Sadri Şener'den Hacıosmaoğlu'na Şok Cevap!
Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'nun eski başkan Sadri Şener'le ilgili ortaya attığı şok iddialara cevap gecikmedi.Hacıosmanoğlu'nun 'Şener'e iki sorum var, bunları cevaplasın' diyerek gündeme getirdiği şok iddialara Sadri Şener'den bir o kadar sertlikte 'İlk okulu zorla bitirmiş cahil cühela adamdan ne beklersin' sözleriyle yanıt geldi.Konuyla ilgili sporx.com'a konuşan Sadri Şener, Hacıosmanoğlu'nun kaleci Onur'la ilgili, 'Bursaspor'un şampiyon olduğu sezon 1-1 biten Fenerbahçe maçından sonra Sadri Şener, soyunma odasına gidip kaleci Onur Recep Kıvrak'ı neden azarladı, çıksın açıklasın' iddiasına, 'Aslında bu arkadaş benim muhatabım filan değil. Neyse. Söylediği doğru değil. Bir kere ben başkanlığım boyunca hiç soyunma odasına gitmedim. O Fenerbahçe maçında da. Kaldı ki Fenerbahçe maçından sonra biz stattan zor çıktık zaten. O açıklamazsa ben açıklayacağım demiş, çıksın o açıklasın.O maçtan sonra ne soyunma odasına indim ne de Onur'la bir diyaloğum oldu. Pes ki ne pes. Cahil cühela adamın işleri ne olacak' cevabını verdi.Şener, yine Hacıosmanoğlu'nun hukuk kurulu üyesi Atilla Dilaver'le ilgili, 'Bu arkadaşımız zamanında Sadri Şener'e gidip bizim yaptığımız bu müracaatları yapmamızı istiyor. Kendisi de Atilla beye kardeşim rektör abim işadamı yapamam, imzalayamam diyor' iddiasına da, ''(gülerek) birincisi böyle bir şey asla olmadı yalan. İkincisi Atilla Dilaver avukat değil. Benim muhatabım değil. Hadi onu geçtim. Ben kulübün haklarını kendi avukatlarımla beraber korudum, korumaya da devam ettim. Sonuçları da ortada... Kulübün başkanı kendi işine baksın. İlk mektebi zorla bitiren adamdan ne beklersin'' yanıtını verdi.SPORX ÖZEL
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Son günlerin tozu dumanı arasında, farkında mısınız bilmem, AKP Ergenekon’la sinsice iş bağlıyor. Devlete büyük ölçüde hakim olan iktidar, bir yandan eski ortağı Cemaat’e yeni darbeler vurmaya hazırlanırken öte yandan devletin derinliklerinde kod adı Ergenekon olan yapıyla buluşuyor, uzlaşıyor, bütünleşiyor.Ergenekon derken sadece Ergenekon davasını değil kadim devlet aklını ve onun emrindeki Türk Gladyosunu, daha doğrusu Gladyo’nun bugünkü şekillenmesini kastediyorum.
'Ermeni Soykırımının Olmadığını Kanıtlayın' Ödevi Tepki Çekti
9 Eylül Üniversitesi'nde bir öğretim üyesinin 'Ermeni soykırımı olmadığını kanıtlayan belgelerle ödev hazırlanmasını' istemesi tepki çekti. Öğretim üyesinin bu isteğini öğrencilere duyurduğu yazının sosyal medyada paylaşılması tartışma yarattı.9 Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Türkan Başyiğit 'in öğrencilerine verdiği bir ödev, dün akşam sosyal medyada büyük tartışma yarattı.Başyiğit, öğrencilerine vize sınavı yerine geçecek, ' Ermeni soykırımı iddialarını çürüten ' bir ödev yazmalarını istedi. Ve odasının kapısına da şu notu astı: ' Ermeni sorunu, ortaya çıkışı, sözde soykırım iddialarına karşı Türkiye'nin soykırım yapmadığını belgelerle açıkladığınız ödevlerinizi 18. 12. 2014 tarihinde vize sınavında teslim ediniz. ''BU NASIL BİLİMSEL YAKLAŞIM?'Radikal'den Bahadır Özgür'ün haberine göre öğrenciler de bu notun fotoğrafını çekerek sosyal medyada paylaştı. Bunun üzerine birçok kişi Başyiğit'e tepki gösterdi.Twitter'da yaşanan tartışmada ödevin ' soykırım olmadığını kanıtlayan belgelerle... ' kısmının neresinin bilimsel olduğu sorulurken, daha baştan böyle bir önyargı ile bir üniversitede sınav yapılması eleştirildi.Twitter'da tartışmaya katılanlar, bir öğrencinin soykırım olduğuna dair bir ödev verdiği zaman Başyiğit'in ne yapacağını da