Hangi Quentin Tarantino Filmi Seni Anlatıyor?
Quentin Tarantino filmlerini kimisi sever baş tacı yapar, kimisi sevmez yerden yere vurur. Bu tartışmaları göz ardı ederek sinemaya büyük katkısı bulunan bu önemli yönetmenin hangi filmi seni anlatıyor hiç merak ettin mi?Sonucu öğrenmeye hazırsan, başlayalım.
Devlet Tiyatroları 'Yas' Nedeniyle Oyunları İptal Etti
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Suudi Arabistan Kralı Abdullah için ilan edilen 'milli yas' nedeniyle sanatsal faaliyetlere bir gün ara verildiğini açıkladı.Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü (DTGM), web sitesinden yayımladığı açıklamada hayatını kaybeden Suudi Arabistan Kralı Abdullah için ilan edilen 'yas' nedeniyle bir günlüğüne sanatsal faaliyetlerine ara verildiğini duyurdu.
14. !f İstanbul'un Programı Açıklandı
14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin programı açıklandı!Her sene olduğu gibi bu yıl da dopdolu bir programı sinefillerle buluşturmaya hazırlanan !f’in bu yılki sloganı “Kalbine Bak, Yerinde Mi?” olarak belirlenmişti. 42 ülkeden 115 filmin gösterileceği festivalin İstanbul ayağı 12 Şubat’ta, Ankara ve İzmir ayakları ise 26 Şubat’ta başlıyor.Tim Burton’ın Big Eyes‘ıyla açılışı yapacak !f’in tüm programına göz atmak için buraya tıklamanız yeterli.Bantmag
'Hala 450 Yıl Öncesini Yaşıyor Olmak Üzüyor'
Bülent Emin Yarar’ı kimileri Öğretmen Kemal olarak, kimileri de Reha Erdem filmleriyle hatırlıyor. Şimdilerdeyse Devlet Tiyatrosu’ndaki Hamlet ve Profesyonel oyunlarıyla ismi hafızalara kazınmış durumda. Her iki oyundaki performansıyla göz dolduran oyuncuyla buluştuk. Yarar, tiyatroya nasıl başladığını, oyunlarını, ailesini anlattı.Hamlet oyunuyla iki sezondur sahnelerdesiniz. Shakespeare’i ve eserlerini değişmez kılan ne?Shakespeare tarafından 450 yıl önce yazılmış metinde ne yazık ki hiçbir şey değişmeyen dünyanın resmini görüyoruz. Sadece Danimarka Krallığı’nın değil, dünyanın çürümüşlüğünün belki de. Shakespeare’in başta Hamlet olmak üzere tüm eserleri bugün yerini buluyor. Üstelik aynı güzellikte ve aynı samimiyette karşılığını buluyor. Shakespeare’in de tek arzusunun bu olduğunu biliyoruz.Türkiye’de Hamlet’i tek başına ilk kez oynayan sizmişsiniz…Daha önce Fransa’da tek kişiyle oynanmış ama Türkiye’de ilk olduğunu öğrendim ben de.Bütün karakterleri oynamak zor olmuyor mu?En son konservatuvarda, öğrencilik yıllarımda şöyle bir kafamı uzatmıştım Hamlet’e. Bu oyunu altı kişiyle yapabileceğimi düşündüm. Hatta kendime partner aramaya başladım. Oyunun dramaturjisi geliştikçe, metin oluştuktan sonra yönetmen Işıl Kasapoğlu aradı ve ‘Okuyorum, okuyorum tek kişilik okuyorum. Sen tek başına oynarsın.’ dedi. ‘Yapamam, hazırlıklarım tek kişilik değil.’ dedim. Çünkü bütün yaz boyunca sadece kendi metnime hazırlanmıştım ama nafile! Bu kez tek kişilik okumaya başladım metni, aradan zaman geçti, yazın sezon sonu bir araya geldik. Metni tek başıma okudum ve herkes ‘İşte oldu’ dedi. Tek kişilik oynamak zor olabilirdi ama ben Hamlet ile arkadaş oldum resmen. Bu işimi kolaylaştırdı. Böylece başlamış olduk Hamlet’e. Tabii en önemlisi prova dönemiydi. Korkular olsa da çok keyifli geçti.Hamlet’i Hamlet yapan şeylerden biri politika diyebilir miyiz?Hamlet’in hep mutlu bir çocuk olduğunu düşündüm. Her şeyden habersiz bir çocuk. Gülen, ağlayan, duyguları olan. Shakespeare’in diğer bütün karakterleri gibi. Saraydaki entrikalardan uzak duran Hamlet’i hep böyle hayal ettim. Ta ki babası ölüp de onun hayaletiyle karşılaşana kadar. Hesaplaşmaya ve yüzleşmeye başlar. Kendi hisleriyle kendi gözünden gördüğü bir yelpaze açılır. İşte Shakespeare öyle bir usta ki, bu küçücük hikâyeden ve böyle bir baba hayaletinden yola çıkarak günümüze kadar yaşanan bütün entrikaları, politikayı, aşkı, kini, nefreti, hareketsizliği hepsini çok büyük bir başarıyla yansıtır. Yani Hamlet babasının ölümüne kadar küçük bir çocukken, babası öldükten sonra her şeyi görmeye başlar. Politikayı da entrikayı da o zaman görür.Aslında her toplumda haksızlığa uğrayan Hamlet’ler, Claudius gibi entrikacı politikacılar, politikacıları alkışlayan Rosencrantz ve Guildenstern gibi çıkarcılar yok mu?Olmaz olur mu.. Her dönemde, her ülke ve toplumda böyle insanlar olmuş. Shakespeare zaten sadece bir oyun yazmamış. Kendi döneminin toplumunu, siyasi, sosyal yapısını anlatmış. Bugünleri yazmış aslında. Oyundaki kadınlara benzeyen kadınlar, benzeri düşünen babalar, iktidar sahipleri kendini görebilir oyunda. Eğer gerçekten bu oyun hayatın ta kendisi olmasa, izleyen ‘bu ben değilim’ der geçer. Tek başıma sahnede, bir saat 25 dakika boyunca bütün bu karakterleri oynarken, hiç sıkılmıyorum. Çünkü oyunu yaşıyorum.Profesyonel oyununun bu yıl beşinci sezonu. Sıkılmadınız mı aynı karakter ve metinden?Valla öyle sıkılma gibi bir durum olmuyor. Buna bir kere yazanın kalemi izin vermiyor. O kadar muazzam bir eser bırakmış ki Duşan Kovaçeviç. Günlük hayatımızda her gün değişen şeylere cevap veriyor. Dolayısıyla hayat ne kadar tazeyse, oyun da o kadar taze kalıyor. Ve yeni sezonda oyunu ilk kez izleyecek olan seyirciyi düşününce sıkılmaya fırsat kalmıyor.Profesyonel’de bir yazarla, emekli polisin hikâyesini anlatıyorsunuz. Sanatçılar, aydınlar sizce hâlâ fildişi kulelerinde gizleniyor mu?Sıradan insan ile entelektüel arasında bilinçli duvarlar örülmeye çalışılıyor. Ama sanat buna izin vermiyor. Bakın yıllar önce Shakespeare çıkmış, Çehov çıkmış. Bugün Haldun Dormen diye bir usta çıkmış ve çıkacak da. Bence aradaki duvar giderek kırılıyor, daha da kırılıp büyük kitlelere ulaşmalı. Ödenekli tiyatrolar çok önemli. Bana ‘Sen Profesyonel’e özel tiyatro açıp oynasaydın, şimdiye neler olurdu, neler!’ diyorlar. Ben işin o tarafında değilim. 