onedio
Bu Eserlere Bakmadan Geçmeyin
Miro'dan Banks'ye, Ai Weiwei'den Anish Kapoor'a, Nuri Bilge Ceylan'dan Marina Abramovic'e dünya sanatının yıldız isimlerini İstanbul'a getiren Art Intentaional sanat fuarı Haliç Kongre Merkezi'nde açıldı. Cem Erciyes, pazar günü sona erecek fuarı gezdi ve dikkat çeken eserleri yazdı.Duyarsız
Lego Sanatçısı Sawaya'nın Elinden 12 Hayret Verici Sanat Eseri
Neredeyse herkesin legolarla anıları vardır. Sawaya'nında öyle. Fakat Sawaya legoları anılarında bırakmak istemedi ve legoları sanatına taşıdı. Sawaya bu parçaları yapabilmek için farklı boyutlarda ve renklerde 2.5 milyon lego topladı. Bu çeşitlilik ona legoları birer oyuncaktan mümkün olduğunca gerçekçi sanat eserlerine çevirmek için yeterli oldu. Sonuçlar ne kadar eğlenceli gözükse de yapım süreci gerçekten meşakkatli. Örneğin gerçek boyutunda insan için Sawaya 15.000-20.000 lego ve 2-3 haftasını harcadı.Nathan Sawaya
Reklam
18 Duygusal Fotoğrafla ''Pencereden Bakan Hayvanlar''
Bazıları sahibinin eve dönüşünü bekliyor, bazıları terk edilmiş bir evi mesken tutmuş, bazıları ise duvarların içinde neler olup bittiğini merak eden vahşi hayvanlar... Hepsinin gözünde bir beklenti, bir umut var adeta.İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
Çocuk Fotoğrafı Nasıl Çekilir 101: Rus Anneden Masal Gibi 23 Kare
Her anne gibi Elena Shumilova da iki çocuğunun büyüdükleri her anı ölümsüzleştirmek istemiş. Ama telefonu ile filtreli çekimler yapıp sosyal medyada paylaşmak yerine yalnızca 1 sene önce kendine profesyonel bir makine edinmiş ve çalışmalarını çok takdir ettiğimiz Bored Panda'ya göndermiş. Tabii büyük bir şansı da Rusya'da bir çiftlikte yaşıyor olması. (Bu arada merak edenlere makinesi Canon EOS 5D Mark II ve 135mm lens.) Oğulları ve çiftlik hayvanlarının büyülü ilişkisini fotoğraflayan Shumilova gerçekten hayranlık uyandıran bir iş çıkarmış. Siz ne diyorsunuz?
Quentin Tarantino'nun Sıradaki Filmi 'The Hateful Eight'ten Haberler Var
Birkaç ay önce bir etkinlikte senaryosunu okuduğu sonra da ilk posterini paylaştığı yeni filmi The Hateful Eight merakla beklenen yönetmen Quentin Tarantino, filmin çekimleriyle ilgili detayları açıkladı. Filmin çekimlerine önümüzdeki aralık ayında Colorado’da başlanıyor.8 Aralık tarihinde başlayacak çekimler için Utah, Wyoming ve Colorado eyaletleri adaylar arasındaydı. Filmin Wyoming’de geçiyor olması söz konusu eyaleti en güçlü aday haline getirse de Colorado’dan yetkililerin, 5 Milyon Dolar’lık bir bütçe önermesi çekimlerin Colorado’da yapılmasına sebep olmuş gibi gözüküyor. Coloradolu yapımcı Donald Zuckerman, filmdeki tüm sahnelerin Colorado’da çekileceğini ve çekimler için büyük bir çiftliğin inşa edildiğini belirtti.Tarantino’nun kariyerinin sekizinci filmi olan The Hateful Eight, toplamda 44 Milyon Dolar’lık bütçesiyle, Colorado’da bugüne kadar çekilmiş en pahalı film olacak. Filmin oyuncu kadrosunda Samuel L. Jackson, Kurt Russell, Amber Tamblyn ve Tim Roth bulunuyor.Bantmag
Reklam
Ahmet Telli'nin Aşık Olunası 11 Dizesi
2 Aralık 1946 Çankırı doğumlu yazar, şair, gönül insanı, öğretmen. Türkçe-Edebiyat öğretmenliği yapmıştır. 1981'de Gazi Eğitim Enstitüsü'nde öğretmenken, sıkıyönetimce tutuklanarak görevine son verilmiştir.  Cihgerhun'un şiirleri üstüne yazdığı bir yazısından kısa bir süre hüküm giymiştir.Kitapçılık, yayıncılık yaptı, çeşitli yayınevlerinde yönetici ve editör olarak bulundu. 1993'te mahkeme kararıyla öğretmenliğe döndü ve emekli oldu. İlk şiiri 1961'de yayımlandı.1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerden. Romantik ve başkaldırıcı şiiriyle bir yandan da Attilâ İlhan'a yakın durduğu söylenebilir.
