onedio
Bu İsimlere Dikkat! İşte Türk Edebiyatı'nın 20 Yeni Yüzü
Eskiden dünya bu denli avuçlarımızın arasında değildi ve edebi alanda da kalemine inanan insanları, köşeleri kapılmış çarkın içinde kendilerine yer bulması pek mümkün olmuyordu. Zamanında editörlerin posta kutularına yolladıkları dosyaları gerekli ilgiyi görememiş , yayınevlerinin ise ticari kaygılar nedeniyle gözden kaçırdığı değerlerin yerini, sosyal medya ve internetin yaygınlaşmasıyla gerek bloglarda gerek sosyal ağlarda gerekse edebiyat üzerine amatör ruhla yayın yapan internet sitelerinde ve çeşitli dergi ile fanzinlerde yazıları ilgiyle takip edilen isimler almaya başladı. Güçlü kalemleri ve nitelikli metinleriyle yeni nesil edebiyatın şimdiden adından söz ettiren ve ileride adlarından çokça söz ettirecek yazarlarını işaret etmek istiyorum..
Kış Uykusu Oscar Yolunda
Yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın, Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye ile dönen filmi Kış Uykusu, Oscar’da “En İyi Yabancı Film” dalında yarışmak için 83 filmle birlikte aday adayı olduBu yıl düzenlenecek olan Oscar Ödülleri’nde “Yabancı Dilde En İyi Film” dalında ilk kez 83 ülke aday adayı olmak için yarışıyor. Türkiyeli yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’dan Altın Palmiye kazanarak döndüğü Kış Uykusu’nun yanı sıra Britanya adına yarışacak Türkiye asıllı İngiliz yönetmen Nihat Seven’in Little Happiness filmi de bulunuyor. Kosova, Malta, Panama ve Moritanya da ilk kez Oscar aday adaylığı için yarışacak ülkeler arasında yer alıyor.REKOR İTALYA’NINBafta Ödüllü yönetmen Pawel Pawlikowski’nin filmi Ida da Polonya adına yarışacak film olarak belirlendi. Adaylar arasında 250 dakika süreli, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanından ilham alan Notre, The End of History ve Belçikalı iki Altın Palmiye Ödüllü, Dardenne kardeşler olarak bilinen yönetmenler Jean- Pierre ve Luc Dardenne’nin birlikte yazıp, yönettikleri Two Days One Night filmi de bulunuyor. Ocak ayında, 83 film arasından dokuz aday film, 22 Şubat’ta gerçekleşecek büyük törende yarışacak. The Great Beauty, filmi ile 2013 En İyi Yabancı Oscar Ödülü’nün sahibi İtalya, bu dalda 14 kez Oscar kazanarak rekoru elinde tutan ülke olma özelliğini taşıyor. Taraf
Sizi Farklı Dünyalara Sürükleyecek 10 Muhteşem Gogol Bordello Şarkısı
Gogol Bordello, 1999 yılında New York, ABD'de kurulmuş, roman punk ve roman folk tarzını benimsemiş bir müzik grubudur. Grup adını ideolojik olarak da etkilendikleri Rus yazar Nikolay Vasilyeviç Gogol'dan esinlenerek almıştır. Gogol Bordello Rock'n Coke 2006, Sabancı Üniversitesi Şenlikleri 2007 ve Efes Pilsen One Love Festivali 2008 kapsamında ülkemize de gelmiş ve beğeni toplamıştır. 2011 yılında ise Babylon'a özel konserleri için gelmişlerdir(Aşağıdaki şarkılar genellikle punk değilde folk yönü ağır basan şarkılardır)
25 Renklendirilmiş Fotoğrafla Devrimden Önce Rusya
Sergey Prokudin-Gorsky (1863-1944), yazar Tolstoy'un porte fotoğrafını renklenerek ünlendi. 1909 yılında ise Çar II. Petro'nun dikkatini çekti.Produkin'in daha sonra çar ve çarın ailesi ile yapacağı toplantılar hayatının dönüm noktası olacaktı. Çar, Produkin'in bundan sonra yapacağı işler için finansman sağladı ve yetki verdi. Sonraki 10 yıl boyunca, karanlık oda olarak tasarlanmış bir araçla birlikte Produkin, bütün Rusya İmparatorluğu'nu katederek 10.000'den fazla renklendirilmiş fotoğraf çekti.
