Prandelli 8 Bavulla İstanbul'dan Polonya'ya Gitti!
Galatasaray'la bir süre önce sözleşmesi feshedilen Cesare Prandelli İstanbul'da ayrıldı.İtalyan hoca Galatasaray'daki görevinden alınmasına rağmen bir süredir İstanbul'da işlemlerini tamamlıyordu. Cesare Prandelli bugün Polonya'ya uçarken yanında 8 bavulla ayrıldı.AA
Bu Hafta Mizahın Gündeminde Neler Var?
Mizah dergileri bu hafta Yavuz Bingöl'ün Berkin Elvan açıklamasını, Erdoğan'ın Osmanlıca çıkışını ve zorunlu din dersi kararını kapaklarına taşıdı.
16 Adımla Rüyalarınızı Kontrol Etmenin Yolu
Rüyalarınızı kontrol etmek sandığınızdan çok daha kolay. Daily Mail'e göre, dünyada yaşayan her sekiz kişiden biri kontrol edebildiği bir rüya görecek. Rüyalarınızı nasıl kontrol edebileceğinizi size anlatmadan önce, uykunun evrelerini bilmekte fayda var;
Kadıköy'ün Duvar Resimlerine Can Veren Sanatçıdan 10 Yaratıcı GIF
Son zamanlarda yükselişte olan sokak sanatı trendi, şehrin tüm sokakları gibi Kadıköy'ün duvarlarını da sarmalamış durumda. Görsel şölen niteliğindeki bu duvar resimlerinin büyük bir kısmı, yaklaşık 2 sene önce Mural İstanbul Sokak Sanatları Festivali kapsamında, dünyanın dört bir tarafından gelen sanatçılar tarafından resmedilmiştir.Bilgisayar ortamında gerçekleştirdiği yaratıcı fikirleriyle duvar resimlerine hayat veren Fatih Öztürk, gif haline getirdiği bu resimlerle adeta 'Duvarların dili olsa da konuşsa.' sözünü hayata geçirmiştir.
Filarmoni Orkestrası Konserini Daha Önce Hiç Böyle İzlemediniz!
Bilgi Üniversitesi’nin Görsel İletişim Tasarımı bölümünde okuyan ve Kaliforniya Üniversitesi’nin Medya Sanatları bölümünde master yapan Refik Anadol'un Walt Disney Concert Hall'da Visions of America: Ameriques konserinde salona kattığı müthiş görsel zevkini izliyoruz. Orkestra: Los Angeles Filarmoni Orkestrası
Reklam
Grönland ve Kuzey Işıklarının 4K ile İnanılmaz Görüntüsü
4 gün İzlanda'da 6 Gün Grönland'ta çekim yapan Joe Capra'nın çalışmalarının sonucunda bu müthiş video ortaya çıkmış. Gökyüzünde görülen ışığın adı ise Aurora Borealis(Kuzey Işıkları veya Kutup Işıkları)'tir. Kutuplara yakın yerlerde gökyüzünde görülür ve dünyanın manyetik alanı ile Güneş'ten gelen yüklü parçacıkların etkileşimi sonucu ortaya çıkan doğal bir ışımalardır.
