onedio
Ahmet Telli'nin Aşık Olunası 11 Dizesi
2 Aralık 1946 Çankırı doğumlu yazar, şair, gönül insanı, öğretmen. Türkçe-Edebiyat öğretmenliği yapmıştır. 1981'de Gazi Eğitim Enstitüsü'nde öğretmenken, sıkıyönetimce tutuklanarak görevine son verilmiştir.  Cihgerhun'un şiirleri üstüne yazdığı bir yazısından kısa bir süre hüküm giymiştir.Kitapçılık, yayıncılık yaptı, çeşitli yayınevlerinde yönetici ve editör olarak bulundu. 1993'te mahkeme kararıyla öğretmenliğe döndü ve emekli oldu. İlk şiiri 1961'de yayımlandı.1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerden. Romantik ve başkaldırıcı şiiriyle bir yandan da Attilâ İlhan'a yakın durduğu söylenebilir.
Tuncel Kurtiz'in Seslendirdiği Dinlemeye Doyamayacağınız 6 Şiir
“Yaşadığım ne varsa sadece haklılıklarımdan bahsetmiyorum, yanlışlıklarımdan da bahsediyorum. Hepsi benim… Onları yaşamasaydım bugünkü Tuncel Kurtiz olamazdım” diyen büyük insanı birinci ölüm yıl dönümünde seslendirdiği altı şiirle anıyoruz. Ve şu da bir gerçek ki; sesinin olduğu her yerde bir damla gözyaşım hazırdır.
Türkiye'de Kadın Kahraman Eksikliği Var, Çok 'Erkek Filmler' Çekiliyor
Yeşilçam'ın efsane isimlerinden Hale Soygazi, Türk yapımı dizi ve filmlere ilişkin olarak, son zamanlarda iş yapan genç yönetmenleri iyi bulduğunu ama çok 'erkek filmler' çekildiğini söyledi. “Kadın kahraman yaratmak zor' diyen Soygazi, 'Türk dizilerinde de sinemasında da ciddi bir kadın kahraman eksikliği var' ifadesini kullandı.Taraf gazetesi yazarı Murat Belge ile evli olan Hale Soygazi, 2006’da Belge’nin düşünce suçundan hapse girme riski ortaya çıkınca, olur da ceza alırsa görüş günlerinde görüşemezler diye evlenmişler. Soygazi evliliklerini şu sözlerle özetliyor:“O anlamsız kâğıt parçasının varlığı bu yüzden. Yoksa biz evlenmeyi düşünmüyorduk. Aynı evde yaşıyorduk, hayatı paylaşıyorduk, zaten evlendikten sonra da hiçbir şey değişmedi.”Sibel Arna 'nın yazısı şöyle:Sinemaya adını ‘Kadının Adı Yok’, ‘Bir Yudum Sevgi’ ve ‘Cazibe Hanım’ın Gündüz Düşleri’ gibi filmlerle yazdıran oyuncu Hale Soygazi’ye göre artık yeni kadın karakter yaratılmıyor.Hale Soygazi eski güzellik kraliçelerimizden. 1972’de Saklambaç gazetesinin düzenlediği yarışmada Türkiye Güzeli, ardından gönderildiği İtalya’da Avrupa SinemaGüzeli seçildi. Aradan 42 yıl geçti. Sohbetimize güzellikle başladık: “Türkiye Güzeli seçildiğimde kıvrımlı kadın en güzel olandı. Hatlar belirgin olmalıydı. Sonra koca gözlü Twiggy ile incecik modeller moda oldu. Günümüzdeyse maskülen kadınlar cazip. Maskülenliği ben de çok seviyorum. Abartıdan, bas bas bağıran seksilikten hiçbir zaman hoşlanmadım. Değişmeyen nadir yönlerimden biri de budur.”Peki ya değişenler? “Geçmişten bugüne en çok hangi noktada değiştiniz” diye soruyorum. Eskiden daha sivri biri olduğunu söylüyor, “Düşündüğümü hemen söylerdim. Şimdi de söylüyorum ama çevreyi, koşulları hesaba katıyorum artık. Gençken gerçekten dilimin kemiği yoktu. Şimdi daha çok empati kuruyorum” diyor.Bilenler bilir Hale Soygazi, Türk sinemasının en devrimci kadın oyuncularından biri. Onun kuralları değil kuralsızlığı meşhurdur. Duygu Asena’nın kitabından uyarlanan Atıf Yılmaz’ın yönettiği ‘Kadının Adı Yok’ filminin son sahnesi için kamera karşısında çırılçıplaktı: “Sinema kanıma girdiği günden beri kendi kararlarımı kendim veriyorum ve oyunculuk adına faydalı olabilecek şeylere ‘evet’ diyorum.”