Avni Aker'de Gol Yağmuru!
SPOR-Toto Süper Lig’de Trabzonspor, Gençlerbirliği’ni 4-1 yenerek galibiyet serisini sürdürdü. Torku Konyaspor’u 3-2, Galatasaray’ı 3-0, Metalist Kharkiv’i 3-1 yenen bordo mavililer Gençlerbirliği galibiyetiyle bu sezon ilk kez 4 resmi maç üst üste kazandı. Trabzonspor’da Portekizli yıldız Cardozo 3 golle hat-trick yaptı.7nci dakikada Cardozonun ceza alanına girerken vuruşu kaleci Dahlinde kaldı.8inci dakikada soldan Özerin ceza alanına ortasında savunmadan seken topu önünde bulan Cardozonun yakın mesafeden vuruşu filelerle buluştu: 10.12nci dakikada Guido Koçerin pasıyla ceza alanı sağ köşesinde topla buluşan Tomicin vuruşunu kaleci Fatih Öztürk kornere yumrukladı.23üncü dakikada Uğur Çiftçinin ara pasıyla ceza alanına giren Guido Koçerin defansa rağmen vuruşunu kaleci Fatih Öztürk kornere çeldi.31inci dakikada sağ kanattan kazanılan serbest vuruşu kullanan Yusuf Erdoğanın yerden ortasına Özer ön direkte dokunarak topu filelere gönderdi: 2-0.36ncı dakikada Hakan Aslantaşın ortasında penaltı noktası üzerinde Antalın kafa vuruşu kalenin solundan az farkla auta çıktı.40ıncı dakikada Sefanın pasıyla ceza yayı üzerinde buluşan Cardozo, kalecinin sağından plaseyle topu ağlara yolladı: 3-0.54üncü dakikada soldan Trabzonspor ceza sahasına giren Mervanın şutunu kaleci Fatih iki hamlede kontrol etti.57nci dakikada Sefa Yılmazın Gençlerbirliği ceza alanına girerken sert şutu kalecide kaldı.65inci dakikada gelişen Trabzonspor kontratağında Sefa Yılmazın pasıyla ceza sahası çizgisi üzerinde buluşan Cardozonun aşırtma vuruşu filelerle buluştu: 4-0.69uncu dakikada Mervanın şutunda üst direkten dönen topu yarım voleyle kaleye gönderen Tomicin vuruşunda top kaleci Fatihin ayaklarına çarparak kornere çıktı.73üncü dakikada sağ kanattan yapılan ortada ceza sahası içinde topla buluşan Mervanın gelişine vuruşu ağlara gitti: 4-1.87nci dakikada Yatabarenin pasıyla ceza alanı sağ köşesinde buluşan Serdar Gürler, bomboş pozisyonda topu yandan auta attı.Karşılaşma da Trabzonsporun 4-1 üstünlüğüyle sona erdi.HAKEMLER: Hüseyin Göçek (xxx), Mustafa Emre Eyisoy (xxx), Orkun Aktaş (xxx)TRABZONSPOR: Fatih Öztürk (xxx) Bosingwa (xx), Belkalem (xxx), Papadopoulos (xxx), Musa Nizam (xx) (Dk.52 Serdar Gürler xx) Medjani (xx) (Dk.69 Yatabare xx) Sefa Yılmaz (xxx), Özer (xxx), Mehmet Ekici (xxx), Yusuf Erdoğan (xxx) Cardozo (xxxx) (Dk.78 Fatih Atik xx)GENÇLERBİRLİĞİ: Dahlin (x) Hakan Aslantaş (x), Ahmet Çalık (x), Tosic (x), Uğur Çiftçi (x) (Dk.46 Hikmet x) Gosso (xx), Özgür İleri (xx) (Dk.73 Taylan x) İrfan (x), Tomiç (x), Guido Koçer (xx) (Dk.27 Antal) Mervan (xx)GOLLER: Dk.8, 40 ve 65 Cardozo, Dk.31 Özer (Trabzonspor), Dk.73 Mervan (Gençlerbirliği)SARI KART: Dk.21 Medjani, Dk.45 Mehmet Ekici, Dk.75 Serdar Gürler, Dk.84 Papadopoulos (Trabzonspor), Dk.42 Uğur Çiftçi, Dk.45 Ahmet Çalık, Dk.56 Mervan (Gençlerbirliği)DHA
AA Genel Müdürü Öztürk Görevinden Ayrıldı
Anadolu Ajansı tarafından yapılan açıklamada , 'Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Kemal Öztürk, görevinden ayrılmak talebinde bulunmuş, yönetim kurulumuz da bunu saygı ile karşılamıştır' denildi.Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu'nca yapılan açıklamada, AA'nın alanında öncü kuruluş haline gelmesinde ve uluslararası bir medya kurumu hüviyeti kazanmasında Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Kemal Öztürk'ün büyük katkısı ve emeği bulunduğu belirtilerek, 'Anadolu Ajansı, bundan sonra da kuruluş idealini daha ileriye taşımak; dünyanın en büyük 5 haber ajansı arasına grime hedefine doğru kararlılıkla yürümeye devam edecektir' denildi.Yönetim Kurulu'nun yazılı açıklaması şöyle: 'Anadolu Ajansı, Türkiye'nin en köklü kurumları arasındadır.Dünyada ve Türkiye'de yaşanan değişim ve gelişmelere uygun olarak, kendisine kuruluşunun yüzüncü yılında dünyanın en büyük 5 haber ajansından biri olma hedefini belirlemiştir.'100. Yıl Vizyonu' adı verilen atılım hamlesi çerçevesinde, Anadolu Ajansı'nın sadece Türkçe olan yayını 8 dile çıkarılmıştır. Günlük haber, fotoğraf ve video üretimi ortalama 3 kat artmıştır.3 yıl öncesine kadar yurt dışında hiçbir abonesi olmayan Anadolu Ajansı'nın bugün 45 ülkede abonesi bulunmaktadır. Türkiye'nin uluslararası markalarından birisi haline gelen kurumumuzun bugün 86 ülkede temsilcisi bulunmaktadır. Faaliyet gelirleri yüzde 71 oranında artmış, tüm teknolojik altyapısını da çağa uyumlu hale getirmiştir. Anadolu Ajansı'nın alanında öncü kuruluş haline gelmesinde ve uluslararası bir medya kurumu hüviyeti kazanmasında Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Kemal Öztürk'ün büyük katkısı ve emeği bulunmaktadır.Sayın Öztürk bugün ilkeleri ve çalışma prensipleri açısından görevinden ayrılmak talebinde bulunmuş, yönetim kurulumuz da bunu saygı ile karşılamıştır. Kurumumuza yaptığı katkılardan dolayı Kemal Öztürk'e teşekkür eder, yeni çalışma yaşamında başarılar dileriz. Anadolu Ajansı, bundan sonra da kuruluş idealini daha ileriye taşımak; dünyanın en büyük 5 haber ajansı arasına grime hedefine doğru kararlılıkla yürümeye devam edecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.'CNN Türk
Dünya Nefessiz Kalmak Üzere
Uzmanlar, iklim değişikliği ve nüfus artışı nedeniyle dünyamızı büyük bir felaketin beklediğini düşünüyor. Atmosferin karbondioksit emme kapasitesinin en geç otuz yıl sonra dolacağı kaydediliyor.Almanlar küresel iklim politikasının işe yarayacağına inanmıyor. Almanların yüzde 69'u iklimdeki ısınmanın iki dereceyle sınırlandırılmasının başarılamayacağı, yüzde 85'i de iklimin korunmasının hayati önemde olduğu görüşünde. Almanya'da yapılan ankete katılanların büyük çoğunluğu, 'Dünya iklim konferansında öncelikle yenilenebilir enerjilerin bütün dünyada teşvik edilmesi ve enerji sarfiyatının azaltılması ele alınmalıdır' diyor.İklim araştırmaları uzmanı Ottmar Edenhofer, karbondioksit vergisi kesilmesinin neden gerekli olduğunu şöyle açıklıyor: “Atmosferin sera gazı depolama kapasitesi daraldığı için karbondioksit vergisine ihtiyacımız var. Atmosferin bin milyar tondan fazla karbondioksit depolaması mümkün değil. Kapasitesi sınırlı olduğu için karbondioksit vergisi uygulanmalı ki, yatırımcı, tüketici ve işletmeci kendine yön tayin edebilsin. Darlık fiyata yansıtılınca yatırımlar da doğru alanlara kaydırılacaktır.”Sera gazı emisyonunun bugünkü düzeyde devam etmesi durumunda atmosferin emiş kapasitesinin en geç otuz yıl sonra dolacağını belirten Alman uzman karbondioksit vergisiyle diğer vergileri düşürme, devlet borçlanmasını azaltma ve altyapı yatırımlarını artırma imkânı yaratılabileceğini belirtiyor. Edenhofer hükümetlerin nasıl ikna edilebileceği sorusunu ise şöyle yanıtlıyor: “Örneğin Çin yönetimine, karbondioksit vergisiyle büyük kentlerin havasını temizleyebilirsin, Meksika hükümetine ise, önümüzdeki 20 yılda ihtiyaç duyacağın altyapı yatırımlarına daha fazla kaynak ayırabilirsin, derim.”Karbondioksit vergisiFosil enerji hammaddesinin bol olduğu ve sanayi sektörünün