sordular.Tüm gece devam eden tartışmaya Başyiğit ise geç saatlerde Twitter hesabından yanıt verdi: ' Ben sadece bilimsel bir soru sordum. Aslında keşke bana yanıt için bir iki belge okuyup gönderseniz. ''LAVAŞI ALDILAR, TOPRAK DA İSTERLER'Başyiğit sınavın sonuçlarını da paylaşacağını duyurdu.9 Eylül Öğretim üyesi Türkan Başyiğit'in daha önce de Twitter hesabından Ermeni soykırımını inkarına ilişkin yaptığı yorumlar çoğu zaman da tepki çekmişti. Başyiğit daha önce de lavaşın UNESCO tarafından Ermenistan lehine tescil edilmesi üzerine ' Lavaşı da aldılar, bunlar şimdi bizden toprak da isterler ' yorumunda bulunmuştu. Başyiğit'in Teşkilat-ı Mahsusa'yı öven yorumları da yine tartışma yaratan tweet'lerin başında geliyor.Demokrat Haber
Madonna'nın Yeni Albümünün Tamamı İnternete Sızdı
Madonna’nın henüz ismi bile belirlenmemiş yeni albümüne ait olduğu iddia edilen 13 şarkı internete sızdı. Unapologetic Bitch veya Iconic isimlerinden biriyle çıkabileceği belirtilen albümün prodüktörleri arasında Aviici, Natalia Kills, Dipplo ve Ryan Tedder gibi isimlerin bulunduğu öne sürülüyor.Bundan yaklaşık bir yıl önce Beyonce’nin yeni albümü, sanatçının hayranlarına sürpriz yapmak amacıyla, ansızın bir geceyarısında yayınlanmıştı. Madonna’nın başına gelen olay ise bu durumun tersi gibi olsa da, sürpriz etkisi konusunda pek geri kalmıyor. Zira ünlü pop yıldızının yeni albümünün yayınlanacağından kendisi dahil kimsenin haberi yoktu. Madonna sızan şarkıların bitirilmemiş ve yayınlanmaya hazır olmayan demolar olduğunu ve bu kayıtların uzun süre önce çalındığını Instagram hesabı aracılığıyla duyurdu. Yaşanan olayı “sanatsal tecavüz” olarak tanımlayan pop ikonu, sızan şarkıların yarısının albümde dahi yer almayacağını, diğer yarısının ise farklı şekillerde albümde kendilerine yer bulacağını belirtti. Madonna yaşananları “terörizm” olarak nitelemekten de geri kalmadı. Ünlü şarkıcı açıklamasını “Neden bana albümü bitirme ve size en iyi halimi sunma fırsatını vermiyorsunuz?” sözleriyle tamamladı.Teknoblog
Boğaziçi'nde Nâzım Tartışması Sürüyor: Gündüz Vassaf İstifa Etti
Boğaziçi Üniversitesi bünyesindeki Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi ekseninde başlayan tartışmalar sürüyor. Merkezin yönetim kurulu üyesi Gündüz Vassaf, istifa ettiğini açıkladı.Boğaziçi Üniversitesi bünyesindeki Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi tartışmalarla açıldıktan sonra sular durulmadı. Merkezin kuruluşuna öncülük eden isimler arasında yer alan ve Nazım Hikmet’in Türkiye haklarının temsilcisi olan Gündüz Vassaf merkezin yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.T24 'ün telefonla ulaştığı Vassaf, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nin tohumlarının 2009 yazında atıldığını ve yıllar içinde merkezin kurulduğunu hatırlattı. Vassaf, izleyen süreçte merkezin kurulmasına öncülük eden kişilerin zamanla bir şekilde uzaklaştırıldığını söyledi.27 Kasım 2014 tarihinde Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi Genel Kurulu üyelerine bir mektup yazdığını belirten Vassaf, mektubu T24’le paylaştı:Sanıyorum, 2009 yazıydı. Evimde yaptığımız bir toplantıya katılanlarla Türkiye’de bir kuruluşun NH’in kültürel mirasını değerlendirebilmesine ilişkin düşüncelerimizi paylaştık. Sabreden derviş muradına erdi. Yıllar içinde üç ayrı rektör ile (Ayşe Soysal, Kadri Özçaldıran ve Gülay Barbarosoğlu) toplantılarımız sonucu sizin de desteğinizle NH Merkezi kuruldu. Rektörlük tarafından çok güzel bir yer tahsis edildi. Öngördüğümüz, arşiv oluşturma, sözlü tarih gibi faaliyetlere başlandı. Ancak kurumun idari tutumunu sağlıklı