Reklam
Açlık Grevindeki Nikos Romanos Eğitim Hakkını Kazandı
Yunanistan Parlamentosu, 6 Kasım’dan bu yana açlık grevinde olan Nikos’un üniversiteye giriş iznini onaylamasının ardından, Nikos açlık grevini sonlandırdı. Doktorlar da Nikos Romanos’un açlık grevini sonlandırdığını bildirdi.Adalet Bakanlığı, yüksek öğrenim kuruluşların sınavlarını kazanan tutuklu ve mahkumlarla ilgili yasa tasarısına ek bir madde ekleyince Romanos da açlık grevine son verdi.Yunan milletvekilleri çarşamba günü öğleden sonra parlamentoda, Adalet Bakanı tarafından sunulan yasayı onayladı. Bu yasayla birlikle Nikos, bileklik takarak üniversiteye gidebilecek.Parlamentoda konuşan, Syriza Milletvekili Zoi Konstantopoulou “Bu karar sadece Romanos için değil, demokrasi için de büyük bir zafer” dedi.Önerilen değişiklikle birlikte bundan sonra Yunan mahkumlar kısıtlama olmadan derslere uzaktan izleme yöntemiyle devam edebilecek.Banka soygunu yaparken yakalandığı iddia edilen Nikos 15 yıl ceza almıştı. Nikos, cezaevindeyken, Atina Üniversitesi İşletme Fakültesini kazanmış, Adalet Bakanlığı tarafından verilen para ödülü ve plaketi “prensiplerine uymadığı” gerekçesiyle reddetmişti. Romanos’un, eğitim hakkı için başlattığı açlık grevi yaklaşık bir aydır sürüyordu.Kaynak: Cumhuriyet
Ak Saray'da Klozet Hiyerarşisi: 'Maliyetleri 5-10 Bin TL Arasında'
Mimarlar Odası, ‘Ak Saray’ olarak bilinen yeni cumhurbaşkanlığı sarayında kullanılan klozetlerin model ve maliyetlerinin makama göre 5 bin ile 10 bin TL arasında değiştiğini açıkladı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘AK Saray’ın maliyetine dair eleştirileri yanıtladığı bir demecinde, “Atalarımızın bir lafı var. İtibardan tasarruf olmaz” demişti.Atatürk Orman Çiftliği’nde mahkeme kararları ihlal edilerek yapılan ‘Ak Saray‘ ın maliyetini sorduğu TOKİ’den ‘Ülke ekonomisi zarar görür’ gerekçesiyle yanıt alamayan Mimarlar Odası, kendi bünyesindeki kent izleme merkezinin topladığı verilerle saraya ilişkin bilgiler paylaşmayı sürdürüyor.
Reklam
Özlem, İnanç, Korku ve Saflıkla 'Çocuklardan Tanrı'ya Mektuplar'
Eric Marshall ve Stuart Hample tarafından derlenen 'Çocuklardan Tanrıya Mektuplar' ile, onların gözünden dünya ve Tanrı kavramına farklı bir bakış açısı yakalayabilirsiniz.Bu kitaptaki mektuplar çocukların dünyasını, onların düşünce ve özlemlerini dile getiriyor. Mektupların kimi bilgece bir dostlukla, kimiyse büyük bir saflıkla yazılmış. Bilgiçlik taslayanı, sıradanı, saygılısı, biraz küstahı var içlerinde. Ama mektupların içeriğindeki özlemler, inançlar, sorular ve kuşkular dünyanın tüm çocuklarının yarattığı o ortak evreni yansıtıyor. Çoğu inanılmaz bir ciddiyette. Ama birazı var ki ister istemez gülümsetiyor insanı...
Hakikat Kontrolü: 7 Maddede Sosyal Güvenlik Sistemini Kim Batırdı?
Başbakan Ahmet Davutoğlu 10 Aralık 2014 tarihinde TBMM'de yaptığı konuşmada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na hitaben 'SSK'ya geldiğinizde az da olsa kurum kar ediyordu. 8 yıl kaldınız 1 katrilyondan fazla SSK zarar yaptı' dedi. Gerçekten SSK ve Sosyal Güvenlik Sistemini Kılıçdaroğlu mu batırdı, ne oldu, hakikat kontrolünden geçmeli.
Nazilli'de Bir Doktor Eşini 35 Bıçak Darbesiyle Öldürdü...
