onedio
İzmir'de Yapılabilecek Onlarca Farklı Etkinlikten Yalnızca 10 Tanesi
İzmir'de yapılabilecekler arasında hep klasik Kemeraltı Çarşısı'nı gezmek, kordondaki çimlerde oturmak, Saat Kulesi'nde fotoğraf çekmek, boyoz veya kumru yemek gibi klasik şeyler söylenmektedir. Halbuki İzmir bunlardan ibaret değildir. Eğer sizde İzmir'de hep aynı şeyleri yapmaktan sıkıldıysanız; yapabileceğiz 3493284 tane etkinlikten 10 tanesini sizler için hazırladım. Hadi bakalım başlıyoruz :)
Tüm Zamanların En İyi 100 Kitabı
Birçok kuruluş ve yayın organı kendi yöntemleriyle yaptığı araştırmalar sonucu ortaya çıkan en iyi 100 kitap listesi yayınlıyor. Listeler üç aşağı beş yukarı aynı kitaplardan oluşuyor. Ben size Norveç Kitap Kulüplerinin 54 ülkeden birçok yazarın katılımıyla belirlediği listeyi sunmak istiyorum. Norveç Kitap Kulüpleri'nin, dünyayı ele geçiren televizyon ve bilgisayara karşı klasik edebiyatı yüceltmek amacıyla belirlediği tüm zamanların en iyi yüz kitabı listesinde Salman Rüşdi, Milan Kundera, John Le Carre, John Irving, Nadine Gordimer, Carlos Fuentes gibi yazarlar bulunuyor. En çok oyu Don Kişot'un aldığı liste şöyle: Chinua Achebe / Ruhum Yeniden Doğacak Hans Christian Andersen / Masallar Jane Austen / Aşk ve Gurur Honore de Balzac / Goriot Baba Samuel Beckett / Üçleme: Molloy / Malone / Adlandırılmayan Giovanni Boccaccio / Decameron Jorge Luis Borges / Toplu Eserleri Emily Bronte / Uğultulu Tepeler Albert Camus / YabancıPaul Celan / Şiirler Louis - Ferdinand Celine / Dünyanın Sonuna Seyahat Miguel de Cervantes / Don Kişot Geoffrey Chaucer / Canterbury MasallarıJoseph Conrad / Nostromo Dante Alighieri / İlahi Komedya Charles Dickens / Büyük Umutlar Denis Diderot / Kaderci Jacques ve EfendisiAlfred Doblin / Berlin Alexanderplatz Dostoyevski / Suç ve Ceza; Budala; Ecinniler; Karamazov Kardeşler George Eliot / Middlemarch Ralph Ellison / Görünmez AdamEuripides / Medea William Faulkner / Abşalom, Abşalom!, Ses ve Öfke Gustave Flaubert / Madame Bovary Federico Garcia Lorca / Çingene Romansları Gabriel Garcia Marquez / Yüzyıllık Yalnızlık; Kolera Günlerinde AşkGılgamış Destanı Johann Wolfgang von Goethe / Faust Nikolai Gogol / Ölü Canlar Günter Grass / Teneke Trampet Joao Guimaraes Rosa / The Devil to Pay in the Backlands Knut Hamsun / Açlık Ernest Hemingway / Yaşlı Adam ve Deniz Homeros / İlyada; Odessa Henrik Ibsen / Bir Bebek Evi Kitabı Mukaddes / Eyüb'ün KitabıJames Joyce /Ulysses Franz Kafka / Bütün Öyküleri; Dava; ŞatoKalidasa / The Recognition of Sakuntala Yasunari Kawabata / Karlar Ülkesi Nikos Kazancakis / Zorba DH Lawrence / Oğullar ve AşıklarHalldor K. Laxness / Independent People Giacomo Leopardi / Bütün ŞiirleriDoris Lessing / Altın Defter Astrid Lindgren / Pippi UzunçorapLu Xun / Diary of a Madman and Other Stories MahabharataNecip Mahfuz / Cebelavi ÇocuklarıThomas Mann / Buddenbrook Ailesi;Büyülü Dağ Herman Melville / Moby Dick Michel de Montaigne / Denemeler Elsa Morante / History Toni Morrison / Sevgili Murasaki Shikibu / Genji'nin Destanı Robert Musil / Niteliksiz Adam Vladimir Nabokov / Lolita George Orwell / 1984 Ovidius / Dönüşümler Fernando Pessoa / Huzursuzluğun Kitabı Edgar Allan Poe / Bütün Hikâyeleri Marcel Proust / Kayıp Zamanın İzinde Francois Rabelais / Gargantua ve Pantagruel Juan Rulfo / Pedro Paramo Mevlana / Mesnevi Salman Rüşdi / Geceyarısı Çocukları Sadi - i Şirazi / Bostan Tayyip Salih / A Season of Migration to the North Jose Saramago / Körlük William Shakespeare / Hamlet; Kral Lear; Othello Sofokles / Kral OidipusStendhal / Kırmızı ve Siyah Laurence Sterne / Tristram Shandy Beyefendi'nin Hayatı ve Görüşleri Italo Svevo / Zeno'nun Bilinci Jonathan Swift / Gulliver'in Seyahatleri Leo Tolstoy / Savaş ve Barış; Anna Karenina; Ivan Ilyiç'in ÖlümüÇehov / Seçilmiş HikâyelerMark Twain / Huckleberry Finn'in MaceralarıValmiki / Ramayana Virgil / The Aeneid Walt Whitman / Çimen Yaprakları Virginia Woolf / Mrs. Dalloway; Deniz Feneri Marguerite Yourcenar / Hadrianus'un Anıları Yanık Njall'ın Sagası Kaynak: http://www.gamlibaykussanat.com/index.php?option=com_content&view=article&id=132:tum-zamanlarin-en-iyi-100-kitabi&catid=9:kitap&Itemid=15
Reklam
Marvel Filmleri, Üniversitede Ders Oluyor
University of Baltimore, 2015 bahar programına Media Marvels isimli bir ders koydu. 2008 yapımı Iron Man filminden bu yazın gişede en büyük başarı yakalayan filmi Guardians of the Galaxy ‘ye kadar tüm Marvel filmlerinin masaya yatırılacağı derste, süper kahramanların sinemaseverler üzerindeki etkisi konuşulacak.Dersi verecek isim olan Arnold Blumberg, yaptığı açıklamada dersin önemli bir kısmında referans noktalarının Guardians of the Galaxy olacağını söyledi. Bunun sebebininse filmin yakaladığı gişe başarısıyla ana akım sinema seyircilerinin hala süper kahramanları görmekten sıkılmadığını kanıtlaması ve Marvel’ın artık konuşan ağaçlar ve rakunlarla aksiyon filmlerini rahatlıkla çekebiliyor olması olduğunu söylüyor Blumberg.Marvel filmlerinin yalnızca birer aksiyon filmi olarak ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Blumberg’e göre toplum içindeki kahramanlık algısı ve özgüvenle ilgili önemli yansımalar bu filmlerden çıkarılabilir.Bantmag
Atatürk İle Florya'da Nostalji Yolculuğu
“Yaşanmışlıklarla dolu Florya, tarihi dokusu ve hatıralarıyla değerleri yaşatan ender yerlerden biri. ‘Eskilerle Florya’ Albümü yaşadığınız yerin anlamını tekrar hatırlatmaya ve o zamanlara geri dönmenizi sağlayacak en doğal kareleri sizin için depolayan bir tarih dosyası niteliğinde…”
Reklam
Çalınan Çıplak Fotoğraflara Sanatsal Çözüm
The Fappening adıyla ünlü kadın sanatçıların çıplak resimlerinin çalınıp yayınlanmasının ardından, The UNFappening başladı.Hollywood aktrislerinin Apple cihazlarından çalınan çıplak fotoğrafları 31 Ağustos gecesi 4chan üzerinden tüm dünyaya yayılmıştı.Kendilerine L.O.V.E. adını veren yaratıcı ekip Patrick van Haperen ve Robin Meekel’in başlattığı projede, sanatçılar 4chan üzerinden yayılan çıplak resimlerin üzerine illüstrasyon yapıyor.“The fappening gerçekleşti. Bunu değiştiremeyiz ama örtebiliriz” diyen sanatçıların yaptıkları illüstrasyonlardan bazıları şöyle:
Reklam
450 Yıllık Hamam Meclis Salonu Oldu
