onedio
'Ak Saray'ın Kapıları 108 Bin Asgari Ücrete Bedel'
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki çift kanatlı kapıların tanesinin 170.000 liraya mal olduğunu açıkladı. Yapılan açıklamada çift kanatlı kapılar için toplam 25,5 milyon lira, diğer kapılarla birlikte 100 milyon lira harcandığı vurgulandı.Zete'den Hülya Karabağlı'nın haberine göre yapılan açıklamada, “Bu çift kanatlı kapıdan, ana bina denilen kaçak resepsiyon bloğunda yaklaşık 150 adet olduğunu düşünürseniz, karşımıza 25,5 milyon liralık çift kanatlı kapılar çıkıyor. Bu kaçak resepsiyon bloğunda yer üstünde 450 ye yakın tek kanatlı kapının maliyetlerini hiç açıklamıyoruz. Diğer iki blokta adeti yaklaşık 3.000 liradan 2000’e yakın ahşap ofis kapısının maliyetinden hiç bahsetmiyoruz. Bizim hukuk arayışımızda bize kapanan kapıların arkasındaki kaçak sarayın kapılarının toplam maliyeti yaklaşık 100 milyon civarında. 108.000 asgari ücretlinin maaşına bedel” denildi.Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Atatürk Orman Çiftliği’nde (AOÇ) yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın Anayasa Mahkemesi (AYM) kapısından dönmesi üzerine, sarayın kapı maliyetlerini açıklaması dikkatlerden kaçmadı.TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan “Anayasa Mahkemesi, AOÇ’deki talanın ve kaçak sarayın adaletinin yerine gelmesi için kapıları kapattı mağduriyetiniz yok dedi. Mücadele edenler için bir kapı kapanır diğer kapı açılır. Bizim için AYM kapısı kapandı AİHM kapısı açıldı” ifadelerini kullandı.Kapıların maliyetini açıklayan Tezcan Karakuş Candan şunları söyledi:“Biz kendi özgücüne ve haklılığına inananlar olarak, kapanan her kapıdan sonra inatla ve kararlılıkla yeni kapılar açmayı biliyoruz. Bize kapanan AYM kapsından sonra Türkiye olarak mağduriyetimizin boyutu iyice ortaya dökülsün diye kaçak sarayın akıl almaz kapı maliyetlerini halkımıza açıklamayı bir borç biliyoruz.Ana bina’da her protokol görüşmesinde fotoğraflara yansıyan 2 kanatlı 3,40 metre yüksekliğinde 2 metre genişliğinde olan özel üretim ahşap kapının görsellerini göstererek ustalardan yaklaşık fiyat aldık. Kapının ağacı maun, kaplama olmadığı için içi dolu olarak tarif ediliyor. Bu, kapıların blok kesim yapılarak elde edildiği anlamına gelir. Yani şu an ahşap malzeme içinde en pahalı olan malzemeden yapılmış durumda. Kapı üzerine pirinç malzemeden CNC kesim üç boyutlu işleme yapılmış.Böyle bir kapının yaklaşık maliyeti, nakliye montaj KDV’si ile birlikte yaklaşık tanesi 170.000 lira civarında. Bu çift kanatlı kapıdan, ana bina denilen kaçak resepsiyon bloğunda yaklaşık 150 adet olduğunu düşünürseniz, karşımıza 25 milyon 500 bin liralık çift kanatlı kapılar çıkıyor. Bu kaçak resepsiyon bloğunda yer üstünde 450’ye yakın tek kanatlı kapının maliyetlerini hiç açıklamıyoruz. Diğer iki blokta adeti yaklaşık 3.000 liradan 2000’e yakın ahşap ofis kapısının maliyetinden hiç bahsetmiyoruz.Bizim hukuk arayışımızda bize kapanan kapıların arkasındaki kaçak sarayın kapılarının toplam maliyeti yaklaşık 100 milyon civarında. 108.000 asgari ücretlinin maaşına bedel. Ne büyük mağduriyet” dedi.Öğretmen maaşlarından örnek veren Candan, “Üç oda bir salon bir evde dış kapı çelik, iç kapılar panel kapı olduğunda bir konutun ortalama kapı maliyeti yaklaşık 3.000 lira civarında. Kaçak sarayın kapı maliyetleri 33.500 hanenin kapısına bedel. Bu maliyete Halil öğretmen gibi 40.000 öğretmenin maaşı ödenebilirdi.Anayasa Mahkemesi Atatürk Orman Çiftliği’nde yapılan kaçak sarayla birlikte Türkiye’deki mağduriyeti görmemiştir. Bize Mücadelede AİHM kapısı açıldı. Kaçak sarayın ve kapılarının maliyeti, Türkiye’de hangi kapıları kapatacak, göreceğiz” şeklinde konuştu. Ankara, ZETE
Yunanistan IMF'ye Borcunu Ödeyecek
IMF Başkanı Christine Lagarde, Yunanistan’ın kendilerine olan borcunu 9 Nisan’da ödeyeceğini açıkladı.Yunanistan Maliye Bakanı Varufakis’le görüşen Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde, Atina’nın borcunu 9 Nisan’da ödemeyi kabul ettiğini belirtti.Yunanistan’ın 450 milyon euro tutarındaki borcu ödemeyi reddederek kamu çalışanlarına maaş ödemeyi tercih edebileceği konuşuluyordu.Lagarde, borcun ödenmesinin Yunanistan’ın çıkarına olacağını söyledi. “Belirsizliğin sürmesi Yunanistan’ın çıkarına değil. Bakanın fona olan borcun 9 Nisan’da ödeneceğini onaylamasını mutlulukla karşıladım” dedi.Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis de kredi aldıkları herkese karşı yükümlülüklerini yerine getirmeye niyetli olduklarını söyledi.Yunanistan, Avrupa Merkez Bankası, Avrupa Komisyonu ve IMF’nin kurtarma paketinden geriye kalan 7,2 milyar euroluk kredi dilimlerini almayı bekliyor. Atina, en son kredi dilimini Ağustos ayında almıştı.Ancak Euro Bölgesi, önce Atina’nın gözden geçirilen reform planını onaylamaları gerektiğini belirtiyor.Al Jazeera Turk
30 Milyon Yardıma Muhtaç
2012’de 23 milyon 668 bin olan yardıma muhtaç insan sayısı 2014’te 30.5 milyona yükseldi. Yardıma muhtaç hane sayısı da 8 milyona çıktı.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2015 bütçesi sunum kitapçığına göre nüfusun yüzde 40’ı muhtaçlar kategorisinde yer alıyor. 52 milyon 695 bin kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede, 10 milyon seçmen yardımlara muhtaç yaşıyor.Cumhuriyet'ten Olcay Büyüktaş'ın haberine göre; Temel gereksinimlerini karşılayamayan ve yaşamlarını en alt düzeyde dahi sürdürmekte zorluk çeken kişi ve ailelere, karşılıksız ayni ya da nakdi olarak olarak verilen sosyal yardımlar için geçen yıl 20 milyar 393 milyon lira harcandı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB) 2015 bütçesi sunum kitapçığında yer alan bilgiler, nüfusun yüzde 39’nun muhtaçlar kategorisinde yer aldığını gösterdi. Aylık geliri 270 liranın altında olanlar muhtaçlar ordusunda yer alıyor.