AYDIN'ın Nazilli İlçesi'nde Devlet hastanesinde görevli 43 yaşındaki Biyokimya Uzmanı Dr. Hasan Kurtuluş, banyo yapan 12 yıllık patoloji teknisyeni olan eşi 46 yaşındaki Ayşegül Kurtuluş'u küvette 35 bıçak darbesiyle öldürdü.Paranoid şizofreni tedavisi gördüğü ileri sürülen Kurtuluş'un, olayın ardından polisi arayarak, 'Karımı öldürdüm gelin beni alın' dediği öğrenildi.Olay, akşam saat 22.00 sıralarında Ordu Caddesi üzerinde bulunan Manolya apartmanının üçüncü katında meydana geldi. Doktor Hasan Kurtuluş, akşam yürüyüşünden gelen eşi Ayşegül Kurtuluş'a banyoda yıkandığı sırada mutfaktan aldığı ekmek bıçağıyla saldırdı. Bıçağı karısının vücuduna defalarca saplayan şizofreni hastası olduğu iddia edilen Kurtuluş, daha sonra polisi arayarak durumu bildirdi. İhbar üzerine gelen polis, Ayşegül Kurtuluş'u banyodaki küvette kanlar içerisinde buldu. Olay yerine gelen sağlık ekipleri Ayşegül Kurtuluş'un hayatını kaybettiğini belirledi.Evde gözaltına alınan Hasan Kurtuluş'un bu sırada polise 'Hak etmişti' dediği öğrenildi. Olayı duyarak gelen Ayşegül Kurtuluş'un yakınları sinir krizi geçirdi. Nazilli Devlet Hastanesi koordinatörü Nail Ündağ ve hastane Başhekimi Dr. Mehmet Kurnaz olay yerine gelerek bilgi aldı. Ayşegül Kurtuluş'un cesedi yapılan incelemenin ardından İzmir Adli Tıp Kurumu Morgu'na gönderildi.DOKTOR ŞİZOFRENİ HASTASI ÇIKTIOn yıldan beri Nazilli Devlet Hastanesi'nde Biyokimya uzmanı olarak görev yapan Doktor Hasan Kurtuluş'un uzun süredir Paranoid Şizofreni hastası olduğu ve tedaviyi kabul etmediği öğrenildi. Olaydan sonra gözaltın alınan Hasan Kurtuluş polis merkezine götürüldü. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.Murat GÜRKAN / NAZİLLİ, (DHA)
Reklam
Sneijder'ın Menajeri Galatasaray'ı Yerden Yere Vurdu!
Hem oyuncusu hem de Galatasaray'daki yönetim sorunları hakkında yaptığı açıklamalarla ses getiren Sneijder'in menaceri Guido Albers, bu kez gündem belirleyecek ifadeler kullandı.FANATİK’e konuşan Albers, net hedefler gösterdi, yerli futbolcuları kızdıracak tespitler yaptı.‘Arsenal maçında kaliteyi gördük’“Arsenal maçında gördük... Galatasaray’ın futbol seviyesi gerçekten kötü. Takımın kalitesi düşük seviyede. Galatasaray’da boşa geçen koskoca 2 yıl var. 2 İtalyan teknik direktör ve çok kalitesiz yabancılara para harcandı, değerinin üzerinde paralara yerli oyuncular alındı. Ancak seviye yükselmek yerine geriye gitti. Görünen o ki Türk oyuncular bu dönemde bir şeyler öğrenmek yerine daha da kötü oynamaya başlamış. 2 İtalyan teknik direktör ne yapmış! Hiçbir katkı sağlamayıp ceplerini doldurarak ülkelerine dönmüşler. Bu hocalarla takımda ne bir iletişim vardı ne de bir organizasyon. Bunları ben söylemiyorum, herkes biliyor. Zaten o yüzden yeni, iddialı, vizyonu olan bir teknik adama, Hamza Hamzaoğlu’na yöneldiler. Bu yapılmayanları yapmak için. Hamzaoğlu hamlesini çok yerinde buluyorum”‘Gelecek yatırımı yok’“Gerekirse Arsenal, Şampiyonlar Ligi’nde 11 yabancı ile maça çıkıyor. Sen 5 yabancıyla onlara karşı koyamazsın. Yani kısa sürede ‘vosvos’tan Porsche yapamazsın, bunu yapmak zaman alır. Devler Ligi çok farklı. Ajax da 2 puan aldı ama onlarda fark var. Onlar da genelde yerli oyuncularla oynuyorlar ama gençlere şans tanıyorlar, altyapıya önem veriyorlar. Her yıl en az 2-3 yıldız oyuncu üretip, satıp, para kazanıyorlar. Geleceğe yatırımları var yani. Bu Galatasaray’da yok. Galatasaray’da paralar hep boşa gidiyor. Yönetimle bunları konuşup nacizane fikir verdiğimde bana TFF’nin yabancı statüsünden bahsediyorlar ama kendi kulüp politikaları da başarısız.”