onedio
UFO Sobalar İçin Toplatma Kararı
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, oda ısıtıcısı ve yangın söndürme cihazlarının da aralarında bulunduğu güvensizliği tespit edilen 14 ürün hakkında toplatma kararı verdi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, oda ısıtıcısı ve yangın söndürme cihazlarının da aralarında bulunduğu güvensizliği tespit edilen 14 ürün hakkında toplatma kararı verdi. Bakanlığın internet sitesinde yer alan duyuruya göre, haklarında piyasaya arz yasağı, toplatma ve bertaraf kararı verilen ürünler arasında, oda ısıtıcısı, gaz alarm cihazı, ani su ısıtıcısı, yangın söndürme cihazları bulunuyor. Duyuruda ayrıca, güvensizlik nedeni ile alınan toplatma kararlarının, mevzuat ile belirlenen süreçlerin tamamlanmasına müteakip duyurulmasına devam edileceği ve toplatmaya konu ürünlerden ellerinde bulunanların, ürünün üreticisine başvurması gerektiği ifade edildi. Toplatma kararı verilen ürünler şöyle Ufo Işıkla Isıtma Sistemleri San. ve Tic. Ltd.Şti | UFO Marka-S/23 Model 220-230V, 50-60 Hz, IPX0, 2300-2500 W Işımalı Oda Isıtıcısı Asel Madeni Eşya Sanayi Ticaret A.Ş.| Aselhot marka AH-8020 model 220-240V, 2000W İnfrared (Işımalı) Oda Isıtıcısı Gülpa Yangın Söndürme Cihazları San. Paz. Tic. Ltd. Şti. | GÜLPA marka 6 Kg Yangın Söndürme Cihazı Akkar Yangın Söndürme Bilgisayar Otomasyon Sistemleri İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.| Akkar marka 6 Kg ABC KKT içeren Yangın Söndürme Cihazı ÖzRadikal Yangın Söndürme Cihazları Ltd. Şti.| ÖzRadikal marka 6 Kg ABC KKT içeren Yangın Söndürme Cihazı Güney Yan. Sön. Yangın Söndürme Cihazları Hırdavat Elektrik Malz. San. Tic. Paz. Ltd. Şti. | Güney marka 2 Kg ABC KKT içeren Yangın Söndürme Cihazı Tek-Sön Yangın Söndürme Sanayi-Yaşar Trabzon | Teksön marka 6 kg’lık Yangın Söndürme Cihazı Yan-San Yangın Söndürme Sanayi Metin Çağlayan - YAN-SAN marka 6 kg’lık yangın söndürme cihazları Ekoplast Mühendislik Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti.| İnci marka EKO-ES-2010 model 7000 W ani su ısıtıcısı ABC Elektronik San. Tic. Ltd. Şti. | İkon marka GD 401 model Gaz Alarm Cihazı Güner Elektroplastik San. Tic. Ltd. Şti.| Sinan GÜNER marka GR 5023 model 7000W ani su ısıtıcısı Batum Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.- Termoking marka BT-605 Plus model 6700W ani su ısıtıcısı Ünsal Yapı ve Dayanıklı Tüketim Malları San. Tic. A.Ş.| Skytech marka ST 99 model 7000W ani su ısıtıcısı Ege-San Elektrikli-Elektriksiz Ev Aletleri San. Tic. Ltd. Şti.| Ege-San Prenses marka BT.M4 model 7300W ani su ısıtıcısı AA
25 Farklı Dilde 'Let it Go'
'Frozen' film müziğine her geçen gün yeni bir versiyon daha ekleniyor. 25 farklı ülkenin sanatçıları bir araya gelerek 'Let it Go' parçasını 25 farklı dilde seslendirdiler.
Kemerlerinizi Bağlayın
İtalya’da yaşayan ünlü yönetmen Ferzan Özpetek yine seyirciyi derinden etkileyecek tutkulu ama bir o kadar da dramatik bir aşk hikayesi yarattı.Ülkemizde 14 Mart’ta vizyona giren yeni filmi “Kemerlerinizi Bağlayın/ Allacciate le Cinture” ünlü yönetmenin son filmlerine göre pek neşeli bir film sayılmaz. Filmi izlemeye başladığınızda kendinizi çok derin bir aşk hikayesinin içinde bulacağınızı zannedip bir anda kanser hastalığının korkunç etkileriyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Ferzan Özpetek bu sefer, izleyicinin eğlenceli, bol kahkahalı ve kalabalık İtalyan ailelerinin gürültülü akşam yemekleriyle geçen senaryo beklentilerinin tam tersi ile karşımızda. İzleyicinin hayata ve kansere isyan edip hüngür hüngür ağlamasına sebep olabilecek kadar dramatik bir senaryo yazmış Özpetek, ünlü senarist Gianni Romoli ile birlikte. Film, iki kişinin aşkından çok, Kessia Smutniak’ın canlandırdığı Elena karakterinin yıllar boyu geçirdiği değişimi ve olgunlaşmasını ele alıyor. Diğer başrol oyuncusu yani esas adamımız Antonio (Francesco Arca) ise diğer oyunculara kıyasla biraz sönük kalıyor. Kendisinin ilk sinema deneyimi olmasına rağmen filmin bir kısmında canlandırdığı 13 yıl sonraki Antonio için 12 kilo alması yine de takdir edilemeyecek bir durum değil. Film, Elena ve Antonio’nun çekişmeli ama bir o kadar da tutkuyla anlatılan aşkıyla başlayıp bir anda 13 yıl sonrasına geçiliyor. Bu tip geçişler her zaman izleyicinin dikkatini çekmiş ve filmi sıradan bir romantik- komedi havasından çıkartıp daha heyecanlı bir aşk filmine dönüştürmüştür. Ancak Ferzan Özpetek bunu bir çok karakteri tanıtmadan ve bazı olayların ucunu açık bırakarak yapmış. E