bulmuyor, gelişiminden endişe ediyorum.BÜ adına verilen sözlerin tutulmaması ve evet unutulması, yurt içi ve dışında, özellikle Amerika ve Rusya’da geleceğe yönelik ilişkileri ve Üniversite’nin itibarını sarstı. Türkiye’den baştan sağlanması önerilen kritik ilişkileri Merkez’den soğutacak mesafe kondu. Yönetim Kurulu’nun temel kararları alma, merkezin kararları uygulama mercii olması gerekir. Toplantı gündemleri YK’nun görüşü de alınarak belirlenmeli. Brown Üniversitesi’nden Prof. Mutlu Blasimg Konuk’un açılış için davet edilmesine (NH’in şairliğini dünyada en iyi bilen, onu evrensel şiir kültüründe diğer dünya şairleriyle değerlendirebilen, alışılmış milliyetçi ve ideolojik kalıplar ötesinde yaklaşabilen) rağmen merkez müdürünce karardan dönülmüş, açılış için davet edilen başkaları unutulmuş, kurumsal süreklilik ve demokratik ilkeler ihlal edilmiş, hatta açılış için değişiklik kararı öncesinde rektörlüğe bildirilmeden alınmıştır. Orhan Pamuk kimsenin haberi olmaksızın davet edilerek yeni açılış tarihi saptanmış, gene de kendisine söz verilen tarihte konferanslar dizimizi başlatma önerisi kaale alınmamıştır. Bu ve benzer uygulamaları müteakiben YK’dan ayrılmalar sonucu yeni üyelerin seçilmesi de gündeminize gelebileceğinden, endişelerimi paylaşarak bilgi akışında şeffaflığın sağlanabileceğini umuyorum.Şahsen yurt içi ve yurt dışında NH izinde onu dolaylı olarak temsil ettiğim çalışmalarımı paylaşamama konumuna getirildiğimden ızdırap duyuyorum.Hassasiyetle üstünde durulması gereken diğer bir konu da, özellikle kamuoyuna yansıtılacak faaliyetlerde Nazım Hikmet’in, Türkiye’de belirli kesimlerce kerrat cetveli gibi ezberlettirilen açlık grevi gibi mağduriyeti değil dünya şairliğiyle bu konuya ehil kişiler tarafından araştırılarak vurgulanmalıdır.Ruh birliği sağlanmadan, karar alma sorunu giderilmeden Merkez’in yakında kamuoyuna ilan edilecek açılışa hazır olmamasının olumsuz yansımaları olabileceğini düşünüyor; Merkezin esenliği açısından Genel Kurulumuzun toplantıya çağrılarak sorunları araştırmasını öneriyorum.'HAYAL KIRIKLIĞI YAŞIYORUM'Gündüz Vassaf yeni yönetimle Nermin Mollaoğlu, Melih Güneş ve Raşit Çavaş’ın kuruldan uzaklaştırıldığının altını çizerek T24’e şunları söyledi:“Öfkeli değilim ama hayal kırıklığı yaşıyorum. Bu olanları basının ve kamuoyunun vicdanına sunuyorum ki üniversite kendine çeki düzen versin. Açılış konuşmasında rektör ‘Sevgili öğrencilerim’ diyor ama salonda öğrenci yok, sadece özel davetli insanlar var. Nâzım Hikmet sadece okulun değil Türkiye’nin, dünyanın şairi. Açılış ve açılışa giden süreç demokratik ilkelerin ihlal edildiği bir süreçti ve Nazım Hikmet’e layık değildi. Her ne kadar hasbelkader üniversite ile ilişkilerim olduğu için bu merkez kurulduysa da benim merkezden ricam başka üniversitelerin edebiyat birimleriyle, Nâzım Hikmet sevdalısı başka kişi ve kurumlarla birlikte çalışmasını istiyordum.''TALÂT SAİT HALMAN'A DAVETİYE BİLE GİTMEDİ''Bakın mesela geçen hafta kaybettiğimiz Talât Sait Halman… O da çok üzgündü. Halman’ın danışma kurulunda olmasını önermeme rağmen kendisine davetiye bile gitmedi. Başka üniversitelerle işbirliğinde olmasını sağlayacaktı. Brown Üniversitesi’nden Prof. Mutlu Blasimg Konuk’un açılış için davet edilmesini önermiştik ki, Mutlu Hanım bir edebiyat profesörü ve Nâzım Hikmet hakkında bir kitabı çıktı. Onu 20’inci yüzyılın dünya şairi olarak değerlendiriyor. Onun sayesinde Nâzım Hikmet Brown Üniversitesi ile Amerika’ya gidecekti ve sadece mağdur edilmiş bir şair değil onurlu ve dünya edebiyatına da geçmiş bir şair olarak anılacaktı. Ama Mutlu Hanım’la da köprüleri