düşük enerji fiyatından yarar sağladığı bir dönemde hükümetlerin karbondioksit vergisi ihdas etmeye ikna olup olmayacağını sorduğumuz iklim araştırmaları uzmanı Ottmar Edenhofer'den şu yanıtı aldık: “Önemli olan idrak edebilmektir. Hayat tarzımızın uzun vadeli sonucunun geri çevrilmesi mümkün olmayan iklim ısınması olacağı ve ısınmanın bütün ülkeleri olumsuz etkileyeceği idrak edilmelidir. Karar verici durumdaki politikacı açısından iklimdeki ısınmanın kısa vadeli yarar sağlaması önemlidir. Pekin'deki hava kirliliği yatırımcıyı kaçıracak raddeye geldiği için Çin yönetimi iklimin korunması gerektiğini idrak etti.”Aynı zamanda Dünya İklim Konseyi üçüncü çalışma grubu başkanı da olan Potsdam İklim Araştırmaları Enstitüsü direktör ve baş iktisatçısı Ottmar Edenhofer, Avrupa Birliği ülkelerinin yatırım şartlarını zorlaştıracağı gerekçesiyle karbondioksit vergisinden çekindiği şeklindeki teze karşı da şu görüşleri öne sürüyor: “Karbondioksit vergisinin yaratacağı dezavantaj, bu verginin yatırım yeri kalitesini artırmada kullanılmasıyla telafi edilebilir. Eğitime ve altyapıya daha fazla kaynak ayrılabilir. Herkes altyapının dökülmeye başlamasından şikayetçi. Bu alandaki yatırımlar karbondioksit vergisi ya da emisyon hakkı sertifikalarının açık arttırmaya çıkarılmasıyla finanse edilebilir.”Deutsche Welle
Avrupa Ülkelerinde Seçim Barajları Yüzde Kaç?
Anayasa Mahkemesi’nin yüzde 10’luk seçim barajını ‘hak ihlali’ olarak değerlendirip iptal edebileceğine dair haber yankı uyandırdı.Gazeteler bugün hukukçuların görüşüyle doluydu. Tartışmanın alevlenmesi üzerine Anayasa Mahkemesi, seçim barajına ilişkin başvuruyu henüz değerlendirmekte olduklarını bildirmekle yetindi.TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı AKP’li Burhan Kuzu, mahkemenin barajı kaldırması durumunda, kararı yok hükmünde sayacaklarını ve uygulamayacaklarını söyledi.Buna karşılık Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise böylesi bir kararın kriz anlamına gelmeyeceğini belirterek, “Mahkeme ne karar verirse versin bunun gerekleri yerine getirilir” dedi.Anayasa Mahkemesi’nin kararı ne yönde çıkar, iptal yönünde çıkarsa hükümetin tavrı ne olur bilinmez ama Avrupa’da en yüksek seçim barajının Türkiye’de bulunduğu bir gerçek.Tayyip Erdoğan Başbakanlığı döneminde -Nisan 2011’de Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada- “Şu anda Avrupa’da yüzde 8, yüzde 7 barajı da var, olabilir” demişti. Ne var ki bu doğru değil.
Çin'in Google'ından Akıllı Bisiklet Geliyor
Çin'in Google'ı olarak bilenen Baidu'nun da 'akıllısı' geliyor. Ama bu ne bir telefon; ne de TV...Çin'in dev arama motoru Baidu , Çin dışında çok tanınmıyor. Ancak milyara yaklaşan kullanıcı sayısıyla, aslında Google kadar büyük bir servis. Üstelik Çin'deki tekel konumu nedeniyle Google'dan daha çok para kazandığını da unutmamak lazım.Şimdi bu dev şirket, obeziteyle savaşan ve sağlıklı yaşam imkanları için taklalar atan, cep telefonundaki fitness uygulamalarına bel bağlayan umutsuz insanlar için akıllı bisiklet tasarlamaya girişti. Elbette bisikletin birincil hedefi, her yere bisikletle giden Çin vatandaşları. Ancak piyasaya çıktıktan sonra Çin'le sınırlı kalmayacakmış gibi görünüyor zira bisiklet son derece yetenekli.Kullanıcının kalp ritmini ölçen, telefonu şarj eden, güçlü ışıklandırma sistemleri sayesinde geceleri de rahatça kullanılabilen, modern çağın akıllı bisikleti olarak tanımlanan bisiklet, Çin'den çıkan devrimsel bir ürün olabilir mi, göreceğiz...
