onedio
Sanatçı Derneğine Biber Gazlı Tahliye
Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Sanatçılar Derneği'nce (ANSAN) kullanılan, tarihi Kaleiçi girişindeki çay bahçesi ve sergi salonunu, polis zoruyla tahliye etti. Tahliyeye direnen sanatçı ve dernek üyelerine biber gazıyla müdahale edildi.Büyükşehir Belediyesi temizlik personeli ve zabıta görevlileri, tahliye için öğle saatlerinde aynı zamanda dernek merkezi olarak kullanılan tarihi Kaleiçi'nin hemen girişindeki yere geldi.Antalya 3'üncü İdare Mahkemesi'nin tahliyeye ilişkin daha önce alınan yürütmeyi durdurma kararını iptal kararına istinaden tahliyeyi gerçekleştirmek isteyen Büyükşehir Belediyesi görevlileri, dirençle karşılaştı.ANSAN Başkanı Cahit Çakcıl, tahliyeye ilişkin mahkeme kararının kendilerine bugün saat 12.15'te bildirildiğini ve 45 dakika içinde tahliyenin istendiğini savundu.Çakcıl, ANSAN'ın Büyükşehir Belediyesi tarafından 30 Mart yerel seçimlerinin ardından 2 kez tahliye edilmek istendiğini ve her defasında mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararı verdiğini söyledi.Çakçıl, tahliye istemine ilişkin hiçbir hukuki sürecin olması gerektiği gibi işletilmediğini, itiraz haklarının ellerinden alındığını söyledi.CHP İl Başkanı Cavit Arı'nın da gelmesiyle Büyükşehir Belediyesi yetkileriyle dakikalar süren pazarlık başladı.Belediyenin temizlik görevlileri aracılığıyla çay bahçesindeki masa ve sandalyeler, sergi salonundaki ve depodaki tabloları alma girişimi, tepki nedeniyle ilk etapta gerçekleşmedi. İçeri giren personel hiçbir şeye dokunmadan geri çıktı.Kapı önünde barikatANSAN'ın tahliyesine karşı toplanan grup kol kola girerek kapıda barikat oluştururken ilk müdahale bu noktada başladı. Zabıtanın mahkeme kararı doğrultusunda tahliyeyi gerçekleştireceğini belirterek içeriye yönelmesine tepki sert oldu.Derneği savunanlar ve zabıta arasında yumruklaşmalar yaşanmasıyla Çevik Kuvvet devreye girdi. TOMA tarihi Saat Kulesi altına çekilirken, kasklarını ve kalkanları takan polis de kalabalığın etrafını sardı.CHP İl Başkanı Arı, mahkeme kararına Bölge İdare Mahkemesi'nde itiraz edildiğini ve akşam mesai bitimine kadar kararın beklenmesini istedi, ancak sonuç alamadı.Çevik Kuvvet, ANSAN'ın giriş kapısında toplananlara kalkanlarıyla müdahale etti. Müdahale sırasında çıkan arbedede masalar sandalyeler havada uçuştu.'Resimlerime kimse dokunmasın'Polis müdahaleyle birlikte ANSAN sergi salonun önüne kadar gelirken bu sırada içerde yağlı boya resim sergisi bulunan Nalan Taşkent'in tepkisi sert oldu.Bir sandalyenin üzerine çıkan Taşkent, polisleri hedef alarak resimlerine kimsenin dokunmamasını istedi.Polis ilk müdahalesinde ANSAN'ın içine girdi ve Büyükşehir görevlileri çay bahçesindeki masa ve sandalyeyi topladı. ANSAN'da ilk müdahalenin ardından bir süre daha bekleyişe girildi. Polis eylemcilerin saat 17.00'ye kadar beklenmesi talebini kabul etmedi ve 15 dakika daha süre tanıdı.Saat 15.45 sıralarında bahçedekileri dışarıya çıkarmak için ikinci müdahale başladı. Bu sırada polis biber gazı kullandı. Çok sayıda kişi biber gazından etkilendi.Polis ikinci müdahaleyle ANSAN'daki herkesi çıkardı. Tüm giriş ve çıkışlar polis tarafından tutuldu ve Büyükşehir ekipleri binanın tahliyesini gerçekleştirdi.Tahliye gerçekleşirken Kaleiçi'nden ANSAN'a açılan bir sokakta toplanan eylemciler ise attıkları sloganlarla Büyükşehir Belediyesi'ni protesto etti.CNN Türk
'AYM Seçim Barajı Hakkında Ne Karar Verirse, Gerekleri Yerine Getirilir'
Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu sonrası yaptığı açıklamada, Anayasa Mahkemesi'nin seçim barajı hakkında vereceği kararın demokrasi çerçevesinde yerine getirileceğini söyledi.Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamadan satır başları şöyle:'Sayın Haşim Kılıç ’ın bazı konuşmaların gazetelerde yer alması üzerine bir tartışma başlatılmıştı. Bugün AYM’den bir açıklama yapıldı. Bence gazetelerde Haşim Kılıç’a atfen yayınlanan haberlerden ziyade bu açıklamayı dikkate almamız lazım. Buna itibar etmemiz lazım. Ancak gazetelerde yayınlanan haberler bir gazeteciliktir, kınamıyorum. Gazeteci aldığı bir habere istinaden bu şekilde yazmıştır. Bireysel başvuru konuşmalar sırasında bu konu gündeme gelmiştir. Ama genel kurulda nasıl ne zaman niteliği ne olacak, sayın başkan ve üyeler bunu kesinlikle söylemediklerini ifade ediyorlar.Bireysel başvuru hakkını 2010 referandumunda Türkiye için demokratikleşme olarak gördük ve evet verdik. Hayır diyenler düşünsünler bunun cevabını. Ama bireysel başvuru hakkını kabul eden bu konu üzerinde AYM, AİHM’e gitmeden yurttaşlarımıza başvuruda bulunma hakkını veriyor. Bazı kararlar eleştiriliyor olsa bile AYM demokrasiyi önceleyen karar aldılar. Adil yargılanmayla ilgili, hak ihlalleriyle ilgili bence her zaman takdir ettiğimiz önemli karar verdiler. Şimdi önlerindeki bu konu da çok hayati bir konudur. Biz barajları hiç dert etmeyen bir siyasi iktidarız. 