onedio
3D Yazıcıdan Çıkan Kafatası Protezi
Hollandalı doktorlar, tıp tarihinde bir ilke imza atarak, tamamı 3D yazıcıda üretilen kafatası protezini bir hastaya başarıyla nakletti. Plastik kafatasının, belli bir süre içinde dokularla kaynaşması bekleniyor. 29 Mar 2014 Güncelleme 20:13 TSİ | Konular Bilim-Teknoloji Hollanda'nın Utrecht kentinde kafatası sürekli büyüyen ve beynine baskı yapan bir kadın, 3D teknolojisiyle sağlığına kavuştu. Medical Center Üniversitesi'nden Dr. Bon Verweij ve ekibinin gerçekleştirdiği ameliyatta, 22 yaşındaki hastanın kafatası tamamen çıkarılarak, plastik protezle değiştirildi. 3D yazıcıdan kafatası Tıpta bir ilk Ameliyat 23 saat sürdü Doktorlar, geçtiğimiz yıl bir hastanın kafatasının yüzde 75'ini protezle değiştirmeyi başarmıştı. Yapılan en son ameliyatta, beynin korunması için polietereterketon (PEEK) materyali kullanıldı. PEEK, sağlamlığı ve ısıya dayanıklılığıyla öne çıkan bir plastik türü olarak biliniyor. Avustralyalı bir firma tarafından hastaya özel olarak üretilen kafatası, şeffaf ve beynin damarları ile kıvrımlarının görülmesini sağlıyor. Bilim insanları, şeffaf kafatasının beyin faaliyetlerinin çok daha iyi takip edilmesini ve görüntülenmesini sağlayacağını belirtti. Adı açıklanmayan hastanın kafatası, rahatsızlığı nedeniyle olması gereken 1.5 santimetre yerine 5 santimetre kalınlığa erişmişti. Doktorlar, iki yarısı titanyum tokalarla tutturulan plastik kafatasını 23 saat süren operasyonda hastaya nakletti. Kafatasının beyni örten koruyucu tabakayla uyum sağlayıp sağlamayacağı zamanla belli olacak. Bilim insanları, plastik kafatasının ileride duymayı yeniden sağlayan protezlerin beyne aktarılması gibi cerrahi işlemlerde yeni kapılar açabileceğini belirtti. Kaynak: Extreme Tech.
Plüton'un Ötesinde Esrarengiz Keşif
Gökbilimciler, Plüton'un arkasında keşfedilen yeni bir cüce gezegen sayesinde hiç beklemedikleri bir keşfe imza attı. Dünya'dan en az 10 kat büyük yeni bir gezegen olabilir. Yüzyıllardır gökbilimcilerin kafasını kurcalayan Planet X'in NASA tarafından var olmadığının açıklanmasından sadece bir hafta sonra, astronomi dünyası yeni ve beklenmedik bir keşfe imza attı. Plüton'un gerisinde 2012 VP113 adlı yeni bir cüce gezegen keşfeden gökbilimciler, gök cisminin yörüngesini incelerken devasa bir gezegenin izine rastlamış olabilir. Washington D.C'deki Carnegide Bilim Enstitüsü'nden Scott Sheppard'ın başını çektiği araştırmada, 2012 VP113'ün yaklaşık 450 km genişliğinde ve Güneş'e en yakın olduğu mesafenin 80 AU (astronomik birim) olduğu açıklandı (1 AU Dünya ile Güneş arasındaki mesafeyi temsil ediyor). 2340 km genişliğindeki Plüton, Güneş'ten 40 AU uzaklıktayken, arkasında kalan 1000 km genişliğindeki cüce gezegen Sedna'nın uzaklığı 76 AU. Sheppard, Güneş Sistemi'nin oluştuğu dönemdeki kalıntıları içeren Kuiper Kuşağı ötesindeki bu bölgenin, antik gök cisimlerinin düzenini anlamak için büyük önem taşıdığını belirtti. Sheppard, Oort Bulutu'na uzanan bölgedeki keşiflerin sürekli arttığına dikkat çekerek, Plüton'un binlerce gök cismiyle aynı yörüngeyi paylaştığını, Sedna ve 2012 VP113'ün buzdağının görünen ucu olduğunu ifade etti. Gökbilimcileri en çok şaşırtan keşif ise 2012 VP113, Sedna ve diğer 10 gök cisminin yörüngeleri incelendiği zaman ortaya çıktı. Güneş Sistemi dev bir gezegen saklıyor olabilir 2012 VP113 ve Sedna'nın da dahil olduğu çok sayıda gök cisminin birbirlerine çok yakın ve aynı hizada hareket etmesinin, 250 AU uzaklıkta yer alan dev bir gezegenden kaynaklandığı öne sürüldü. Sheppard ve ekibi, esrarengiz gök cisminin çok soğuk ve kayalık bir gezegen olduğunu düşünüyor. NASA'nın WISE teleskobu, 2010 ve 2011 yılları arasında yaşanabilir bir süper Dünya olduğuna inanılan Planet X'i aramamış ancak sonuç alamamıştı. Gökbilimci Ned Wright, yeni gezegenin WISE'ın tespit edebilmesi için çok soğuk ve silik kaldığına dikkat çekerek, 'Az bir ısı kaynağı olsa ve güneş ışığı emse bile bu fark edilmesine yeterli olmazdı' ifadesini kullandı. Gaz devlerinin yörüngeleri mor, Plüton'un yer aldığı Kuiper Kuşağı ise noktalı çizgilerle belirtiliyor. Gökbilimciler, 'gezegen avcısı' Kepler Teleskobunun yardımıyla bugüne kadar Güneş Sistemi dışında 1000'den fazla gezegenin varlığını doğrulamayı başardı. San Diego State Üniversitesi'nden Wiliam Welsh ise böyle bir gezegenin Kepler'in tarama yöntemleriyle tespit edilmesinin mümkün olmadığını belirtti. Sedna'yı 2003 yılında keşfeden ekipte yer alan California Teknoloji Enstitüsü'nden (Caltech) Mike Brown, '2012 VP113 ve diğer gök cisimlerini etkileyen dev bir gezegen olabileceğini ancak birçoğu sıradan başka faktörlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini' ifade etti. aljazeera.com.tr
Amy Winehouse ‘Hologram’ Turnesi İçin Hazırlıklar Sürüyor
2011 yılında 27 yaşında hayatını kaybeden Amy Winehouse, hologram olarak dünya turnesi yapacak. Milyarder Alki David’in yapımını üstlendiği hologram için iki sene önce Coachella’da Tupac Shakur’un hologramı için kullanılan teknoloji kullanılacak. The Sun gazetesinde çıkan haberde ”Amy Winehouse, yaşarken yapamadığı dünya turnesini nihayet gerçekleştirecek” cümlesi yer alıyor. Bir orkestra eşliğinde sahnede hit şarkılarını peşi sıra ‘seslendirecek’ olan Amy Winehouse hologramını turne boyunca, Amy’nin babası Mitch Winehouse’un sunumuyla sahnede göreceğiz. Mitch Winehouse’un kızını bu şekilde onurlandırmak fikrinden dolayı çok heyecanlı olduğu açıklandı. Geçtiğimiz günlerde bir röportaj veren Mitch Winehouse, ‘ ‘Amy için hayattaki en önemli şey müzikti, eminim birçok insan Amy’i yeniden şarkı söylerken görmekten mutlu olacaktır” demiş. Geçtiğimiz yaz Led Zeppelin davulcusu John Bonham’in oğlu Jason, babasının hologramı ile birlikte davul solo atmak istediğini açıklamıştı. Biz de bunun üstüne Yakında hologram olması muhtemel 10 müzisyeni sıralamıştık. Amy Winehouse’un 6. sırada yer aldığı listeyi buradan görebilirsiniz.
