Gezi Parkı Haberleri

Gezi Parkı ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Gezi Parkı ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

2013 Yılına Damga Vuran Olaylar
2013'e damga vuran Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu 2013 yılında Türkiye ve dünyada birçok önemli gelişmeler ve olaylar yaşandı. Türkiye için yıla damgasını vuran gelişme ise Taksim Gezi Parkı olaylarıyla başlayan süreçti. Parktaki ağaçların sökülmesini protesto amacıyla Mayıs ayının son gününde başlayan gösteri yurt geneline yayıldı. Türkiye dışında da ses getiren olaylar, bütün bir yılı etkisi altına aldı. İşte Milliyet'in derlediği 2013 almanağından, Türkiye ve dünyada yılın olayları   Ocak: Ustalara veda Türkiye ocak ayında basın, sanat ve edebiyat dünyasının önemli isimlerini sonsuzluğa uğurladı. Şarkıcı Şenay Yüzbaşıoğlu, edebiyatçı Metin Kaçan, dünyaca ünlü Türk ressam Burhan Doğançay, usta gazeteci Mehmet Ali Birand, 'Deprem dede' lakaplı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, yazar İsmet Kür ve sanatçı Ferdi Özbeğen'in ölüm haberleri ocak ayında peş peşe geldi. Yine ocak ayı içinde avukatlar için başörtüsü yasağı kalktı. Çözüm süreci kapsamında BDP Heyeti ilk kez İmralı'da Abdullah Öcalan'la görüştü.  Şubat: Amerikalı Sierra cinayeti Ankara'da ABD Konsolosluğu'ndaki canlı bomba saldırısı Şubat ayına damga vurdu. İstanbul Zeytinburnu'nda bulunan ABD'li Sarai Sierra cinayeti Türkiye gündeminden uzun süre düşmedi. Cumartesi annelerinin simgeleşen ismi Berfo Ana'yı (105) da yine bu ay kaybettik. Ay içerisinde Milliyet'te Namık Durukan imzası ve 'İmralı tutanakları' başlığıyla yayınlanan haber Türkiye'nin gündemini belirledi.  Mart: Öcalan'ın 'çekilin' çağrısı Mart ayına damga vuran en önemli olay Diyarbakır'da yapılan Nevruz Şenliği'nde Abdullah Öcalan'ın mesajının Türkçe ve Kürtçe olarak okunması ve Öcalan'ın PKK'ya yaptığı 'çekilin' çağrısı oldu. Bu çerçevede PKK'nın kaçırdığı 8 kamu görevlisi Kuzey Irak'a giden bir heyet tarafından Türkiye'ye getirildi. Geçirdiği kalp ameliyatının ardından uzun süre yoğun bakımda kalan Müslüm Gürses'in ölümü hayranlarını üzüntüye boğdu. Tiyatrocu Metin Serezli de Mart ayında yaşamını yitirdi.  Nisan: Akil insanlar Nisan ayının birinci gündem maddesi 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti'nin açıklanması ve 9'ar kişilik grupların 7 bölgede ziyaretlere başlaması oldu. İsrail, Mavi Marmara saldırısıyla ilgili Türkiye'den özür diledi ve tazminat görüşmeleri başlatıldı. Susurluk davasından hükümlü eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, denetimli serbestlik çerçevesinde 1 yıl tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi. Piyanist ve besteci Fazıl Say hakkında dini değerleri aşağıladığı iddiasıyla açılan davada 10 ay hapis ile cezalandırılması kararı çıktı. Hüküm 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakıldı.  Mayıs: Reyhanlı ve Gezi Mayısta Türkiye tarihinin en kanlı terör eylemlerinden biri gerçeklişti. Hatay Reyhanlı'da belediye önünde patlatılan bomba yüklü iki araç nedeniyle 52 kişi yaşamını yitirdi. Mayıs ayının son günü ise Taksim Gezi Parkı'nda ağaçların sökülmesini protesto ile başlayan Türkiye geneline yayılan kitlesel olayların fitili ateşlendi. Çevik Kuvvet'in 30 Mayıs'ta Gezi Parkı'nda eylem yapan protestoculara müdahalesiyle başlayan olaylar yaz sonuna kadar sürdü.  Haziran: Gezi Parkı olayları Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu. Eylemcilerden 27 yaşındaki kaynak işçisi Ethem Sarısülük, Kızılay Güvenpark'taki gösteriler sırasında polisin açtığı ateş sonucu kafasından kurşunla vurularak yaşamını yitirdi. Ataşehir'de ise bir sürücünün otomobiliyle protestocuların arasına dalması sonucu Mehmet Ayvalıtaş yaşamını yitirdi. Eskişehir'de de 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, sopalı saldırıya uğradı. Kafasına aldığı darbeler nedeniyle 38 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren Korkmaz'ın dövüldüğü ana ilişkin güvenlik kameraları görüntüleri ülke genelinde tepkilerin artmasına neden oldu. Hatay'daki protestolar sırasında da Abdullah Cömert, kafasına aldığı darbe sonucu hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu, Cömert'in, gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybettiğini belirledi. İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneğinin açtığı davada, belediyenin projesinin yürütmesini durdurduğunu açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Gezi Parkı'nda AVM projesinden vazgeçildiğini ve buraya bir kent müzesi yapılmasının düşünüldüğünü açıkladı. Protestolar devam ederken, Okmeydanı'nda evinden ekmek almaya çıkan 16 yaşındakiBerkin Elvan, gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Diyarbakır'ın Lice ilçesinde karakol yapımına tepki gösteren çevre köylerden BDP'li grup ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedede Medeni Yıldırım öldü.  Temmuz: 5. yüz nakli Gezi Parkı eylemlerinin etkisi devam etti, birçok ilde eylemlere katılan kişilerle ilgili kimlik tespitleri ve gözaltılar yapılmaya başlandı. Türkiye'nin 5'inci yüz nakli ameliyatı, Akdeniz Üniversitesi'nde yapıldı. Muğla'da beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist Andrzej Kucza'nın yüzü ve çenesi, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki ekip tarafından, 1 yıldır nakil bekleyen 26 yaşındaki Recep Sert'e nakledildi.  Ağustos: Ergenekon davası Başbakan Erdoğan Başkanlığı'nda toplanan Yüksek Askeri Şura'da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni komuta kademesi belirlendi. Öcalan'ın avukatlarının, 'yeniden yargılanma' ve 'cezasının infazının durdurulması' talebiyle yaptıkları başvuru Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildi. Yıllarca süren Ergenekon davasında karar açıklandı. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ müebbet hapis cezasına mahkum edilirken CHP milletvekili Mustafa Ali Balbay toplam 34 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. CHP Milletvekili Mehmet Haberal ise cezası açıklandıktan sonra tahliye edildi.  Eylül: Suriye ile helikopter krizi   Eylül ayına damga vuran olay Türkiye'nin sınır ihlali yapan bir Suriye helikopterini düşürmesi oldu. M-17 tipi Suriye helikopteri TSK tarafından düşürüldü. Hükümet Eylül ayı sonunda Demokratikleşme Paketi'ni açıkladı. Bingöl M Tipi Ceza İnfaz Kurumundan aralarında terör örgütü mensuplarının da bulunduğu 18 tutuklu ve hükümlü tünel kazarak firar etti. Firariler ertesi gün kırsalda yakalandı. Alkollü içkilerin 22.00 - 06.00 saatleri arasında perakende satışını yasaklayan düzenleme yürürlüğe girdi. Sinema ve tiyatro sanatçısı Tuncel Kurtiz vefat etti. Kurtiz'in ölümü büyük bir üzüntü yarattı. 