Google "Copresence" Kod Adlı Servisle Apple'ın AirDrop'una Rakip Oluyor
Çok yakında cihazlar arasında dosyaları, mesajları, yol tariflerini, şarkıları ve daha fazlasını paylaşmak için yeni bir yol olacak. Yeni bir sızıntı Google’ın “Copresence” olarak adlandırılan yeni bir servis üzerinde çalıştığını gösteriyor. Bu servisin Apple’ın AirDrop yerel dosya transfer servisi ve Android’de yer alan NFC tabanlı Android Beam’in kesişimi olacağı düşünülüyor. Dosya transferleri için Wi-Fi ve Wi-Fi Direct’in kullanıldığı söyleniyor.Söz konusu bilgi konuyla yakından ilgili bir kaynak tarafından Android Police ve Tech Aeris ile paylaşıldı. Google’ın Android cihazları üzerindeki temel işlevlerinin düzgün çalışmasını sağlayan Google Play Servisleri uygulaması içine gizlenen bir kod yakında çıkacak olan bu özelliği haber veriyor. Bununla birlikte kaynak, servise ait çeşitli görüntüler de paylaştı.Çizimlere bakıldığında bunların kullanıcıları servis hakkında bilgilendirmek amacıyla hazırlandığı anlaşılıyor. Bunların anlattığına göre Copresence hem Android hem de iOS cihazlarıyla çalışacak. Bu arada Google Chrome’un geliştirici versiyonuna özel hata raporlarında yer alan çeşitli kayıtlar, bu servisin Chrome internet tarayıcısı ve Chrome bilgisayarlarda da çalışacağını gösteriyor.Google’ın “Copresence” servisini çok yakında çıkaracağına dair bütün bu kanıtlara rağmen, servisin gerçek hayatta nasıl işlediği şu an için bilinmiyor. Eldeki bütün bilgilerden, yeni servisin Google’a Apple cihazları arasında bağlantı kurmayı sağlayan çeşitli araçlarla rekabet etme şansı vereceğini söyleyebiliriz. Örneğin OS X’in en son versiyonu Devamlılık olarak adlandırılan bir servis sayesinde kullanıcıların uygulamaları iPhone, iPad ve bilgisayarları arasında eşzamanlamasına izin veren bir servis sunuyor. Ayrıca AirDrop da iOS ve OS X cihazları arasında Wi-Fi üzerinden dosya transferine izin veriyor.Teknoblog
Hubble Ölü Galaksilerden Gelen Işığı Yakaladı
Hubble Uzay Teleskobu, yıldız doğurma özelliğini kaybetmiş olan ölü dört galaksinin görüntüsünü elde etti. Geride mavi bir 'hayalet ışık' bırakan galakside, en az 200 milyar ölü yıldız yer alıyor.NASA, Cadılar Bayramı'na denk gelen haftada, 12 milyar ışık yılı ötede yer alan 'hayalet ışığın' görüntüsünü yayımladı. Altı milyar yıllık bir süreçte yerçekimsel güçlerin birbiriden kopardığı dört galaksiyi içeren fotoğrafta, uzaya saçılan yıldız ve gezegen enkazının oluşturduğu mavi ışık görülüyor.Fotoğrafın elde edildiği Pandora'nın (Gökada) Kümesi olarak da bilinen Abell 2744, 500 galaksinin yer aldığı dev bir galaksi topluluğunu temsil ediyor. Çok sayıda galaksinin çarpışmasıyla oluşan Abell 2744, Güneş'in 400 trilyon; Samanyolu Galaksisi'nin ise 1000 katı yoğunluğa sahip.NASA, Hubble ile elde edilen görüntüdeki galaksilerin yaklaşık Samanyolu büyüklüğünde olduğunu ve Abell 2744'nin merkezine çok yaklaştıkları için çok güçlü yerçekimsel güçlerin etkisinde kaldıklarını tahmin ediyor. Analizi Instituto de Astrofísica de Canarias (IAC) araştırma merkezinde yapılan ölü galaksiler, galaksi kümelerinin oluşumu ve değişimi hakkında gökbilimcilere yeni bulgular sunabilir.The Astrophysical Journal dergisinde yayımlanan araştırmada yer alan IAC üyesi Mireira Montes, 'galaksi evrimine ışık tutan bir çalışma gerçekleştirdiklerini, geçmişte yapılan benzer araştırmalara kıyasla Abell 2744'ü çok daha net görebildiklerini' ifade etti. Hubble Teleskobuyla gerçekleştirilen üç yıllık 'Frontier Fields' programı, Abell 2744 gibi galaksi kümelerini 'yerçekimsel aynalar' olarak kullanarak, teleskopların gözlemleyemediği uzaklıklara erişilmesini sağladı.Abell 2744 gibi galaksiler, devasa büyüklükleri sayesinde arkalarındaki galaksi ve yıldızların ışığını bükerek daha büyük bir halde yansıtıyor. Albert Einstein'ın genel görelilik kuramında bahsettiği bu kozmik etkiden yararlanan gökbilimciler, Büyük Patlama'nın sonrasında oluşan en eski yıldızları bile görme şansını yakalıyor.Kaynak: Al Jazeera
Zehirli Gaz Yoğunluğu 800 Bin Yılın En Üst Seviyesinde
Uzmanlara göre, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve küresel ısınmayla mücadele için zaman daralıyor. BM uzmanları açıkladıkları raporda siyasetçileri olası tehlikelere karşı uyardı.Birleşmiş Milletler'e bağlı Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), iklim değişikliği ile ilgili hazırladığı beşinci raporun final bölümünü uluslararası kamuoyuna sundu. Politikacıların bir an önce harekete geçmesini isteyen IPCC, sera gazı emisyonlarının 2050 yılına kadar yarıya indirilmesi uyarısında bulundu.Raporu Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da dünya kamuoyuna tanıtan IPCC Başkanı Rajendra Pachauri, iklim değişikliğine karşı daha hızlı hareket edilmesi gerektiği uyarısında bulunarak 'Emisyonları etkin bir şekilde azaltmamız gerektiğini biliyoruz' diye konuştu. Pachuri, bilim dünyasının bu konuda artık bayrağı siyasi karar vericilere teslim ettiğini söyledi.En yüksek seviyesindeIPCC'nin raporunda, atmosferdeki zararlı gaz yoğunluğunun 800 bin yıldan bu yana en yüksek seviyesine ulaştığı belirtiliyor. Raporu hazırlayan Uzmanlar Kurulu'nun verilerine göre, 1880 ve 2012 yılları arasında üst yüzey sıcaklığı 0,85 derece, deniz seviyesi de 1901 ve 2010 yılları arasında 19 santimetre yükseldi.Bilimsel verilerin küresel ısınmayı açık bir şekilde ortaya koyduğunu belirten IPCC Başkanı, küresel ısınmayı iki santigratın altında tutabilmek için çok az zaman kaldığını söyledi.Raporda karbondioksit gibi iklime zararlı gazların azaltılmaması halinde fırtına, sıcak hava dalgaları ya da su baskınları gibi aşırı hava olaylarına yol açan ısınmanın 4 santigrata kadar varabileceği belirtiliyor. Bu nedenle de 2050 yılına kadar küresel ısınmanın yüzde 40 ila 70 oranında azaltılmasının, 2100 yılına kadar da sıfırlanmasının gerektiği vurgulanıyor.Petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil enerji kaynaklarının yerine de rüzgar, güneş ve su gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık verilmesi istenen raporda ayrıca enerji tüketiminin azaltılmasının önemine de işaret ediliyor.Raporu hazırlayan IPCC bünyesindeki Uzmanlar Kurulu'nda 195 ülkenin temsilcileri yer alıyor. Rapor, üç ayrı bölüm halinde 2013 yılının eylül ayından beri açıklanıyor.Ban'dan çağrıBM Genel Sekreteri Ban Ki Moon da raporun final bölümünün açıklanmasının ardından küresel ısınma ile mücadelenin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Dünyanın felaketlerden korunabilmesi için derhal ve etkili bir şekilde çaba gösterilmesi gerektiğini belirten Ban, enerji tasarrufu ile herkesin bu mücadeleye katkıda bulunabileceğini kaydetti.Deutsche Welle