‘Hollandalılar gülüyor’“Türkiye’de yerli oyunculara sistem yüzünden ödenen paralara Hollanda’da gülüp geçiyorlar. Bir kulüp çıkıp bir yerli oyuncuya 5-6 milyon istiyor, sonra forma giydiğinde büyük beklentilerin altında kalıyor, kaybolup gidiyor. Hollanda’da AZ gibi bir kulüp Ajax’a futbolcu sattığında 2 milyon Euro ve sonraki satıştan da yüzde 10 pay şartı koyuyor. Futbolcu Ajax’ta gelişiyor, 10 milyona satıldığında AZ yine payını alıyor. Bu sadece basit bir örnek.”‘Her geçen gün kötüye...’“Wesley, Arsenal mağlubiyetine gerçekten de çok üzüldü. Çok sinirlendi. Bakın, ben açık söylüyorum; Wesley tabii ki gelirken Türkiye’de kazanacağı parayı dikkate aldı. Fakat o bir futbol sevdalısı. Paranın dışında, sevdiği, mutlu olabileceği bir yerde futbolunu oynamak istiyordu. Yani takımıyla birlikte başarılı olma hedefi vardı. Buraya sadece para için gelmedi. Futbol için de geldi, kaliteli bir takıma geldi. Ama geldiğinden beri Galatasaray yavaş yavaş hep kötüye gitti.”Fenerbahçe ve Trabzonspor için Uefa'da kritik gün... İki takımın da birbirini şikyaet ettiği dosyalar bugün karara bağlanıyor.Fenerbahçe ve Trabzonspor'un birbirleri hakkında yaptığı şikayetleri UEFA bugün karara bağlayacak. Hatırlanacağı üzere Trabzonspor, 3 Temmuz süreci nedeniyle gerekli yaptırımların Fenerbahçe'ye uygulanmadığını belirtmiş ve hem Sarı Lacivertliler'i hem de Türkiye Futbol Federasyonu'nu UEFA'ya şikayet etmişti. Fenerbahçe'yse Trabzonspor'u 2010-2011 sezonunda 3 maçta teşvik primi verdiği gerekçesiyle yine UEFA'ya şikayet etmişti. Müfettişin raporunu inceleyen UEFA, kararını bugün verecek.Fanatik
YouTube'a Çevrimdışı Video İzleme Desteği Geldi
Google, YouTube’un mobil uygulamasına çevrimdışı video izleme desteği getirdiğini duyurdu. Ancak üzülerek baştan belirtmekte fayda var; YouTube’un “kota dostu” uygulaması yalnızca Hindistan, Endonezya ve Filipinler’de geçerli olacak. En azından şimdilik…Android kullanıcıları için sunulan özellik, YouTube’da yer alan “popüler” videoların birçoğunu kapsayacak. Çevrimdışı izlenebilen videoların başında bir simge yer alacak ve söz konusu videolar bir kere açıldıktan sonra 48 saat boyunca internet erişimi olmaksızın izlenebilecek.Google’ın çevrimdışı video desteği için öncelikle bu üç ülkeyi seçmesenin elbette mantıklı bir sebebi var. Mobil internet kullanımının had safhada olduğu Asya ülkeleri, ne yazık ki hız ve devamlılık anlamında hala yeterli internet altyapısına sahip değil. Google bu hamlesiyle hem bu ülkelerdeki internet erişimine yardımcı olmayı hem de ucuz maliyetli Android One telefonlarının kullanımını arttırmayı amaçlıyor.LOG
Reklam
Neden "Ak Saray"da Olmasın ki Diyebileceğimiz 18 Klozet Modeli
etiket
Ak Saray'da bulunan klozetlerin tanesinin 10 bin lira olduğu yönünde haberler sosyal medyada ve basında kendine yer buldu. Milletin malı olan bir sarayda elbette ki ucuza kaçılması düşünülemezdi. Onedio olarak biz milletin sarayına yakışan klozetleri sizler için bulup bir saraya getirdik.