Lüleburgaz Belediyesi, 450 yıllık Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi'ndeki hamamı belediye meclis salonuna çevirdi.Lüleburgaz Belediyesi, 450 yıllık Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi'ndeki hamamı 6 milyon liraya restore edip belediye meclis salonu haline getirdi. Salonun Türkiye 'deki belediyeler arasında bir ilk olduğunu savunan CHP 'li Belediye Başkanı Emin Halebak, 'Oturma düzeniyle de Başkan'ı üyelerle eşitledik' yorumunu yapıyor.Hürriyet Yazarı Vahap Munyar 'Bu meclise giren terler' başlıklı yazısında şunlara vurgu yaptıKırklareli'nin Lüleburgaz ilçesi Belediye Başkanı Emin Halebak aradı: 450 yıllık Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi'ndeki hamamı restore edip belediye meclis salonu haline getirdik. Bu, Türkiye'deki belediyeler arasında bir ilktir. Prof. Kenan Mortan ve Dünya Gazetesi Başyazarı Osman Saffet Arolat'la birlikte geçenlerde Lüleburgaz'a açılış için gittik. Milli Eğitim eski bakanlarından Necdet Tekin, CHP İstanbul milletvekilleri Umut Oran ve Süleyman Çelebi'nin de katıldığı törende Lüleburgaz Belediyesi Fen İşleri Müdürü Nalan Koç, Sokollu Külliyesi'nin özelliklerini anımsattı: Sokollu Külliyesi, Mimar Sinan'ın Selimiye'den önce yaptığı eserlerden biridir. 1568'de yapımı gerçekleştirilen 3 bin metrekarelik alana sahip Külliye, Camii, Medrese, Arasta, Kervansaray, Hamam ve Sübyan Mektebi'nden oluşur. Bugün sadece cami, medrese, arasta, sübyan mektebi ve restorasyonunu gerçekleştirdiğimiz çifte hamam ayakta kalabilmiştir.6 MİLYONA MAL OLDU Restorasyonun bedelini ortaya koydu: 2006'da gerçekleşen satın alma süreci dahil restorasyon 6 milyon 205 bin liraya mal oldu. Bunun 235 bin 127 Euro'su, 'Bulgaristan ile Tarihi KültürelMirasın Korunması' çerçevesinde gelen hibeden oluştu. Bu para da mobilya ve bilgisayar donanımlarına harcandı.Emin Halebak, mecliste oturma düzenine işaret etti: TBMM dahil, birçok kurumun meclis salonunda başkanlık divanının bulunduğu yer daha yüksektedir. Biz, başkan ve meclis üyelerinin birbirlerini rahat görecekleri oturma düzeni tercih ettik. Usta yazar Çetin Altan'ın İşçi Partisi milletvekili olarak TBMM'de bulunduğu günlerdeki sözüne gönderme yaptı: Çetin Altan, o günlerde meclis başkanı ve divan üyelerinin daha yukarıda bir noktada oturmasına 'marangoz hatası' benzetmesi yapmıştı. Biz, 'marangoz hatası' yapmadık. Ardından Prof. Kenan Mortan, 'Yerel Yönetimler ve Demokrasi' başlıklı sunum yaptı: Değer yaratan projeyle rant projeleri arasında ak ile kara arasındaki gibi bir fark vardır. Rant projesi çıkar sağlar. Değer yaratan proje ise yurttaşın hayatını etkiler ve olumlu yönde değiştirir. Nobel ödüllü Prof. Hayek'ten alıntıyla şu noktaya dikkati çekti: Siyasi partiler için 'sağ' ve 'sol' kategorik hükümler yerine, 'değer yaratan' ve 'rant yaratan' ayrımı yapmak daha doğru olmaz mı?YEREL YÖNETİMLERİN PAYISonra yerel yönetimlerin kamu yatırımları içindeki payı konusunda örnekler verdi: Yerel yönetimlerin kamu yatırımları içindeki payı Türkiye'de yüzde 23 iken Fransa'da 70, İspanya'da 30, Polonya'da 62'dir. Türkiye'de kamu kaynağının yüzde 85'i merkezin tasarrufundayken, Avrupa'da bu pay ortalama yüzde 50'dir. Gelir örneklerinin de altını çizdi: - İtalya'da gelirlerin yüzde 60'ı, İngiltere ce Almanya'da da yüzde 34'ü yerel vergilerdendir. Türkiye'de ise yerel yönetimlerin vergi koyma, ekleme, azaltma yetkisi yoktur.Prof. Mortan, sunumunu Montesquie'nun sözüyle noktaladı: İdeal devleti yerel topluluk yaratır. Lüleburgaz Belediyesi, meclis salonunu tarihi mekana taşıyarak kabul etmeyeni 5'inci kattan atarım Emin Halebak, hamam bölümünün alınması ve restorasyonunun tüm partilerin desteğiyle gerçekleştiğini belirterek şöyle konuştu: 'Belediye binamız tamirdeyken toplantılarımızı Ata İş Merkezi'nin 5'inci katında yapıyorduk. Sokollu Külliyesi çifte hamam konusunu gündeme getirdiğimde, 'Bu projeye oy vermeyeni 5'inci kattan atarım' dedim. Proje kabul gördü. SokolluKülliyesi'ndeki salonumuz giriş katı. Artık kimseye '5'inci kattan atarım' demek de mümkün değil.Belediyenin 2014 bütçesi 86-88 milyon lira dolayında. Sokollu Külliyesi'ne harcadığımız 6 milyon lira, bizim için küçük bir rakam.'Kaynak: T24
