onedio
8 Ünlü Sanatçı ve Bilginin Günlük Rutini
Geçen sene Nisan ayıda yayımlanan Mason Currey'in 'Daily Rituals: How Artists Work' isimli kitabında tarihteki 161 sanatçı ve bilgin insanın günlük rutinlerine derinlemesine bir bakış atılıyor. Info We Trust sitesindeki veri görselleştirme sanatçısı RJ Andrews, bu kitaptaki 161 kişiden 16'sının 24 saat üzerinden zaman cetvelini tasarladı.
6 Adımda Kusursuz Güzellik
Her kadının hayali güzel bir görünüme sahip olmaktır. Siz de genç ve güzel görünmek istiyorsanız bu altı ipucunu dikkate almalısınız. İşte 6 adımda kusursuz güzellik sahibi olmak için yapmanız gereken 6 şey... Parlak saçlar için yapılması gerekenler Saçlarınızın çok kuru olduğundan yakınıyor, daha parlak görünmesini mi istiyorsunuz? İşte işe yarayacak bazı öneriler: Bir muzu iyice ezin. Bir çay kaşığı bademyağıyla karıştırıp saçınızın diplerinden başlayarak uygulayın. 20 dakika beklettikten sonra durulayın. Bir başka öneri ise şöyle; 1 yumurtayı, 1 çorba kaşığı sirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı karıştırın çırpın. Bu karışımı baş derinize ovarak iyice yedirin. Saçlarınızı tarayarak bütün karışımın saçlarınıza eşit yayılmasını sağlayın. 15 dakika böyle bekledikten sonra saçlarınızı yıkayarak durulayın. Cildinizi salatalık sürerek canlandırın Salatalık ile cildinizi canlandırmaya ne dersiniz? A, B ve C vitaminleri ile fosfor, potasyum, demir, magnezyum ve gençlik iksiri olarak tanımlanan selenyum deposu salatalık, her türlü cilt sorununa iyi geliyor. Susuzluğu giderici özelliği ile cildin nem oranını dengeliyor. Canlandırıcı ve yumuşatıcı etkisi nedeniyle kozmetik ürünlerinin vazgeçilmez besinlerinden biri. Cildiniz için her gün 1 salatalık yiyin. Ayrıca salatalığın kabuğunu biraz kalın soyup yüzünüze sürün, cildinizde ani canlanma ve yumuşama etkisini hissedeceksiniz. Cildimiz kendini onararak yenilenmek ve beslenmek için organizmanın derin uyku halini, yani geceyi bekler. Cilt, gece yarısından sonra hormonlar tarafından daha iyi sulanır; kılcal kan dolaşımı da aynı şekilde bu dönemde canlanır. Cildin uygulanan ürünlerden en yoğun olarak yararlandığı saatler ise sabahın dördüdür. Gecenin cildimize sunduğu en büyük hizmet sakinleşmektir. Yani gün boyunca kendisini güneşe, rüzgâra karşı savunurken, yaptığı strese bağlı ya da mimiklerle ilgili kırışmaların asıl nedeni olan adale kasılmaları gece boyunca sakinleştiğinde ortadan kalkar ve cilt rahatlar. Kırışıklıklara karşı meyve tüketin Bilim adamları, güneş ışınlarından meydana gelen cilt kırışıklıklarının yiyeceklerle de ilgisi olduğunu açıkladı. Araştırmacılar; sebze, baklagiller, zeytinyağı ve bazı meyvelerin, güneş ışınlarının olumsuz etkisine karşı cildi koruduğunu belirtiyor. Cildi güneş ışınlarının etkisinden koruyan diğer anti-kanserojen besinler ise balık, erik, elma ve çay. Öte yandan ciltte kırışıklıkların, et, sütlü besinler, şeker, tereyağı ve margarin tüketenlerde daha fazla meydana geldiği gözlendi.Dudaklar balla parlasın Bal, içeriğindeki vitamin mineral, antioksidan ve aminoasitlerle değerli bir besin maddesi olmasının yanı sıra, tedavi edici özelliklere sahip. İşte çatlayan dudaklar için tedavi edici bir dudak parlatıcısı: 1 fincan tatlı badem yağını ve yarım fincan balmumunu, mikrodalga fırında balmumu eriyene kadar tutun. 2 kaşık balı ilave edip karıştırın. Soğumaya bırakın. Karışımı kapaklı minik kaplara döküp kullanın. Yağlı cilt kadar kuru cilt de sorun yaratır. Özellikle soğuk aylarda kuru cilt yeteri kadar beslenmezse, çatlaklar ve tahrişlere açık hale gelir. Kuru bir cildiniz olduğundan yakınıyorsanız gülden yararlanabilirsiniz. Gül suyu ve gül yağı kozmetikte de oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Üç damla gül yağını, üç damla lavanta yağı ile karıştırarak cildinize sürün. Cildinizin bir anda gerginlikten kurtulduğunu hissedeceksiniz.