Çevresine Uyum Sağlamış 15 Çok Yaratıcı Sokak Sanatı Örneği
Fransız sokak sanatçısı OakOak'ın yaptığı bu mükemmel çalışmalar birçok ülkede gazete manşetlerine çıkmıştır. Genelde doğduğu şehir olan St. Etienne'de çalışmalarını sürdüren sanatçı gezmek amacıyla gittiği başka yerlerde de çalışmalar yapmış. Sokak sanatı alanında ünü ülke sınırlarını aşmış bu ismin çalışmaları hem çok yaratıcı hem de oldukça eğlenceli.İşte usta sanatçının eserlerinden bazıları...
Bu Hafta 7 Film Vizyonda
Bu hafta 3'ü yerli 7 film vizyona girdi.  Kızım İçin Yönetmen Hakan Haksun imzası taşıyan 'Kızım İçin', bir baba ile kızının hikayesini beyazperdeye taşıyor. Yetkin Dikinciler, Eda Ece, İnci Türkay, Berke Üzrek, İlayda Çevik, Hakan Altıner, Sefa Zengin, Tayfun Sav ve Yakup Yavru'nun rol aldığı filmin konusu şöyle: 'Tuncer, karısından boşanıp kendi hayatına yönelmiştir. Babasının varlığından habersiz büyüyen Tuba ise 18 yaşını doldurmasına üç hafta kala, bir anda karşısında Tuncer'i bulur. Onunla birlikte bir yolculuğa çıkar. Tuba, yolculukta, babası olduğunu iddia eden Tuncer'i tanırken, sürprizlerle karşılaşacak. Bir yandan hayatında eksikliğini hissettiği sevgilerle diğer yandan aşkla tanışacak.' Peri Masalı Romantik ve hüzünlü bir hikayeyi seyirci ile buluşturacak yönetmen Biray Dalkıran'ın son filmi 'Peri Masalı', seyirciye modern bir 'Selvi Boylum Al Yazmalım' duygusu yaşatacak. Dalkıran'ın, senaryosunu da yazdığı filmde, Burcu Kıratlı, Emre Kızılırmak, Sedef Şahin, Alp Korkmaz, Çetin Altay, Sema Moritz, Selman Okumuş, Esra Açık, Itır Esen, Orhan Aydın rol aldı. Film, Mert'in evlenmek istediği Peri'nin isteğini yerine getirme çabasını anlatıyor. Meddah Yapımcılığını İklim filmin üstlendiği, yönetmenliğini Batur Emin Akyel'in yaptığı 'Meddah', Bangkok'ta World Film Festivali'nde, Hindistan'ın Kerela eyaletinin başkenti Trivandrum'da düzenlenen 18.Uluslararası Kerela Film Festivali'nde gösterildi. Filmde, meşhur bir tiyatro oyuncusuyken otel odalarında dostlarının yardımlarıyla yaşamaya çalışan Aziz'in hikayesi anlatılıyor. Adalet İçin Yönetmen Arnaud des Pallieres imzalı 'Adalet İçin/Michael Kohlhaas' filminin senaryosunu Christelle Berthevas ve Arnaud des Pallieres yazdı. Fransa ve Almanya ortak yapımı filmin başrollerinde Mads Mikkelsen, David Kross, Denis Lavant, Bruno Ganz rol aldı. 2013 Cannes Film Festivali'nde 'Altın Palmiye' için yarışan film, Kafka'nın 'Ne zaman aklımdan geçse gözyaşlarına boğulurum' dediği, Heinrich von Kleist'in 'Michael Kohlhaas' isimli unutulmaz edebiyat klasiğinden uyarlandı. Filmin konusu şöyle: '16. yüzyılda geçen hikayede Michael Kohlhaas, ailesine bağlı, varlıklı, onuruyla yaşayan bir at taciridir. Bir gün yoluna çıkan bir baron adaletsiz bir şekilde atlarına el koyar. Kohlhaas, kendisine tazminat ödenmesi için yaptığı başvuru sonuçsuz kalınca, açıktan açığa meydan okumaya başlar. Yönetime isyan eden halkın da katılımıyla bir ordu kurar ve tüm ülkeyi ateşe atmak uğruna hakkını arama mücadelesine girişir. Adaleti yalnızca kendi için değil, ülke için de sağlaması gerektiğini anlayınca ailesini de büyük bir tehlikeye atmış olacaktır.' Binlerce Kez İyi Geceler 'Binlerce Kez İyi Geceler/A Thousand Times Good Night', Norveçli yönetmen Erik Poppe imzası taşıyor. Dünyanın sayılı savaş fotoğrafçılarından Rebecca'nın hikayesini anlatan filmin başrolündeki ünlü aktris Juliette Binoche'a, Nikolaj Coster-Waldau ve Maria Doyle Kennedy eşlik etti. Filmde, Lauryn Canny, Adrianna Cramer Curtis, Larry Mullen Jr., Mads Ousdal, Chloe Annett de rol aldı. Senaryosunu yönetmen Erik Poppe'un Harald Rosenlow-Eeg ile birlikte kaleme aldığı filmin müziklerini Armand Amar yaptı. Yves Saint Laurent Fransız moda tasarımcısı ve moda tarihinin önemli isimlerinden Yves Saint Laurent'in ilham veren başarı öyküsünü beyazperdeye taşıyan 'Yves Saint Laurent'i, Fransız yönetmen Jalil Lespert yönetti. Pierre Niney, Guillaume Gallienne, Charlotte Le Bon ile Laura Smet'in oynadığı filmin konusu özetle şöyle: 'Paris 1957. Yves Saint Laurent henüz 21 yaşındadır ve vefat eden Christian Dior'un kurduğu ünlü moda evinin başına getirilir. Dior adına sergilediği ilk defilesinde bütün gözler bu çok genç asistana çevrilmiştir. Son derece başarılı ve çığır aşan bu defile sırasında ileride hayatının ömür boyu iş ortağı olacak Pierre Berge ile tanışır. 3 yıl sonra en ünlü moda markası olacak Yves Saint Laurent şirketini birlikte kurarak, moda dünyasını altüst etmeyi başarırlar.' Güzel ve Çirkin Klasik 'Güzel ve Çirkin' hikayesi, bu sefer bir Fransız uyarlaması olarak sinemaseverlerle buluşacak. Filmin yönetmenliğini vizyona girdiğinde büyük bir başarı yakalayan 'Kurtların Kardeşliği'ni de çeken Christophe Gans yaptı. Yapımcılığını Richard Grandpierre'nin üstlendiği filmin müziklerini, besteci Pierre Adenot imzası taşıyor. Vincent Cassel, Lea Seydoux, Andre Dussollier, Eduardo Noriega ve Audrey Lamy'nin rol aldığı film, Türkçe dublaj ve alt yazı seçenekleriyle sinemaseverlerle buluşacak. Star
Reklam
Gökyüzünde Meydana Gelen Işık Parlaması Depremin Habercisi!