2015'in İlk Üç Ayında 30 Gazeteci İşini Kaybetti
Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin (ÇGD) hazırladığı medya raporuna göre 2015 yılının ilk üç ayında 30 gazeteci işini kaybetti. Türkiye Cumhuriyeti’nin, 92 yıllık tarihi boyunca düşünce ve ifade özgürlüğü açısından en karanlık dönemlerinden birini yaşadığını belirten ÇGD Ankara Şube Başkanı Can Güleryüzlü, “Raporda dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri de bazı basın yayın organlarının zerre kadar meslek etik kurallarına uygun davranmayarak adeta iktidarı sözcülüğüne girişmişlerdir” dedi.ÇGD, oluşturduğu komisyon ile her üç ayda bir hazırlayacağı raporun ilkini Ankara’da düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı. Medyada son günlerde yaşanan olayları değerlendiren ÇGD Ankara Şube Başkanı Can Güleryüzlü, “Türkiye Cumhuriyeti, 92 yıllık tarihi boyunca düşünce ve ifade özgürlüğü açısından en karanlık dönemlerinden birini yaşamaktadır. Zaten kör-topal bir demokrasinin işlediği ülkemiz AKP iktidarının 13 yıla yaklaşan dönemine, vatandaşını düşman gören bir anlayışta bir yönetimin hakimiyetine geçmiştir. Uluslararası yasal düzenlemelerden ulusal düzeydeki anayasa ve yasalara kadar her türlü hukuki metinde özgürlüklerin kullanımı bağlamında hak olan gösteriler, tepkiler ve açıklamalar ‘yıkıcı’ ve ‘bölücü’ damgası vurularak engelleniyor. Özellikle sözde kamu görevi yapan polislerce aleni suç işlenerek bu hak arayışları şiddet kullanılarak bastırılıyor, toplum sindirilmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.'İktidar sözcüsü basın'Baskıları en yoğun yaşayan meslek gruplarından birinin de gazetecilik olduğunu vurgulayan Güleryüzlü şunları söyledi:“AKP, kendisinden önceki süreçlerin çok ilerisinde bir baskı kurarak medyayı kimliksizleştirmiştir. 21. yüzyılda önemi, etkisi artan iş çevreleri için ‘çok kazançlı’ hale gelen basın-yayın faaliyeti AKP iktidarında nerdeyse varlığını dayadığı temel araçlardan biri haline dönüştürülmüştür. Algıları yönlendirmek ve oluşturmak için kontrol altında tutulması gereken bir yapıya çevrilmiştir. Basın-yayın kurumları bu doğrultuda adeta iktidarın sözcülüğü görevini üstlenir hale sokulmuştur. Raporda dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri de bazı basın yayın organlarının zerre kadar meslek etik kurallarına uygun davranmayarak adeta iktidarın sözcülüğüne girişmişlerdir.Kabataş olayıBizim ‘saray gazeteciliği’ dediğimiz bu anlayış geçen yıllarda ‘Kabataş’ yalanına dayalı haberlerle doruğa ulaşmışken, geçen üç ay içinde ‘Diliniz Kaba Vicdanınız Taş’ yazıları ile bir yalanın çevrilerek daha nasıl ileriye taşınıp tekrar tekrar üretilebileceğini de görmüş olduk.”Gazetecilere cezaÇağdaş Gazeteciler Derneği’nin hazırlanan rapora göre; 13 gazeteci kovuşturmaya uğradı.9 gazeteci hakkında gözaltı, tutuklama ya da hapis cezası kararı alındı.Köşe yazıları neden ile 2 yazar para cezasına çaptırıldı.9 gazetecisi ise mesleğini yaparken polis ya da esnaf tarafından fiziksel saldırıya uğradı. Ulusal düzeyde 30 gazeteci işini kaybetti. Raporda yer alan bazı tespitler ise şöyle:Hollandalı gazeteciye gözaltıDiyarbakır’da yaşayan Hollandalı gazeteci Frederike Geerdink, Twitter hesabından İngilizce olarak terör örgütü propagandası yaptığı ve devlet hakkında olumsuz kanaat oluşmasına yönelik paylaşımlarda bulunduğu iddiasıyla Diyarbakır’da gözaltına alındı. Geerdink, ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmeden savcının talimatıyla Emniyet Müdürlüğü’nden serbest bırakıldı. (6 Ocak 2015)Charlie Hebdo baskını davasıHz. Muhammed’in karikatürünü yayınladığı için Fransa’nın başkenti Paris’te saldırıya uğrayan ve 12 çalışanını kaybeden Charlie Hebdo’ya destek vermek amacıyla dergiden bir seçki yaparak 14 Ocak 2015 tarihli sayısında ek olarak yayınlayan Cumhuriyet gazetesi dağıtımdan önce matbaada savcılık tarafından engellendi, yapılan denetimin ardından gazetenin dağıtımına izin verildi. (14 Ocak 2015)RTÜK’ten yayın yasağı ve kanallara cezaRTÜK, MİT’e ait TIR’ların durdurulmasına yönelik ‘casusluk’ davasına ilişkin yayın yasağı koydu. (6 Şubat 2015)Ender rastlanan durumStar Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak’ın Hakan Fidan’la ilgili yazısı gazetenin 11 Şubat 2015 tarihli sayısında yayınlanmadı. Köşe yazısının, ilgili sayfada yer olmadığı için yayınlanmadığı belirtilirken, Albayrak’ın yazısı gazetenin web sitesinde yer buldu. Türkiye basınında ender rastlanan bu olay Albayrak’ın paylaştığı tweet’le ortaya çıktı. (11 Şubat 2015)RTÜK, Samanyolu Yayın Grubu’nun 14 Aralık operasyonları sırasında yaşananları dakika dakika yayınlamasını kusurlu bularak para cezası verdi. Samanyolu Yayın Grubu’nu tarafsız davranmamakla suçlayan RTÜK, gönderdiği kararda ‘Yayın akışında; Samanyolu Yayın Grup Başkanı Hidayet Karaca ve Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın da aralarında bulunduğu şahıslara yönelik gözaltı operasyonları, gelişmeler, operasyon karşısındaki tepkiler, eleştiriler ve açıklamalar yer almıştır’ ifadelerini kullandı. (15 Şubat 2015)Gazeteciler ifadeye çağırıldı17 – 25 Aralık yolsuzluğunu haberleştiren Radikal Gazetesi muhabiri Fatih Yağmur ve www.t24.com.tr internet haber sitesi muhabiri Arzu Yıldız ifadeye çağrıldı. (17 Şubat 2015)Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BirGün'e suç duyurusuCumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın avukatı, BirGün Gazetesi’nin 17 Şubat 2015 tarihli nüshasında ‘Biz senin nefret ettiğin 35 milyonuz! Biz de işledik aynı suçu… Madem öyle bizi de alın! Çamura batırdığınız memleketi kurtarın’ spotu ve ‘Katil ve Hırsız Erdoğan’ manşeti ile ilgili suç duyurusunda bulundu. (18 Şubat 2015)Gazetecilere suç duyurusuMilliyet Gazetesi muhabiri Kemal Göktaş, İzmir Karabağlar Polis Karakolu’nda 2011 yılında Fevziye Cengiz’in gözaltındayken polisler