Mar Del Plata'da En İyi Film Türkiye'den
Were Dengê Min - Sesime Gel', Latin Amerika'nın en köklü sinema etkinliği Mar Del Plata Film Festivali'nde en iyi film dahil üç ödül birden kazanarak tarih yazdı.Hüseyin Karabey’in yönettiği ‘Were Dengê Min – Sesime Gel’, Arjantin’de düzenlenen Latin Amerika’nın 60 yıllık en köklü sinema etkinliği Mar Del Plata Film Festivali’nde en iyi film dahil üç ödül birden kazanarak tarih yazdı. Festival tarihinde büyük ödülü ilk kez Türkiye’den bir filme verildi. 5 Aralık’ta Başka Sinema kapsamında gösterime girecek Hüseyin Karabey’in yönettiği ‘Were Dengê Min – Sesime Gel’, Arjantin’de düzenlenen Latin Amerika’nın 60 yıllık en köklü sinema etkinliği Mar Del Plata Film Festivali’nde büyük ödülle beraber üç ödül birden kazandı. Festivalin uluslararası yarışma bölümünde en iyi film seçilen ‘Sesime Gel’, Kiliseler Birliği’nin verdiği onursal ödül olan ‘Signis’ ve seyirci ödülünün de sahibi oldu. Yönetmen Karabey, büyük ödülü ‘Taxi Driver’, ‘Günaha Son Çağrı’ gibi Oscar’lı filmlerin senaristi Paul Schrader’in elinden aldı. Karabey, ödülü alırken yaptığı konuşmada Türkiye ve Arjantin arasında kurduğu köprü üzerine söyledikleriyle büyük alkış aldı.Paul Schrader’ın yanı sıra 2009 yılında yabancı film Oscar’ı alan ‘Gözlerimdeki Sır’ filminin başrol oyuncusu Soledad Vilamil ve yine aynı filmin yapımcısı Gerardo Herrero’nun da yer aldığı jüri, büyük ödülü “Yerel bir hikayeyi evrensel bir kültür aktarımıyla verdiği hikaye anlatımındaki başarısı” için oybirliğiyle ‘Sesime Gel’e verdi. 130 BİN KİŞİ İZLEDİLatin Amerika’nın en büyük festivali olan ve bu yıl 500’e yakın filmin gösterildiği Mar Del Plata Film Festivali’ni 130 bin kişi izledi. 800 kişilik ana salonda üç seans gösterilen ‘Sesime Gel’ de salonu tamamen dolduran izleyiciler gösterimlerin sonunda Hüseyin Karabey’i dakikalarca alkışladı. Beyazperde
'Hitler Atatürk Hayranıydı' Denilen Kitapta Ne Anlatılıyor?