haliyle bu durum izleyicinin kafasında tam Elena ve Antonio’nun tutkulu aşkıyla oluşmuş kalplerin soru işaretlerine dönüşmesine neden oluyor. Çünkü filmin devamında gördüğümüz çift hiç de birbirine inanılmaz derecede aşık ve tutkulu bir çift değil. Ta ki Elena’nın tedavisi sırasında Antonio ile arasında geçen olaylara tanık olana kadar. Gelelim filmde bizlere tanıdık gelen ve Ferzan Özpetek filmlerinde her zaman olan detaylara. İlk olarak filmdeki aile bireyleri çok sempatik ve aralarında sürekli bir didişme durumu olsa da birbirlerine son derece bağlılar. Bunları Elena’nın ailesi için söylüyoruz çünkü esas erkek Antonio’nun ailesi anlatılmıyor filmde. Bir başka güzellik ise tabi ki müzikler. Ferzan Özpetek her zamanki gibi müzik seçimleri ile izleyiciyi senaryonun içine çekmeyi çok iyi başarıyor. Diğer filmlerinde genelde Sezen Aksu parçalarına yer veren yönetmen bu defa Aynur Doğan’ın seslendirdiği kürtçe “Bexo” parçası ile izleyiciye bambaşka bir müzik keyfi sunuyor. Filmde Özpetek’in diğer filmlerinden tanıdığımız yüzler de var Paola Minaccioni (Egle) ve Elena Sofia Ricci ( Dora) gibi. Filmin en çok güldüren karakterleri diyebiliriz onlar için. Filmde çok kısa yer verilen Elena’nın en yakın gay arkadaşı Fabio (Flippo Scicchitono) filme yakışıyor ve rahat tavırlarıyla izleyiciyi etkiliyor. Filme yüzeysel bir şekilde baktığınızda bir aşk filminde dikkat çekebilecek çoğu unsur var; yasak aşk, tutku, aldatma, sadakatsizlik ve dram. Ancak tüm bunlar bir arada kullanılmak istenirken izleyicinin kafasında nasıl, neden, ne oldu gibi sorular oluşuyor. Kimi izleyiciye göre filmi iyi yapan şey bu soru işaretlerinin oluşması aslında ama kimine göre de filmde ‘tamamlanmamış’ duygusu yaratıyor. Tüm bu tartışmalar izleyicinin film hakkında konuşmasını sağladığı için aslında senarist ve yönetmenin kıvrak zekasına hayran kalmamak elde değil. Ferzan Özpetek’in 10. filmi Kemerlerinizi Bağlayın’ı olumlu ve olumsuz yanlarıyla ele aldık. Eğer İtalyan sineması sizin de ilginizi çekiyorsa izlemenizi tavsiye ederim. Özellikle meme kanserine ilgi çekmek açısından son derece önemli. İstanbul Bilgi Üniversitesi iletişim Fakültesi öğrencisi Selin Tunca’nın yazısı zete’nin genç dergisi Üniverzete‘den alınmıştırZete
Russell Crowe’un Filmi Bir Ülkede Daha Yasaklandı!
Russell Crowe’un başrolünde oynadığı, ‘Nuh: Büyük Tufan’ filmi, İslami gerekçelerle Malezya’da da yasaklandı. Malezya Film Sansür Kurulu Başkanı Abdül Halim Abdül Hamid, kararın iki hafta önce alındığını söyleyerek “Bir peygamberin yüzünün gösterilmesi İslam’da yasaktır. Eğer film Malezya’da gösterilseydi çok fazla tepkiye yol açabilirdi” dedi. Film, daha önce Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri’nde de yasaklanmıştı. Mısır’daki El Ezher Üniversitesi de filmin yasaklanması yönünde fetva vermişti. Turkhishny
Reklam
Defteri Kapat #ŞiirSokakta
Günümüzün en gündem de ve bana göre en güzel akımlarındandır “ Şiir Sokakta ” Defteri kapatıp şiirlerini duvara yazan gençler, çocuklar, yaşlılar, aşıklar, mutsuzlar.. Duvarlarımız artık, “#şiirsokakta” hashtagi ile güzelleşiyor. Daha çok ikinci yeni akımının şairleri olan Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever, İlhan Berk şiirleri karşımıza çıkıyor. Hadi başlayalım.. Şiir sokakta azizim… Ayna kenarında, otobüs durağında, çardak köşelerinde, paranın üstünde, ellerde, kollarda… Yaz yahu, ölmezsin. Biri bulur okur mutlu olur. Aklına gelir şu zalımın oğlu. Dertlenir belki, olsun dertlensin… Olgunlaştırır insanı. yaz sen. “biraz birazdım her şeyden dün biraz sinirlenmiştim mesela yarın bir kadını seveceğim biraz biraz biraz kör oldum bügünlerde… haydi sirtaki yapalım palyaço rakı doldur, yine eksildik biraz “ —————————————————– “sen gittikten sonra yalnız kalacağım. yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse… “ —————————————————– “anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz. hayır, sanırım sabahı bekleyemem bilmiyorum. insanlar rüyalarını acilen anlatmalı.” —————————————————– “o kadar içten gülüyordun ki, içini kıskandım. için olmak istedim. gülüşünden öpüyorum.” Defteri Kapat #ŞiirSokakta
Beynin Sırlarını Çözecek Yeni Harita