tarafından dövülmesine ilişkin haberinin ardından olayla ilgili yürüyen yargılamanın sonucuna ilişkin haberinde ‘Savcı işkence davasında işkenceci polisi değil, kadını suçlu buldu. Dövülen kadına 8, polise 1 yıl ceza’ ifadelerini kullandığı için davanın savcısı Göksel Er’in suç duyurusu üzerine hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavclığı’nca açılan soruşturma kapsamında 19 Şubat 2015 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde savunma yaptı. (19 Şubat 2015)Bilal Erdoğan'ın suç duyurusuGazeteci-Yazar Seray Şahiner’in hakkında, BirGün Gazetesi’nde yayımlanan yazısında Bilal Erdoğan’a ‘üstün zekalı’ diyerek hakaret ettiği gerekçesiyle açılan davaya devam edildi. (24 Şubat 2015)‘Big Boss’a toplatma istemiGazeteci Mustafa Hoş’un Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ilgili yazdığı ‘Big Boss’ adlı kitabına toplatma ve dağıtımını durdurma davası açıldı. Hoş’tan, ‘basın-yayın yoluyla hakaret ve iftira’ iddiasıyla 20 bin lira da manevi tazminat talebinde bulunuldu. Kitabın kitapçılarda olmasına bile izin verilmediği kaydedildi. (25 Şubat 2015)SPK müfettişleri Taraf'taTaraf Gazetesi’nin 25 Şubat 2015’teki gündem toplantısı, yazı işleri masasında çalışan Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) müfettişleriyle yapıldı. (25 Şubat 2015)Can Dündar ifade verdiGazeteci Can Dündar, Cumhuriyet Gazetesi’nde genel yayın yönetmeni olmadan önce 2014 yılının Temmuz ayında ‘17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu’na ilişkin yazdığı yazılarında dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’a ve oğlu Bilal Erdoğan’a ‘hakaret’ ve ‘soruşturmanın gizliliğini ihlal’ suçlamalarıyla hakkında açılan iki dava kapsamında İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakime ifade verdi. (26 Şubat 2015)TBMM’de sansürBugün TV Parlamento Muhabiri Uğur Telli, AKP Osmaniye Milletvekili Suat Önal ile yapamadığı röportaj nedeniyle ceza aldı. Önal’ın, çalıştığı kuruma ilişkin ‘yanlı haber vereceği’ düşüncesiyle Telli’nin ‘Sayın Vekil röportaj vermek ister misiniz?’ sorusuna ‘Hayır’ cevabının kameraman tarafından kaydedilip montajda kullanması üzerine yaşanan olay üzerine bir gazetecinin Meclis yerleşkesine sokulmamasına kadar vardı. Konuya ilişkin kararı alan TBMM Basın İlişkiler Kurulu Başkanlığı’nın, gazeteci Telli’nin savunmasını bile beklemeden bu kararı alması tepkiyle karşılandı. (27 Şubat 2015)RTÜK’ün kanallara cezasıHükümetin geçen yılın son günlerinde ‘Taşhiyeciler’ adıyla yaptığı ve terör örgütü suçlamasıyla yürüttüğü operasyon kapsamında Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ile Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca’nın aralarında bulunduğu kişiler gözaltına alınmış; Dumanlı ifadesinin ardından serbest bırakılırken Karaca ve bazı kişiler tutuklanmıştı.Hidayet Karaca’nın tutukluluğunu protesto için ‘Medyaya Darbe’ logosuyla yayın yapan televizyon kanallarına RTÜK tarafından para cezası verildi. (27 Şubat 2015)Mehmet Baransu tutuklandıBalyoz Davası’ndaki kumpas iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan Taraf Gazetesi muhabiri Mehmet Baransu, İstanbul’da ‘Devletin güvenliği bakımından gizli kalması gereken belgeleri temin ettiği’ suçlamasıyla tutuklandı. (2 Mart 2015)Gazeteciler darp edildiBerkin Elvan’ın ölümünün birinci yıldönümü nedeniyle Türkiye genelinde yapılan anma ve protestolara katılanlara polis biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etti. Ankara’da yaşanan müdahaleyi görüntülemek isteyen gazeteciler darp edildi. DHA muhabiri Tahsin Güner’in kamerası, Birgün Gazetesi foto muhabiri Recep Yılmaz’ın fotoğraf makinesi kırıldı.Saldırı esnasında bir esnaf da Dicle Haber Ajansı’nın (DİHA) muhabiri Feti Balaban’a saldırdı. Milliyet Gazetesi foto muhabiri Ünal Çam da polis tarafından gazeteci olduğu bilinmesine karşın gözaltına alınmaya çalışıldı. (11 Mart 2015)İnternete erişim yasağı TBMM'de kabul edildiBaşbakanlık ya da bakanların internete erişim yasağı getirmelerini sağlayan yasa Meclis’ten geçti. İnternet düzenlemesinin de yer aldığı torba yasa teklifi, Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Erişim yasağı yaşam hakkı, kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, milli güvenlik, kamu düzeninin korunması gibi gecikmesinde sakınca bulunan hallerde getirilecek. TİB’in kararı 4 saat içinde uygulanacak ve içerik ya da erişim yasağı kararı 24 saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulacak. (20 Mart 2015)Yasemin Çongar 'şüpheli' olarak ifade verdiTaraf Gazetesi eski yöneticisi Yasemin Çongar, Balyoz davası sanıklarına kumpas kurulduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında ‘şüpheli’ sıfatıyla İstanbul’da savcılığa ifade verdi. Bir dönem Taraf gazetesinde şimdi Türkiye gazetesinde yazarlık yapan Yıldıray Oğur da aynı dava kapsamında ‘tanık' sıfatıyla ifade verdi. (20 Mart 2015)Ajanslar, T24
Demirtaş: ‘40 Yıllık Emeğimizi Tayyip Bey'e Feda Etmeyiz’
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Hürriyet Liderler Buluşması'nın ikinci konuğu oldu.''Cumhurbaşkanı’nın savunduğu ile bizim savunduğumuz sistemler iki ayrı uçtadır. Dolayısıyla uzlaşmamız, anlaşmamız mümkün değil. Başkanlığı desteklersek 40 yıllık mücadelemizin, emeğimizin sonucunu, bu partiyi nasıl getirir Tayyip Erdoğan’ın başkanlığına feda ederiz? Tarihi fırsatı partizanca kullanırsak büyük krediyi küçük bir eşya almak için kullanmış oluruz'' diyen Selahattin Demirtaş, iddialı bir hedef de koydu: “Tayyip Erdoğan egemenliği elinden gidecek diye nasıl panik halindeyse, erkekler de öyle. Kadınların öne çıkmasından rahatsız, huzursuz oluyorlar. Bizim partide bile oluyor. Bizde gönlümüzden yüzde 50 geçiyor ama en az yüzde 40 kadar milletvekili hedefi var. Göreceksiniz seçimden sonra, Cumhuriyet tarihinin en fazla kadın olan parlamentosu olacak.”
