Eski Sevgilinin Neden Eski Sevgili Olduğunu Açıklayan 5 İç Acıtıcı Yaşanmışlık

 > -
12 dakikada okuyabilirsiniz

Yılın son gününde size sevgilinizi elinizde tutmanız için, bir takım yaşanmışlıklardan süzülen tecrübelerimi aktaracağım ki yeni yılda sevgiliniz eski sevgilinize dönüşmesin. Bizim gibi tecrübe sahibi kişiler size yol göstermezse nasıl öğreneceksiniz ki? 

Mesela eski sevgiliden zekat alınır mı, mesela sevgilinize mobbing yapılıyorsa ne yapmanız gerek gibi şeylere değineceğim. Feyiz almanız dileğiyle çok güzel bir yıl dilerim... Ve mutlu bir ilişki.

1. Eski sevgiliye zekat düşer mi?

Bizzat başıma gelmiş vahim durum. Bu ne saçma bir olay! Bu ne aymazlık, sen ne boktan bir adamsın! Ne biçim bir insan evladısın dediğinizi duyar gibiyim. Açıklamama izin verin. 

Sene 1997, tıp fakültesinde okuyorum (2 yıl sonra atıldım) kardeşim de okuduğu için babam bize çok deli para yollayamıyor, başarılı bir öğrenci olmadığım için burs falan da yok, devletin 3 ayda bir verdiği krediye bakıyoruz. Ben de ara sıra özel ders vererek belimi doğrultmaya çalışıyorum, kardeşim ise salak! bi bok yaptığı yok afedersiniz. Sanırım annem benden gizli ona koltuk çıkıyordu. Neyse konumuz bu ayrımcılık değil, konu benim. O dönem okul hayatımdaki çalkantılarım özel hayatıma da aksetti ve sevgilimden ayrılmak zorunda kaldım, yani beni terk etti...S.ktir etti. Neyse bu o kadar önemli değil. benden ayrıldı ama aynı semtte oturduğumuz için rastlaşıyoruz hala. 

Bir gün sabah beni aradı görüşmek istediğini söyledi. Tamam dedim, işte pişman oldu geri dönmek istiyor. Sesinde bir hüzün bir buğu vardı içim acıdı fazla üzerine gitmemeye karar verdim. Tekrar deneyelim derse zorlamayacak evet diyecektim. Kendisi büyük bir şirkette çalışıyordu, bu nedenle bir pazar günü Piyer Loti'de buluştuk. Ben dalgın dalgın uzaklara bakıyor, ara sıra kahvemden bir yudum alıyor ve olanca karizmamı sergiliyordum ki zaten pek fazla yoktu. Diaze diye lafa girdi, "Sus!" dedim, şu anın güzelliğini bozma. "Ama sana söylemem gereken..." dedi, işaret parmağımı dudaklarına götürüp sus işareti yaptım ve hafifçe gülümsedim. Anlıyorum dedim! ciddi misin? diye sordu tabii ki dedim ve "ben de varım" diye ekledim.

Yüzünde bir şaşkınlık oluştu neye varsın? dedi, tıpkı "dediklerini anlamadım" gibi bakan bir köpek yavrusu gibiydi. "E yeniden başlamaya tabii ki" diye ağzımı yaya yaya konuştum. Bir an duraksadı ağlayacak sandım... Sen beni yanlış anladın dedi. Kendimi toparlamama izin vermeden "ben bu yılki zekatımı sana vermek istiyorum" dedi. Eski sevgilimin dini yönünün kuvvetli olduğunu biliyordum ama bana zekat vermek?? Sordum soruşturdum öğrenciye zekat düşüyormuş, tanıdığım en düşkün (!!) öğrenci sensin dedi, artık sevgili de olmadığımız için sana verebilirmişim zekatımı dedi. Bir yandan içimde derin eziklikler, bocalama, şaşkınlık yaşıyor bir yandan da eski aşkımın zekatının ederini hesaplamaya çalışıyordum. 

