Galler’deki Hay-On-Wye adlı kasaba, dünyadaki en büyük kitap koleksiyonunun bulunduğu yerleşim yeri. Kitap kurtlarının “Cennete mi düştüm?” demelerine sebebiyet verecek güzellikteki bu kasabada, toplam 40 bağımsız kitabevi bulunuyor. İstiklal Caddesi’ndeki tarihi kitapçıların yerlerini bir bir patso’culara kaptırdığı ülkemizde böyle bir kasabanın hayalini kurmak bile oldukça zor.
18. Yaşını doldurdunuz, muhtemelen aktifliğinizin zirvesinde ya da diplerindesiniz. Sizi harekete geçirecek şeyler arayışındasınız. Birçok şeyin farkında olduğunuzu zannediyorsunuz. Gençliğiniz de karşılaştığınız sıkıntıları, dünyada ki savaşları, hastalıkları, politik olayları hayretle izliyor ve muhtemelen çok bilinçli bir şekilde yorumladığınızı ya da bunlara anlam veremediğinizi düşünüyorsunuz. İşte size birkaç konuda yol gösterecek ve gerçekleri gerçekten RAP Müziği şeklinde size sunan Türk MC'lerin 8 mükemmel parçası.
Sinema tarihinin en önemli bilim kurgu serilerinden Yıldız Savaşları’nın (Star Wars) son filmi ‘Güç Uyanıyor’ un fragmanının legolu versiyonu Youtube’da 1 milyon kişi tarafından izlendi.Oyalanmak için yapmıştıSnooperKing adlı Youtube kullanıcısı, kendi ifadesiyle ‘yapacak hiçbir şeyi olmadığı’ için iki gün önce yayınlanan fragmanı lego oyuncaklarıyla yeniden canlandırdı. Fragmanın birebir canlandırıldığı videoyu bir gün içinde 1 milyondan fazla kişi izledi.Lego versiyonuyla ‘Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor’ un fragmanı şöyle:Filmin orjinal fragmanı ise şöyle:JJ Abrams’ın yönetmenliğini yaptığı filmde Harrison Ford, Carrie Fisher ve Mark Hamill gibi daha önce seride oynamış isimlerle birlikte yeni oyuncular Oscar Isaac, Adam Driver ve Daisy Ridley gibi oyuncular da rol aldı.
1. İçimizden Biri 'Evet o Britney Spears. 200 milyondan fazla kayıt satışı, 6 #1 numara albüm sahibi olan. 2 Diamond albüme, 400'den fazla ödüle sahip ve 200 milyon dolardan fazla serveti var ama Starbucks kuyruğunda pijama giymiş halde bekliyor.'Britney Spears diğer starların aksine günlük yaşamında sadelikten yana olan bir sanatçı.Mümkün olduğunca abartıdan kaçınan Britney'i Starbucks kuyruğunda pijama veya eşofmanlarıyla görmek mümkün.Britney bu yönüyle ilgili bir röportajında 'Ben oldukça normalim, bilirsin!Herkes gibiyim, herkesinki gibi olan sıradan bir günü severim.' demiştir.
Liste belli bir sıraya göre dizilmemiştir. Ayrıca elbette eklemeyi unuttuğum film olmuştur çok geniş bir konu sonuçta o yüzden eksikler için şimdiden affedin. Ve son olarak ta böyle soygunların sadece filmlerle sınırlı kalmasını diliyoruz.
Mustafa Kemal Atatürk'ün, daha önce pek fazla görmediğinizi düşündüğüm fotoğrafları derlemek istedim. Bir çok Atatürk resmi olan bu siteden faydalandım.
Öncelikle uyarı yapmakta fayda var, galeri dizi ve kitaptan spoilerlar içermektedir!Spartaküs'ten haberdar olan insanların çoğunluğu bunu diziye borçlu olsa da aslında Spartaküs'ün modern zamanda varoluşu 1952 yılına kadar gitmektedir. ABD'deki ünlü McCarty dönemindeki anti-komünist kampanyadan nasibini alanlardan biri olan Howard Fast, hapisten çıkar çıkmaz, Spartacus romanını yazıp, yayınevine teslim etti. Ancak o sıralar FBI'ın göz hapsinde olan Fast'in kitabını basmak mümkün değildi. Bu yüzden Fast kendi yayınevini kurup kitabını kendisi basmak durumunda kaldı. Ancak nihayet 1952 yılında kitabını bastı. 8 yıl sonra ise şimdilerde dünyanın en ünlü yönetmenlerinden biri olan Stanley Kubrick, başrolde Kirk Douglas'ın oynadığı Spartacus isimli sinema filmini çekti.Bu galeride de roman ve dizi arasındaki farklılıkları göreceğiz. Belki iki katı kadar daha madde bulunabilirdi ancak daha belli başlı farklılıkları seçmeye çalıştım.
Ultra gerçekçi resimleri kendi kendine yapmayı öğrenen Singapur'lu yaratıcı sanatçı İvan HOO , gerçekçi resim çalışmalarında renkli kalemler, pasteller ve mürekkepler kullanarak gerçeğinden ayırt edilemeyecek çalışmalar yapıyor. İvan HOO çalışmalarında pürüssüz tahta yüzeyler kullanıyor.'Ben her zaman algıda ve görsellerde şok etkisi yaratan gerçekçi sanat eserlerini sevdim.' diyen HOO ve ekliyor ' Ağaçla çalışmak bana pek çok boyutta çalışma imkanı ve gerçeğe yakın şeyler ortaya çıkartma imkanı veriyor . Ayıca pastellerle de çok iyi gidiyor.' Şimdi size çok şaşıracağınız çalışmalarından bazılarını sunuyoruz.