Film Müzikleri Zirvede Yarışıyor
2014 yılının geride bıraktığımız ilk çeyreğinde, müzikten genel olarak bahsedecek olsaydık, “Happy” kelimesini birçok kez kullanıyor olurduk. Aralık ayından bu yana dünyada en çok satan şarkı olan ve bu tahtından bir süre daha kalkmayacak gibi görünen Pharrell Williams şarkısı, aslında “Despicable Me 2 (Çılgın Hırsız 2)” filminin soundtrack şarkılarından biri. Filmin çıkışından uzun bir süre sonra popüler hale gelen şarkı daha sonra Pharrell’in yeni albümü “G I R L”ün çıkış parçası olma görevini de üstlendi. Aynı zamanda 86. Akademi Ödülleri’nde ‘en iyi orijinal film müziği’ ödülüne aday gösterilen şarkı, bu ödülü “Frozen (Karlar Ülkesi)” filminin şarkısı olan “Let It Go”ya kaptırmıştı. “Frozen” filminin başrolünü üstlenen ünlü tiyatro sanatçısı Idina Menzel tarafından seslendirilen “Let It Go” ise özellikle küçükler tarafından en çok sevilen şarkı haline gelirken, radyolarda ve dünya listelerinde de hızla yükselmeye devam ediyor. “Let It Go”nun yazarları Kristen Anderson-Lopez ve Robert Lopez çiftine Oscar ödülü kazandıran şarkıyı yazarken ise kendi kızlarından esinlendiklerini dile getirmişlerdi. Lopez çiftinin özel isteğiyle, şarkının daha fazla dinleyiciye ulaşması ve sanatçının geçmişte yaşadığı mücadelelere çağrışım yaptığı için, eski Disney’li ünlü sanatçı Demi Lovato da şarkıyı kaydetti. Şarkının içinde bulunduğu “Frozen” filminin soundtrack albümü ise son yılların en çok satan soundtrack albümlerinden biri oldu. U2’nun“Mandela” filmi için seslendirdiği “Ordinary Love” şarkısı ise gruba Oscar’ı kazandıramasa bile, bu yılın ödül sezonunda Altın Küre’yi evlerine götürdü. Son yıllarda kitap serilerinden çevrilen filmlerin popülerleşmesiyle beraber, bu film serilerinin soundtrack albümlerinde ‘filmden esinlenen şarkılar’ın olduğu yeni albümler çıkarmak da moda oldu. Filmde bulunmayan, ama filmden esinlenen şarkılar trendini “Twilight (Alacakaranlık)” serisi başlattı, sonrasında “Hunger Games (Açlık Oyunları)” serisi devam ettirdi. Taylor Swift’ten Maroon 5’a kadar birçok sanatçının orijinal şarkılar hazırladığı ilk “Hunger Games” filminin albümünden sonra, ikinci filmin albümünde ise Coldplay, Sia, Lorde, Ellie Goulding, The Lumineers, Imagine Dragons ve Christina Aguilera’ya kadar birçok sanatçının yeni şarkılarını duyuyoruz. Gerçekten de filmi anımsatan şarkılara sahip olan bu albümler ciddi satış rakamlarına ulaştı. İlk filmden single olarak piyasaya sürülen Taylor Swift şarkıları “Safe & Sound” ve “Eyes Open”, ikinci filmden ise Coldplay’ın “Atlas” şarkısı birçok ülkede listelere üst sıralardan girmeyi başardı. The Civil Wars’ın arka vokallerde bulunduğu ve klibiyle de büyüleyen “Safe & Sound”, 2013 yılında Taylor Swift’e Grammy ödülü kazandırıp, Altın Küre adaylığı getirmişti. “Atlas” ise bu yılın törenlerinde Coldplay’e de Altın Küre ve Grammy adaylıkları getirdi. Film müzikleri piyasasında en yenilikçi gelişme ise şüphesiz ülkemizde “Uyumsuz” adıyla 24 Mart’ta sinemalarda yerini alacak olan “Divergent” filminin müziklerinde yer alıyor. “Twilight” ve “Hunger Games” serilerini de sinemaya taşıyan Summit Entertainment ve Lionsgate stüdyoları tarafından sinemaya uyarlanan “Divergent” serisine tıpkı az önce bahsi geçen filmler gibi ‘filmden esinlenen şarkılar’ın oluşturduğu bir soundtrack albümü eşlik