'Şu Çılgın Türkler' kitabının yazarı Turgut Özakman da hayatını kaybetti.  Ekim: Maramaray açıldı Ekim ayında kamuda başörtüsü yasağı ve okullarda Andımız uygulaması kalktı. İstanbul'da iki kıtayı denizin altından birleştiren Marmaray projesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda açıldı. Kamuoyunu uzun süre meşgul eden Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili davada rekor tazminat kararı çıktı. Garipoğlu ailesinin 37 bin 500 lira maddi, 1 milyon 250 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verildi. Gölcük'te bayram tatilinde Hatay'a giden annesi tarafından evde bırakılan bebek öldü. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Ahmet Kaya'ya verildi.  Kasım: Kızlı - Erkekli evlere denetim tartışması   Kamuda başörtüsü yasağının kalkmasıyla AKP milletvekilleri Meclis'e başörtüleriyle geldi. Meclis'te grubu bulunan partilerin kadın milletvekillerinin yaptığı konuşmalar güne damgasını vurdu. Öğrenci evleriyle ilgili 'kızlı - erkekli' tartışması başladı. 10 Kasım'da Anıtkabir'i 1 milyon 89 bin 615 kişi ziyaret etti ve bir rekor kırıldı. Uzun süredir gırtlak kanseriyle mücadele eden gazeteci Savaş Ay ile tiyatrocu Nejat Uygur hayatını kaybetti.  Aralık: Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu Aralık ayına 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu damgasını vurdu. Soruşturma kapsamında AKP hükümetinin bakanlarının adı yolsuzluğa karıştı. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in çocukları gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimlerden Güler ve Çağlayan'ın oğlu tutuklandı, Bayraktar'ın oğlu serbest bırakıldı. işadamları, bürokratlar ve devlet memurları hakkında da kara para aklama, rüşvet ve altın kaçakçılığı suçlaması getirildi. Soruşturmayla ilintili olarak 3 bakan istifa ederken Bakanlar Kurulu'nda da büyük revizyon gerçekleşti ve 10 yeni isim girdi. CHP Milletvekili Mustafa Balbay tahliye edildi. İzmir'deki askeri tersanede bakımı yapılan römorkör suya indirildiği sırada alabora olarak yan yattı ve 8'i asker 10 personel yaşamını yitirdi.  Sanat dünyasında yaşananlar Picasso'nun 'Le Reve' isimli tablosu 155 milyon dolara satılarak, bugüne kadar ABD'li bir koleksiyonerin satın aldığı en pahalı eser unvanını aldı. Fahrelnissa Zeid'ın 'Atom Patlaması ve Bitkisel Hayat' isimli tablosu 2 milyon 741 bin dolara satıldı. Zeid, Ortadoğu'nun en yüksek fiyatla satılan eserini resmeden kadın sanatçı unvanını kazandı. Dan Brown'ın 'Cehennem'i, ilk haftasında 369 bin kopya satarak bir rekora imza attı. 4 yıl süren protestolara rağmen tarihi Emek Sineması, kamuya ait olmasına rağmen yerine AVM yapılmak için özel inşaat firması Kamer tarafından yıkıldı.  2013'te dünyada yaşananlar   Haiyan Tayfunu: Filipinler'i 8 Kasım'da vuran tayfun 10 bin kişinin ölümüne neden oldu. Bangladeş'te fabrika faciası: Başkent Daka'daki fabrika çöktü, 1100 işçi öldü. NSA sızıntısı: ABD'li Edward Snowden, Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi'nin (NSA) tüm dünyayı gizlice nasıl izlediğini kanıtlayan belgeleri sızdırdı. Mısır'da askeri darbe: Mısır'ın Genelkurmay Başkanı el Sisi komutasındaki Mısır Silahlı Kuvvetleri yönetime müdahale etti. İran'ın nükleer anlaşması: İsviçre'nin Cenevre kentinde İran'la yürütülen nükleer müzakerelerde 24 Kasım'da anlaşma sağlandı. Mavi Marmara için özür: İsrail Başbakanı Netanyahu 22 Mart'ta, Mavi Marmara baskını nedeniyle Türkiye'den özür dilediğini açıkladı. Rusya'ya meteor düştü: Saatte 60 bin kilometre hızla hareket eden meteor Çelyabinsk'te patladı. İngiltere kraliyet bebeği: İngiltere Prensi William ve eşi Düşes Kate'in oğulları George 22 Temmuz'da doğdu. Curiosity Mars'ta su buldu: Mars'a gönderilen keşif robotu Curiosity su izine rastladı. Tarihi değiştiren kemik bulundu: Bilim insanları 400 bin yıllık bir insan iskeletinde DNA buldu. Yapay et: Hollanda'da üretilen yapay et 'tatsız' bulundu. Kansere mucize tedavi: Bilim insanları, kanserle mücadele için 'immünoterapi'yi seçti. Papa istifa etti: Papa 16. Benediktus, ilerleyen yaşını gerekçe göstererek istifa etti. 'Selfie' sözlüğe girdi: 'Telefonla kendi fotoğrafını çekmek' anlamına gelen 'Selfie' kelimesi Oxford sözlüğüne girdi. Rusya'da Greenpeace krizi: Eylül ayında, Kuzey Buz Denizi'nde Rus Gazprom firmasına ait petrol platformunu protesto ettikten sonra tutuklanan Türk aktivist Gizem Akhan ve 29 Greenpeace aktivisti yıla damga vurdu. 63 gün tutuklu kalan Akhan Türkiye'ye döndü. Boston maratonu saldırısı: Saldırıyı Çeçen Çarnayev kardeşler gerçekleştirdi. Pistorius sevgilisini öldürdü: Güney Afrikalı paralimpik atlet Sevgililer Günü'nde sevgilisi Reeva'yı öldürdü. İspanya'da tren kazası: 80 kişinin öldüğü olay ülkede son 40 yıldaki en büyük kaza oldu. Kenya'da AVM baskını: Başkent Nairobi'deki alışveriş merkezinde meydana gelen silahlı saldırıda 67 kişi hayatını kaybetti.  2013'te en çok konuşulan isimler Yıl boyunca dünya çapında en çok konuşulan magazinel isim ABD'li şarkıcı Miley Cyrus oldu. Ilımlı tavırlarıyla birçok farklı dinden insanın sempatisini kazanan Papa Francesco ve İran'ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani en çok konuşulan liderler arasında...  2013'ün en çok ses getiren ünlü isimleri Miley Cyrus: ABD'li şarkıcı Cyrus, yılın en çok konuşulan ismi oldu. Time dergisinin 'Yılın Kişisi' listesinde zirveyi zorlayan Cyrus, MTV Müzik Ödülleri'nde yaptığı dansla tarihe geçti. Papa Francesco: Arjantinli Jorge Bergoglio 13 Mart tarihinde yeni Papa olduğunu ilan etti. Papa Francesco göreve geldiğinden bu yana eşcinsellere ve ateistlere karşı ılımlı yaklaşımıyla takdir topladı. Time dergisi de Papa Francesco'yu yılın kişisi seçti. Malala Yusufzay: Pakistanlı insan hakları aktivisti 16 yaşındaki Malala ülkesindeki kızların okula gitmesi için sürdürdüğü mücadele nedeniyle Taliban tarafından başından vuruldu. İyileşen Malala yıl boyunca yaptığı konuşmalarla kendisinden söz ettirdi. Hasan Ruhani: İran'ın yedinci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani göreve geldiği 8 Ağustos tarihinden bu yana ılımlı yaklaşımlarıyla konuşuluyor. Ruhani, ABD Başkanı Barack Obama ile de telefonda konuştu. Jennifer Lawrence: ABD'li aktris Lawrence Hollywood'a farklı bir ses getirmesiyle konuşuldu. Lawrence, 'Silver Linings Playbook' (Umut Işığım) filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandı.  2013'te hayata veda eden dünyaca ünlü isimler 2013 yılında birbirinden önemli isimler birer birer yaşama veda etti. Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela ve Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez bunlardan sadece ikisi... Nelson Mandela: Güney Afrika'da Apartheid rejimine son veren ülkenin ilk siyasi lideri, 5 Aralık'ta 95 yaşında öldü. Hugo Chavez: Venezuela Devlet Başkanı 5 Mart'ta kansere yenik düştü. Chavez, 58 yaşındaydı. Margaret Thatcher: İngiltere tarihinin tek kadın başbakanı Margaret Thatcher 8 Nisan tarihinde 87 yaşındayken meydana gelen felç sonrasında hayata veda etti. James Gandolfini: 'Sopranos' dizisi ile yıldızlaşan Amerikalı aktör, 19 Haziran'da Roma tatili sırasında hayatını kaybetti. Kalp krizi geçiren aktör 51 yaşındaydı. Doris Lessing: 2007'de Nobel Ödülü alan İngiliz yazar, 17 Kasım'da 94 yaşında hayatını kaybetti. Paul Walker: 30 Kasım'da 'Hızlı ve Öfkeli' filminin yıldızı, 40 yaşında araba kazası sonucu öldü. Mikhail Kalaşnikof: Rus silah tasarımcısı 94 yaşında hayatını kaybetti. T24