Sürpriz Bir Şekilde Cinsiyetçilikten Sınıfta Kalan 10 Popüler Film
Sinema kültürünün sadece izlemekle değil, çözümlemekle de ilgili olduğunu düşünenler beri gelsinler. Birazdan bahsedeceğim test, bundan sonra film izlerken 2 kat dikkatli olmanıza sebep olabilir. Daha önce duymamışlar için Bechdel Test, filmleri değerlendirmek için 1985 yılında Alison Bechdel tarafından geliştirilen bir tekniktir. Bir filmin bu testten geçmesi için temel kriter, bir sahnede bir ya da daha fazla kadının mevzubahis erkeklerin olmadığı konuşmalar yapmasıdır. Fakat bu konuşmalar basmakalıp kadın muhabbetleri üzerine olursa - ayakkabı, çanta vs- filmimiz yine testten geçememiş sayılacaktır. Bu şekilde kulağa basit geliyor ancak 2500 film içerisinden yapılan değerlendirmede, sadece yarısı bu testi geçebilmiştir. Durumu netleştirmek adına, testi geçmesi filmin iyi ya da kötü olduğu anlamına gelmemektedir. Filmin testi geçememesi de filmin kadın düşmanı olarak adlandırılamayacağı gibi, testi geçmesi de feminist bir film olduğunu göstermemektedir. Örnek vermek gerekirse, Alien filmi bu testi geçmiştir. Çünkü filmde, Ripley ve Lambert'ın Alien hakkında ufak bir konuşmaları vardır.Şimdi gelin fenomen ve bu testi geçememiş testlere bir göz atalım
Reklam
Efsane Dizi Oyun Olarak Geri Dönüyor
Bilim kurgu alanındaki en iyi televizyon dizilerinden biri olarak kabul edilen 'Firefly', çevrimiçi rol yapma oyunu olarak geri dönüyor. 'Firefly Online', 2015'te piyasaya çıkacak.Yüzbaşı Malcom 'Mal' Reybolds ve mürettebatının galaksinin uçsuz bucaksız köşelerinde geçen görevlerini konu alan Firefly, video oyun olarak 12 yıl sonra geri dönüyor. Quantum Mechanix (QMx) ve Spark Plug Games, 'Firefly Online' adlı oyunun gelecek yıl sunulacağını açıkladı.Space.com'un haberine göre, 'Firefly Online Cortex' adı verilen bir platform sayesinde, oyuncular Firefly Online henüz piyasaya sunulmadan karakterlerini oluşturabilecek. New York Comic Con etkinliğinde yapılan açıklamada, oyundaki karakterleri dizinin orijinal oyuncularının seslendireceği ifade edildi.QMx, 'Cortex'in gezegenlerarası iletişim ağı olarak görev göreceğini ve oyunculara yardımcı olacak ipuçları sunacağını' belirtti. Oyuncular ayrıca Cortex'de eşya takası yapabilecek. Çevrimiçi rol yapma oyunu olarak sunulacak Firefly Online'da, her oyuncu bir uzay gemisinin kaptanı olacak ve kendi mürettebatını kuracak. Sadakat unsurunu öne çıkaran oyunda, mürettebat kaptanın verdiği emirlere göre zamanla daha sadık veya isyankar hale gelebilecek.Yapımcılar, oyunda Yüzbaşı Reynolds ile Inara arasındaki geçmişi konu alan bir aşk hikayesi olabileceğini de not düştü. Inara karakterini canlandıran ve en son olarak Homeland serisinde oynayan Morena Bacarin, Comic Con için yapılan röportajda 'Firefly'ın sürekli eğlendikleri harika bir tecrübe olduğunu' belirtti.QMx, oyunun tanıtımı için dizinin oyuncularıyla röportaj serisi yayınlanacağını duyurdu. Firefly Online'ın, 2015 baharında sunulması bekleniyor.Kaynak: Al Jazeera
Sevgilisi Müzisyen Olanların Adı Gibi Bildiği 15 Mevzu
Malum yaratıcılık güçleri geceleri baş gösteriyor ve bu doğrultuda çoğu prova gece gerçekleşiyor. Hatta kayıtlar da.. Yoğun çalışma dönemlerinde yatağa yalnız girip, sabahA karşı sevgilinizi karşılamaya alışır hale gelebilirsiniz.
Reklam
Ozzy Osbourne, U2 ve Apple'a Ateş Püskürdü
U2'nun Apple ile yaptığı dağıtım anlaşmasına Ozzy Osbourne'dan sert tepki geldi.Geçtiğimiz Eylül ayında U2'nun yeni albümü Songs of Innocence, Apple ile yapılan anlaşma sonucunda iTunes üzerinden ücretsiz olarak yayınlanmıştı. iTunes'un dünya üzerinde toplamda 500 milyon kullanıcısının 13 Ekim 2014 tarihine kadar ücretsiz olarak albüme sahip olacak olması bir çok kişi tarafından olumsuz olarak yorumlandı. Konuyla ilgili bazı Apple kullanıcılarının kendi istekleri dışında bu albümün cihazlarına yüklendiği ve hatta silinmediği bildirilmişti. U2 ile Apple arasında yapılan bu anlaşmaya bir tepki de Black Sabbath'ın efsane vokalisti Ozzy Osbourne'dan geldi. Yapılan anlaşmayı yeni ve yükselişe geçmek isteyen gruplar için büyük bir dezavantaj olarak değerlendiren ünlü vokalist, U2'nun bencilce bir davranış sergilediğini belirtti.Bu durumun hem iyi hem de kötü olduğunu düşünüyorum. İnsanlar bu duruma çok kızgınlar. Telefonlarından ya da diğer cihazlarından bunu nasıl sileceklerini bulmaya çalışıyorlar. Fakat öte yandan U2 ücretsiz bir albüm çıkardı, diğer gruplar bunu yapamaz, yani bu diğer yükselişe geçmek isteyen gruplar için çok zor. Bu kesinlikle çok bencilce. Sanıyorum ki Apple üzerinden milyonlarca satış yapıyorlar. Herkes U2 değil ve herkes Apple ile böyle bir anlaşma yapamaz.Ozzy Osbourne farklı bir bakış açısı ile güzel bir noktaya değinmiş. Zaten milyonlarca satışı garanti olan bir grubun ücretsiz olarak albümünün yayınlanması kime ne fayda sağlıyor bilinmez. Bu tarz anlaşmaları patlamak isteyen gruplar için yapsalar ve Apple'ın elindeki muhteşem potansiyeli böyle bir amaç için kullanmaya kalksalar muhteşem olabilirdi.