Amerikalı uzmanlar deprem öncesi gökyüzünde görünen şimşek benzeri ışıkların yer kabuğundaki hareketlerden kaynaklanıyor olabileceğini söylüyorlar. Yakın tarihte Japonya ve İtalya'da yaşanan depremler öncesinde gökyüzünde sebebi anlaşılamayan ışıklar tespit edilmişti. Uzmanlar buna yer hareketlerinin ortaya çıkardığı büyük elektrik yükünün yol açıyor olabileceğini düşünüyor. Bir kap dolusu un ile yaptıkları deneyde uzmanlar tamamen yeni bir fiziksel olguyu keşfettiler ve bulgularını Denver'deki American Fizik Birliği konferansına sundular. New Jersey Rutgers Üniversitesi'nden Profesör Troy Shinbrot, 'Önce burda bir yanlışlık var, çok aptalca bir hata yapıyoruz diye düşündük' diyor.'Un doldurulmuş bir tası aldık, içinde kırıklar oluşacak şekilde ileri geri salladık. Bu hareket 200 voltluk bir elektrik yükü yarattı. Niye böyle olduğunu açıklayabilecek bir fizik kanunu bilmiyorum. Bu yeni bir şey' diye açıklıyor. Bu deney daha sonra un yerine başka toz ya da granül maddelerle de tekrarlandı, sonuçta hep ortaya bir elektrik enerjisi çıktı. Eğer jeolojik fay hatlarında da aynı şey oluyorsa, toprakta meydana gelen kayma ve çatlamaların ortaya milyonlarca voltluk statik elektrik yükü çıkarması lazım. Bu da depremlerden önce gökyüzünde saptanan ışığın açıklaması olabilir. Buna yaklaşan depremi haber veren bir tür doğal erken uyarı sistemi de diyebiliriz.Deprem ışıklarına dair tanıklıklar aslında 300 yıldır kayıtlara geçiyor, fakat uzmanlar bunları yakın zamana kadar bilimsel bir gözlem olarak ciddiye almıyordu. Fakat doğa olaylarının artık çok yaygın olarak görüntülenebilmesi, bu görüntülerin internet ortamlarına konulabilmesi ile durum değişti. Kayda alınan, açık gökyüzündeki bu şimşek benzeri ışık çakmaları uzmanlar tarafından da incelendi ve bir olgu olarak kabul edildi. Fukuşima ve L'Aqila depremleri sırasında tespit edilen ışıklar internette yaygın olarak paylaşıldı. Ama her deprem öncesinde bu ışıklar görünmüyor ya da açık gökyüzünde her ışık göründüğünde bunu bir deprem izlemiyor. Profesör Shinbrot, 'Şimdi bu ışıkların neden bazen görünüp, bazı diğer deprem durumlarında görünmediğini anlamaya çalışıyoruz' diyor.teknolojioku.com
Seçimler Üzerine Mutlaka İzlenmesi Gereken Filmler
Yarın gerçekleşecek Yerel Seçimler öncesi öyle ya da böyle bir şekilde seçimleri konu alan filmleri hatırlayalım dedik. Seçim süreci, kampanyalar ve siyasi oyunlar üzerine mutlaka izlenmesi gereken filmler. Gece gündüz zihnimizi işgal eden siyasal iklimin nefes alacak bir boşluk bırakmadığı günler geçiriyoruz. Hukukun askıya alındığı akıl almaz uygulamalar, kutuplaştırıcı retorikler bir girdap gibi çekiyor insanı seçim gerginliğine. Sinema üzerine bir kelam edecekken bile seçim ele geçiriyor düşünceleri. Seçimle yatıp seçimle kalkıyoruz. Dünyanın dört bir yanında, pek çok kez beyazperdedeki hikayeleri de işgal ediyor seçimler. Hal böyle olunca biz de bu gerçekten kaçmayalım dedik ve yarın gerçekleşecek Yerel Seçimler öncesi öyle ya da böyle bir şekilde seçimleri konu alan filmleri hatırlayalım dedik. Seçim süreci, kampanyalar ve siyasi oyunlar üzerine mutlaka izlenmesi gereken filmler. The Candidate (1972)Michael Ritchie'nin yönettiği ve senaryosuyla Oscar ödülü kazanan film, türün hakiki klasiklerinden bir tanesi. Filmde Robert Redford kazanma ihtimali olmadığı için düşündüğü her şeyi dürüstçe söyleyen genç aday Bill McKay'i canlandırıyor. Ancak anketlerde McKay'in kazanma ihtimali belirmeye başlayınca işler değişiyor. Dönemindeki bir stüdyo filmine göre oldukça gerçekçi bir film. The War Room (1993)Chris Hegedus ve D.A. Pennebaker'ın yönettiği bu Oscar adayı belgesel, seçim deyince mutlaka izlenilmesi gereken filmlerin başını çekiyor. 1992 seçimlerinde Bill Clinton'ın kampanyalarını ve bunları yaratan ekibi anlatan film, seçim kampanyalarının perde arkasını anlamak için anahtar niteliğinde. Primary Colors / Kirli Yarış (1998)Mike Nichols'un yönettiği, John Travolta ve Emma Thompson'ın başrollerde olduğu yapım Bill Clinton'ın hikayesinden ilham alarak bir valinin Başkanlık yarışındaki yükselişini anlatıyor. Yarışın tüm kirli oyunlarına yer veren film hikayesinin merkezine idealist bir danışmanı yerleştiriyor. Street Fight (2005)Bir adayın seçim ilanlarının kamu görevlileri tarafından indirilmesi mi dediniz? Bu tüyler ürpertici ve cesur belgesel bir seçim yarışının ne kadar çirkinleşebileceğini tüm yönleriyle gözler önüne seriyor. Genç ve aktivist bir avukatın uzun süredir görevde olan güçlü bir valiye seçimde rakip oluşunun ardından başına gelenleri anlatan belgesel yönetmenine haklı bir Oscar adaylığı getirmişti. No (2012)Özgün yönetmenliğiyle dikkat çeken film, Pinochet'nin kaybetmesiyle sonuçlanan Şili tarihinin en önemli referandumunu anlatıyor. Gael García Bernal muhalefetin sıra dışı kampanyalarını yaratan ve imkansız gibi gözüken bir başarının kapısını aralayan Rene Saavedra rolünde. The Best Man (1964)Başrollerinde Henry Fonda ve Cliff Robertson'ın yer aldığı film başkanlık için yarışan iki adayın dönen dolaplarla, kirli bir siyasetle dolu rekabetini anlatıyor. Gore Vidal'in kendi Broadway oyunundan uyarladığı filmde Haskell Wexler'in görüntü yönetmenliği usta işi. Recount (2008)HBO'nun bir sinema filminden hiç aşağı kalır yanı olmayan bu Altın Küre adayı TV filmi Kevin Spacey, Tom Wilkinson, Laura Dern, John Hurt gibi güçlü bir kadroyu bir araya getiriyor. 