Siyasette Artık LGBTİ'ler de Var
Yıllardır rengârenk gökkuşağı bayraklarıyla her türlü siyasi olayın içerisindeydiler. Artık kitlesel partilerin içerisine de girdiler. Kitlesel örgütlerde siyaset yapan ve yerel seçimde adaylıkları bulunan LGBTİ'ler anlatıyor... Her gün yeni bir yerel seçim adayı tartışılırken bu yerel seçimler öncesinde LGBTİ bireyler de yerel seçim adaylıklarında yerlerini aldı. Yıllardır aktif siyasetin içerisinde olmalarına rağmen görünürlük sorunu yaşayan LGBTİ’ler ÖDP deneyiminden sonra ilk defa kitlesel partilerin içerisinde kendilerini ifade edebilmenin memnuniyeti içerisinde. Pek çoğu LGBTİ’lerin siyasette yer alması için geç olduğunu düşünse de “Zararın neresinden dönülse kârdır” diyorlar. Kim bilir, belki de bu görünürlük hali diğer siyasi partilerde yer alan ve kendilerini saklayan LGBTİ’lere de cesaret verir. CHP ve HDP’de siyaset yapan LGBTİ’lere bu değişimi sorduk, onlar da yanıtladı. Ebru Kırancı HDP Beyoğlu Belediye Meclisi Üyesi aday adayı, 53 yaşında, altı sene Zonguldak Belediyesi’nde çalıştı, yıllardır İstanbul LGBTT Derneği aktivisti. “LGBTİ’lerin siyasette daha aktif rol oynaması önyargıları değiştirecek. Bana göre zaten bu çok geç kalınmış bir karar. LGBTİ’ler zaten 30 senedir aktif olarak politikanın içerisinde. Zaten trans olduğum için yeterince politik bir duruş içerisindeyim. 87 yılında Gezi Parkı’nın merdivenlerinde yaptığımız açlık grevlerini hatırlıyorum. Yine 15 yıl önce ÖDP’de yer alan LGBTI bireyleri unutmamak gerekiyor. Benim için Beyoğlu’nun ayrı bir önemi var. Beyoğlu’na yeni gelen her polis amiri ilk önce trans bireylere saldırıyor. Tarlabaşı’nda yapılan dönüşümler zaten LGBTİ’leri şehirden dışlamak için yapılan politikalar. Bunları Belediye Başkanı’na sorduğunuz zaman “Biz zaten onları şehrin içerisinde istemiyoruz” diyor. Biz kendi kentimizle ilgili söz sahibi olmalıyız. Ayrıca partilerin “Biz bunu tabanımıza nasıl açıklarız” endişesinden bıktım. Bana göre LGBTİ’leri tüzüğe almak da yetmez. LGBTİ’lere dokunmaları onları daha çok görmeleri lazım.” Cihan Erdal HDP Parti Meclisi Üyesi, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji yüksek lisans öğrencisi, daha önce ÖDP, EDP ve Yeşiller Sol Gelecek Parti’sinde aktif olarak siyaset yaptı. “LGBTİ kotasını ilk olarak EDP’de uygulama kararı almıştık ancak fiilen gerçekleştirememiştik. HDP, LGBTİ meselesini ilgilendiği temel sorunlardan biri haline getirdi. HDP’nin siyasete bakışında “ Türkiye ’deki en önemli sorun şu ve biz sadece bununla ilgileniriz” bakış açısı yok. Solun ve kimliklerin tüm sorunları HDP’nin temel meselesi. LGBTİ’lerin yerel seçimlerindeki aday adaylıkları temsili bir adım olmanın ötesinde HDP’nin fiili olarak LGBTI dostu belediyecilik getireceğinin bir kanıtı. Sedef Çakmak CHP Beşiktaş Belediye Meclisi Üyesi aday adayı, 31 yaşında LGBT Dayanışma Derneği ve Lambdaİstanbul’da çalıştı. İki yıl SPoD Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Bireylerin kendi yaşadıkları kentler hakkında söz sahibi olabilmeleri için sadece LGBTİ bireyler değil bütün kesimler yerel siyasette yer almalı. 20 yıldır yükselerek görünürlüğünü arttıran, Gezi Direnişi’nde deyim yerindeyse rüştünü ispatlayan Türkiye’deki LGBTİ Hareketi’nin doğal olarak ilerlediği nokta, bünyesinden siyasette açık kimlikleriyle yer alacak LGBTİ bireyleri çıkarması. Sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanan Türkiye’de bu bireylere yönelik yerel yönetimler ve genel yasalar açısından halihazırda hiçbir çalışma yürütülmüyor. LGBTİ bireylerin yerel yönetimlerde yer almasının bu alanda hizmetleri ve çalışmaları başlatmak açısından gerekli olduğunu düşünüyorum. Bir diğer nokta da LGBTİ politikalarının sadece cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim ile sınırlı olmaması. Mesela yaşı ilerlemiş bir trans kadının ayrımcılığa uğramadan ev bakımı hizmetinden yararlanması gerektiğini söylediğinizde bu mevzu aynı zamanda yaşlı bakımı ile de ilgili. Levent Pişkin HDP Beyoğlu İlçe Başkanı, HDK Merkez Yürütme üyesi. Ankara Üniversitesi Hukuk mezunu, avukat. LGBTİ’ler artık karma yapılar içerisinde daha açık bir biçimde bulunuyorlar. Türkiye siyasetindeki önemli yapılar içerisinde açık kimlikleriyle hem yapı içerisine dair söz söylüyorlar, hem de yapının dışa doğru LGBTİ politikası yapmasını sağlıyorlar. Seçimler gündeminde değerlendirecek olursak mesela adaylıklardan tutun, seçim bildirgesinde LGBTİ taleplerinin yer bulması bunun ve 22 senedir yürütülen örgütlü mücadelenin sonucu. Keza daha evvel karma yapılar içerisinde gizlenmek zorunda kalan LGBTİ’leri de bu görünürlük cesaretlendiriyor. Siyasi yapılar artık LGBTİ politikası yapmaları gerektiğinin farkındalar ve bu farkındalığa bu görünürlük katkı sağladı. Gezi’de görünen gerçekliğimizi tüm alanlara taşıyoruz. Artık birtakım meseleler tartışılırken LGBTİ’ler unutulmuyor. Haber: ECE ÇELİK
Feminizm Tam Bir Salaklık
Eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman: Cahiller milliyetçi olur.Gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendirT242010'da casus olduğu saptanınca FBI tarafından tutuklanan eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman , 'Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum' dedi.Hürriyet’ten Aslı Barış ’a konuşan Anna Chapman, tutuklanmasını, moda görüşünü, feminizmi ve Kremlin ile olan yakınlığını anlattı. Bir dönem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile aşk yaşadığı iddia edilen Chapman ‘Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var’ diye devam ediyor.Aslı Barış'ın Chapman ile yaptığı röportajın bir kısmı şöyle:Türkiye’de son dönemdeki durumu takip ediyor musunuz? Örneğin Gezi Parkı olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?Tabii ki fikrim var ama uzak durmaya çalışıyorum politik meselelerden. Çünkü bir kez politikaya kafa yormaya başlarsam, şiddetle bu işin içine çekiliyorum. Elimde değil, bir kere bilgi toplamaya başladım mı, hemen işe bulaşıyorum. Bilgi konusunda kendime belli limitler koyuyorum, politikadan uzak