5-6 liraya Türkiye’nin dört bir tarafına taşıyoruz oyunu. Bu benim için daha anlamlı. Sanat öyle bir şey ki, samimi bir iş ya da sanat sizi özgürleştirir, güzelleştirir, besler, birbirimizi anlamamızı, çoklu bakmamızı sağlar.Uzun yıllar çocuk oyunlarında oynamışsınız. Oyunculuğunuza nasıl katkıları oldu?Tiyatro bölümüne girmemiştim daha, o zamanlar başlamıştım. Opera, şan bölümündeydim. Bir müzikal çocuk oyununda başrol oynadım. Kendiliğinden oldu her şey, ben pek anlayamadım. Şimdi adını koyabiliyorum bunun. Samimi olduğunuzda, sadece oyun oynadığınız zaman değil, kendi çocuğunuza ya da bir başka çocuğa çocuk muamelesi yapmadığınızda, onu kandırmadığınızda ve ‘mış gibi’ yapmadığınızda, çocuğu da bir birey olarak gördüğünüzde onların gelişimine ne kadar büyük bir katkıda bulunabileceğimi gördüm. Çocuk oyunlarımda bunu yakaladım.Yeter ki hepimiz biraz daha özgür ve eşit alanlar bulalımSon dönemde sizi Onur Ünlü filmlerinde görsek de, genelde Reha Erdem filmleriyle hatırlanıyorsunuz. Var mı yeni bir film projeniz?Yeni bir film olacak ama Reha ya da Onur ile değil. Söylemek için erken olabilir çünkü yeni konuşuldu. İlk projesini yapacak genç bir arkadaşın filmi olacak.Şehir Tiyatroları’nda oynanan Cibali Karakolu oyunu, bir karakter sebebiyle sansürlendi. Oyunların sansürlenmesi yeni olan şeyler mi, hep var mıydı?Hep yaşandı bunlar. İşin üzen tarafı, hâlâ 450 yıl öncesini yaşıyor ve konuşuyor olmak. Niye bir arpa boyu yol gidememiş insanoğlu? Buna hayıflanıp durmak da yetmiyor bir süre sonra. İnsanın kendini daha iyi hissetmesi, çoğalması mümkün. Yeter ki hepimiz biraz daha özgür ve eşit alanlar bulalım. Bir gün daha özgür olacağımıza inanmasam burada, sahnede durmam.Özgürlüğün bu denli kısıtlandığı bir toplumdayız. Sanata etkisi nasıl oluyor?Sanat etkilenmiş ki, bu eserler çıkıyor ve yenileri de çıkacak. Böyle güzel eserler baskı dönemlerinde ortaya çıkar zaten. Mesela ‘Profesyonel’de 18 yıl boyunca bir polisin bir aydını, yazarı takip etmesine kimse şaşırmıyor. Çünkü bunlar oldu ve olmaya devam ediyor.Kızımın ve eşimin ikili dünyasını kıskanıyorumEşiniz Bennu Yıldırımlar da oyuncu. Magazin programlarında hiç boy göstermiyorsunuz!İkimiz de yoğun çalışıyor ve birbirimize vakit ayırıyoruz. 15 yaşında bir kızımız var Ada. Zaman iyi kullanınca o kadar bereketli ki, ‘Çok yoğunum, eşimi, kızımı, annemi görmeye vaktim yok.’ deme lüksüm yok.Kızınızla nasıl bir iletişiminiz var?Çocuk oyunları oynarken gördüğüm taktiği uyguluyorum. Taktik değil de, orada kavradığım şekilde iletişim kuruyorum Ada ile. Ada kendisini iyi biliyordu ve kendimizi anlatmak için ayrı bir çaba harcamadık. Çocuk olduğunun farkındaydı. Şimdi ise genç kız olduğunun farkında.Genelde kız çocukları babaya düşkün dense de, anneyle bir başka bağı vardır. Öyle mi sizde de?Mutlaka. Onların ikili ayrı bir dünyası var.Kıskanmıyor musunuz?Tabii kıskanıyorum. Öyle zamanlarda, hepimiz evde olmamıza rağmen ben tek başıma kalıyorum. (Gülüyor)Anne-babası oyuncu olanların çocuklara sorulan kaçınılmaz soru. Ne olacak Ada?O da aynı yolun yolcusu bence. Keşke oyuncu olsa. Mutlu olacağı alanı seçsin istiyorum, onun hayatı sonuçta. Bir ara keman eğitimi aldı. Ama şu aralar kafasında müzikal okumak var. Oyunlara gidiyor seyrediyor. Şarkılar söylüyor, film seyrediyor.Babamın beni sahnede görmesini çok isterdimSizin konsantre alanınız şu an tiyatro. Ama 23 yaşıma kadar bunu bilmiyordum