"Konuşmazsanız Bir Gün O Otobüsü Devirirler"
Fenerbahçe'ye yapılan silahlı saldırıyı Spor Servisi'nde değerlendiren Mehmet Demirkol, tüm futbolcuların birlikte hareket edip konuşması gerektiğini 'Konuşmazsanız bir gün ölürsünüz!' uyarısıyla vurguladı.Mehmet Demirkol, Fenerbahçe'ye yapılan saldırı sonrası tüm futbolcuları ve taraftarları birlikte tepki vermeye çağırdı.Futbolun iki unsurunun futbolcu ve taraftar olduğunu, bunlar dışındakilerin yapacağı konuşmaların boş olduğunu vurgulayan Demirkol, 'Federasyon başkanı da hikayedir, ben burada konuşuyorum ben de hikayeyim, kulüp başkanı da hikaye, herkes hikaye. Futbolcu ve taraftar bağlantısıdır futbol' dedi.Futbolcular ve taraftarları sokağa dökülmesi gerektiğini belirten Mehmet Demirkol, 'Bunu söylemezse futbolcu boş! Gitmeyin Çeşme'ye tatile birlikte. Bir ofsayt yüzünden kıyameti koparıyorsunuz, adam ateş ediyor, bir tane futbolcudan ses çıkmıyor. Böyle bir rezalet olur mu!' diye konuştu.Demirkol, 'Dünya'nın neresinde oluyor böyle bir şey. Bizden hiçbir şey olmaz' türündeki yaklaşımların da yanlış olduğunu belirtti. Futbolcuların çıkıp 'Ben bunu istemiyorum. Ben bunu yapanı aramda istemiyorum' demesi ve tek vücut olması gerektiğini söyleyen Demirkol, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Af edersin ama yemişim yıldızını. Kurşun yarası var orada, yıldızı taksan ne olur takmasan ne olur! Niye biz çıkıp bunun manyakça bir şey olduğunu anlatmıyoruz? Hep beraber çıkıp konuşmak lazım ama bu federasyon başkanının falan çıkıp konuşmasıyla olmaz. Asıl unsur futbolcudur, asıl unsur taraftardır'Taraftarın %99.99'unun, futbolcuların %100'ünün bu saldırıyı manyakça bulacağını ama bunun futbolcular ve taraftarlarca söylenmesi gerektiğini ifade eden Mehmet Demirkol, geçmişte yaşanan olayların ardından değişen bir şey olmadığını çünkü kimsenin çıkıp konuşmadığını vurguladı.Demirkol sözlerini 'Çıkıp konuşun. Konuşmazsanız bir gün o otobüsü devirirler ve ya siz ölürsünüz ya da arkadaşınız ölür' uyarısıyla tamamladı.Eurosport
Reklam
Sow'un Ailesi Türkiye'yi Terk Etti
Beşiktaş'ın yıldızı Demba Ba, saldırı haberini alır almaz yakın arkadaşı ve vatandaşı olan Moussa Sow'u aradı. Sow, yaşadığı dehşeti ve paniği anlatıp, “Ölümden döndük, ailem perişan oldu. Bu ülkeden gidelim” dedi! Öte yandan Moussa Sow'un eşi ve çocukları Türkiye'yi terkettiFenerbahçe otobüsüne yapılan silahlı saldırı olayı tüm Türkiye’yi şok etti.Beşiktaş’ın yıldız futbolcusu Demba Ba, haberi aldıktan sonra hemen telefona sarıldı. Vatandaşı ve yakın arkadaşı olan Moussa Sow’u aradı. Bu sırada büyük bir şok yaşayan Sow, Demba Ba’yla yaptığı konuşmada çarpıcı sözler sarf etti.Moussa Sow, yakın arkadaşına, “Ölümden döndük. Ailem perişan oldu. Böyle bir ligde artık kariyerimi sürdüremem. Bu ülkeden gidelim” sözleriyle yaşadığı korkuyu anlattı. Demba Ba, Fenerbahçe’nin uçağı İstanbul’a indikten sonra da yakın arkadaşıyla görüşmeyi sürdürdü.DEMBA BA'NIN EVİNDE KALDIBeşiktaş’ın yıldızı, Moussa Sow’un olayın şokundan çıkamadığını anlayınca kendisini evine davet etti. Demba Ba, bu daveti geri çevirmeyen Sow’u kapıda karşıladı. Sarı-Lacivertliler’in golcüsü, geceyi vatandaşının evinde geçirdi. Yaşanan bu vahşetin ardından sadece Fenerbahçeli değil, diğer takımlardaki yabancı futbolcuların da büyük bir rahatsızlık yaşadıkları öğrenildi.NTV Spor'un haberine göre Moussa Sow'un eşi ve çocukları Türkiye'yi terketti. Sow, sezon sonu Türkiye'den gitmeyi düşünüyor.Ntvspor
Türkiye'nin Güneş Enerjili İlk Aile Arabası 5 Liraya 500 Kilometre Yol Gidebiliyor
İTÜ Güneş Arabası Ekibi tarafından üretimine başlanan, Türkiye'nin güneş enerjisiyle çalışan ilk aile arabası ‘Aruna’ ile 5 liraya 500 kilometre yol alınabilecek.İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Güneş Arabası Ekibi tarafından üretimine başlanan, Türkiye'nin güneş enerjisiyle çalışan ilk yerli aile arabası 'Aruna' ile ortalama 70 kilometre hızla 5 liraya 500 kilometre yol gidilebilecek.Üniversite öğrencilerinden oluşan ve 9 yılda yaptığı 7 arabayla 18 kupa kazanan İTÜ Güneş Arabası Ekibi, yeni bir yeniliğe imza atmaya hazırlanıyor. Bundan önce yarışlara yönelik otomobil üreten ekip, şimdi vatandaşların da kullanabileceği, Türkiye'nin güneş enerjisi ile çalışan ilk yerli arabasını üretiyor.Mitolojide güneşin doğuşunu temsil eden kızıllık ve 7 atın çektiği araç anlamına gelen 'Aruna' ismi verilen 4 kişilik araç, yerli otomobil üretimine destek vermek ve alternatif enerjinin günlük hayata uygulanabilir olduğunu göstermek amacıyla tasarlandı.Aracın tasarımını tamamlayarak, yüklenici firmaya teslim eden 25 kişilik ekip, üniversitedeki atölyelerinde aracın üretimini ara vermeden devam ediyor. Otomobilin kaba üretiminin bu ay sonunda, montajının haziranda tamamlanması, temmuzda da yollarda olması planlanıyor.‘Yerli babayiğit’ aranıyorEkip lideri Burak Oklar, çok heyecanlı olduklarını ve tamamına yakını 'yerli' alan bir otomobil üretmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.Seri üretime sokulabilecek bir araç tasarladıklarını aktaran Oklar, 'Diğer araçlarımızdan farklı olarak, bunu piyasaya sürülebilecek şekilde tasarladık. Zaten aile aracı. Eğer babayiğidin biri çıkıp, bunu üretmek isterse, tam anlamıyla buna uygun bir şekilde tasarımını yaptık. Tüm çalışmaları sponsor desteği ile yapıyoruz. Bu kadar önemli bir projede sponsorlardan gelecek yardımları da bekliyoruz' dedi.2 saatte şarj oluyorOklar, araçta dokunmatik orta ekran, park sensörü, head-up display ve cruise kontrol gibi donanımlar bulunduğunu belirterek, 'Aracımız, güneş enerjisini depolayan aküyle çalışacak. Bu aküyü, atölyemizde kuracağımız 7,5 kilovatlık şarj ünitesi ile 2 saatte şarj edebileceğiz. Bir depo ile güneşten enerji almadan, ortalama 70 kilometre hızla 5 liraya 500 kilometre yol yapılabilecek. Bu hızla giderken evde kullanılan bir su ısıtıcısı kadar güç harcıyoruz' diye konuştu.Aruna'nın, kilometrede 1 kuruşluk bir elektrik tüketeceğini dile getiren Oklar, 'Bu hesaba, güneşten alınan ve geri kazanımlı fren sistemi de eklendiğinde bu miktar 0,8 kuruşa kadar düşüyor' dedi.AA