13 yılda 9 imtihandan geçtik hepsinde birinci olduk. Bu barajı biz getirmedik. Henüz 15 aylık bir partiydik önümüzde yüzde 10 barajı vardı. 4 milletvekili ve daha çok çıkaran illerde yüzde 10’u aştığınız zaman bir de yüzde 25’i aşmanız lazımdı. Biz şikayet etmedik, biz iktidar olmak için kurulduk dedik. millet isterse iktidar yapabilir, isterse barajın altında koyabilir.Fakat anayasamızın önemli bir maddesi var, yönetimde istikrar. Bu sihirli cümleyi bağdaştıracak bir seçim sistemi elbette bulunabilir. Ama geçmişte yönetimde istikrardan uzak kalmış olan Türkiye’nin neler kaybettiğini bilmek lazım. Bunu sadece AYM üyelerinin değil hepimizin bilmesi gerekir. Bu konuyla ilgili olarak AYM’ye başvurular yapıldı 90’larda. Sonra 2004-2005’lerde AİHM’e gidildi. Bir karar verildi bu barajın bütün partiler için geçerli olduğu ve aykırı olmadığı konusunda kararlar verildi.Biz bir yıl önce bütün muhalefet partilere bir teklifte bulunduk. Bu baraj kalmalı mı, kalkmalı mı? Dar bölge mi daraltılmış bölge mi? Hiçbirisinden incir çekirdeğini dolduracak bir şey gelmedi. Onları beklemekten sıkıldık, onlarda baraj kalsa daha iyi olacak dediler. Bugünkü sistemin devam etmesi konusunda muhalefetin de bir şey söylememesine bakarak biz karar verdik.Şimdi AYM önündeki konuları tartışacaktır, bu kriz anlamına da gelmez. Mahkeme ne karar verirse versin bunun gerekleri yerine getirilir. Hiçbirimiz endişe içerisinde değiliz.'T24
Türk Resminin Klasik Tabloları Satışta
Türk resmine örnek teşkil edebilecek 200 tablo, bir açık artırma ile satışa çıkacak. Eserleri satılacak ressamlar arasında Hoca Ali Rıza, Sami Yetik ve İbrahim Çallı bulunuyor.Geleneksel çizgisini 18. yüzyıldan itibaren bulmaya başlayan, doğunun konuları ve batının ekollerini buluşturan Türk resim sanatının örnekleri bir müzayede ile satışa çıkıyor. 14 Aralık'ta düzenlenecek olan müzayedede Şevket Dağ, Şeker Ahmet Paşa, Halil Paşa, Nazmi Ziya, Hoca Ali Rıza, İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Vecih Bereketoğlu, Şefik Bursalı, Fahrel Nisa Zeid gibi Türk resminin en önemli örneklerine imza atan ressamların tabloları yer alacak.
İstanbul Valiliği'nden Savunma: 'Dilan Kızımız Polise Saldırdı'
Taksim'de başına isabet eden biber gazı fişeğiyle ağır yaralanan 17 yaşındaki Dilan Alp'in açtığı tazminat davasında, Valilik'in yaptığı savunma tartışma yaratacak nitelikte.Savcılıkça Dilan Alp için takipsizlik, arkadaşları hakkında ise beraat kararı verildiği halde İstanbul Valiliği adına gönderilen savunmada genç kız bir kez daha ‘terörist’ ilan edildi. Savunmada, Alp’in yasal olarak çıkan ‘Söz Dergisi’nin üyesi olduğu ve yaralandıktan sonra örgütlerce sahiplenildiği öne sürüldü.İsmail Saymaz 'ın Radikal'de yer alan haberine göre Alp ve arkadaşlarının “Barışçıl bir amaç için gelmedikleri, aynı tip kıyafet giyerek ve yüzlerini tanınmayacak şekilde kapatmak suretiyle emniyet güçlerine taş, sapan, bilye, molotofkokteyli ve fişek attıkları” ileri sürüldü.Savunmada, Alp ve arkadaşları için, “Polis güçlerinin saldırısına uğramamışlar, tam aksine polis güçlerine saldırmışlardır” denildi. Ayrıca, Alp’in polisin biber gazıyla vurulduğuna ilişkin görüntüler olduğu halde “marjinal grup üyeleri ya da başka bir tarafından atılan cisimle yaralandığı” ileri sürüldü.17 yaşındaki Alp, 2013 yılındaki 1 Mayıs kutlamaları sırasında Tarlabaşı’nda polisin attığı biber gazıyla başından vurularak ağır şekilde yaralanmış, buna rağmen Alp ve arkadaşları hakkında işlem yapılmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Alp hakkında verdiği takipsizlik kararında, genç kızın elindeki eşyanın molotof kokteyli değil sirke olduğunu, bunu gaz bombasının etkisinden kurtulmak için bulundurduğu, bez parçasını da yüzünü kapatmak için değil, gazın etkisinden kurtulmak için taşıdığını vurgulamıştı.Kararda, gençlerin taş, molotof, sair eşya attıklarına kanıt bulunmadığı, katıldıkları toplantının da yasal olduğu, polisin uyarısına uymadıklarını gösteren delil olmadığı kaydedilmişti. Alp’in bulunduğu evde gözaltına alınan sekiz arkadaşı da İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesi’nde beraat etmişti.Savunmada savcılığın genç kız hakkındaki takipsizlik kararı eleştirilerek, Alp’in elindeki cismin molotofkokteyli değil, sirke de olsa bunun suça delil oluşturduğu iddia edilerek, “Başsavcılık Alp’in kanunsuz bir gösteriye katılacağını bilmesi nedeniyle yanına sirke şişesi aldığı hususunu değerlendirmemiştir. Bu kararın doğruluğu konusunda ciddi şüpheler vardır” denildi.Vali Mutlu tarafından dile getirilen “marjinal” ifadesinin “sayıca taraftarları fazla olmayan az sayıda eylemci kişi” anlamında kullanıldığı, “tehlikeli ve anormal anlamına gelecek şekilde kullanılmadığı” kaydedildi. Vali Mutlu’nun 1 Mayıs 2013’teki açıklamasında hem İstanbul halkından, hem de Alp’in ailesinden özür dilediği belirtilerek, “Hatta Vali, Alp için ‘Dilan kızımız’ ifadesini de kullanarak kişiye yönelik dışlamayan, aksine içselleştiren beyanda bulunmuştur” denildi. Bu açıklamanın ‘giderim biçimi’ olarak kabul edilip tazminat talebinin reddini istedi.Demokrat Haber