İsim-Şehir-Hayvan Artık Telefonlarımızda
Çocukluğumuzun oyunu da dijitalleşti.Çocukluğumuzun eğlenceli oyunu İsim - Şehir - Hayvan, gelişen teknolojiyle birlikte yerini Candy Crush’lara, Subway Surf’lere bıraktı. Teknoloji şimdiyse bu eski oyunu telefonlarımıza taşıyarak biraz nostalji yapmamıza fırsat veriyor. Bildiğimiz isim şehir hayvan oyunuyla aynı mantıkta olan bu oyunda rastgele gelen harflere 60 saniye içerisinde en özgün cevabı vermeniz bekleniyor.Yani 100 kişi A harfinde Ayşe dediyse ve siz de Ayşe dediyseniz 1 puan ama siz Aslı dediyseniz ve sizden başka Aslı diyen yoksa 10 puan alıyorsunuz. Normalde dört ayrı versiyon olarak hazırlanan oyunun şimdilik ilk versiyonu mevcut.Tasarımı biraz daha geliştirilebilir olsa da halihazırda varolan ve sevilen bir oyunu dijitalleştirme fikri iyi gözüküyor. Oyunu iPhone için şuradan, Android telefonlar için şuradan indirebilirsiniz. Ufak not: Fatsa bir şehir olmadığı için F harfinde bir şehrimiz yok. Bigumigu
'Osmanlıca Kalp Krizi Geçirmiş Gibi'
Uzun yıllardır Osmanlıca öğreten yazar Dursun Gürlek’e göre, Osmanlıca hâlâ hayatta olan bir dil. Öğrenmesi değil, nitelikli bir biçimde öğretilmesi mesele. Gürlek Al Jazeera’nın Osmanlıca nasıl bir dil, nasıl öğrenilir ve öğretilir gibi sorularını yanıtladı.Yazar Dursun Gürlek’e göre, Osmanlıca övünülmesi gereken bir dil. Şu anda günlük 200-250 kelime ile konuştuğumuzu hatırlatan Gürlek, Osmanlı Türkçesi bilseydik 3000 kelime ile konuşacağımızı böylece, okurken ve yazarken daha zengin hissedeceğimizi söyledi.Gürlek, Osmanlıca demenin ‘galat-ı meşhur’ yani yerleşmiş bir yanlış tanım olduğunu, doğrusunun Osmanlı Türkçesi olduğunu söyledi. ‘Zararın neresinden dönülse kârdır’ ‘fehvasınca’ Osmanlıca öğrenmeye şimdi de başlanabileceğini vurguladı. ‘Dilde taassup olmaz’ diyerek, aynı cümle içinde hem Osmanlıca hem yeni kelimelerin nasıl kullanılacağını gösterip, ‘kulak mollalığını’ anlattı.'Ayaklı Kütüphaneler', 'Maziye Bir Bakıver', 'Çınaraltı Sohbetleri' gibi kitapların yazarı İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu Dursun Gürlek, Osmanlıca öğrenmenin değil, öğretmenin zorlukları olduğuna dikkat çekti çünkü ona göre, aşk olmadan meşk olmuyor.Osmanlıcanın orta öğretimde daha yaygın olması tartışmalarının yapıldığı bugünlerde Gürlek Al Jazeera’nın Osmanlıca nasıl bir dil, nasıl öğrenilir ve öğretilir gibi sorularını yanıtladı.Osmanlıca nedir? Nasıl tanımlanır?Bugün kamuoyunda maalesef yanlış olarak bilindiği veyahut algılandığı gibi Osmanlıca yabancı bir dil değil. Kendi öz dilimizdir. Türkçedir, daha doğrusu Osmanlı Türkçesidir. Bunun doğru ifadesi Osmanlı Türkçesidir. Osmanlıca eskilerin deyimiyle galat-ı meşhur yani yerleşmiş yanlıştır. Herkes tarafından kabul gördüğü için biz de öyle diyoruz ama doğrusu Osmanlı Türkçesidir.Osmanlı Türkçesi, Türkçe Arapça, Farsça kelimelerden oluşan zengin bir lisandır. Unutmayalım ki Osmanlıca imparatorluk dilidir. İngilizler İngilizce’de çok fazla kelime bulunmasından dolayı övünürler. Biz