Adolf Hitler’in Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğu hayranlığa dair belge ve iddiaları derleyen yeni bir kitap yayımlandı. Stefan Ihrig’in kaleme alığı ‘ Nazilerin Hayalindeki Atatürk (Atatürk in the Nazi Imagination) ‘ isimli kitapta, Hitler’in 1’inci Dünya Savaşı sonrasında Atatürk’ün Anadolu’da verdiği mücadeleden ve bazı politikalarından ilham aldığına dair tezler sıralanıyor.Kitapta, ‘ çaresiz ve perişan haldeki ‘ Almanya’nın gözünde, Türkiye’de yaşananların ‘ milliyetçi bir hayalin gerçekleşmesi ‘ olarak algılandığı belirtiliyor; tarihsel bir perspektiften, savaş sonrası ‘ küllerinden doğmak isteyen ‘ Almanların, kurtuluş mücadelesini kazanan bir Türkiye’ye nasıl baktığı anlatılıyor.Yıldıray Oğur ve Hilal Kaplan’ın da gündemindeHarvard Üniversitesi Yayınları tarafından 27 Kasım 2014’te yayımlanan kitap, hükümete yakın yazarlar tarafından da adeta altın madeni muamelesi gördü. Türkiye gazetesinden Yıldıray Oğur iki gündür köşesini bu kitaba ayırırken, bugün Yeni Şafak’tan Hilal Kaplan da aynı konuyu ele aldı. İki yazar da, Hitler’in Atatürk hayranlığını ‘ Atatürk’ün suçuymuş ‘ gibi lanse ederek dillerine doladı.Amerikan haber sitesi Daily Beast’in derlemesine göre, kitapta öne çıkan belge ve iddialar arasında şunlar yer alıyor:‘Hitler ve Goebbels kişisel olarak hayrandı’Hitler, iktidara yükselirken İtalyan diktatör Benito Mussolini’yi değil, Atatürk’ü örnek aldı. Öyle ki, Türkiye’yi kendisinin ‘ parlayan yıldız ‘ı olarak görüyordu.Naziler, ‘Türk Ulusal Hareketi’ni model aldı; Hitler ve propaganda bakanı Joseph Goebbels Atatürk’e kişisel hayranlık besliyordu.1’inci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanlar, özellikle de ülkedeki muhafazakar kesimler, Paris Barış Konferansı’nda kendilerine adil davranılmadığına, hatta bürokratlar ve Berlin’deki azınlıklar tarafından ihanete uğradıklarına inanıyordu. 1’inci Dünya Savaşı’nda kendileri gibi yenilgiye uğrayan Türklerinse, Sevr Anlaşması’ndan sonra ‘ küllerinden doğması ‘, Almanları derinden etkiledi.Ihrig bu konuda şu ifadeleri kullanıyor: ” Çaresiz ve perişan haldeki Almanya’nın gözünde, bu durum milliyetçi bir hayalin gerçek olması ya da daha ziyade bir tür aşırı ulusal bir pornografiydi.’ ‘‘Aşk hikayesi’ yaşanıyorduAlman gazeteleri 29 Haziran 1919’da, Paris’te imzalanan ve toprak kaybedip devasa bir tazminat ödemek zorunda bırakan Versay Barış Anlaşması’nı manşetlerine taşımıştı. Sadece iki gün sonraysa, Daily Beast’in deyimiyle, ‘ Mustafa Kemal Paşa’yla bir aşk hikayesi ‘ başladı. Türkiye, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı’na dair haberler gazete manşetlerine yükseldi.
Sanatçı Derneğine Biber Gazlı Tahliye
Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Sanatçılar Derneği'nce (ANSAN) kullanılan, tarihi Kaleiçi girişindeki çay bahçesi ve sergi salonunu, polis zoruyla tahliye etti. Tahliyeye direnen sanatçı ve dernek üyelerine biber gazıyla müdahale edildi.Büyükşehir Belediyesi temizlik personeli ve zabıta görevlileri, tahliye için öğle saatlerinde aynı zamanda dernek merkezi olarak kullanılan tarihi Kaleiçi'nin hemen girişindeki yere geldi.Antalya 3'üncü İdare Mahkemesi'nin tahliyeye ilişkin daha önce alınan yürütmeyi durdurma kararını iptal kararına istinaden tahliyeyi gerçekleştirmek isteyen Büyükşehir Belediyesi görevlileri, dirençle karşılaştı.ANSAN Başkanı Cahit Çakcıl, tahliyeye ilişkin mahkeme kararının kendilerine bugün saat 12.15'te bildirildiğini ve 45 dakika içinde tahliyenin istendiğini savundu.