attılar. Bizim amacımız onu dünya edebiyat platformuna katmaktı. Biliyorsunuz yazın bütün okullar kapalı. Biz merkezi kurarken hayallerimizin biri de yazın okullarda edebiyat kampları yapmaktı. Gençler kitap okumaya, yazmaya teşvik edilecekti, onlar için çeşitli programlar yapılacaktı. Bu önerimi gündeme alma gereği bile duymadılar. Böyle olmamalıydı…”İşte Gündüz Vassaf’ın istifa dilekçesi:Sevgili Genel Kurul ÜyeleriBeni seçmekle onurlandırdığınız Nâzım Hikmet Merkezi Yönetim Kurulu üyeliğinden affınızı rica ederek istifa ediyorum. Kurulun, yönetmelikte de belirtildiği gibi demokratik esaslara göre çalışması gerektiğini hatırlatmak zorunluluğunda kaldığımda Merkez Müdürü tarafından ‘tacizci’likle itham edildiğim bir yapıda kendim ve sizin de beni ilk seçtiğinizde tanımlamanızla Nâzım Hikmet adına yer almam mümkün değil. Ayrılış nedenlerimi sizle ayrıntılı olarak bilahare paylaşacağım. Yıllar önce böyle bir merkezin kurulması için üniversite dışından birlikte yola çıkan herkesin (Melih Güneş, Raşit Çavaş, Nermin Mollaoğlu, Haluk Oral) Merkez’den uzaklaşmış (yoksa uzaklaştırılmış duygusundalar mı demeliydim?) konumda bırakılmış olmaları üzücü ve sanırım dikkatinizden kaçmayacaktır. İleride ve başka bir yapıda arzu edildiğinde sizle beraber olmak istediğimden emin olabilirsiniz. Ve sizler de benim gibi açılış toplantısına öğrencilerin alınmamasından üzülmüş tedirgin olmuşsunuzdur. Bir üniversitede adını taşıyan bir açılış toplantısına öğrencilerin alınmamasına Nâzım Hikmet ne derdi kimbilir? Ya da aradan yarım asır geçtikten sonra bir üniversiteye yakışır bir şekilde dünya şairi sıfatıyla değerlendirilebilecekken hâlâ açlık grevi gibi mağduriyetiyle sergilenmesi.Gündüz Vassaf
Hacıosmanoğlu'ndan Flaş İddia
Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'ndan Sadri Şener'e iki kritik soru...İşte Hacıosmanoğlu'nun açıklamaları;Doğrularımız var yanlışlarımız var. Yaklaşık 3 - 4 aydır hiç konuşmuyorum, konuşanlara da cevap vermiyorum. Cumartesi günü mali genel kurulumuz var. Bir haftadan beri 7. madde heyecanı var. Konuşacak başka bir şey bulamıyorlar. Satın alma yetkisi istiyoruz, satma yetkisi değil. Bizden önce nasıl satıldıysa bizden sonra gelecek olanlara da satması için malzeme hazırlayalım.Şike konusunda hiçbir malzeme bulamıyorlar, kim susturdu diyolar. Hukuki süreç bittiğinde bizim de konuşacaklarımız var. Tek tek isimlere cevap vermek istemiyorum ama benden önceki başkan aylardır konuşuyor, ona cevap vermem lazım. Vakıflar Bankası'ndan borcu yapılandırdık. Denizbank bizle ayrılmak istemedi ve daha iyi fırsatlar sundu. Akyazı'nın isim hakkı bir gün satılırsa biz bu borç yapılanmasında Denizbank'a teminat olarak verdik. Akyazı'nın adı Denizbank'a temlik olarak verilmiştir. Başka bir yere ödeyemez, kullanamaz. Trabzonspor'un satılacak hiçbir şeyi yoktur. Ancak Trabzonspor'a kaynak yaratacaksınız onları değerlendirebilirsiniz.Sadri Şener hangi yüzle konuşuyor bilmiyorum, iki soru soracağım ona, cevap versin. Trabzonspor'un haklı olduğu bir davada, mücadele etmesi gereken bir yerde neden ve kimden korkar? Bursaspor'un şampiyon olduğu maçtan sonra soyunma odasında Onur'u azarlamasının sebebi neydi?İbra edilip edilmemek çok önemli değil, varsa bir suç ortaya çıkar. Mali genel kurulda onaylarsanız, onaylamazsanız da hiçbir şey değişmiyor. Cenabı Allah ne kadar süre veriyse bu kutsal görevi yapmaya o zaman kadar yapmaya devam edeceğim. Sokağa çıktığım zaman Trabzonsporluların bana gösterdiği sevgiyi, saygıyı görüyorum. Bizim özümüz de bir sözümüz de bir'Eurosport 
Reklam
Galatasaray'dan Transfer Açıklaması: "Teklif Var..."