Tuncel Kurtiz'in Seslendirdiği Dinlemeye Doyamayacağınız 6 Şiir
“Yaşadığım ne varsa sadece haklılıklarımdan bahsetmiyorum, yanlışlıklarımdan da bahsediyorum. Hepsi benim… Onları yaşamasaydım bugünkü Tuncel Kurtiz olamazdım” diyen büyük insanı birinci ölüm yıl dönümünde seslendirdiği altı şiirle anıyoruz. Ve şu da bir gerçek ki; sesinin olduğu her yerde bir damla gözyaşım hazırdır.
Reklam
Türkiye'de Kadın Kahraman Eksikliği Var, Çok 'Erkek Filmler' Çekiliyor
Yeşilçam'ın efsane isimlerinden Hale Soygazi, Türk yapımı dizi ve filmlere ilişkin olarak, son zamanlarda iş yapan genç yönetmenleri iyi bulduğunu ama çok 'erkek filmler' çekildiğini söyledi. “Kadın kahraman yaratmak zor' diyen Soygazi, 'Türk dizilerinde de sinemasında da ciddi bir kadın kahraman eksikliği var' ifadesini kullandı.Taraf gazetesi yazarı Murat Belge ile evli olan Hale Soygazi, 2006’da Belge’nin düşünce suçundan hapse girme riski ortaya çıkınca, olur da ceza alırsa görüş günlerinde görüşemezler diye evlenmişler. Soygazi evliliklerini şu sözlerle özetliyor:“O anlamsız kâğıt parçasının varlığı bu yüzden. Yoksa biz evlenmeyi düşünmüyorduk. Aynı evde yaşıyorduk, hayatı paylaşıyorduk, zaten evlendikten sonra da hiçbir şey değişmedi.”Sibel Arna 'nın yazısı şöyle:Sinemaya adını ‘Kadının Adı Yok’, ‘Bir Yudum Sevgi’ ve ‘Cazibe Hanım’ın Gündüz Düşleri’ gibi filmlerle yazdıran oyuncu Hale Soygazi’ye göre artık yeni kadın karakter yaratılmıyor.Hale Soygazi eski güzellik kraliçelerimizden. 1972’de Saklambaç gazetesinin düzenlediği yarışmada Türkiye Güzeli, ardından gönderildiği İtalya’da Avrupa SinemaGüzeli seçildi. Aradan 42 yıl geçti. Sohbetimize güzellikle başladık: “Türkiye Güzeli seçildiğimde kıvrımlı kadın en güzel olandı. Hatlar belirgin olmalıydı. Sonra koca gözlü Twiggy ile incecik modeller moda oldu. Günümüzdeyse maskülen kadınlar cazip. Maskülenliği ben de çok seviyorum. Abartıdan, bas bas bağıran seksilikten hiçbir zaman hoşlanmadım. Değişmeyen nadir yönlerimden biri de budur.”Peki ya değişenler? “Geçmişten bugüne en çok hangi noktada değiştiniz” diye soruyorum. Eskiden daha sivri biri olduğunu söylüyor, “Düşündüğümü hemen söylerdim. Şimdi de söylüyorum ama çevreyi, koşulları hesaba katıyorum artık. Gençken gerçekten dilimin kemiği yoktu. Şimdi daha çok empati kuruyorum” diyor.Bilenler bilir Hale Soygazi, Türk sinemasının en devrimci kadın oyuncularından biri. Onun kuralları değil kuralsızlığı meşhurdur. Duygu Asena’nın kitabından uyarlanan Atıf Yılmaz’ın yönettiği ‘Kadının Adı Yok’ filminin son sahnesi için kamera karşısında çırılçıplaktı: “Sinema kanıma girdiği günden beri kendi kararlarımı kendim veriyorum ve oyunculuk adına faydalı olabilecek şeylere ‘evet’ diyorum.”