Memura, Emekliye Asgari Ücretliye Yüzde 3 Zam
2015 yılı memurlar, emekliler, asgari ücretliler ve kamu için zor geçecek. 2015 yılı programına göre, memura, emekliye ve asgari ücretliye gelecek yıl verilecek zam yüzde 3'ü geçmeyecek. Kamu da tasarruf önlemlerinden payını alacak. Kırtasiyeden, temizliğe kadar tüm alanlarda kamuda tasarruf geçerli olacak.ASGARİ ÜCRETLİYE 3+3Bakanlar Kurulu'nun 2015 yılı Programı kararı Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayınlandı. Buna göre, halen brüt 1.134 TL düzeyinde olan asgari ücret için gelecek yıl yüzde 3 artı 3 zam verilmesi planlanıyor. Asgari ücret, işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirleniyor ve aralık ayı sonunda açıklanıyor. Bu nedenle programda yer alan oranlar kesinlik taşımıyor, ancak hükümetin bu konudaki hazırlığını göstermesi açısından önem taşıyor.DİĞER ÜCRETLİLER İÇİN DE ZOR GEÇECEKProgramda yer alan bilgilere göre, SSK ve Bağ-Kur emekli aylıkları da benzer bir şekilde artırılacak. Bu kapsamda SSK ve Bağ-Kur emekli aylıkları ocak ve temmuz aylarında sırasıyla yüzde 3.45 ve yüzde 3.63 oranında artırılacak.Memurlar için de Memur-Sen'le yapılan toplu sözleşme kapsamındaki hükümler geçerli olacak. Bu çerçevede memur maaşları ve memur emekli aylıkları 2015 yılının Ocak ayında yüzde 3 ve Temmuz ayında yüzde 3.63 oranında artacak. Yüzde 3'ün üzerine gelen 0.63 ise enflasyon farkı olarak memur ve emekliye verilecek.HER YERDE TASARRUFKamu da sıkı tasarruf tedbirlerinden payını alacak. Bu çerçevede, savunma ve güvenlik giderlerinde reel artış yapılmayacak; buna karşılık kırtasiye ve büro malzemesi alımları, temizlik hizmetleri, temsil, tanıtma ve personel taşıması hizmetlerinde tasarrufedilecek. Bununla birlikte, 2015 yılı içerisinde özel okul desteği programı kapsamında 0,6 milyar TL harcama yapılacak. Ayrıca, 2015 yılında yapılacak genel seçimler nedeniyle siyasi partilere yardım için 0,5 milyar TL; genel seçim giderlerine yönelik olarak 0,3 milyar TL ödenek ayrılacak.Hacer Boyacıoğlu | Hürriyet
Zeugma Antik Kenti'nde 3 Yeni Mozaik Bulundu
Zeugma Antik Kenti'nde sürdürülen 'Muzalar Evi'ndeki kazı çalışmalarında 3 yeni mozaik gün yüzüne çıkarıldı.Türkiye İş Bankası'nın destek verdiği kazılarda çıkarılan mozaikler, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'in de katıldığı toplantı ile kazı başkanı Prof. Dr. Kutalmış Görkay tarafından tanıtıldı.Görkay, Roma'nın doğu sınırlarındaki en önemli merkezlerinden birinin Zeugma olduğunu söyledi.Antik kentte 2007'de başladıkları çalışmalarda 'Muzalar Evi'ni bulduklarını hatırlatan Görkay, çalışmalara bir süre ara verdikten sonra 2012 yılında yeniden başladıklarını ifade etti.Kazılarda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve İş Bankası'nın desteğiyle önemli mesafe kat ettiklerini vurgulayan Görkay, 'Hala kazılmamış alanlar var. Burada kaya oyma mekanlar mevcut. Bu evlerin şimdilik birine ulaştık, evde altı mekan var. Bu yıl yaptığımız kazılarda 3 yeni mozaiği gün yüzüne çıkardık' dedi.Kazı sezonunun bittiğini ve en önemli aşamaya geçtiklerine işaret eden Görkay, şöyle devam etti:'Bundan sonra çalışmanın restorasyon ve konservasyon kısmı kalıyor. Burayı daha uzun vadeli koruyabilecek geçici çatı kurmayı düşünüyoruz. Antik kentte 2-3 bin konut olduğunu tahmin ediyoruz. Tabi bunun yüzde 25'i sular altında kaldı. Muzolar Evi'ndeki kazı gelecek yıl tamamlanacak.'Görkay, kazı çalışmasının yıllık bütçesinin her sene değiştiğini, 2005 yılından beri gerçekleştikleri kazılara yaklaşık 7 milyon TL harcandığını dile getirdi.'Kültürel miras en önemli zenginliğimizdir'Büyükşehir Belediye Başkanı Şahin de bölgenin insanlık tarihi kadar eski olduğunu, bütün medeniyetlerin en zengin dönemlerini burada yaşadığını söyledi.Roma, Hitit, Asurlar ve Bizans gibi imparatorlukların bu coğrafyayı medeniyete dönüştürdüğüne dikkati çeken Şahin, şöyle devam etti:'İşte bunun en önemli göstergesi bugün görmüş olduğunuz Zeugma'nın mevcut yapısıdır. Bu güzel eseri bize kazandıran ekibe teşekkür ediyorum. Petrol, doğal gaz ya da maden bir hazinedir ama kültürel miras en önemli zenginliğimizdir. Bu açıdan biz çok zenginiz, muhteşem bir mirasımız, tarihimiz ve medeniyetimiz var. Bunu şimdi yarınlara taşımanın planlarını yapıyoruz.'Yalnızca yol, su, alt ve üst yapı alanlarına kafa yormadıklarını, kültürel değerleri gün yüzüne çıkarmayı da önemsediklerini vurgulayan Şahin, 'Bu şehir ne kadar sanayi ve ticaret kentiyse o kadar da kültür ve turizm şehri olmayı hak ediyor. Bu da bizim en büyük görevimizdir. İnşallah Zeugma'daki medeniyetin fotoğrafının tamamını göstermek bize nasip olur' diye konuştu.Destek 2017'ye kadar kürecekTürkiye İş Bankası Kurumsal İletişim Bölüm Müdürü Suat Sözen ise ilk desteği Zeugma'nın sular altında kaldığı 2000 yılında verdiklerini anımsattı.Önemli bir görev üstlendiklerine dikkati çeken Sözen, şunları kaydetti:'Bu görevi bir süre daha üstleneceğiz. Umarım bizden sonra gelenler daha iyi işler yapar. Zeugma'daki kazı çalışmalarına ilk 2000 yılında Türkiye Anıt Çevre Turizm Değerlerini Koruma Vakfı'na aktardığımız kaynakla katkıda bulunduk. 2012 yılında başlatılan projeyle de Muzalar Evi'nde sürdürülen kazı çalışmalarının sponsoru olduk. İş Bankası'nın Zeugma'ya katkısı 2017 yılına kadar devam edecek.'Muhabir: Adem Yılmaz | AA
Reklam
Gazetelerde Bugün | 3 Kasım Pazartesi
Hürriyet: Ölmedik 7 yıldır peşlerindeyizMilliyet: Kobani ayaktaysa Türkiye sayesinde Sabah: 17 ve 25 Aralık darbe girişimi Vatan: Böcekler için 13 müebbet!Taraf: Kobani’ye lahmacun servisiAkşam: Paralel bürokratlar müdahale etmedi Birgün: Kömürü seviyorlar da sökeni sevmiyorlar...Star: 'Mesele Kobani değil anlamadınız mı?' Cumhuriyet: Adım adım iflasZaman: Ölen öldüğüyle kalıyorYeni Şafak: Burun buruna roket savaşı
2014 Yılı Bitmeden Yasaklı Site Sayısında Rekor Kırıldı
AKP hükümeti tarafından yetkileri artırılan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) 2014’ün bitmesine iki ay kala, bir yıl içinde yasaklanan site sayısında rekor kırdı.Türkiye’de erişime engellenen web sitelerinin takibini yapan EngelliWeb.com’un yayınladığı istatistiklere göre TİB son yedi yıl içerisinde en çok erişim engelleme kararını 2014’te verdi.