Reklam
Numara Taşımada Yeni Düzenleme
TÜSODER Başkanı Ağaoğlu, BTK tarafından yapılan yeni düzenlemeyle, aboneliğini fesih eden ya da numarasını başka operatöre taşıyan tüketicilerin hesabına bir aylık paket ücreti yansıtılmayacak' dedi.Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yapılan yeni düzenlemeyle, 72 milyon GSM abonesini ilgilendiren 'kıst ücret uygulaması' başladı. 1 Nisan'dan itibaren aboneliğini sonlandıran ya da numarasını taşıyanlara kullanmadıkları günlerin ücretinin yansıtılmayacak olması tüketicilere sevindirdi.Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Başkanı Aydın Ağaoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, numarasını taşıyan ya da aboneliğini sonlandıran abonelerden gelen şikayetler ve tüketicinin örgütlerinin talebi üzerine BTK'nın Elektronik Haberleşme Sektöründe Kıst Ücrete İlişkin Uygulama Esasları'na ilişkin düzenleme yaptığını söyledi.'Yapılan düzenlemeye göre aboneliğini fesih eden ya da numarasını başka operatöre taşıyan tüketicilerin hesabına bir aylık paket ücreti yansıtılmayacak. Bilindiği gibi aboneliğin feshi ve numara taşıma taleplerinin gerçekleşmesi fatura kesim tarihleriyle aynı güne denk gelmiyor. Bu durumda tüketiciye bazen bir gün bazen de birkaç gün için hiç kullanmadığı halde bir aylık tam ücret yansıtılıyordu. Yeni düzenlemeyle kıst ücret uygulaması hayata geçti. Cep telefonu ve internet servis sağlayıcıları yani elektronik haberleşme sektöründe hizmet sunan tüm işletmeler, tüketicilerin aboneliğini sonlandırma veya numara taşıma talebinden sonra çıkaracakları faturalara sadece feshin ya da taşımanın gerçekleştiği güne kadar geçen ücret yansıtabilecekler.'Bu uygulamanın büyük bir mağduriyeti önlediğini ve tüketicileri sevindirdiğini belirten Ağaoğlu, 'Elektronik haberleşmede taksimetre uygulaması' olarak nitelendirilebilecek düzenlemeyle tüketiciler, kullanmadıkları hizmetin parasını ödemek zorunda kalmayacak. Örneğin, aylık paket ücreti 60 lira olan tüketicinin fesih ya da numara taşıma talebi, hesap kesim tarihinden 3 gün sonra gerçekleştirilmişse, 3 günlük bedele tekabül eden 6 liralık ücret faturalandırılabilecek. Bu uygulama, kullanılan dakika, sms ve veri için de hesaplanacak ve faturalara kullanılamayan kısımlar için ücret yansıtılmayacak' dedi.AA
İranlı 65 Milletvekili Ruhani'nin Erdoğan'ı Uyarmasını İstedi
İran'da 65 milletvekili İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye bir mektup yazarak, yarın Tahran'a gidecek olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı sert bir şekilde uyarmasını istedi.İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberine göre, 65 milletvekili, Cumhurbaşkanı Ruhani'nin Erdoğan'ı İran'la ilgili 'basiretsiz' açıklamasından dolayı sert bir şekilde uyararak, Erdoğan'ın İran halkına yaptığı hakaretlerden dolayı resmen özür dilemesi için baskı yapmasını istedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap ülkelerinin Yemen'e karşı başlattığı harekâtı desteklediğini açıklarken, 'İran bölgeyi adeta domine etmeye çalışmaktadır. Bu durum bizi, Körfez ülkelerini rahatsız etmeye başlamıştır. Buna gerçekten tahammül etmek mümkün değil' demişti.Yarın İran'a gidecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İran Cumhurbaşkanı Ruhani'nin yanı sıra dini lider Ali Hamaney ile görüşmesi bekleniyor.DHA
Hakan Şükür, Bağımsız Milletvekili Adayı Oldu
AK Parti'den istifa eden Bağımsız Milletvekili Hakan Şükür, 7 Haziran'da yapılacak 2015 genel seçimlerinde İstanbul 3. Bölgeden bağımsız milletvekili adaylığı için başvuruda bulundu.Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda bulunan İl Seçim Kurulu'na gelerek başvurusunu yapan Şükür adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Hakan Şükür, 'Ateş çemberinde Türkiye, çok zor günler yaşıyor. Bu ateşe su taşıyan bir karınca olmak her ferdin görevi sadece bizim değil. Milletvekili kimliğimle bugün tekrar 2015 seçimlerinde milletvekili olmak için bir mücadele içine gireceğim. 29. sıradayım. Tek duam milletime hizmetkar olmak' dedi.Türkiye'de bir baskı rejimi olduğunu belirten Şükür, 'İçinde bulunduğum durumda ise bunu kısmen yaşadım. Duygularımızı ifade edemediğimiz anlar oldu. Bu manada bağımsız olmanın herkesi kucaklamayı da beraberinde getirecek bir seçim olacağını düşünüyorum. Telekomünikasyon, telefon operatörleri bile siyasallaşmış ,kurulan inanılmaz bir medya düzeni var. Devletin ceberut anlayışıyla insanların fikirlerini, bütün demokratik haklarını elinden alan bir anlayışa karşı mücadele etmek, mücadeleden kaçmamak adına bağımsız milletvekili oluyorum' diye konuştu.DHA
Reklam
Bild: 'İstanbul Yakınlarında Hamas'ın Kampı Var'
Alman Bild gazetesi Hamas'ın terör eylemlerini gerçekleştiren militanlarının İstanbul yakınlarındaki bir kampta yetiştirildiğini iddia etti. Bild bu kişilerin MİT'in bilgisi dahilinde bu eğitimleri aldığını öne sürdü.Haberde Hamas ve Türk hükümeti arasında ilişkilerin çok yakın olduğuna dikkat çekilirken Türkiye'de Hamas'ın terör örgütü listesinde olmadığına değinildi.Antje Schippmann imzalı haberde muhalefetin Erdoğan'ı geçmişte Hamas sözcüsü olmakla suçladığı ifade ediliyor.Terör uzmanlarının Hamas'ın Gazze dışında en önemli üssünün Türkiye olduğu tespitine yer veren Bild gazetesi, örgütün önde gelen bazı önemli isimlerinin Türkiye'de sürekli yaşadığına işaret ediyor.Gazete, İsrail güvenlik birimlerinin Türkiye'nin 5 -6 yıldır Hamas'ı ciddi şekilde desteklediği yönündeki açıklamalarına yer veriyor.Berlin İsrail Büyükelçiliği Sözcüsü Adı Farjon da Bild gazetesine 'Ne yazık ki Türkiye Hamas üyelerinin terör hazırlıklarını kendi topraklarında yapmasına izin veriyor' dedi.Hamas uzmanı Amerikan Maliye Bakanlığı çalışanı Jonathan Schanzer de şu anda Türkiye'de 16 kadar yüksek düzeyde Hamas yetkilisinin bulunduğunu bildildiklerini söyledi.Daha önce karşılıklı pazarlık sonucu salıverilen 12 Hamas militanının da Türkiye'ye giderek burada diplomatik temsilci gibi çalıştıkları iddia ediliyor.Berlin'deki Türk Büyükelçiliğinde görevli Cem Ertay ise Bild gazetesine Türkiye'de Hamas grubundan hiçbir yetkilinin yerleşik olmadığını söyleyerek iddiaları geri çevirdi.Ertay, teröristlerin Türkiye'de yetiştirildiği yönündeki iddiaların Türkiye'deki politik gidişata zarar vermek amaçlı olduğunu söyledi. Erhan Merttük / CNN TÜRK / Berlin