durmaya, başka işler yapmaya çalışıyorum.Kendinizi uzak tuttuğunuzu söylüyorsunuz ama Putin’le, Kremlin’le olan yakın ilişkiniz biliniyor…Rusya’ya geri döndüğümde medya yüzünden inanılmaz derecede popüler oldum. Bunu da milliyetçi hisleri körüklemek için kullandılar. “İşte ülkesi için iyi bir şeyler yapan genç bir kız” diyerek örnek gösterdiler. Son 20 yılda iyi bir ekonominiz yoksa, kuvvetli bir ideolojik düşünce oturtamamışsanız, bir şeyleri değiştiren bir kahraman aramaya başlarsınız. Ben de bu gücü kullanarak gençlere önderlik etmeye, örnek teşkil etmeye çalıştım. Çünkü bende örnek alınması gereken çok önemli değerler var. Kendim için bir şey istemiyorum, tamamen toplumumuz için çalışıyorum. Mesela Rusya’ya döndükten bir ay sonra gençlik için bir vakıf kurdum.Ne konularda çalışıyor vakfınız?Mikrobiyoloji ve genetik alanında genç bilimadamlarına kaynak yaratan bir fon oluşturdum. Ülkemizde bilim yeteri kadar desteklenmiyor. Halbuki altyapımız ve geçmişimiz çok kuvvetli: Uzaya gittik, bilişim sektöründe oldukça önemli gelişmeler kat ettik. Şimdi ise durum pek parlak değil. Oluşturduğum fon özellikle kanser tedavisi alanında çalışanlara kaynak sağlıyor. Bu çalışmalar çok önemli. İnsan ömrü bu sayede en az 40 yıl uzayacak. Zaten ülkemizde kanser tedavisinde çok önemli yollar kat edildi. AIDS’in tedavisi de bulundu gibi, herhalde önümüzdeki sene açıklanır.Tutuklandıktan ve Rusya’ya iade edildikten sonra uluslararası anlamda büyük şöhret kazandınız. Neler değişti hayatınızda?Ünlü değilseniz, bir konuda değişim yapmak istediğinizde imkânlar çok kısıtlı oluyor. Ancak tanınıyorsanız, bir yerde çıkıp fikrinizi söylüyorsunuz, insanlar fark ediyor. Şöhreti kendi hakkında konuşmak için kullananları inanılmaz salak buluyorum. Kafam farklı çalışıyor. Başarının formülünü çözdüm. Beni dünyanın en başarılı insanı yapacak değerlere sahibim. Nedir bunlar derseniz, ilki aktif olmak. İkincisi pozitif enerji. Bunları hepimiz biliyoruz ama üçüncü özellik çok önemli. Bunu hapisteyken öğrendim. Başkalarına bir değer katmak için çalışmanız lazım. Kafanızda bir fikriniz varsa, diğer insanlara da aşılamanız, çalıştığınız örgütlere de yaymanız gerekiyor. Önemli olan toplum, birey değil. Toplum halinde hareket edersek, daha başarılı oluruz.Hapis günlerinden bahsedelim. Ne düşündünüz ilk tutuklandığınız zaman?İlk tutuklandığım zaman, “Beni oldukça uzun bir süre burada tutacaklar” diye düşünmüştüm. Dışarı çıkabileceğim konusunda hiç umudum yoktu. Ama bu hayatımın bittiği anlamına da gelmiyordu. Daha ilk günden düzenli spor yapmaya başladım. İkinci gün orada eğitimin konusunda nasıl ilerleyebileceğim konusunda araştırma yaptım. İçeriden de diploma alabilmek mümkünmüş, 'Anlaşılan önümüzdeki 5 yıl buradayım, iyisi mi hukuk diplomamı alayım” diye düşündüm. Zaten istiyordum bunu. Yani hep pozitif kaldım.Playboy ve Maxim gibi dergilerdeki karelerinizden sonra seks sembolü olarak anılmaya başladınız. Koleksiyondaki parçalar da bu imajınızı destekleyecek şekilde mi? En çok hangi parçaları beğeniyorsunuz tasarımlar arasında?Açıkçası modadan, giysilerden hiç anlamam ve hayattaki en fuzuli şey gibi gelir. Yemek yapmayı da bilmem. Bu ikisi dışında geri kalan her şeyi yapabiliyorum. Mesela iyi ekip kurmasını ve yönetmesini bilirim. Onun için iyi bir tasarım ve üretim ekibi kurdum. Çıkış noktam da şu: Akıllı kadınların kendi zekâlarını yansıtacak kıyafetlere ihtiyacı var. Bir kadın seks sembolü ya da potansiyel anne olarak görünmemeli. Dünyayı değiştirecek bir kadın olarak görünmeli. Dünya sorunlarıyla ilgilenen, kitap okuyan kadınların giyebileceği bir koleksiyon hazırladım. Mesela kitap şeklinde çantalar var. Desenlerde ülkemizin destanlarında yer alan figürler kullanıyoruz. Sadece Batı'nın bize empoze ettiği değerleri kabul etmemeliyiz. Bizim derdimiz gücümüz para değil, kendi değerlerimiz, kendi kahramanlarımız var.Batı değerlerine karşı bir düşmanlık mı var?Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var. Ama kendi değerlerimize daha fazla sarılmalıyız. Bunlar güç verir insana.Kendinizi milliyetçi olarak tanımlar mısınız?Nefret ederim milliyetçilikten de, milliyetçilerden de. Cahiller milliyetçi olur. Hayatlarında yurtdışına çıkmazlar, dünyada olup bitenden haberleri olmaz, sonra “Ülkemi çok seviyorum” derler. Tamamen eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Benim için gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendir. Stephen Covey’nin ‘Kazan-kazan’ ilkesinde olduğu gibi, başka ülkeye gidip, insanlarla konuşup onların iyi özelliklerini alır, kendi ülkenize taşırsınız, ona bir artı değer katarsanız, onu güçlendirirsiniz…Bilgilerini aktardığınız ülkenin ne gibi bir kazancı var burada? Pek ‘Kazan-kazan’ durumu gibi gelmedi bana…Önemli olan sinerji yaratmak. Yaratmış olduğum koleksiyondan örnek vereyim. En iyi tasarım ekibini ülkemden topladım. İş imkânı yaratmak için. Ama baktım en iyi kumaşlar Türkiye’de üretiliyor, en iyi malzemeler burada, her şeyi İstanbul’dan aldım. “Ayy, Türklerde ne kadar iyi kumaşlar var, lanet olsun” demedim. Nefret etmedim, saygı duydum, iş yaptım. Bana hocalarım 20 yıldır böyle öğrettilerSizi acımasızca eleştiren Punk grubu ‘Pussy Riot’ ve ‘FEMEN’ hareketine gelelim…Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum.Seksapele önem vermediğinizi söylüyorsunuz ama sizin de bir hayli seksi pozlarınız var. Biraz çelişkili bir durum değil mi?Hayır, seksapel daha ziyade içgüdüsel bir şey. Eğer (mankenlik gibi) bir işi profesyonel olarak yapmıyorsanız, içgüdülerinize sarılarak kendinize göre yorumlarsınız. Yine başarılı olursunuz o alanda. Ben her zaman içgüdülerime güvenirim.Size şu an saldırsam, beni etkisiz hale getirmeniz ne kadar zamanınızı alır? İsteseniz ağzımı yüzümü kırabilir misiniz?Kendimi savunma konusunda her zaman çok sakin davranırım. Ama tabii ki etkisiz hale getirebilirim karşımdakini. Yine de buna ihtiyaç duymadan halletmeye çalışıyorum meseleleri.
'Vurmayın, Öldüm. Katillerim Aramızda Dolaşıyor'
İzmir’de sokak sanatçısından 19 yaşındayken Gezi Parkı eylemleri sırasında Eskişehir’de dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz için sessiz eylem... Bir kişi, elinde ‘Vurmayın, öldüm’ yazılı dövizle, ‘sembolik’ darbelerden korunmaya çalışıyor. Zira bir tanık ifadesinde, Ali İsmail’in dövüldüğü sırada sokaktan, “Vurmayın, öldüm” sesleri geldiğini anlatmıştı… Sokak sanatçısının bir heykel gibi hareketsiz biçimde üzerinde durduğu kaidede de şöyle yazılmış: “ Benim adım Ali İsmail Korkmaz, 19 yaşındayım. Sivil görünümlü bazı adamlar üzerime sopayla saldırdılar. Başıma ve vücuduma vurdular. 38 gün komada kaldım kurtulamadım. Katillerim aramızda dolaşıyor. ”diken.com.tr
'Paralel Devleti Siz Kurmadınız mı?'