Galatasaray dünyanın önde gelen enerji şirketlerinden Lukoil firması ile 5 yıl sürecek sponsorluk anlaşması imzaladı.İmza törenine Galatasaray Başkan Yardımcısı Abdürrahim Albayrak ve Galatasaray Sportif AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Ali Dürüst ile Lukoil Türkiye CEO’su Alexander Terletskiy ve Genel Müdür Yardımcısı Arash Repac katıldı.Abdürrahim Albayrak, 'Taraftarlar, Lukoil taraftar kartına sahip olmala, yüzde 4 indirimli yakıt alacaklar. Bundan kulübümüz de artı yüzde 2 para kazanacak. Bu da Galatasaray ve diğer kulupler için ciddi bir katkıdır' dedi.Satılan kartın yüzde 40'ını Galatasaray taraftarlarının aldığını söyleyen Albayrak, 'Taraftarımız nasıl Pasolig'de birinci sıradaysa Lukoil kartında da birinci sırada. Kazanan yine taraftarımız olacak. Anlaşma 5 yıl olacak. İnşallah bunmla ilgili detaylı anlaşmalar yaparız. İki taraf için de hayırlı uğurlu olmasını istiyorum' diye konuştu.Lukoil CEO'su Alexander Terletskiy ise Lukoil'in dünyanın en büyük enerji devlerinden biri olduğunu söylerken, 'Tüketicinin kalbine ve yüreğine hitap etmemiz bizim için çok önemli. Gururla söylerim ki bu yolda önemli bir adım attık. Sadece Türkiye'de değil, dünyada da saygın bir kulüp olan Galatasaray ile bu anlaşmayı yaptık. Galatasaray kulübüyle böyle bir mutabakata vardığımız için gurur duyuyoruz. Bu işbirliği karşılıklı fayda sağlayacak. Hem şirket hem kulüp hem de taraftarlar açısından benzersiz bir sadakat uygulaması olacak. Tekrar vurgulamak isterim bu işbirliğimiz kulüp için önemli bir nakit akışına olanak tanıyacak. Kulüp yönetimiyle görüşmelerimizi sürdürüyoruz. İşbirliğimizi daha da yaygınlaştırmak için çalışıyoruz. Bundan sonra daha da sıkı bir şekilde çalışacağız' ifadelerini kullandı.TELLES'E İTALYA'DAN TEKLİFToplantıda transfer teklifleri konusundaki soruyu ise Abdürrahim Albayrak yanıtladı. Albayrak, futbolculardan memnun olduklarını söylerken, 'Sneijder konusunda bize gelen herhangi bir teklif yok. Zaten onları satmak gibi bir düşüncemiz yok. Sadece Telles'e İtalyan kulübünden teklif geldi. Ama biz şu an hiç bir oyuncumuzu satmak istemiyoruz. Hedefimiz var buna ulaşmak için çalışıyoruz' diye konuştu.Duygun Yarsuvat'ın şike süreciyle ilgili açıklamalarına değinmekten kaçınan Ali Dürüst ise, 'Sayın Yarsuvat'la bir görüşme yapmadık. Zaten bununla ilgili sayın 2. başkanımız bir açıklama yaptı. Onun üzerine biz bir şey söylemek istemiyorum' demekle yetindi.'BEŞİKTAŞ'IN STADI OLİMPİYAT''Beşiktaş stat konusunda size başvuru da bulundu mu?' sorusuna ise Dürüst, 'Olimpiyatta oynamak istediğimizi söyledik. Zaten Beşiktaş'ın stadı orası. İyi niyet göstermek için her türlü yardıma açık olduğumuz belirttik. Şu anda stat konusunda da bir sorun yok. Sezon başında belirlenen stat orası. Şu anda orada futbol oynamaya engel her hangi bir şey yok. Kaldı ki Galatasaray 1 sene orada futbol oynadı' yanıtını verdi.Ligtv
Mizah Dergilerinin Kapağında Bu Hafta Neler Var?
Mizah dergileri bu hafta birinci yıldönümünde 17 Aralık'ı ve 14 Aralık operasyonunu kapağa taşıdı.Uykusuz ‘Yeni Türkiye‘nin birinci yaşını kutlarken, Gırgır, Penguen ve Leman da 17 Aralık'a karşı operasyon olarak nitelendirilen 14 Aralık'ı ilk sayfaya taşıdı
Reklam
2015 Sony Fotoğrafçılık Ödülleri'nde Diğer Katılımcılar Arasından Öne Çıkmış 15 Müthiş Fotoğraf
Sony Fotoğrafçılık Ödülleri, her yıl birçok kategoride düzenlenen ve özellikle amatör fotoğrafçıların da başvurabildiği prestijli bir yarışma. 2007'den beri devam eden bu yarışmaya bugüne kadar 700.000'den fazla fotoğraf gönderildi. Bu içeriğimizde de birçok kategoriden 16 fotoğrafı sizlere sunduk. Bu arada hevesli fotoğrafçılar için hala çok geç değil, yarışma hala devam ediyor. Yapmanız gereken ise çok basit: makinenizi alın ve kendinizi doğaya vurun!