Reklam
Tarihteki En İlginç 5 Seks Ritüeli
Cinsellik dünyanın büyük bir çoğunluğu tarafından hala aşılamaz bir tabu olarak kabul edilse de, dünyada cinselliğin hayatın bir parçası olarak kabul gördüğü birçok zaman dilimi ve topluluk mevcut.
Bir Gün Zaman Ayırıp Mutlaka Görülmesi Gereken Yer: 13 Maddede Şarköy
Birçok bölgede tatil köyleri var,ama artık turizm sektörü Şarköy'e de yönelmekte.Tarihi,bulunduğu yer,havası,suyu,denizi,kumu,güneşi çoğu kişi için eşsiz olan Şarköy,aynı zamanda üzüm,zeytin,şarap,peynir helvası,laklör böreği,Roma ve Veis dondurmacıları sahil boyu geç saatlere kadar açık olan pilavcıları,bar ve pubları ile hem sakin hemde hareketli bir köy.Birkaç fotoğraf ile Şarköy'ü tanıyalım.
Reklam
Sizi Instagram'ın Yıldızı Yapacak 13 iPhone Fotoğraf Uygulaması
Kim istemez ki kusursuz fotoğraflar çekmeyi? Profesyonel olmasa da iPhone'larimizden yakaladığımız güzel anların profesyonel kıvamda görünmesini sağlayacak yada daha çok dikkat çekecek şekle bürünmesine izin verecek bazı uygulamaları görelim. Paylaştığım uygulamalar sadece iPhone'a özel uygulamalar değildir. Android veya Windows Mobile cihazlarınızın marketinde bulabilirsiniz. Ücretli ve ücretsiz uygulamalar karışıktır.
Demba Ba: "Müslümanlar Birbirlerine Sarılmalı"
Beşiktaş’ın golcüsü Demba Ba, TRT1’de yayınlanan Stadyum programında Ersin Düzen’e çok özel açıklamalar yaptı.Senagalli yıldız kendisine ‘kronik sakat’ diyenlere sahada cevap vereceğini söylerken, Beşiktaş taraftarını ‘dünyanın en iyisi’ olarak tanımladı.Bilic ve eski hocası Mourinho’yu kıyaslayan Demba Ba, Gökhan Töre’nin Kayseri’deki kırmızı kartıyla ilgili olarak hakemleri uyardı.Demba Ba İstanbul’da kendisini en çok şaşırtan olayın, namaz vaktinde insanların camilere gitmemesi olduğunu söylerken, İslam dünyasına tarihi çağrıda bulundu.İşte Demba Ba’nın TRT1 Stadyum’daki ses getiren sözleri…Yeni bir ligde oynamak istiyordum. Beşiktaş’tan teklif geldiğinde olumlu yaklaştım. Çok büyük bir camia ve tarihi zaferlerle dolu bir kulüp.Bir kaç yıldır zor bir dönemden geçtiklerini biliyorum ama kulüp şimdi tekrar toparlanıyor ve ayağa kalkıyor. Bu kadar büyük bir potansiyelin parçası olmak beni cezbediyor.BEŞİKTAŞ TARAFTARI DÜNYANIN EN İYİSİBuraya gelmeden önce yakın arkadaşım Sow ile konuştum. Eski Fenerbahçeli Dia ve Sivassporlu Faty’nin de görüşlerini aldım. Hepsi de tereddüt etme, teklifi kabul et dedi. Bir arkadaşım ‘Beşiktaş Türkiye’nin en güzel taraftarına sahip bir kulübe geleceksin’ dedi. Bence Beşiktaş taraftarı dünyanın en iyisi. Ben daha önce Chelsea, Newcastle, West Ham gibi büyük taraftarı olan kulüplerde oynadım. Ama Beşiktaş taraftarı gerçekten hepsinin üstünde ve sıra dışılar. Tezahuratı anlamıyorum ama melodileri çok güzel.Ben dünyanın en iyi ligi olarak kabul edilen Premier League’de oynadım. Türkiye ligini fiziksel mücadele olarak İngiltere’ye benzetiyorum. Geldiğimde zor olacağını biliyordum, ama ben rakip oyuncuların kalitelerini ve zayıf yönlerini maçlardan önce analiz ederim. Bu analizler sayesinde buraya çabuk alıştım.BILIC MOURİNHO’YA GÖRE DAHA YAKINJose Mourinho ile ciddi bir deneyim yaşadım. Kazanmak O’nun için daima en önde gelen faktör. Deyim yerindeyse tam bir winner. Her zaman kazanmaya çalışan bir karakter ve bana bunu fazlasıyla işledi. Slaven Bilic’i Mourinho ile kıyasladığımızda; Bilic’in oyuncularla daha yakın ilişkisi var. Daha anlayışlı bir teknik direktör. Oyuncularla daha çok iletişim kuruyor. Bir sorununuz olduğunda rahatlıkla gidip konuşursunuz ve bu sorunun üstesinden gelmeniz için size yardımcı olur.