Kendi içimde yaşadığım bu utanç bana yeterdi. Hiçbir şey söylemedim. Sustum, uzaklara daldım, az önceki karizmam düşkün seviyesine kadar inmişti. Sevgilim masaya ÖSYM zarfı gibi beyaz, uzunca bir zarf bıraktı, adres kısmındaki şeffaf naylondan içindeki paraların yeşil, turuncu renkleri gözüme çarpıyordu ve sessizce kalktı. Eli cüzdanına gitti. Elini tuttum sadece "ben öderim" diyebildim. Gelen hesabı zarftan çıkardığım parayla ödedim. Piyer Loti yokuşunu inerken parayı zarftan çıkarmadan saydım. Kendi acizliğime ağlarken kankaları aradım soluğu Nevizade'de aldık. Hayatımda ilk defa aldığım zekatı kutladım. Eve gittim ağladım.

Not: bugünün parasıyla rahat bir 1.500 lira vardı! Almasa mıydım?!

2. Sevgilisi tartışırken mal mal bakan erkek.

Yaptığı hareket doğru ancak eksik olan erkektir. Zira bir erkeğin hayatı boyunca karşılaşabileceği en boktan durumlardan birisi sevgilisi başkasıyla tartışırken onun yanında olmaktır. Böylesine iki ucu boklu değnek bir durumu isteseniz bulamazsınız. Çünkü böyle bir durumda sergileyebileceğiniz iki davranış biçimi vardır, bakalım;

1. Davranış biçimi, "sevgiliye destek olmak"

Böyle bir durumda sevgilinizin “ben senin korumana muhtaç mıyım?” çıkışı yapması son derece olasıdır. Zaten gerilmiş olan kadının “ne yani, ben kadınım ve zayıfım beni ancak bir erkek koruyabilir öyle mi? benim fikrim, aklım, düşüncelerim, sözlerim yok, kendimi koruyacak cesaretim, mantığım, sözlerim yok da mı sen devreye giriyorsun? istersen ben gideyim siz birbirinizi bıçaklayın, sağ kalan beni kazansın ha?” deme ihtimali çok yüksektir. Hadi diyelim kadın bu durumu sineye çekti ses etmedi, bu sefer de karşıdan salvolar başlar. “hah avukatı da geldi, sevgilin diye illaki onun yanında mı olmalısın? senin kendi aklın, muhakemen yok mu? körü körüne kadınlara olan ilginden dolayı olaya girmen yakışık alan bir hareket mi?” diye diye sizi bitirir. Bütün bunlardan çekindiğiniz için 2. bir yolu seçebilirsiniz; 

2. Davranış biçimi, "sessiz kalmak"

Sevgiliniz ile hasmının tartışmasını sanki dışarıdan bir göz gibi seyretmeyi tercih edebilirsiniz. Ancak böyle bir durumda da “ya ben senin neyinim? yaşadıklarımızın, aşkımızın hiç mi kıymeti, ağırlığı yok ki mal gibi bakıyorsun? haklı olduğumu gördüğün halde neden susuyorsun? senin gözünde benle o bir mi? aynı mıyız yani biz onunla? neyin peşindesin, ne demeye çalışıyorsun?” çıkışının gelmesi ihtimaller dahilindedir. Burada da kalmaz grup içerisinden “sevgilisine sahip çıkmıyor, belli ki sevmiyor” söylentileri yükselmeye başlayabilir. Ayrıca bu sessizliğinizden cesaret alan karşı taraf, “bak sevgilin bile sana arka çıkamıyor, haksızsın işte” duruşunu benimseyebilir. 