Bilim insanları, insan beyninin nasıl çalıştığını ortaya çıkarmak için yaptıkları çalışmalarda önemli bir adım attı. Fare beynindeki tüm sinir bağlantılarını gösteren 3 boyutlu harita çıkarıldı. Nature dergisinde iki yeni araştırmanın sonuçlarını açıklayan bilim insanları, sağlıklı ve hasarlı insan beyninin nasıl çalıştığını anlamak adına önemli bir gelişme kaydedildiğini belirtti. İlk çalışmada, fare beynindeki kısımların birbirleriyle bağlantısını gösteren en detaylı harita sunulurken, ikinci çalışmada beynin gelişim süreci esnasında sinirlerin nasıl oluştuğu ortaya kondu. Gelişim sürecini gösteren ikinci harita, aynı zamanda farklı sinirlerin oluşumundan sorumlu genlerin de belirlenmesini sağladı. Bilim insanları, elde edilen haritanın, bugüne kadar bir memelinin beynine ait en detaylı bağlantı şeması olduğuna dikkat çekti. Araştırmacılar, beynin ‘Google Maps’ çalışması olarak adlandırdıkları her iki haritanın, beyni daha iyi anlamaya yardımcı olacağı ifade etti. ABD’nin Seattle kentindeki Allen Beyin Enstitüsü’nden Hongkui Zeng, ‘beyindeki bağlantıların son bir asırdır önemli bir araştırma dalı olduğunu ancak farklı beyin araştırmalarında hep bir kısma odaklanıldığı için önemli bilgiler elde edilemediğini’ söyledi. Zeng, “Görüntüleme ve bilgisayar teknolojisinde yaşanan gelişmeler, detaylı ve sistematik harita çıkarmamıza yardımcı oldu” dedi. Beyin hastalıklarının kökeni bulunabilir Elde edilen beyin haritası, belli hastalıkların anlaşılmasında tıp dünyasına yardımcı olabilir. Doktorların, beyin rahatsızlıklarına ait modelleri Zeng ve ekibinin geliştirdiği haritayla kıyaslamasıyla, hastalıkların beyindeki sinir bağlantılarını nasıl etkilediği görülebilecek. Zeng, sağlıklı ve hasta beyin modellerini yan yana koyarak, ‘beynin içinde neler olup bittiğini daha iyi anlayabileceklerini’ ifade etti. Dahası, beynin belli bölümlerinin hangi faaliyetlerden sorumlu olduğunu araştıran bilim insanları, yeni haritalardan yararlanabilecek. Gelişmekte olan beyindeki genetik özelliklerin ortaya çıkarılması ise özellikle hamilelik esnasında etkili olan genlerin tespit edilmesine yardımcı olacak. Bilim insanları bu şekilde hamilelik sürecinde ortaya çıkabilen beyin rahatsızlıklarının kökenini daha iyi anlayabilir. Fareler, büyüklük ve kapasite açısından olmasa da, beyinleri insan beynine en çok benzeyen canlılardan biri. Fare beyninden 2000 bin kat büyük olan insan beyninin sahip olduğu nöron oranı da 1000 kat daha fazla. İnsan beyni 86 milyar nöron içerirken aynı sayı şempanzede 28; babunda 14 milyar, farede ise 75 milyon. En az beyin nöronuna sahip toprak solucanında ise bu sayı 302. Zeng ve meslektaşları, fareler üzerinde büyük aşama kaydeden beyin araştırmalarının, yarar sağlaması açısından insan beyni üzerinde de ilerlemesi gerektiğine ifade etti. Zeng, Avrupa ülkeleri tarafından yürütülen ve insan beyninin bilgisayar ortamında simülasyonunun hazırlanmasını öngören Human Brain Project çalışmasına da katkıda bulunacaklarını açıkladı. aljazeera.com.tr
Reklam
Reklam
300 Bin Yıl Önce Karşımıza Çıktı
Bilim insanları, Almanya'daki kazılarda kılıç dişli kaplanın 300 bin yıl öncesine uzanan fosillerine ulaştı. Kalıntılar, ilk insanların yırtıcı hayvanlarla burun buruna geldiğini ve kendilerini korumayı başardığını gösterdi. Bir zamanlar sığ bir gölün kıyısında yer alan Schöningen madeninde yapılan kazılarda kılıç dişli bir kaplana ait kalıntılar bulan bilim insanları, bölgenin insanlarla yırtıcı kaplanların ilk kez karşı karşıya geldiği yer olduğunu düşünüyor. Tübingen Üniversitesi’nin başını çektiği araştırmada, insanların Schöningen gölü kıyısında yırtıcı kaplanlarla karşılaştığına kesin gözüyle bakılıyor. Araştırmada, 300 bin yıl önce bölgede yaşamış olan insanların kullandığı 2.3 metre uzunluğundaki mızrakların, sadece avlanmak değil, insanların hayatta kalmasında büyük rol oynayan bir silah olduğunu da anlaşılmış oldu. Kazılar Almanya'nın aşağı Saksyonya bölgesinde gerçekleştirildi ve Tübingen ile Leiden üniversiteleri tarafından yürütüldü. Homotherium latidens olarak adlandırılan kılıç dişli kaplanın, modern Afrika kaplanlarıyla benzer olarak yerden yaklaşık 1.1 metre yüksekliğe eriştiği ve ağırlığının 150-270 kg arasında olduğu düşünülüyor. Homotherium latidens, üst çenesindeki uzunluğu 10 santimetreyi geçen dişleriyle döneminin en yırtıcı hayvanlarından biriydi. Bulgular, kılıç dişli kaplanın Orta Avrupa’da sanılandan daha uzun yaşadığını gösterirken, Schöningen gölü civarında yaşayan antik insanların da tahtanın yanı sıra kemik ve taş eşyalar da yaptıkları ve at gibi büyük hayvanları avlıyor olabileceklerine işaret etti. Mızrakları hayatta kalmalarına büyük katkıda bulunan bu ilk insanların, Homo heidelbergenis olduğu düşünülüyor. Bilim insanları, Afrika’dan 70 bin yıl önce çıkan ve Avrupa’ya 40 bin yıl önce ulaşan Homo Sapiens’in varışından önce, ilk insanların kendilerini savunmak konusunda önemli yol kat ettiğine dikkat çekti.Al Jazeera
