleer santrale ihtiyacı olmadığı, temiz enerjinin mümkün olduğu vurgulandı.Sol
19 Aralık Operasyonunun İhalesi Yapılmış!
19 Aralık soruşturmasında ifade veren M.G., operasyondan önce arama kurtarma malzemelerinin alımıyla ilgili Ankara'da ihaleye katıldığını söyledi. Av. Several Ballıkaya 'Malzemeler nerede kullanıldı' diye sorduF Tipi cezaevlerinde, Türkiye genelinde 20 cezaevinde gerçekleştirilen ikisi asker 30'u tutuklu 32 kişinin öldüğü 19 Aralık Operasyonunda Bayrampaşa Cezaevi’nde yaşanan katliama ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Jandarma Genel Komutanlığı’nın dosyaya ‘fiili müdahale grubu’ olarak yolladığı listedeki 252 ismin ifadelerinin alınmasına devam ediliyor. İsmi 'Fiili Müdahale Grubu' listesinde yer alan M.G., operasyondan önce yapılan bir ihaleyle ilgili bilgi vererek, '19 Aralık 2000 tarihinden 2-3 gün önce görevli olarak bir ihaleyi takip etmek için Ankara'da görevlendirildim. 2 gün boyunca arama kurtarma malzemelerinin alımı ihalesinde bulundum. Buna ilişkin görevlendirme Ankara İkmal Merkez Komutanlığı’ndadır' dedi.GENELKURMAY AÇIKLAMIYORAv. Several Ballıkaya, malzemelerin içeriğine ilişkin bir bilgilerinin olmadığını ifade ederek, 'Operasyon sonrası kullanılmak üzere olan araçlar da olabilir tıbbi malzeme de olabilir. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında operasyonda hangi tıbbi malzemelerin ve silahların kullanıldığının tespiti için talepte bulunduk ancak Genelkurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın konuyla ilgili bilgimiz yok” dediği şeklinde yanıt verdiklerini anımsattı. Ballıkaya, “Eğer arama kurtarma malzemeleri alınmışsa nerede kullanıldı açıklanması gerekiyor. Ancak operasyon sonrası tıbbi malzemelerin kullanılmadığını biliyoruz. Çünkü kan kaybından ölen tutuklular oldu. Kendileri için kullanmışlarsa Bayrampaşa Cezaevi'nde yaralanan asker yok' diye konuştu.'OPERASYONDA GÖREVLİYDİM'Ankara Beytepe Okullar Komutanlığı’nda binbaşı olarak görev yapan B.T., o dönem operasyon taburunda Özel Asayiş Komutanlığı’na bağlı teğmen olarak Destek Tim Komutanı olarak görev yaptığını söyleyerek “Başımızdaki komutan Yusuf Burhan Engin’di” dedi.Birgün
Türkiye'deki Çocuklar Evde Mutlu Sokakta Mutsuz
UNICEF'in yürüttüğü Çocuk Dostu Şehir Girişimi çalışmaları kapsamında yapılan anketler, Türkiye'deki çocukların ev ve özel yaşamdan memnuniyetinin yüksek olduğunu ortaya koydu.Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Türkiye Sosyal Politika Sorumlusu Iraz Öykü Soyalp, Çocuk Dostu Şehir Girişimi kapsamında yapılan anketlerin Türkiye'deki çocukların ev ve özel yaşamında mutlu, oyun alanları, toplu ulaşım alanlarında ise mutsuz olduğunu ortaya koyduğunu açıkladı.Soyalp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, UNICEF'in 190'dan fazla ülkede çalışma yaptığını, Çocuk Dostu Şehirler Girişimi hazırlıklarının ise ihtiyaçlara göre ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini bildirdi.Türkiye'deki çalışmalarını IKEA desteğiyle yürüttüklerini kaydeden Soyalp, Giresun, İzmir Bornova, Manisa Büyükşehir, Adana Yüreğir, Mersin Büyükşehir, Şanlıurfa Eyyübiye, Bitlis, Erzurum İspir, Kırklareli Lüleburgaz ve Ankara Mamak belediyeleri ile 2014 yılından bu yana olan çalışmalarda çocuklar için güzel modeller ortaya çıkarmaya çalıştıklarını ifade etti.Iraz Öykü Soyalp, girişim çerçevesinde öncelikle genç gönüllülere şehirleşme ve çocuk hakları eğitimi verdiklerini, her bölgedeki 8-12, 13-18 yaş grubu çocuklar, okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim çağı çocuk ebeveynleri ve hizmet sağlayıcılar ile 3 bin 500 anket çalışması gerçekleştirdiklerini anlattı.Anket sonuçlarına göre yol haritasını belirlediklerini kaydeden Soyalp, 'Çocuk fikirlerinin politikaya yansıması, çocuk bütçesi ve çocuk hakları koordinasyon birimi gibi temel yapı taşları doğrultusunda gönüllü belediyelerin yol haritası belirleniyor' dedi.