Peki ne yapacağız? yani savunma, objektif olma, biz ne yapacağız? Çok basit, bir yerinize sancı girmiş gibi yere yığılacaksınız! Bir nevi ölü taklidi yapacaksınız. İlgi bir anda size yönelecek, “neyin var” diye koşarak yanınıza gelen sevgilinizi alıp ortamdan uzaklaşacaksınız, bu kadar basit. Bakın sakın bir delilik yapıp yukarıdaki iki yoldan birine sapmayın, apandisit sancısı, böbrek ağrısı, bıçak gibi giren ağrı ile ilgiyi üzerinizde toplayıp ortamdan kaçın, bana dua edersiniz.

Ben ikinci yolu tercih ettiğim bir kavga sonrasında sevgilimin oracıkta eski sevgilim oluşuna şahit olmuştum. Elleri cebinde, mağrur, usul usul yürüyerek eve dönmüştüm.

3. İşyerinde eski sevgiliye "mobbing" yapan dürzü.

Tabi bu olay gerçekleştiği sırada eski sevgili değildik. Bildiğin sevgiliydik, ancak benim mobbing karşısındaki çaresizliğim, olaya yeterince el koyamam karizmamı yerle bir etti. Orhan p.zevengi yüzünden gül gibi sevgilimden oldum. Mobbing sadece uygulanan kişiyi değil, dolaylı olarak birçok kişiyi etkiliyor. Anlayın ne mene bir şey olduğunu. Orhan, Allah belanı versin Orhan!

21 Mayıs 2001

-Ne oldu hayatım, canın sıkkın gibi?

-Yok bir şey ya, işyerinde canım sıkıldı biraz.

-Patron mu?

-Değil ya.. amaan boş ver...

25 Mayıs 2011

-Nasıl geçti günün?

-Bok gibi

-Hayırdır? neden?

-Boş ver, hatırlayıp da iyice sıkılmasın canım

29 Mayıs 2011

-Nasıl, işyerinde işler düzeldi mi biraz?

-He düzeldi

-Düzelmemiş anlaşılan

-S.kerim düzeleceği de yok

-Oo küfür de ediyoruz artık?

-Gel sen çalış Orhan a..ığıyla da küfretme?

-Orhan?

-He Orhan... Yavşak Orhan, piç, g.t...

12 Haziran 2011

-Orhan'la aran nasıl eheh meheh

-Bak çok ağır konuşurum kaldıramazsın

-Aa ciddisin sen, ne yapıyor bu Orhan kızım?

-Adını anma o.ospu evladının hiç...

İşte böyle böyle anlıyorsunuz ki, bir a.ına kodumun evladı işyerinde sevgilinize mobbing yapıyor. Allah kimseyi mobbinge uğratmasın, daha da önemlisi kimseye mobbinge maruz kalan sevgili nasip etmesin. O mobbingçi i.ne evlatları yüzünden kaç yuva yıkılıyor, kaç ilişki bitiyor ben bilmiyorum. Elinizden hiçbir şey gelmeden, kenardan sevgilinizin acayip bir şeye dönüşmesini izliyorsunuz. 

Ben konuşayım diyorsunuz, hayır diyor. Patrona söyle diyorsunuz, hayır diyor. Dövelim diyorsunuz, hayır diyor. Taktik veriyorsunuz, kabul etmiyor. E ona hayır buna hayır, bu işin sonu ne olacak? Ben her gece senin Orhan'a küfretmelerini mi dinleyeceğim? Orhan aşağı Orhan yukarı, Orhan şunu dedi, Orhan bunu dedi. Orhan da ne pis, ne yüzsüz, ne a..n evladı ki, sevgilisi olan kadına mobbing yapma cesaretini buluyor. Bir yandan işkilleniyorsunuz da Orhan'ın heyula gibi biri olduğundan. Böyle bir gün sevgilinizin işine gidip görüneyim istiyorsunuz, ama işe yaramazsa sevgilinizin "kalıbını s.keyim senin, herif daha da azıttı" diyeceğinden çekiniyorsunuz. 