2000'de Bush'un Al Gore'u Florida oylarının tekrar sayımıyla nasıl az farkla geçtiğini anlatan film tıkır tıkır işleyen gerilimli temposuyla oldukça ilgiye değer. Wag the Dog / Başkan'ın Adamları (1997)Seçim öncesi başkanla ilgili ortaya çıkan bir seks skandalını unutturmak için Arnavutluk'ta sahte bir savaş ve bir kahramanlık hikayesi yaratılmasını konu alan film defalarca izlenmeyi hak eden bir klasik. Başrollerde Dustin Hoffman ve Robert De Niro'nun yer aldığı Barry Levinson imzalı film, olağanüstü senaryosuyla siyasal kültür ve medya üzerine son derece zeki bir taşlama. Election Day (2007)Siyasi oyunları bir kenara bırakıp seçim gününe dair bir film arıyorsanız işte o film 'Election Day'. Seçim tahminlerini, seçim anketlerini, siyasi rekabeti unutun; bu belgesel sizi doğrudan oy verme sürecinin içine bırakıyor. ABD'de 2004 seçimlerinde oy verme gününde çekilen belgesel oy vermeye çalışan vatandaşlardan sandık görevlilerine kadar uzanan 11 hikaye anlatıyor. Le mani sulla città / Kentin Üzerindeki Eller (1963)Francesco Rosi'nin Altın Aslan ödüllü filmi seçim kampanyalarıyla olmasa da seçim öncesi yolsuzluklarla ilgilenen bir film. Napoli'deki yerel seçimler öncesinde geçen hikayede belediye meclisi üyeleriyle iş adamlarının imara açılan arsalar üzerinde yaptığı yolsuzluklar anlatılıyor. Milk (2008)Bir biyografi filmi olsa da seçimlere ve Harvey Milk'in seçim kampanyalarına önemli bir yer ayırıyor. Sean Penn'e Oscar kazandıran filmin yönetmenlik koltuğunda ise Gus Van Sant bulunuyor. The Manchurian Candidate / Mançuryalı Aday (1962)Tipik bir seçim filmi değil ama bir başkan yaratma filmi. Siyasi çıkar gruplarının görünmeyen elleri üzerine bir kabus niteliğindeki film, soğuk savaş döneminin paranoya dolu politik gerilimlerinin en iyilerinden biri. The Ides of March / Zirveye Giden Yol (2011)Bir başkan adayının kazanma şansını yok edecek bir skandalla burun buruna gelen bir basın sözcüsünün hikayesini anlatan film, seçim yarışının arkasındaki mekanizmaları ve kirli siyasi oyunları ortaya döküyor. birgun.net/Alkan Avcıoğlu
Reklam
Sanat Ne Anlatır? 6 Gizemli Yapıt ve Öyküleri  - 2
Bilindiği üzere bir zamanların meşhur korku filmi Çığlık filmindeki o meşhur maske, Edward Munch'un bu aynı adı taşıyan çalışmasından esinlenilerek yapılmıştır. Peki bu resim bize ne anlatır ? Neden itici gelmesine karşın, ilginç bir şekilde izlemekten haz duyarız. Sanat mutluluğu estetiği, göze hoş gelen şeyleri, bize sunmak için ortaya çıkmış bir şey değil midir ?! Ancak Much'un eserleri eti ile kemiği ile bağırmakta, rahatsız etmekte ve orada durarak canımızı sıkmaktadır. Çünkü sanat böyle bir şeydir. Rahatsız etmeli korkumuz olmalı ve nihayetinde insanlarına derdini anlatabilmelidir. Munch Dışavurumcu bir ressam olarak böyle düşünüyordu. Çünkü o doğanın yansımasını değil, içimizde ne yansıttığına bakıyordu. Duyguların düşüncelerin ve ne hissettirdiğinin 2 boyutlu aktarılmasıdır Çığlık tablosu. Munch bir akşam üzeri, Ekeberg tepesinde yürüyüşe çıkmıştı. Birden gözü gökyüzüne kaydı, Oslofjord'un gökyüzü kıp kızıldı. Much bu doğanın çığlığı olmalı dedi. Ve gördüğü şeyi eksiği fazlası olmadan tuvaline aktarıp, sonraki nesle oldukça farklı bir bakış açısı getirdi. Bu resme dikkatli bakmalısınız, bu aslında biziz, yada her gün altından geçtiğimiz gökyüzünün kendisi...
George R. R. Martin'den Müjde!
Son yılların tüm dünyada en çok izlenen dizilerinden 'Game of Thrones’un yazarı George R. R. Martin, ‘Buz ve Ateşin Şarkısı’ serisinin altıncı kitabı ‘The Winds of Winter’dan yeni bir bölüm yayımladı. Yazarın kişisel web sitesinde yayımladığı bölüm ‘Mercy’ ismini taşıyor ve serinin 2011’de çıkan beşinci kitabı ‘Ejderhaların Dansı’ndan bu yana yayımlanan ilk bölüm olma özelliğini taşıyor. ‘The Winds of Winter’ın ne zaman tamamlanıp raflardaki yerini alacağı ise hala bilinmiyor.Milliyet Sanat
Reklam
İlber Ortaylı'dan Kenan Işık'ın Son Durumu Hakkında Açıklama
Geçtiğimiz hafta beyin kanaması geçiren ünlü tiyatrocu ve sunucu Kenan Işık'ın tedavisi sürüyor. Hastaneye gelen İstanbul Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak ve tarihçi İlber Ortaylı, ünlü sunucunun durumu hakkında bildi aldı.  Spor salonunda çıktığında geçirdiği rahatsızlık sonucu yere düşüp başını betone çarparak beyin kanaması geçiren ünlü tiyatrocu ve TV sunucusu Kenan Işık'ın tedavisine yoğun bakımda devam ediliyor. Yaklaşık 1 haftadır uyutulan ünlü sucunun durumunun iyiye gittiği öğrenildi. Ünlü sunucuyu dostları da bir an olsun yalnız bırakmıyor. Sabah ve öğlen saatlerinde ünlü yönetmen Mehmet Aslantuğ, İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, ünlü tarihçi İlber Ortaylı ve Mazhar Alanson'un eşi Biricik Suden hastaneye gelerek Işık'ın durumu hakkında bilgi aldı. Işık'ın durumu hakkında kısa bir açıklama yapan İlber Ortaylı, 'Beril ile görüştüm. Durumu iyiye gidiyor. Tedavisine yoğun bakımda devam ediliyor' dedi. Günlerdir eşinden gelecek iyi bir haberi bekleyen Beril Işık ise gazetecilere verdiği bilgide, büyük kafa travmalarında, sonraki tedavinin uzun sürdüğünü ve beynin iyileşmesi için zaman tanındığını, en önemli durumun ise zaman ve sabır olduğunu söyledi. Sabah
50 Madde ile Edebiyat Dünyasından Magazin
Klasikleri okudunuz, çok satanlar listelerini incelediniz, yazarların hayat hikayelerine gözattınız. Ama tüm bunları yapmanız, edebiyat dünyasının magazin haberlerine aşina olduğunuzu göstermez. 1- Vladimir Nabokov, Lolita ’yı Amerika’da kelebek toplamak üzere seyahat ederken kartların üzerine not alarak yazmıştı. 2- Karısı Vera Nabokov, yazarı Lolita ’nın tamamlanmamış taslaklarını yakmaktan vazgeçirmişti. 3- Gri’nin Elli Tonu , İngiltere’de tüm zamanların en çok satan kitabı. 4- Üstsüz bir kadın illüstrasyonuna yer verdiği için Waldo Nerede bir dönem ABD’de yasaklıydı. 5- Dan Brown, Da Vinci’nin Şifresi ’ni yazmadan önce pop şarkıcılığı ve söz yazarlığı yapıyordu. 6- Margaret ve H.A. Rey, topladıkları yedek parçalarla bir bisiklet yapıp, Nazi işgali altındaki Paris’ten kaçarken yanlarında Meraklı Maymun (Curious George) ’un taslağını da götürmüşlerdi. 7- Herman Melville’in Moby Dick ’in ilk baskısı matbaa hatası yüzünden sonsözü olmadan yayımlandı. 8- Fareler ve İnsanlar ’a verilen ilk isim Something that Happened idi. 9- Ayrıca Steinbeck’in köpeği eserin orijinal taslağını yemişti. 10- Alexandre Dumas, Üç Silahşörler ’i yazarken yardımcı olması için kendisine gölge bir yazar tutmuştu. 11- Franz Kafka bir arkadaşından bütün eserlerini yakmasını istemişti. Dava , Şato ve Amerika yazarın vasiyeti çiğnenerek yayınlandı. 