Bitter Çikolata, Obeziteyi Önlüyor
Yapılan bir araştırmaya göre kakao yani bitter çikolata obezite ve tip 2 diyabeti önleyebiliyor Sağlıksız beslenme ile birlikte tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları, insülin direnci gibi hastalıklar da artıyor. Yapılan bir araştırmaya göre kakao yani bitter çikolata obezite ve tip 2 diyabeti önleyebiliyor. Agricultural and Food Chemistry isimli bilimsel dergide yayınlanan bir makaleye göre kakaoda bulunan antioksidanlar kilo almayı önleyebileceği gibi kan şekeri seviyesini de düşürüyor. Dr. Andrew Nilson , kakaonun flavanoid bakımından en zengin besinlerden biri olmasının böyle bir etki yarattığını belirtti. Flavanoidler tip 2 diyabeti de önledi Dünyada birçok insanı tehdit eden tip 2 diyabetin en önemli nedeni karbonhidrat ağırlıklı ve aşırı yağlı beslenme. Flavanoidlerin bu etkisi ise insanlar için oldukça faydalı. Çünkü yapılan birçok araştırma, bir çeşit antioksidan olan flavanoidlerin tip 2 diyabeti önlemede etkisini gösteriyor. Tabii ayrıca cilt yaşlanmasını önlemek gibi faydaları da mevcut. Yüksek yağlı beslenenlerde flavanoidler kilo almayı önledi Bilim adamları fareler üzerinde yaptıkları araştırmada iki gruba ayırdığı fareleri yüksek ve az yağlı diyetlerle besledi. Yüksek oranda yağ tüketen farelere ise farklı flavanoidler verdi. Bunun sonucunda oligomerik prokanidin (PCs) ismi verilen madde farelerin kilosu üzerinde en büyük farkı yarattı. Ayrıca şeker toleransında da gelişme yarattı ve bu da tip 2 diyabetin önlenmesinde etkili oldu. Louisiana Eyalet Üniversitesi'nden bilim adamları kakaoda bulunan oligomerik PCs maddesinin kan basıncını da düşürdüğü ve kalp sağlığı üzerinde olumlu gelişmeleri olduğunu belirtti.t24.com.tr
Satürn Uydusunda Dev Okyanus Keşfedildi!
Bilim dergisi Science’ta bugün yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, Enceladus’un yüzeyinin altındaki büyük akıcı su kütlesi, bilinmeyen deniz canlılarına ev sahipliği yapıyor olabilir. İÇİNDE BÜYÜK BİR OKYANUS SAKLI Enceladus’ta bir okyanus olabileceği teorisi, 2005’te Cassini’nin uydunun güney kutbunda su buharı ve buz püskürten volkan ağızları keşfetmesiyle ortaya çıkmıştı. Cassini’den gelen son verileri inceleyen bilim insanları, ilk kez uydunun iç yapısına dair jeofiziksel ölçüleri belirledi. Elde edilen son datalara göre, yaklaşık 500 kilometre çapındaki Enceladus’un içinde büyük bir okyanus saklı. Uydunun yer çekimi özelliklerini inceleyen gök bilimciler, buz kaplı yüzeyin 30 – 40 kilometre altındaki okyanusun derinliğinin 10 kilometreyi aştığını belirtiyor. Gizli okyanusun, Güneş Sistemi’nde mikrobiyal hayata en uygun bölgelerden birisi olduğu kaydediliyor. NASA’nın California’daki Jet Tahriki Laboratuarı’ndan Sami Asmar, “Uydunun yer çekimi varyasyonlarını anlamak için, hız ölçen radar silahı ile aynı prensipleri içeren Doppler Efekti yöntemini kullandık. Enceladus’un üzerinde uçan Cassini’nin gönderdiği veriler, bize aşağıda bir okyanus olduğunu gösterdi” dedi. gazetevatan.com
Reklam
Elif Şafak'tan Seçim Yorumu: 'Savaşta Olmak Gibi'
İtalya'da günlük yayın yapan Corriere della Sera gazetesi, yazar Elif Şafak'la yapılan bir röportaja yer verdi. Monica Ricci Sargentini tarafından yapılan röportajda Şafak, yerel seçimlerden sonra Türkiye'de atmosferin iyice gerildiğini belirterek, 'Bu sanki savaşta olmak gibi' dedi. 'YEREL SEÇİMİ TELEVİZYONA YAPIŞARAK İZLEDİM' Türkiye'de 30 Mart günü yapılan yerel seçimleri Şafak'ın Londra'daki evinde televizyona yapışmış bir halde takip ettiği, ancak sıcağı sıcağına Erdoğan'ın galibiyetini yorumlamak istemediği belirtilen röportajda, 'Yorumunu ülkesinde seçimlerde hile yapıldığı tartışmaları devam ederken yapacak' denildi. Şafak'ın, 'Bu, ülkemin sosyal ve politik yaşamında çalkantılı bir dönem. Yerel seçimler, hükümet tarafından bir güven oylamasıymış gibi görüldü. Şimdi atmosfer fazlasıyla gerildi. Bu sanki savaşta olmak gibi. Erdoğan ve AKP seçmen tabanını güçlendirdi ama halkın yüzde 55'ini oluşturan ve daha sağlamlaşan bir muhalefet de var. Türkiye bölündü, derinden kutuplaştırılan bir ülke haline geldi. Biri diğeriyle kavga eden iki Türkiye'ye sahip olmak gibi' sözlerine yer verildi. 