Ya Orhan; "sen misin lan bunun sevgilisi? ikinizi üst üste koyup s.kerim" derse? Ya Orhan şirketin ortasında sizi g.t edip bırakırsa? Ya bütün ofis size gülerse? "ahahahaha şunlara bak, Orhan ikisini de sıraya dizdi" derlerse. 

Orhan ben senin a..na koyayım. Öyle pis bir şey yapıyorsun ki elim kolum bağlı, hareket alanım yok. Sevgilime mobbing yapıyorlar diye ne yapayım ben lan? Ne yapabilirim yani? Orhan sen çok pis bir o..spu çocuğusun ben sana diyeyim. Ama tıknaz biri olduğunu öğrendiğim gün, ağzının ortasına edeceğim Orhan.

Edemedim tabii ki, meğer Orhan ilkokulda, hoşlandığın çocuğu, kızı örselemek gibi, sevgilimden hoşlandığı için mobbing yapıyormuş. Öğrendiğimde iş işten geçmişti. Şimdi ara sıra haberleri geliyor, beraber mobbinge çıkıyorlarmış, b.k b.ku kenefte bulur misali...

4. Eski sevgilinin "Bedük" kılıklı arkadaşı

Türkiye’de bir erkek yoktur ki sevgilisinin Bedük kılıklı bir erkek arkadaşı olmasına rıza göstersin, varsa da bu arkadaştan hoşlansın. Bak şimdi düşün, gece barda sevgilin ile oturmuş bir şeyler içiyorsun, eğleniyorsun. Derken kapıdan kel, sakallı, eli kolu, g.tü başı ayrı oynayan, takım elbiseli, gecenin o vakti güneş gözlüğü takmış biri giriyor ve ortama biraz bakındıktan sonra sizin masaya geliyor. “ne haber kız Aysu, nerelerdesin” diyor Aysu’nun sizi tanıştırmasına fırsat vermeden “aa pardon görmedim ya ben Cenkeren” diyor. Sen istemsiz bir şekilde “Cenk Eren ile bi akrabalığın var mı” diyecek oluyorsun, cebinden bir şey çıkarırmış gibi yapıp “a dur not edeyim bunu… bakalım evet sen bu espriyi yapan 1517'nci kişisin ahıahıahıahı” diye anırıyor. 

Şimdi kim ister sevgilisinin böyle bir arkadaşı olsun? Kim sever lan bu adamı? Aysu sana aşk olsun, Cenkeren senin de Allah belanı versin emi, anırgan piç! Siz siz olun bu Cenkeren'lere prim vermeyin. Masanıza yaklaştığını gördüğünüz an, derhal hamle yapıp, hayırdır birader bir şey mi istedin? deyin. Sevgiliniz araya girip de "Aa aşkım o bizim Burkuntay" derse, s.kerim senin Burkuntayını, otur oturduğun yerde diye perdeleme yapın. Yoksa bu Cenkeren, Burkuntay piçleri sizi sevgilinizden edecek. 

Hayır bir şey diyeyim mi, sevgilinizi elinizden almıyor bunlar, sadece ayrılmanıza sebep oluyorlar bir şekilde. Sonra başka çiftleri ayırmak için, sakalı iyice uzatıp, saçı kazıtıp, güneş gözlüklerini takarak piyasaya çıkıyorlar. Derdiniz ne olm sizin?

5. Bir türlü hediye beğendirilemeyen sevgili.

-Ya canım hani geçen doğum gününde aldığım kazağı giysene

-Haa yok ya o çok kalın gelir şimdi

-Ne alakası var yahu, hava 13 derece anca o keser seni, zaten üşüyen birisin!?

-Yok yok kotun üstüne olmaz o, koy giyeceğim ben

-Nasıl? yahu “aa kotumla çok iyi gider” diye sevinen sen değil miydin?

-Öyle dimi, bunu giyeyim bak bu nasıl aynı o gibi

-İyi giy de niye bu kadar ısrarcısın giymemek konusunda?

-Sen niye giymem için ısrarcısın bu kadar?