neden övünmeyelim? Osmanlıca da övünülmesi gereken bir lisandır. Şu an maalesef 200-250 kelime ile konuşuyoruz. Oysa eskiden 3000-5000 kelime ile konuşuyorduk. Siz 3000 kelime ile konuşamıyorsanız Fuzuli’yi, Baki’yi, Kâtip Çelebi’yi anlayamazsınız. Kâtip Çelebi’nin eserlerini okuyup anlayıp zevkini varabilmek için mükemmel Osmanlıca bilmek gerekiyor. Bugün Osmanlıca öğrenmenin gereğini kabir taşlarına kadar indirgediler. Dedelerin mezar taşların okuyabilmek için. Doğrudur ama sadece bundan ibaret değildir. Mezar taşlarında şiir vardır, fıkra vardır, ölüm doğum tarihleri vardır, edebi sanatlar vardır ve yazı güzelliği vardır. O başlı başına bir ilim.Kaç harf var Osmanlı alfabesinde?Osmanlıca’da 29 harf var. Latin alfabesindeki gibi ama değişen şu, Arap alfabesinde sesli harf yok. Halbuki Latin alfabesinde sekiz tane sesli harfli var. Sesli harf Arap alfabesinde yok ama elif, vav, ye harfleri ve bazı işaretler sesli harflerin fonksiyonunu, görevini yerine getiriyor. Arap alfabesinde müşterek harfler de vardır. Mesela Latin alfabesindeki bir 'k' harfine karşılık Arap alfabesinde iki 'k' vardır. Kalın sesli kaf, ince sesli kef. Osmanlıca bilmezseniz gaf yaparsınız…Ölmüş bir dil midir Osmanlıca?Bir doktor ölmüş bir kimseyi diriltemez ama kalp krizi geçirenler var, onların bazen dirildiklerini görüyoruz. Hadi diyelim öldü, diriltmeye çalışalım, ne zararı vardır? Rahmetli Bülent Ecevit Sanskritçe öğrenmişti. Adamın merakı, kınanamaz ki... Mesela ben Latince öğrenmek isterim. Çünkü istemek bir ilim merakıdır, araştırma merakıdır. Kimsenin benim merakımın önüne geçme hakkı yoktur efendim. Osmanlıca ölü değildir kaldı ki. Hâlâ Yahya Kemal’in eserlerini okuyorsak, Osmanlıca bilmek zorundayız. Bilmezseniz ‘Aziz İstanbul’un o güzel cümlelerini anlayamazsınız, anlar gibi yaparsınız. Mehmet Akif’i, Yakup Kadri’yi anlayamayız. Çok eskiye gitmeye gerek yok. 30 sene önceki eserleri sadeleştirmeye başladık. Peyami Safa’yı, Ahmet Hamdi Tanpınar’ı anlamakta zorlanıyoruz. Bunlar 30’lı 40’lı yıllarda yaşamış insanlar. Atilla İlhan ve nice bilim adamlarımız, edebiyatçılarımız Osmanlıca'nın lüzumlu bir ders olarak konması gerektiğini söylemişlerdi. Çok geç kalındı. Eskilerin sözü var, ‘zararın neresinden dönülse kârdır' fehvasınca, ben bunu özellikle söylüyorum, fetva müftünün verdiği cevaptır, fehva söz demektir. Ayrıca başta İstanbul olmak üzere kütüphanelerimizin ağzına kadar Osmanlıca eserlerle dolu olduğunu görüyoruz. Beyazıt Kütüphanesi'ne, Süleymaniye Kütüphanesi'ne gidin. Japon, Fransız, İngiliz, Amerikan asıllı şarkiyatçıları göreceksiniz. Madem Osmanlıca üzerine konuşuyoruz ben de şarkiyatçı diyeyim ama siz isterseniz doğu bilimci diyebilirsiniz, isterseniz oryantalist diyebilirsiniz. Ben konuşmalarımda ve yazmalarımda yeri gelince şarkiyatçı, yeri gelince doğu bilimci derim. Dilde taassup olmaz, dilde ırkçılık olmaz. Zenginlikten zarar gelmez. Sadece bizde mi? Fransa’da milli kütüphanede on binlerce yazma ve matbu Osmanlıca eserler