‘Gustosu olmak’ diye bir tabir var ya Hale Soygazi öyle bir kadın işte. Lüks değil ama iyi yemekten, iyi içkiden, iyi müzikten, iyi kumaştan anlıyor. Kendini bildi bileli parfüm olarak Chanel No5 kullanıyor. “İstanbul’un bozuk yolları dört çekerle çekilir” diye düşündüğü, “Makinenin ideolojisi olmaz” dediği için cip kullanıyor, yaz tatillerinde bir hafta tekne turuna çıkıyor: “İki kez arı soktu ama alerjim yok, o koyların huzuru da başka hiçbir yerde bulunmaz” diyor. Gözlerinde daima meraklı bir bakış var, 64 yaşında ama liseli bir kız muzırlığıyla bakıyor hayata... Yan masada biri zayıflamak için akşamları tarçınlı yoğurt yiyorum diye anlatıyorsa hemen tarifini istiyor. Örneği diyetten verdiğime bakmayın, inanılmaz yemek yiyor: “Kilolu bir kadın olmak istemiyorum tabii... Hayatım iki dönemden oluşuyor, hiç düşünmeden sınırsız yediğim dönem ve kilo aldığımı fark edip dikkat ettiğim dönem. Haftada üç gün pilates yapıyorum, yürüyorum.”Hayatta hiçbir şeyi kategorize etmiyor, çerçevelemiyor. En dramatik anlarda bile komik bir taraf bulup çıkarmakta ustalaşmış: “Diyelim ki çok kızıyorum, bağırıyorum, sesimin oktavına gülüp sakinleşebiliyorum. Ama hayatta bir ok bana doğru geliyorsa sağa çekiliyorum, duvara saplanıyor. Hiçbir şeyi kişiselleştirmiyorum, üzülmüyorum. Öbür türlü nasıl yaşanır ki!”Oyunculukla olan hesabına gelince... Oyunculuğu seviyor ve başka bir iş yapmayı da düşünmüyor. Son zamanlarda iş yapan genç yönetmenleri iyi buluyor bulmasına ama çok ‘erkek filmler’ çektiklerini söylüyor. Nedenini de çözmüş: “Kadın kahraman yaratmak zor. ” Soygazi’ye göre, daha meraklı olmak, daha çok araştırmak ve derinleşmek gerekiyor: “Bence Türk dizilerinde de sinemasında da ciddi bir kadın kahraman eksikliği var” diyen sanatçı, yerli dizileri de pek izlemiyor.Hale Soygazi sinema yapmayalı 10 yılı geçmiş. Sıradaki proje bir dizi değil de sinema olacak gibi duruyor. Her türlü teklife açık, yeter ki oyunculuk binasının üzerine bir tuğla daha koyabilsin.15 yıla yakın bir süredir Türkiye’nin en önemli entelektüellerinden Murat Belge ile birlikte... 2006’da Belge’nin düşünce suçundan hapse girme riski ortaya çıkınca, olur da ceza alırsa görüş günlerinde görüşemezler diye evlenmişler: “O anlamsız kâğıt parçasının varlığı bu yüzden. Yoksa biz evlenmeyi düşünmüyorduk. Aynı evde yaşıyorduk, hayatı paylaşıyorduk, zaten evlendikten sonra da hiçbir şey değişmedi.”Konu açılınca 20’li yaşlarda yaptığı ilk evliliğini hatırlıyorum. Şimdi Ahmet Özhan’la siyahla beyaz kadar farklı iki insanlar... Sözleri evlenmeyi düşünenlere öğüt gibi: “Genç yaşta evlenmek gerçekten