ŞAMPİYONLUKTAN SÖZ ETMEK İÇİN ERKENLigin daha başındayız. Şampiyonluktan söz etmek için çok erken. Tabii ki şampiyon olmak istiyoruz ama bizim yapmamız gereken maç maç bakmamız. Nerede, kiminle oynarsak oynayalım her maçı kazanmaya çalışacağız. Stad sorununa katlanmak zorundayız. Bizim için büyük dezavantaj. Galatasaray ve Fenerbahçe taraftar desteğini alıyorlar. Bu yüzden bizim iki kat savaşıp mücadele etmemiz gerekiyor.CEVABIMI SAHADA VERECEĞİMBana kronik sakat diyenlere cevabımı artık sahada vereceğim. Bu konuda artık kimseye konuşmayacağım.GÖKHAN TÖRE’NİN HEP YANINDA OLDUMGökhan zor günler geçirdi, O’na elimden gelen desteği veriyorum. Hem takım arkadaşım hem de yakın arkadaşım. Bazen de kardeşim gibi. Gökhan gerçekten çok iyi kalpli ve değerli bir insan.GÖKHAN ARTIK ‘ALLAH ALLAH’ DİYECEKGökhan Töre’nin Kayseri’de gördüğü kırmızı kartın benzerini İngiltere’de görmedim. Çünkü orada bu oyunun bir parçası. Çok yüksek adrenalin var, 1-0 geridesiniz ve bunlar maçın akışıyla oluyor. Gökhan artık o kelimeyi kullanmayacak ve ‘Allah Allah’ demeyi tercih edecek.HAKEMLER İLETİŞİME DİKKAT ETSİNHakemler eminim işlerini layıkı ile yapmaya çalışıyorlar. Bazen hata da yapıyorlar. Onların futbolculardan farkı yok aslında. Bizler de hata yapabiliyoruz. Ama en önemlisi şu; oyuncularla iletişim konusunda çok dikkatli olmaları gerekiyor. Kapalı ve dikte eden bir tavırla değil, iletişime açık, oyunculara yakın bir tavırla yönetim göstermeleri gerekiyor.ARSENAL MAÇINDA NECİP UYARDIArsenal maçında santra yaparken, Necip kalecinin önde olduğunu işaret etti bana. Ben de özgüvenimin getirdiği rahatlıkla vurdum. İşe yaramadı ama denemek de güzeldi.ARDA TÜRKİYE’NİN EN İYİSİArda Turan’ı çok beğeniyorum. Bana göre Türkiye’nin en iyisi. Türk asıllı olarak Mesut Özil ve İlkay Gündoğan çok iyi oyuncular. Kendi takımımdan Gökhan, Oğuzhan, Kerim ve Mustafa Pektemek fantastik oyuncular.Boş zamanlarımda ailemle beraber oluyorum. Avrupa yakasında boğazda bir restaurant var, sık sık oraya gidiyorum. Geldiğimde Türk yemeklerini çok sevdim ama kilo aldım. Şimdi mecburen dikkat ediyorum ve Senegal’den veya Cezayir’den getirdiğim yemekleri yiyorum. Türk yemeklerini kestim ama sütlaca dayanamıyorum, vazgeçemiyorum.İNSANLAR CAMİLERE NEDEN GİTMİYOR?İstanbul’da beni en çok şaşırtan olay; bu kadar fazla insanın olduğu yerde namaz vakitlerinde çok az kişinin camilere gitmesi. Ben Beykoz’da oturuyorum ve namaza çevremdeki camilere gidiyorum. İstanbul’un, Londra ve Paris’ten farkı, ezan okunduktan 5 dakika sonra, çok yakın bir yerde cami bulabiliyorsunuz. Bu beni gerçekten çok mutlu ediyor.MÜSLÜMANLAR BİRBİRLERİNE SARILMALIÖyle bir dönemden geçiyoruz ki, Müslüman dünya güçleniyor. Müslüman olanların sayısı artıyor. Müslümanlarla ilgili bazı önyargılar var. Bazı insanlar, bazı gruplar müslümanlara kötü gözle bakıyorlar. Bu yüzden Müslümanların birbirlerine sıkıca sarılmaları ve dinine sahip çıkmaları gerekiyor. Müslüman insanların dinimizin gerekliliklerini yerine getirmeleri gerekiyor. Ayrıca hiçbir korku ve endişe duymadan insanların bunu ifade edebilmeleri lazım, çok güzel bir şey.Yakın arkadaşım Sow ile her yaz Mekke’ye gidiyoruz. Futbolun dışında, en güzel anılarımız bu yolculuklarda oluyor. Henüz Hacca gitmedim ama önümüzdeki sene başkandan izin isteyeceğim ve izin verirse hacı olacağım.ÜLKEME YATIRIM YAPAN TÜRKLER VARYakın dönemde Senegal’e yatırım yapmış olan bazı Türkler var. Senegal’de ciddi işler yapıyorlar. Orada yardıma ihtiyaç duyan bazı kuruluşlar var. Yatırım yapan Türk iş adamlarına, oradaki konsolosumuza, bütün bu projelere yaptığı yardımlardan ötürü teşekkür ediyorum.Şampiy10
Tarihte Yaşamış 10 Kadın Seri Katil
'Kanlı Kontes'' olarak ün yapan ve tarihteki en acımasız kadınlardan biri olarak bilinen Elizabeth Bathory'nin, yaşadığı 1560-1614 yılları arasında 600'den fazla genç kızı (bakire kızları) öldürerek kanını içtiği çeşitli kaynaklarda yer alıyor. Öldürdüğü kişilerin kanıyla banyo yaptığı şeklinde rivayetler var. Bazı tarihçilere göre kanlı kontes genç kızları öldürmesinin sebebi genç kalmak istemesiydi ve genç kızların kanlarıyla banyo yaparak genç kalabileceğine inanıyordu. Bazı kaynaklara göre de Kontesin büyücülükle uğraştığı söyleniyor. (Favorimdir.)