12- İddiaya göre, Peter Pan, büyüdüklerinde Kayıp Çocuklar’ı öldürdü. 13- Adolf Hitler’in Kavgam eserinin telif ücretleri Bavyera Hükümeti’ne gidiyor. 14- Harry Potter kitapları ABD’de en çok yasaklanan seri. 15- Alice Harikalar Diyarında , eserdeki konuşan hayvanlar nedeniyle Çin’de yasaklanmıştı. 16- Binbir Gece Masalları ’ndaki Alaaddin aslında Çinli. 17- Zil Çalınca dizisindeki Lisa karakteri (Lark Voorhies) gramer hatalarıyla dolu bir roman yazmıştı. 18- Teeny Ted from Turnip Town dünyanın en küçük kitabı. 19- Noah Webster, ilk sözlüğünü 25 yılda yazdı. 20- Joseph Heller’ın Madde 22 kitabının ilk ismi Madde 18’di. 21- Muhteşem Gatsby ’nin ismi Altın Şapkalı Gatsby ile Kırmızı, Beyaz ve Mavinin Altında olarak düşünülmüştü. 22- 80 Günde Devri Alem , George Francis Train’den esinlenilmişti fakat adı hiçbir zaman anılmadı. 23- Sherlock Holmes bütün edebi karakterler arasında filmlerde ve dizilerde en çok yer alan isim oldu. 24- Tom Sawyer , daktiloda yazılan ilk kitap. 25- Wicked, cool, daiquiri ve T-shirt kelimeleri ilk kez Cennetin Bu Yanı’ nda kullanılmıştır. 26- Mars uydularının büyüklüğü ve dönüş hızları gökbilimcilerden yüz yıl önce Gulliver’in Gezileri ’nde tasvir edilmişti. 27- J.R.R. Toliken, Yüzüklerin Efendisi üçlemesini iki parmağıyla yazdı. 28- Harvard Üniversitesi Kütüphanesi’nde insan derisine yazılmış dört hukuk kitabı bulunuyor. 29- Charlotte’un Sevgi Ağı ilk çıktığında Kansas’ta yasaklandı. 30- Ayrıca Winnie-the-Pooh da Birleşik Devletler, Türkiye ve Birleşik Krallık’ta bir dönem yasaklıydı. 31- The Bay Psalm Book , Amerika’da yazılan ilk eser ve dünyanın en pahalı kitabı. 32- Annie Allen , yazarı Afro Amerikan olan ve Pulitzer kazanan ilk kitap. 33- Dorothy Straight, How the World Began ’ı yazdığında dört yaşındaydı ve dünyanın en geç yazarı olarak anılıyordu. 34- Charles Dickens, Bir Noel Şarkısı ’nı altı haftada yazdı. 35- Aşk ve Gurur’ un ilk adı İlk İzlenimler’di. 36- Robinson Crusoe , İngilizce yazılan ilk roman olarak kabul edilir. 37- This The Prophet Mohamed dünyanın en büyük kitabı. 38- Snooki, New York Times’ın en çok satan yazarları arasında yer alıyor. 39- Ayrıca Jessica Alba da bu listede. 40- Rapçi Common da. 41- Justin Bieber da çok satanlar listelerinde yer alıyor. 42- Nathanael West’in 1939 tarihli romanı The Day of the Locust ’ta Homer Simpson isimli bir karakter vardı. 43- Süpermen aslında kel ve megaloman. 44- Amazement, bedroom, advertising, blanket, bump, gloomy, puking, drugged, champion, accused ve addiction kelimelerini ilk kez William Shakespeare kullandı. 45- Joker karakteri aslında Batman ’in ilk sayısında öldürüldü. 46- Venom ilk olarak kadın bir karakter gibi tasarlandı. 47- Barbara Cartland, iki haftada bir roman bitirirdi. 48- Genji’nin Hikayesi yazılan ilk romandır ve tahminen 1007 yılında yazılmıştır. 49- Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık ’ın filme çekilmesine izin vermedi. 50- Elle yazılmış ilk İncil 8 milyon dolar değerinde ve tamamlanması 12 yıl sürmüştü. Sabitfikir | Çeviri Sevgi Demir Kaynak BuzzFeed
2013'ün Telif Şampiyonu Sezen Aksu
MSG'nin ( Musiki Eserleri Sahipleri Grubu Meslek Birliği) WSJ Türkiye ile paylaştığı verilere göre sanatçıların 2011 yılında 16 milyon TL olan telif gelirleri 2013 yılında 24 milyon 175 bin TL'ye yükseldi. 2012 yılının telif şampiyonu Soner Sarıkabadayı olurken, 2013'ün şampiyonluğunu Sezen Aksu aldı. Tarkan listede ikinciliği alırken Soner Sarıkabadayı üçüncü oldu. Bu yıl MSG üyelerinin telif kazancının artış hazı da yükseliyor. 2012 yılında telifteki artış bir önceki yıla göre %11 olurken 2013 yılı teliflerinin toplamı 2012'nin %35 üzerine çıkmış görünüyor. 2 yıllık artış oranı ise yüzde 50'yi aşıyor. MSG bu yıl da yüksek oranda gelir artışı hedefliyor. Ancak, Youtube'un kapatılması bu gelir beklentisini olumsuz etkileyecek gibi görünüyor. Youtube ile yaptığı anlaşmayla 1 yıl için beklediği gelirin 3 milyon TL olmasını hedefleyen MSG'nin Genel Sekreteri Avukat Dr. Barış Şensoy 'Youtube'un Türkiye'de yasaklanması ile gelirlerimiz düşer. Çünkü anlaşmamız müzik videoları önüne konulan reklam gelirleri üzerindendi. Bunlar kapatılırsa o yüzde de alınamayacak' dedi. 1 Şubat'ta devreye giren anlaşma kapsamında şimdiden gelir elde etmeye bşladıklarını dile getiren Şensoy: 'Belli bir ön ödeme de aldık Youtube'da. Reklam gelirleri onun üzerine çıkarsa yıl sonunda hesaplaşacaktık. Uluslararası diğer meslek birliklerinin anlaşma örneklerinden de yüksek bir komisyonla anlaşmıştık. Youtube'un açılmasını bekliyoruz' diye konuştu. MAFYAN: DİJİTAL PLATFORMLARLA ANLAŞTIK MSG Başkanı Garo Mafyan son yıllarda ki müzik teliflerinin artırılabilmesi için, gelişen pazara hızlı adapte olduklarına dikkat çekerek '. Dünya müzik sektöründe gelişen ve değişen müzik satış kanallarını Türkiye'de uyguladık. Türkiye'ye gelen I-Tunes, Spotify, Deezer gibi Uluslararsı dijital müzik platformlarıyla anlaşmalar yaptık. Son yıllarda artan müzik telifi gelirlerimizde bunun bir göstergesi. 2013 yılı gelirimizi iki yılda %50 artırdık. 2014 yılında yaptığımız yeni anlaşma ve çalışmalar sonucunda da bu oranın artmasını bekliyoruz' dedi. Besteci ve sözyazarlarının üye olduğu MSG'nin verilerine göre 2012 ve 2013 yıllarının telif sıralamasında ilk 15'e bakıldığında listede sıralamadan çıkan 4 isim var. 2013'te Muharrem Ömer Özgün, Nazan Öncel, Gökhan Kırdar ve Ersay Üner listeden çıkmış, yerlerine Sıla, Fetah Can, Febyo Taşel ve Ozan Doğulu girmiş görünüyor. AYŞEGÜL AKYARLI GÜVEN  | WSJ Türkiye
Reklam
CHP Yüzde 32 İle Gençler Arasında Birinci Parti
Umut Oran: Türkiye’nin umudu gençler, gençlerin umudu CHP CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, 30 büyükşehirde 18-25 yaş arasındaki 5600 gençle yaptırılan bir araştırma sonucunda CHP'nin yüzde 32 ile birinci parti olduğunu AKP'nin ise yüzde 22,7'de, MHP'nin de yüzde 16,9'da kaldığını bildirdi. Gençlerin yüzde 55’inin yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının AKP tarafından engellendiğini düşündüğünü, AKP’li gençlerde dahi bu oranın yüzde 26,4 olduğunu vurgulayan Umut Oran, 'Türkiye'nin umudu gençlerimiz, gençlerin umudu ise CHP'dir. İnanıyoruz ki 7 milyon dolayındaki gencimiz bu seçimlerde kendilerinin ve ülkelerinin geleceğine sahip çıkacak' dedi. CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklama şöyle: Türkiye çapında 30 büyükşehirde 18-25 yaş arası 5 bin 600 gencimizle yaptığımız geniş katılımla araştırmadaCHP yüzde 32 ile birinci parti çıktı. Gençlerin yüzde 22,7’si AKP’ye, yüzde 16,9’u MHP’ye oy vereceğini söylüyor. Bu Pazar bir milletvekili seçimi olsa gençlerin yüzde 32,8’i CHP’ye, yüzde 23,4’ü AKP’ye, yüzde 18,6’sı MHP’ye oy verecek. Gençler ülkesine duyarlı ve yüzde 56’sı Türkiye’nin kötüye gittiğini görüyor, “iyiye gidiyor” diyenlerin oranı sadece yüzde 22… Gençlerin yüzde 55’i yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının AKP tarafından engellendiğini düşünüyor; AKP’li gençlerin bile yüzde 26,4’ü de bu görüşte... Gençlerimiz yerel yönetimlerden gençlere, kadınlara yönelik projeler bekliyor; çevreye duyarlı yönetim istiyor, gençler internet sansürüne tepkili... Gençler çağı kavrıyor, dünyayı tanıyor, olup biteni görüyor,  ülkesine sahip çıkıyor. Yarınlarımız olan gençler ülkemizin umudu; gençlerin umudu ise CHP... Gençlerimizin duyarlılığını, taleplerini paylaşıyoruz. Gençler bize ışık tutuyor. Bu baskıcı iktidarı alaşağı etmek, yolsuzluklara son vermek için hafta sonu yapılacak yerel seçimler tarihi bir fırsattır… İnanıyoruz ki 7 milyon dolayındaki gencimiz bu seçimlerde kendilerinin ve ülkelerinin geleceğine sahip çıkacak.  Demokratik, ileri, çağdaş, güçlü ve özgürlükçü yeni Türkiye’yi gençlerimizle birlikte gerçekleştireceğiz. Tüm gençlerimizi hafta sonu sandığa gitmeye ve ülkenin geleceği için son derece önemli olan oylarını hiçbir etki altında kalmadan özgürce kullanmaya çağırıyoruz. On bir yılı aşkın süredir Türkiye’nin üzerine kâbus gibi çöken AKP iktidarının zulmünden en fazla nasibini alan kesimlerin başında gençlik geliyor. İktidar imkânlarını kullanarak kendi kişisel servetini büyüten Tayyip Erdoğan, bir yandan da 80 yıllık hukuk devleti ve demokrasi sürecini altüst etti. Tüm toplum kesimlerine eşi görülmemiş baskı, sansür, zulüm ve devlet şiddeti uygulandı. Bu kesimlerin de başında gençler geldi. AKP iktidarı, gençlerin eğitim ve istihdam başta olmak üzere birçok alandaki sorunlarını büyütürken,  düşünen, sorgulayan, eleştiren, talep eden ve iktidarın yanlış politikalarını protesto eden gençlere yönelik baskı ve sindirmenin dozunu her geçen gün artırdı. Başbakan gençleri “Ya dindar olacaksınız ya da tinerci” diye kutuplara ayırdı. Tüm dünyada siyasal ve sosyal ilerlemenin lokomotifi olan gençlikten korkan AKP,  yarattığı düzene ses çıkarmayacak, sorgulamayacak, sadece kendisinin istediği web sitelerine girecek tepkisiz, konuşmaz, düşünmez bir gençlik yaratmaya çalıştı. İktidarın dayatma ve baskılarına karşın gençlerimiz çağı kavrıyor, dünyayı tanıyor, ülkede olup biteni iyi analiz ediyor, sağlıklı çözümler üretiyor, ülkesine sahip çıkıyor. Gençler, siyasetten, yerel yönetimlerden ve merkezi yönetimden beklentileri, ülke meselelerine yönelik duyarlılığı ve bilinçli yaklaşımı ile ülkemizin kurtuluşu ve geleceği için umut veriyor, bize ışık tutuyor. ÜLKENİN UMUDU GENÇLER, GENÇLERİN UMUDU CHP… AKP iktidarında elinden ekmeği, geleceğinden aydınlığı çalınan gençlerimiz, umudu ve çıkışı ise CHP’de görüyor. 30 büyük şehirde 18-25 yaş arasındaki 5.600 gencimizle yaptırdığımız bir araştırmada CHP yüzde 32 oranı ile birinci parti çıktı. Yarınlarımız olan gençler ülkemizin umudu; gençlerin umudu ise CHP… Araştırmadan çıkan sonuçlar özetle şöyle: Gençlerin yüzde 56’sı Türkiye’nin kötüye gittiğini düşünüyor. İyiye gidiyor diyenleri oranı sadece yüzde 22... Gençlerin yüzde 32’si önümüzdeki yerel seçimlerde CHP’ye, yüzde 22,7’si AKP’ye, yüzde 16,9’u MHP’ye oy vereceğini söylüyor. Kararsız ve cevap yok diyen gençlerin oranı yüzde 14,2. Bu Pazar bir milletvekili seçimi olsa gençlerin yüzde 32,8’i CHP’ye, yüzde 23,4’ü AKP’ye, yüzde 18,6’sı MHP’ye oy vereceğini söylüyor. Gençlerin yüzde 50’si 17 Aralık Büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu’nu bir “yolsuzluk ve rüşvet soruşturması” olarak kabul ediyor. AKP’li gençlerin yüzde 17,5’i 17 Aralık operasyonunu rüşvet ve yolsuzluk soruşturması olarak görürken, yüzde 18,7’si hem rüşvet ve yolsuzluk soruşturması hem de hükümete yönelik bir darbe girişimi olduğu kanaatinde. Gençlerin yüzde 54,8’i yolsuzluk soruşturmasının hükümet tarafından engellendiği görüşünde, AKP’li gençlerin bile yüzde 26,4’ü de bu kanaatte. Gençlerin yüzde 56’sı yolsuzluk operasyonu sonrası yaşanan gelişmeler nedeniyle hükümete güvenini kaybettiğini söylerken, AKP’li gençlerin yüzde 22’si de bu kanaate katılıyor. Gençlerin yüzde 46,8’i Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğünün azaldığı kanaatinde. Gençlerin yüzde 80,7’si Cumhurbaşkanı’nın internet ile ilgili yasayı onaylamasına karşı olduğunu ifade ederken,AKP’li gençlerin de yüzde 55’i bu konuda Cumhurbaşkanı’nı desteklemiyor. Gençlerin yüzde 85,4’ü internette ziyaret ettikleri sitelerin ve aradıkları tüm bilgilerin devlet tarafından arşivlenmesine karşı çıkıyor. Bu oran, AKP’li gençlerde de yüzde 66,7 ile oldukça yüksek. Gençlerin yüzde 21’i Büyükşehir Belediye yönetimlerinden iş imkanı, yüzde 13’ü meslek edindirme kursu ve yüzde 11,2’si kültür sanat faaliyetlerine yönelik projeler bekliyor. Gençlerin yüzde 56,2’si Büyükşehir Belediyesinin topluma dönük çalışmalarında iş bulma imkanı yaratacak yardımları bir öncelik olarak kabul etmesini istiyor. Yerel seçimlerde gençlerin yüzde 34’ü adayın daha önemli olduğunu söylüyor. Gençlerin yüzde 35’i hem aday hem parti önemlidir derken, yüzde 28,4’ü sadece parti önemlidir diyor. Gençlerin yüzde 94,3’ü oy verecekleri partinin kadın haklarına, kadın erkek eşitliğine bakışının oy verme davranışlarında etkili olacağını söylerken, yüzde 94,2’si