MİT TIR'larının Durdurulmasıyla İlgili 34 Asker Hakkında Gözaltı Kararı
Adana ve Hatay'da Ocak 2014'te MİT'e ait TIR'ların durdurulmasıyla ilgili aralarında bir binbaşının da bulunduğu 34 asker hakkında gözaltı kararı alındı. 34 askerden 27'sinin gözaltında olduğu belirtiliyor.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, “yasa dışı dinleme, casusluk, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, resmi belgede sahtecilik, terör örgütü kurmak, yönetmek, üyesi olmak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” iddiasıyla 'paralel yapıya' yönelik yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen 3. dalga operasyon askere uzandı.Soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan operasyonda, aralarında bir binbaşının da bulunduğu 34 muvazzaf asker hakkında gözaltı ve yakalama kararı çıkarıldı. Soruşturma kapsamında, elde edilen yeni deliller doğrultusunda, Adana ve Hatay'da Ocak 2014'te MİT'e ait tırların durdurulmasının “Selam Tevhid” dosyası kapsamında yapıldığı belirtiliyor.Söz konusu şüpheliler, MİT'e ait tırların durdurulmasına ilişkin Adana Ağır Ceza Mahkemesi'nde “casusluk” suçundan yargılanıyor. Bu operasyon kapsamında ise aynı şüpheliler hakkında “Terör örgütüne üye olmak” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” suçlarından işlem yapılacağı kaydedildi.Başsavcılık'tan açıklamaİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT TIR’larının durdurulmasıyla ilgili olarak dün yapmış olduğu açıklamada 2 yarbay, 2 binbaşı, 2 yüzbaşı, 7 üsteğmen, 1 teğmen, 12 astsubay ve 8 uzman çavuş hakkında gözaltı kararı çıkarıldığını açıklamıştı.Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklama şöyle:“01.01.2014 tarihinde Hatay İli Kırıkhan ilçesinde, 19.01.2014 tarihinde Adana İli Ceyhan ilçesinde rütbeli Jandarma personeli tarafından durdurulan Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait, devlet sırrı kapsamında Suriye ülkesi Halep şehri Türkmenlerine insani yardım malzemesi taşıyan yardım TIR’larının durdurulması olayının, Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2014/41637 sayılı soruşturması kapsamında gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.MİT’e ait yardım TIR’larının durdurulmasının sebebinin, aynı soruşturmada uydurma gerekçelerle ştpheli konumuna sokulan MİT ve İHH isimli sivil toplum kuruluşu üzerinden devlet kurumlarını terörle ilişkilendirmek olduğu anlaşılmıştır.Haklarında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “Siyasi ve Askeri Casusluk, Devlet Sırlarını Kasten Açıklamak” suçlarından kamu davası açılan Hatay, Ankara ve Adana İl Jandarma Komutanlıklarında görev yapan Jandarma Yarbay rütbesinde 1 şüpheli, Jandarma Binbaşı rütbesinde 2 şüpheli, Jandarma Yüzbaşı rütbesinde 2 şüpheli, Jandarma Üsteğmen rütbesinde 7 şüpheli, Jandarma Teğmen rütbesinde 1 şüpheli, Jandarma Astsubay rütbesinde 12 şüpheli ve Jandarma Uzman Çavuş rütbesinde 8 şüpheli olmak üzere toplam 33 şüphe ihakkında “Terör Örgütü Üyesi Olmak ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs” suçlarından; Jandarma Yarbay rütbesinde 1 şüpheli hakkında ise “Terör Örgütü Üyesi Olmak ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs” ve “Siyasi ve Askeri Cususluk” suçlarından toplam 34 şüpheli hakkında yakalama ve gözaltı kararı verilmiştir.'AA - DHA
Pazartesi Sendromuna İyi Gelecek 11 Tatlı Önerisi
Pazartesi sendromunu cümle içinde kullanan ilk insana hep birlikte selamlarımızı iletelim lütfen. Belki çoğu zaman doğru olan bir önermeden bahsediyordu ama biz konuşa konuşa, takvime baka baka daha çok kendimize çektik adı batasıca sendromu. Gerçeği bilince kendimizi de kandıramıyoruz artık kolay bir şekilde.Lakin “There is always hope, çünkü tatlı var”Yalnızlığa bile iyi gelen tatlıların Pazartesi sendromunun hakkından gelemeyeceğini düşünmüyorduk değil mi?
Reklam
Türksat 4B Uydusu 30 Haziran'da Uzayda
Türksat AŞ Genel Müdürü Ensar Gül, Türksat 4B uydusunun 30 Haziran'da uzaya fırlatılacağını belirterek, 'Testlerin tamamlanmasının ardından 15 Ağustos'ta devreye alacağımız  4B uydusu, Ka-Band üzerinden internet erişimi için de kullanılacak. Uydu ile hem kapasitemiz artacak hem de uydu internet fiyatları düşecek' dedi.Gül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Japonya'da Mitsubishi Electric (MELCO) firmasının Kamakura'daki uydu üretim merkezinde 4 Haziran 2014'te yapımı tamamlanan Türksat 4B uydusunun fırlatılması için 30 Haziran 2015 tarihinin verildiğini söyledi.Uydunun fırlatacağı Kazakistan'ın Baykonur Uzay Üssü'ndeki proton roketinin, 16 Mayıs 2014 tarihinde Rusya'nın haberleşme uydusunun fırlatılması sırasında patladığını, bunun üzerine uydu fırlatma işlemlerinin durdurulduğunu ifade eden Gül, Baykonur'da 28 Eylül 2014'te uydu fırlatma çalışmalarının yeniden başladığını anımsattı.Türksat 4B uydusunun fırlatma işlemlerinin MELCO'nun sorumluluğunda olduğunu belirten Gül, 'Uydumuzun fırlatılması için bize 30 Haziran olarak gün verildi. Yörüngeye yerleştirme ve yörünge testleri için 45 günlük süre gerekiyor. Testlerin tamamlanmasının ardından 15 Ağustos'ta devreye alacağımız  4Buydusu, Ka-Band üzerindeninternet erişimi için de kullanılacak. Uydu ile hem kapasitemiz artacak hem de uydu internet fiyatları düşecek' diye konuştu.Gül, haberleşme uydusunun, Baykonur Uzay Üssü'nden 50 derece Doğu Boylamına fırlatılmasının ardından yörüngede teslim alınacağını, uydunun Avrupa, Asya, Orta Doğu ile Türk Cumhuriyetlerini kapsayacağını söyledi.Türksat 4B uydusunun Ka-Band üzerinden yüksek hızlı internet erişimi için de kullanılacağını bildiren Gül, 'Diğer uydularımız üzerinden Ku-Band frekansı ile internet erişimi zaten sağlıyoruz. 4B uydusu ile hem kapasitemiz artacak hem de uydu internet maliyetleri düşecek' diye konuştu.Uydu, yüksek hızlı internet hizmetinin yanı sıra televizyonların canlı yayın geçişlerinde de yoğun olarak kullanılacak.Türksat 3A, Türksat 4A uyduları üzerindeki veri haberleşme ve canlı yayın geçişleri için ayrılan kapasite Türksat 4B uydusuna aktarılarak, 42 derece doğu yörüngesinde televizyon yayıncılığı için kapasite artışı sağlanacak.Ariye Yıldız Ünal, AA