diyorsunuz…Küçükken resim, müzik ve beden benim için en önemli ve en iyi olduğum derslerdi. Ne yazık ki itilip kakılmış derslerdi. Şimdi de aynı. Babam konservatuvar okumamı istemedi. Kendisi maden mühendisiydi. Hobi olarak enstrüman çalardı. Akordeon, mandolin, keman çok şamata bir adamdı. Babam isteseydi çok iyi bir tiyatrocu olurdu. Beni sahnede izlemesini çok isterdim. Ne yazık ki çok erken ayrıldı bu dünyadan.20 Dakika dizisinden sonra televizyonda görünmediniz…Geliyor bazı projeler. Geçen sezon Hamlet’e başladım diye kapattım dizi defterini. Bu sezonda film var. Televizyon çok yoruyor beni. İnsanlar görmek istiyor ama şartlar biraz daha iyi olsa keşke.Zaman
Reklam
“Hayatınızı Değiştiren Yirmi Kitap”
Fransız televizyonlarının en çok izlenen edebiyat programları arasında özel bir yeri olan La Grande Librairie, France 5 kanalının 20. kuruluş yılı nedeniyle ilginç bir araştırma gerçekleştirmiş. 2008’den beri yayınlanan program sözü izleyicilere vererek “Hayatınızı hangi kitap değiştirdi?” sorusunu sormuş. Gelen binlerce cevaba göre en fazla oy alan yirmi kitabı 11 Aralık günkü yayında açıklayan programda açıklandığı üzere Fransızların hayatlarını en fazla değiştiren kitaplar aşağıdakiler.Peki sizin hayatınızı değiştiren kitap hangisi?1- Küçük Prens – Antoine de Saint-Exupéry2- Yabancı – Albert Camus3- Gecenin Sonuna Yolculuk – Louis-Ferdinand Céline4- Günlerin Köpüğü – Boris Vian5- Kayıp Zamanın İzinde – Marcel Proust6- Adsız Ülke – Alain Fournier7- Simyacı – Paulo Coelho8- Yüz Yıllık Yalnızlık – Gabriel Garcia Marquez9- Belle du Seigneur – Albert Cohen10- Kötülük Çiçekleri – Charles Baudelaire11- Veba – Albert Camus12- Harry Potter – J.K. Rowling13- 1984 – George Orwell14- The World According to Garp – John Irving15- Suç ve Ceza – Dostoyevski16- Yüzüklerin Efendisi – JRR Tolkien17- Koku – Patrick Süskind18- Anne Frank’ın Günlüğü – Anne Frank19- Madam Bovary – Gustave Flaubert20- Sefiller – Victor Hugonotosoloji
Kendini İmha Eden İlk Kitap
ABD'li gerilim romanı yazarı James Patterson, dünyanın kendini imha eden ilk romanını hazırladı. 1000 kopyası bedava dağıtalacak olan Private Vegas adlı roman, okunmaya başlandıktan 24 saat sonra kendini imha edecek.ABD'li ünlü yazar James Patterson, kreatif bir ajansla işbirliğine giderek dijital kitap tecrübesini çok yeni bir boyuta taşıdı. Yazarın Private Vegas adını verdiği son romanı, kendini imha edecek şekilde tasarlandı.24 saat içinde yanarak yok olan kitap, Patterson'ın sayfasından başvuru yapan 1000 okuyucuya bedava dağıtılacak. Kitabın bir kopyası da 294 bin 38 dolardan satışa çıkarılacak. Bu bedeli ödemeyi kabul eden hayranı, Patterson ile beş akşam yemeği yiyeceği bir gezi de kazanacak.Patterson, Mother adlı ajansla ortak gerçekleştirdiği projenin kendi fikri olmadığını ancak 'televizyon ve sinema gibi her türlü yayın türüyle rekabetin zorunlu olduğunu' belirtti. Günümüzde geçmişi anımsatan kitapçıların kalmadığını söyleyen Patterson, bakılabilen kitap sayısının kısıtlandığını ve bu tür projeyi bu yüzden beğendini ifade etti.