Çakcıl, ANSAN'ın Büyükşehir Belediyesi tarafından 30 Mart yerel seçimlerinin ardından 2 kez tahliye edilmek istendiğini ve her defasında mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararı verdiğini söyledi.Çakçıl, tahliye istemine ilişkin hiçbir hukuki sürecin olması gerektiği gibi işletilmediğini, itiraz haklarının ellerinden alındığını söyledi.CHP İl Başkanı Cavit Arı'nın da gelmesiyle Büyükşehir Belediyesi yetkileriyle dakikalar süren pazarlık başladı.Belediyenin temizlik görevlileri aracılığıyla çay bahçesindeki masa ve sandalyeler, sergi salonundaki ve depodaki tabloları alma girişimi, tepki nedeniyle ilk etapta gerçekleşmedi. İçeri giren personel hiçbir şeye dokunmadan geri çıktı.Kapı önünde barikatANSAN'ın tahliyesine karşı toplanan grup kol kola girerek kapıda barikat oluştururken ilk müdahale bu noktada başladı. Zabıtanın mahkeme kararı doğrultusunda tahliyeyi gerçekleştireceğini belirterek içeriye yönelmesine tepki sert oldu.Derneği savunanlar ve zabıta arasında yumruklaşmalar yaşanmasıyla Çevik Kuvvet devreye girdi. TOMA tarihi Saat Kulesi altına çekilirken, kasklarını ve kalkanları takan polis de kalabalığın etrafını sardı.CHP İl Başkanı Arı, mahkeme kararına Bölge İdare Mahkemesi'nde itiraz edildiğini ve akşam mesai bitimine kadar kararın beklenmesini istedi, ancak sonuç alamadı.Çevik Kuvvet, ANSAN'ın giriş kapısında toplananlara kalkanlarıyla müdahale etti. Müdahale sırasında çıkan arbedede masalar sandalyeler havada uçuştu.'Resimlerime kimse dokunmasın'Polis müdahaleyle birlikte ANSAN sergi salonun önüne kadar gelirken bu sırada içerde yağlı boya resim sergisi bulunan Nalan Taşkent'in tepkisi sert oldu.Bir sandalyenin üzerine çıkan Taşkent, polisleri hedef alarak resimlerine kimsenin dokunmamasını istedi.Polis ilk müdahalesinde ANSAN'ın içine girdi ve Büyükşehir görevlileri çay bahçesindeki masa ve sandalyeyi topladı. ANSAN'da ilk müdahalenin ardından bir süre daha bekleyişe girildi. Polis eylemcilerin saat 17.00'ye kadar beklenmesi talebini kabul etmedi ve 15 dakika daha süre tanıdı.Saat 15.45 sıralarında bahçedekileri dışarıya çıkarmak için ikinci müdahale başladı. Bu sırada polis biber gazı kullandı. Çok sayıda kişi biber gazından etkilendi.Polis ikinci müdahaleyle ANSAN'daki herkesi çıkardı. Tüm giriş ve çıkışlar polis tarafından tutuldu ve Büyükşehir ekipleri binanın tahliyesini gerçekleştirdi.Tahliye gerçekleşirken Kaleiçi'nden ANSAN'a açılan bir sokakta toplanan eylemciler ise attıkları sloganlarla Büyükşehir Belediyesi'ni protesto etti.CNN Türk
'AYM Seçim Barajı Hakkında Ne Karar Verirse, Gerekleri Yerine Getirilir'
Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu sonrası yaptığı açıklamada, Anayasa Mahkemesi'nin seçim barajı hakkında vereceği kararın demokrasi çerçevesinde yerine getirileceğini söyledi.Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamadan satır başları şöyle:'Sayın Haşim Kılıç ’ın bazı konuşmaların gazetelerde yer alması üzerine bir tartışma başlatılmıştı. Bugün AYM’den bir açıklama yapıldı. Bence gazetelerde Haşim Kılıç’a atfen yayınlanan haberlerden ziyade bu açıklamayı dikkate almamız lazım. Buna itibar etmemiz lazım. Ancak gazetelerde yayınlanan haberler bir gazeteciliktir, kınamıyorum. Gazeteci aldığı bir habere istinaden bu şekilde yazmıştır. Bireysel başvuru konuşmalar sırasında bu konu gündeme gelmiştir. Ama genel kurulda nasıl ne zaman niteliği ne olacak, sayın başkan ve üyeler bunu kesinlikle söylemediklerini ifade ediyorlar.Bireysel başvuru hakkını 2010 referandumunda Türkiye için demokratikleşme olarak gördük ve evet verdik. Hayır diyenler düşünsünler bunun cevabını. Ama bireysel başvuru hakkını kabul eden bu konu üzerinde AYM, AİHM’e gitmeden yurttaşlarımıza başvuruda bulunma hakkını veriyor. Bazı kararlar eleştiriliyor olsa bile AYM demokrasiyi önceleyen karar aldılar. Adil yargılanmayla ilgili, hak ihlalleriyle ilgili bence her zaman takdir ettiğimiz önemli karar verdiler. Şimdi önlerindeki bu konu da çok hayati bir konudur. Biz barajları hiç dert etmeyen bir siyasi iktidarız. 