Reklam
Bilic'den Oyuncularına "Beyaz Sayfa" Çağrısı
Beşiktaş'ın hocası oyuncularından Başakşehir maçını kazanarak beyaz bir sayfa açmalarını istedi.Fenerbahçe mağlubiyeti ardından milli maç arasında yara saran Beşiktaş'ta kritik İstanbul Başakşehir maçı öncesinde Slaven Bilic'den oyuncularına çağrı geldi.Milliyet'in haberine göre futbolcularından kalan 9 haftaya bütün olarak değil maç maç bakmalarını isteyen başarılı taktisyen, kritik Başakşehir maçını kazanarak galibiyet serisi başlatmak istiyor.Kalan 9 maçta 9 galibiyet hedefinin takım üstünde baskı oluşturacağından korkan Bilic'in bu nedenle tedbirli davrandığı belirtildi. Rakibinin güçlü bir takım olduğunun altını çizen Bilic'in futbolcularına bu tarz maçların zafere giden yolda kırılma noktaları olduğunu söylediği öğrenildi.Özellikle bireysel hatalara dikkat çeken genç antrenörün 'Bireysel hatalara dikkat edelim. Birbirinizin boşluklarını kapatmaya çalışın. Orta alanda boşluk bırakmamalıyız. Duran toplarda sorun yaşıyoruz bu yüzden ceza sahası civarında gereksiz fauller yapmayın. Şampiyonluk yarışı yeniden başlıyor. Yarışa galibiyetle başlamak özgüven getirir. Artık kalan her maçımız final.' ifadelerini kullandığı bildirildi.Goal
Kılıçdaroğlu: Savcı Kiraz’ın Otopsi Raporu Neden Gizli?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz, Berkin Elvan soruşturmasının üzerine kararlılıkla gidiyordu. Ama bazı karanlık eller, olayın aydınlatılmasını istemeyenler var; terörün asıl nedeni bu. Merak ediyorum, otopsi raporu için neden gizlilik kararı alınır? Bitmiş bir olay, sonuç belli. Kamuoyunun bunu bilmesinde, kurşunun hangi silahtan çıktığını öğrenmesinde ne mahsur var?” dedi.Hürriyet gazetesinden Şükrü Küçükşahin’e konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, kendisine yönelik, “Berkin Elvan’ın bakkala ekmek almaya gittiğinin belgesi varsa göstersin” diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, “Artık anne-baba çocuğunu bakkala yollarken ellerine imzalı kâğıt mı verecek? Böyle bir şey nasıl olabilir? Bunun akılla, mantıkla bağdaşır en küçük bir yanı yok” diye konuştu.CHP lideri şunları söyledi:Kendisine yönelik, “Berkin Elvan’ın bakkala ekmek almaya gittiğinin belgesi varsa göstersin” diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a da yanıt veren Kılıçdaroğlu, “Artık anne-baba çocuğunu bakkala yollarken ellerine imzalı kâğıt mı verecek? Böyle bir şey nasıl olabilir? Bunun akılla, mantıkla bağdaşır en küçük bir yanı yok” diye konuştu.CHP lideri, Hürriyet’e şunları söyledi:KararlıydıRahmetli Savcımız Mehmet Selim Kiraz, Berkin Elvan soruşturmasını kararlı bir şekilde, en sağlıklı soruşturma çabasında bir yargı insanıydı. Bunu iyi biliyoruz. Aileyi de biliyoruz. Neden soru soruyorsunuz diye suçlanıyoruz. Böyle bir olayda biz soru sormayacağız da kim soracak. Birilerinin politik olarak bu soruyu sorması şarttı, bizim görevimiz budur.O kadın nerede?Bu ülkede yaşayan herkesin şu söyleyeceklerimi sorgulamasını bekliyorum. Örgüt üyeleri aranıyor, yani belli isimler. Bu isimler gelip eylem yapıyorsa istihbarat nerede? Onun için diyorum ki istihbarat başka şeylerle ilgili. Onlar terör örgütlerini izlemek yerine, iktidara malzeme taşımak için muhalefetteki siyasi partileri dinler, izlerse terör ortaya çıkar. Bakınız Taksim’in göbeğinde uzun namlulu silahla polise ateş edildi. Bir kadının bunu yaptığı belirtildi. O kadın yakalandı mı, yakalanmadı. Bu da gösteriyor ki ortada ciddi bir zafiyet var.Otopsi raporu neden gizli?TAKİP edilen bir başka kadın, adı sanı takip edilen, arananlar listesinde, geliyor İstanbul’un göbeğinde Emniyet Müdürlüğü’ne ateş ediyor. Eylemler yapılıyor, önleme yok, sonra ortalığa çıkıyorlar, şu kadar eve, binaya baskın yapıldı, şöyle arandı, böyle arandı... Bütün bunlar devletin kötü yönetildiğini gösteriyor. Yani illa bir savcımızın öldürülmesi mi gerekiyordu? Bu konuda da ciddi kuşkular var. Merak ediyorum, otopsi raporu için neden gizlilik kararı alınır? Bitmiş bir olay, sonuç belli. Kamuoyunun bunu bilmesinde, kurşunun hangi silahtan çıktığını öğrenmesinde ne mahsur var?
Yemen: Husiler Aden'de İlerliyor
Ülkenin güneyindeki stratejik liman kenti Aden'de, Suudi Arabistan'ın öncülüğündeki koalisyonun hava operasyonlarına rağmen, Husiler ilerleyişini sürdürüyor.Şii Husi hareketi, Devlet Başkanı Abdurrabuh Mansur Hadi'ye bağlı Sünni güçlerle çatışıyor.Fransız AFP ajansı, isyancıların kentte ilerlerdiğini, sivillerin yaşadığı bölgeleri bombardımana tuttuğunu ve bazı binaları ateşe verdiğini duyurdu.Ülkenin ikinci büyük kenti olan Aden'in Sağlık Müdürü El Keder Lassouar, 26 Mart'tan bu yana devam eden şiddetli çatışmalarda 185 kişinin öldüğünü ve 1,282 kişinin de yaralandığını söyledi. Sağlık Müdürü bu sayıya ölen Husilerin ve hava operasyonunda vurulanların dahil olmadığını belirtti.Birleşmiş Milletler'den Valerie Amos son iki haftada hayatını kaybedenlerin sayısının 500, yaralananların sayısının ise 1,700 olduğunu açıkladı.Yemen'in yaklaşık yüzde 30'unu oluşturan Husiler, ülke yönetiminde daha fazla söz sahibi olma talebiyle Eylül 2014'te ayaklanmıştı.Ülkede Husilerin Ocak ayında başkent Sana'yı ele geçirmesi üzerine, Devlet Başkanı Hadi istifa ederek, Aden'e kaçmıştı.Hadi bir ay sonra istifasını geri çekerek 'görevimin başındayım' mesajını vermiş, ancak Husilerin burada da ilerlemesinin ardından Mart ayı sonunda Suudi Arabistan'a kaçmıştı.