Reklam
Emre'den Küfür Açıklaması
Fenerbahçe'nin derbi mücadelesinde deplasmanda Beşiktaş'ı 2-0 yendiği karşılaşma sonrasında kaptan Emre Belözoğlu, takım otobüsünde kulüp televizyonuna açıklamalarda bulundu.Öncelikle boynundaki bir çiziği gösteren Emre Belözoğlu, “Ben kendim yaptım soyunma odasında. Kendim çizdim” göndermesinde bulundu.Kendisine yapılan eleştiriler hakkında konuşan Emre Belözoğlu, “Bü ülkede hiç bir kimsenin bilgisine gerek yok. Herkes bildiğini söyler. Herkes bildiği gibi davranır. Hele ben varsam bu oyunun içinde o zaman kimse objektif olmaz” ifadelerini kullandı.Ardından maç ile ilgili görüşlerini belirten deneyimli oyuncu, “Çok güzel maç oldu. İyi bir anlayışla sahaya çıktık ve bunu 90 dakika boyunca sergiledik. Maç öncesinde bütün konuştuklarımızı yaptık. Herkes elinden gelenin fazlasını yaptı. Caner’in, Alper’in Emenike’nin çok iyi pozisyonları da vardı” diyerek sözlerini noktaladı.Açık Mert Korkusuz
'Bakara Makara..' Lafını Ben Söylesem, Çoktan Linç Edilmiştim
Muhalif duruşuyla öne çıkan sanatçı Levent Üzümcü , Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) tarafından sansüre maruz kaldığını, medya yöneticilerine 'Bu oyunda Levent'i oynatırsam beni denetlemeye gelirler' korkusunun aşılandığını belirtiyor. Üzümcü, eski AB bakanı Egemen Bağış’a ait olduğu iddia edilen ve Kuran’la dalga geçilen ‘bakara makara‘ kaydını işaret ederek, “ Kitleler tarafından din düşmanı gibi tanıtılarak hedef gösteriliyorum. ‘Bakara Makara…’ lafını eden ben olsaydım, çoktan linç edilmiştim ” diyor.İşte Levent Üzümcü'nün Bugün muhabiri Dilara Tahmaz'a yaptığı o açıklamalar:Gezi Parkı eylemlerinde fazlasıyla ön plana çıkmıştınız. Muhalif tavrınız ve sert açıklamalarınızla devamı da geldi. Sizinle birlikte direnişe katılan birçok sanatçı arkadaşınızı ise ortalarda göremiyoruz. Sesi soluğu kesilen arkadaşlarınıza içten içe hiç kızdınız mı?Gezi direnişine benim camiamdan katılmayan bir tane bile sanatçı arkadaşım yok. Ancak içinde bulunduğunuz sistem sizi açlıkla, işsiz bırakma korkusuyla terbiye etmeye çalışıyor. Arkadaşlarımızı çok zor günler bekliyordu. Ya konuşmayacaklardı, ya önde durmamak zorunda kalacaklardı ya da para kazanacaklardı! Sistem böyle işliyor ve bunu meşrulaştırıyor.SESSİZ KALANI TARAF GÖRÜRÜMAma sizin de işsiz bırakılma ve aç kalma tehlikeniz vardı. Susmamayı tercih ettiniz. Bu her bakımdan bir cesaret meselesi değil midir?Bernardo Bertolucci’nin 1900 diye bir filmi vardır. Hikaye, İtalya’da 1900 yılında doğmuş bir toprak ağasının torunuyla, orada rençber olarak çalışan bir işçinin torunu arasında geçer. Zengin ve fakir ikileminden o yüzyıla bakar. Filmin sloganı şudur: ‘Senin olaylar karşısında sessiz kalman, aslında durumu desteklemendir!’ Ben insanların sessiz kalmasını taraf olarak görürüm. Sessiz kalmanın bedeli konuşmaktan daha ağırdır. Konuşmanın bedeli herkesin önünde ödenir. Susmanın bedelini yastığa başını koyduğunda, gece vicdanına ödersin. İnsanın kendi kendine ettiği kötülük daha başkadır.Ben bütün olup bitenleri gördüğü halde hâlâ rejimi dayatan partiyi destekleyen insanları hayatımdan çıkardım. Ne dersen de bunları bir komplo gibi gören, duvara anlatıyormuşsun gibi davranan, montaj olarak algılayan ya da ‘E ne yapalım? Elinin kiridir’ diyen insanların hayatımda yeri yok.YOLSUZLUK YAPANLAR DAHA MAHKEME YÜZÜ GÖRMEDİPeki açlıkla terbiye eden sistem nasıl işliyor? Hükümete karşı yaptığınız sert açıklamalar ana akım medyada size sansür olarak mı geri dönüyor?Medya kuruluşlarının sahiplerinin sadece gazeteleri yok. İnşaat şirketleri, gaz şirketleri de var. Devletle aralarında müthiş bir vergi ve denetleme ilişkisi var. Bugün her seçimden sonra dikkat edersen, gazetelerde rejimi dayatan parti aleyhine yazan gazetecilerden birkaçı seçimden sonra mutlaka iş bırakmak zorunda kaldı.RÜŞVETİN ADI HEDİYE OLDUBir arkadaşım, ‘Attığım bir tweet yüzünden 5. kez hâkim karşısına çıkıyorum’ diyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğunu yapanlar ise daha mahkeme yüzü görmedi! O davalar da düştü. Bunların hepsi olmamış oldu. Hem de adalet eliyle. Rüşvetin tanımı bile değişti. ‘Hediyedir bunlar’ dendi. Bunun bir bedeli olmayacak mı?DENETLENME KORKUSUNDAN BANA İŞ VEREMİYORLARNe çeşit sansürlerle karşılaşıyorsunuz? Mesela ‘Seni şu rol için düşünmüştük ama malum sebeplerden dolayı bundan vazgeçtik’ tarzı bir durum yaşadınız mı?Evet, yaşadım. Zaten bir değil, birkaç durum var ortada. Ama şunu söyleyebilirim ki; bu işlerin başındaki isimlerde ‘Eğer ben Levent’i oynatırsam beni denetlemeye gelirler’ korkusu var. Hiç kimse açıktan açığa emir vermiyor artık. ‘Sen ne yapacağını bilirsin’ diyorlar. Yani ‘Oto sansürü’ meşrulaştırdılar.SİSTEM SENDEN OTOSANSÜR YAPMANI BEKLİYORAltın Portakal’a da Reyan Tuvi’nin uğradığı sansür damgasını vurdu. Ardından da sanatçılar festivale katılan ve katılmayanlar diye iki gruba ayrıştı. Medya ve siyasetteki kutuplaşmanın Portakal’a da yansıdığını söyleyebilir miyiz?Bence söyleyemeyiz. Zaten bu sistem, sanatla ya da sanatçıyla bir arada yürünebilecek bir siyasi mekanizma değil ki. Sanatla uğraşan bütün birimlerin bunu bilmesi lazım. Sistem senden otosansür yapmanı bekliyor. Yani ‘Sen bu filmde nereyi keseceğini benden daha iyi bilirsin’ diyor. Kısacası kişiye 'Ben bu filmi çekersem ve Altın Portakal’a giderse geri döner mi acaba’ korkusunu aşılıyorlar.Bir sanat eserinin değeri seyircinin ilgisiyle ölçülür. Seyirci ona giderse yaşar, gitmezse ölür. Yani ticari bir bağlantı da vardır.Ancak şu açıdan bakacak olursak, Nuri Bilge Ceylan’ın filmlerini bugüne kadar maksimum kaç kişi izledi? Bu da bir ikilemdir. Çünkü ne olursa olsun o film çok önemli bir ödül aldı. Demek ki sen, bütün sanat eserlerini korumak kollamak zorundasın. Nuri Bilge Ceylan Cannes’da devlet eliyle öldürülmüş çocukları andı. Düşünsenize! Dönüp bir bakacaksın kendine; ben nerede hata yapıyorum, bu