ediyor. Amerika’da bu hafta piyasaya sürülen albümde eski-yeni 4 Ellie Goulding şarkısının yanı sıra, Zedd, Skrillex, Woodkid, A$AP Rocky ve Snow Patrol gibi birçok sanatçı yer alıyor. Bu albümün yanı sıra, haftaya, filmde çalan fon müziklerinin bulunduğu bir albüm daha piyasaya sürülecek. Junkie XL ve birçok ünlü filmin müziklerinin bestecisi Hans Zimmer tarafından orkestralanan fon müziklerinde olağan dışı olan ise, son zamanlarda büyük üne kavuşan sanatçı Ellie Goulding’in filmin arka fon sesi olacak olması. Yani filmdeki ruh haline göre Ellie Goulding’in büyüleyici sesini, iniş ve çıkışlarda duyuyor olacağız. Filmin single olarak sunulan, Goulding’in seslendirdiği orijinal şarkısı “Beating Heart”ın müzik videosunun tanıtımında, sanatçının filmin başrolündeki aktörlerle verdiği bir röportajda, Hans Zimmer’ın ünlü orkestrasıyla beraber filmi izleyip, izlerken de kendi hislerine göre sesinin orkestra eşliğinde kaydedildiğini açıklamıştı. Zete
Reklam
Antik Mineral Magnezyum Yağı
Son zamanlarda teknolojinin gelişmesi, hayat stresinin artması ve katkılı gıdaların çoğalmasıyla birlikte insan sağlığı da tüm bunlardan olumsuz etkilenmiştir. Bu durum sağlık açısından doğaya ve doğal olana yönelmeyi de beraberinde getirmiştir. Bitkilerden ve doğada saf halde bulunan minerallerden elde edilen doğal yağlar birçok hastalığa iyi gelmektedir. Hastalıkların yanı sıra insan sağlığına da birçok faydası vardır yağların. Son dönemlerde ise bu yağlardan en çok dikkat çekeni Antik mineral magnezyum yağıdır. Kuzey Avrupa’da, Permiyan döneminde oluşan Eski Zechstein Denizyatağı bulunmaktadır. Yer kabuğunun 2000 metre altında yaklaşık olarak 250 milyon yıllık gerçek magnezyumlar bulunmaktadır. Bu bölgedeki magnezyum dünyada bulunan en doğal magnezyumdur. Bu magnezyumlardan özel ortamlarda üretilen Magnezyum yağı insan sağlığı için mucizevi diyebileceğimiz bir yağdır. Antik Mineral Yağı Faydaları Antik mineral magnezyum yağının faydaları saymakla bitmez. Daha çok kas ve eklem ağrıları için kullanılsa da cilt güzelliğinden sinirsel bozukluklara hatta migrene bile oldukça iyi gelir. Başlıca antik mineral yağının faydaları: Bel ve boyun fıtığı Bağ ağrısı ve migren Kramplar ve burkulmalar Eklem ağrıları Doku zedelenmesi ve burkulma Yorgunluk ve halsizlik Regl sancıları Kireçlenme Siyatik ağrıları Romatizmal ağrılar Menüsküs Ortopedinin her türlü hastalığına çare olan bu mucizevi yağı bu saydıklarımızla sınırlandırmak da oldukça yanlış olacaktır. Bunlara ek olarak bu yağ; cildi güzelleştirir, sinüzit gibi tıbbın çare bulamadığı kronik hastalıkları yok eder. Ayrıca felç gibi sinirsel bozukluklara da şaşırtıcı şekilde iyi geldiği görülmüştür. Birçok bilim adamı ve doğa bilimcileri bu mineral ve mineralden elde edilen yağ hakkında bilimsel araştırma yapmaktadır.                Antik Mineral Yağı Kullanımı Bu yağı kullanmadan önce problemi ve problemin kaynağını tam olarak tespit etmelisiniz. Daha sonra kronik rahatsızlıklarda 2-4 ay arası sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kez kullanabilirsiniz. Burkulma, tutulma veya doku zedelenmesi gibi çok önemli olmayan durumlarda ise 1 hafta gibi bir süre ile tedavi edebilirsiniz. Yağı kullanmış olduğunuz bölgeye masaj yaparak daha iyi sonuçlar elde etmeniz mümkün olacaktır. Eğer hassas bir cilde sahipseniz su ile seyrelterek de kullanabilirsiniz