özgürlüklere, yüzde 93,4’ü engelli haklarına, yüzde 83,3’ü etnik sorunlara bakış açısının oylarını etkileyeceğini ifade ediyor. Gençlerin yüzde 95’i yerel seçimlerde oy verecekleri adayın gençlere yönelik projelerinin oylarının yönünü etkileyeceğini ifade ederken, yüzde 93’ü kadınlara yönelik projelerin oy verme hareketlerini etkileyeceğini söylüyor, yüzde 92,7’si adayın çevre duyarlılığı sahibi olmasını önemsiyor. Gençlerin yüzde 82,4’ü 30 Mart’ta yapılacak olan seçimlerde desteklediği parti veya adaya oy verecek. ERDOĞAN GENÇLİĞİ PERİŞAN ETTİ… 76 milyonu aşan nüfusun 12 milyona yakınını 15-24 yaş grubundakiler oluşturuyor. Bu gençlerin 3.7 milyonu istihdamda gözüküyor, ama bunların 1 milyona yakını “ücretsiz aile işçisi”, yani okuma ya da çalışma imkanı olmadığı için ailesine yardım eden kişiler. Sosyal güvencesi bulunmayan bu kişiler açısından gerçek bir istihdam söz konusu değil. Zaten bir işte çalışan gençlerin toplamda yarıya yakınının sosyal güvencesi bulunmuyor. Gençler kayıt dışı, ucuz iş gücü olarak kullanılıyor. Aynı yaş aralığındaki gençlerin 1 milyona yakını ise iş arıyor. Gençlerin 4.6 milyonu öğrenci olmak üzere toplam 7 milyonu aşkın bölümü ise iş gücü dışında yer alıyor. 2.4 milyon genç ise ne çalışıyor, ne de okuyor. Gençlerde işgücüne katılım oranı yüzde 39, işsizlik oranı ise yüzde 20 dolayında bulunuyor. Ancak bu sadece aktif olarak iş arayanların oranını gösteriyor. Üniversiteye girmek bir dert, bitirip iş bulmak ayrı dert… AKP döneminde YÖK aracılığıyla tüm yükseköğrenimde baskıcı zihniyet egemen kılındı, bilim zayıflatıldı, bilim dallarının, mesleklerin içi boşaltıldı, üniversite eğitiminin kalitesi iyice aşağılara indi. Gerekli akademik, fiziksel ve bilimsel alt yapıya sahip olmadığı halde daha çok ticari amaçla ya da belli bir dünya görüşü doğrultusunda, çoğu da vakıflar tarafından art arda açılanlarla üniversite sayısı üçe katlanarak 200’e yaklaştı, 1.5 milyon olan üniversite öğrencisi sayısı 5 milyonu aştı. Ancak bu gelişmeye rağmen; liseyi bitirip üniversite sınavına giren gençlerin küçük bir bölümü üniversitelere yerleşme imkanı buluyor, yüksek öğretimde okullaşma oranı yüzde 35.5’te kalıyor. Yani üniversite çağındaki (18-22 yaş) her 3 gençten sadece 1’i üniversiteli olabiliyor. Dört işsizden biri üniversite diplomalı…   Pıtrak gibi çoğalan “tabela üniversiteleri” ilk yıllarda genç işsizliğini gizlerken, mezun vermeye başladıkça tersine, diplomalı işsizlikte hızlı bir artış yaşandı. Umudunu yitirdiği için iş aramayanların dahil edilmediği resmi verilere göre bile üniversite mezunlarında işsizlik oranı yüzde 12’lerde. Ülke genelindeki tüm işsizlerin dörtte birini üniversite diplomalılar oluşturuyor. 2004 yılında her 10 işsizden biri üniversite diploması taşıyordu. Gelinen aşamada ise artık yaklaşık her 4 işsizden biri üniversite mezunu. AKP’nin dershane çelişkisi… Aileler, gelecekte iyi yaşam koşullarına sahip olacağı düşüncesiyle çocuklarını üniversite eğitimi aldırmak için yıllarca tüm imkanlarını seferber ettiler. Üniversite öncesi hazırlık kursları için ve üniversite eğitimi süresince aileler tarafından her yıl milyarlarca lira harcandı. Üniversiteye hazırlama hizmeti veren devasa bir dershanesektörü yaratıldı. AKP, kendi iktidarı döneminde aşırı büyüttüğü bu sektörü bir hamlede yok etme kararı aldı. Erdoğan’ın talimatıyla çıkarılan dershaneleri kapatan yasa yürürlüğe girdi, dershaneler tarih oldu. Üniversiteler bilimden uzaklaştı, gençlere bir şey vermiyor… AKP döneminde üniversite sayısı kağıt üzerinde katlandı. Ülkemizde adeta üniversite enflasyonu yaşanıyor. AKP’nin atadığı özel görevli rektörler eliyle giderek bilimden, özerklikten, araştırmacılık ve özgür düşünceden de uzaklaşan üniversiteler, artık ülkenin gelişimi ve kalkınmasına hizmet edemiyor, daha çok işsizler ordusunun eğitim düzeyini kağıt üzerinde yükseltmeye yarıyor.  Üniversiteler gençlerimizi, çalışma yaşamına ve genel olarak hayata hazırlamaktan yoksunlar. Çünkü üniversitelerimiz ne yazık ki yeterli donanımda akademik kadrolara sahip değiller. Çoğunlukla üniversiteler, gerçek birer araştırma kurumu ve bilim yuvası olmaktan uzakta bulunuyor. Bu yüzden de mezuniyet sonrası gençlerin kolayca iş bulup çalışma yaşamına katılabilmesi, ekonomik özgürlüğünü kazanması, üretime katkı sağlaması giderek zorlaşıyor. AKP’nin izlediği çarpık ekonomik model, istihdam yaratmadı. Sıcak para ve borca dayalı büyüme modelinde yerli sanayi sektörlerinin gelişimi yavaş kaldı, ithal girdi bağımlılığı ve montaj sanayi olgusu büyüdü, bunun sonucunda sanayi-üniversite işbirliği de verimli olamadı. Üniversite diplomalılar artarken, bunların ekonomideki üretim süreçlerinde yer alabilme oranı geriledi. GENÇLER, GELECEĞİMİZDİR…   AKP, gençlerin geleceğini çaldı, ülkenin geleceğini kararttı!...   AKP zihniyeti, gençleri anlama, onların beklenti ve tercihlerine saygı gösterme yerine, onlara yaşam tarzı dayattı…   21. Yüzyılın değerleri ile baskıcı AKP zihniyetinin çatışması, GEZİ ruhunu doğurdu… Düşünen, sorgulayan, araştıran, çağını yakalamış, dünyayı kavramış, özgür düşünceli, ülkesini, toplumunu, insanlığı düşünen, akılcı ve sorumlu bir gençlik var…   İnanıyoruz ki 7 milyon dolayındaki gencimiz bu seçimlerde kendilerinin ve ülkelerinin geleceğine sahip çıkacak. Gençler; kamu kaynaklarını kendi ailesine, eş, dost ve yakınlarına peşkeş çeken, yargı ve medyayı zapturapta alıp suçlarının üstünü örtmeye çalışan “BAŞÇALAN”ın yolsuzluklarına, adaletsizliklerine ve ülkeyi bataklığa sürüklemesine “DUR!” diyecek…   Hafta sonu yapılacak yerel seçimler; Erdoğan iktidarına ve onun “yolsuzluk ve talan” düzenine son vermek için tarihi bir fırsattır… Tüm gençlerimizi sandığa gitmeye ve ülkenin geleceği için son derece önemli olan oylarını etki altında kalmadan özgürce kullanmaya çağırıyoruz. Demokratik, çağdaş, güçlü ve özgürlükçü yeni Türkiye’yi gençlerimizle birlikte dizayn edeceğiz.   Haydi gençler; ülkenize ve geleceğinize sahip çıkın!..   Umut sizde, yarın sizsiniz...