Çocukları mutlu edenler, mutsuz edenlerÇocuk Dostu Şehir Girişimi'nin bir sertifika ile sonlandırılmayacağını, asıl amacın çocuklara daha iyi yaşam koşulları sağlamak olduğunu anlatan Iraz Öykü Soyalp, anket çalışmasıyla çocukları mutlu ve mutsuz eden faktörleri belirlemeye çalıştıklarını söyledi.Anket sonunda ortaya çıkan sonuçlara dikkati çeken Soyalp, 'Ev ortamı ve özel hayat olumlu. Çocuklar kendilerini evde güvende hissediyor. Bu önemli. Kendilerine ait odalarının olması, kırtasiye malzemesi alacak parasının bulunması, karnını doyurmak için nerelere başvuracağını bilmesi, evde yeteri kadar suyun olması çocuklar için olumlu' dedi.Eğitim, sağlık hizmetleri ve internet erişiminin de olumlu olduğunu dile getiren Iraz Öykü Soyalp, arkadaş ve öğretmenlerle iletişim de güçlü olduğunu vurguladı.Soyalp, bisiklet ve oyun alanlarının kısıtlığının ise çocuk ve aileleri mutsuz ettiğini kaydederek ayrıca çocukların toplu ulaşım araçlarında güvensizlik hissi duyduğunu aktardı.Girişim kapsamında belediyeleri kıyaslamadıklarını ifade eden Soyalp, 2015 sonuna kadar sürecek çalışmada iyi örnekler ortaya çıkarmayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi.Efsun Yılmaz, AA
Kargo Gemisi Uzay İstasyonundan Ayrıldı
Avrupa Uzay Ajansı'nın beşinci ve son kargo uzay aracı ATV-5 dün Uluslararası Uzay İstasyonu'nu terk etti. Uzay aracı bugün Dünya'ya inecek.ESA'nın insansız kargo aracı ATV-5, altı ay süren görevini dün sona erdirerek TSİ 15.42'de UUİ'den ayrıldı. Kargo gemisinin bugün TSİ 20.12'de Pasifik Okyanusu'na düşmesi bekleniyor.NASA ve ESA, uzay aracının atmosfere girmesi ve düşmesi esnasında mekanik sistemler hakkında gözlemler yapılacağını belirtti. Elde edilecek bilgiler uzay araçlarının atmosfere giriş ve iniş süreçlerinde geliştirilecek yeni teknolojilerde kullanılacak.ESA'nın beşinci ve son kargo aracı olan ATV-5, 2008'de başlayan bir görevin de son aşaması oldu. Jules Vernes adını taşıyan ilk kargo aracı Mart 2008'de ateşlenmişti. NASA, geride kalan yaklaşık yedi yılda 5 kargo aracının UUİ'ye 34 ton malzeme taşıdığını belirtti. UUİ''ye Ağustos 2014'te gönderilen ATV-5, yedi ton gıda, bilimsel donanım, teknik parçalar ve eşya taşımıştı.ATV görevlerinin sona ermesinin ardından UUİ'ye dört farklı uzay aracıyla kargo taşınmasına devam edilecek. Japonya'nın H-II ve Rusya'nın Progress uzay araçlarının yanı sıra, ABD merkezli SpaceX ve Orbital Sciences firmaları Dragon ve Cygnus kapsülleriyle kargo taşımacılığına devam edecek.SpaceX bugüne kadar 5 kargo görevi üstlenirken, Orbital Sciences iki kargo görevi gerçekleştirdi.Al Jazeera Turk
1600 Kalp Dijital Ortamda
İngiliz doktorlar, tıbbı araştırmalarda kullanmak amacıyla 1600 insan kalbine ait veriyi dijital ortama aktardı.Büyük Veri alanında bir ilke atan İngiliz doktorlar, 1600 hastaya ait kalp verisini dijital ortama aktarmayı başardı. Doktorlar bu şekilde kapler hakkında elde ettikleri detaylı bilgiyi hastaların genleriyle karşılaştırmayı ve böylece yeni tedaviler geliştirmeyi umuyor.Londra'nın Hammersmith Hastanesi'nde yapılan çalışmada, 1600 hastanın kalbine ait detaylı 3D görüntüler elde edildi ve gönüllü olan hastalardan genetik bilgiler alındı.Araştırmada yer alan Dr. Declan O'Regan, yapılan çalışmayla hastaların sağlık durumları hakkında yıllar süren tetkiklere kıyasla çok daha fazla bilgi edebileceklerini belirtti.İnsanların genleriyle kalp hastalıkları arasında çok karmaşık bir ilişki olduğunu belirten O'Regan, atmakta olan kaplere ait detaylı görüntüleri inceleyerek bu ilişki hakkında daha fazla bilgi edebileceklerini söyledi. Doktorlar bu sayede hastalara doğru zamanda doğru tedaviyi sunma ihtimalinin artacağına inanıyor.BBC'nin haberine göre, geliştirilen yöntem bilgisayar yardımıyla hastalıkların teşhisinde yeni bir dönem açabilir. O'Regan, 'doğru teşhise yakın olsalar bile hastalıkların izini elde etmenin kolay olmadığını ancak bilgisayarların hastalık ortaya çıkmadan sinyalini almak konusunda daha başarılı olacağını' söyledi.O'Regan ve meslektaşları, Büyük Veri'ye dayalı tıbbi analizlerin gelecekte norm haline gelmesini beklediklerini ifade etti.Al Jazeera Turk
Kadınlar Bakan İslam'ı Protesto Etti