Renklerin Bilmediğimiz Gizli Özellikleri
Olumlu Özellikleri Spektrumun ilk rengi kırmızı atak ve güçlü bir karakteri simgeler. Motivasyonun, teşvikin, aktivitenin ve ihtirasın sembolüdür. Yeni bir başlangıç, yaşama sevinci ve sevginin anahtarıdır. Enerjisi çok kuvvetli kırmızının bizlere aşıladığı en önemli duygu, sıcaklık, heyecan ve bir an önce harekete geçme istemidir. Devamlılık, fiziksel güç ve azim onun özellikleridir. Dostluk ve hoş görü pozitif taraflarındandır. Omurgaya dizilmiş yedi ana enerji merkezinden birincisi olan kök çakranın rengidir. Bizi dünya gezegenine bağlar. Maddesel olanla ilişkimizi yönetir. Fiziksel aktiviteler yanında kırmızı cinsel aktiviteleri de yöneten bir renktir. Olumsuz Özellikleri İleri düzeyde kırmızı kişiye sebepsiz öfke patlamaları yaşatır. Kabalık, umursamazlık, inatçılık halleri görüldüğü gibi kızgınlık ve saldırganlık sık rastlanan özellikleri arasında yer alır. Fiziksel Etkileri: Tembelliğin hüküm sürdüğü yerlerde, hayat ve enerji veren kırmızı tıbbi açıdan kanda kırmızı kan hücrelerinin oluşması için hemoglobin üretimini arttırır. Kan dolaşımını hızlandırır, adrenalin miktarını yükseltir ve vücut ısısını artırır. Felç ve anemi hastalıklarının tedavisinde ağırlıklı olarak kırmızı renk kullanılır.
Reklam
Diyet Kola Kilonuz İçin İyi, Peki Yaşam Süreniz İçin?
Tatlı diyet kolalarda kalori bulunmuyor ancak yapılan araştırmalar bu içeceklerin yaşam süreniz için değil yalnızca kilonuz için iyi olduğunu ortaya koyuyor. American College of Cardiology'nin Pazar günü yayınladığı araştırmaya göre; günde iki ya da daha fazla diyet kola tüketen yaşlı kadınların yüzde 30'unun kalp ve damarlara ilişkin beklenmeyen bir sorun ile karlaşma oranı daha yüksek ve bu içecekleri çok az tüketen kadınlara kıyasla bu haslıklarla ilişkili ölüm ihtimali yüzde 50 daha fazla. Araştırmanın başında yer alan Iowa Üniversitesi'nde kardiyovasküler hastalıklar uzmanı Ankur Vyas, 'Bulgularımızı daha önceki çalışmalar ile paralellik gösteriyor ve daha detaylı.' dedi. Araştırmada dikkat edilmesi gereken konu sonuçlar diyet kola içmek ile kalp hastalıkları arasında bir korelasyonu ortaya koyuyor, birinin bir diğerinin neden olduğu yönünde kanıt ortaya koymuyor. Diyet kola tüketimi ile kalp hastalıkları arasındaki ilişkiyi inceleyen şu ana kadarki en geniş araştırmada yaşları 50 ila 79 arasında değişen 59.614 analiz edildi. Vyas araştırmanın şu an aynı alanda uzman diğer araştırmacılar tarafından değerlendirildiğini söyledi. 340 gramın tek bir içim olarak değerlendirildiği araştırmada içecekler olarak da diyet kolalar ile diyet meyve suları incelendi. Araştırmada elde edilen veriler ile demografik niteliklere ve beden-kitle indeksi, sigara içmek, hormon tedavisi, fiziksel aktivite, enerji alımı, tuz kullanımı, diyabetler, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve tatlandırıcı içecek kullanımı gibi kalp ve damarlara ilişkili diğer risk faktörlerine açıklama getirilmeye çalışıldı. Araştırmaya katılanların yaş ortalaması 62,8 ve geçmişlerinde kalp ve damar hastalıkları olmayan kadınlar seçildi. Bu, benzer bulguları ortaya koyan ilk araştırma değil. 