Dövme ve Dövme Ekipmanları ile İlgili Bilgi Sahibi Olmanızı Sağlayacak İlginç Çalışma
Son zamanların en popüler bilim blogu haline gelen Smarter Every Day'den Destin dövme makinesinin nasıl çalıştığına, kaç tip makine olduğuna ve iğne çeşitlerine dair harika bir çalışma hazırlamış. İşin mutfağına giderek her şeyi ustasından öğrenen ve bizlere aktaran Destin'e teşekkür ederiz. Hem ekipmanları tanıyalım hem de makinenin çalışma mantığını öğrenelim.Makine tipleriyle başlıyoruz...
John Malkovich'in Karakterlerin Yerlerine Geçip Yeniden Canlandırdığı 14 Ünlü Fotoğraf
Ünlü fotoğrafçı Sandro Miller efsanevi Hollywood A-Lister John Malkovich ile birlikte birçok kez çalıştı, ancak Miller ona ilham ve rehberlik etmiştir fotoğrafçılık büyüklerini kutlamak istedim, özel bir şey yapmak zorunda hissettim. Bu yüzden, unisex model olarak Malkovich, adlı bir fotoğraf serisi olan fotoğrafçıların en önemli portrelerinden bazılarını yeniden canlandırdı bu çalışma içinde önemli isimleri kullandı.Kaynak. http://antikkafa.com/john-malkovic-ile-unlu-portreler/
Reklam
Al Pacino Altın Portakal'a Davet Edildi
Festival Direktörü Elif Dağdeviren, Al Pacino'yla yazışmaların sürdüğünü belirtirken, Nicole Kidman'la da prensipte anlaşıldığını ancak ünlü oyuncunun 75 yaşındaki babası Anthony Kidman'ın vefatından dolayı festivale katılamayacağını söyledi.Konyaaltı Sanayici ve İşadamları Derneği (KONYSİAD) davetlisi olarak işadamlarıyla kahvaltıda bir araya gelen 51'inci Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Direktörü Elif Dağdeviren, 3 ay önce yönetimini devraldıkları festivalin 51 yıllık bir geçmişe sahip olmasına karşın, adı dışında hiçbir şeye sahip olmadığını söyledi. Dağdeviren, 'Son 4 yılın bütün bilgileri, verileri, arşivi hiçbir şeyi yok. Bununla ilgili bana cevap geliyor, o yüzden diye. Hiçbir önemi yok hangi yüzden olduğunun. Sonuç, yok' dedi.İSTANBUL KORTEJİ ELEŞTİRİYORBu yıl 10- 18 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek Altın Portakal'ın 100 yaşını kutlayan Türk sinemasının 51 yılında var oluşuna dikkat çeken Dağdeviren, marka adından başka bir şeye sahip olmadığını belirttiği festivalin buna rağmen çeşitli gelenekleri yarattığını söyledi. Festival kortejinin bu geleneklerden biri olduğunu belirten Dağdeviren, şunları söyledi:'Ama çok eleştiri alıyoruz İstanbul'dan 'Kortej ne havai fişek de ne? Festival filmle alakalıdır. Halk festivalle, ki bu çok doğru altını çizerek söylüyorum, sinema salonunda buluşur. 