çok riskli. Çünkü hayat durmuyor, kişilikler farklı yönlerde gelişebiliyor. Evleniyorsanız hayat arabasını birlikte süreceksiniz. Birbirinizi sahiplenmeden, sıkmadan, birey olarak...”Hale Soygazi aşkın içinde hayranlığın da olduğunu düşünüyor. “Karşılıklı hayran olursanız içinizdeki aşkı büyütebilirsiniz” diyor. Peki bunca yıl sonra aşk hâlâ var mı? “Büyüsü geçti. Kavuşunca aşk bitiyor ama yerini başka duygulara bırakıyor. Çok büyük sevgi. Bu sevginin bitmemesi için özgürlük duygusu şart. Kendini özgür hissedersen o ilişkiyi devam ettirebilirsin.”T 24
'Gezi' Kitabı Yüzünden 1 Yıl Hapse Mahkum Olan Özkoray: Kararı Tanımıyorum
'Gezi Fenomeni' kitabı nedeniyle hapis cezası alan Erol Özkoray 'İslamcıları her zaman karşı devrimci olarak tanımlayıp, siyasi olarak meşru görmediğim gibi bu kararı da tanımıyorum' dedi.Gezi eylemleriyle ilgili yazdığı “Gezi Fenomeni' isimli kitapta o o dönem Başbakan görevini yürütmekte olan Recep Tayyip Erdoğan 'a hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıllık hapis cezasına çarptırılan Abdurrahman Erol Özkoray “Bu kararı tanımıyorum. Aynı 2002 yılından beri yaptığım, İslamcıları her zaman karşı devrimci olarak tanımlayıp, siyasi olarak meşru görmediğim gibi” ifadelerini kullandı.Gezi Fenomeni davası mahkumiyeti ile ilgili Erol Özkoray'ın açıklaması şöyle:“Suç unsuru içeren başkasının telifinde olan bir yazıyı, basın ve yayın yoluyla tekrarlanması ile aynı suçun yeniden işlenmesi” ile ilgili kanun maddesi, yeni ceza kanununda kaldırılmasına rağmen, anonim olan Gezi direnişi duvar yazılarını Gezi Fenomeni adlı kitabıma koyduğum için mahkeme yaklaşık bir yıl hapis cezası verdi. Sanki o yazıların yaratıcısı benmişim gibi. Hukukun temel prensiplerinden olan “kanun yoksa suç yoktur” ilkesi hiçe sayıldı. Yani mahkeme ille de ceza verebilmek için kanun icat etti. Bu yetmedi, ardından hukukta en tabi hak olan savunma hakkı elimizden alınarak, avukatım Sennur Baybuğa 'ya esas hakkında savunma yaptırılmadı. Buna itiraz ediyoruz. Bu tür yöntemler otoriter devletlerin hukuk anlayışının temelini oluşturur. Her iki durum da (kanun olmadan suç olması ve savunma yaptırılmaması) adaletin artık tamamen iktidara tabi olduğunu gösteriyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifi ile, kuvvetler ayrılığı prensibinin ülkede uygulanmaması diktatörlüğün temelini oluşturur. Artık adını koyalım: İslamcı otoriter bir rejim altında yaşıyoruz. Bu durum ancak demokratik rejime geçilerek düzelebilir. John Rawls'ın dediği gibi “bir ülkede adaletin olabilmesi için rejimin demokratik olması gereklidir.” Tabii ki bu kararı tanımıyorum. Aynı 2002 yılından beri yaptığım, İslamcıları her zaman karşı devrimci olarak tanımlayıp, siyasi olarak meşru görmediğim gibi.'T24
Çok Okunası 5 Wattpad Hikayesi
etiket
Şu sıralar, yazmayı seven ve bu konuda oldukça başarılı olanların sıklıkla kullandığı bir platform. Ama hala bazı kitap okurları tarafından bilinmiyor!İşte size önerebileceğim birkaç Wattpad hikayesi.