2012 yılında Fransız araştırmacıların The American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayınladıkları araştırmada diyet içecekler ve Tip 2 diyabet riski arasında güçlü bir korelasyon bulundu. Araştırma 'light' içecek tüketen kadınların tüketiminin normal şekerli içecek tüketen kadınların tüketiminden yüzde 43 daha fazla olduğunu ortaya koydu. Dahası aynı miktarda bile içilse yapay olarak tatlandırılmış içecekler diyabetin gelişmesinde büyük risk ile ilişkili. İçecek sektörü ise sonuçların bir açıklamasının olduğunu belirtiyor: Amerikan İçecek Derneği sözcüsü Christopher Gindlesperger, kilo sorunu olan ve halihazırda kalp hastalığı riski taşıyanların kilolarını kontrol altında tutmak için daha fazla diyet kola içtiklerine dikkat çekiyor. The American Journal of Clinical Nutrition dergisine göre zayıflama planı kapsamında geleneksel kolalar yerine diyet kolaların (ya da suyun) tüketilmesi yüzde 2-2,5 oranında kilo kaybına neden oluyor. (İçecek devleri PepsiCo ve Coca-Cola ise açıklama isteklerimize yanıt vermediler.) Obezite oranı artmaya devam ediyor. Araştırma şirketi Gallup ve sağlık hizmetleri danışmanlık şirketi Healthways'in 2013 yılında yaptıkları 'Sağlık Endeksi' araştırmasına göre yetişkin Amerikalıların yüzde 27'si kendilerini obez olarak tanımlıyor. Washington merkezli kar gütmeyen Kamu Çıkarı Bilim Merkezi'nde beslenme politikası müdürü Margo G. Wootan yaptığı yorumda, insanlar kilolarını önemsememeye devam etse de gerçek obezite oranının nüfusun üçte birine yakın olduğunu söyledi. Diyet Coke ve diyet Pepsi gibi içeceklerde kullanılan yapay tatlandırıcı aspartame yani düşük kalorili tatlandırıcı uzun süredir sağlık savunucularını endişelendiriyor. MarketWatch'ın da haberinde yer verdiği gibi yayınlanmış araştırmaların büyük çoğunluğu farelerde kanser ve aspartame tüketimi arasında korelasyon ortaya koyuyor. Ancak Food and Chemical Toxicology dergisinde Temmuz 2013'te yayınlanan bir araştırma ise aspartame kullanımının kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi sağlık sorunlarına neden olmadığını kaydetti. Araştırma şirketi 2012'de Global Industry Analysts'e göre 2012'de 1,39 milyar dolar olan yapay tatlandırıcıların global pazarının 2018'e kadar 1,68 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yapay tatlandırıcıların popülaritesine karşın kısmen şişelenmiş su ve enerji içeceklerinden gelen rekabetin de etkisi ile diyet kolay satışları geriliyor. 15 Mart'ta sona eren yedi hafta içerisinde diyet kola satışları yüzde 7'nin üzerinde azalırken normal kola satışlarında hemen hemen bir değişim olmadı (%0,6 artış). Buna karşın aynı dönemde enerji içeceklerinin satışları yüzde 8'den fazla, maden suyu satışları yüzde 26 arttı. İçecek sektöründe son yıllarda diyet içeceklerin ağırlı oldukça fazla: Gindlesperger'a göre bugün satılan alkolsüz içeceklerin yüzde 45'i sıfır kalorili ve 1998-2010 arasında ortalama kalori ürün başına yüzde 23 düştü. WSJ Türkiye
Kanal İstanbul'un Güzergahı Değişti
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 'Çılgın proje' olarak adlandırılan Kanal İstanbul'un güzergahı değişti. Çılgın proje olarak anılan Kanal İstanbul için belirlenen Silivri, Ortaköy, İnceğiz, Gökçeli, Çanakça, Dağyenice bölgesinden, Karacaköy, Evcik Barajı’ndan Karadeniz’e bağlanan bölümde istimlak edilecek arazilerin çokluğu nedeniyle vazgeçildi. Küçükçekmece, Başakşehir ve Arnavutköy alternatif bölge olarak düşünülüyor. Bu konuda asıl gelişmenin ihale modeliyle ortaya çıkması bekleniyor. Yetkililerden edinilen bilgilere göre Kanal İstanbul projesi ile yerlilerin yanı sıra birçok yabancı şirket de ilgileniyor.   