Almanya'da dış politika uzmanlarıyla buluşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, 'Acaba şu anda mustarip olduğunuz ve karşı durduğunuz, hem yargı hem emniyetteki paralel devleti hükümet olarak siz kurmadınız mı?' sorusu yöneltildi. Erdoğan ise, 'Yargı ve yürütmenin güvenlik ayağında belli bir paslaşma ile hükümete, devlete karşı bir eylem söz konusu' dedi. Erdoğan, Gezi Parkı eylemlerini ise Türkiye'deki yatırımların önünü kesmek isteyen çevrelerin girişimi olarak nitelendirdi. Erdoğan, basın özgürlüğüne ilişkin bir soruya da, 'Tabi Sınır tanımayan muhabirler gerçekten sınır tanımıyorlar' diye yanıt verdi. Berlin'deki Alman Dış Politika Cemiyeti'nde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, burada dış politika uzmanları, akademisyenler ve gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Erdoğan'a ekonomik durum, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu, Türkiye'de gazetecilerin tutuklu olması, ifade özgürlüğüne ilişkin sorunlar ve Suriye meselesi soruldu. Başbakan Erdoğan, 'Faiz oranının yoğun artışı Türkiye’de bir krize neden olabilir mi?' şeklindeki soruya, Türkiye'nin 2013'teki büyüme rakamlarıyla yanıt verdi ve 'Bizler istikrar ve güven sayesinde aynı kararlılıkla yüzde 4 gibi bir büyümeyi ortalama olarak bu 2013’ün ilk üç çeyreğinde yakaladık, dördüncü çeyreğin neticeleri yok ama, 3,8 ile bunu tamamlayacağız. Ki 3,8 de şu anda dünya geneline baktığınız zaman ilk beş içerisinde yer alıyor. İlk beş içerisinde yer alması da Türkiye’nin nerede olduğunu göstermesi bakımından çok çok önemli' dedi. Yolsuzluk sorusu Erdoğan, 'Yolsuzluk soruşturmasıyla ilgili Türkiye’de güvenin tesisi için neler düşünüyorsunuz?' şeklindeki bir soruya ise şu yanıtı verdi: 'Bir şeyi özellikle ifade etmem lazım. Bu son 17 Aralık’ta yaşanan olaylarla ilgili çok ciddi dezenformasyonun etkisi altında olduğunuzu görüyorum. Türkiye’de bir yolsuzluk olayının olduğu, bunu eğer kişisel olarak değerlendiriyorsan bu ayrı bir konudur. Ama bunu yönetimde bir yolsuzluk olayı olarak değerlendirirseniz bu yanlış bir tespittir.' Gezi Parkı eylemlerini üçüncü havalimanıyla ilişkilendirdi Erdoğan yanıtında Gezi Parkı eylemlerine de değindi ve eylemleri öncesinde yapılan üçüncü havalimanı ihalesiyle ilişkilendirerek, şunları ileri sürdü: 'Biz Gezi olaylarını yaşadık. Gezi olaylarının olduğu mayıs ayında önce nelerin olduğunu bilmenizi isterim. Örneğin o ay içerisinde Türkiye üçüncü havalimanı ihalesi denilen ve yıllık yolcu kapasitesi 100 milyonun üzerine çıkan, dünyanın ilk üç havalimanı arasında yer alacak bir ihaleyi gerçekleştirdi. Bunun maliyeti 42 milyar dolar. Buna devlet olarak biz bir kuruş para koymuyoruz. Sadece 20 yıl kullanım hakkını veriyoruz. Her şeyi kendileri harcayacaklar. Beş Türk ortağın bir araya gelerek yapacağı bir havalimanı olayı. Yine aynı süre içerisinde 2,5 milyar dolara mal olarak bir üçüncü köprüyü yaptırıyoruz. İstanbul İzmir arasında yapılmakta olan ve üç saate düşürecek olan bir otoyol. Ve bunun üzerinde dünyanın sayılı asma köprülerinden birisi kuruluyor. Bu arada yine Marmaray’ın açılışının yapıldığı bir ay. Yüksek hızlı trenin aynı sürece rastladığı bir süreçte ortaya böyle bir şey çıkıyor. Ortaya çıkan olayda ne var? Deniyor ki, burada çevrecilik açısından bir adım atılıyor. Neymiş o? 12 ağaç oradan sökülüyor, başka yere dikiliyor. Bu gerekçe gösterilerek bu tür adımlar atılıyor. Bunlar tabi çevreci bir iktidara karşı aslında sadece dereyi bulandırmaktan başka bir şey değildi. Zira bizim 2 milyarı aşkın fidan ve ağaç diken bir iktidar olduğumuzu dostlarımızın bilmesi lazım. Tüm esnafın halkın cam çerçeve ticarethanelerini böyle bir noktaya getirmek herhalde demokratik bir tavır değildir. Demokraside haklar sandıkta aranır. Hiçbir zaman molotofla sopayla aranmaz diye düşünüyorum. Bir ülke ihracatını 36 milyardan 152 milyar dolar acıkan bir iktidar yolsuzluklarla buraya gelebilir mi? Diyoruz ki bakın 3 Kasım 2002’den bu yana üç genel seçim, iki yerel seçim, iki referandum yaşadık. Başarıyla çıktık. Şimdi 30 Mart’ta yine bir seçim yapacağız. Eğer halk bizi burada birinci parti olarak çıkartıyorsa, demek ki bu iktidar dürüsttür.' 'Orada Gezi mezi olayı da değil' Bir katılımcı Erdoğan'ın konuşmasında Türkiye'nin insani hedeflerinden bahsettiğini hatırlatarak, 'Polisin Gezi Parkındaki göstericilere karşı tavrını bununla nasıl bağdaştırıyorsunuz?' dedi ve şunları ekledi: 'Siz, 'demokrasinin seçimler sandık üzerinden geçer' dediniz, fakat seçimler bir çoğunluğun, AK partili bir çoğunluk. Ama toplum içerisine onu seçmeyenlerin de dahil edilmesi gerekiyor. Bu güçlerin seçimler esnasında diyaloğa nasıl katmayı düşünüyorsunuz?' Erdoğan ise şu cevabı verdi: 'Demokraside şüphesiz ki azınlıkların haklarını korumak esastır. Ama orada çoğunluğun tek başına iktidar yaptığı bir yönetimi de azınlığa hiçbir zaman ezdirmemek en doğal haktır. Öyle kalkıp da biz çoğunluğun azınlığa egemen olmasını istemesek de, azınlığın da çoğunluğa baskıcı egemen, şiddete başvurmak suretiyle evet diyemeyiz. Şimdi Gezi olaylarını söylüyorsunuz. Siz Frankfurt’taki, Hamburg’daki eylemler yaşandı. Bizim polisimizde mukayese edilemeyecek şekilde görüntüler yaşandı. Bu görüntüler benim elimde var. Bunları nereye koyacaksınız? Orada Gezi mezi olayı da değil. Bakın Taksim’de çok farklı düşüncelerim vardı. Türkiye’de, bir tane opera binası yoktur. Taksim’de bir kültür merkezini opera binası yapma hevesi vardı. Bunu bizim iktidarımız yapacak diye, dediler ki hayır yaptırmayız dediler. Burası deprem tehdidi altında bir yer. Gezi Parkı denilen yer, kışlaydı. Büyük şehirlerde müzeler vardı. Biz aynı kışlayı inşa edelim, bunun üzerine şehir müzesi haline getirelim istedik. Dediler ki hayır, istemeyiz. Şimdi bu özellikle geçmiş dönemlerde komünist rejimlerde olan yaklaşım biçimiydi. Yeni bir şey yapacaksanız buna her zaman karşı çıkarlardı. Biz bunları yapmak istiyoruz.' Erdoğan, Mor Gabriel Kilisesi'nin sorunun çözdüklerini ve Sümela Manastırını açtıklarını söyleyerek, 'Azınlığın haklarını korumak budur. Biz bunun adımlarını attık' dedi. Erdoğan, Gezi Parkı eylemlerindeki polis şiddetine ilişkin de 'Bölücü terör örgütü ve yanlı terör örgütleriyle atılan adımlar varsa, müsaade edin de güvenlik güçleri yapılması gerekenleri yapsın. Bunlar da hiçbir zaman standartların dışında değildir' diye konuştu. 