Bilgin Balanlı'dan Erdoğan'a: ‘O Sözleri Bir Anlam İfade Etmiyor’
236 sanıklı Balyoz davasından 2011’in Mayıs’ında Harp Akademileri Komutanı’yken tutuklanan ve Balanlı, orgeneralliğinin 2 yılını Hasdal Cezaevi’nde geçirdi ve emekli oldu. 2014 Haziran’ında serbest kaldı ancak suskunluğunu bozmak için beraatını bekledi. Hürriyet'ten Cansu Çamlıbel'e konuşan Balanlı, tutuklanan en yüksek rütbeli subay olmuştu. Balanlı, tüm bu yaşananların düğmesine Erdoğan ve Büyükanıt'ın 2007 yılında Dolmabahçe'de yaptığı görüşmeden sonra basıldığına inandığını söyledi.Röportajdan bazı bölümler şöyle:BİRİLERİ ‘BU KADAR İLERİ GİTMEYİN’ DEMEK İSTEMİŞ OLABİLİRBalyoz’da tutuklanan denizcilerin çoğu diyor ki; ‘Deniz Kuvvetleri’ne yönelik tertip bizim millileşme atılımlarımızı hedef aldı’. Alınan havacı general sayısı da toplam 16. Siz Hava Kuvvetleri’ni denklemin neresinde görüyorsunuz, siz de denizciler gibi bir analiz yapabiliyor musunuz? Yapıyorum. Çünkü Türk Hava Kuvvetleri gerçekten bizim dönemimizde çağıyla yarışan bir hava kuvveti haline gelmişti. Çok üst düzey bir eğitim seviyesine ulaşmıştık. Konya’da Anadolu Kartalı Eğitim Merkezi açmıştık ve bunu çok geliştirdik. Anadolu Kartalı tatbikatlarını 1 inci Hava Kuvveti Komutanı olduğum dönemde  gece şartlarında yapmaya başlamıştım. Bunu gece de yapabilen benim bildiğim kadarıyla dünyada bir Amerika var. İkinci ülke biz olduk. Bunu standart bir gece uçuşu olarak algılamayın. Bu tatbikatta yaklaşık 40-50 uçak iki grup halinde bir sahada aynı anda birbiriyle savaşıyor. Bu gece şartlarında oldukça güç bir harekattır. Yaklaşık 2 hafta süren bir periyodda bu gece eğitimini yapıyorsunuz. İzlemeye gelen Amerikalılar bizim bunu gece yaptığımızı görünce hayretler içinde kaldılar. Biz kendimize zaten Avrupa’dan çok ciddi bir rakip görmüyorduk. Sipariş ettiğimiz yeni unsurlar da envantere girdiğinde Türk Hava Kuvvetleri her türlü harekâtı, her türlü şartta kendi başına icra edebilecek bir kapasiteye ulaşmış olacaktı.Bunun belli çevrelerde bir rahatsızlık kaynağı olmuş olabileceğini düşünüyorsunuz, doğru mu? Tabii burada en önemli unsur personel kalitesi. Bu dava maalesef, bunu çok büyük üzüntüyle söylüyorum, Türk Hava Kuvvetleri’nin kaliteli personelinin dağılmasına neden oldu. Hava Kuvvetleri’nde 65 civarında general vardır. Dörtte birini içeriye alıyorsunuz. Orgeneralini alıyorsunuz. Dört tane korgeneralini tutukluyorsunuz ki bunlar bir sonraki dönemde Hava Kuvvetleri Komutanı olabilecek insanlar. Nitekim ilk siz olacaktınız. Benden sonrakileri kast ederek söylüyorum. Benim Komutanlığa getirilme olasılığım çok yüksekti. Zira tek adaydım. TSK ve Hükümet, YAŞ’ta sizin iki sene sonra Hava Kuvvetleri Komutanı olacağınızı düşünerek orgeneral yapıyor zaten. Deniz kuvvetlerinde de öyle. Donanma Komutanını oramiralliğe terfi ettirirken o kişinin iki sene sonra Deniz Kuvvetleri Komutanı olacağını hesaplayarak o makama getiriyor. Balyoz davası yüzünden bahsettiğiniz rütbelerde kimse kalmadığı için de siz cezaevindeyken sizin yerinize hava kuvvetleri yapılan kişi aslında korgeneral rütbesindeydi. Yanlış mı hatırlıyorum?Korgeneral rütbesindeydi, o sene orgeneral yaptılar. Aslında o sene emekli olması beklenen bir arkadaşımızdı. Lojistik sistemler içinde deneyimi olan bu arkadaşımız muharip bir gücün komutanlığına getirilmiş oldu. Konu onun şahsıyla ilgili bir mesele değil. Ama böyle bir uygulama yapılmak zorunda kalındı maalesef.HÜKÜMETTE DAVADAN SİYASİ MENFAAT ELDE EDECEĞİ KANAATİ VARDIUzunca süre hükümetin yetkili ağızları bu davaları destekleyen açıklamalar yaptılar. Bülent Arınç’ın ‘Türkiye bağırsaklarını temizliyor’ sözleri hafızalarda. Velev ki dışarıda Türk ordusunun ulaştığı kabiliyetleri hazmedemeyenler vardı. Türkiye’yi yönetenler neden sebepsiz kendi ordusunun bu kadar yara almasına göz yumsun?Hükümette bu davadan siyasi bir menfaat elde edebileceği gibi bir kanaat oluştuğunu söyleyebiliriz. Belki de hem böyle bir kanaat oluştu hem de gerçekten bu komplonun içinde kendilerine verilmiş olan bilgilere inandılar. Bu komploculara çok güvendiler. Şimdi aldatıldıklarını söylüyorlar. Dünyanın 17. büyük ekonomisi, NATO üyesi, AB’ye aday, 1923’te Cumhuriyet’i kurmuş, 50’li yıllarda demokrasiyi getirmiş bir ülkenin 2010’lu yıllarda devlet mekanizmasının bu derece aldatılabilir olması çok kabul edilebilir bir şey değil. Belki bir muz cumhuriyetinde bunu düşünebilirsiniz. Ama Türkiye Cumhuriyeti’nde bunun gerçekleşmiş olmasını ben kabullenemiyorum. Hâlâ içime sindiremiyorum. Bu devletin büyük bir zafiyetidir, tüm kurumları ile birlikte.ERDOĞAN DAVAYA OBJEKTİF BAKMADI SON SÖZLERİ BENİM İÇİN ANLAM İFADE ETMİYORCumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz haftalarda Harp Akademileri’nde ‘Komutanların tutuklanmalarına gönlüm razı olmadı’ dedi. O konuşmanın içinde ‘aldatıldık’ ifadesi var. Bu sözler kişisel olarak sizin için ne ifade ediyor?Benim için çok büyük bir anlam ifade etmiyor. Ben sadece konuşmalara bakmıyorum, davranışlara da bakıyorum. Bu davanın kendisine anlatılmış olduğunu çok iyi biliyorum. O günlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın kullanmış olduğu bazı ifadeler ve davranışlarıyla birlikte bu davaya gösterdiği reaksiyon beni üzüyor. Bu konuda herhangi bir uygun girişiminin olmadığını düşünüyorum. Kendisinin bu davaya objektif olarak bakmadığını değerlendiriyorum. Keşke biraz daha sorgulayabilseydi ve bazı şeyler yapmış olabilseydi, o zaman daha inandırıcı olurdu.Erdoğan’ın ve hükümetinin keza, o dönemde öyle bakmamasının nedeni ‘Bu dava askeri vesayeti geriletecek bir araçtır, çok da kurcalamayalım’ şeklindeki bir yaklaşım olabilir mi?Bu duygu da olabilir. Bundan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin büyük bir menfaat sağladığını düşünüyor olabilirler, Avrupa’daki bazı kuruluşların ‘Siz buna devam edin’ gibi bazı telkinleri de olabilir. Ama bu neticede devletin bir zafiyetidir. Olmaması gereken, içimi yaralayan bir husustur.Tamamını okumak için buraya tıklayın.
Reklam