'Halkın Portakalı' diye bir şey yapılmış. Çok güzel ama bu sene vaktimiz olmadığı için yetiştiremedik. Önümüzdeki sene öğrenciler üzerinden eğitimler başlayacak.'SİNEMA SEKTÖRÜ ANTALYA'YA KÜSTÜFestivalin son 3 yılında sinema sektörünün küslüğüyle de karşı karşıya kaldığını aktaran Elif Dağdeviren, bunun nedeninin organizasyon eksiklikleri olduğunu belirterek, 'Sinema sektörü Antalya'ya küstü, son iki üç senedir. Ağırlanmak istiyor insanlar. Davet edildikleri yerde düzgün bir organizasyon istiyorlar. Ağırlamada sorun yaşanmış' diye konuştu.POLİTİKA EKRANDA VARDIRBu duruma festivale sinema tarafından bakılmamasının da eklendiğini savunan Dağdeviren, 'Bir film festivalinin en önemli özelliği politika gibi konulardan uzak durmak zorunda olduğudur. Politika vardır ama ekranda. Filmi seyreder çıkar tartışırsınız. Festivale ait alanlarda o festivalin sorumlularının elinde mikrofonla politika yapmaları kadar sakıncalı bir durum olamaz. O zaman festival festivallikten çıkıyor, şov alanına dönüyor. Sinema sektörü bunların sonucunda Antalya'dan gittikçe uzaklaşmış' diye konuştu.NICOLE KIDMAN GELEMİYORYaptıkları çalışmalarla Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde sinemanın odakta olduğu bir durumu yaratmayı başardıklarını kaydeden Dağdeviren, geçmişinde Kevin Spacey, Adrien Brody gibi sinemanın dünyaca ünlü isimlerini ağırlayan Altın Portakal'da uluslararası önemli isimleri ağırlamak için yazışmalar yaptıklarını söyledi. Dağdeviren, bu isimlerden birinin dünyaca ünlü Oscar'lı yıldız Al Pacino olduğunu söyledi. Al Pacino'yla görüşmelerin yazışma aşamasında olduğunu, davetin yapıldığını aktaran Dağdeviren, Nicole Kidman'ın da davetliler arasında yer aldığını fakat ünlü oyuncunun babası Anthony Kidman'ın ölümü nedeniyle gelemeyeceğini söyledi. Dağdreviren, 'Nicole Kidman'ın gelmesi için uğraştık. Prensipte tarihi uydu. Babasını kaybetti, olmadı' dedi.DHA
Radiohead'in Yeni Albümü Yolda
İngiliz müzik grubu Radiohead’in solisti Thom Yorke , uzun yıllardır albümlerinde birlikte çalıştığı sanatçı Stanley Donwood ile birlikte, yeni bir albüm için arşiv araştırmaları ve kayıt çalışmaları yaptığını Twitter üzerinden duyurdu.Thom Yorke, Son birkaç haftadır Twitter üzerinden arşiv görselleri, gizemli çizimler ve grubun Android uygulaması PolyFauna’dan alınmış ekran görüntülerinden oluşan esrarlı ipuçları paylaşıyordu. Böylece, Radiohead’in veya Thom Yorke’un bir albüm hazırlığında olduğu yönünde söylentiler dolaşmaya başladı.The Guardian’da yer alan habere göre, sonunda Thom Yorke, grubun 9. albümleri üzerine çalışmakta olduğunu açıkladı. Uzun süredir beraber çalıştığı sanatçı Stanley Donwood ile birlikte, daha önce grubun kullanılmamış materyallerini keşfetmek için bir nostaljik bir arşiv gezintisi içinde olduğunu belirtti.Grubun baş gitaristi Jonny Greenwood ve davulcu Phil Selway de, daha önceki röportajlarında grubun Eylül ayında stüdyoya gireceğini bildirmişti. Ancak grup üyelerinin turneleri ve solo çalışmalarının devam etmesi nedeniyle, yeni bir albüm için ne zaman bir araya geleceği belirsizdi.Radiohead’in stüdyoya geri döneceği belli olmasına rağmen, albümleri daima düzensiz aralıklarla çıkan grubun yeni albümlerinin çıkış tarihi henüz bilinmiyor.T24
Reklam
5 Yaşındaki Otizmli Kız Çocuğunun Çizdiği Ustaişi Tablolar
Sadece 5 yaşında olmasına rağmen mükemmel resimler çizmeyi başarabilen Iris Grace İngiltere'de yaşıyor. Otizmin pozitif sayılabilecek etkilerinden birisi olan yüksek konsantrasyon sayesinde 2 saat boyunca hiç ara vermeden resim çizmeye devam edebiliyor. Resimlerini satın alan kişiler minik Iris'in tarzını ünlü ressam Claude Monet'e benzetiyorlar. Konuşma terapisine yardımcı olması sebebiyle ailesi tarafından resme yönlendirilen Iris'in yeteneği herkesi şaşkına çevirmiş durumda.Sevgili Iris'e sanat hayatında başarılar dileriz...