göreceksiniz. Onlar cilt cilt kitap yazıyor ama bizim çocuklarımız sanki yabancı bir dilmiş gibi melûl mahzun o kitâbelere bakıyor. Evet, İstanbul Üniversitesi merkez binasına girerken o ana kapının üstündeki Daire-i Umûr-ı Askeriye yazısını okuyamayan profesörler var. Fetih Ayeti’ni okuyamayan akademisyenler var. Bugün olduğu gibi dün de bazı ilim adamlarımız Osmanlıca bilmeyeni aydın saymıyorlar. Doğrusunu isterseniz ben de saymıyorum. Türk aydını olmanın şartı bu lisanı bilmektir. Biz buna ideolojik açıdan baktığımız için gerekli neticeyi alamıyoruz. İlimde, sanatta, medeniyette ideoloji olmaz. Öğrenmenin kaybı olmaz. Kayıp öğrenmemektir.Osmanlıca ne zamana kadar günlük hayatta kullanılıyordu?Bana sorarsanız bugün bile kullanılıyor. 70’li yılların başında İstanbul’a geldim. Eski İstanbullular çok güzel konuşurlardı. Ben birçok şeyi dinleyerek öğrendim. Osmanlılar zamanında sadece kitaplardan değil, dinleyerek öğrenen âlim olan bir sınıf varmış, onlara kulak mollası derlermiş. Osmanlıca kelimelerin yüzde sekseni musikisi olan kelimelerdir.Bilgisayara Osmanlıca'da ne denilebilir, yani yeni sözcük türetmek mümkün mü?Elbette, illâ ki karşılığı bulanabilir. Çünkü Arapça menşeli, hadi kökenli diyelim, kelimelerin zengin kelimeler olduğunu görüyoruz. Bir kelimeden çok kelime türetebilirsiniz. Kitap, kâtip, mektup, mektep, kütüphane gibi kelimelerin hepsi ketebe fiilinden geliyor ki, ‘yazdı’ demek. Arapça menşeli olmakla birlikte Türkçeleşmiş, öz malımız olmuş. Nasıl atarsınız?Osmanlıca öğrenmesi kolay mı?Çok genel konuşmak lazımsa hiçbir ilim dalı zor değildir. Siz öğrenmenin daha doğrusu öğretmenin öğrenci de öğrenmenin yolunu, tarzını, metodunu, usûlünü bakınız hep aynı manaya geliyor, keşfederse zor diye bir şey yoktur. Şimdi Japonca, bakıyorsunuz Rusça, bu kadar girift, değişik şekiller. Ama alfabe zor olduğu için geri kalınıyorsa, Japonlar niye bu kadar ileri gitmiş? Bunun tutar tarafı yoktur. Sadece Osmanlıca değil her ders için söz konusudur bunlar. Hoca ders vermesini bilirse, kendini sevdirirse öğrenci o dersi ister istemez öğrenir.Eğer liselerde öğretilecekse yaygın bir biçimde hangi Osmanlıca öğretilmeli, bildiğim kadarıyla yüzyıla göre değişiyor?Elbette. 17. yy 19. yy, erken devir Osmanlıcası var. Şimdi bana sorarsanız, hele hele liselere konulacaksa, 19. yy, hatta 20. yy Osmanlıcasını öğrenmek gerekiyor. Halit Karay’ı Reşat Güntekin’i aslından okuyabilelim o güzel Türkçeleriyle. Şunu da söylemem gerekiyor ki, her Osmanlıca bildiğini zanneden kimse çeşme kitabelerini, mezar taşlarındaki yazıları okuyamazlar. O ayrı bir ihtisas işidir çünkü onlar süslü yazıdır, istifli yazıdır. Latin harfleri de böyle. Herkesin el yazısını okuyabiliyor musunuz? Osmanlıcayı da öyle düşünün. Matbu eserler, var yazma eserler var. Matbu eserleri okumak nispeten kolay ama, yazma eserlere gelince zorlanıyorsunuz.. Dolayısıyla son dönem Osmanlıcasını öğretmek lazım. Meraklısı çıkarsa, ileri Osmanlıcayı öğrenir.Osmanlıca öğretecek yeterlilikte ve yeter