‘Gustosu olmak’ diye bir tabir var ya Hale Soygazi öyle bir kadın işte. Lüks değil ama iyi yemekten, iyi içkiden, iyi müzikten, iyi kumaştan anlıyor. Kendini bildi bileli parfüm olarak Chanel No5 kullanıyor. “İstanbul’un bozuk yolları dört çekerle çekilir” diye düşündüğü, “Makinenin ideolojisi olmaz” dediği için cip kullanıyor, yaz tatillerinde bir hafta tekne turuna çıkıyor: “İki kez arı soktu ama alerjim yok, o koyların huzuru da başka hiçbir yerde bulunmaz” diyor. Gözlerinde daima meraklı bir bakış var, 64 yaşında ama liseli bir kız muzırlığıyla bakıyor hayata... Yan masada biri zayıflamak için akşamları tarçınlı yoğurt yiyorum diye anlatıyorsa hemen tarifini istiyor. Örneği diyetten verdiğime bakmayın, inanılmaz yemek yiyor: “Kilolu bir kadın olmak istemiyorum tabii... Hayatım iki dönemden oluşuyor, hiç düşünmeden sınırsız yediğim dönem ve kilo aldığımı fark edip dikkat ettiğim dönem. Haftada üç gün pilates yapıyorum, yürüyorum.”Hayatta hiçbir şeyi kategorize etmiyor, çerçevelemiyor. En dramatik anlarda bile komik bir taraf bulup çıkarmakta ustalaşmış: “Diyelim ki çok kızıyorum, bağırıyorum, sesimin oktavına gülüp sakinleşebiliyorum. Ama hayatta bir ok bana doğru geliyorsa sağa çekiliyorum, duvara saplanıyor. Hiçbir şeyi kişiselleştirmiyorum, üzülmüyorum. Öbür türlü nasıl yaşanır ki!”Oyunculukla olan hesabına gelince... Oyunculuğu seviyor ve başka bir iş yapmayı da düşünmüyor. Son zamanlarda iş yapan genç yönetmenleri iyi buluyor bulmasına ama çok ‘erkek filmler’ çektiklerini söylüyor. Nedenini de çözmüş: “Kadın kahraman yaratmak zor. ” Soygazi’ye göre, daha meraklı olmak, daha çok araştırmak ve derinleşmek gerekiyor: “Bence Türk dizilerinde de sinemasında da ciddi bir kadın kahraman eksikliği var” diyen sanatçı, yerli dizileri de pek izlemiyor.Hale Soygazi sinema yapmayalı 10 yılı geçmiş. Sıradaki proje bir dizi değil de sinema olacak gibi duruyor. Her türlü teklife açık, yeter ki oyunculuk binasının üzerine bir tuğla daha koyabilsin.15 yıla yakın bir süredir Türkiye’nin en önemli entelektüellerinden Murat Belge ile birlikte... 2006’da Belge’nin düşünce suçundan hapse girme riski ortaya çıkınca, olur da ceza alırsa görüş günlerinde görüşemezler diye evlenmişler: “O anlamsız kâğıt parçasının varlığı bu yüzden. Yoksa biz evlenmeyi düşünmüyorduk. Aynı evde yaşıyorduk, hayatı paylaşıyorduk, zaten evlendikten sonra da hiçbir şey değişmedi.”Konu açılınca 20’li yaşlarda yaptığı ilk evliliğini hatırlıyorum. Şimdi Ahmet Özhan’la siyahla beyaz kadar farklı iki insanlar... Sözleri evlenmeyi düşünenlere öğüt gibi: “Genç yaşta evlenmek gerçekten çok riskli. Çünkü hayat durmuyor, kişilikler farklı yönlerde gelişebiliyor. Evleniyorsanız hayat arabasını birlikte süreceksiniz. Birbirinizi sahiplenmeden, sıkmadan, birey olarak...”Hale Soygazi aşkın içinde hayranlığın da olduğunu düşünüyor. “Karşılıklı hayran olursanız içinizdeki aşkı büyütebilirsiniz” diyor. Peki bunca yıl sonra aşk hâlâ var mı? “Büyüsü geçti. Kavuşunca aşk bitiyor ama yerini başka duygulara bırakıyor. Çok büyük sevgi. Bu sevginin bitmemesi için özgürlük duygusu şart. Kendini özgür hissedersen o ilişkiyi devam ettirebilirsin.”T 24