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, öldürülen Özgecan Aslan'ın Mersin'deki ailesini ziyaret etti. Barış Mahallesi'ndeki anne Songül ve baba Mehmet Aslan'a taziyede bulunan Bakan İslam, yaklaşık 20 dakika süren görüşmenin ardından taziye çadırının önünde açıklama yaparak gazetecilerin sorularını yanıtladı.Bir gazetecinin, 'En ağır şekilde cezalandırılacaklar diye söyleniyor. Bu da idam tartışmalarını gündeme getiriyor. Böyle bir şey söz konusu olabilir mi?' sorusu üzerine İslam, şöyle konuştu:'Böyle bir şeyin söz konusu olmadığını biliyorsunuz şu anda ama talepler bu doğrultudaysa 'tartışmayız' diyemeyiz, diyecek bir durumda değilim açıkçası. Bir bakan olarak değil ama bir anne ve kadın olarak şahsa karşı işlenen suçların cezasının idam olabileceğini düşünüyorum. Bunun tartışılabileceğini düşünüyorum. Bunu gündemimize alabiliriz. Şu anda da insan canına kıymanın ve tecavüzün cezaları ağırlaştırılmış müebbettir. İnfaz dolayısıyla indirimi de yoktur. En ağır biçimde bu cezalara çarptırılan kişiler bu cezaları çeker.'Başka bir gazetecinin, 'Daha önce çocuklarımıza çığlık atmayı öğretmeliyiz demiştiniz. Bu sözünüz çok yankı buldu, Özgecan'ın katliyle birlikte. Bu konuda ne söyleyeceksiniz, çok eleştiri aldınız' demesine üzerine İslam, 'Burada eleştirilecek bir şey yok. Çocuklara çığlık atmayı öğretmek, kendini savunmasız bırakmamak için çocuğa zarar verecek kimselere karşı 12 tedbirin son halkasıdır. Ben o toplantılarda bunlardan sadece bir tanesini söylemiştim. Çocukların 'Ben tehlike altındayım diye bilmek için bağırmayı bilmeleri lazım' demiştim. Çünkü biz çocuklarımızı 'Dur evladım, sus evladım, sesini çıkarma evladım' diye yetiştiriyoruz. Böyle olmaması gerekiyor. Aslında şu anda söylenenleri söylemiştim' diye konuştu.İslam, açıklama yaparken bir grup kadın “İdam istiyoruz” diye bağırdı. İslam'ın ilgisiz kalıp açıklamasına devam etmesi sonucu kadınlar bu defa Bakan'ı yuhaladı. Bunun üzerine korumalar kadınları uyarırken, kadınlar da “Bizler ölüyoruz, bizleri koruyun” diye korumalara tepki gösterdi.Bakan İslam açıklamasını tamamlayınca korumalar tarafından minibüse bindirildi ve sokkatan ayrıldı.Bianet
Reklam
Çin’in En Büyük Taksi Çağırma Uygulamaları Birleşiyor
Çin’de faaliyet gösteren ve ikisi de ayrı ayrı Alibaba tarafından yatırım alan taksi uygulamaları birleşme yapacağını duyurdu.İki mobil uygulama şirketinin birleşmesi, internet dünyasında eşine az rastladığımız şirket evliliği örneklerinden birisi olacak. Büyüklük olarak da aynı şekilde Çin’de ciddi güce kavuşacak bir taksi çağırma uygulaması olmuş olacak. İki şirketin de yatırımcı şirketlerinin aynı olması elbette bu iki şirketin evliliğini kolaylaştıran bir etmen olsa da, asıl amaç rekabetteki yeri sağlamlaştırmak.Kuaidi Dache ve Didi Dache ortak bir bildiri yayınlayarak birleşmenin Çin Yeni Yılı’nın başlangıcıyla beraber devreye gireceğini açıkladı. Birleşme ile birlikte Çin’in en büyük mobil platformlardan birisini oluşturacak. Kuaidi Dache’nin tam 358 şehirde 200 milyondan fazla kullanıcısı bulunurken, Didi ise pek çok Çin kentinde Kuaidi ile rekabetteydi. Kuaidi geçtiğimiz ay Alibaba ve Tiger’dan 600 milyon dolarlık bir yatırım almış ve değerlemesini 2 milyar dolara yükseltmişti.Çin’de 500 milyon insan mobil olarak internete bağlanıyor ve hacim inanılmaz büyük. Rekabetin de bu denli büyük olması sürpriz değil. Çin’in arama motoru Baidu’nun Uber’i desteklediği ve orada 600 milyon dolarlık bir yatırımı olduğu belirtiliyor. Rakamlardan devam edecek olursak, Didi Dache’nin de Aralık 2014’te aldığı 700 milyon dolarlık bir yatırım bulunuyor. Kısacası Kuaidi Dache ve Didi Dache’nin birleşmesi ile ortaya çıkan şirketin, Uber’e karşı oluşturulmuş bir ittifak izlenimi yarattığını rahatlıkla söyleyebiliriz.İki şirketin birleşmesiyle birlikte CEO’luk koltuğu da ikiye bölünecek ve Kuaidi Dache ve Didi Dache’nin CEO’ları şirketin ortak CEO’ları olacak. Evlilikten doğan yeni şirket ise, ayrı markalarla ile yola devam edecek.Webrazzi
Google Helpouts Servisi Kapanıyor
Çok sayıda hizmet kullanıma sunan ve kaldıran Google, bir servisi daha sonlandırma kararı aldı. 2013'te devreye giren gerçek zamanlı yardım servisi Helpouts, Nisan ayında veda edecek.
Reklam
Antalya'da Araba Denize Uçtu: 3 Ölü
Antalya'nın Demre İlçesi'nde 80 metreden denize uçan otomobilde aynı aileden 3 kişi yaşamını yitirdi.Kaza, saat 12.30 sıralarında Demre- Antalya karayolunun Vites Burnu Mevkisi'nde meydana geldi. Demre'den Antalya'ya giden 37 yaşındaki Ali Erdal Uçar yönetimindeki içerisinde eşi 41 yaşındaki Nilgün Uçar ile oğlu 12 yaşındaki Deniz Uçar'ın da bulunduğu otomobil, henüz bilinmeyen nedenle sürücünün kontrolünden çıktı. Bariyerleri aşarak yaklaşık 80 metrelik uçurumdan yuvarlanmaya başlayan otomobil denize düştü.Taklalar atan otomobilden fırlayan Ali Erdal Uçar sahil kıyısına düşerek yaşamını yitirirken, Nilgün ve Deniz Uçar ise otomobille birlikte sulara gömüldü.Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine Sahil Güvenlik Komutanlığı, Demre Jandarma Komutanlığı ve Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı itfaiye ekipleri yönlendirildi. Halat yardımıyla uçurumdan inen ekipler Ali Erdal Uçar'ın cenazesini kıyıya çekerken, Nilgün Uçar ve Deniz Uçar'ın cenazelerinin çıkarılması için dalgıç yardımı talep edildi.Sahil Güvenlik botuyla gelen dalgıç yardımıyla anne ve oğlun cenazeleri otomobilden çıkarıldı. Sahil Güvenlik botuyla Çayağzı Limanı'na götürülen cenazeler otopsi için Demre Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.Kazayla ilgili soruşturma sürerken, otomobil deçevredekilerin yardımıyla denizden çıkarıldı. Ahmet Acar, DHA
Kandil: ‘İç Güvenlik Paketi Süreci Tehlikeye Atar’
Kandil’deki KCK yönetimiyle görüşen HDP heyetine göre, İç Güvenlik Paketi'ne tepkili olan örgüt, bunun müzakere sürecini tehlikeye atacağı görüşünde. HDP heyetinin iki gün süren temaslarının ana gündemini; çözüm süreci kapsamında atılması gereken adımlar ve Meclis’e sevk edilen İç Güvenlik Paketi oluşturdu.KCK paketten rahatsızHDP heyeti tarafından yapılan yazılı açıklamada, KCK yönetiminin İç Güvenlik Paketi'ne tepkili olduğuna vurgu yapıldı.“İç Güvenlik Paketi'ni çıkarmanın müzakere sürecini de tehlikeye atacağı, paket zihniyetinin müzakereye gelmeme zihniyeti olduğu net olarak ifade edilmiştir.Bu anlayışın demokratikleşme yerine, daha fazla otoriterleşme anlamına geleceği ifade edilerek, demokratikleşmeyi ortadan kaldıracak bu anlayışın ise, kabul edilmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Sivil toplum örgütlerinin ve Türkiye halkının büyük bir kesiminin, bu pakete karşı tepki göstermesinin anlamlı olduğu, pakete karşı tüm demokratik çevrelerin mücadele birliği içerisinde olmasının önemli olduğu vurgulanmıştır. AKP’nin otoriterleşmeyi esas alan iç güvenlik paketleri yerine demokratikleşmeyi esas alan yasal düzenlemeleri meclis gündemine getirmesi gerektiği belirtilmiş, AKP’nin kendi seçim çıkarları peşine düşmek yerine, tüm halklarımızın demokratik geleceğini ilgilendiren konularda somut çalışmalar yapmasının önemine değinilmiştir.“'Hükümet algı yönetimi yapıyor'Heyet ayrıca, örgütün müzakerelerin başlamamış olmasını da eleştirdiğini ifade etti.“AKP Hükümeti’nin somut olarak müzakere başlıklarında kalıcı barışa gidecek çalışmalar yapmak yerine, kamuoyunda gerçekliğe tekabül etmeyen beklentiler üzerinden algı yönetimi oluşturma çalışmalarıyla zaman harcadığı tespitini yapmıştır. Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın hazırladığı müzakere ve çözüm taslağında 15 Şubat’a kadar müzakere başlıklarında mutabakat sağlanması gerektiğine dikkat çeken KCK yetkilileri, AKP Hükümeti’nin çözüm takvimini boşa çıkarmaya çalışan bu tutumunun Kandil’de tepkiyle karşılandığını ifade ettiler. Müzakere mekanizmalarının halen oluşmamasının, tarafsız bir izleme heyetinin halen çalışmaya başlamamasının bile, AKP Hükümeti’nin sürece yaklaşımını, samimiyetini ve ciddiyetini ortaya koyduğu toplantılarda ayrıntılı olarak tartışılmıştır. Çözüm sürecinin ruhunun kendileri açısından Sayın Öcalan’ın belirttiği “Devletin ve toplum demokratikleşmesi” perspektifi üzerinden ele alındığı, AKP’nin tüm uygulamalarının ise, devletin ve toplumun demokratikleşmesiyle çeliştiği tespiti yapılmıştır.”Ortak açıklama için heyet bekleniyorduHafta içi çözüm süreciyle ilgili tarafların basına verdiği demeçlerde, yakın zamanda önemli açıklamalar yapılacağına dikkat çekilmişti. Hükümet ve HDP’nin birlikte açıklama yapabileceği duyurulmuştu. Açıklama için Kandil’e giden HDP heyetinin dönüşü ve getireceği mesajlar bekleniyordu.Al Jazeera Turk
Yardıma İhtiyacı Olanlar İçin Koşan Adam
Ronnie Goodman yıllarca uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele etti ve hapisteydi. Koşmak onun zor zamanları atlatmasına yardımcı oldu ve o simdi bağımlılar hastanesine bağış toplamak için San Fran maratonunda koşuyor.