'OTOSANSÜR, HER YAZARIN HAYATINDA GÜNLÜK BİR EGZERSİZDİR' Bunun yanında, 43 yaşında olan yazarın, Twitter ve YouTube'un yeniden açılması için, Orhan Pamuk ve diğer yazarlarla birlikte açık bir mektuba imza attığına dikkat çekildi, 'Türkiye'de politika sesini sanattan daha çok yükseltir. Nadiren itiraf etsek de otosansür her yazarın hayatında günlük bir egzersizdir' sözleri kullanıldı. Ayrıca Şafak'ın, 'Türk yazarlar apolitik olmayı göze alamaz. İngilizler için zaman neyse, bizim için politika öyledir' dediği ifade edildi. Röportajın devamı şöyle; Erdoğan'ın önünde iki yol var; rakiplerine el uzatmak ya da durumu daha da kutuplaştırmak. Sizce hangisini seçecek? Aklı başında karar tüm halkı kucaklamak, Türkiye'de farklılıklar ve renklerden oluşan bir sivil toplumun varlığını anlamak olacaktır. Ama bunu hayata geçirmek için gerek hükümetin, gerekse muhalefetin savaş söylemlerini bırakması gerekir. Kavga, tansiyon ve uyuşmazlıktan yorgun düştük. Türkiye'de politika erkeksidir; agresif ve erkek egemendir. Demokrasi, basın özgürlüğü ve insan haklarına daha fazla ihtiyacımız var. Ergoğan'ın galibiyet konuşmasının yeni ayrılıklar yaratmasından endişeliyim. Daha sakin ve uzlaşmacı bir ton benimsemesini isterim. Ama o bunu yapmayacak. Twitter ve Youtube yasağının kaldırılması için diğer yazarlarla birlikte açık bir mektuba imza attın. Birçok gazeteci cezaevinde. Uluslararası toplum tedirgin. Türkiye otoriter bir ülke haline mi geliyor? Basın özgürlüğü endeksinde Türkiye 180 ülke arasında 154'üncü sırada. Korkarım ki daha hoşgörüsüz ve yabancı düşmanı bir ülke haline geliyoruz. Türkiye'de kelimeler ağırdır. Her yazar bunu bilir. Kelimeler başını belaya sokar. Nasıl oldu da ana muhalefet partisi CHP, protesto oylarını kendine çeviremedi? Ana sorunlarımızdan biri güçlü bir muhalefet eksikliği. CHP Ankara'da sıkı çalıştı ama parti olarak biraz eski kafalı gibi görünüyor. Yenilenmeleri gerekiyor. Türk halkı çok tutucudur, sosyal demokratlar toplumun kentli elit ve burjuva olmayan kesimleriyle de iletişim kurma yöntemi bulmalı. Nasıl oldu da yolsuzluk skandalı oyları hiç etkilemedi? Yolsuzluk suçlamaları Erdoğan'ın seçmenlerini daha kararlı hale getirdi. Oy verenler, liderlerinin saldırı altında olduğunu düşündü ve onu korumak için seferber oldu. Seçimler bir tür kurtuluş savaşı haline geldi. Türkiye'de birçok kişi dışarda ve içerde düşmanlarla çevrili olduğumuzu düşünüyor. Komplo teorilerine inanıyor. Buna ek olarak son yıllarda genel ekonominin iyi gittiğini ve insanların bu statükoyu değiştirmek istemediğini göz önünde tutmamız gerekir. Erdoğan cumhurbaşkanlığına aday olacak mı? Muhtemelen evet. Çünkü oylamayı, kendisine yönelik bir güven oylaması olarak gördü. Şimdi kendisi hakkında daha emin. Gezi'den sonra pozisyonu zayıflamıştı. Endişeliyim çünkü; Erdoğan eleştirileri her demokrasi için sağlık sistemi ve gereklilik olarak görmüyor. Kendisiyle aynı fikirde olmayanların 'vatan haini' olduğunu düşünüyor. Bu çok tehlikeli. Demokrasi sadece oy kullanmaya gitmek ve çoğunluğu sağlamak değildir. Aynı zamanda açıklık, kapsayıcılık ve ifade özgürlüğü kültürüdür. Bugün Türkiye'de demokrasi kültürü eksik.sondakika.com
Reklam
Satürn'ün Uydusunda 'Okyanus Var'
Güneş sisteminin ikinci büyük gezegeni Satürn'ün uydusu Enceladus'un yüzeyinin altında büyük bir su kütlesi olabileceğine ilişkin işaretler güçleniyor. Satürn'ün altıncı büyük uydusunun güney kutbunda, 'şerit' gibi görünen bölümlerden uzaya fışkıran buzlu maddelerin görüntülenmesi bilim dünyasında heyecan yaratmıştı. Araştırmacılar, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'ya ait Cassini uzay aracının uydunun üzerinde uçarken yaptığı ölçümler sayesinde, suyun yerçekimsel sinyallerini tespit etti. Prof Luciano Iess, BBC'ye açıklamasında 'Ölçümlerimiz, Kuzey Amerika'daki Superior Gölü büyüklüğündeki bir su kütlesinin varlığına işaret ediyor' dedi. Bu İtalya'daki Garda gölünün 245 katı kadar bir su kütlesine karşılık geliyor. Prof Iess ve ekibinin ulaştığı veriler, 500 kilometre genişliğindeki uydunun, dünyadan sonra mikrobiyal yaşam araştırmaları yapmak için en ideal yer olabileceğini gösteriyor. Cassini'nin verileri, Enceladus'taki su kütlesinin yüzeyin 40 kilometre altında olduğuna işaret ediyor. Bu, kütlenin kayalık katmanın üzerinde olması anlamına geliyor. Buzulaltı okyanusunun varlığına ilişkin ilk veriler, Cassini'nin 2005'te uydunun dağınık bir atmosfere sahip olduğunu tespit etmesiyle alınmıştı. Daha sonraki gözlemlerde, bu atmosferin varlığı, kaplanların çizgilerini andıran şeritlerden yayılan mineral zengini buhara bağlanmıştı. Cassini, daha sonra bu buharların çok miktarda tuz ve organik molekül içerdiğini belirlemişti. BBC