'Gezi'ye AK Parti seçmenleri de katılmıştı' Erdoğan'ın bu anlattıkları üzerine salondan Gezi Parkı eylemlerine katılanlar arasında AK Parti seçmenlerinin de bulunduğu hatırlatılarak, 'Mesela halkın, sadece hükümetin hediyelerini kabul etmek değil de, şehrin politikalarına katılım sağlamalarını hakkında ne düşünüyorsunuz?' şeklinde bir soru geldi. Erdoğan ise şöyle konuştu: 'Bize bu tür politikalara katılmak için gelenlerin teklifleri gördük. Onların tekliflerinin dışında, adeta kanun yapıcı noktada kendilerini görme, yani yasama organının yapması gerekenleri, kendilerini yükselttiğini görüyoruz. Bir şehrin vatandaşın öyle taleplerde bulunur ki, bunun bir kabul edilebilirliği olur. Ama bu yoksa, bu konuda yetki kimdedir? O şehrin meclisindedir. O şehrin meclisi bununla ilgili kararı alır. Fakat çok daha farklı şekilde, eğer merkezi yönetimi bu ilgilendiriyorsa, federal meclisi ilgilendiriyorsa, burada da yasama organı bununla ilgili adımı atar. Eğer halkın iradesine saygı duyacaksak, halk ne dersek o olacaksa, o zaman biz yasama organının çıkaracağı bu yasalara uymak zorundayız. Burada halkın iradesini kazanamayanların, halkın iradesi üzerinde şiddetle egemenlik kurmayı gerektiriyor ki bu demokrasilerde kabul edilemez.' 'Mustarip olduğunuz paralel devleti siz kurmadınız mı?' Erdoğan'a 'paralel yapı' iddiaları da soruldu. Internationale Politik Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni Dr. Sylke Tempel, Erdoğan'a geçmişteki AK Parti-Cemaat ortaklığı hatırlatılarak, 'Acaba şu anda mustarip olduğunuz ve karşı durduğunuz, hem yargı hem emniyette olan bu sistemi hükümet olarak siz kurmadınız mı?' sorusu yöneltildi. Erdoğan; bu soru üzerine şunları söyledi: 'Şu anda mevcut sistem belli bir hareketin grubun oluşturduğu bir sistem değildir. Bu tüm Türkiye’de çeşitli STK’ların ortaya koymuş olduğu düşünceler neticesinde oluşturulan bir yapıdır. En son mesela referandum yüzde 58’le çıkmış bir referandumdur. Bunun içerisinde her grup var. burada belli bir grup söz konusu değil. Özellikle de yargı ve yürütmenin güvenlik ayağında, belli bir paslaşmanın olması, bu paslaşmayla birlikte hükümete karşı devlete karşı bir eylem oluşturulması söz konusudur. Böyle bir adımın atılmasına tabii ki sessiz kalınması mümkün değildir. Bu bir başkası da olabilirdi. Daha önce mafya, çete bunlar bunu yapmak istediler. Bu işin Türkiye’de mafya çete ayağını çökerten bir iktidarız biz. Daha sonra da bu tür örgütlenme ortaya çıktı. Nereden çıkarsa çıksın... Bunun önünde dershaneler meselesi vardır. Bizim tavrımız, artık devletin okulları vardır, kolejler vardır. Yani koleje para ödeyecek, dershaneye para ödeyecek. Benim vatandaşım 'devletin okulu varsa bunlar niye var' diyor. Bunlar yanlış şeylerdi. Bunlara bizim müsamaha etmemiz mümkün değildir. Belli bir süre verdik. Burada ciddi bir rant söz konusuydu. 'Siz mi böyle yapıyorsunuz' diyerek böyle bir süreç başlatıldı. Böyle bir sürece bizim müsaade etmemiz mümkün değil. Yargıdaki paralel yapılanma, diğer kurumlardaki yapılanma, özellikle şu anda farklı bir sürecin içerisinde girecektir. İşin en çirkin boyutu şudur: Şantajlarla, ortam dinlemeleriyle, bütün bunların yanında görüntülemeyle, bir çok güvenlik mensupları yargı mensupları tehdit altına alınmıştır. İş adamına hareket etme, etmediğin takdirde elimizde belgeler var. onları ifşa eder. Bunu bakan arkadaşlarımıza da yaptılar. Dolayısıyla biz de diyoruz ki, böyle bir şeye bizim asla müsaade etmemiz mümkün değil. Bedeli ne olursa olsun bu iş çözüme kavuşturulacaktır. 30 Mart bunun dönüm noktası olacaktır. Bunu da açıkça ifade ediyorum.' 'Tutuklular normal gazeteci değil, silah yakalatmış terörist' Erdoğan'a iddia ettiği yapıların açığa çıkarılması için özgür bir basın olması gerektiğini hatırlatan salondaki katılımcılardan biri, 'Bu paralel yapıları açığa çıkarmak gerekiyorsa, serbest çalışan bir medya önemli değil mi? En fazla tutuklu bulunan gazeteci Türkiye’de görünüyor' dedi. Erdoğan, bunun üzerine sözlerini şöyle sürdürdü: 'Yani başbakanına her türlü hakareti yapabilen medya Türkiye’de var. Ailesine her türlü hakareti yapabilen medya Türkiye’de var. Şu anda en çok içerde dediğiniz Türkiye’de, normal basın mensubu parmak sayılarını geçmez. Diğerleri, büyük bir çoğunluğu terör örgütleriyle ya silah yakalatmıştır ya eylem hareketindedir. Bunlar hep sizlere dezenformasyonla aktarılan bilgilerdir. Geçen işte Brüksel’de rakamlarıyla hepsini açıkladım. Normal sarı basın kartı olanların sayısı 5 veya 10 sayısında. Yani AB ülkelerinde, gerçek manada basın mensuplarının çok çok üstünde şu anda tutuklu olduğunu biliyoruz. Bu noktalarda kaynağından incelersek çok daha isabetli olur diye düşünüyorum.' CNN Türk
49 Saniyede Türkiye Özeti!
Gezi Parkı olayları sırasında hazırladığı kısa videolarla sosyal medyada adından söz ettiren Uçman Balaban, 2013 yılının 49 saniyelik özetini bir animasyonla özetledi. Görüntülerde Ali İsmail Korkmaz'ın tekmelenmesi, Palalı saldırganın Taksim'deki saldırısı, ağaçların kesilip yerine apartmanların dikilmesi, medyaya yönelik susturma operasyonlarının etkili ve sade bir anlatımla anlatıldığı animasyon filmi paylaşım rekoru kırıyor.
Deniz Gezmiş'in Yeğeni Belediye Meclisi Adayı Oldu
Gezi olayları sırasında mağdur olanları belediye meclis listelerinden aday göstereceklerini ilan eden CHP yönetimi, bu doğrultuda ilk adımı Ankara'da attı. Polis kurşunuyla yaşamını yitiren Ekrem Sarısülük'ün kardeşi İkrar Sarısülük Yenimahalle'den, Muharrem Dalsüren Mamak'tan, Dilan Ece Yıldız Çankaya'dan, Davut Yıldız ise Etimesgut'tan belediye meclisi listelerine yerleştirilecek. SARISÜLÜK'ÜN KARDEŞİ MECLİS LİSTESİNDE CHP'de hafta sonu 20 saati aşan mesainin ardından pek çok önemli noktada belediye başkan adayını belirleyen CHP'de belediye meclis ve il genel meclisi listelerini belirleme yönünde ciddi bir mesai harcanıyor. YSK'nın öngördüğü takvim çerçevesinde 18 Şubat'a kadar isimleri tespit etmek zorunda CHP yönetimi, bir süre önce verdiği sözü tutarak, Gezi olayları sırasında devletin şiddetine maruz kalanları parti listelerinden aday göstereceğini ilan etmişti. Bu doğrultuda ilk adım Ankara'dan atıldı. Alınan bilgilere göre, Ankara Kızılay'da polis kurşunuyla yaşamını yitiren Ekrem Sarısülük'ün kardeşi İkrar Sarısülük, yaşadığı Yenimahalle'de belediye meclisi listesine konulacak. Başına gaz bombası isabet eden ve üç gün yoğun bakımda kalan üniversite öğrencisi Dilan Ece Yıldız da Çankaya'da belediye meclis listesine yerleştirilecek. DİĞER İLLERE DE YANSIYACAK Polisin müdahalesi nedeniyle gözünü kaybeden Çankaya Belediyesi işçisi Muharrem Dalsüren Mamak, yüzünü isabet eden gaz fişeğiyle yaralanan Davut Yıldız ise Etimesgut'tan belediye meclisi listelerinin üst sıralarına yerleştirilecek. Gezi olaylarında mağdur olanların İstanbul, Antalya, Eskişehir, Hatay ve İzmir gibi yerlerde de belediye meclisi listelerinden aday gösterilmesi için çalışmaların sürdüğü ifade edildi. DENİZ GEZMİŞ'İN YEĞENİ DE ADAY Çankaya Belediye Meclisi listesi için hafta sonu yapılan ön seçimden sürpriz bir birinci çıktı. 