Reklam
En Şirin Sevgililer Günü Hediyesi
Türkiye’nin en büyük fotokitap markası Lukapu, eğlenceli ve bir o kadar da pratik iPhone uygulaması LukaBUKA’da da sevgilileri unutmadı: 5 Şubat’a kadar iPhone’unuzdaki en romantik fotoğrafları seçin, fotokitap hazırlayın ve yüzde 25 indirimi kaçırmayın.iPhone uygulaması LukaBUKA’yı bugüne kadar yaklaşık 25 bin kişi indirdi. LukaBUKA sayesinde akıllı telefonunuzdaki ya da sosyal medya hesaplarınızdaki 20 fotoğrafı seçip birkaç dakika içinde albümünüzü tasarlayıp sipariş verebiliyorsunuz.  Hemen https://itunes.apple.com/app/lukabuka-fotograf-albumu/id814349208?l=tr&ls=1&mt=8 adresinden ücretsiz olarak LukaBUKA’yı indirip kolayca iPhone’unuzda sevgilinize hediyenizi tasarlayabilirsiniz. Hem de hediyenize yüzde 25 indirimli sahip olacaksınız.Bunları biliyor muydunuz?- Tüm işletim sistemlerinde çalışan Lukapu Türkiye’nin 81 iliyle de tanıştı.- En çok Lukapu büyük kare fotokitap tercih ediliyor.- Lukapu tasarlamak için siteye her gün ortalama 7 bin fotoğraf yükleniyor.- Her gün ortalama 20 bin kişi lukapu.com’u ziyaret ediyor.
“Türkçe Sözlü Blues Şarkısı Olmaz” Sözünü Haksız Çıkartacak 12 Harika Şarkı
Türkiye’de normal Blues şarkıları ve bu işi icra edenler bile o kadar azken, bu müziği Türkçe sözlü yapanları bulabilmek adeta çölde su bulmak gibidir Blues severler için. Bazı şehirlerde amatör olarak bu müziği yapan bazı gruplar da mevcut lakin bazılarının kayıtlarının olmaması bazılarının da kayıtlarının kötü olmasından dolayı listeye alamadık. Her ne kadar “Türkçe sözlü Blues olmaz” diyenler olsa da, onları haksız çıkartabilecek kadar güzel şarkılar da var. Zaten bir Yavuz Çetin gerçeği de var. Yavuz’a saygı olarak ilk onunla başlayalım ve Türkçe sözlü Blues’un tadını çıkartalım. Sizlerin de bildiği Türkçe sözlü Blues şarkıları varsa yorum bölümünde paylaşabilirsiniz. Keyifli Dinlemeler…
Dünyanın İlk ve Tek Minyatür Kitap Müzesi
Azerbaycan'da bulunan dünyanın ilk ve tek minyatür kitap müzesi Guinness Rekorlar Kitabı'na alındı. 'Picture of English History'nin 1815 baskısı, 16. yüzyıla ait 'Masses of St. Francis of Assisi and St. Anne' kitabının çok eski tıpkı basımı ve 17. yüzyıla ait bir Kur'an-ı Kerim, müzenin en nadir eserlerini oluşturuyor.Tarihi İçerişehir'deki müzede sergilenen minyatür kitaplar, 'Dünyanın en büyük minyatür kitap koleksiyonu' olarak onaylanarak, Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi.Müzenin dünyada 'ilk ve tek' olduğunu vurgulayan minyatür kitap koleksiyonunun sahibi Zarife Salahova, sadece 7,5 santimetreden küçük kitapların minyatür kitap olarak kabul edildiğini, koleksiyonunda bu standardı taşıyan 2 bin 913 kitap bulunduğunu belirtti.Bakü'ye gelen turistlerin uğrak yeri olan müzede, 71 ülkede basılmış kitaplar bulunuyor. Müzede, minyatür kitapların