İzmir'de Yapılabilecek Onlarca Farklı Etkinlikten Yalnızca 10 Tanesi
İzmir'de yapılabilecekler arasında hep klasik Kemeraltı Çarşısı'nı gezmek, kordondaki çimlerde oturmak, Saat Kulesi'nde fotoğraf çekmek, boyoz veya kumru yemek gibi klasik şeyler söylenmektedir. Halbuki İzmir bunlardan ibaret değildir. Eğer sizde İzmir'de hep aynı şeyleri yapmaktan sıkıldıysanız; yapabileceğiz 3493284 tane etkinlikten 10 tanesini sizler için hazırladım. Hadi bakalım başlıyoruz :)
Tüm Zamanların En İyi 100 Kitabı
Birçok kuruluş ve yayın organı kendi yöntemleriyle yaptığı araştırmalar sonucu ortaya çıkan en iyi 100 kitap listesi yayınlıyor. Listeler üç aşağı beş yukarı aynı kitaplardan oluşuyor. Ben size Norveç Kitap Kulüplerinin 54 ülkeden birçok yazarın katılımıyla belirlediği listeyi sunmak istiyorum. Norveç Kitap Kulüpleri'nin, dünyayı ele geçiren televizyon ve bilgisayara karşı klasik edebiyatı yüceltmek amacıyla belirlediği tüm zamanların en iyi yüz kitabı listesinde Salman Rüşdi, Milan Kundera, John Le Carre, John Irving, Nadine Gordimer, Carlos Fuentes gibi yazarlar bulunuyor. En çok oyu Don Kişot'un aldığı liste şöyle: Chinua Achebe / Ruhum Yeniden Doğacak Hans Christian Andersen / Masallar Jane Austen / Aşk ve Gurur Honore de Balzac / Goriot Baba Samuel Beckett / Üçleme: Molloy / Malone / Adlandırılmayan Giovanni Boccaccio / Decameron Jorge Luis Borges / Toplu Eserleri Emily Bronte / Uğultulu Tepeler Albert Camus / YabancıPaul Celan / Şiirler Louis - Ferdinand Celine / Dünyanın Sonuna Seyahat Miguel de Cervantes / Don Kişot Geoffrey Chaucer / Canterbury MasallarıJoseph Conrad / Nostromo Dante Alighieri / İlahi Komedya Charles Dickens / Büyük Umutlar Denis Diderot / Kaderci Jacques ve EfendisiAlfred Doblin / Berlin Alexanderplatz Dostoyevski / Suç ve Ceza; Budala; Ecinniler; Karamazov Kardeşler George Eliot / Middlemarch Ralph Ellison / Görünmez AdamEuripides / Medea William Faulkner / Abşalom, Abşalom!, Ses ve Öfke Gustave Flaubert / Madame Bovary Federico Garcia Lorca / Çingene Romansları Gabriel Garcia Marquez / Yüzyıllık Yalnızlık; Kolera Günlerinde AşkGılgamış Destanı Johann Wolfgang von Goethe / Faust Nikolai Gogol / Ölü Canlar Günter Grass / Teneke Trampet Joao Guimaraes Rosa / The Devil to Pay in the Backlands Knut Hamsun / Açlık Ernest Hemingway / Yaşlı Adam ve Deniz Homeros / İlyada; Odessa Henrik Ibsen / Bir Bebek Evi Kitabı Mukaddes / Eyüb'ün KitabıJames Joyce /Ulysses Franz Kafka / Bütün Öyküleri; Dava; ŞatoKalidasa / The Recognition of Sakuntala Yasunari Kawabata / Karlar Ülkesi Nikos Kazancakis / Zorba DH Lawrence / Oğullar ve AşıklarHalldor K. Laxness / Independent People Giacomo Leopardi / Bütün ŞiirleriDoris Lessing / Altın Defter Astrid Lindgren / Pippi UzunçorapLu Xun / Diary of a Madman and Other Stories MahabharataNecip Mahfuz / Cebelavi ÇocuklarıThomas Mann / Buddenbrook Ailesi;Büyülü Dağ Herman Melville / Moby Dick Michel de Montaigne / Denemeler Elsa Morante / History Toni Morrison / Sevgili Murasaki Shikibu / Genji'nin Destanı Robert Musil / Niteliksiz Adam Vladimir