7 Gravür ile 16. Yüzyılda Türkler ve İstanbul
Belçika doğumlu gravür sanatçısı Pieter Coecke van Aelst, 1533'te İstanbul'a bir ticaret delegasyonuyla birlikte gelir. İstanbul'da hızla tanınırlığı artan sanatçı; Türkçeyi öğrenir ve Saray hayatını yakından takip eder. Bir yıl kadar kaldığı İstanbul'dan ayrıldığında yanında olanca hatıra ve ayrıntılı betimlemeleriyle süslü yedi harika gravür bulunmaktadır. İstanbul'da Padişah'ın hamiliğine giremediyse de ertesi yıl bu kez Kutsal Roma İmparatoru V. Karl'ın Saray Ressamı olmayı başarır. Kariyerindeki bu inanılmaz yükselişe rağmen İstanbul'da resmettiği gravürler tarihi bir vesika olarak değerini hiç bir zaman kaybetmez. Aşağıdaki listede Pieter Coecke van Aelst'in elinden çıkmış bu harika gravürleri izleyebileceksiniz. Gravürler ilk kez Les Moeurs et Fachons de Faire de Turcs (Türklerin Gelenekleri ve Giyimleri) kitabında yayınlanmıştır. İyi Seyirler.NOT: Gravürlerin telif hakları dolduğu için New York Metropolitan Museum of Art tarafından internete yüklenmiştir.
Yeni Pink Floyd Albümü 'The Endless River'dan İlk Sesler
On beşinci Pink Floyd albümü olacak The Endless River, 7 Kasım’da yayınlanıyor. Albümden detaylar her geçen gün çoğalarak gelmeye devam ediyor. Son olarak efsanevi grubun yeni albümünden 30 saniyelik bir kayıt paylaşıldı.Bantmag
İstanbul Modern'de 'Yüzyıllık Aşk'
Türkiye'nin ilk sinema salonlarından bugünün festival sinemalarına kadar uzanan nostaljik bir sunum yapan 'Yüzyıllık Aşk: Türkiye'de Sinema ve Seyirci İlişkisi' sergisi İstanbul Modern'de açıldı.Türkiye'de sinema kültürünü ve sinema sevgisini seyircinin bakış açısıyla inceleyen, geniş bir yazılı ve görsel arşiv araştırmasıyla sinema tarihinin belleğini görünür kılan, Türkiye'nin ilk sinema salonlarından bugünün festival sinemalarına kadar uzanan nostaljik bir sunum yapan 'Yüzyıllık Aşk: Türkiye'de Sinema ve Seyirci İlişkisi' sergisi İstanbul Modern'de açıldı.İstanbul Kalkınma Ajansı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla İstanbul Modern tarafından Türk Sinemasının 100. yılına ithafen hazırlanan, küratörlüğünü İstanbul Modern Sinema Yöneticisi Müge Turan ve araştırmacı yazar Gökhan Akçura'nın üstlendiği serginin açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Çelik, serginin Türk sinemasının 100. yılına dair en önemli etkinliklerden olduğunu söyledi.Serginin sinemaya seyirci gözünden baktığını ve bunun kavramsal olarak çok önemli olduğunu dile getiren Çelik, Türk sinemasının bir kültür-sanat faaliyeti olmanın ötesinde hafızalarını ve belleklerini oluşturan bir sektör olduğunu ifade etti.Çelik, sinemada toplumsal hayatın çeşitli evrelerinin olduğunu ve tiyatrocuların baskın olduğu dönemden Yeşilçam'ın altın çağlarına kadar çok farklı dönemlerin görüldüğünü kaydetti.Bakan Çelik, 'En önemlisi çeşitli toplumsal ve siyasi evreleri görüyoruz. Bunlar da gelenek-modernizm çatışması, siyasi merkez ve çevre çatışması, tarım toplumu ile sanayi toplumu çatışması, kır-kent çatışması gibi. Tüm bu unsurlar aslında Türkiye'yi, tarihini anlamamız için mutlaka bilmemiz, derinlemesine anlamamız gereken bütün bu unsurlar sinemamız tarafından bugüne kadar saklanmış durumda' diye konuştu.'Hasar görmüş filmleri restore edecek teknik donanımları sağladık'Bundan sonrasında akademisyenlerin, araştırmacıların Türkiye'yi anlamak için çeşitli konuları ele alırken sinemaya daha fazla eğilmesi gerekeceğini vurgulayan Çelik, İstanbul Modern'in böyle bir sergiyle kendilerinin de hafızalarını tazelediğini bildirdi.Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, şöyle devam etti:'Ayrıca bildiğiniz gibi en önemli unsurlardan bir tanesi sinema mirasının korunması. Bugüne kadar bu mirasın iyi korunduğunu söyleyemeyiz. Birtakım toplumsal şartlar, bireysel hassasiyetlerdeki zaaflar neticesinde iyi korunamamış. Hem ihtilal dönemlerinde veya başka muhtıra dönemlerinde yakılmış sansürlenmiş. Sinema hafızamız ciddi bir şekilde hasar görmüş. Bunun korunmasıyla ilgili bir adım atıyoruz. Sinema Genel Müdürlüğümüz bünyesinde bir Sinema Arşiv Müzesi oluşturacağız. Ayrıca bu hasar görmüş filmleri restore edecek teknik donanımları sağladık. Bundan sonra korunmasıyla ilgili de tedbirler alacağız. Tüm bunlarla sinemanın 100. yılını kutluyoruz. Herkes bu sergiyi gezsin. Sinemanın gerçek sahibi sokaktaki seyircidir. Aslında bir bakıma da seyircinin gözünden Türkiye'nin geçmişini, toplumsal sıkıntılarını, çeşitli tarihi karelerini anlatan bir sergi olmuş. Emeği geçenleri kutluyorum.'Çelik, sinemanın halkın sıkıntılarını paylaşması açısından da önemli olduğuna işaret ederek, Türk halkının sinemada kendi hayatının resmini çektiğini anlattı.'Sergi, sinema ile seyirci arasındaki aşk öyküsünü gündeme getiriyor'İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı da İstanbul Modern'in benimsediği disiplinlerarası yaklaşımını, kuruluşunun 10. yılında yenilikçi projelerle görünür kılmaya devam ettiğini anlatarak, 11 Aralık 2004'te açılan İstanbul Modern'in, Türkiye'de bir müze çatısı altında hizmet veren sinema salonu ve bölümüne sahip ilk kurum olduğu bilgisini verdi.İstanbul Modern Sinema'nın, hem dünya sineması hem de Türk sinemasından örnekler sunduğunu, sıra dışı film ve belgeselleri sinemaseverlerle buluşturduğunu aktaran Eczacıbaşı, Türk sinemasının 100. yılında sinema ile seyirci arasında yüzyıldır süren aşk öyküsünü gündeme getiren ve Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen araştırma sergisine ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını ifade etti.Eczacıbaşı, 'Ülkemizde sinema kültürünü ve sinema sevgisini seyircinin bakış açısıyla inceleyen sergi, geniş bir yazılı ve görsel arşiv araştırmasıyla, sinema tarihimizin belleğini görünür kılıyor. Sinemanın bizi nasıl değiştirdiğini ve dönüştürdüğünü yansıtarak, sayısız sosyo-kültürel dinamiği yeniden değerlendirmemize olanak sağlıyor. Yazılı ve görsel arşiv belgelerinin dijital ortama aktarılması ve hazırlanan kapsamlı sergi kataloğu sayesinde, yapılan araştırmalardan gelecek kuşakların yararlanacağını umuyorum' ifadelerini kullandı.Konuşmaların ardından, sergiye katkısı olanlara plaket