Panama Kanalı projesini yapan MWH Global ve Çinli birçok şirket ihaleye ilgi duyarken, TAV da ortağı CCC ile süreci yakından takip ediyor. Dünya Gazetesi'nin haberine göre, Rus ve İtalyan firmaları ile de bazı ön görüşmeler yapıldı. Bölgedeki deniz trafiğine de çözüm getirmesi beklenen proje, Karadeniz ve Boğazlar’ı yoğun kullanan Rusya’nın da radarında. İstanbul’daki deniz trafiğine çözüm için büyük bir Rus firması kanalın inşasını üstlenebileceğini iletti. 10 MİLAR DOLAR TAHMİNİ Bazı sivil toplum kuruluşları ve bilim adamlarının eleştirdiği, karşı çıktığı projenin tam detayları ortaya çıkmadığı için maliyeti hakkında kesin tespitler de yok. Ancak üçüncü havalimanı projesine yakın bir büyüklüğün ortaya çıkması bekleniyor. İlk telaffuzlara göre projenin maliyeti 10 milyar dolar! Kanal’ın 25 metre derinliğinde ve 150 metre genişliğinde olması öngörülüyor. 5.5 milyar TL olarak hesaplanan inşaat işleri kapsamında İstanbul Boğazı ile Silivri arasındaki doğu- batı ekseninde, proje ile çakışacak en az 5 otoyolu, karayolu ve demiryolunun deplase edilmesi (başka noktaya taşınması) planlanıyor. Kanal üzerine en az 8, en çok 11 köprü inşa edilmesi planlanıyor. Toplamda 10 milyar dolara mal olacak proje için parça parça ihaleye çıkılacak. Kanal, alttan kesik ‘V’ harfi biçiminde inşa edilecek. Alt bölümünün genişliğinin 100 metreye, V harfinin iki ucu arasındaki mesafenin 520 metreye kadar ulaşabilecek. Kanalın derinliği 20 metre olacak. GÜZERGÂH YAKINDA AÇIKLANACAK Kanal İstanbul projesi, güzergahının açıklanacağı tarihten itibaren gayrimenkul piyasasına büyük hareketlilik getirecek. Başbakan Erdoğan’ın ‘Çılgın Proje’ olarak tanımladığı Kanal İstanbul’un güzergahı henüz açıklanmadı fakat projeye ev sahipliği yapacak yerlerde arazi fiyatları tavan yaptı. Projenin yerinin şu an tam olarak belli olmadığını, çalışmalar yaptıklarını belirten yetkililer, “En kısa yol, en uygun yer neresidir onu araştırıyoruz. İstanbul Boğazı’na alternatif olacak güzergahı belirleme gayretindeyiz. 1-1,5 ay içinde güzergahı netleştireceğiz” dedi. Daha önce belirlenen Silivri, Ortaköy, İnceğiz, Gökçeli, Çanakça, Dağyenice bölgesinden, Karacaköy, Evcik Barajı’ndan Karadeniz’e bağlanan bölümde istimlak edilecek arazilerin çokluğu nedeniyle vazgeçildi. Diğer yandan Küçükçekmece, Başakşehir ve Arnavutköy’ün alternatif bölge olarak düşünüldüğü, kanal aksında bulunan arazilerin yaklaşık yüzde 80’inin Hazine'ye ait olmasının bu rotanın seçilmesinde önemli rol oynadığı öğrenildi. Eğer bu güzergah seçilirse proje, Küçükçekmece-Başakşehir- Arnavutköy ilçelerinden geçerek Karadeniz ile Marmara Denizi’ni birbirine bağlayacak. Projeyle Küçükçekmece Gölü kanala katılacak, Sazlıdere Barajı ise devre dışı kalacak. GÜNDE 160 GEMİ GEÇECEK Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘çılgın projem’ olarak adlandırdığı Kanal İstanbul uzun süre büyük ses getirmişti. Kanal İstanbul projesi ile beraber iki yarım ada ve bir ada oluşacak. Kanalın su derinliği yaklaşık 25 metre olacak. Su yüzeyinde genişlik 145-150 metre yi bulacak. Kanalın inşası sırasında ortaya çıkacak hafriyat büyük bir liman ve havalimanı yapımında, sönmüş maden ocaklarında ve kanalın kapatılma noktasında