Bebeğe AIDS'li Kana 1.4 Milyon Lira Tazminat
ŞANLIURFA’da 6 yıl önce 1.5 yaşındayken, üzerine çaydanlıktaki kaynar suyun devrilmesi sonucu haşlanan, hastanedeki tedavisi sırasında ise HIV’li kan verilmesi sonucu AIDS hastalığına yakalanan Y.Ç.’nin ailesinin açtığı davada mahkeme, Sağlık Bakanlığı’nı toplam 1 milyon 393 bin lira tazminat ödemeye mahkum etti. Kararın 1 Aralık Dünya AIDS Günü'nde çıkması dikkat çekti.Şanlıurfa Eyyübiye İlçesi’ne bağlı Ulucanlar Mahallesi’nde oturan Fatma- Mehmet Ç. çiftinin çocukları Y.Ç.’ye 2008 yılının Mart ayında 1.5 yaşındayken HIV virüsü bulaşmasının ardından ailesi tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasında karar çıktı. Şanlıurfa 1’inci İdare Mahkemesi, maddi tazminat olarak, ’hizmet kusuru nedeniyle yaşam hakkı ve kişisel bütünlüğü zarar gören’ Y.Ç.’ye 522 bin 111, baba Mehmet Ç.’ye 24 bin 250, anne Fatma Ç.’ye ise 46 bin 716 lira tazminat ödenmesine karar verdi. MANEVİ TAZMİNAT DAHA FAZLASağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü hizmetin ağır kusurlu işlediğinin sabit görülmesi, olayın oluş şekli ve Y.Ç.’nin tedavisi mümkün olmayan, yaşam kalitesini ve süresini etkileyen bir hastalığa yakalandığını dikkate alan mahkeme, ’Manevi değerlerinde meydana gelen eksilme ile duyulan acı, üzüntü ve sarsıntının karşılığı olarak Y.Ç.’ye 300, anne Fatma ve baba Mehmet Ç.’ye 125’er ve 5 kardeş için de 50’şerden 250 bin lira manevi tazminat talebini kabul etti.Mahkemenin verdiği kararla Sağlık Bakanlığı’nın aileye toplam 1 milyon 393 bin 77 lira maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmedildi.Baba Mehmet Ç., parayı büyüyen ve ilkokula giden çocuğunun adına açacağı hesaba yatırarak tedavisi için kullanacağını söyledi.DHA
Reklam
Reklam
OECD: En Uzun Çalışma Saatleri Türkiye'de
Regional Well-Being raporuna göre Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ne üye 34 ülke arasında en uzun çalışma saatleri Türkiye'de. Söz konusu ev içi emek olduğundaysa erkekler OECD ortalamasının gerisinde kalırken kadınlar OECD ortalamasında çok daha fazla çalışıyor.Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) ”Bölgesel Selamet” (Regional Well-Being) raporuna göre Türkiye iş-yaşam dengesi söz konusu olduğunda 34 ülke arasında son sırada yer alıyor.Türkiye’de çalışanlar, listenin başında olan Danimarka’dakilere kıyasla yılda 309 saat daha fazla çalışıyor.BulgularRapora göre Türkiye;Hizmete erişim kategorisinde 34 OECD ülkesi arasında 32. Sırada, söz konusu hizmete erişimde OECD bölgeleri karşılaştırmasındaysa son sırada yer alıyor.Sivil toplum kategorisinde Türkiye, 34 OECD ülkesi arasında 4. sırada yer alıyor.Eğitimdeyse hem OECD ülkeleri arasında, hem de eğitime erişimdeki eşitsizlik konusunda son sırada.İstihdamda 34 ülke arasında 32. sırada yer alan Türkiye çevre kategorisinde 31., gelirde ise 26. Sırada yer alıyor.Sağlıkta 34 ülkede 31. sırada yer alan Türkiye söz konusu sağlığa erişim olduğunda 21. sırada.Türkiye güvenlik ve barınma kategorilerindeyse 30 ve 32. sıralarda yer alıyor.DeğerlendirmeTürkiye için yapılan değerlendirmeler şöyle:Türkiye’de 15-64 yaş arası insanların yüzde 49’u bir iş sahibi. Bu arakam OECD ortalaması olan yüzde 65’in gerisinde. Çalışanlarınn yüzde 69’u erkek, yüzde 29’u ise kadın. İşsizlik oranı ise erkeklerde yüzde 1.8, kadınlarda yüzde 3.4.OECD ortalamasına göre bir yılda bir insanın çalışma saati 1765 saat olması gerekirken, Türkiye’de bu rakam 1855. Rapora göre en uzun çalışma saatlerinin olduğu ülke de Türkiye. Türkiye’yi Meksika, Kore ve İsrail izliyor.Söz konuş ev içi emek olduğunda Türkiye’de erkekler günde 116 dakika ev içi emek harcıyor, bu rakam OECD oratalaması olan 141 dakikanın gerisinde. Kadınlarda günde 377 dakika, yani yaklaşık 6 saat 30 dakikalarını ev içi emeğe harcıyorlar.25-64 yaş arası yetişkinlerin yüzde 32’si lise diplomasına sahipken, bu rakam yüzde 75 olan OECD ortalamasının çok altında. the OECD’s Programme for International Student Assessment’ın (PISA) okuma-yazma, matematik ve bilim testlerine göre ortalama bir öğrencinin puanı 462, ki bu rakamda OECD standartının altında. Kadınlarsa erkekleri 16 puanla arkada bırakıyor.Rapora göre ortalama yaşam süresi 75 yıl. Bu rakam kadınlar 77, erkelerde 72.Sivil topluma katılım oranı yüzde 79. Son seçimlerde hükümete güven ve vatandaş katılımı yüzde 88 oranıydı. Bu oran OECD standartlarına göreyse yüzde 72.Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Kaynak: Bianet Haber Merkezi