-Değilim tamam giy istediğini

-Aaa düşürme yüzünü onu da giyerim aşkım.

Hiç giymedi, çünkü öyle bir kazak yok, çünkü doğum gününde hediye etmemin hemen ardından ilk fırsatta gidip değiştirmiş kazağı. Tamam değiştirsin, biz de yeri geliyor değiştiriyoruz, ama bunu desin bana. “Aa nefis”, “oo harika”, “aldığım en güzel hediye”, vs. deyip de ertesi gün koşa koşa değiştirmeye gitmek, bunu da hediyeyi veren kişiye söylememek nedir arkadaşım?

Şimdi bazıları “seni düşünmüş, kırmak istememiş” falan diyecekler ama alakası yok. Göz göre göre yalan söylüyorlar. Hayır bir değil, iki değil, alınan her hediye değiştirilir mi? Yahu biblo alıyorsun, gidip onu bile değiştiriyor, yerine vazo alıyor misal. Biblo bu be, koy işte anı diye bir köşeye derdin ne lan senin? 

Bence bu kızlarda değiştirme hastalığı var. Verilen bir hediyeyi o şekliyle kullanırlarsa başlarına bir iş geleceğini falan düşünüyorlar. Dikkat edin arkadaşları bunlara hediye verirken ilk cümleleri “değiştirme kartı içinde canım”dır, niye? Çünkü onlar da biliyor bunun manyak olduğunu. Demem o ki eğer sevgilinize arkadaşları hediye verirken çok sık “değiştirme kartı içinde” diyorsa siz de bu kızlardan birine denk gelmişsinizdir. Moralinizin bozulmaması, üzülmemeniz için bu kıza ya gıda maddesi, salam, sucuk, çikolata falan hediye edin ya da nakit para verin. Kafanız rahat olsun.

-Aşkım sana aldığım DVD nerde izleyelim

-Twilight izlesek?

-Yok yahu nerede benim hediye ettiğim film bulamadım burada

-Gel LOTR serisi yapalım?

-…

-Harry potter?

DVD bu yahu onu da mı değiştirdin??

Bonus - Sizden ayrılmayı düşünen sevgilinize gaz veren yakın arkadaşı.

Gelin önce sevgilisinden ayrılmayı düşünen erkek ve erkek arkadaşının konuşmasına kulak verelim;

-Olm ayrılıcam ben galiba Merve’den

-Hadi ya neden?

-Olm anlaşamıyoruz biz, biliyorsun olayları

-Kanka iyi düşün, doğru karar ver

-Çok düşündü ya, bitireceğim...

-Hayat senin abi, nasıl uygun görüyorsan öyle davran.

Gayet basit, yalın, kararı arkadaşına bırakan, ama söylemesi gerekeni de söyleyen bir kanka tavrı.

Şimdi de sizden ayrılmayı düşünen sevgilinizle onun en yakın arkadaşının konuşmasına kulak kabartalım;

-Ben galiba Kerem’den ayrılacağım

-Hadi ya neden

-Anlaşamıyoruz ya, biliyorsun olayları anlattım

-Haa biliyorum sinem karısı dimi

-O da var, doğum günü meselesi var, partiye gitme meselesi var, geçen dışarıdayken araması var, hani bağırıp çağırdı, ailesi var, var oğlu var

-Kızım dibine kadar haklısın sen, kerem’in bazı şeyleri sindirmesi lazım, bir sevgilisi olduğunu kabul etmesi lazım artık. Hala sevgilim var ama müsaitim ayaklarında geziyor, bana birle yazmıştı senden önce anlattım sana, Sermin’e de yazdı, yazmadığı kim kaldı sınıfta? Bunları sana en başında demem gerekirdi ama diyemedim, seviyorsun Kerem’i aranıza girmek istemedim. Ama seni hak etmiyor bunu bil yani.