Reklam
'Gezi' Kitabı Yüzünden 1 Yıl Hapse Mahkum Olan Özkoray: Kararı Tanımıyorum
'Gezi Fenomeni' kitabı nedeniyle hapis cezası alan Erol Özkoray 'İslamcıları her zaman karşı devrimci olarak tanımlayıp, siyasi olarak meşru görmediğim gibi bu kararı da tanımıyorum' dedi.Gezi eylemleriyle ilgili yazdığı “Gezi Fenomeni' isimli kitapta o o dönem Başbakan görevini yürütmekte olan Recep Tayyip Erdoğan 'a hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıllık hapis cezasına çarptırılan Abdurrahman Erol Özkoray “Bu kararı tanımıyorum. Aynı 2002 yılından beri yaptığım, İslamcıları her zaman karşı devrimci olarak tanımlayıp, siyasi olarak meşru görmediğim gibi” ifadelerini kullandı.Gezi Fenomeni davası mahkumiyeti ile ilgili Erol Özkoray'ın açıklaması şöyle:“Suç unsuru içeren başkasının telifinde olan bir yazıyı, basın ve yayın yoluyla tekrarlanması ile aynı suçun yeniden işlenmesi” ile ilgili kanun maddesi, yeni ceza kanununda kaldırılmasına rağmen, anonim olan Gezi direnişi duvar yazılarını Gezi Fenomeni adlı kitabıma koyduğum için mahkeme yaklaşık bir yıl hapis cezası verdi. Sanki o yazıların yaratıcısı benmişim gibi. Hukukun temel prensiplerinden olan “kanun yoksa suç yoktur” ilkesi hiçe sayıldı. Yani mahkeme ille de ceza verebilmek için kanun icat etti. Bu yetmedi, ardından hukukta en tabi hak olan savunma hakkı elimizden alınarak, avukatım Sennur Baybuğa 'ya esas hakkında savunma yaptırılmadı. Buna itiraz ediyoruz. Bu tür yöntemler otoriter devletlerin hukuk anlayışının temelini oluşturur. Her iki durum da (kanun olmadan suç olması ve savunma yaptırılmaması) adaletin artık tamamen iktidara tabi olduğunu gösteriyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifi ile, kuvvetler ayrılığı prensibinin ülkede uygulanmaması diktatörlüğün temelini oluşturur. Artık adını koyalım: İslamcı otoriter bir rejim altında yaşıyoruz. Bu durum ancak demokratik rejime geçilerek düzelebilir. John Rawls'ın dediği gibi “bir ülkede adaletin olabilmesi için rejimin demokratik olması gereklidir.” Tabii ki bu kararı tanımıyorum. Aynı 2002 yılından beri yaptığım, İslamcıları her zaman karşı devrimci olarak tanımlayıp, siyasi olarak meşru görmediğim gibi.'T24
Çok Okunası 5 Wattpad Hikayesi
etiket
Şu sıralar, yazmayı seven ve bu konuda oldukça başarılı olanların sıklıkla kullandığı bir platform. Ama hala bazı kitap okurları tarafından bilinmiyor!İşte size önerebileceğim birkaç Wattpad hikayesi.
Reklam