Antep'ten Galatasaray Maçı İçin 'Tekrar' Başvurusu
Spor Toto Süper Lig'in 11. haftasında Gaziantepspor ile Galatasaray karşı karşıya gelmiş, sarı-kırmızılı ekip karşılaşmayı 1-0 kazanmıştı. Karşılaşmanın ardından, mücadelenin hakemi Özgür Yankaya'nın hareketi çok konuşulmuştu.Gaziantepspor da hakemin bu hareketinin üzerine Türkiye Futbol Federasyonu'na karşılaşmanın 'tarafsız' bir hakem tarafından yönetiminde tekrar oynanması için başvuracağını açıkladı.Gaziantepspor'dan yapılan açıklama şöyleTürk futbolunun her anlamda en kötü günlerini yaşadığı, her gün nasıl kurtarılacağının konuşulduğu ve çareler arandığı bir dönemde, cesur bir şekilde Türk futboluna destek olmak ve evlatlarımıza sahip çıkarak gelecek adına ülkemize yeni oyuncular kazandırmak adına bu sezon kadromuza hiç kimsenin adını bile duymadığı birçok genç oyuncuyu katarak onlara geleceğimiz adına imkân sağladık. Lig’de geride kalan on bir haftalık dönemde bu oyuncularımıza verdiğimiz forma şansı ile de ligimizin en genç ve en çok genç oyuncu oynatan takımlarından biri olduk.Fakat bizim gösterdiğimiz cesaret ve fedakârlığı ligde oynadığımız on bir haftalık dönemde hakemlerimizden görememek bizleri üzmektedir. Yaşadığımız hakem hataları veya hakemlerin maçların gidişatına yaptıkları dokunuşlar, özellikle ligimizin büyük takımları olarak adlandırılan ve hakemlerimizin maçlarına büyük bir korku ve güvensizlikle çıktıkları takımlara verdiği destek bizi derinden yaralamakta ve Türk futbolunun daha da kötü günlere gideceği korkusu bizleri sarmaktadır.Son oynanan Galatasaray maçı ile birlikte ligde oynadığımız karşılaşmalarda verilmeyen penaltılarımız, Fenerbahçe deplasmanında verilen ve herkes tarafından alay konusu olan penaltı ve kararlar, Trabzonspor karşılaşmasında rakip oyuncu Cardozo’nun, oyuncumuz Oğulcan Çağlayan’a attığı tekme sonrası verilmeyen kırmızı kart ve aynı oyuncunun akabinde attığı golle maçın berabere sonuçlanması ile Gaziantepspor’umuzun Lig’in başından beri uğradığı bu hakem hatalarının toplam maliyeti hem puan olarak bizi hak ettiğimiz sıralamadaki yerimizden uzaklaştırmakta, hem de maddi olarak kulübümüzü büyük zararlara uğratmaktadır.Öncelikle belirtmek isteriz ki hakemlerimizin de hata yapabileceğini, yapılan hataların olağan insan hatası olarak da değerlendirilmesi şeklindeki genel görüşe katılmakla birlikte, 29 Kasım 2014 tarihinde Kamil Ocak Stadyumunda oynanan Gaziantepspor-Galatasaray karşılaşmasının 89.dakikasında Galatasaray’ın bulduğu gol öncesi hakem “Özgür Yankaya’nın yaptığı ayak hareketinin” tarafsızlığını yitirmiş ve maçın genelinde verdiği kararlarda olduğu gibi açık bir şekilde rengini ve tarafını belli etmiştir.“Tüm kamuoyu ve hakem otoriteleri tarafından alay konusu olan ve çok açık bir şekilde taraflı olduğu ortaya çıkmış biri tarafından yönetilen bu maçın Türkiye Futbol Federasyonu tarafından “tarafsız” bir hakem yönetiminde tekrarlanması için gerekli başvuru kulübümüz tarafından yapılacağının bilinmesini isteriz.”Hakem hatalarından dolayı telafisi olmayan puan kayıplarının önüne geçmek için hakemlerimizi daha duyarlı ve dikkatli maç yönetmeye davet ediyoruz.Bilinmelidir ki, Gaziantepspor’un uğradığı her türlü haksızlık karşısında mücadelemiz kararlılıkla sürdürülecektir.Saygılarımızla;Gaziantepspor KulübüCumhuriyet
Frozen’ın Devam Filmi Geliyor
Geçtiğimiz yıl beklenmeyen çıkışıyla herkesi şaşırtan, yapımcıların yüzünü güldüren Frozen’ın devam filminin çekileceği açıklandı. Film gişede büyük bir başarı elde ettikten sonra, önce tiyatroda bir müzikal olarak oynanacağı yönünde bir anlaşamaya varılmıştı, sonrasında ise ABC kanalında yayınlanan Once Upon a Time dizisinde tema olarak izleyicilere sunuldu.Dünya çapında 1.274 milyar dolarlık bir hasılat elde eden Frozen’ı (Karlar Ülkesi) tüm zamanların en çok kazandıran beşinci yapımı olarak adını listeye yazdıran filmin devamını biraz daha beklemek gerekecek. Disney çok belirgin bir açıklama yapmasa da, filmin devamının 2018 yılında vizyonda olacağı ön görülüyor.Süper Karga
Reklam
Kuzu: 'Bir Fitne Varsa, Onun Başı Benim'
İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde 'başkanlık sistemi' konulu konferansta konuşan TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı, AK Partili Burhan Kuzu, Özal'a da başkanlık fikrini veren benim. Dolayısıyla eğer bu konuda bir fitne varsa, bu fitnenin başı benim' dedi.TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı, AK Parti İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Burhan Kuzu, İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde gerçekleştirilen 'başkanlık sistemi' konulu konferansta konuştu. Parlamenter sistemde tüm yetkinin yürütmede olduğunu ifade eden Burhan Kuzu, başkanlık sisteminde kimsenin diktatörlük yapamayacağını savundu. 30 yıldır Türkiye için başkanlık modelini savunduğunu ifade eden Burhan Kuzu, “Bu Ak Parti ile başlayan bir sevda değil. 'Başbakan şimdi ki Cumhurbaşkanımız başkan olmak istiyor. Hocamda bunun zeminini hazırlıyor' bu iş böyle değil. Özal'a da fikri veren benim. Dolayısıyla eğer bu konuda bir fitne varsa, bu fitnenin başı benim. Bir durum varsa vebali ben kendim alıyorum' dedi. 'PARLAMENTER MODELİN ADI VAR KENDİ YOK'Kuzu, 'Parlamenter modelde kuvvetler ayrımı yoktur. Kitapta 'vardır' denir. Yoktur. Neden yoktur? Çünkü yargıyı bir kenara bırakın, yasama, yürütme ayrımına baktığınız zaman bu modelde yasama yoktur. Adı var, kendi yoktur. Bunu bir Anayasa Komisyonu Başkanı söylüyor size. Dışarıdan göründüğü gibi bir parlamento sistemi yoktur. Şu gördüğünüz parlamento indir kaldır, başka işe yaramaz. Yürütmeden gelen, başbakandan gelen yasaları kabulden başka bir yetkimiz yoktur. Hükümetin kabul etmediği hiçbir önerge komisyonda ve genel kurulda geçmez. Buradan çıkan sonuç şudur ki, çıkan yasaların yüzde yüzü Parlamenter modelde Türkiye, Almanya, İngiltere hepsi dahil buna. Gelir ve olduğu gibi geçer. Değişiklik sadece hükümetin ve bakanların dediğiyle sınırlıdır' diye konuştu. 'AMERİKAN BAŞKANI DİKTATÖRLÜK YAPMAK İSTESE NASIL YAPACAK'Başkanlık sisteminde ise yasama, yürütme ve yargının net bir şekilde ayrıldığını anlatan Kuzu, “Yürütme yasmaya karışamıyor, yasama yürütmeye karışamıyor. Herkes kendi işini yapıyor. Kanun yapmak ve bütçe işlerinin tümü meclise ait. Parlamenter rejimde kimdeydi bu? Şeklen yasamada ama uygulamada hiç böyle bir şey yok. Ama burada parlamento izin vermeden Amerika'da başkan bir kuruş harcayamaz. Tüm yetkiler meclisin tek elindedir. Dolayısıyla bütçe gibi kanun gibi iki ana yetki elinde bulunduramayan başkanın diktatör olma şansı sıfırdır. Amerikan başkanı diktatörlük yapmak istese nasıl yapacak? Yasama yok. Yürütme elinde sadece… kanunda gelmemiş veya bütçe yok. Neyiyle diktatörlük yapacak' diye konuştu.  Ümit TÜRK/ İSTANBUL- DHA
Reklam
Sinan Engin'e 'Fenerli' Dedi, İşten Çıkarıldı
TRT'de çalışan Murat Bereket, Beyaz TV'de yorumculuk yapan Sinan Engin'e 'Fenerli' dediği için işten çıkarıldı. Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Sinan Engin'e Fenerli dediği için işten çıkarıldığını iddia eden Bereket, Sinan Engin ve Rasim Ozan Kütahyalı'nın kendisini arayarak tehdit ettiğini ve bir gün sonra da işten çıkarıldığını ifade etti.Sporx
'Böcek' İddianamesi Kabul Edildi
Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ofisinde çıkan dinleme cihazlarıyla ilgili iddianame Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 13 şüpheli 42 yıl hapis cezasıyla yargılanacak.Ankara Cumhuriyet Savcısı Durak Çetin’in hazırladığı ‘böcek’ iddianamesi Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. İddianamede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şikayetçi olarak yer aldı. İddianamede şüpheliler için 'siyasi casusluk, kişiler arası haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arası konuşmayı izinsiz kayıt etme' suçlarından 28 yıl hapis cezası istendi.İddianamede suçun kamu görevlileri tarafından işlenmesi halinde cezada yarı oranında artırıma gidilmesi de talep ediliyor. Bu kapsamda 13 şüpheli toplamda 42 yıl hapis cezasıyla yargılanacak.İddianamedeki şüphelilerİddianamede şüpheli olarak TÜBİTAK'ın eski yöneticisi Hasan Palaz ve polis memurları Ali Özdoğan, Serhat Demir, Sedat Zavar, Ahmet Türer, Enes Çiğci, İlker Usta, Hurşit Gölbaşı, Seyit Saydam, İbrahim Sarı, Mehmet Yüksel, Zeki Bulut ve Harun Yavuz yer aldı. Bu isimlerden Özdoğan, Zavar, Çiğci, Usta, Türer ve Demir hakkında yakalama kararı verildi.Mahkemenin kabul ettiği iddianamede, dinleme cihazlarının bulunduğu dönemde iki defa yapılan arama tarama faaliyetlerinin kayıt altına alınmadığı belirtilerek şu tespitlere yer verildi:“Arama tarama faaliyetlerine katılan güvenlik ekibini zaman zaman yalnız kalmasına rağmen Teftiş Kurulu’nca alınan ifadelerinde gerçeğe aykırı beyanda bulunmuşlardır.”“Ali Özdoğan ve Sedat Zavar’ın 2011 yılı içerisinde senelik izinlerini ABD’de geçirmelerine rağmen kurumlarına bu izinleri Almanya/Stuttgart’ta geçirecekleri yönünde iki defa gerçeğe aykırı beyanda bulunmuşlardır.”