insanları neden mutsuz ediyorum diye düşüneceksin. Olayın temel sorunu şu; biz zamanın ucunda yaşıyoruz. Bütün canlılar, bütün evren aynı tanımlanan zamanı yaşıyor. Zamanı biz anlamlandırdık, bizim için bir şey ifade ediyor, bitkiler için değil. Ama zaten Tanrı da bir tek insan için anlamlı. Zamanın adını koyan, gördüğümüz her şeyin değerini zamanla ölçen yine biziz. Ama bizim yaşadığımız zamanda bizimle aynı zamanı yaşamayan insanlar var. Biz şu anda 2014 yılının ekim ayının son günlerini yaşıyor olsak da 1100 yıl öncesinde yaşayan insanlar var. Günümüzde Amazon topraklarında milattan öncesinin tekniğiyle yaşayan insanlar var. Kısacası herkes kendi zamanını yaşıyor.HEDEFLERİ BENİ DİN DÜŞMANI GÖSTEREREK LİNÇ ETTİRMEKAranızda 1600 yıl fark olan bir adamla aynı zaman diliminde yaşamanın zorluğuna ilaç olur mu demokrasi’ sözü de bu zaman algısına bir atıf mıydı? Oysa kitleler tarafından Hz. Muhammed’e hakaret olarak algılanmıştı…Evet bu söz çok konuşuldu. Hz. Muhammed’i kastettiğim söylendi. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanların inançlarına böyle bir saygısızlık yapılabilir mi? Ben bunu lafın gelişi söyledim. Aynı zamanda yaşadığımız ama yüzyıllar öncesinin kafa yapısına sahip adamla aramda 1600 yıl mesafe var dedim. 1700 de diyebilirdim. Bir tane provokatör milletvekili çıkıp, ‘Peygamber efendimize küfür etti’ diyor. “Aramızda bu kadar mesafe olan insanlarla bir arada yaşamaya ilaç olur mu demokrasi” dedim. Yani ben bugün yaşayan insanlarla aramızdaki zaman ve algı farkından bahsederken beyefendiler benim başıma bir şey gelsin, devlet eliyle birileri bir şey yapsın diye bu sözümü çarpıttılar.HERKES KENDİ MEKKE'SİNİ PARİS'İNİ YAŞADIKatıldığınız bir programdan iktidar olduğu gece önemli sanayici ve iş adamlarını toplayıp ‘Bu saatten sonra ben size karışmayacağım siz de bana karışmayın’ diyen Putin’i Erdoğan’a benzetmiştiniz. Onun da çevresindekilerle böyle bir biat anlaşmasına girmiş olabileceğini mi düşünüyorsunuz?Bunu kendine sormak lazım. Biz hep algılanan üzerinden konuşmaya çalışıyoruz. Çünkü Türkiye’de, halkın isteğine dayalı bir durum varmış gibi algılanıyor. Yani, “Benim yaptıklarımı eğer millet istemezse zaten beni seçmez” durumu var. Ama Türkiye’de aynı zamanda bütün bu olup bitenlerden haberi olmayan yüz binlerce seçmen var. Devlet bir mekanizmadır. Hükümet onu yönetmek için oraya getirilir. Ancak Türkiye’de devlet kalmadı. Yalnızca rejimini dayatan bir parti var. Başka da hiçbir şey yok. Konuşan, derdini anlatmaya çalışan insanlar olsa da ölümle, parasız ve işsiz bırakılmayla tehdit ediliyorlar.Peki doğru olduğuna inandığım şeyi söylemek sadece bana mı düştü?Bu kadar mı kendi dünyanızda yaşayacaksınız? Herkes kendi küçük Mekke’sini Medine’sini, Paris’ini yaşadı ve saflarına çekildi. Peki nasıl bir arada yaşayacağız? Bu sazlar, davullar, zurnalar piyanolar, ne zaman ortak bir orkestrada güzel bir parça çıkaracaklar? Bu adamlar bu parçayı çıkaran adamı, Fazıl Say’ı yasakladılar. Sen böyle bir değeri nasıl yok sayarsın?TÜSAK DEVLETİN MİLYON DOLARLIK RANT KAPISI OLACAKSanat camiasında TÜSAK depreminin yaşandığı dönemdeyiz. Ankara Devlet Tiyatroları müdürlüğünden gelen son istifalarla ‘TÜSAK’ı beğenmeyen gitsin’ durumuna gelmiş gibi görünüyoruz. Sizin duruma bakış açınız nasıl?Kesinlikle ‘Beğenmeyen gitsin’ algısı yerleştiriliyor. Yıllardır bu durumu yürütebilmek için yetiştirilmiş, kıyıda köşede duran insanlar vardı zaten. Onlar da Türkiye sanatının sonunu getirecek olan birimleri, kişileri arayacaklar bulacaklar ve başa getirecekler. Bu sanat buldozerini üzerimizden geçirecekler. Devlet bizzat bu işe el atacak. İstemediği projeyi kabul etmeyecek, istediğini kabul edecek. Nasıl ki basın başta olmak üzere her alanda kendi yandaşını getiriyor. Sanat da buna benzeyecek. Devletin kendisiyle ilgili bütün sanat dallarını zapturapt altına almasının bir yoludur TÜSAK.Bir röportajınızda ‘Muhafazakar sanat olmaz, muhafazakar sanatçı olur’ demiştiniz. Devlet sizinle aynı görüşte değil galiba. TÜSAK’tan bu sonuç çıkabilir mi?Elbette. TÜSAK’la birlikte sanatsal yönden son derece niteliksiz eserleri sahnelemeye çalışacaklar. Gidişat bunu gösteriyor. Bununla ilgili çok büyük paralar alacaklar. Kimse denetleyemediği için de o paralar yok olacak.Maddi bir ranttan mı bahsediyorsunuz?Kesinlikle! Benim TÜSAK’tan anladığım devletin onay vermediği hiçbir şey olmayacak. TÜSAK’tan sonra Kafkas Tebeşir Dairesi oyununu oynayabilecek miyiz? Haktan adaletten bahseden, Arthur Miller’ın Cadı Kazanı oyununu oynayabilecek miyiz? Haksız yere içeri atılan insanların dramını anlatan oyunlar sahnelenebilecek mi?Bu insanlar tarih okumadıkları ve bilmedikleri için bilmiyorlar ama bu dönemler her zaman çok verimli dönemlerdir. Para tatlı gelecek ve insanlar gidip TÜSAK’a hoş gelen oyunları yapacak ama kazandıkları paralarla gidip yine bu sistemi eleştiren oyunları yapacaklar. İşte farkında olmadıkları bu. Para korkudan insanı susturabilir ama kişi yine bildiğini okur.Tüm bu kargaşa arasında hiç çuvaldızı kendinize batırdınız mı? Bir sanatçı olarak çoğunluğun zihnini aydınlatmak için üzerinize düşen her şeyi yaptığınıza inanıyor musunuz? Belki diliniz ağır geliyor, belki de her kesim sizi anlamıyor…Hayır, benim her kesim tarafından anlaşılmak gibi bir derdim yok. Ben doğru bildiğimi söylüyorum. En basit yoluyla anlatmaya çalışıyorum ve bunu da kendi çocuklarıma bırakacağım bir görev olarak görüyorum. Ne bırakacağım onlara? Hanlar, hamamlar bırakırsın da kapıyı açtığında böyle bir ülkede mi olsunlar. Anlayabilmelerinin yolu demek ki bizim konuşmamız değilmiş. Artık tek umudum umarım kötü bir şekilde, canları pahasına anlamazlar. Söylüyorsun anlamıyorlar, anlatıyorsun anlamıyorlar. Bu senin yaptığın meslekle alakalı değil. Vicdanınla ilgili bir şey. Bana ‘Sen siyaset yapma’ diyor. Vicdansız mı olayım yani, gördüğümü söylemeyeyim mi? Terk et git bu ülkeyi beğenmiyorsan diyor. Ne münasebet? Babanın malı mı? Kimin vatanından kimi kovuyorsun?TÜSAK NEDİR?Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK), üyelerini Bakanlar Kurulu’nun belirleyeceği ve kurumun onay vereceği oyunlara maddi destek sağlanacak olması maddesi başta olmak üzere, getirdiği yeniliklerle tartışma yaratan bir yasa tasarısı. TÜSAK’la ilgili sert açıklamalarının ardından Devlet Opera ve Müdürü Rengim Gökmen’in görevinden alınması ve Ankara Devlet Tiyatroları’ndan gelen istifalar yasa tasarısının sanat çevrelerinde uzun zamandır eleştirilmesine yol yol açıyor.İSLAM'A SAYGISIZLIK HADDİM DEĞİLPeki siz İslam dinine ve Müslümanlara saygı duyuyorsunuz öyle değil mi? Burada saygı duymadığınız hükümetin dini algılayış ve rejim üzerinden yansıtış biçimi mi?İslam’a saygı tartışılacak bir şey mi? Ben kimim ki İslam’a saygı duymayacağım. Bütün dinlere saygı duyuyorum. Ben Müslümanlığa, Hıristiyanlığa, Yahudiliğe karşıyım der miyim? Ama Müslümanlar Yahudiliğe karşı. Çıkıp bangır bangır bütün Yahudiler ölsün, Hitler’in eline sağlık diyorlar. Bunu söyleyenler semavi bir dinin mensupları. Ben hiçbir dine inanan insana bunu söylemem.Din düşmanı gibi anılmanızda ve hedef gösterilmenizde ‘Karımdan boşanmamın tek nedeni türban takması olur’ sözünüzün etkisi olabilir mi?Orasını bilemiyorum ama burada bambaşka bir durumdan bahsediyordum ben. Aynı evin içinde yaşadığım insanla dünyanın ayrılmasından bahsediyoruz. Benim sizin dininize saygı duyuyor olmam, kendi hayatımda da böyle bir şey yaşayacağım anlamına gelmez ki. İnsanların kendi inanışları ve kendi dünyalarıyla ilgili bu kadar müdahaleci olmayalım. Bu benim hayatım. İstediğim gibi, inandığım gibi yaşarım.Saygı gösterip, görmediğinizi mi düşünüyorsunuz?Tabii ki. Senin dinin sana benim dinim bana. Ama ülkemizde bu durum yok. Bunun yerine senin inanışını ben kontrol ederim. Benden değilsen öl durumu var.ÖZÜR BEKLİYORUMBu süreçte kime kızgınsınız, hükümet olur, gruplar olur… Hangi konuda özür beklerdiniz?Mustafa Kemal’in ölümünden sonra tarihteki çok önemli şahısların adını kullanarak ve onların yolundan gidiyorum diyerek korkunç şeyler yapan herkesten özür bekliyorum. Hz. Muhammed’in adını kullanarak kötülük yapandan özür bekliyorum.Spesifik olarak örnek vermenizi istesem?Gezi’de öldürülmüş, linç edilmiş, yaralanmış herkesten devletin resmi yollarla özür dilemesini bekliyorum. Bunlara neden olmuş herkesin yargılanmasını bekliyorum.Taşla sopayla saldırmamış, elinde hiçbir şeyi olmayan çoluktan çocuktan özür dilenmesini bekliyorum. Eğer bir gün bu ülkede yine devlet olursa, resmi yollarla özür dilenmesini ve o parkın 4 bir ucuna bu çocukların heykellerinin dikilmesini istiyorum.ASKER YILLARCA ‘DEMOKRASİYE AYAR VERECEĞİZ’ DİYEREK BİZİ BU GÜNLERE GETİRDİTürk halkının kimlik değiştirdiğini düşünüyor musunuz? Eskiden laik, Batı’ya dönük ve askerine güvenen bir halk tanımı vardı. Ve o dönem Türkiye’nin tanımında yer almayan kitleler şu an çok ön planda. Yeni Türkiye’de onlar var…Bunların en büyük sorumlusunu asker olarak görüyorum. Yıllarca Türkiye demokrasisine ayar vereceğiz diyerek bugünlere getirdiler bizi. Kendisinden asla devlet adamı olmayacak kişileri çok büyük yerlere koydular. Gencecik fidanlarını astılar bu ülkenin. Bir kişinin bir yerini kanatmamış insanları astılar bu ülkede. Kan davasına dönüştü her şey. Avrupa’da eskiden düelloyla çözerlerdi sorunları. Gözlerin içine bakarak kılıçla savaşarak. Bizim çok övündüğümüz Anadolu’da ise pusu kültürü vardır. Benim çocuğumu öldürenin ben de çocuğunu öldürürüm durumu yani. Siyasette de bu var. Bu ülkede koskoca TBMM’de ‘Sizler Adnan Menderes ve arkadaşlarını astınız. Öyleyse 3 sizden 3 bizden!’ diyerek intikam aldılar. Düşünebiliyor musunuz?BAKARA MAKARAYI BEN SÖYLESEM ÖLDÜRÜLMÜŞTÜMSizce demokrasi Türkiye’de her an kaybedilebilecek bir sistem mi?Türkiye’de demokrasi yok ki. Demokrasi herkesin hakkının eşit derecede, yarınlarının korunmasıyla olur. Ve kendini kötülere karşı savunmaktan en aciz yönetim biçimidir. Çünkü kötüler fazlalaşırsa demokrasi ölür. Bu bir kavram karmaşası aynı şunun gibi: Biri İslam’ın şartı olduğu için kurban kesiyor, adam orada İslam’ın şartı olarak kelle kesiyor. IŞİD bugün köle pazarlarında insan satıyor. İslamiyet’te bunun yeri var mı?BATI İSLAM’I IŞİD’DEN BİLİYOROnu İslamiyet’le bağdaştırmamak lazım, bir çeşit psikopatlık…Ama İslamiyet’te de bu var. Olmasa yapmazlar. Kafirlerin öldürülmesi var mı yok mu? Cihad yaptığını zannediyor çünkü. Sen Batı’da yaşayanların eline bu kozu veriyorsun. Batı’da yaşayanların hiçbiri İslamiyet’i Hz. Muhammed’den bilmiyorlar. Usame Bin Ladin’den, IŞİD’den biliyorlar.Türkiye’de de bu yanlış anlayışla yıllarca İsmet İnönü’ye saldırdılar, paralardan Atatürk’ü kaldırdı diye. Oysa bunu yapmasının tek nedeni onu tabulaştırmamaktı. Çocuklarına din dersini imamdan aldıran birinden bahsediyoruz. Şu devletin bir lirasının hesabını yapan insandan bahsediyoruz. Bu kadar kendini bilmezlik olmaz. Cehaleti alıp örgütlü faşizme çevirdiler. Bakın eşimle ben Londra’ya gittiğimizde özel bir araca bindik. Türk şoföre rast geldik. Konu nereden geldiyse adam bize ‘Hükümet sağlık konusunda çok önemli işler yaptı’ dedi. Eşim de buna karşılık ‘Öyle deme kardeşim adam bakımsızlıktan ölen çocuğunu çuvalda taşıdı’ deyince şöfor bize ‘O onu şov yapmak için yapıyordur’ cevabını verdi. Algıya, bakar mısınız? Böyle insanla ne konuşulur?Bu ülkede ben etmediğim laf yüzünden linç edildim, adama ettiği laf yüzünden hiçbir şey olmadı. Yenişafak gazetesi yazarı ben Egemen Bağış’ın o partide olmasını hazmedemiyorum dedi. Bu ne demek? ‘Bakara Makara’ cümlesini kabul ediyorum’ demek. O sözü ben söylesem çoktan öldürülmüştüm!Demokrat Haber
Reklam
Meteoroloji'den Tüm İllere 'Yağış' Uyarısı