Bu Hafta 10 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta 6'sı yabancı 10 film vizyona girecek. Haftanın merakla beklenen filmi 'Nuh: Büyük Tufan/Noah', bugün seyirciyle buluştu.Nuh: Büyük TufanHaftanın merakla beklenen filmi 'Nuh: Büyük Tufan/Noah', bugün seyirciyle buluştu. Cesaret, fedakarlık, umut ve kurtuluşun ilham veren hikayesini anlatan filmi, 1998 yılında çektiği 'Pi' filmiyle Sundance Film Festivali'nde 'En İyi Yönetmen Ödülü'nü kazanan Darren Aronofsky yönetti. Hz. Nuh'u, 'Gladyatör' filmindeki performansıyla 'En İyi Erkek Oyuncu' Oscar'ı kazanan Rossel Crowe'un canlandırdığı filmde, Emma Watson, Logan Lerman ile Jennifer Connely kamera karşısına geçti. Kutsal kitaplarda da geçen Nuh tufanını konu alan film, 130 milyon dolarlık bütçeyle çekildi. 'Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol' Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela'nın yaşamını konu alan 'Mandela: Özgürlüğe Giden Yol' filmi, haftanın merakla beklenen yapımlarından... Hayatını ayrımcılığa karşı mücadeleye adayan ve 2013 yılının Aralık ayında hayatını kaybeden Mandela'nın, siyaseti bıraktıktan sonra kaleme aldığı otobiyografisinden beyazperdeye aktarılan film, Güney Afrikalı liderin tüm hayat hikayesini anlatan ilk film olma özelliğini taşıyor. Yönetmenliğini Justin Chadwick'in üstlendiği filmde, Mandela'yı 'Pasifik Savaşı', 'Prometheus' ve 'Thor' gibi filmlerde rol alan İngiliz oyuncu İdris Elba, Mandela'nın eşi Winnie Madikizela Mandela'yı ise 'Karayip Korsanları' ve 'Skyfall' ile dikkati çeken Naomie Harris canlandırdı. Filmde, Nelson Mandela'nın küçük yaşta çobanlık yaptığı Transkei köyündeki çocukluk yıllarından, Güney Afrika'nın demokrasiyle seçilmiş ilk başkanı olduğu döneme kadar olan etkileyici hayat hikayesi anlatılıyor. 'Çocuk Büyütme Rehberi' Meksika Acapulco'da çekilen 'Çocuk Büyütme Rehberi', oyuncu Eugenio Derbez'in yönetmenliğini yaptığı ilk uzun metrajlı filmi. Bir baba-kız hikayesini beyazperdeye taşıyan filmde, Derbez aynı zamanda 'Valentine' adlı bir babayı canlandırıyor. Filmde, Derbez'e Loreto Peralta, Jessica Lindsay, Daniel Raymont eşlik ediyor. Sanat yönetmenliğinde 'Robin Hood', 'Blood Diamond', 'Wrath of Titans' gibi önemli yapımlardan hatırlanan Jordan Crock'ın yaptığı filmin müzik tasarımında ise Bafta, Goya, Ariel ödüllü Martin Hernandez bulunuyor. 'Baskın-2' Devam filmi 'Baskın-2/The Raid 2: Berandal'i de ilk filmde olduğu için Gareth Huv Evans yönetti. Iko Uwais, Arifin Putra, Oka Antara ile Tio Pakusadewo'nun oynadığı filmin konusu özetle şöyle: 'Tahmin ettiğinden çok daha zorlu olan baskın operasyonuyla çeteyi çökerten Rama, yeraltı dünyasının çok daha büyük isimlerinin dikkatini çeker. Ailesi tehlike altındadır, karısını ve yeni doğmuş bebeğini korumanın tek bir yolu vardır. Yeraltı dünyasına casus olarak girecek ve yozlaşmış sistemin çürük halkalarını oluşturan en tepedeki politikacı ve polisleri açığa çıkarmak için aralarına sızacaktır. Rama bu gizli görev için çete liderinin oğlunun ekibine girebilmelidir.' 'Kan Kokusu' Yönetmen Jim Mickle imzası taşıyan ve 2010 yılında olay yaratan 'Meksika' filminin yeniden çevrimi olan 'Kan Kokusu/We Are What We Are' adlı filmin başrollerinde, Bill Sage, Ambyr Childers, Julia Garner ve Kelly McGillis rol aldı. Senaryosunu Jorge Michel, Jim Mickle ve Nick Damici'nin yazdığı filmin konusu özetle şöyle: 'Parkers ailesi, babaları Frank'in katı kurallarıyla herkesten uzak, münzevi bir hayat sürmektedir. Annelerinin beklenmeyen ölümünün ardından Iris ve Rose, küçük kardeşleri Rory'ye göz kulak olmanın yanı sıra geçmişe ait ürkütücü bir sırrın yeni yüklenicileri olacaklardır. Fırtına nedeniyle taşan nehir ailenin sakladığı vahşi sırrın ipuçlarını ortaya çıkarınca, evlerinin kapısı yıllarca uzak durdukları kasabalı tarafından çalınmaya başlanacaktır.' 'Büyüler Evi: Sihirbaz Kedi' 'Sammy'nin Maceraları' ve 'Sammy 2'den sonra uzun metrajlı bir film için fikir arayışı içerisine giren yapımcı ve yönetmen Ben Stassen, 10 yıl kadar önce yapılan 12 dakikalık filmin süresini uzatarak, beyazperdeye taşıdı. Tolga Çevik, Altan Erkekli, Volkan Severcan ile Berna Diribaş'ın seslendirdiği animasyon animasyon filmde, terk edilmiş yavru kedicik Şimşek'in, fırtınadan barınacak bir yer ararken, 'Şöhretli Lawrence' olarak da bilinen emekli sihirbaz Lawrence'a ait gizemli malikaneye gizlice girmesinin ardından yaşananlar anlatılıyor. Film, 3 boyutlu olarak da vizyona girecek. 