“Çalışma ofisinde dinleme cihazının bulunması sonrası MİT tarafından yapılan çalışmaya destek sağlamak amacıyla Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanı Mehmet Yüksel’in Serhat Demir’le yaptığı görüşmelerde Demir’in İstanbulda özel bir görev sebebiyle bulunduğu sırada Ankara’ya gelerek arama faaliyetleriyle ilgili gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suretiyle o döenm faaliyetleri gizleme çabası içine girmiştir”Şüphelilerin arama tarama ve jammer testi adı altında gerçekleştirdiği çalışmalar esnasında bir fırsat operasyonu şeklinde dinleme cihazlarını yerleştirdikleri, bilerek isteyerek örgütlü olarak bu faaliyet içerisinde yer aldıkları belirtilen iddianamede dinleme cihazı 24 Kasım 2011’de yerleştirildiği belirtildi.'TÜBİTAK'tan destek aldılar'İddianamede “Serhat Demir, Sedat Zavar, Enes Çiğci ve İlker Usta’nın teknik dinleme cihazı konulması çalışmasını yönlendirdikleri ve bilerek faaliyette yer aldıkları kanaatine varılmıştır” denildi.İddianamede şüphelilerin dinleme cihazını koyma tarihinin tespitini engellemeye yönelik TÜBİTAK’ta görevli Hasan Palaz’dan destek aldıkları belirtildi. Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanı Mehmet Yüksel, Başkan Yardımcısı Zeki Bulut ve Ahmet Türer’in denetim görevlerini tam yapmayarak böcek koyma işlemini yapanlara bilerek isteyerek yardım ettikleri ifade edildi.'Böcekleri bilerek bulmadılar'Şüpheliler İbrahim Sarı, Seyit Saydam, Hurşit Gölbaşı ve Harun Yavuz’un dinleme cihazlarını, arama sırasında bulmayarak diğer şüphelilerle birlikte hareket ettiği aktarılan iddianamede, “suç işlenmesine göz yumdukları, bilerek ve isteyerek diğer şüphelilere yardım ettikleri tespit edilmiştir” denildi.Gizli tanığın beyanlarına da yer verilen iddianamede dosyadaki şüphelilerin kurum adına bazı cihazlar aldığı ifade edildi. Cihazlarda bulunan çok hassas mikrofonlar sayesinde uzaktaki konuşma ve seslerin çok rahat dinlendiği, bu cihazların uzaktan kumanda ile kapatılma özelliğine sahip olduğu belirtildi.Soruşturma nasıl başladı?Böcek soruşturması 'Başbakan'ın odasına uluslararası güçler tarafından dinleme cihazı konulduğu' ihbarının ardından üç yıl önce başlatıldı.Böcekle ilgili ilk incelemeleri Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) yaptı. Ancak MİT böceklerin nereye sinyal yolladığı, ne kadar süre dinleme yapıldığı ve ne zaman yerleştirildiğini tespit edemedi. MİT ve Başbakanlık soruşturma savcılığının istediği bilgileri gönderdi.Soruşturmayı yürüten Memur Suçları Soruşturma Savcısı Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunun Başsavcılığa ulaşması sonrası bilgilerin casusluk amacıyla kullanıldığı iddiası nedeniyle dosya terör savcılığına gönderdi. Özel yetkili savcılığın kaldırılması sonrası soruşturmayı Anayasal Suçlara Bakmakla Görevli Büro yürüttü.Savcılıkta ifadesi alınan şüpheli polisler böceklerden bilgilerinin olmadığına dair savunma yaptı. Bu savunmalarına rağmen soruşturma savcısı bazı polislerin tutuklanmasını istedi. Ancak mahkeme yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle tüm polisleri serbest bıraktı.‘Bunun Pensilvanya ayağı var’Soruşturmanın şikayetçisi olarak iddianamede yer alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şüpheliler hakkında iddianamenin tamamlanmasıyla ilgili olarak 17 Kasım'da şunları söyledi:'Bu iddianame artık yargı sürecinde, altından neler çıkacak onu hep birlikte göreceğiz. Şu anda ortada olan vaka neyse, paralel devlet yapılanması olarak ulusal güvenliğimizi tehdit eden bu yapının nerelere sızdığını, nerelerde ne tür faaliyetler gösterdiğini ki bunun Pensilvanya ayağının olmaması diye bir şey söz konusu değildir kesinlikle. Pensilvanya ile bağlantısı vardır. Bundan dolayı da bizler en son MGK basın bildirisinde bunu açıkladık. Şu anda Hükümetimiz de bu tavsiye kararı üzerinde çalışmasını yürütüyor. Onlar da kısa bir süre içerisinde nihai kararını açıklayacaklardır.'Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Anayasa Mahkemesi'nden 'Baraj' Açıklaması
Anayasa Mahkemesi'nden seçim barajı tartışmalarıyla ilgili yapılan açıklamada ''Anayasa kuralları çerçevesinde verilen cevaplardan yorumlar yapılarak bir sonuç çıkarılması tamamen gazetecimizin kendi görüşü ve değerlendirmesinden ibarettir' denildi.Yapılan açıklamada, 'Gazeteci arkadaşımızın teknik bilgi kapsamında sorduğu bazı sorulara Anayasa kuralları çerçevesinde verilen cevaplardan yorumlar yapılarak bir sonuç çıkarılması tamamen gazetecimizin kendi görüşü ve değerlendirmesinden ibarettir.Görüşülmekte olan bir konu hakkında değerlendirme yapmak ne Başkanın ne de üyelerimizin bugüne kadar başvurduğu bir yol olmadığı gibi, böyle bir açıklamanın olumsuz sonuçlarını öngörebilecek yeterli bilgi ve tecrübe sahibi oldukları da izahtan varestedir' denildi.Ajanslar
Berkin Elvan'ın Ailesi Sordu: #BerkinElvanDosyasıNerede?