A'dan Z'ye 28 Maddede 2014 Yılının Özeti
Türkiye'nin her yılı bir öncekinden daha hızlı, daha dinamik ve daha kafa karıştırıcı şekilde gelişiyor. Gündeme yetişmekte zorlandığımız anlar oluyor. Artık hangi olayın, hangi yıl vuku bulduğunu unutur hale geldik. Daha geçenlerde dediğimiz olayın üzerinden 2-3 yıl geçtiğini öğrenip şaşırıyoruz. Ülkece 'Eternal Sunshine of the Spotless Mind' moduna geçtik. Unutuyoruz, unutturuyorlar. İşte unutmamanız için size A'dan Z'ye Türkiye'nin 2014 gündeminin kısa özeti.
Reklam
Meryem Uzerli ile Ozan Güven Aşk mı Yaşıyor?
2014 yılının aşk bombası güzel ve başarılı oyuncu Meryem Uzerli ve 'Muhteşem Yüzyıl'da rol arkadaşı olan Ozan Güven'den geldi. İkilinin arkadaşlıklarının kısa bir süre önce aşka dönüştüğü iddia edildi. OZAN İÇİN Mİ DÖNDÜ?Tükenmişlik sendromu nedeniyle Türkiye'yi uzun süre terkedip Almanya'ya ailesinin yanına yerleşen Uzerli, orada Can Ateş'ten olan kızı Lara'yı dünyaya getirdi. Kısa bir süre önce yeni bir dizi için Türkiye'ye tekrar dönen Uzerli'nin bu hareketi 'Acaba Ozan için mi dönüş yaptı' sorularını akıllara getirdi.CEM YILMAZ'IN EVİNDEN BİRLİKTE ÇIKTILARÇiftin ilişkisi önceki akşam Akatlar’da ortaya çıktı. Hürriyet'in haberine göre; Cem Yılmaz’a misafirliğe giden Uzerli ve Güven, evden el ele çıktı. Karşılarında Hürriyet muhabirini görünce kısa süreli panik yaşadılarsa da birbirlerine sarılarak uzaklaştılar. İkili, “Ne zamandan beri birliktesiniz?” sorusunu gülerek yanıtsız bıraktı. Sevgililer, daha sonra Ozan Güven’in evine girdi.
Moto X 4K Video Uçuşunda
Moto X’in yeni nesil modeli Moto X (2014) bir drone’un üzerine bindirildi ve 4K video kaydetme yeteneğini sergiledi. San Fransisco’dan havalanan yeni Moto X, harika görüntüler kaydetti.Ancak baştan belirtelim; 4K destekleyen bir monitörünüz olsa dahi videoyu 4K izleyemeyeceksiniz. Motorola 4K monitörlerin yeterince yaygınlaşmamış olacağını düşünmüş olacak ki; telefonun 4K video kaydetme yeteneğini tanıttığı videoyu YouTube’a en fazla 1080p çözünürlüğünde izlenmek üzere eklenmiş. Gerçek çözünürlüğü göremesek de Moto X’in görüntü sabitleme konusunda bir hayli iddialı olduğunu söyleyebiliriz.LOG
Şimdi de Zehirli Tişört Alarmı
Antalya’da tişört ithal eden bir firmanın ürünlerinde, kansere neden olduğu belirtilen ‘aromatik amin’ maddesi tespit edildi.TÜRKİYE zehirli ayakkabıların şokunu henüz atlatamamışken, bu defa da zehirli tişört skandalı patlak verdi. Antalya’da motosiklet tutkunları için ‘Harley Davidson’ baskılı tişört ithal eden bir firmanın ürünlerinde kanserojen ‘aromatik amin’ maddesine rastlandı. Çin menşeli tişörtlerin Belçika’daki depodan 22 Ekim 2014 tarihinde satın alındığı ve Halkalı Gümrük Müdürlüğü üzerinden firmanın Antalya’daki mağazasına gönderildiği belirlendi. Ancak Gümrük Müdürlüğü’nde alınan numunelerde yapılan ‘azo boyar’ testi ‘olumsuz’ çıktı ve kanserojen madde bulundu. Durum sağlık Bakanlığı’na iletildi.‘SADECE 10 ÜRÜNDE’ SAVUNMASIHabertürk’ün ulaştığı ithalatçı firma Ant Motor’un yetkilileri ise, olayı doğruladı, ancak ‘aromatik amin’ maddesi tespit edilen ürünlerin piyasaya sürülmediğini savundu. Kanserojen maddenin sadece 10 adet üründe ortaya çıktığını belirten firma yetkilileri, “Tişört, ceket, gömlek gibi 218 parça ürün ithal edildi. Testlerde sadece 10 adet tişörtte bu madde bulundu. Tişörtlerin 2’si gümrükte imha edildi, 8 parça da gümrük gözetiminde tutuluyor. Kanserojen maddeli ürünlerin satılması veya geriye toplatılması gibi bir durum söz konusu değil. Firmamızı zor durumda bırakmak için sanki tüm ürünler böyleymiş gibi gösterilmeye çalışılıyor” dedi.!