13 yılda 9 imtihandan geçtik hepsinde birinci olduk. Bu barajı biz getirmedik. Henüz 15 aylık bir partiydik önümüzde yüzde 10 barajı vardı. 4 milletvekili ve daha çok çıkaran illerde yüzde 10’u aştığınız zaman bir de yüzde 25’i aşmanız lazımdı. Biz şikayet etmedik, biz iktidar olmak için kurulduk dedik. millet isterse iktidar yapabilir, isterse barajın altında koyabilir.Fakat anayasamızın önemli bir maddesi var, yönetimde istikrar. Bu sihirli cümleyi bağdaştıracak bir seçim sistemi elbette bulunabilir. Ama geçmişte yönetimde istikrardan uzak kalmış olan Türkiye’nin neler kaybettiğini bilmek lazım. Bunu sadece AYM üyelerinin değil hepimizin bilmesi gerekir. Bu konuyla ilgili olarak AYM’ye başvurular yapıldı 90’larda. Sonra 2004-2005’lerde AİHM’e gidildi. Bir karar verildi bu barajın bütün partiler için geçerli olduğu ve aykırı olmadığı konusunda kararlar verildi.Biz bir yıl önce bütün muhalefet partilere bir teklifte bulunduk. Bu baraj kalmalı mı, kalkmalı mı? Dar bölge mi daraltılmış bölge mi? Hiçbirisinden incir çekirdeğini dolduracak bir şey gelmedi. Onları beklemekten sıkıldık, onlarda baraj kalsa daha iyi olacak dediler. Bugünkü sistemin devam etmesi konusunda muhalefetin de bir şey söylememesine bakarak biz karar verdik.Şimdi AYM önündeki konuları tartışacaktır, bu kriz anlamına da gelmez. Mahkeme ne karar verirse versin bunun gerekleri yerine getirilir. Hiçbirimiz endişe içerisinde değiliz.'T24
Türk Resminin Klasik Tabloları Satışta
Türk resmine örnek teşkil edebilecek 200 tablo, bir açık artırma ile satışa çıkacak. Eserleri satılacak ressamlar arasında Hoca Ali Rıza, Sami Yetik ve İbrahim Çallı bulunuyor.Geleneksel çizgisini 18. yüzyıldan itibaren bulmaya başlayan, doğunun konuları ve batının ekollerini buluşturan Türk resim sanatının örnekleri bir müzayede ile satışa çıkıyor. 14 Aralık'ta düzenlenecek olan müzayedede Şevket Dağ, Şeker Ahmet Paşa, Halil Paşa, Nazmi Ziya, Hoca Ali Rıza, İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Vecih Bereketoğlu, Şefik Bursalı, Fahrel Nisa Zeid gibi Türk resminin en önemli örneklerine imza atan ressamların tabloları yer alacak.
İstanbul Valiliği'nden Savunma: 'Dilan Kızımız Polise Saldırdı'
Taksim'de başına isabet eden biber gazı fişeğiyle ağır yaralanan 17 yaşındaki Dilan Alp'in açtığı tazminat davasında, Valilik'in yaptığı savunma tartışma yaratacak nitelikte.Savcılıkça Dilan Alp için takipsizlik, arkadaşları hakkında ise beraat kararı verildiği halde İstanbul Valiliği adına gönderilen savunmada genç kız bir kez daha ‘terörist’ ilan edildi. Savunmada, Alp’in yasal olarak çıkan ‘Söz Dergisi’nin üyesi olduğu ve yaralandıktan sonra örgütlerce sahiplenildiği öne sürüldü.İsmail Saymaz 'ın Radikal'de yer alan haberine göre Alp ve arkadaşlarının “Barışçıl bir amaç için gelmedikleri, aynı tip kıyafet giyerek ve yüzlerini tanınmayacak şekilde kapatmak suretiyle emniyet güçlerine taş, sapan, bilye, molotofkokteyli ve fişek attıkları” ileri sürüldü.Savunmada, Alp ve arkadaşları için, “Polis güçlerinin saldırısına uğramamışlar, tam aksine polis güçlerine saldırmışlardır” denildi. Ayrıca, Alp’in polisin biber gazıyla vurulduğuna ilişkin görüntüler olduğu halde “marjinal grup üyeleri ya da başka bir tarafından