Nabokov / Lolita George Orwell / 1984 Ovidius / Dönüşümler Fernando Pessoa / Huzursuzluğun Kitabı Edgar Allan Poe / Bütün Hikâyeleri Marcel Proust / Kayıp Zamanın İzinde Francois Rabelais / Gargantua ve Pantagruel Juan Rulfo / Pedro Paramo Mevlana / Mesnevi Salman Rüşdi / Geceyarısı Çocukları Sadi - i Şirazi / Bostan Tayyip Salih / A Season of Migration to the North Jose Saramago / Körlük William Shakespeare / Hamlet; Kral Lear; Othello Sofokles / Kral OidipusStendhal / Kırmızı ve Siyah Laurence Sterne / Tristram Shandy Beyefendi'nin Hayatı ve Görüşleri Italo Svevo / Zeno'nun Bilinci Jonathan Swift / Gulliver'in Seyahatleri Leo Tolstoy / Savaş ve Barış; Anna Karenina; Ivan Ilyiç'in ÖlümüÇehov / Seçilmiş HikâyelerMark Twain / Huckleberry Finn'in MaceralarıValmiki / Ramayana Virgil / The Aeneid Walt Whitman / Çimen Yaprakları Virginia Woolf / Mrs. Dalloway; Deniz Feneri Marguerite Yourcenar / Hadrianus'un Anıları Yanık Njall'ın Sagası Kaynak: http://www.gamlibaykussanat.com/index.php?option=com_content&view=article&id=132:tum-zamanlarin-en-iyi-100-kitabi&catid=9:kitap&Itemid=15
Marvel Filmleri, Üniversitede Ders Oluyor
University of Baltimore, 2015 bahar programına Media Marvels isimli bir ders koydu. 2008 yapımı Iron Man filminden bu yazın gişede en büyük başarı yakalayan filmi Guardians of the Galaxy ‘ye kadar tüm Marvel filmlerinin masaya yatırılacağı derste, süper kahramanların sinemaseverler üzerindeki etkisi konuşulacak.Dersi verecek isim olan Arnold Blumberg, yaptığı açıklamada dersin önemli bir kısmında referans noktalarının Guardians of the Galaxy olacağını söyledi. Bunun sebebininse filmin yakaladığı gişe başarısıyla ana akım sinema seyircilerinin hala süper kahramanları görmekten sıkılmadığını kanıtlaması ve Marvel’ın artık konuşan ağaçlar ve rakunlarla aksiyon filmlerini rahatlıkla çekebiliyor olması olduğunu söylüyor Blumberg.Marvel filmlerinin yalnızca birer aksiyon filmi olarak ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Blumberg’e göre toplum içindeki kahramanlık algısı ve özgüvenle ilgili önemli yansımalar bu filmlerden çıkarılabilir.Bantmag
Atatürk İle Florya'da Nostalji Yolculuğu
“Yaşanmışlıklarla dolu Florya, tarihi dokusu ve hatıralarıyla değerleri yaşatan ender yerlerden biri. ‘Eskilerle Florya’ Albümü yaşadığınız yerin anlamını tekrar hatırlatmaya ve o zamanlara geri dönmenizi sağlayacak en doğal kareleri sizin için depolayan bir tarih dosyası niteliğinde…”
Çalınan Çıplak Fotoğraflara Sanatsal Çözüm
The Fappening adıyla ünlü kadın sanatçıların çıplak resimlerinin çalınıp yayınlanmasının ardından, The UNFappening başladı.Hollywood aktrislerinin Apple cihazlarından çalınan çıplak fotoğrafları 31 Ağustos gecesi 4chan üzerinden tüm dünyaya yayılmıştı.Kendilerine L.O.V.E. adını veren yaratıcı ekip Patrick van Haperen ve Robin Meekel’in başlattığı projede, sanatçılar 4chan üzerinden yayılan çıplak resimlerin üzerine illüstrasyon yapıyor.“The fappening gerçekleşti. Bunu değiştiremeyiz ama örtebiliriz” diyen sanatçıların yaptıkları illüstrasyonlardan bazıları şöyle: