onedio
How I Met Your Mother: Ted'in 30 Kadını
CBS'in 2005'ten beri ekranlara gelen komedisi How I Met Your Mother, bu Pazartesi günü yayınlanacak 'Last Forever' bölümü ile 1 saatlik finalini gerçekleştiriyor! Annenin kim olduğunu geçen sezon nihayet öğrendik, peki Ted'in hayatına şimdiye kadar kimler girmişti? Robin'den Victoria'ya, Zoey'den Karen'a; karşınızda 'Ted'in Kadınları'
Çoraplarla Yeniden Yaratılan 25 Efsane Albüm Kapağı
Londralı fotoğrafçı Thom Moore sıra dışı bir işe imza atıyor. Pink Floyd, The Beatles, Depeche Mode gibi müzik devlerinin albüm kapaklarını, “Çoraplı Albüm Kapakları” çalışması ile yeniden yaratıyor. Hepsinin ortak noktası ise eski çoraplar! Sanatçının “Niçin çorap?” sorusuna cevabı ise şöyle; Düşüncesizce söylenen bir söz inada döndü. Bazen birisine limit koymak, çok yaratıcı fırsatlar yaratılmasına sebep olabiliyor. Ayrıca fazlasıyla çok çorabım var! =)
Fotoğraflarınız İçin Işık Kutusu
Fotoğraflarınızı internette sergilemek istiyorsunuz ve bunun için Jimdo sitenizi açtınız bile. Peki stüdyo kalitesinde fotoğrafları ev ortamında çekmeyi nasıl başaracaksınız? Bu yazıda bir kaç basit adımda kendi ışık kutunuzu nasıl yapabileceğinizi anlatıyoruz. Bu şekilde sanal mağazanızdaki ürünlerinizin ya da kendi sanat eserlerinizin yüksek kaliteli fotoğraflarını çekebilir ve ücretsiz olarak Jimdo sitenizde sunabilirsiniz. Yazının devamına buradan ulaşabilirsiniz.
Reklam
Veba Hakında Yeni Teori
Orrta Çağ’ın en büyük salgını olan ve 14’üncü yüzyıl sonunda 450 milyon olan dünya nüfusunu 350-375 milyona indiren veba hakkında şaşırtıcı bir teori öne sürüldü. Londra’nın doğusundaki bir mezarlıktan çıkarılan 25 iskeleti inceleyen bilim insanları, tarihe Kara Ölüm olarak geçen hastalığın kabul edildiği gibi Yersinia pestis bakterisini taşıyan pirelerle değil ancak havadan bulaşmış olabileceğine dair bulgular elde etti. Bilim insanları demir yolu inşası esnasında geçtiğimiz yıl ortaya çıkarılan mezarlıktan elde edilen Yersinia pestis bakterisine ait DNA’yı, yakın zaman önce Madagaskar’da 60 kişinin ölümüne neden olan aynı bakterinin DNA’sı ile karşılaştırdı. Beklenmedik şekilde, antik ile modern DNA kodları neredeyse mükemmel bir uyum gösterdi. HAVADAN BULAŞTI Porton Down kentindeki Public Health England araştırmacısı Dr. Tim Brooks, “Kara Ölüm’ün farelerde yaşayan pirelerden bulaştığı düşüncesi, hastalığın yayılma hızıyla uyuşmuyor. Salgın esnasında bir evden diğerine geçen hastalığın havadan bulaşmış olma ihtimali daha yüksek” ifadesini kullandı. Kara Ölüm Avrupa’da 17’inci yüzyılda tekrar ortaya çıkmış ve İtalya’da 2 milyon insanın ölümüne neden olmuştu.  evrensel.net
Reklam
Hızlı ve Öfkeli 7′nin Çekimleri Yeniden Başladı
Ülkemizde Hızlı ve Öfkeli 7 adıyla vizyona girecek olan ve 2015 yılına ertelenen Fast & Furious 7′nin çekimlerinin yeniden başladığı, yönetmen James Wan tarafından resmi olarak duyuruldu. Hatırlarsanız yapım geçtiğimiz yıl trajik bir trafik kazası geçirerek hayatını kaybeden Paul Walker yüzünden durdurulmuş ve Paul Walker’ın kalan sahnelerinin nasıl çekileceğine karar verilene kadar uzunca bir zaman kaybedilmişti. Geçtiğimiz hafta Paul Walker’ın sahnelerini nasıl tamamlayacaklarını açıklayan yapımcılar, bugün de Hızlı ve Öfkeli 7′nin çekimlerinin başladığını Instagram hesabı üzerinden duyurdu. Vin Diesel, Dwayne Johnson, Jason Statham, Tyrese Gibson ve Kurt Russell’ın da aralarında bulunduğu geniş oyuncu kadrosuyla çekimler altı hafta daha sürecek. Bu sürenin sekiz haftaya kadar uzayabileceği tahmin edilse de, Hızlı ve Öfkeli 7′nin 10 Nisan 2015 tarihinde tüm dünyada vizyona gireceği kesinleşmiş durumda. superkarga
İyi ki Doğdun Yılmaz Güney!
“Çirkin Kral” lakabıyla da tanınan Türk sinema oyuncusu, yönetmen, senarist ve yazar Yılmaz Güney’in bugün doğum günü. 1937 yılında Adana’da doğan Güney, sevenleri tarafından anılıyor. Güney yaşasaydı 77 yaşında olacaktı. 9 Eylül 1984 yılında hayatını kaybeden Güney, sinemamızda başyapıt kabul edilen birçok filme oyuncu ve yönetmen olarak damgasını vurdu. Güney, 1982′de Cannes Film Festivali’nde yönettiği “Yol” filmiyle Altın Palmiye ödülünü kazanmıştı. Yılmaz Güney, Adana’da bir tartışma esnasında Yumurtalık İlçe savcısını öldürmekten hapse girmiş, yarı açık cezaevinden izinli çıktığı gün firar ederek Fransa’ya yerleşmişti. “Ülkeye dön” çağrılarına uymadığı için de 1983’te vatandaşlıktan çıkarılmıştı. Güney yıllar sonra bu kararnameye eklenen bir madde ile 1993 yılında tekrar vatandaşlığa alınmıştı.Yılmaz Güney 114 filmde oyunculuk, 26 filmde yönetmenlik, 15 filmde yapımcılık, 64 filmde ise senaristlik yapmıştır. Ayrıca bir filmin yazarı 'Düzen (1978)' olup, bir filmin de 'Yol, (1981)' kurgusunu yapmıştır. Son yıllarını Paris'te geçiren Güney, mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984'te yaşamını yitirdi. Paris'te bulunan Père Lachaise Mezarlığı'na gömüldü.Daha fazla bilgi için buraya tıklayınıznediyor.com ve vikipedi
Kenan Işık'ın Durumu Bugün Netlik Kazanacak
Beyindeki ödemin dağılması ve kendi kendini tedavi etmesi için günlerdir uyutulan Kenan Işık’ın durumu bugün yapılacak testlerin ardından netlik kazanacak. Tiyatro sanatçısı ve televizyon sunucusu Kenan Işık’ın durumu bugün yapılacak testlerin ardından netlik kazanacak. Uyutulmaya devam edilip edilmemesine karar verilecek. Mustafa Kaya’nın Sabah’ta yer alan haberine göre, spor salonunda düşerek beyin kanaması geçiren atv’nin “Kim milyoner olmak ister” yarışmasının başarılı sunucusu, ünlü tiyatrocu Kenan Işık’ın sağlık durumunda olumlu seyir devam ediyor. 12 gündür uyutularak tedavi edilen Işık’ın yoğun bakım ünitesinde süren bekleyişi ise bugün yapılacak tomografi sonucunda netlik kazanacak. Kenan Işık’ın sağlık durumunu saniye saniye kontrol altında tutan doktorları, aradan geçen günlerde adım adım gerçekleşen olumlu gelişmenin boyutlarını her an değerlendiriyor. Bugün de ünlü sanatçının tomografisi çekilecek ve bir takım testler yapılacak. Testlerin sonucunda Işık’ın uyutulmaya devam edilip edilmemesine karar verilecek. Sevenleri yalnız bırakamıyor Beyindeki ödemin dağılması ve kendi kendini tedavi etmesi için günlerdir uyutulan Kenan Işık’tan iyi bir haber bekleyen sevenleri ise ünlü sanatçının eşini yalnız bırakmıyor. Sanatçının eşi Beril Işık, hastanede bir yandan müjdeli haberi beklerken, bir yandan da iyi bir haber umuduyla ziyarete gelen sanatçı dostlarını ağırlıyor. Umudunu hiç yitirmediğini belirten Beril Işık, “Kenan Işık’ın geçirdiği kaza sonucu meydana gelen ödemin dağılması için ve beynin kendi kendini tedavi edebilmesi için bu tip vakalarda uzun uyku sürecinin uygulandığını biliyoruz ve kendimizi ona göre hazırladık. Sabahtan akşama kadar hastanede Işık’tan gelecek olumlu bir haberi bekliyoruz” dedi. ‘Gülen yüzünü gösterecek’ Sanatçı dostları, yakınları ve arkadaşlarının kendilerini yalnız bırakmadığını aktaran Işık, eşine uygulanacak tedavinin aşamaları hakkında ise şu bilgileri verdi: “Tüm Türkiye ‘den olduğu gibi sevenlerinin duaları ile Kenan Işık tekrar aramıza dönecek ve gülümseyen yüzünü gösterecek. Bugün yapılacak tespitlerde ne kadar gelişme gösterdiği belirlenip tedavinin süreci ile ilgili yol haritası çizilecek. İyileşeceği yönündeki umudumuzu hiç kaybetmedik.” Devlet Tiyatroları Yönetmeni, İBB Şehir Tiyatroları eski Genel Sanat Yönetmeni Kenan Işık, 21 Mart’ta spor için gittiği salonda fenalaşarak yere düşmüştü. Başını yere çarpan Işık, bilinci kapalı halde Amerikan Hastanesi’ne kaldırılmış, beyin kanaması geçirdiği tespit edilince hemen ameliyata alınmıştı. Ünlü sanatçı o günden bu yana uyutuluyordu.İMC
Reklam
2014 National Geographic Fotoğraf Yarışmasına Katılan 10 Mükemmel Fotoğraf
26. kez düzenlenen National Geographic ''gezgin'' temalı fotoğraf yarışması başladı ve fotoğraf kabul etmeye devam ediyor. 30 Haziran 2014 tarihine kadar fotoğraflar kabul edilmeye devam edecek. Yarışmaya katılmak için http://travel.nationalgeographic.com adresine gidip fotoğrafınızı yüklemeniz yeterli. Yarışmaya katılım ücreti fotoğraf başına 15 dolar.Birinci olan kişi National Geographic ekibi ile Alaska'da 8 günlük bir deneyim yaşama şansı yakalayacak.İkinci olan kişi Santa Fe'deki National Geographic fotoğraf atölyesinde 5 gün geçirecek.Üçüncü olan kişi ise  Maine yelkenlisinde altı günlük bir seyir geçirecek.Şu ana kadar yarışmaya katılan bazı etkileyici fotoğraflar sizlerle...
Frozen Tarihin En Çok Kazanan Animasyon Filmi Oldu
2014 Oscar Ödül Töreni’nde “En İyi Animasyon” dalında ödül alan Frozen, Disney’den gelen açıklamaya göre bugüne kadar en çok kazanan animasyon filmi olmayı başardı.Listenin ilk sırasında daha önce yine bir Disney-Pixar ortak yapımı olan Toy Story 3 yer alıyordu. Frozen, dünya çapında 1 milyar 72 milyon $ gelir elde ederek Toy Story 3′ü geride bırakmayı başardı.Frozen ayrıca bu başarıyla birlikte gelmiş geçmiş en çok kazandıran filmler listesinde de ilk 10 sırada kendine yer bulmuş oldu. Hatırlarsanız yapım 16 hafta boyunca gösterildiği Amerika Birleşik Devletleri’nde, 10 hafta boyunca en çok izlenen film olmayı başarmıştı. Bu da 2002 yılından bu yana kırılamayan bir rekordu.Son olarak Frozen’ın Disney açısından tarihte ilk kez 1 milyar $ barajını aşmayı başaran film olduğunu da hatırlatalım. Frozen’ın DVD ve Blu-ray olarak geçtiğimiz günlerde ABD’de satışa sunulduğunu ve dünya çapında elde ettiği gelire bir de fiziksel medya gelirlerini ekleyeceğinin de altını çizelim.superkarga.com
Zımba Tellerinden İnşa Edilmiş Minyatür Metropoller
Ephemicropolis ve Low-Rise sanatçı Peter Root tarafından zımba tellerinden yapılmış iki metropol. Ephemicropolis için, 600 x 300 cm'lik bir taban alanı üzerinde yaklaşık 100.000 zımba teli kullanmış. Bu çalışma için çok sabırlı ve özverili bir çalışma gerekmiş ve yapımı tam 40 saat sürmüş. Low-Rise'ın yapımı ise 30 saat sürmüş. Aşağıdaki hızlandırılmış videoları izleyerek nasıl yapıldıklarını görebilirsiniz.  İyi eğlenceler...
Reklam
Dünyanın En İlginç 7 Deneyi
Bilim dünyasının geçmişten günümüze gerçekleştirdiği bazı deneyler dudak uçuklatan cinsten. İşte o şaşırtıcı deneyler…
Harry Potter Spin Off'u Geliyor
Warner Bros. bu aralar DC Comics film projeleriyle ve Hobbit serileriyle ilgilenmekten, eski yapımlarını unutmuştu. Gerçi yine de bazı konularda birtakım söylentiler vardı ama bugün her şey açıklığa kavuştu. Warner Bros. CEO’su Kevin Tsujihara, J.K. Rowling’in çok satan kitap serisi Harry Potter’a yeni film çekeceklerini açıkladı.Tsujihara, yeni filmin önceki filmler için bir devam niteliğinde olmayacağını, Hogwarts Dünyası’nın bir uzantısı olacağını söyledi. Ayrıca filmin J.K. Rowling’in “Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?”kitabından uyarlanacağını belirtti.CEO’nun verdiği röportaja göre, Harry Potter spin off’u bir üçleme şeklinde olacak. WB yeni spin off’un Newt Scamander adındaki bir Magizoologist (doğa büyücüsü) hakkında olacağını duyurdu. Üçlemenin ilk filmi, Harry Potter serisinin 7 yıl öncesinde, New York’ta başlayacak.“Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?” kitabı hakkında bilgi verecek olursak, hikaye “Fantastik Canavarlar” ile ilgi kitap yazan Newt Scamander’ın maceralarını konu almakta. Scamander, yazdığı kitaplarla Hogwarts tarafından tanınan biridir.Çünkü yazdığı “Fantastik Canavar” kitabı Hogwarts’ta ders kitabı olarak işlenmektedir. Kitap, birinci sınıf öğrencilerine okutturulur. Bu ders kitabı, Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersiyle de paralellik göstermektedir. Çünkü bu ders kitabı, genç büyücülerin olağanüstü yaratıkları anlaması açısından bir rehberdir. Scamander yalnız bu yaratıklarla ilgili kitap yazmakla kalmaz, onları araştırır, nerede olduklarını öğrenir ve kendini birçok kovalamacanın içinde bulur.Film hakkında verebileceğimiz bilgiler şuanda kısıtlı. Ancak internette Harry Potter spin off’u ile ilgili birçok söylenti dolaşmakta. İşte bu söylentilerden bazıları;*Harry Potter serisinden Hermonie karakterini canlandıran Emma Watson’ı spin off filminde görebiliriz. Verdiği röportajlarda bu konuya sıcak bakmayan Watson, “Noah” filminin tanıtımı için MTV News ile görüştüğü sırada“Filmde kısa olarak yer alabilirim.” açıklamasını yaptı.*Daha oyuncu seçimi yapılmamasına rağmen, bir başka iddiaya göre, “Thor”dan Loki karakteriyle tanıdığımız Tom Hiddleston ana kahraman Newt Scamander olarak filmde karşımıza çıkabilir. Şimdilik Hiddleston’dan bu konuya ilişkin bir cevap yok.Filmin çekileceği kesinleşse de, herhangi bir tarih verilmedi. J.K. Rowling’in yaptığı açıklamaya göre film en erken 2016′da vizyona girebilir.Gelişmeler oldukça aktarmaya devam edeceğiz.superkarga.com
Reklam
Başucumuzdan Kitapları Eksik Etmememizin 21 Nedeni
Hayattan kitabı çıkarın geri neyi kalır ki? Sanırız, Anna Quindlen'in 'Kitaplar uçaktır ve tren ve yol. Onlar gidilecek yerdir ve yolculuk. Kitaplar evdir.'  sözü bizim yapmak istediğimiz şeyi tam olarak özetliyor. Kitaplar her şeydir, siz ne isterseniz o'dur.
Elektron Mikroskobuyla Çekilmiş 14 Harika Fotoğraf
Elektron mikroskobu dünya üzerinde yaşayan bütün organizmaların yaşamlarına ışık tutma konusunda bilim adamlarının en önemli yardımcılarından birisidir. Organizma, elektron mikroskobuyla en küçük ölçü birimi olan nanometre boyutlarında fotoğraflanabiliyor. Bilim dünyasının en büyük yardımcısı olan bu mikroskop tarihe ışık tutan jeolojik araştırmalardan tutunda biyolojinin alanı olan canlı organizmaların incelenmesine kadar birçok alanda kullanılabiliyor. Bu yazımızda gözle ya da basit bir mikroskopla görülmesi imkansız canlılarının birbirinden güzel fotoğraflarını bulacaksınız. Elektron mikroskobu ile çekilmiş fotoğraflar, günlük hayatta göremediğiniz ama iç içe yaşadığınız canlı organizmaların varlığını sizlere gösterecek. İşte Elektron Mikroskobu İle Çekilmiş 14 Harika Fotoğraf;
Küçük İskender: Ahlak İçin Seksten, Bağımsızlık İçin Özgürlükten Vazgeçemezsin
Şair küçük İskender: Birbirlerine ekranda küfreden liderlerin temsil ettikleri partilerin sokaklarda hoşgörülü, neşeli şarkılarda fink atması ayrı bir ironi Şair küçük İskender , 'Ruhu iyileştireyim derken bedeni öldürüp dışlayamazsınız. Tersi de geçerli. Ahlak derken seksten, bağımsızlık derken özgürlükten vazgeçemezsiniz. Hayat böyle bir şeyi' dedi. Twitter yasağına da değinen iskender, 'Twitter, Youtube, Facebook derken toptan çözüme gidip yakında elektriği yasaklayabilirler. TOKİ de konforlu mağaralar yaparsa yerleşir, geçinir gideriz' ifadesini kullandı.Şair küçük İskender, Türkiye'deki şiirden, ahlaktan, özgürlükten, Gezi olaylarıdan ve Twitter yasağına kadar birçok soruya yanıt verdi. Çınar Oskay 'ın sorılarını yanıtlayan İskender'in Hürriyet'te yer alan söyleşisinin ilgili bölümü şöyle: Türkiye’nin bugünleri bir şaire ne hissettirir? Muhafazakâr ya da vurdumduymaz bir şairseniz bir sıkıntı yok elbette. Ama benim gibi hayatın her an ileri ve daha güzele, eşitliğe doğru gitmesinden yana olanlar için kapan. Kapan diyorum çünkü sizi av gibi görüp peşinize düşen avcılar var. Ölümünüzün önlerindeki engelleri kaldıracağını savunan bir zihniyetin gitgide hakim olduğu bir darboğaz da denilebilir. Pencerenizden içeri giren seçim şarkıları, televizyon haberleri sizi nasıl etkiliyor? Birbirlerine ekranda küfreden liderlerin temsil ettikleri partilerin sokaklarda hoşgörülü, neşeli şarkılarda fink atması ayrı bir ironi. Zaten uzun zamandır haberleri sosyal medyadan izlemeye gayret ediyorum sahiciliği açısından. Penceremden içeri sızmaya çalışan şarkıları da kendi müzik arşivimdeki şarkılarla bastırarak akıl sağlığımı korumaya çalışıyorum. “Bu hızla 3-5 yıla kalmaz topluca Ortaçağ’a gireriz” demiştiniz. Girdik mi, daha var mı? Girmez miyiz; hatta o hızla arka kapıdan çıkıp daha da geriye düştük. Twitter, Youtube, Facebook derken toptan çözüme gidip yakında elektriği yasaklayabilirler. TOKİ de konforlu mağaralar yaparsa yerleşir, geçinir gideriz. ‘ Underground Otopark kitabında “Çocukken ülkenin, dünyanın bu hale geleceğini hiç tasavvur ettiniz mi? Aklımın ucundan bile geçmedi” diye yazdınız. Gerçekten o zamanlar daha mı iyiydi dünya? Sanırım ben daha iyiydim, biz daha iyiydik. Yoksa dünyanın anormal yükselişi doğanın çöküşü anlamına geliyor. İnsanın evrimi ne kadar büyük bir tehlikeyse asıl korkuncu da büyümekle yaşlanmayı karıştırıp o telaşla irili ufaklı diktatörlere dönüşmesinde. Küçücük bir çocuktan korkan iktidarlar, sevginin düşmanı şizofren çeteler oluşturduk; teselliyi de çoğunluğun desteği sanıyoruz. Yeniden Dostoyevski okumaya başlamak gerekiyor belki deBugünlerin 80’lerden, 90’lardan, 2000’lerden farkı ne? 80’lere laf yok; acımız kadar neşemiz de büyüktü. 90’larda liberalizmin başımıza bela olacağı endişesine Tarantino güldü geçti yine de. Derken 2000’lerin milenyum sarhoşluğuna kapıldık. Bilmiyorduk ki başkaları içindi milenyum; bizim coğrafyamız ise uranyuma girdi. Yani karanlığa, ölüme, baskıya, sonunda da cinayetlere, katliamlara... Küçük Amerika olmaktan sıkılıp küçük Almanya tadına ulaştık. Ama bildiğin Nazi Almanyası. Başbakan Erdoğan sizi şair olarak bir şekilde etkiliyor mu? Ne bileyim, mesela gün içinde aklınıza geliyor mu? Sesinin inceldiği mitingler filan sizin algı dünyanızda nasıl yer buluyor? İçindeki gerçek sesi bulmuş olabilir belki -ilginç bir ton yakalamış çünkü, tıbbi açıdan bakmalı birileri.- Beni birey olarak değil, yaptıkları açısından ilgilendiriyor kendisi; vefa ve vicdan kavramlarına getirdiği postmodern açılım birçok ailenin çöküşüne sebebiyet verdiyse karakter olarak şüphesiz her sanatçı için bir figürdür. Yeniden Dostoyevski okumaya başlamak gerekiyor belki de. Ya iktidarın yeni dili? Egemen Bağış’ın ‘nekrofiller’ benzetmesi… Başbakan’ın “Bunlar utanmasa uçak için de ‘ekmek almaya gidiyordu’ diyecek” sözleri? Tıp eğitimimi psikiyatri servisindeki hastaların tedavisini aksattığım, bozduğum iftirası yüzünden bırakmıştım biraz da; bana o günleri hatırlatan şeyler yaşıyorum. Yani bir dil, bir akıl ve bir gövdenin sacayağı vazifesi göremediği varoluşlar. Bu tuhaflıklar umarım ilerde ulusal bir ironi performansı yapmamız için yeterli malzeme ve mümkün mertebe direnç sağlar hepimize. “Faşizme karşı tıpkı bir hayvan gibi davranmalıyız” sözleriyle ne demek istediniz? -Hayvan derken saldırgan, vahşi, akılsız anlamında kullanmıyorum; gezegenine uyumlu, dürüst, doğası gereği güzel anlamına getiriyorum lafı. Bazı insanlarla beraber yaşayacağıma, çalışacağıma hayvanlarla işbirliğine gidip öze dönerim gibi fazla naif bir yanım da var hâlâ. Bu dönem fikir-sanat hayatımızı nasıl etkiledi? Çıkan filmleri, şarkıları, kitapları nasıl buluyorsunuz? Bir tiyatrocu dostumuz haklı nedenlerle yurtdışına giderken diğerine yeni olanaklar veriliyorsa olan biteni okuyan yeni bir zihniyet kandırılamaz elbette. İçimdeki his yakında kimi mizah dergilerinin de ağır cezalarla, vergilerle kapatılacağının sinyalini veriyor. Daha da siyahlara bürüneceğiz. Ama gitgide matem artar, karalar bağlayanlar çoğalırsa karanlık ve o karanlıkta saklanan farklı fikirlerin hareket alanı da genişler. Genç sanatçıların iyi işlere yöneleceğini, sertleşeceğini ümit ediyorum. Biraz hayal kuralım... Bir sabah uyandınız. Türkiye, istediğiniz gibi bir ülke olacak. Sokakları, mimarisi, insanları, gündemi... Böyle bir ülkeyi anlatır mısınız bize? Birileri cennet diyor ona, birileri de ütopya. Öyle bir Türkiye’yi hayal edebilecek kadar ne yeteneğim ne de görebilecek kadar ömrüm var. Güzel bir ülkeyi anlatacak kadar güzeldir lisanımız, güzel bir ülkeyi inşa edebilecek kadar güzel insanlarsak tabii. Sıkıntımız orada. “Okumadan sokağa çıkmayın” diyeceğiniz kitaplar, şiirler var mı? Her kitap okunmayı hak eder bence. Elbette seçiciyim ama kimi söylesem diğeri alınır. Şiirsel söylersek “Kimi sevsem öteki küsüyor” gibi bir durum. Edebiyatseverlik böyle bir nazı, kıskançlığı bertaraf etmek işte. Yine de şiirin büyüsü bambaşka. Düzyazının öğüt verdiği yerde şiirin baştan çıkartıcılığı önemli. Edebiyat hayatınızın en zevkli anı hangisiydi? Şair olarak Amsterdam’a davet edilmem ve orada yaklaşık bir ay yaşamam geliyor aklıma. Gerçekten iyi gelmişti. İnsanlar gülümsüyordu. Özgürlük haddini aşmıştı. Bu yaşıma kadar mutluluğu bir kez orada hissetmiş olabilirim. Kediler, akasya ağaçları, vapur, yağmur, Büyükada… Bizim yazarlarımız, şairlerimiz biraz uslu mu? Biz mi öyle sanıyoruz? Siz bu durağan dünyadan kopma isteği duydunuz mu? Asya, Avrupa, Amerika derken Afrika’yı atladığımı fark ettim; belki en azından bir Fas yolculuğu olabilir ilerde. Baharat kokusu mu, sıcak mı, çöl mü çekiyor beni, bilemiyorum. Burroughs etkisi de olabilir. Yahut ‘Afrika Dahil’ diyen bir Cemal Süreya rüzgârı. Belli mi olur bir Rimbaud bulurum kendime oralarda arkadaş, Afrika’nin göbeğine yerleşip bir bakkal açarız. Sence durulmaya niyetli miyim? Yola devam! Hayatınızın romanı hangisi peki? Bizim kuşağı Oğuz Atay’ın ‘Tutunamayanlar’ı vurdu. Ne gariptir ki kızıyla Cerrahpaşa’da beraber okuduk; sanırım o doktor olmuştur, ben buralara geldim. Ardı sıra Latife Tekin romanları. Şimdilerde ise Hakan Günday, Emrah Serbes gibi müthiş kalemlerin ateşi. Âşık olmak zorlaştı mı? Neye âşık olduğunla ilgili bu. Eskiden boş zaman sosyoloji diye bir meseleyle ilgilenmiştim. Aşk oralarda samimi ve elzem. Ya evlilik? O tür zararlı alışkanlıklarım yok. Dostluklar, ilişkiler nasıl evrildi? Tomris- Turgut Uyar’ınki gibi evlilikler, aşklar kaldı mı? En son, Orhan Veli’nin büyük aşkı Nahit Hanım’a yazdığı mektupları okudum. Aşka mı üzüldüm, o dönem mi içimi burktu; ama sersem etti beni. Sahicilikle ilişkili. Özlemle ilgili. Arkadaşlıklar örgütlenmeye benziyor biraz. Zamana karşı koymak, zamanı birlikte şenlendirmek için kurulmuş küçük örgütler işte sorduğun dostluklar, aşklar. Kundaklamayı sevmem “Şiir, küçük mutlulukları, ayrıntıda kalan hüzünleri, bir çiy damlasının falanını-filanını aşalı, buralardan gideli çok zaman geçti” diye yazdınız. Hayat şiire olan duyarlılığı öldürdü mü? O ifade tarzı terk edildi sadece. Dobralık ile teknoloji, hız ile masumiyet birbirine nüfuz etti. Devasa hayat yangınına itfaiye geç geldi; artık ortadaki kül ve enkazı eşeleyerek insanlığımızı bulmaya çalışıyoruz; biraz o yüzden kirliyiz. Siz ender şair gibi şairlerdensiniz galiba. Bohem, dağınık, özgür… Nasıl bir hayat böylesi, öykünelim mi? Emir/komuta zinciriyle aranız yoksa hiç de fena değil; bohem ve özgür kısmı doğru da dağınıklığımın çerçevesi var. Çok zengin nasıl para saçmazsa bu denli imgeyi biriktirenin de bonkör, müsrif ya da tatlı serseri olması imkansız. Sorumluluklarımı, ödevlerimi ihmal etmemeye çalışırım. Baktım ki boğuyorlar, içime çekilirim. Edebiyatla ilgilenmeseydim de böyle bir hayatı isterdim. Her iki anlamıyla da kundaklanmayı sevmem. Türkiye’de eşcinsel olmak nasıl bir durum? Eşcinsel kesimin ‘Yeryüzünde bir azınlık güç olarak iktidar karşısında daima muhalif sosyalist kanatta mücadele verdiğini’ yazdınız. Gezi’deki LGBTİ direnişçileri, sonrasında geniş bir kitlenin katıldığı ‘Gay pride’ bir farkındalık yarattı mı? -LGBTİ, her şeyden önce tüm dünyada heteroseksizmin faşizmiyle mücadele eder; kimseyi dışlamamayı ilke edinmiş, içselleştirmiştir. Arkadaşlarımız Gezi’de ve sonrasında bunun en başarılı örneklerini sergilediler. Direnişi ve ölçülü mizahı yan yana getirdiler. ‘Yasak Ne Ayol’ bugün çoğu insanın dilinde. Onlar sadece benim değil, hepimizin dostu. Bunu fark edenler dünyayı sevmeyi öğreneceklerdir. Türkiye’deki heteroseksist şiddeti kırmak mümkün mü? Dürüst konuşalım; umudum yok. Öncelik de kazandıramıyoruz. Doğruya doğru ülkemizde çözüm bekleyen bir sürü acil meselemiz varken bu sanki biraz ‘fazla’ görünüyor kimilerine. Tabii ki “Her şey düzelsin, size de bir güzellik yaparız” gibi bir kepazeliğe ödün vermek de ağır. Gezi sizde şiir yazma isteği uyandırdı mı? Ölen kişilerin arkasından veya toplumsal çıkışları takiben şiir yazmak tedirgin ediyor beni; yazanlara bir şey diyemem ama ben sanki pastadan pay alıyormuşum gibi hissediyorum. Örneğin Ali için, Berkin için, Ethem için şiir yazarsam biri çıkıp “Onlar ölürken yanında yoktun” diyecek diye ürküyor ve hak veriyorum bu siteme. Bugün Türkiye’de seçim var. Yeni bir dönem... İnsanlara bu pazar günü, bir şiirle veda etmek ister misiniz? Şiirsel bir aforizmamı paylaşayım: “İyi şaire sormuşlar: “Usta, diğerleri çırpınsa da senin gibi yazamıyorlar; nedendir?” İyi şair yanıtlamış: ”Meseleyi et olarak gören göz için kasap ile cerrah arasında fark bulunmadığındandır.“ Bu farklılıkları fark edenlerin kazandığı bir dönem olur umarım.T24
Komik Bir Fotoğraf Serisi: ''Kafamıza Atılan Şeyler''
Edebiyat çevirmeni, editör, ve yüksek lisans öğrencisi olan  Kaija Straumanis kendi Flickr hesabında yayınladığı 'stuff being thrown at my head' ( Kafama atılan şeyler ) isimli fotoğraf serisiyle fotoğrafçılık alanında mizahi bir eser çıkartmış oldu. Çok ince hesaplamalar yapılarak atılan nesnenin kafasına tam da çarptığı anda çekilen fotoğraflar ve ekrana yansıyan aymazlık gülümsemenize sebep olacak. İyi eğlenceler dileriz...
Reklam