Reklam
Soğuk ve Kar Geliyor
Türkiye'nin hafta başından itibaren, çok soğuk ve kar yağışlı bir havanın etkisine girmesi bekleniyor. Sıcaklık 6-10 derece düşecek.Türkiye'nin hafta başından itibaren çok soğuk ve kar yağışlı bir havanın etkisine girmesi bekleniyor.Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin yarından itibaren Karadeniz üzerinden gelen Sibirya kökenli çok soğuk ve yağışlı havanın etkisine gireceği, yarın Güney ve Kıyı Ege ile Van ve Hakkari dışında kalan yerlerde yağış beklendiği bildirildi.Açıklamaya göre, yağışlar, iç bölgelerde karla karışık yağmur ve kar, kıyı kesimlerde yağmur, akşam saatlerinden sonra Batı Karadeniz kıyı kesiminde de kar şeklinde olması bekleniyor.Salı günü Marmara'nın güney ve doğusu, Karadeniz, İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Doğu Akdeniz ile İç Ege ve Göller yöresinde görülecek yağışlar genellikle kar, Doğu Akdeniz kıyıları ile Güneydoğu Anadolu'nun güney kesimlerinde ise yağmur şeklinde olacak.Kar yağışı, Çarşamba ve Perşembe günleri Marmara'nın batısı, Kıyı Ege ve Batı Akdeniz kıyı kesimi dışında ülke genelinde devam edecek. Yağışlar, Doğu Akdeniz kıyıları ile Güneydoğu Anadolu'nun güney kesimlerinde yağmur şeklinde görülecek.Kar yağışı, Salı ve Çarşamba, Marmara'nın doğusu, Karadeniz ile Doğu Anadolu bölgelerinde kuvvetli ve yer yer yoğun olacak.Hava sıcaklığı Salı gününden itibaren kuzey ve batı kesimlerinde hissedilir derecede (6 ila 10 derece) azalacak ve mevsim normallerinin altında seyredecek.Rüzgar; yarın akşam saatlerinden itibaren hızını artırarak, Salı ve Çarşamba günleri Marmara, Ege, Batı Akdeniz ve Batı Karadeniz'de kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli ve zaman zaman fırtına şeklinde esecek.Açıklamada, kuvvetli ve yer yer yoğun kar yağışları ile hissedilir derecede azalacak hava sıcaklığına karşı dikkatli ve tedbirli olunması da istendi.Serdar Açıl, AA
‘Merkez Adayları Kadın Adaylar Olacaktır’
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, Parti Meclisi Toplantısı sona ererken basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.Haziran'da yapılacak Genel Seçim için 85 seçim bölgesinin 55'inde milletvekili adaylarını ön seçim yöntemiyle belirleyeceklerini ifade eden Koç, Başbakan Ahmet Davutoğlu'na seslenerek 'CHP 85 seçim bölgesinin 55'inde milletvekili adaylarını ön seçim yöntemiyle belirleme kararı almıştır. 45 ilde hakim denetiminde tüm üyelerin katılımıyla 10 ilde örgüt denetiminde tüm üyelerin katılımıyla aday belirleme yolu tespit edilmiştir. Sayın Davutoğlu'na soralım boş saçmalamalarının yanında. Senin böyle bir demokratik cesaretin var mı Sayın Davutoğlu? Senin bir iktidar partisi genel başkanı olarak adaylarını üyelerinin katılımıyla hakim huzurunda belirleyebilme iraden cesaretin var mı?' dedi.'CHP, 85 SEÇİM BÖLGESİNİN 55'İNDE MİLLETVEKİLİ ADAYLARINI ÖN SEÇİM YÖNTEMİYLE BELİRLEME KARARI ALMIŞTIR'Açıklamalarında CHP'nin 55 seçim bölgesinde milletvekili adaylarını ön seçim yöntemiyle belirleyeceğini kaydeden Koç, 'Türkiye siyasetinde adı geçen siyasi partilerden hemen hemen hepsi belli vesayet odaklarından veya görünürdeki ya da perde arkasındaki güç noktalarından gelen talimatlarla adaylarını belirleyebilme yolunu seçerken CHP 85 seçim bölgesinin 55'inde milletvekili adaylarını ön seçim yöntemiyle belirleme kararı almıştır. 45 ilde hakim denetiminde tüm üyelerin katılımıyla 10 ilde örgüt denetiminde tüm üyelerin katılımıyla aday belirleme yolu tespit edilmiştir. Onun dışındaki 13 ilde de bölge hassasiyetleri bakımından merkez yoklaması kararı alınmış bulunuyor. Sayın Davutoğlu'na soralım boş saçmalamalarının yanında. Senin böyle bir demokratik cesaretin var mı Sayın Davutoğlu? Senin bir iktidar partisi genel başkanı olarak adaylarını üyelerinin katılımıyla hakim huzurunda belirleyebilme iraden cesaretin var mı? Saçma sapan konuşup duruyorsun. Yok bonzai yok molotof. Bunlar siyaset kalpazanlığına girecek türde laflar' diye konuştu.'MERKEZ ADAYLARI KADIN ADAYLAR OLACAKTIR'Ön seçimin 29 Mart günü tüm üyelerle, hakim denetiminde yapılacağını açıklayan Koç, 'Adaylık başvuruları 17-24 Şubat tarihleri arasında Genel Merkezimizde yapılabilecektir. İstanbul, Ankara, İzmir. İstanbul birinci, ikinci, üçüncü bölge; Ankara birinci, ikinci; İzmir, birinci, ikinci bölge birinci sıra merkez adayları kadın adaylar olacaktır. Bu genel başkanımızın özellikle arzuladığı noktadır. Ön seçim, 29 Mart'ta tüm üyelerle hakim denetiminde yapılacak. 45 seçim bölgemizde hakim huzurunda ön seçim, 10 ilimizde örgüt denetiminde eğilim yoklaması kararı alınıştır. Merkez yoklaması ise 30 seçim bölgesinde yapılacaktır. Bu 30 seçim bölgesinin 17 tanesi yüzde 10'un altında oy aldığımız seçim bölgesi. 13 tanesi ise bölgenin duyarlılıklarına göre PM tarafından merkez yoklaması kapsamına alınan illerdir' ifadelerini kullandı. Bahar Demirel, DHA