Gezi Parkı eylemleri sırasında 16 Haziran 2013 tarihinde polisin attığı biber gazı fişeğiyle yaralanan ve 269 günlük yaşam mücadelesini kaybeden Berkin Elvan'ın ailesi bu sabah bir açıklama yayınladı. 533 gün geçmesine rağmen henüz bir iddianame hazırlanmadığı ve dava açılmadığı ifade edilen açıklamada Adalet Bakanlığı'na soruldu: Berkin Elvan dosyası nerede? Ailenin yaptığı açıklama şöyle:“Berkin Elvan vurulalı 533 gün oldu. 533 gün önce bir sabah, evimizin bir üst sokağında vuruldu Berkin. 533 gün sonunda ortada ne dava var ne de iddianame! Sadece sürüncemede bırakılan bir soruşturma… Berkin vurulduğu andan itibaren süren soruşturmada ciddi adımlar atılmamış, Berkin’i vuran polislerin görüntüsü bulunmasına rağmen kimlikleri hala tespit edilememiştir.  533 gündür süren soruşturmada yapılmayan birçok hukuki ve adli işlem bulunmaktayken yapılan en hızlı ve sürekli işlem SAVCILARIN SIRAYLA GÖREVDEN ALINMASI olmuştur.Dosyaya bazı birliklerin fotoğrafları gönderilmiştir. Ancak 9. ve 5. birlikte görev aldığı halde daha sonra ilişkisi kesildiği iddiasıyla bazı polislerin fotoğrafları gönderilmemiştir. İlişkinin kesilmesi fotoğrafların gönderilmesi önünde engel değildir. Fotoğrafı istenen polislerin ilgili birlikte fotoğraflarının bulunmamasının  mümkün olmadığını düşünüyoruz. Fotoğrafların şüphelileri korumak için göndermedikleri kanısındayız.Soruşturma evraklarının içerisinden de anlaşılacağı üzere olay hakkında bir idari soruşturma yürütülmüştür. Ancak her ne hikmetse bu idari soruşturmanın sadece bir bölümü savcılığa yollanmıştır. İdari soruşturma raporunun tamamı nerededir ve ne zaman savcılığa gönderilecektir? Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin davaya kimler müdahale etmektedir ve iddianamenin ortaya çıkması için gerekenler hangi amaca hizmet ederek kimlerce geciktirilmekte ve/veya yok edilmektedir?Berkin Elvan’ın vurulma anının bir başka emniyet aracının içinden çok daha net olarak görüntülendiği ve bu görüntülerin saklandığı ya da yok edildiği doğru mudur? Bu görüntülerin 17 Aralık 2013 tarihli yolsuzluk operasyonundan önce iktidara yakın tv kanallarında hazırlanan Gezi direnişi aleyhtarı kes biçimlendir montajla videoları kurgulanırken, o gün tamamı iktidarı destekleyen tv kanallarındaki yetkili kişilerce izlendiği doğru mudur? Bu görüntülerin dönemin başbakanını yalanladığı için ve Berkin’i vuran polislerin çok daha net tespitini sağladığı için yok edildiği/saklandığı doğru mudur?Kısaca 533 gün geride kalırken ortada iddianame ve dava yoktur. O yüzden biz soruyoruz:BERKİN ELVAN’ın ÖLDÜRÜLMESİNE İLİŞKİN DAVA NE ZAMAN GÖRÜLECEK?Berkin Elvan’ın vurulmasına ilişkin soruşturma evrakları kimlerin onayından, izninden, sansüründen geçiyor? İşte bu yüzden #BERKİNELVANDOSYASINEREDE?Sami Elvan (Berkin’in babası) – Kenan Düzen (Berkin’in dayısı) / 01.12.2014”Kaynak: Berkinelvan.blogspot.com.tr
Soma'da 2 Bin 800 Madenci SMS ile İşten Çıkarıldı...