‘UZUN DÖNEM MARUZ KALINMAMALI’TÜRK Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Başkanı Prof. Dr. Şuayib Yalçın: “Bu tür kanserojen maddelere uzun dönem maruz kalmak riskli. Ancak ardı ardına yasaklı madde içeren ürünlerin ortaya çıkması, bunların yaygın kullanıldığını gösteriyor. Devlet denetimleri çok sıkı tutmalı.”HABERTÜRK
Reklam
Türkiye, Tutuklu Gazeteci Sıralamasında 10'uncu Sırada
Merkezi ABD'de bulunan Gazetecileri Koruma Komitesi'nin (CPJ) bu yıl hazırladığı özel raporunda dünyada, en fazla tutuklu gazeteci bulunduran ülkeler arasında Türkiye 10. sırada yer aldı.Komitenin özel raporunda gazeteciler için cezaevi olarak gösterilen en kötü ülkeyi belirledi. Sıralamada Çin, dünya üzerinde tutuklu bulundurduğu 44 gazeteciyle ilk sıraya yerleşirken Türkiye 10. sırada yer aldı. 2014 yılında dünya genelinde 220 gazetecinin cezaevine girdiğini tespit eden araştırmada gazeteciler için en kötü ülkeler, Çin, Etiyopya, Burma ve Mısır olarak belirlendi.Raporda Türkiye'nin 2012 ve 2013 yıllarında en çok gazeteciyi hapseden ülke olduğu ve bu yıl içinde onlarca gazetecinin serbest bırakılmasına karşın 14 Aralık'ta aralarında televizyon yapımcıları, senaryo yazarları, ve polis memurlarının da bulunduğu çok sayıda gazetecinin gözaltına alındığı vurgulandı.Yazıda, gözaltıların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP ile Fethullah Gülen ve Türkiye'nin en çok satan gazetesi Zaman gazetesinin baş editörü arasındaki siyasi mücadeleden kaynaklandığı ifade edildi.Rapora göre, dünya genelinde 132 gazeteci veya yüzde 60'a karşılı gelen bir oran devlet karşıtı suçlar nedeniyle cezaevinde bulunuyor. 45 veya yüzde 20 dolayındaki gazetecinin kesin suçu tam olarak açıklanmıyor. Eritre, Etiyopya, Çin Bangladeş, Tayland, Azerbaycan, Bahreyn, Mısır, İsrail ve Filistin ile Suudi Arabistan'da gazeteci tutuklu sayısı artış gösterdi.Rapora göre gazeteciler için dünyanın en kötü 10 ülkesi şöyle: 'Çin, İran, Eritre, Etiyopya, Vietnam, Mısır, Suriye, Burma, Azerbaycan ve Türkiye.' DHA
Bir Gezegen Yaşama Ne Kadar Uygun? | İnfografik
Dünya’da su, oksijen ve atmosfer, tek hücreli organizmalardan evrimleşerek yürüyen, hesap yapan varlıkların (yani bizim) oluşmamıza yol açacak en doğru koşulları sunuyor. Bununla birlikte, gezegenimizin benzersiz olup olmadığı ise tartışma konusu.Kepler görevi, 2009’dan bu yana Samanyolu’nda 989 adet doğrulanmış dış gezegen buldu. 2018’de James Webb teleskopunun fırlatılmasıyla bu rakam yükselecek. Ama, acaba bu gezegenlerin koşulları kendi gezegenimizdeki kadar rahat, gökbilimcilerin deyimiyle “süper yaşanabilir” mi? Bunu tahmin etmek için Teksas Üniversitesi’nden biyolog Louis Irwin liderliğindeki ekip, bir Biyolojik Karmaşıklık Endeksi geliştirmiş. Mayıs ayında yayımlanan bu dizin, dış gezegenleri canlı varlıklara ne kadar uygun olduğuna göre puanlıyor. “Karmaşık yaşamın evrimleşmesi için gereken koşullar az bulunur,” diyor Irwin. Şu ana kadar sadece birkaç dış gezegen bu kriterleri yerine getirebildi. Fakat galakside tahminen 100 milyar kadar dış gezegen var. Bu dizini sizler için bir haritaya dönüştürdük, böylece yeni bulunmuş dış gezegenleri siz de test edebileceksiniz.