Reklam
Heidi'nin Ayakları Neden Çıplak? İsviçre'nin Karanlık Yüzü
etiket
Heidi, tüm dünyada sevilen bir çocuk kitabı. TRT'de de uzun yıllar çizgi dizisi yayınlandı. Peki hiç dikkat ettiniz mi, Heidi'nin ayakları neden hep çıplak? Evrensel Kültür dergisinin şubat sayısında Sevim Akyürek, Johanna Spyri'nin 53 yaşında yazdığı Heidi'nin ayakları ile ilgili bu sırrı ve İsviçre'nin karanlık yüzünü yazdı.Verdingkinder… Bu kelimeyi, “Sözleşmeli Çocuk” diye çevirsek de Türkçeye, kapsadığı karanlık ve acı öyküyü bilmeden anlamını açıklayamayız. Bu yazıda onlardan “çıplak ayaklı çocuklar” olarak söz edeceğiz. Karlı dağlarla çevrili yemyeşil çimenlerin üzerinde, sardunyalarla süslü ahşap çiftlik evlerini gösteren kartpostal resimlerinden tanırız İsviçre’yi.Alp’ler, peynir ve çikolatadan sonra İsviçre’nin simgelerinden biri sayılan Heidi’yi hatırlayın. Kırmızı yanaklı, basit elbiseli, hiç yorulmadan herkesin yardımına koşan bu kız çocuğu, hep çıplak ayaklarıyla geçer öykülerin içinden. Onun büyükbabası olarak izlediğimiz yaşlı çiftçiyle arkadaşı Peter’in ayakkabıları varken Heidi, keskin taşların üzerinde ve soğuk havalarda bile hep çıplak ayak koşar keçilerin peşinden.Yaratıcısı Johanna Spyri, 53 yaşında yazdığı Heidi aracılığıyla, çıplak ayaklı çocuklar gerçeğinin üzerindeki toplumsal sır örtüsünün bir ucunu kaldırmıştır. Küçük kahramanı aracılığıyla, doğaya, insanlara, hayata Alpler’in öksüz kızının gözüyle bakarken, bütün Verdingkinder’lerin çocuk dünyalarına ve duygularına dikkat çekmeye çalışmıştır. Heidi, İsviçre’nin toplumsal tarihinde hatırlanmak istenmeyen bir gerçeğin simgesidir ve onun çıplak ayakları bugün çocuklara karşı işlenmiş bir suçun yarattığı utancın üzerinde koşuyor. Heidi çıplak ayaklıydı; çünkü çıplak ayaklar, erkek ya da kız bütün “köle çocukları” diğer çocuklardan ayıran keskin uçurumun simgesiydi.İsviçre’de 1789 yılında 14 yaşından küçük çocukların fabrikalarda çalışmaları yasaklandı. Ama çocuk sömürüsü için yeni bir kapı açıldı ve İsviçre, 18. yüzyılın sonundan 1960’lı yılların başına kadar çocuk emeği sömürüsünün örneğine az rastlanan bir biçiminin uygulama alanı oldu. Devlete borcu bulunan ya da boşanan çiftlerin, fakir ailelerin çocukları, yetimler, ailesi cezaevinde olan ya da kendisi suç işleyen çocuklar, devlet ve kilise vasıtasıyla, çalıştırılmak üzere başka ailelerin yanına yerleştirilirdi. Ancak 1974 yılında yasayla kaldırılan bu uygulamada, papazların önderliğinde ailelerden toplanan çocuklar çiftliklere kiralık olarak verilir veya şehirlerde kurulan çocuk pazarlarında, dört yaşındaki çocuklar bile, ev ve çiftlik işlerinde çalıştırılmak için satışa çıkarılırdı. Bu andan itibaren, çocukları arayan, sorunlarını dinleyen tecavüze uğradıklarında ya da işkence gördüklerinde sahip çıkan olmazdı. Çünkü toplumun gözünde onlar, suç işleyen, boşanan, fakir düşmüş ailelerinden “kurtarılmış” çocuklardı!Böylece, ahırlarda hayvanlarla birlikte yaşayan, çoğu kez bir çuvaldan ibaret elbiseleri içinde hemen her zaman aç olan bu çocuklar, toplumsal hayatın olağan, sıradan bir parçası olarak kabul gördü. Bunun bir tür kölelik sistemi olduğu idrak edildikten sonra bile, uzun zamanlar boyunca İsviçre’nin konuşmaktan dahi kaçındığı bir tabu halinde üstü örtüldü.YÜZLEŞMEBirkaç yıldır İsviçre toplumu bu gerçekle yüzleşmeye çağrılıyor. Çünkü köle çocuklardan bugün hayatta olanlar bu tarihsel utanca tanıklık ederek o dönemin hiç olmazsa vicdanlarda yargılanması yönünde güçlü bir kamuoyu baskısı oluşturdular.Özellikle 1998 yılından itibaren Olten’da yaşayan birkaç tarihçi bir zamanlar tabu olarak adlandırılan bu gerçeğin konuşulmasını sağlamak üzere, yaşayan bütün Verdingkinder’lere ya da yakınlarına ulaşmak için çalışmalara başladı. Bu işe gönül verenlerden biri Tarihçi Marco Leuenberger. On yaşındayken babası kendisinin bir verdingkinder olduğunu açıklamış ve yaşadıklarını anlatmış. Bugün oğlu canla başla bu karanlık tarihin ortaya çıkarılması için emek harcıyor. Özellikle 2009 yılındaki Verdingkinder Reden adı verilen sergiyle ilk defa bilimsel çalışmalara, konferanslara, canlı tanıklıklardan oluşan açık oturumlara konu edilerek, sonra operaya ve ilk defa bir filme de uyarlanarak konu gündemde tutuluyor.Konunun toplumda ilgi görmesi, ses getirmesi üzerine sergi 2016 yılına kadar uzatıldı. Bu etkinlikler sonucunda 11 Nisan 2013’ de devlet resmi olarak özür diledi. Verdingkinderler bir zamanlar çocukluklarının çalındığı bu yerde konuşarak tüm çiftliklerden hesap sorarcasına yaşadıklarını anlatıyorlar, İsviçre’ye ve dünyaya. Basel Üniversitesinden Veli Mäder açılışta şimdiye kadar yapılanların ses getirdiğini