Reklam
Unutulmayacak Kitaplardan, İz Bırakan Sözler
etiket
Edebiyatımızın yakın ve uzak tarihinde yayınlanmış kitapların ve bu kitapları dokuyan yazarların, tarihe iz bırakan sözleri hepimize bir açıdan dokunmaktadır. Buyrun o işte o sözler...*Sıralama alıntı yapılan sayfaya göre yapılmıştır.
Usta Şef Hem Yönetecek Hem Çalacak
Dünyaca ünlü şef Zoltan Kocsis 2 Nisan'da hem yönetecek hem de çalacak.Macaristan Ulusal Filarmoni Orkestrası ikinci konserinde 1997 yılından beri Zoltán Kocsis'in şef ve solistliğinde Haydn ve Mozart’tan Çaykovski’ye uzanan renkli bir program sunuyor. Yurtdışından aldığı çok sayıdaki davet sonucunda 1997'den beri 40 ülkede 100'e yakın konser veren orkestra Kocsis'in Debussy ve Ravel eserlerinin orkestrasyonunu içeren 2003 tarihli CD'si ile ‘Yılın En iyi Macar Klasik Albümü’ ödülüne layık görüldü. Macar sanatçı incelikli şefliğinin tescili olan bu ödülün dışında aralarında Bartok Piyano Konçertoları için bir Edison ve Debussy Albümü için bir Gramophone'un da bulunduğu çok sayıda ödülün sahibi.
Kıbrıs'da Ücretsiz Deep Purple Konseri!
25- yılını görkemli etkinliklerle kutlayan KKTC Yakın Doğu Üniversitesi’nde 24 Mayıs 2014, Cumartesi akşamı konser düzenleyecek olan Deep Purple konserinin ücretsiz olduğu duyuruldu. Bu büyük etkinlik için, Türkiye’den Kıbrıs’a uçuş olan her noktandan uygun bilet avantajları için de çalışmalarını sürdüren Yakın Doğu Üniversitesi, ayrıca “Konser günü tulumunu veya çadırını al, gel!” diyerek konsere gelen herkese kampus içerisinde konaklama imkânı sunuyor. YDÜ kampüsü içinde, 105,000 metrekare alanda, 150,000 kişi kapasiteli seyirci alanına sahip olan Park Near East’te gerçekleşecek Deep Purple konseri için 50 m genişliğinde ve 25 m derinliğinde 1,250 m2’lik devasa bir sahne hazırlanıyor. Etkinliğe katılım için Yakın Doğu Üniversitesi’nin web sayfası “www.neu.edu.tr”den form doldurarak rezervasyon yaptırmak yeterli. haber kaynağı: 365haber.org/kültür-sanat
Dünya’yı Değiştirecek Teknoloji: 3D Yazıcılar
Marshall Mcluhan’a göre biz ilk başta aletlerimize şekil veririz ve daha sonra aletlerimiz bize şekil verir. Mcluhan’ın teknolojik determinizme olan inancını anlatmak için sarf ettiği  sözler  geleceğin teknolojisi olan üç boyutlu printerların tam olarak yaptığı işi tanımlıyor.Sadece teknolojinin şu an içinde bulunduğumuz çevreye şekil verdiğini düşünmekten ziyade üç boyutlu printerlar bedenimizden, ulaşım araçlarına  hatta kullandığımız günlük eşyalara kadar hayatın bir çok alanına şekil verebilecekler.3D Yazıcı Neden Önemli?Öncelikle zaman ve mekan kavramını ortadan kaldırıyor. Örneğin herhangi bir markanın internet sitesinde gördüğünüz bir elbiseyi parasını ödeyip satın alıyorsunuz. Onun DNA’ sı, özellikleri bilgisayarınıza iniyor, düğmeye basıyorsunuz ve elbiseyi yazıcınızdan çıkartıp giyebiliyorsunuz. Akşam bir yere gideceksiniz ve uygun ayakkabınız yok. Ayakkabıyı beğeniyorsunuz, internetten satın alıyorsunuz  ve ardından basıyorsunuz. Ne renk istiyorsanız bilgisayarınızdan çıkıyor. İleride 3D yazıcılardan araba bile basılacağını iddia edenler var.Zaman Kavramı3D yazıcılarla birlikte istediğiniz zaman alışveriş yapabileceksiniz. İhtiyacımız olduğu an bir malı satın alıp kullanabileceğiz. Tüm bunlar bir yere gitmeden gerçekleşecek. Saatin kaç olduğu, mağazanın açık ya da kapalı olması artık önemli olmayacak. Tek yapmamız gereken ürünü beğenip parasını ödemek ve ardından basmak olacak.Mekan KavramıMekan kavramına getireceği yenilik ticareti dünya çapında canlandıracak. Örneğin bir Türk bir Çinli üreticinin ürettiği bisikleti beğendiyse onun parasını ödeyecek. Daha sonra yazıcıdan parçalarını basacak ve onu birleştirip bisikletine binebilecek. Üç boyutlu yazıcının bize getirdiği olağanüstü yenilikler var. Bunun önemli bir kısmı da askeri malzemeleri taşımakla ilgili olacak.  ABD Afganistan’da ki askerlerine her gün onlarca uçakla ikmal desteği veriyor. Silah ya da yiyecek götüremese de  gelecekte, askerlerin kullandıkları bir çok günlük  eşya  yazıcılardan basılabilecek.3D Yazıcılar Güvenliğimiz İçin Bir Tehdit  Oluşturabilir mi?Her yeni teknolojinin getirdiği yararlar kadar zararlar da vardır. Bu konuda 3D yazıcıların zayıf noktasını güvenlik sorunu oluşturuyor. Yazıcıdan basılan silahlar yakın zamanda ABD’de denetlendi. Amerika’da güvenlik dedektörlerine yakalanmayan silah yapmak yasak olduğundan içine metal parça eklendi ama daha sonra BBC İngiltere’de böyle bir yasa olmadığı için dedektörlere yakalanmayan bir silah bastırdı. Basılan silahla güvenlik kontrolünden geçildi ve güvenlik kameraları hiçbir şekilde bunu algılamadı. Artık çok yüksek güvenlikli yerlere girip orada bir işbirlikçiniz varsa işbirlikçiniz silahı sizin için basabilecek ve en sıkı korunan insanı bile vurabileceksiniz. Üç boyutlu yazıcılar getirdikleri olumlu ve olumsuz özellikleriyle insanlık tarihini değiştirebilecek nitelikte bir buluştur.Bugüne Kadar 3D Yazıcıyla YapılanlarPrinceton Üniversitesi  geçtiğimiz yaz 3D  yazıcıyı kullanarak bir ilk gerçekleştirdi ve insan kulağı bastı. Kulak, suyla etkileşimde çözülmeyen hidrojel,  insan kalçasından alınan hücreler ve gümüş nano parçacıklarla basıldı. Henüz insana uyumlu halde değil; çünkü sinir uçlarına ve damarlara bağlanamıyor. Bilim adamları yaptıkları açıklamalarda en geç 5 sene içerisinde printerdan basılan organların insana uyumlu hale geleceğini söylüyorlar.Hollanda’da 3D yazıcıdan bisiklet basıldı.NASA, Kasım 2012’de yeni nesil ağır yük roketi için ’’basılmış’’ parçalar test etmeye başladı. DIYROCKETS  basılacak roket motoru geliştirme yarışması başlattı.Boeing 787 Dream Liner üzerinde 30 tane  yazıcıda basılmış parça var. General Electiric şirketinin havacılık bölümü GE AVİATİON iki 3D baskı firmasını satın aldı. Şirketten yapılan açıklama: ”3D havacılığın geleceğini belirleyecek.”Boeing  15 yıl içinde uçakların % 85’ini yazıcıdan basmayı düşünüyor.3D Yazıcılarda titanyum seramik ve reçine gibi malzemeler kullanılmaya başlandı. Yeni materyaller geliştirmek için her yerde çalışmalar var.
Reklam