Reklam
Diyanet İşleri Başkanı'nın Yeni Lüks Makam Aracı Sayesinde Kurtulabileceği 10 Şey
Devletin en yüksek kademelerinden birinde, üstelik adı 'Diyanet İşleri Başkanlığı' olan bir kurumun başında olan bir kimseden, makamına tahsis edilen vergiler hariç 322 bin lira tutarındaki makam aracıyla ilgili kısaca 'bir ihtiyaçtı' minvalinde bir açıklama gelmesi sizce de garip değil mi?Dünya malından elini eteğini çekmek değil midir, bir din adamının ilk öğrendiği? Hadi diyelim bu bir ihtiyaçtı. Eski makam aracı işlevini yerine getirmiyordu. Peki o halde daha ucuz, milletin ödediği vergilere kıymet verildiğini gösteren bir otomobil seçilemez miydi?Bizce yapılabilirdi. Ve şık olurdu. Ama şimdi aklımıza bir sürü soru gelmiyor değil. Acaba Diyanet İşleri Başkanının görmezden gelmek istediği şeyler mi var sokaklarımızda? 'Var' cevabından yola çıkarak sizin için hazırladığımız cevaplar:
36 Fotoğraf ile Herşeyi Bilen Lider: Kim Jong-Un
Kuzey Kore lideri yıl boyunca çocuk yuvasından denizaltına, çorap fabrikasından yüzme havuzuna zamanının çoğunu teftiş yaparak geçirdi. Dünyadaki en kapalı rejiminin yaşandığı Kuzey Kore'de Devlet Başkanı Kim Jong-un, geride bırakmaya hazırlandığımız yılı teftişlerle geçirdi. Savaş uçağından çocuk yuvasına neredeyse her şeyi denetledi. Durmadan not tutan generalleri de her zaman yanındaydı. Etrafındakilerle kimi zaman şakalaşan Kim Jong-un, zaman zaman da not tutanları fırçaladı.Yıl içerisinde bir aydan uzun kamuoyu önüne çıkmayan genç lider hakkında darbe söylentileri çıktı, ancak elinde bastonla bir açılışa katılarak dedikodulara nokta koydu.Kim Jong-un, yasaklarla dolu ülkesine yeni yasaklar eklemeyi de ihmal etmedi: Artık Kuzey Kore'de bebeklere Kim Jong-un ismi vermek yasak. Üst düzey yöneticiler de yabancı sigara içemeyecek.2011'de ölen babası Kim Jong-Il'in yerine iktidar koltuğuna oturan Kim Jong-un, eski başkanın üçüncü eşinden oğlu. İsviçre'de sahte bir adla okuyan genç lider, yaptığı ziyaretleri Kuzey Kore resmi haber ajansı KCNA aracılığıyla dünya ile paylaşıyor.Totaliter Kuzey Kore’nin nükleer programı, Batı dünyasını endişelendiriyor. Pyongyang yönetimi, birçok kez nükleer deneme gerçekleştirdi.Kuzey Kore'nin 'can düşmanı' Güney Kore ile hukuken halen savaş halinde. Taraflar, Kore Savaşı’nın bittiği 1953 yılında sadece ateşkes anlaşması yapıp barış anlaşması imzalamadı.Al Jazeera Turk
Küba ve ABD İlişkilerinde Tarihi Adım
ABD ve Küba 50 yıldan fazladır kopuk olan diplomatik ilişkilerini normalleştirmek için tarihi bir adım attı. ABD Başkanı Obama ve Küba Devlet Başkanı Castro eş zamanlı olarak kameraların karşısına geçerek ilişkileri yeniden tesis edeceklerini duyurdu.ABD Başkanı Barack Obama ve Küba Devlet Başkanı Raul Castro eş zamanlı olarak kameraların karşısına geçerek ilişkileri yeniden tesis etme kararlarını kamuoylarına duyurdu. 'İzolasyon hiç bir işe yaramıyor' diyen Obama, Küba'da elçilik açmayı planladıklarını söyledi. Küba'ya uygulanan ambargoların hafifletileceğini belirten Obama, Havana yönetimini ekonomik reform yapmaya ve insan haklarını iyileştirmeye çağırdı.ABD Başkanı, Küba'nın 'terörizme sponsor ülkeler' listesinden çıkartılmasının yeniden düşünülmesi için Dışişleri Bakanı John Kerry'e talimat verdiğini de söyledi.Birbirinden sadece 145 kilometre uzakta olmasına rağmen ABD ile Küba arasındaki ideolojik ve ekonomik bariyerlerin yıllar içinde arttığını dile getiren Obama, bu dönemde ABD'deki Kübalı göçmenlerin ülkeye birçok katkılar sağlayarak, aslında iki ülke arasında eşsiz bir bağ kurduğunu söyledi.Obama, bugünkü açıklamalarının Küba toplumunu bir gecede değiştiremeyeceğini bildiğini ama bunların Küba halkına destek sağlayacağını söyleyerek Kübalılara dostluk eli uzattıklarını bildirdi.
Reklam