açıkladı. Toplumun konuya duyarlılığını arttırdığını, çok sayıda okulu ziyaret ettiğini ve şimdi bir adım öteye geçerek 30 Mart 2014 yılında parlamentonun önünde yapılan protesto gösterisinde verdingkinder ve yakınlarının maddi tazminat istemelerinin sevindirici olduğunu açıkladı.SANAT VE EDEBİYATTA KÖLE ÇOCUKLARPeki, bu dönemde hiç tepki gösteren yok muydu? Vardı kuşkusuz. Örneğin, bir Rus doktorun, bir çiftlikte yoğun tecavüzler sonucu ölen bir erkek çocuğu hakkında ilk defa bir resmi rapor yazması o dönem için sık rastlanılan bir durum değildi. Ama bu tutumundan dolayı dışlandı ve yazdıkları dikkate alınmadı. Aynı zamanda kadın örgütleri, partiler ve sendikalardan da tepkiler gelmişti. Örneğin kendisi de bir “verdingbub” olan yazar Carl Loosli “Susmuyorum” şiarı ile yazdığı kitaplarıyla mücadelede yerini almıştı. Carl Loosli, İsviçre’nin bir “Verdingbub” yazarı, sosyal eleştirmeni, filozofu, gazetecisi. Yaşadığı dönemde yazdıkları dikkate alınmayan, dışlanan bir yazar. Carl Loosli, “annemi hayatımda yalnızca beş kez görebildim, babamı ise hiç görmedim” diyerek başlar hayatını anlatmaya. 1877 yılında Bern şehrinde gayri meşru bir çocuk olarak doğdu. Sekiz yıl bir çiftlikte yaşadı. 11 yaşından sonraki yaşamı yetimhanelerde, cezaevlerinde ve tımarhanelerde geçti. Ülke ve toplum sorunları üzerine düşünen, mücadele eden bir yazardı. Yaşadığı dönemde konuşulması tabu olan “Verdingkindern” gerçeğini yazdı, İsviçre’nin faşizme ve mültecilere olan tavrını, sanat anlayışını eleştirdi, Yahudiler, kadın ve çocuk hakları gibi sorunlar için mücadele etti. Bu yüzden düşmanı da çok oldu.Onun “evlilik dışı çocuk” olmasından dolayı devlet ve kilise tarafından kendisine layık görülen yaşamı, İsviçre’nin “karanlık bir dönemine” tanıklık eder. Çocuğun eğitim yerinin cezaevi olmadığını söylemiş ama tüm bunlar yaşadığı dönem için aykırı düşünceler olarak nitelendirilip dışlanmıştır. Her şeye rağmen, İsviçre Yazarlar Derneği ve İsviçre Ressamlar, Heykeltıraşlar Derneği ve Mimarlık Derneği gibi kuruluşların ortaya çıkmasına önderlik etmiştir.Ressam Albert Anker’in İsviçre halk hayatını resmettiği tabloların birçoğunda çıplak ayaklı çocukları görürüz. Bu köle çocuklar okulda, sokakta, evlerde çıplak ayakları, düşük omuzları, soluk benizleri ile o kadar ortadalar ama bir o kadar da görünmez olmuşlar. Biz bu tablolarda onları, özellikle okul konulu resimlerinde, diğer çocuklarla birlikte ama onlardan hemen ayırt edilebilen özellikleriyle görürüz. Kendilerine ancak iki senede bir verilen ayakkabıları ya iyice küçük gelmeye başlamıştır, ya da çoktan eskiyip atılmıştır. Büyüme çağındaki bir çocuğun ayakları için iki sene kısa bir zamandır!Verdingkinder’lerin insanlık dışı yaşam koşulları ilk defa bir filme de konu edildi. Bu gerçeği yaşamış on bine yakın insanla yapılan röportajlardan doğan senaryo, Markus Imboden tarafından çekildi ve 2011 tarihinden itibaren gösterime girdi.103 dakika süren film, puslu karanlık bir havada tepede, köyden uzakta yeşillikler içindeki bir çiftliğe taşınan bir tabut görüntüsüyle başlıyor. Dayağın, soğuğun, küçük bedenlerin taşıyamayacağı işlerin, bitmeyen çalışmaların yaşandığı çiftlikten çıkmaktadır. İçinde, on yaşında bir kız çocuğu vardır. Ev işlerinin yorucu çalışmalarının ardından geceleri evin oğlu tarafından tecavüze uğramıştır. Köle kız hamile kalmıştır ve sahibesi, çocuğu düşürtmeye kalkmıştır. Kanaması olur, doktora götürülmez. Bir rahip, sorgusuz sualsiz, tabutu alır gider.Film, o zamana kadar kendi gerçeklerinin kabuğunda yaşayan pek çok insanın konuşmasını sağladı.Örneğin; Lyss’ de oturan Hugo Zingg (76) filmin gösterimin ikinci günüde ‚ “Ben de O Cehennemi Yaşadım” diyerek bir gazeteye yaşadıklarını anlattı. Tam 70 yıl sonra bu yazı sayesinde, ikisi de yıllarca köle olarak ayrı çiftlikler de birbirlerinden hiç haber almadan çalıştırılmış iki kardeş birbirlerini bulabildi. İsviçre Çiftçiler Birliği, o günkü çocuklardan özür diledi. Thurgau yönetimi, zamanında bölgede çalıştırılmış tüm çocuklar için resmi olarak özür diledi. Şimdiye kadar bu ticarete aracılık yapan rahipler adına sadece Luzern Katolik Kilisesi özür dilemiş durumda.DÖVÜLDÜLER, AŞAĞILANDILAR, TECAVÜZE UĞRADILAR13 Şubat 2012. Biel’e yıllardır görülmeyen yoğunlukta kar yağıyor. Yerel gazeteye verilen küçük bir ilanda; Biel Şehir Kütüphanesi’nde yapılacak söyleşi haberi var. İsviçre’nin karanlık dönemini simgeleyen ‘Verdingkinder’ tanıkları yaşamlarını anlatacak.Salon saat 19 ‘da gençlerin ağırlıkta olduğu dinleyicilerle doldu. Verdingkinder Derneği Başkanı Walter Zwahlen, dinleyicilere, bu soğukta kendilerine zaman ayırıp dinlemeye geldikleri için teşekkür ederek oturumu başlattı. Katılımcılardan Dora Stettler, Emmental’de yaşadıklarını