6 bine yakın üyenin oy kullandığı seçimlerde Gezmiş 2 bin 32 oyla ilk sırada yer aldı. 68 kuşağı öğrenci liderlerinden Deniz Gezmiş'in yeğeni olan Funda Gezmiş, belediye meclisi listesi için birinci sıranın kontenjana ayrılması nedeniyle ikinci sıradan aday gösterilecek. Öte yandan partinin Avcılar Belediye Başkan adayı olarak gösterilen Dr. Handan Toprak Benli, Gezi olayları sırasında Gezi Parkı revirinde nöbet tutan doktorlar arasında yer alıyordu. Benli, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun kurucusu olduğu Özel Avcılar Hospital'da Başhekim Yardımcısı olarak görev yapıyordu. CHP'de herkesin merakla beklediği Kadıköy Belediye Başkan adayını ise CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu belirleyecek. Kadıköy için İstanbul İl Başkan Yardımcısı Canan Kaftancıoğlu ismi gündeme gelirken bu ismin Avcılar'da yaşaması ve Avcılar'da siyaset yapmasına karşın Kadıköy'den aday gösterilmesinin gündeme gelmesine Kadıköy ilçe teşkilatından tepki geldi. CHP örgütü Kadıköy'de çok sayıda aday varken başka ilçeden aday getirilmesine tepki gösteriyor. Kadıköy'de İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt formülü üzerinde de duruluyor.objektif haber
Aziz Yıldırım: Tapeleri Kabul Etmiyoruz
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Asbaşkan Deniz Tolga Aytöre ve Genel Sekreter Mahmut Uslu ilk kez Tarafsız Bölge’de Ahmet Hakan’ın sorularını yanıtlıyor.Aziz Yıldırım hem kendi başına hem de Fenerbahçe'nin başına gelenleri konuşacaklarını ikisini birbirinden ayıramayacağından söyledi.ERGENEKON'UN KASASI MI?Aziz Yıldırım kendisini askere yakın olduğu gerekçesiyle Ergenekon'un Kasası diye o davaya bağlamak istediklerini söyledi.Aziz Yıldırım daha sonra neden programa katıldığını anlattı.ÖYM'lerle ilgili Ahmet Hakan'ın sorusunu da yanıtlayan Aziz Yıldırım, özel mahkemelerde yargılananların haksız, kanunsuz yargılandıklarını kendimiz yaşadığımız için beyan ettik.17 ARALIK OPERASYONU...Telefon tape'leri kasetlerle Cumhuriyet'in rejiminin devam edemeyeceğini söyleyen Yıldırım, 17 Aralık operasyonunu da kınadı ve bir Cumhuriyet'te bunların olmaması gerektiğini söyledi.17 Aralık'ta basında bir karalama kampanyası başlatıldığını, doğru olup olmadığı bilinmeden algı yaratıldığını belirten Aziz Yıldırım, 'Biz de bu sıkıntıyı yaşadık' dedi. İktidarın yanlış yaptığını söyledi.Kendi davalarında gizlilik varken nelerle suçlandıklarını internetten öğrendiklerini söyleyen Yıldırım, polise ifade vermediği halde ifadede sorulan soruları yayınladılar.'REJİMDE SIKINTI VAR''Rejimde sıkıntı var' diyen Aziz Yıldırım, 'AK Parti şikayetçi, MHP şikayetçi, BDP şikayetçi herkes şikayetçi. Bunu çözmek hükümetin görevi' diye konuştu.Asbaşkan Deniz Tolga Aytöre de yeniden yargılanmanın yerine adil yargınlanma kavramını konuştuklarını söyledi. Algı açısından 4 Temmuz'da her şeyin zaten bittiğini söyleyen Aytöre, 17 Aralık'ta da aynı şeyin olduğunu söyledi.Genel Sekreter Mahmut Uslu da 'O yaptı bu yaptının ötesindeyiz' diyerek 'Başbakan'ın 'evet yanlışlar olmuş' dediğini hatırlattı. Aziz Yıldırım, 17 Aralık'la ilgili gazetelere yansıyan görüntülerden haberlerden dolayı kuşku duyduklarını söylerken bunun kendi davalarındaki duruma benzediğini söyledi ve ekledi: 'Bize yapıldıysa başkasına da yapılabilir.''ALGI YARATILIYOR'Yıldırım bu davalarla ilgili beklenilmesi gerekitğini algı yaratılmaması gerektiğini söyledi.Aziz Yıldırım, Ahmet Hakan'ın 'KCK'yı niye saymıyorsunuz' ifadesine davayı bilmediğini söyleyerek yanıt verdi.Aziz Yıldırım yargılanırken ilan verdiklerini bu ilanda geçen isimlerden birinin kendisinin kullanıldığını söylediğini belirtti ve o kişinin çıkıp bunu açıklamasını istediğini söyledi.'DAVA ÖYM'DE GÖRÜLEMEZ'Yasanın bir davanın ÖYM'de görülmesi için şiddet içermesi gerektiğini belirttiğini söyleyen Asbaşkan Deniz Tolga Aytöre kendi davalarında böyle bir durum olmadığını hatırlattı.Aytöre, 'Bu davanın neresinde silah var, biz anlamış değiliz' diyerek bu davada şiddet olmadığı için ÖYM'de görülemeyeceğini söyledi.Yıldırım kendisi adına telefon dinleme izni alınıp başkalarının dinlendiğini ifade etti.'DİNLEMELERDEKİ AMAÇ KİRLİLİK YARATMAK'Yıldırım, dinlemelerden amacın kamuoyunda kirlilik yaratmak olduğunu söyledi. 'Emniyet beni dinleyebilmek için 'Hakem ayarlıyoruz diye' dinleme yetkisi istiyor ve bizi bu şekilde dinliyorlar' diyen Aziz Yıldırım, '14 Nisan'da kanun çıkmadan önce o tapeleri yasa çıkmadan önce deşifre ediyorlar' diye konuştu.Yıldırım, Emniyetin gönderdiği her evrakın el yazısıyla yapıldığını belirterek kardeşinin 24'te yaptığı konuşma için 21'inde karar alındığını söyledi.'TAPELERİ KABUL ETMİYORUZ'Ahmet Hakan'ın 'Yeniden yargılama söz konusu olursa ne olacak? Tapeler sayılmayacak mı?' sorusuna Aziz Yıldırım 'Biz tapelerin zaten hukuksuz olduğunu söylüyoruz, kabul etmiyoruz' diye yanıt verdi.İbrahim Akın olayına da değinen Aziz Yıldırım, Mehmet Berk'in İbrahim Akın'a 'Benim dediklerime evet dersen seni evine göndereceğim' dediğini söyleyerek burada yapılan kovuşturmalarla İbrahim Akın'a 50 bin dolar aldığının söyletildiğini anlattı.Aziz Yıldırım 'İbrahim Akın, sevk edildiği mahkemede tutuklama kararını görünce ifadesini kabul etmedi' dedi.'MEHMET BERK'İ ŞİKAYET ETTİK'Aziz Yıldırım, 'Akın ve ben Mehmet Berk'i şikayet ettik hiçbir şey yapılmadı' diye konuştu.Aziz Yıldırım, 'Benim para verdiğimi ispatlasınlar kendimi köprüden atacağım' dedi.Mahkemenin verdiği raporda paraların karıştırıldığını belirten Yıldırım, 'Mayıs'ın sonundaki paraları sanki bu maçta kullanılmış gibi göstermişler. Ne kadar para olduğu da belli değil. Yargıtay 5. Dairesi'nin metninde şike için kendi talimatıyla Tamer Yelkovan tarafından Yusuf Turanlı aracılığıyla İbrahim Akın'a para verildiği söyleniyor. İspatlasınlar kendimi köprüden atacağım' diye konuştu.Aytöre, 14 Nisan'da şike suç değilken 14 Nisan öncesindeki delillerin nasıl toplandığını sorusuna yanıt istedi.'SES KAYITLARIMI İSTEDİM'Aziz Yıldırım kendi ses kayıtlarını istediğini belirterek konuşmaların kendisine ait olup olmadığını öğrenmek istediğini