'Meleklerin Mucizesi' Yönetmen Biray Dalkıran imzası taşıyan 'Meleklerin Mucizesi'nin senaryosunu yapımcı Nur Türkşen, Zeynep Uzma ile birlikte kaleme aldı. Hakan Türkşen, Gaye Gürsel, Cem Kılıç, Altan Erkekli, Ayşen Gruda, Dilek Serbest, Murat Parasayar ve Yıldız Asyalı'nın rol aldığı filmde, geçmişin izlerinden kurtulamayan ve kendini affedemeyen Hakan'ın mucizelerle dolu hayatının hikayesi aktarılacak. 'Bırakmak İstiyorum' Sigarayı bıraktırmak amacıyla çekilen 'Bırakmak İstiyorum' filminin yönetmenliğini Yücel Yolcu yaptı. Sigarayı bıraktırma terapisti Emre Üstünuçar'ın 10 yıllık tecrübeleri ışığında sigara bağımlılığına ayna tutan filmin yapımcılığını İpek Sorak üstlendi. 'Mandra Filozofu' Müfit Can Saçıntı'nın yönettiği ve Müfit Can Saçıntı, Rasim Öztekin, Ayda Aksel ile Eser Eyüboğlu'nun oynadığı 'Mandıra Filozofu', haftanın yerli yapımlarından... Yapımcılığını üstlenen Birol Güven'in senaryosunu da kaleme aldığı filmin müziklerini Aydın Sarman ve Burcu Güven yaptı. Çekimleri doğal güzellikleriyle dünya çapında ünlenen Bodrum'un Çökertme Köyü'nde gerçekleştirilen 'Mandra Filozofu' adlı filmde, Robinson Crouse hayatı yaşayan felsefe bölümü mezunu Mustafa Ali'nin bir zengin iş adamı ile karşılaşması ve köydeki aile içi çekişmeler eğlenceli bir dil ile anlatılıyor. 'Aşk Oyunu' Yönetmen Umut Yüksel'in senaryosunu Ezgi Yüksel ile birlikte yazdığı 'Aşk Oyunu' adlı filmde, Kemal Uçar, Pınar Göktaş, Lemi Filozof, Ebru Öztürk, Suzan Kardeş, Ali İhsan Varol ve Dilşah Demir'in rol aldı. Galatasaraylı bir karakterin başından geçenlerin anlatıldığı filmin çekimleri, 3 haftada İstanbul ve Bolu'da tamamlandı.AA
Satılık Hacettepe Üniversitesi!
Hacettepe Üniversitesi, Ankara’nın en gözde yerlerinden olan Beytepe’deki 350 dönüm arazisini satışa çıkardı. Hacettepe Üniversitesi Rektörü Murat Tuncer, 12 Eylül darbesinin ardından Genelkurmay’a tahsis edilen araziyi büyük uğraşlardan sonra yeniden üniversite bünyesine aldırmayı başardı. Ancak Tuncer’in önerisiyle Üniversite yönetimi, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nin biriken 250 milyon liralık borcunu ödemek ve yeni yatırımlarını finanse etmek gerekçesiyle, Başkentin en kıymetli bölgesinde yer alan yaklaşık 350 dönümlük araziyi satma kararı aldı. Rektör Tuncer, öğrenciler ve üniversite hocalarıyla Eylül ayında bir toplantı yaparak, Üniversite Yönetimi olarak Beytepe’deki araziyi satma kararı aldıklarını açıkladı. Sert tartışmaların yaşandığı bu toplantıda, hem akademisyenler hem de öğrenciler arazinin satışına itiraz ettiler.“DÖRT YÖNTEM VAR, BİZ DOĞRUDAN SATIŞI SEÇTİK” Öğrenci Kolektiflerinin kayıt altına aldığı toplantıda Rektör Tuncer, öncelikle arazinin imar geçmesi durumunda değerinin 1 ila 1.5 milyar lira olacağını söyledi. Arazinin 4 yöntemle değerlendirilebileceğini belirterek bunları şöyle açıkladı:  “Birinci yöntem, yeterlilik alan firmayla gelir paylaşımı anlaşması; bununla alışveriş merkezi, iş merkezi gibi çağdaş donatılarla uzun vadeli gelir elde etmek mümkün. İkincisi TOKİ ile hasılat paylaşımı modeline girmek. Gazi Üniversitesi Çukurambar’daki arazisini bu şekilde değerlendirdi; TOKİ onlara 60 milyon verdi; kendisi 800 milyona sattı. Üçüncüsü kamu özel ortaklığı. Ancak bu durumda Başbakanlık onayı gerekiyor ki, bu yöntem bizim açımızdan biraz sıkıntılı. Dördüncüsü de doğrudan satış. Net olarak satıp paranız size kalıyor. Yönetim kurulu ile tartıştık bunun daha uygun olacağı karar verdiler.”ALİ İSMAİL ORMANI OLSUN! Rektör Tuncer’in bu açıklamasından sonra söz alan akademisyenler ve öğrenciler, yönetime sert eleştiriler yönelttiler. Eğitim ve bilim kurumu olan üniversitenin rant yaratmak, gelir elde etme peşinde koşmak, yeşil alanları ranta talana açmak yerine; bilim üretmesi gerektiğini söylediler. Bir öğrenci Gezi Parkı olaylarında polis tarafından öldürülen üniversite öğrencisi  Ali İsmail Korkmaz’ın adının verileceği bir ormana dönüştürme teklifinde bulunarak, “Üç beş ağaç için öldü Ali İsmail, bari burada üniversitenin ormanında yaşasın” dedi.TÜRK TELEKOM FAKÜLTESİ YAPIN Bir başka öğrenci ise devletin, Hazinenin görevinin üniversiteyi, bilimi, hastaneyi desteklemek olduğunu belirterek, “Biz bu gerçeği bir kenara bırakmış, para peşinde koşuyoruz.  