Meteoroloji'den yapılan son değerlendirmelere göre, tüm bölgelere yağış uyarısı yapıldı.Meteoroloji'den yapılan son değerlendirmelere göre, Türkiye'nin kuzey ve doğu kesimlerinin parçalı ve çok bulutlu;Karadeniz, Doğu Anadolu'nun kuzey ve doğusu, Çankırı, Sivas, Yozgat, Aksaray, Kayseri, Nevşehir, Hatay, Siirt ve Batman çevreleri ile sabah saatlerinde Orta Akdeniz kıyılarının yağışlı geçmesi bekleniyor.Genellikle yağmur ve sağanak, Doğu Karadeniz'in iç kesimleri, Doğu Anadolu'nun kuzey ve doğusu ile Sivas çevrelerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde görülecek olan yağışların; Doğu Karadeniz kıyıları ile Siirt, Şırnak, Van ve Hakkari çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olacak. Bu sabah ve gece saatlerinde Marmara'nın güney ve doğusu ile iç kesimlerde yer yer pus ve sis bekleniyor.Hava sıcaklığında ise,önemli bir değişiklik öngörülmüyor. Rüzgarın genellikle kuzey, yurdun güneydoğu kesimlerinde güney ve güneybatı yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette; Marmara ile Kıyı Ege'de kuvvetlice Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına şeklinde esmesi bekleniyor.Kuvvetli yağışa hazır olunMeteoroloji, yağışların Doğu Karadeniz kıyıları ile Siirt, Şırnak, Van ve Hakkari çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek ani sel, su baskını, ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olunması istendi.Kuvvetli rüzgar uyarısıOrta ve Doğu Karadeniz kıyılarında kuzey ve kuzeybatı yönlerden kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına şeklinde esmesi beklendiğinden yaşanabilecek çatı uçması, direk devrilmesi, ulaşımda aksamalar olumsuzluklara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olunması istendi.Kastamonu'da kar kalınlığı 10 cm yükseldiAbana ilçesinin yüksek kesimlerinde yoğun kar yağışı yaşamı olumsuz etkiliyor. Kent merkezine ulaşımı sağlayan karayolunun Isırganlık ve Yaralıgöz mevkilerinde kar kalınlığı 10 santimetreye ulaştı. Hazırlıksız yakalanan sürücüler sis ve kar yağışı nedeniyle ilerlemekte güçlük çekti. Karayolları ekipleri, kar küreme ve tuzlama çalışmalarını sürdürüyor. Bozkurt 8. Jandarma Trafik Tim Komutanlığı ekipleri, sürücüleri zincir kullanmaları yönünde uyarıyor.Bazı araçlar yolda mahsur kaldıAracıyla yolda kalan sürücülerden Yılmaz Sandıkçıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kar yağışını izlemek amacıyla Abana ilçesinden yola çıktıklarını söyledi. Yağış nedeniyle fazla ilerleyemediklerini belirten Sandıkçıoğlu, 'Uzun uğraşlar sonucunda karı aşarak, düzlüğe ulaştık. Bu sene mantar çok oldu. Eskilerin deyimiyle mantar bollaşınca kış ağır geçermiş. Biz de bugün bunu gördük. Kışa girmeden kar geldi. Şu saatten sonra hem sürücüler hem de vatandaşlar hazırlıklı olmalı' diye konuştu. Mantar toplamak için bölgeye gittiğini anlatan Mustafa Acar da kar nedeniyle ormandan elleri boş döndüklerini kaydetti. Karı, mangal yaparak keyfe dönüştürdüklerini dile getiren Acar, 'Çok yoğun kar yağışı var. Birçok araç yollarda kaldı, sürücüler uzun uğraşlar sonucunda yola devam edebildi. Biz de kimilerinin çile olarak yorumladığı karı, piknik yaparak kendimizce zevke dönüştürdük' ifadesini kullandı.İSTANBUL Parçalı bulutlu. (14)ANKARA Az bulutlu. (12)İZMİR Az bulutlu. (18)ANTALYA Az bulutlu. (23)SAMSUN Parçalı bulutlu. (24)ERZURUM Parçalı bulutlu.(4)DİYARBAKIR Parçalı ve bulutlu. (14)Bölgelerde hava durumuMARMARA: Parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetlice esmesi bekleniyor. Bu sabah ve gece saatlerinde güney ve doğu kesimlerinde yer yer pus ve sis görülecek.EGE: Az bulutlu, iç kesimlerinin parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; kıyı kesimlerinde kuzey yönlerden kuvvetlice esmesi bekleniyor. Bu sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerinde yer yer pus ve sis görülecek.AKDENİZ: Parçalı ve az bulutlu, orta ve doğusu parçalı bulutlu, Hatay il geneli ile Gazipaşa ve Anamur çevrelerinin kısa süreli ve yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçecek.İÇ ANADAOLU: Parçalı ve az bulutlu, orta ve doğusu parçalı bulutlu, Hatay il geneli ile Gazipaşa ve Anamur çevrelerinin kısa süreli ve yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçecek.DOĞU ANADOLU: Parçalı ve çok bulutlu geçecek.GÜNEYDOĞU ANADOLU: Parçalı ve çok bulutlu geçecek.T24
Bilic: "Bana Neden O Küfürü Etti?"
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, Fenerbahçe karşısında alınan 2-0'lık yenilginin ardından açıklamalarda bulundu  Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, Fenerbahçe karşısında alınan 2-0'lık yenilginin ardından açıklamalarda bulundu. Fenerbahçe karşısında 10 kişi kalmalarının kendileri açısından oldukça zor olduğunu ifade eden Bilic, 'Büyük bir hayal kırıklığı içerisindeyim. Maçın hemen başında golü yedik, yediğimiz gol safçaydı. Golden sonra toparlanmakta zorlandık ancak pozisyon bulamadık. Dakikalar ilerledikçe maçta dengeyi kurduk ancak Olcay'ın kırmızı kartıyla hakemi maçı öldürdü. 10 kişi kaldıktan sonra da iyi oynadık ancak skor üretemedik. Oyuncularımı takdir ediyorum, iyi mücadele ettiler ancak 10 kişiyle gerçekten çok zor oluyor''Maçı kaybettik, 11'e 11'de kaybedebilirdik, 2. kez başımıza geldi. Olcay'a gösterilen ikinci sarı kart doğru değildi. Eğer o kırmızı kartsa, Demba Ba'ya ilk yarı yapılan neydi? Penaltı ve kırmızı kart... Yenik duruma düştük, 11'e 11 oynadık ve dengede maçı götürdük. Geçen hafta Gökhan'ın ve bu hafta da Olcay'ın gördüğü kırmızı kartları gördüğümüz zaman; özellikle bu hafta Olcay'ın atılma şeklinin kesinlikle bir derbide olmaması gerektiğini düşünüyorum''Fenerbahçe'den kimseyle tartışmadım. Onların oyuncularından birine şunu sordum; senden yaşca büyüğüm neden bana küfrediyorsun, senden yaşca büyüğüm dedim ama dinlemedi. Demek ki Türkiye'de böyle oluyor. Bana, ben istediğimi yaparım dedi, böyle demek ki... Bana o kelimeyi 5 kez söyledi, tekrar etti. İsim söylemeyeceğim, bunun kimseye faydası yok'Sporx
Reklam