belirtti.Aytöre, Yargıtay kararında Aziz Yıldırım'ın tape'leri kabul ettiği yönünde ifade yer aldığını belirterek bunun bir mahkeme şikesi olduğunu söyledi. Yıldırım'ın beyanının kesildiğini belirterek, Yıldırım'ın 'Bu tapeleri kabul etmiyorum' ifadesinin kesildiğini söyledi.Yıldırım tapelerin kısaltılarak suçlamaya uygun hale getirildiğini söyledi.Aytöre, Zekeriya Öz'ün Bolu'ya atanmasıyla ilgili olarak espri yaparak 'Bolu'daki tesislerimize yaklaştı!' ifadesini kullandı.'SENİ BURADAN ÇIKARTMAZLAR'Mahmut Uslu ilk algıyla başkan Yıldırım'a 'Seni buradan çıkartmazlar' dedim. Trabzonspor'la ilgili tape'lerin de çok ciddi olduğunu belirten Uslu, Trabzonspor'un avukatlarının o günkü emniyet genel müdürlerinin sözleşmeli avukatı olduğunu o zaman bilmediğini şimdi öğrendiğini söyledi. Uslu o avukatın 17 Aralık'ta sözleşmesinin feshedildiğini söyledi.Aziz Yıldırım kimsenin 'tape'lerle yargılanmaması gerektiğini söyledi.Tape'lerdeki 'Tarlanın Sürülmesi' sözleri için Aytöre, polisin kendi kendine bir değerlendirme yaptığını, savunma olmadığını belirterek 'Hukukta sadece bir tarafı dinliyorsanız kimseyi dinlemiyorsunuzdur. İki tarafı da dinlemelisiniz' dedi.'7 MAÇA DÜŞTÜ'Aziz Yıldırım, 19 maçta şike yapmakla suçlandıklarını belirterek 'Demokrasiyle idare ediliyoruz. Emniyet müdür TV'ye çıkıp 19 maçta şike var dedi. Sonra iddianamede 13 maça düştü. Mahkeme sonunda 7 maça düştü. Avrupa'da olsa o emniyet müdürü, savcı ne olurdu acaba' diye konuştu.Yıldırım, CAS'ta Fenerbahçe'yi Gençlerbirliği maçıyla ilgili suçladıklarını belirtti.'Akın temiz çocuk'Mehmet Uslu, İbrahim Akın'a şantaj yapıldığını söyledi. Aziz Yıldırım da İbrahim Akın'ın çok temiz bir çocuk olduğunu söyledi.Manisa Başkanı'yla ilgili konuyu savcının bilmediğini kendisinin açıkladığını söyleyen Aziz Yıldırım, 'Sadri Şener'e de bilmem kaç milyonluk ihale verdim' dedi.'TFF'de paralel devlet var'Aziz Yıldırım 'TFF'de de paralel devlet var' dedi.Aziz Yıldırım, UEFA'nın polis fezlekesinden dolayı Fenerbahçe'yi suçlu bulduğunu söyledi. Yıldırım, Türkiye'nin kendi kendini rezil ettiğini söyledi.'CAS DAVASININ ÇEKİLMESİ HATA'Şampiyonlar Ligi'yle ilgili CAS davasının geri çekilmesiyle ilgili olarak Mahmut Uslu büyük hata yapıldığını söyledi.Yıldırım ise Türkiye'nin menfaatleri için dendiğinden davanın geri çekildiğini söyledi. Kendisinin hapisten bir şey söylemediğini düşüncesinin 'davayı çekmemek' olduğunu belirtti. Yıldırım 'Başbakan da çekilsin deyince geri çekildi' dedi.Mahmut Uslu ise 'Türkiye ve Fenerbahçe'yi sattılar diye beyanat verdim. Bana bir şey olmadı' dedi.Aziz Yıldırım Fethullah Gülen'le yüz yüze hiç görüşmediğini söyledi. Fethullah Gülen'in kendisini hapisten çıktıktan sonra arayıp geçmiş olsun dediğini söyledi.BAŞBAKAN'IN TUTUMUAziz Yıldırım, 'Adam vursanız 3,5 seneyle yargılanırsınız, ben 160 seneyle yargılandım. O dönemde sayın Başbakan bize çok destek oldu. Tüm siyasiler yeni bir yasa çıkardılar. Biz o dönem katkısı olan herkese tüm partilere teşekkür ediyorum. 1.5 senedir hür olmamı bu yasada değişikliklere bağlıyorum' diye teşekkür etti.Yıldırım, '17 Aralık'ta olan operasyondan sonra Başbakan Fenerbahçe'nin durumunu daha iyi anlıyordur' dedi.Aziz Yıldırım, Atatürkçü, Laik ve Cumhuriyetçi olduğunu vurgulayarak 'Bu eksende görev yaparız' dedi.''Cemaat Fenerbahçe'yi ele geçirmeye çalışıyor' dedim'Aziz Yıldırım 'başta cemaat Fenerbahçe'yi ele geçirmeye çalışıyor' diye düşündüğünü bunu daha önce de söylediğini belirtti.Yıldırım, Cemaat'e bu şahısların kendileriyle ilgili olup olmadığını sorduğunu, Başbakan'a da sorduğunu iki tarafından kendilerinden olmadığını söyledi diyerek 'O zaman bunu bir gladyo yapıyor. İki tarafa da bağlı olmayan bir gladyo yapıyor!' dedi.Aziz Yıldırım 'Ben bunun ne cemaat ne de hükümet diyorum' diyerek 'O günkü şartlarda bize gelip anlatılanlara göre oluşan fikir cemaatti. Şimdi ise karşı taraf bizden değil diyor. Buna karar verecek bilgim yok. Hükümet bunlar onlara hizmet ediyor diyor. İki taraf da kabul etmiyor' diye konuştu.Aziz Yıldırım, bu süreçte başkanlığı bırakmayı düşünmediğini bu mücadeleden alınlarının akıyla çıkacaklarını söyledi.Ahmet Hakan, Başbakan'ın Fenerbahçe başkanlığıyla ilgili açıklamalarını sorması üzerine Aziz Yıldırım, 'Sayın Başbakan'a banka kurulacak, o da 300 milyon dolar verecek diye zannetti sanırım yanlış bilgilendirildi' yanıtını verdi.Mahmut Uslu, Başbakan Erdoğan'la randevu alıp yanlış anlamayı gidermek için durumu anlattığını söyledi.Yıldırım operasyonun askere yakın olduğu için yapıldığını belirterek 'Atatürkçülük kimsenin tekelinde değil. Hepimizin Atatürk'ün ilke ve inkılaplarına uygun yaşadık. Bu değerler bizim çok önemlidir. Bundan dolayı bana yapıldı diyemem' dedi.Mehmet Ali Aydınlar'ı Başbakan mı destekledi sorusuna bilemiyorum diye yanıt veren Aziz Yıldırım, 'Şike yapmadım adil yargılanma istiyorum' dedi.'SİYASİ SLOGAN ATMALARI HAKLARI'Aziz Yıldırım, 'Eğer statta küfür edilecekse karşıyım, hakaret edilecekse karşıyım. Gezi Parkı'yla ilgili 34. dakikada tezahürat yapıyorlar. Bu doğal hakları' diye konuştu.Yıldırım, 'Vali geliyor müdahale ediyor, Bakan geliyor müdahale ediyor. Bunlar yanlış. Siz sadece staddaki küfür ve hakaret için şeylere karşı çıkabilirsiniz. Eğer siz siyasi slogana müdahale ederseniz o büyür. Baskı yaparsanız insanlar isyan eder' diye konuştu.Aziz Yıldırım başkanlığının düşmesi halinde kendisi yerine herkesin başkan olabileceğini de söyledi. 'BELKİ DE ŞAMPİYONLAR LİGİ ŞAMPİYONU OLACAKTIK'Mahmut Uslu Şampiyonlar Ligi'ne katılamadıkları için 150 milyon euro kayıpta olduklarını belirterek 'Belki Şampiyonlar Ligi şampiyonu olacaktık' diyerek 'Bir operasyonla buraya geldik. UEFA bize kötü bakamaz. 80 milyon nüfusumuz var. Hükümetin sayesinde 10 bin dolar GSMH'miz var. Bu operasyon yalnız Fenerbahçe'ye değil milli takıma da Türkiye'ye de oldu' diye konuştu.Deniz Tolga Aytöre, Ali İsmail Korkmaz'ın ailesinin Kasımpaşa maçını izlemeye geleceği bilgisini verdi.Aziz Yıldırım son dönemde Fenerbahçe'ye müdahalesi olmadığını ve kulüpte CEO olduğunu söyledi.'YUNUS YILDIRIM YETENEKSİZ'Aziz Yıldırım, hakem Yunus Yıldırım'ın yeteneksiz olduğunu söyleyerek 'Yunus Yıldırım bizi şampiyonluktan etti. Affetmem. Bir daha gelip aynı şekilde idare edecekse gelmesin' diye konuştu.Aziz Yıldırım en temiz kulübün Fenerbahçe olduğunu söyleyerek '1 milyon üye yapacağız. Ondan sonra gerekiyorsa reklam bile almayacağız' dedi.Aziz Yıldırım, amatör sporlarda atılımın kendisinin gelmesiyle başladığını da vurguladı.CNN Türk