-Öyle evet

-Öyle tabi, çıkma yıl dönümünüzü unutmadı mı abi? Yıl dönümü ya başka neyi hatırlayacaksın bunu unutuyorsan? Öl yani daha iyi, orada öl abi. Ama umurunda değil, çünkü seviyorsun onu ve bunu biliyor ya kullanıyor senin sevgini. Ayrılabileceğini göstermen lazım.

-Evet

-Evet tabi, burnu sürtsün biraz. Değerini anlasın, kıymetini bilsin. Abi sınıfın en güzel kızıyla çıkacaksın hala ciğeri beş para etmez kaşarlarla takılacaksın bunu da normalmiş gibi göstereceksin, e gel üstüne beni de s.k yani, üçlü yapalım yani. Dur demen lazım buna.

-Lazım evet

-Lazım tabi, ağzına s.çıyor senin ya, senin için üzülüyorum ben kızım, uzaktan bakıyorum size de içim cız ediyor, benim arkadaşım yakışmıyor oraya diyorum, onun yeri bu hayvanın yanı değil diyorum. Ya bi kere senin yanında, sen arkanı dönmüşken Adasu’nun g.tüne bakarken yakaladım abi onu, gördüğümü gördü, güldü böyle yılışık yılışık sana söylemek için zor tuttum kendimi çünkü çok mutlu görünüyordun bozmak istemedim, sebebi ben olmak istemedim, sen gör istedim onun gerçek yüzünü.

-Sahi mi?

-Sahi tabi, ya yine de iyi düşün, doğru karar ver, hayat senin tabi, mutluysan, bütün bunlara katlanırım diyorsan ayrılma tabi, ama ben olsam aylar öncesinden ayrılmıştım Kerem’den. sen daha iyilerine layıksın.

-Düşünüyorum işte

-Düşün tabi…

Güzel kızın yanındaki çirkin kızlardır bunlar ve anlattıklarının tek kelimesine bile inanmazlar, maksat benim sevgilim yok onun da olmasındır. Şahit olduğunu söylediği şeylerin hiçbirine gerçekten şahit olmamıştır ya da %100 abartma ile anlatıyordur. Eğer çiftimizi ayırmayı beceremezse, Kerem’in bir köşede kıstırıp “benim hakkımda niye yalan şeyler konuşuyorsun?” diyeceği kızdır bu. İşte o zaman da kız arkadaşını satacak, Aslında Merve’nin Kerem’e yakışmadığını iddia edecektir. Tutturana kadar.

Bu yakın arkadaşı, anında sezip hayatınızdan dışlamazsanız er geç sizi ayıracaktır. Sonra gelip bana ağlamayın, sizi uyarıyorum ben. Benimki gitmiş kıza "Diaze çift vurup tek sayıyor" demiş. Sevgilim o ne demek be deyince de, yalayıp yuttuğu kızın haddi hesabı yok demiş. Lan ben hayatında bir buçuk kadını çıplak görebilmiş biriyim bu nasıl bir fantezinin ürünü Allahsız!! Ama beni öyle görüyor demek ki hafiften ego yapmadım değil... Ama sevgili gitti işte bir kere, ego yapsan n'olcak?

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
yunus-emre6

Asla ve asla 13 yaşındaki bir kızı sikip de annesine gidip "dünyanın en boktan annesisin; kızını siktim haberin bile yok" demeyin. Yoksa kızı bir daha göremezsiniz.

wintertalee

çok geyik olmuş bu galeri. Uzun zamandır bu kadar eğlenerek bir içerik okumamıştım. Pek samimi

axyas

Abi bence biraz daha kısa ve akıcı yazsan her şey çok daha güzel olabilirdi. Emeğe saygı +r3p

Gizli Kullanıcı

İçimde kopan fırtınaları anlatmak için paragraflar yetmiyor :)

axyas

Takip ediyoruz başkan. Devam devam :)

Başlıklar

ÇikolataHarry PotterÖğrenci Seçme Yerleştirme MerkeziTercihaşkolay
Görüş Bildir