sayıda öğretmen var mı?Kesinlikle yok. Endişem de o. Çünkü Osmanlıca öğretmek tekniğini herkes iyi bilemiyor. Bana gelen şikâyetler şu, ‘hocalarımız derste, dersin bitimine kadar gramer gösteriyorlar. Bu da bize bıkkınlık veriyor’. El-Hak doğrudur. Mesela ben derslerimde gramer çok az gösteriyorum, hep metin okumaları yapıyorum. Bir de okuduğumuz metinde sırası gelmişken gramerini de anlatıyorum ama derslerin yüzde seksenini metin okumaları teşkil ediyor. İkincisi o metinleri dahi okuturken kuru kuru okutma yöntemini tercih etmiyorum; metinlerde geçenlerle, olaylarla bağlantı kurarak, o dersle ilgili, o konuyla ilgili bir şiir, bir fıkra, anekdot naklediyorum. Dolayısıyla zevkli oluyor. Böyle yapılırsa netice alınır. Benim önerim şu ki, Osmanlıca verecek hocalarımızın önce kendilerinin bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Siz altyapıyı hazırlamadan böyle bir projeyi başlatırsanız dağ fare doğurabilir. Hocanın dile hâkim olması gerekir. Konusunu iyi bilecek, öğretme tekniğini bilecek ve dersi sevdirecek. Başka türlü mümkün değil. Sevmeden olmaz. Yine bir Osmanlıca cümle kullanayım, ‘aşk olmadan meşk’ olmaz. Yapılan her iş meşktir. Sizin şu deftere yazı yazmanız meşktir, bunu aşkla yaparsanız yazınızı güzel yazarsanız. Her iş böyledir. Onun için önce sevmek lazım.Ayşe Karabat, Al Jazeera Turk
CIA İşkence Danışmanlarına 81 Milyon Dolar Ödemiş
ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı'nın (CIA) New York'ta İkiz Kuleler'e yapılan 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası, El Kaide örgütü üyesi olduğu öne sürülen kişileri sorgulama sırasında, düzenli ve bilinçli olarak işkence uyguladığına ilişkin Senato İstihbarat Komitesi'nin hazırladığı raporun ayrıntıları belli olmaya başladı.Amerikan medyasında yer alan haberlere göre, gözaltına alınan kişilere CIA tarafından uygulanan işkence yöntemlerinin akıl hocalarının Amerikalı iki psikolog olduğu ortaya çıktı. Beş yıllık bir çalışma sonucu hazırlanan ve CIA görevlilerinin, ABD Başkanı'ndan başlayarak, gazetecilere, kamuoyuna doğruyu söylememeleri konusunda, ABD Hava Kuvvetleri'nde 30 yıl hizmet veren, raporda adı Grayson Swigert olarak geçen psikolog James Mitchell ile Hammond Dunbar olarak geçen psikolog John Jessen'den taktik aldıkları belirtildi. Psikologlar Mitchell ile Jessen'in, yalnızca algı yanıltması konusunda değil, işkence yöntemleri konusunda da CIA'ya akıl hocalığı yaptıkları, önerilen yöntemler arasında gözaltına alınan kişilerin çırılçıplak soyularak başlarına siyah çuvallar geçirilmesi, makattan bedenlerine su doldurulması, tamamen karanlık odalarda zincirleme, uyumalarına izin verilmeme, koridorlarda çıplak halde sürüklenme ve dövülme olduğu vurgulandı. ABD medyasında çıkan haberlerde, psikologlar Mitchell ile Jessen'in ortak olduğu psikolojik danışmanlık firmasının, CIA ile 180 milyon dolarlık anlaşma yaptığı, ancak firmaya yapılan 81 milyon dolarlık ödemeden sonra, 2009 yılında anlaşmanın sona erdiği belirtildi.DHA
Reklam