Kaynak Einstein ve Ölüm Günü | Birinfo.comBazı fotoğraflar, göründüklerinden fazla şey anlatırlar. Bir çalışma odası mı? Öyle gözüküyor, sıradan, dağınık bir masa, arka planda kara tahtaya yazılmış birkaç formül, dağınık raflar... Oldukça sıradan gibi. Sadece biraz dağınık. Einstein'ın (güvenilir kaynaklardan doğrulanamıyor olsa da) şöyle söylediği iddia edilir:'Dağınık bir masa, dağınık bir zihin anlamına geliyorsa, boş bir masa ne anlama gelir?'Ola ki bu sözü gerçekten sarfettiyse, sözün içeriğine katılıyor diyebiliriz. Çünkü fotoğrafta gördüğüz, Albert Einstein'ın Princeton Üniversitesi'ndeki çalışma masasıdır. Ancak söylediğimiz gibi, fotoğraflar bazen olduğundan fazla şey anlatır. Çünkü bu fotoğraf, öyle sıradan bir günde çekilmedi. Bu fotoğraf, 18 Nisan 1955'te çekildi. Einstein'ın öldüğü gün, ölümünden sadece birkaç saat sonra, LIFE dergisi fotoğrafçısı Ralph Morse tarafından. Morse, tam 55 yıl sonra, o günden aklında kalanları şöyle anlatıyor:'Kameralarımı kaptığım gibi, New Jersey'nin kuzeyinde yer alan evimden 150 kilometre uzaktaki Princeton'a doğru yola koyuldum. Einstein, Princeton Hastanesi'nde ölmüştü, dolayısıyla direkt oraya yöneldim. Ancak tam bir kaos vardı: gazeteciler, fotoğrafçılar, neler olduğunu merak ederek biriken insanlar... O zamanlar hastane ufacıktı. Kendime 'Unut bunu.' dedim. Doğruca Einstein'ın çalışma odasının bulunduğu binaya yöneldim.'Ve Einstein'ın odasını, ölümden önce son olarak bıraktığı gibi gösteren bu fotoğrafı çekti.O gün çekilen bazı diğer fotoğraflar şöyle:
Tire’nin Yeğenli Mahallesi kırsalında Temmuz ayında DSİ’nin su kanalı çalışması sırasında bulunan “Geç Roma” dönemine ait 3 mezardan sonra şimdi de aynı bölgede “lahit mezar” bulunduÇağlar boyunca birçok önemli uygarlığa ev sahipliği yapan ilçede şimdi de “lahit mezar” heyecanı yaşanıyor. Temmuz ayında, Yeğenli Mahallesi kırsalında DSİ’nin su kanalı çalışması sırasında bulunan “Geç Roma” dönemine ait 3 mezarın ardından planlı bir şekilde sürdürülen kazı çalışmaları ilk meyvesini verdi. Tire Müzesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan aldığı kazı izni sonrası aynı bölgede “lahit mezar” bulundu. M.S 4’ncü yüzyıla ait olduğu tahmin edilen lahit parçaları Tire Müzesi tarafından koruma altına alındı. 3 kişilik uzman ekibin özenle toprak altından çıkardığı tarihi buluntular Tire Müzesi’ne getirildi. Burada yapılan incelemede pişmiş topraktan yapıldığı belirlenen lahit parçalarının “Geç Roma” dönemini işaret ettiği bildirildi.Yeğenli köyü kırsalındaki çalışmaların kazı alanında yaşanacak gelişmelere bağlı olarak genişleyerek sürdürülebileceği öğrenildi. Yetkililer, Temmuz ayında çıkarılan mezar kalıntılarıyla birlikte yeni buluntuların da detaylı şekilde incelenip, envantere dahil edildikten sonra gerek görüldüğü takdirde müzede sergileneceğini ifade etti. Toprak altından çıkarılan lahitin ve ilk bulunan mezarların tek bir bütün halinde olmadığına dikkat çeken uzmanlar, eserlerin doğal nedenlerden ötürü zamanla büyük tahribat gördüğüne işaret ettiler. Kaçak kazı ve eserlerin talan edilmesine karşı Tire Jandarması ise bölgede geniş güvenlik tedbirleri aldı.İHA
Kendi kendini eğitmiş olan sanatkar Ra Paulette, hayatının son 25 yılını New Mexico Eyaleti'ndeki dağlık bir alanda bulduğu bir mağarayı kazarak harcadı. 67 yaşındaki bu adam, normal kazı çalışmalarında kullanılan aletleri ve makineleri kullanmıyor. Yalnızca küçük el aletleri ve çoğu zaman hiçbir şey kullanmadan sadece elleriyle kazı çalışmalarını yürütüyor. Peki ortaya ne mi çıktı? İşte o inanılmaz mağaradan görüntüler;
2013 yılında Carpet Bombing Culture tarafından, Eski Sovyetler Birliği ve uydu devletlerinin terk edilmiş binalarını ve alanlarını fotoğraflamak üzere görevlendirilen Rebecca Litchfield'in bu görevi, 10 ülkeden yolunun geçeceği bir serüven haline geliyor. Sovyetler Birliği'nin çöküşünden kalan ne varsa yakalamak ve fotoğraflamak adına çıkılan bu yolculuk, 'Soviet Ghosts' adında, araya denemeler ve makalelerin de serpiştirildiği ciltli bir fotoğraf kitabına dönüştürüldü.İşte bu serüvenden bazı kareler ve Litchfield'in notları;
Kendisine hiç şiir yazılmamış biri olarak, 3 büyük şairin kendisine en güzel şiirlerini yazdırtan kadını hep merak etmişimdir. Onun kişiliğini alışkanlıklarını düşünceleri hep merak etmişimdir. Evet bahsi geçen bu güzel kadın ise Tomris Uyar.