kullanılacak. Kanal İstanbul’dan günde 150-160 geminin geçmesi hedefleniyor. Projeye karşı çıkan sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerin görüşleri özetle şöyle: • İstanbul’un doğal yaşam kaynaklarını tehlikeye atar. • Boğaz’daki tanker trafiğinin yarattığı tehlikeyi önleyemez. • İstanbul’un su kaynaklarını bitirebilir, deniz kimyasını bozarak canlıların yok olmasına yol açabilir. • Tarım-orman arazilerini olumsuz etkiler. • İstanbul’un deprem ve ulaşım gibi en önemli sorunlarına öncelik verilmeli. Proje deprem riskini artırabilir. • Tehdit altındaki doğal ve çevresel değerlerin kaybına yolaçar. • Projenin devreye girmesi, içme suyu rezervlerinden vazgeçmek anlamına gelir. Kaynak: http://www.anahaberler.com.tr/emlak/kanal-istanbulun-guzergahi-degisti-h15524.html
Reklam
Room 8 - Beyin Yakan Ödüllü Kısa Film
Yönetmenliğini James W. Griffiths'in yaptığı, yazarlığını da Geoffrey Fletcher ile paylaştığı, aktör olarak da Tom Cullen, Michael Gould, Yuri Klimov oynadığı 2013 yapımı çok kaliteli bir o kadarda beyin yakan cinsten kısa film...
Çocuk Vücut Geliştiricilerin Hayret Veren Fotoğrafları
mükemmel fit vücutların üzerine sonradan ilave edilmiş gibi görünen masum suratlar güzel mi yoksa çirkin mi? Kurt Stallaert adlı fotoğraf sanatçısının bu çalışmaları sanki üzerinde oynanmış gibi duruyorlar.  Güzel olup olmadığını bilmiyorum ama çocukların fizyolojileri için hiç uygun olmadıkları kesin.
Snowpiercer'ı İzlemeniz İçin 6 Neden
Japon yönetmenlere karşı bir ön yargım var. Hatta bazen bu ön yargımı kırmak gerçekten zor oluyor. Belki Japon sinemasının çok sayıda abartılı filme sahip olmasıdır bunun sebebi. Bu filmi açmadan önce de öyle bir ön yargıya sahiptim.. Ne İzlesem Derdine Son Veren Blog
Reklam
Turkiye Neden Yasamak Icin Guzel Bir Yer
Son zamanlarda, ozellikle secimlerden sonra Turkiye'den tasinalim, bak Uruguay'da neden yasanilir veya Norvec'e tasinmak icin 15 sebep diye paylasimlar artarken, ulkemizin neden guzel oldugunu ve binlerce sehidin bu topraklarda verildigini hatirlatmak isterim. Not: Dunya'da muhtesem bir ulke diye birsey yoktur, yolsuzluk, hirsizlik heryerde vardir. Dipnot: Amerika'daki tecavuz orani, Turkiye'den daha fazladir.
Nejat İşler Berkin’i Yazdı
Nejat İşler, OT dergisinin Nisan sayısında “Yoldaşlar, yolu güzel yapanlar” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazısında Gezi eylemleri sırasında biber gazı kapsülüyle başından yaralanan Lobna Alami’yi ziyaret ettiğini dile getiren İşler, Mart ayında yaşamını yitiren Berkin Elvan’la ilgili satırlar da kaleme aldı. Berkin Elvan’ın hastanesinin değiştirilmesi için gösterilen çabayı hatırlatan İşler, yazısında şu ifadeleri kullandı “Taksim İlkyardım’ı “gecelerden” bilirim, Okmeydanı Devlet’i “babamdan”. Taksim İlkyardım’da yaşadıklarımı genelde gülerek anlatırım, Okmeydanı’ndakileri kızgınlık ve yenilmişlikle... Bu yüzden Berkin’in doktorlarına ilk sorduğum soru “Başka bi hastaneye götürebilir miyiz?” oldu. Cevap negatif. Berkin’in uykusu o kadar hafifmiş ki, ufacık bi şeyde uyanır, kızarmış bize. Aileyi sorduk, elleriyle işaret ettiler... Hastane bahçesinde bir konduya giriyoruz sanki. Ayakta karşılanıyoruz, hemen sandalyeler geliyor, çaylar söyleniyor. Daha önce evlat acısı görmüştüm, tarifsiz bi durum. Anne daha saklıyor kendine acısını, Sami abi