yanı sıra farklı büyüteçler yardımıyla okunabilen mikro kitaplar da yer alıyor.MÜZENİN EN KÜÇÜK KİTABIJaponya'da Toppan Yayınevi tarafından basılan 0,75x0,75 milimetre ebadındaki 'Dört Mevsim Çiçekleri' isimli kitap müzenin en küçük kitabı olma özelliğini taşıyor. Yirmi iki sayfalık bu kitap, özel mikroskop vasıtasıyla okunabiliyor.'Picture of English History' kitabı 1815 baskısı, 16. yüzyıla ait 'Masses of St. Francis of Assisi and St. Anne' kitabının çok eski tıpkı basımı ve 17. yüzyıla ait bir Kur'an-ı Kerim, müzenin en nadir eserleri arasında yer alıyor.ATATÜRK'ÜN NUTUK'UAlparslan Türkeş'in Dokuz Işık eseri ve Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiirlerinden oluşan mini kitapların yer aldığı müzede, Mustafa Kemal Atatürk'ün 2008 yılında Azerbaycan'da yayımlanan eseri Nutuk da sergileniyor.Sputniknews
Reklam
DC Comics Evreninin En Güçlü 50 Karakteri
etiket
1934 yılında National Allied Publications adıyla kurulan Dc Comics, adını kendi serilerinden biri olan ''Detective Comics''in baş harflerinden almaktadır. Dünya çapında bu denli popüler olmasını sağlayan şeylerden biri de ''Warner Bros Entertainment''in alt kuruluşlarından biri olmasıdır. Çizgi romanın tanınması, sevilmesi ve popüler olması konusunda Marvel ile başı çeken Dc Comics, yine çizgi romanların altın çağını yaşadığı yıllarda da zirvedeki isimlerden biri olmuştur.
‘İşin Ehli’ Balyan'a Büyük Saygısızlık
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘işin ehli’ sözleriyle övdüğü Balyan ailesine mensup Dolmabahçe Sarayı’nın mimarı Garabet Balyan’ın kayıp mezartaşı Kartal’da İstanbul Belediyesi’ne ait bir inşaat şantiyesinde ortaya çıktı.İstanbul’un simge yapılardan biri olan Dolmabahçe Sarayı’nın mimarı Garabet Balyan’ın kayıp olan mezar taşı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kartal’da kullandığı bir şantiyede ortaya çıktı.Bilindiği gibi, İstanbul’daki pek çok önemli yapı, Balyan Ailesi’ne mensup mimarların eseri. Dolmabahçe Sarayı, Gümüşsuyu Askeri Hastanesi, Dolmabahçe Valide Sultan Cami gibi İstanbul’daki tarihi öneme sahip yapıların mimarı Garabet Balyan’ın kayıp olan mezar taşı, Kartal Soğanlık’ta, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından kullanılan bir şantiyenin içinde bulundu. İBB’nin uzun yıllardır kullandığı şantiye alanındaki binalarının yıkılmasıyla, binaların arasında kalmış mezar taşı ortaya çıktı. Balyan’ın mezar taşının yanı sıra, üzerindeki Ermenice yazılar tam olarak okunamayan başka mezar taşları ve kitabeleri de bulundu.Beşiktaş Ermeni Mezarlığı’ndaydıGarabet Balyan’ın mezarının nerede olduğu bilinmiyor. Bu konuda elimizdeki en önemli kaynaklardan biri, Pars Tuğlacı’nın ‘Balyan Ailesi’ kitabı. Tuğlacı, kitabında, Garabet Balyan’ın mezar taşına ait bir fotoğrafa da yer vermişti. Berç Erzian