MANİSA'nın Soma İlçesi'nde, aynı şirketin işlettiği yaptığı 301 madencinin hayatını kaybettiği Eynez bölgesindeki ocak ile Atabacası ocağından toplam 2 bin 800 işçinin, bugün itibariyle işine son verildi. İşsizlik krizinin başladığı ilçede, işçiler tedirgin bir bekleyişe geçti. Kaymakam Bahattin Atçı ise sorunun bir an önce halledilmesi gerektiğini, aynı veya farklı bir şirketin bu ocakları işletmeye başlamasının ilçe halkı için olumlu olacağına inandığını dile getirdi.Geçen 13 Mayıs'ta Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'ye bağlı Eynez bölgesindeki maden ocağında meydana gelen faciada 301 işçi hayatını kaybetti. Bu kazanın ardından şirkete ait, biri kaza olan ocak olmak üzere üç maden işletmesi kapatıldı. Ancak bunlardan Işıklar Maden Ocağı daha sonra müfettişlerin olumlu rapor vermesi üzerine açıldı. Bu arada şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Genel Müdürü Ramazan Doğru ile İşletme Müdürü Akın Çelik hakkında hazırlanan iddianame ise Ağır Ceza Mahkemesi tarafından geri gönderildi.ŞOK KARARI MESAJLA ALDILARBu gelişmelerin yaşandığı sırada işçiler dün akşam saatlerinde cep telefonlarına şirketten gelen mesajla şoke oldu. Bugün itibariyle işlerine son verildiğini öğrenen işçiler, uzun bir süre kararın doğruluğunu teyit etmeye çalıştı. Gerçeği öğrendikten sonra ise işçiler, tedirgin bir bekleyişe geçti.RAKAMI KAYMAKAM ATÇI, AÇIKLADIBu arada konuyla ilgili Soma Kaymakamı Bahattin Atçı da açıklama yaptı. Atçı hem kazanın yaşandığı maden ocağından, hem de halen kapalı olan Atabacası maden ocağında çalışan toplam 2 bin 800 işçinin, işlerine son verildiğini söyledi.Kış ortasında bu kararın, kendilerini üzdüğünü söyleyen Atçı, 'İşçilerimizin, kış ortamında mağdur olmamaları lazım. Ocaklar üretime geçemedi. Bu sorunun acilen çözümlenmesi lazım. İşçilerin, çoğu maddi olarak zor durumda. Bu durumdan herkes, olumsuz etkilenecek, esnaf diğer kesimler, halk da tedirgin. Eski duruma gelmemiz için kapalı olan ocaklarında usulüne uygun olarak güvenli bir şekilde üretime sokulması lazım. Ama bu firmayla ama başka firmayla. Yüksek bir rakamın işten çıkartılması mağduriyete sebep oldu. Soma'da halkın olumsuz etkilenmesi gibi bir sonuç doğurdu. Diğer taraftan da kömür üretimi düştü. Kömür alan kesimlerde de sıkıntı var' dedi.SENDİKADAN AÇIKLAMA GELDİKonuyla ilgili olarak Maden İş Sendikesi Bir No'lu (kamu) şubenin müteşebbis heyeti ve üst kurul delegeleri de açıklama yayımladı. 13 Mayıs'ın Soma'da olduğu gibi, ülkemizde ve dünyada madencilik adına milat olduğu görüşüne yer verilen açıklamada, şöyle denildi:'Keşke o kara gün olmasaydı da 301 şehidimiz olmasaydı. Yaşanan bu büyük acıya, karmaşaya ve kargaşaya rağmen hala birçok kişinin ders almadığını, hayret, üzüntü ve esefle izledik. Bu olay olduğunda tüm tepkiler Ege Bölgesi Şubesine odaklandı. Şube başkanı ve yöneticiler işçi arkadaşların ve tüm basının gözü önünde istifa ettiler. Sendika genel merkezi de disiplin kurulunu toplayarak gerekli işlemleri yaptı. Daha sonra aldığı kararlarla şubeyi üçe böldü. Bizler işçi arkadaşların bölünmesinden değil, şubelerin bölünmesinden yanayız. Bunun yanı sıra, geçtiğimiz günlerde Işıklar ocağında başlayan işçi kıyımını kendi işyeri temsilcisiyle Noter tespiti yaptıran, bu işyerinde çalışmakta olan 3 nolu şube başkanını ve genel sekreterinin işten atılmasına seyirci kalan, şube yönetimi bu günlerde 301 şehidimizin olduğu Eynez ocağında işten atılan yaklaşık 2 bin işçi arkadaşımız için ne yapacaklardır. Kendi işyerinde işten atılan arkadaşlarının hakkını savunamayan pasif yöneticileri de siz işçi arkadaşların takdirine bırakıyoruz. Değerli arkadaşlar; işte bu yaşananlardan dolayı bizler kamu müteşebbis heyeti ve delegeleri olarak tüm kamu çalışanlarının ortak isteği olan şubelerin bölünmesinin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Devam eden Yargıtay sürecini dikkatle ve titizlikle takip edeceğiz. Başta işçi arkadaşlarımız olmak üzere Soma'nın havasını soluyan, alın teriyle ekmeğini kazananlara hayırlı işler diliyoruz.'ÖZEL, İŞÇİLERİ ÖLÜMLE AÇLIK ARASINDA TERCİHE ZORLUYORLARKonuyla İlgili CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ise, 'İşçileri ölümle açlık arasında tercih yapmaya zorluyorlar. Bu madenlerin güvenliğini sağlamayan hükümet 7 ayı boşa harcadı. 7 ay sonra madenleri açmaya hazırlandıklarında ise, sürekli kazalar yangın sorunuyla karılaşıyorlar. Açıldı denilip işçiler sokulduğu anda yeni kazalar oluyor. Şimdi de işçilere önce 'öl' dendi. Sonra da 'açlıktan öl' deniyor. Ölümle, açlık arasındaki bu yola isyan ediyoruz. Üçüncü yol var, gerekli düzenlemeler yapılıp, hemen ardından kaza olan şirketin anlaşmasının iptal edip, bütün işçiler, kamu işçisi olarak işe alınıp güvenli şekilde eskiden olduğu gibi TKİ'nin işçi olarak güvenli çalışmaları, sağlanmalı' dedi.Taylan YILDIRIM/ MANİSA, (DHA)
Apple Mağazaları Dünya AIDS Günü'nde Logolarını Kırmızıya Çevirdi
AIDS ile mücadele konusunda ön saflarda yer alan Apple, 1 Aralık Dünya AIDS Günü’nde de konuya dikkat çekmeyi sürdürüyor. Bugün için mağazalarındaki logolarını kırmızıya çeviren şirket, bugün hem fiziksel hem de çevrim içi mağazalarında yapılan alışverişlerden elde ettiği gelirin bir kısmını da AIDS ile mücadele için kurulan küresel fona aktarıyor. Apple’ın İstanbul’da Zorlu Center ve Akasya Alışveriş Merkezi’ndeki mağazalarının logoları da bugüne özel olarak kırmızıya çevrildi.Product (RED) organizasyonuyla birlikte hareket ederek AIDS ile mücadele konusunda kararlı bir duruş sergileyen Apple, farkındalık yaratma ve mücadeleye destek olma konusundaki çalışmalarının kapsamını bu yıl biraz daha genişletmiş durumda. Özel iTunes hediye kartları hazırlayan şirket, uygulama içi satış gelirlerinin bir kısmını AIDS ile mücadeleye aktarmak için bazı geliştiricilerle işbirliğine gitti.Teknoblog
Reklam