metanetli, gözünün içine bakıyor ama aslında daha uzağa, şu anda Berkin’ini hemen yanına getirecek kişiye ya da mucizeye bakıyor senin gözlerinde umutsuzca... Komadan çıktıktan 20-25 gün sonra bi gazete geçiyo elime, Berkin’le ilgili haberler var, çekinerek arıyorum Sami Abi’yi. “Abi hayrola” demeden, “Nejat’çım gelemedik yanına, kusura bakma” diyor güzel adam. Zorla biten telefon görüşmesinden arta kalanlar; Sami Abi’nin soğuk sesi, benim mevzuyu anlayıp küçük cümlelerle konuşmayı geçiştirişim, sonra çaresizlik, sonra öfke, sonra tekrar çaresizlik, sonra sessizlik. Kazova işçileri gelmiş hastaneye ben komadayken. Hem kendi ördükleri kazaklardan bırakmışlar, hem de şahane bi hediye getirmiş yoldaşlar, sağolsunlar. Küba genç milli futbol takımının forması, göğsünde “Diren Kazova” yazıyor. Paketi açtığım anda “bu Berkin’e” demiştim. “Yedi bela” Tuna’nın kısmetiymiş. Bizim köyden, sıkı biryoldaşı Berkin’in...” Vatan
Reklam
Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı Filmini İzlemeniz İçin 7 Neden
Filmi şu an bitirdim ve bu yazıyı filmin bitiminden hemen sonra yazıyorum. Oscar ödüllerinde isminin geçmemesine çok şaşırdığım bir gerçek. Son yıllarda izlediğim en iyi film bu! Life dergisinde negatif müdürü olarak çalışan Walter, bir fotoğrafın negatifini kaybeder ve fotoğrafı gönderen fotoğrafçının nerede olduğunu hiç kimse bilmez. Çünkü fotoğrafçı sürekli dünyayı gezen birisidir. Filmse, bir arkadaşlık sitesindeki “hayatınızda anlatılmaya değer ne yaşadınız” gibi bir soruya verecek bir cevabı olmayan hayalperest Walter’ın bu fotoğrafçının peşine düşmesi ve sevdiği kadının yardımıyla kaybolan fotoğrafı araması üzerine kuruludur. Ben Stiller bu filmde hem oyuncu hem yönetmen koltuğunda bulunuyor. Eğer siz de benim gibi özgürlüğün rahat bir yaşamdan (parasal olarak demiyorum) ibaret olduğunu düşünmüyorsanız bu film kesinlikle size hitap ediyor. Her sabah uyandığınızda aynı şehir ve aynı insanlar sizi boğuyorsa, herşeyden biraz uzaklaşmanızı ve dünyayı bir ekrandan izlemenizi sağlayacak. Özgürlüğün tadına varacaksınız. Filmin özellikle başlarında Walter’ın hayallerinde gezerken harika grafikler göreceksiniz. Mükemmel bir kurgu izleyeceksiniz.Dedim ya son yıllarda izlediğim en iyi film bu! ve izlediğim en iyi finalde bu! Ağzınız açık bir şekilde hayretle ekrana yapışıp kalacağınız müthiş bir sonu var. İyi seyirler..Ne İzlesem Derdinize Son Verecen Blog
Halkalı Bir Asteroit Keşfedildi
Çeşitli gezegenlerin çevrelerinde halkalar olmasına alışkınızdır. Ancak astronomlar ilk kez bir asteroidin çevresinde bir çift halka keşfetti.Çeşitli gezegenlerin çevrelerinde halkalar olmasına alışkınızdır. Ancak astronomlar ilk kez bir asteroidin çevresinde bir çift halka keşfetti. 1997 yılında keşfedilen Chariklo isimli asteroit, Satürn ve Uranüs arasındaki bölgede bulunan bir yörüngeye sahip. Asteroidin dıştaki daha ince, içteki ise daha kalın olan halkaları kısmen buz içeriyor. Bu halkaların kaynağı üzerine düşünen astronomlar ortaya muhtemel iki sebep atıyor. Chariklo’nun halkaları, bu asteroide çarpan daha küçük bir cismin enkazının kütleçekimle tutulan parçalarından oluşmuş olabilir. Bunun yanında, Chariklo’ya eşlik eden daha küçük bir asteroit olabilir ve mikro meteroit çarpışmalar sonucu ondan ayrılan parçalar bu halkaları oluşturmuş olabilir.Ozan Karakaş/sol
Reklam