tarafından 1958’de Beşiktaş Ermeni Mezarlığı’nda çekilmiş fotoğrafları yayımlayan Tuğlacı, mezar taşlarının artık yerlerinde olmadığını anlatıyordu. Fotoğraftaki Garabet Balyan’a ait mezar taşıyla, belediye şantiyesine bulunan mezar taşının aynı olduğu tespit edildi.Sorular yanıtsızAgos'tan Uygar Gültekin'in haberine göre yıllardır kayıp olan Balyan’ın mezar taşının İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kullandığı şantiye alanına nasıl geldiği ve mezar taşlarını korumaya yönelik tedbirlerin neden alınmadığı soruları ise hâlâ yanıtsız. Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, konunun araştırılacağını söyleyerek Agos'un sorularını yanıtsız bıraktı.
Bağcılar Dövüş Kulübü Felsefesine Dair Bilmeniz Gereken 15 Kural
Bir gün, Bağcılar'ın kendine dayattığı yaşam tarzından çok sıkılan bir genç, arkadaşlarıyla birlikte tek gerçek acı olan fiziksel acıyı yaşamak, sisteme başkaldırmak, uykudakileri uyandırmak için Bağcılar Dövüş Kulübünü kurdu... Ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Reklam
Reklam
Masallar Çocuklara Uygun mu?
Grimm masalları 200 yıl önce Almanya’da yayımlanmış, daha sonra farklı dillere çevrilmişti. Fakat masal dendiğine bakmayın; güzel başlıkların altında aslında şiddet, seks, cinayet, yamyamlık, bebek katilliği ve ensest hikâyeleri yatıyor. Bunlar bugün çocuklar için uygun kabul edilecek türden konular değil.Jacob ve Wilhelm Grimm kardeşler Almanya’nın Kassel kentinde yaşıyordu. Almanca ve hukuk eğitimi almışlardı. Onlar bu masalları yazdığında dünya farklıydı.Grimm kardeşler 1812-14 yılları arasında 150 masal yazmıştı. Bunların bir kısmı popülaritesini yitirdi, ama Kırmızı Başlıklı Kız , Kül Kedisi , Hansel ve Gretel , Pamuk Prenses gibileri ölümsüzlüğe kavuştu. Bunlar çok sayıda romana ve filme de konu oldu.Fakat Harvard Üniversitesi’nden Alman folkloru ve mitolojisi profesörü Maria Tatar’a göre, “cinsellik ve şiddet içeren bu masallar çocuklara uygun değil”. “Örneğin Pamuk Prenses ’te üvey anne küçük kızın akciğerini ve karaciğerini istiyor. Kız daha yedi yaşında ve avcı tarafından ormana götürülüyor. Oldukça korkutucu. Daha sonra ise kötü üvey anneye kızgın demir ayakkabılar giydiriliyor. Kül Kedisi Sindirella ’da ise üvey kız kardeşlerin topukları ve ayak parmakları kesiliyor.”Tatar, “ Pamuk Prenses ’in kaç yeni versiyonu piyasaya çıktı artık saymıyorum. Bunlar sadece çocuklara yönelik Disney filmleri de değil. Bu masallardaki sapkın cinsellik öne çıkarılarak yetişkinlere yönelik filmeler de yapılıyor,” diyor.Bunlar doğru ve yanlışa dair masallar. Ders çıkarmaya yönelik. Aldatma ve dürüst olmamanın cezalandırılacağı, dürüstlüğün ve çalışkanlığın ödüllendirileceğine, verilen sözlerin tutulması gerektiğine, yabancılara dikkat etmek gerektiğine dair dersler bunlar.Fakat bu masalların cazibesi bu derslerden ziyade dinleyiciye gergin anlar yaşatan kanlı senaryolarda yatıyor. Profesör Tatar bu durumu şöyle ifade ediyor: “Hayal edebileceğimiz en kötü şey başımıza gelse ne olurdu türünden bir senaryo yaratılıyor; ama bunu ‘bir zamanlar’ ifadesiyle bizden uzak bir zamana götürerek bize güven de veriliyor.” Yaşanan kötü olaylara rağmen hikâyeler mutlu sonla bitiyor.Çocukların çoğu bu türden kanlı masalları sevse de ebeveynlerin çok da hoşlanmadığını ortaya koydu geçen yıl yapılan bir araştırma. Bazı aileler çocuklarının Kırmızı Başlıklı Kız ’ın başına gelenlere ağladığını bildiriyor. Bazıları ise çocuk kaçırma ve idam içeriğinden dolayı Rumpelstilskin masalını okumadıklarını söylüyor. Bazı ebeveynler de Sindirella’nın bütün gün ev işi yapmasından dolayı çocukları için iyi bir örnek olmadığını ifade ediyor.Tatar, Pamuk Prenses masalında kötü kraliçenin güzel kadınlıktan çıkıp yaşlı ve çirkin bir cadıya dönüşmesinin ise aslında yetişkinlere ait bir konu olduğunu, yaşlanmaya dair endişelerimizi dile getirdiğini söylüyor.Grimm kardeşlerin yaşadığı Kassel’deki Botanik Bahçesi’nde bazı masallar canlandırılıyor, ayrıca masallarla ilgili sergi insanı düşünmeye itiyor. Örneğin Kırmızı Başlıklı Kız hikâyesinin bir parfüm reklamında kurdu terbiye etmede kullanıldığını gösteren bir video, masallarda şiddet içeren cümlelerin duvar panolarında sergilenmesi gibi.Serginin küratörlerinden Louisa Dench, çocuklara daima iyinin kazandığını göstermenin önemli olduğunu belirtiyor.Dench’e göre, masalların bugüne kadar gelmesindeki en önemli etkenlerden biri, çoğu şeyin kişinin kendi hayal gücüne bırakılmış olması. “Biri size masalı okurken zihninizde onu istediğiniz gibi canlandırabilirsiniz. İşin büyüsü de burada.”Bu, fanteziye dayanan bir büyü ve belki de bu masalları ebeveynlerin gazabından koruyan şey de o. Bazı masallar ürkütücü temalar içerse de çocuklar genellikle bunların fantezi olduğunu biliyor.İşte bu yüzden iki yüz yıldır yaşayan bu masallar iki yüz yıl daha yaşayacak gibi görünüyor.BBC Türkçe
Shazam'ı Kandırarak Dünyanın En İyi Cover Grubu Olduklarını İddia Eden Grup
'AllstarsCoverband' isimli grup, çeşitli sanatçıların şarkılarını cover'layarak piyasanın en iyisi olduklarını iddia ediyorlar. İddialarını da objektif bir juri olan Shazam'a dayandırıyorlar. Shazam bildiğimiz üzere ses tabanlı şarkı bulma uygulaması. İsmini bilmediğimiz şarkının kısa bir yerini dinlettiğimizde bize o şarkının gerçek sahibini gösteriyor. Burada da grup üyeleri şarkıların gerçek sahipleri olmadıkları için Shazam'ın o şarkıyı bulmaması gerektiği öngörmemizi istiyorlar. Ancak arkadaşlar o kadar iyi cover yapıyorlar ki uygulama gerçek sanıyor. Uygulamanın hilesi var mıdır bilinmez ancak arkadaşları tebrik etmek gerekiyor...
Reklam