verildi.Açılışa, Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, iş adamı Ethem Sancak, ünlü oyuncu Hülya Koçyiğit, sanat ve iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı.'Yüzyıllık Aşk: Türkiye'de Sinema ve Seyirci İlişkisi' sergisiİstanbul Modern'in kuruluşunun 10. yılında Türk sinemasının 100. yıl dönümüne ithafen sunduğu 'Yüzyıllık Aşk: Türkiye’de Sinema ve Seyirci İlişkisi' sergisi, sinemayı yaşatan unsur olarak seyirciye odaklanıyor, sinemanın seyirciyle buluşma anlarına, bu buluşmanın yarattığı şaşırtıcı ve büyülü kolektif ve kişisel dünyalara yer veriyor.'İstanbul Kalkınma Ajansı 2014 yılı Kar Amacı Gütmeyen Kuruluşlara Yönelik Küresel Turizm Merkezi İstanbul Mali Destek Programı' kapsamında desteklenen ve Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla gerçekleşen sergi, Türkiye'de ilk kez düzenleniyor.Sinema tarihinde seyirciye dair yazılı ve görsel arşiv malzemesini dijital platforma aktararak, kaynakları iyi korunmamış ve kişisel çabalarla yaşatılmaya çalışılmış bir tarihin belleğini görünür kılmaya çalışan sergi, seyircinin sinema ile buluşma noktası sinema salonlarını 'seyirci mabetleri' olarak değerlendirirken, Türkiye'nin ilk sinema salonlarından günün festival sinemalarına kadar uzanan nostaljik bir sunum yapıyor.Sergi, seyircinin sinema ve filmlerle ilişkisini sağlayan gazete ilanları, film broşürleri, afişler gibi unsurların yanı sıra sinema seyircisinin fanatizmini de ayrı bir bölümde ele alıyor.Cikletlerden çıkan resimlerden çay tabaklarına kadar sinemaya dair her şeySinema seyircisinin 'fanatik' olduğu saptamasını yapan sergide, ciklet, çikolata gibi malzemelerden çıkan resimler başta olmak üzere, sinema konulu kitaplar, romanlar, yıldız takvimleri, Türkan Şoray resimli çay tabağı, Filiz Akın resimli cüzdan benzeri her tür sinema belgesi ve objesi yer alıyor.Sergi aynı zamanda fanatik olarak adlandırılabilecek üç kişiyi 'Sinema Seyircisi Fanatiktir' başlıklı bölümde büyüteç altına alıyor.Sergide sinema ve seyircinin 'büyülü' ilişkisi, yıldızlardan imzalı fotoğraflar, aktris Hümaşah Hiçan'a yazılmış hayran mektupları, dergi kapakları, sinema dergilerinin düzenlediği yıldız buluşmalarından örneklerle aktarılıyor.'Yüzyıllık Aşk' sergisi için 50'ye yakın filmden, Türkiye'deki sinema ve seyirci arasındaki özel ilişkiyi yansıtan sahneleri bir araya getiren özel bir çalışma hazırlandı. Bu video, 1950'li yıllardan bugüne seyircinin sinema deneyiminin tarihine dair önemli bir belge niteliği taşıyor.Aynı zamanda sergi kapsamında seyircinin film müzikleriyle kurduğu ilişkiyi, nostaljik bir deneyime dönüştüren özel bir alan tasarlandı. Ziyaretçiler Türk filmlerinde yer alan unutulmaz şarkılar arasından seçtikleri plağı dinlerken, o filmdeki sahneyi eş zamanlı izleyebiliyor.Türk sinema tarihinde seyirciye dair yazılı ve görsel arşiv malzemesini dijital platforma aktararak, kaynakları iyi korunmamış ve kişisel çabalarla yaşatılmaya çalışılmış bir tarihin belleğini görünür kılmaya çalışan sergi 4 Ocak 2015'e kadar görülebilecek.Muhabir: Uğur Aslanhan | AA
Reklam