Ben daha çok para getirecek formüller biliyorum; Edebiyat Fakültemize reklam alalım; Türk Telekom Edebiyat Fakültesi olsun. Yemekhanemize de reklam alalım, adını Ülker Yemekhanesi olarak değiştirelim. Üniversite her sıkıştığında arazisini mi satacak? Bu nereye kadar böyle gidecek” diye konuştu.Rektör Tuncer, bu eleştiriler üzerine, hastane borçlarından, yarım kalan bina inşaatlarından söz etti. Gelir yaratmak zorunda olduklarını anlattı. Öğrenciler, böyle bir kararın sadece yönetim tarafından alınamayacağını; üniversitenin tüm bileşenlerinin katılacağı geniş bir toplantı yapılarak, arazi konusundaki tasarrufun burada alınması gerektiğine dikkat çektiler.“İMAR GEÇSE DEĞERİ 3 MİLYAR!” Arsanın imarsızken satılması yerine imar geçtikten sonra satılması halinde değerinin 2 ila 3 milyar liraya çıkacağı da iddia ediliyor.“EĞİTİM İÇİN KAMULAŞTIRILDI, SATILAMAZ, PARASIYLA BORÇ ÖDENEMEZ' Maliye Bakanlığı Milli Emlak yetkilileri, Hacettepe’nin Beytepe Bulamaçlı Mevkii’ndeki arazinin 1970’li yıllarda, şahıslardan eğitim amacıyla alınarak, kamulaştırıldığına dikkat çekerek;  “Üniversite bu araziyi satamaz. Çünkü bu arazi, onların kendi gelirleriyle elde ettikleri bir arazi değil. Eğitim amacıyla onlara tahsis edilmiş bir arazi” yorumunda bulundular. Ayrıca yetkililer, bu arsanın satışından elde edilecek paranın döner sermaye bütçesine aktarılamayacağına dolayısıyla da hastane borçlarını kapatmak için kullanılamayacağına dikkat çektiler.İLK İHALE ARALIK’TA Ancak arazinin satışına ilişkin kararlılığını sürdüren Üniversite Yönetimi, ilk ihaleye 12 Aralık 2013 tarihli Resmi Gazete ilanıyla çıktı. İhale günü olarak 24 Aralık 2013 tarihi belirlenirken, 6 kalem arsa için toplam muhammen bedel  889 bin lira olarak ilanedildiyse de teklif veren çıkmadı.17 Ocak’ta Resmi Gazete’de ikinci ihale ilanına çıkıldı. Bu kez toplam muhammen bedel 801 bin liraya indirildiyse de 30 Ocak’ta yapılan ihalede yine teklif olmadı. 28 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanan üçüncü ihale duyurusunda ise ihale günü 8 Nisan olarak ilan edildi. Muhammen bedel ise değişmedi.'DÜNYA ÜNİVERSİTESİ KALABİLMEK İÇİN 600 MİLYONA İHTİYACIMIZ VAR' Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Murat Tuncer, görevi devraldığında eski yönetimin hesapsız harcamaları nedeniyle 270 milyon lira borç devraldıklarını, şu anda da 238 milyon lira borçları bulunduğunu söyledi. Hem bu borcun kapatılması hem de eğitim, nükleer mühendislik, hukuk, inşaat, çevre mühendisliği fakülteleri ile  nüfus etütleri merkezi yatırımı için 600 milyon lira finansman ihtiyacı olduğunu vurguladı. Tuncer, 'Dünya üniversitesi olarak kalabilmemiz, daha çok bilimsel araştırma yapabilmemiz için tabii ki paraya ihtiyacımız var. Bunun için de bu arsayı satmak zorundayız. İmarsız olarak ihaleye çıktık ama ihale günü satışı imarlı fiyattan yapacağız. 850 ila 1 milyar lira iyi bir fiyat olur. Rekabet oluşursa 1.5 milyar liraya kadar çıkar. Bu araziyi satamayacağımız söyleniyor. Peki Hacettepe'nin 3.5 milyon metrekarelik arsası nasıl oluyor da Bilkent üniversitesi tarafından kullanılıyor, hem de üzerinde Emlak Konut'un konutları, oteller, alışveriş merkezleri bulunuyor? Üniversitenin ayağa kaldırılması için bunların değerlendirilmesi gerekiyor. Kolektif öğrenci arkadaşlar, orman yapalım, deyince ben de Polatlı'daki 1 milyon metrekarelik yerimizi gösterdim, buyurun ağaç dikin, dedim. Kimse gelmedi' dedi.  Kaynak: Hürriyet
40 Ünlü Tiyatrocu Kadın Bir Arada
Hülya Karakaş hazırladığı bu özel kitapta 40 ünlü kadın oyuncuyu bir araya getirdi.Şimdi sıra onlarda. Şimdi onlar konuşacak, biz sessizce dinleyeceğiz. Bu kitap, 1860lı yıllardan 1940lı yıllara, oradan günümüze nasıl geçtiğimizi, Mari Nıvarttan Afife Jaleye uzanan oyuncu kadınların hikâyesini anlatıyor. Bu kitap, cesaretleri soy isimlerinden büyük kadınların, günümüz ve gelecekteki oyuncu kadınlara hangi kapıları araladığını söylüyor. Bu kitap, burada olan, olmayan, ulaştığım, ulaşamadığım bütün oyuncu kadınları selamlıyor. Mayıs tadında olsun bu kitap. Kitabı eline alanın yüreğine Mayıs direnci yayılsın. Girdiği her eve Mayıs bolluğu, bereketi versin.Kitapta yer alan sanatçılar:Alev Oraloğlu, Aslıhan Kandemir, Ayça Bingöl, Ayşen Gruda, Ayşen İnci, Ayşenil Şamlıoğlu, Bennu Yıldırımlar, Bercuhi Berberyan, Berfin Zenderlioğlu, Celile Toyon - Tomris İncer, Çiçek Dilligil, Defne Halman, Defne Şener, Derya Alabora - Hasibe Eren, Esmeray, Göksel Kortay, Günay Karacaoğlu, Güzin Özyağcılar, Hikmet Körmükçü, Jale Karabekir - Şengül Özdemir, Kadriye Kenter, Meral Çetinkaya, Müge Akyamaç, Nedret Güvenç, Nesrin Kazankaya, Nevra Serezli, Nilgün Belgün, Nurseli İdiz, Övül Avkıran, Serpil Tamur, Sevinç Erbulak - Füsun Erbulak, Sumru Yavrucuk, Suna Keskin, Tilbe Saran, Ülkü Duru, Zeliha Berksoy
Reklam