atılan cisimle yaralandığı” ileri sürüldü.17 yaşındaki Alp, 2013 yılındaki 1 Mayıs kutlamaları sırasında Tarlabaşı’nda polisin attığı biber gazıyla başından vurularak ağır şekilde yaralanmış, buna rağmen Alp ve arkadaşları hakkında işlem yapılmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Alp hakkında verdiği takipsizlik kararında, genç kızın elindeki eşyanın molotof kokteyli değil sirke olduğunu, bunu gaz bombasının etkisinden kurtulmak için bulundurduğu, bez parçasını da yüzünü kapatmak için değil, gazın etkisinden kurtulmak için taşıdığını vurgulamıştı.Kararda, gençlerin taş, molotof, sair eşya attıklarına kanıt bulunmadığı, katıldıkları toplantının da yasal olduğu, polisin uyarısına uymadıklarını gösteren delil olmadığı kaydedilmişti. Alp’in bulunduğu evde gözaltına alınan sekiz arkadaşı da İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesi’nde beraat etmişti.Savunmada savcılığın genç kız hakkındaki takipsizlik kararı eleştirilerek, Alp’in elindeki cismin molotofkokteyli değil, sirke de olsa bunun suça delil oluşturduğu iddia edilerek, “Başsavcılık Alp’in kanunsuz bir gösteriye katılacağını bilmesi nedeniyle yanına sirke şişesi aldığı hususunu değerlendirmemiştir. Bu kararın doğruluğu konusunda ciddi şüpheler vardır” denildi.Vali Mutlu tarafından dile getirilen “marjinal” ifadesinin “sayıca taraftarları fazla olmayan az sayıda eylemci kişi” anlamında kullanıldığı, “tehlikeli ve anormal anlamına gelecek şekilde kullanılmadığı” kaydedildi. Vali Mutlu’nun 1 Mayıs 2013’teki açıklamasında hem İstanbul halkından, hem de Alp’in ailesinden özür dilediği belirtilerek, “Hatta Vali, Alp için ‘Dilan kızımız’ ifadesini de kullanarak kişiye yönelik dışlamayan, aksine içselleştiren beyanda bulunmuştur” denildi. Bu açıklamanın ‘giderim biçimi’ olarak kabul edilip tazminat talebinin reddini istedi.Demokrat Haber
Bebeğe AIDS'li Kana 1.4 Milyon Lira Tazminat
ŞANLIURFA’da 6 yıl önce 1.5 yaşındayken, üzerine çaydanlıktaki kaynar suyun devrilmesi sonucu haşlanan, hastanedeki tedavisi sırasında ise HIV’li kan verilmesi sonucu AIDS hastalığına yakalanan Y.Ç.’nin ailesinin açtığı davada mahkeme, Sağlık Bakanlığı’nı toplam 1 milyon 393 bin lira tazminat ödemeye mahkum etti. Kararın 1 Aralık Dünya AIDS Günü'nde çıkması dikkat çekti.Şanlıurfa Eyyübiye İlçesi’ne bağlı Ulucanlar Mahallesi’nde oturan Fatma- Mehmet Ç. çiftinin çocukları Y.Ç.’ye 2008 yılının Mart ayında 1.5 yaşındayken HIV virüsü bulaşmasının ardından ailesi tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasında karar çıktı. Şanlıurfa 1’inci İdare Mahkemesi, maddi tazminat olarak, ’hizmet kusuru nedeniyle yaşam hakkı ve kişisel bütünlüğü zarar gören’ Y.Ç.’ye 522 bin 111, baba Mehmet Ç.’ye 24 bin 250, anne Fatma Ç.’ye ise 46 bin 716 lira tazminat ödenmesine karar verdi. MANEVİ TAZMİNAT DAHA FAZLASağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü hizmetin ağır kusurlu işlediğinin sabit görülmesi, olayın oluş şekli ve Y.Ç.’nin tedavisi mümkün olmayan, yaşam kalitesini ve süresini etkileyen bir hastalığa yakalandığını dikkate alan mahkeme, ’Manevi değerlerinde meydana gelen eksilme ile duyulan acı, üzüntü ve sarsıntının karşılığı olarak Y.Ç.’ye 300, anne Fatma ve baba Mehmet Ç.’ye 125’er ve 5 kardeş için de 50’şerden 250 bin lira manevi tazminat talebini kabul etti.Mahkemenin verdiği kararla Sağlık Bakanlığı’nın aileye toplam 1 milyon 393 bin 77 lira maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmedildi.Baba Mehmet Ç., parayı büyüyen ve ilkokula giden çocuğunun adına açacağı hesaba yatırarak tedavisi için kullanacağını söyledi.DHA