bir kitapta toplamış. Yaşamını anlatacak ve soruları cevaplayacaktı. Ama ne yazık ki kendisi düşüp dizini incittiği için katılamadı. Onun yerine Dernek Başkanı, onun kitabından bazı anıları okudu.Dora Stettler, iki kardeşi ile birlikte Emmantel’e bir çiftliğe kiralık olarak verilir. Tarih 1934. Artık burası sizin eviniz diyerek çocukları bırakırlar. Yeni bulduğu arkadaşı Karl ile yaşamına sorunsuz ve engelsiz devam etmek istemektedir. Yedi yaşında ki Dora, annesinin bavula koymuş olduğu elbiseleri tam dört yıl giyer. Kendisine iki numara büyük gelen ayakkabısını bir numara dar gelene kadar da kullanmak zorunda kalmıştır. Babasının getirdiği kıyafetleri ise çiftlik sahibinin çocukları giyer. Babaları onları geri almak için tam dört yıl boyunca mücadele eder, sahip çıkar ve sonunda mücadelesini kazanır. Annesinden hep nefret eder. Yıllar sonra bu kitabı yazar.Charles Probst 79 yaşında. Annesinin “çıplak ayaklı çocuk” olarak yanında çalıştığı çiftçi tarafından tecavüze uğraması sonucu doğmuş. Başka bir bakıcı aileye verilmiş. Annesinin kaderi onun da geleceği olmuş. Yıllarca saat dörtte kalkarak ot biçmiş, ahırda yaşamış, yıllarca dişlerini fırçalayamamış, iç çamaşırı olmamış, hasta olduğunda doktora götürülmemiş. Cinsel istismara uğramış. Sabahları verilen kuru ekmeği soğuk suya batırarak yemek zorunda kalmış. Uzun yıllar sakladığı bu gerçeği artık tüm İsviçre çapında yapılan toplantılarla anılarını anlatarak, soruları cevaplandırarak bu karanlık dönemin aydınlatılmasına katkıda bulunuyor.Walter Zwahlen yaptığı açıklamalarda verdingkinder konusunda en çok kitabın İsviçre’de basılmış olduğunu açıkladı. Yalnız İsviçre’de değil, Almanya ve Ukrayna’ya kadar olan bölgelerde de çocuk köleliği resmi olarak uygulanmış. İsviçreli Fotografçı Paul Senn, “Bauern und Mitarbeitern” adlı kitabını bu konuda yıllarca İsviçre’yi dolaşarak çektiği fotoğraflardan oluşturmuş.Sergiyi izleyenlerin ziyaretçi defterine yazdıklarından bazılarını birlikte okuyalım:“Ben de bir Verdingkinder idim. Ama çok geç kaldınız.”“Bakıcı babamın yıllar sonra gazetede ölüm ilanını görünce gazeteyi parçaladım.”“Bunlar bizim özgür ve zengin ülkemizde mi olmuş? Çok üzgünüm.”“67 yaşındaki eşimin neden çocukluk ve gençlik yıllarından hiç söz etmek istemediğini şimdi anlıyorum.”Bugün dernek, yaptığı çalışmalarla devletten tazminat ve özür bekliyor. Çünkü bu çocukların sömürülmesiyle hem devlet hem de çiftlikler zengin olmuş. Şimdiye kadar tek resmi özür sadece Luzern Katolik Kilisesi’nden gelmiş. İsviçre Bilim Vakfı’nın 2004 yılında bu çocuklar için maddi ve manevi özür teklifi ise Federal Meclis tarafından reddedilmiş. Geçen yaz Bodensee ve çevresindeki çiftliklerde araştırmalar yapılmış. Amaç daha çok çocuğa ulaşmak ve bu yaşamları belgelemek… Gelecek yaz Solothurn ve Luzern’deki çiftliklerde de araştırmalar yapılacak.Aslında çok aramaya gerek yok! Onlar gündelik hayat içinde yanı başımızdalar. Aynı köyden bir tanıdık kadın da o gece oradaydı. Yan yana oturduk. Onunla hep selamlaştığımız için sevindim ve şimdi de yan yana oturduğum için de gurur duydum. O da gelmeme memnun olduğunu söyledi. Tek isteği vardı. Devletin artık resmi olarak özür dilemesi!
Reklam
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
Türkiye'yi gözyaşına boğan vahşeti soğukkanlılıkla anlatan Altındöken ifadesinde, Özgecan'a önce tecavüz etmek istediğini, bunu yapamayınca da bıçaklayıp, son darbe olarak kafasına levye ile vurup öldürdüğünü anlattı, 'Cesedi ortadan kaldırmak için üzerine benzin döküp çakmağı çakıp yaktım. Çünkü gömmeye zamanımız yoktu' dedi.
Beşiktaş Taraftarından Özgecan Tepkisi
Beşiktaş tribünleri Özgecan Aslan'n vahşice katledilmesine tepkisiz kalmadı.Maç öncesi 'Özgecan'ın katili idam edilsin' ve 'Özgecan ölmedi kalbimizde yaşıyor' şeklinde çok yoğun tezahüratlar yapan siyah beyazlı taraftarlar karşılaşmanın başlama düdüğü ile beraber 1 dakikalık sessizlik eylemi yaptı. Beşiktaşlı taraftarlar ayrıca tribünlere 'kadına şiddete hayır' pankartı da astı.Öte yandan Beşiktaş teknik direktörü Slaven Bilic'den de tepki geldi.Bursaspor karşılaşması öncesinde yayıncı kuruluşa açıklamalarda bulunan Slaven Bilic, 'Özgecan için üzüntülerimi dile getiriyorum. Gerçekten çok üzgünüz, takım olarak biz de bu olaydan çok etkilendik. Ailesine sabır diliyorum' dedi.Ali Danaş-İSTANBUL-DHA
All Star'da Smaç Yarışmasını Kazandıran ''Space Jam'' Smacı
64.'sü düzenlenen NBA All-Star organizasyonunun 2. gününde yapılan Smaç Yarışması'nı Minnesota Timberwolves'un 19 yaşındaki yıldızı Zach LaVine kazandı.Giannis Antetokounmpo, Mason Plumlee, Victor Oladipo ve Zach LaVine gibi genç isimlerin mücadele ettiği yarışmada izleyen herkes Zach LaVine'in bastığı harikulade smaçlara şapka çıkarttı.
Reklam