NASA, Doğadaki Tahribatı Uzaydan Görüntüledi
Aral Gölü'nün kuruması, Amazon ormanlarının azalması, ozon tabakasındaki büyüyen delik... NASA'nın yayınladığı görüntülerde yıllar içindeki tüm bu değişimler birkaç saniyede izlenebiliyor.NASA Dünya Gözlemevi, insan eliyle doğa üzerinde yaşanan olumsuz etkileri net bir şekilde gözler önüne seren görüntüler yayımladı. Neredeyse kuruyan Aral Gölü'nden, azalan Amazon ormanlarına kadar birçok bölgeye ait yıllar içindeki değişimi gösteren fotoğraflar, gelecek için ciddi bir uyarı anlamı taşıyor.Yörüngeden yeryüzünü gözlemleyen ve atmosfere ait ölçümler yapan uyduların elde ettiği görüntü ve veriler, küresel atmosfer sıcaklığının son yıllarda belirgin şekilde attığını gösterirken, ozon tabakasındaki deliğin de giderek büyüdüğünü ortaya koydu.Aljazeera
Süresi 15 Dakikadan Az, Pek Güzel 10 Film
Bu içeriğimizde sizler için süresi 15 dakikayı geçmeyen en güzel 10 kısa filmi seçtik. Farklı konuları kısa ve öz bir şekilde sunan bu filmlerin pek çoğu katıldıkları festivallerden ödüllerle dönmüşler. Kısacası vakit ayırıp izlenmeyi hak ediyorlar.İyi seyirler...Not: bu liste Film Listeleri  isimli siteden alınmıştır.
Reklam
Smithsonian Yaban Hayatı Fotoğraf Yarışmasında Ödül Alan 15 Mükemmel Fotoğraf
Amerika Birleşik Devletleri'nde, 3 Eylül 1964 tarihi ile yürürlüğe giren Yaban Hayatı Kanunu'nun 50. yılını kutlamak amacıyla, Smithsonian Ulusal Müze ve Tarih Birliği bir fotoğraf yarışması düzenledi. Yarışmaya katılan 5000'den fazla fotoğrafçı arasından ödül almaya hak kazananlar ise geçtiğimiz günlerde belli oldu. Galerimizde bir araya getirdiğimiz bu ödüllü fotoğraflar, yaban hayatının birçoğumuza oldukça yabancı gelen özgür ruhunu çok güzel bir anlatımla ortaya koyuyor.
Reklam
Bryan Cranston 'The Infiltrator'da Başrol Oynayacak
Kolombiya’nın en tehlikeli suçlu ve dolandırıcılarını yakalamak için, Bob Musela kod adıyla kara para aklama işine giren gümrük memuru Robert Mazur’un aynı adlı otobiyografisinden sinemaya uyarlanan The Infiltrator ‘ın yönetmenliğini, Lincoln Lawyer filminden tanıdığımız Brad Furman yapacak. Filmde Robert Mazur’u, Bryan Cranston canlandıracak.Filmde Mazur’u canlandıracak Bryan Cranston, yönetmen Brad Furman’ın en bilindik filmi olan Lincoln Lawyer ‘da da rol alıyordu. İkilinin dört yıl aranın ardından bir arada çalışacağı ilk film olacak The Infiltrator ‘ın çekimlerine 2015’in ocak ayında başlanacak ve çekimler Londra, Paris ve Florida’da yapılacak. Filmin yapımcılığını Good Films ve George Films üstleniyor.Bantmag
Reklam
Başbakan Davutoğlu: 'Katliamlara Sessiz Kaldığımızı Söyleyenler Müfteridir'
Başbakan Davutoğlu, 'Türkiye ile IŞİD arasında işbirliği varmış gibi gösterilerek katliamlara Türkiye'nin sessiz kaldığını söyleyenler müfteridir' dedi.MALATYABaşbakan Ahmet Davutoğlu, 'Her bir vatandaşımıza şunu aşılamaya çalıştık, ‘Biz tarihte özneydik, gelecekte de özne olacağız’. Bizi kimse edilgen kılamaz, bizi kimse pasif konumda tutamaz, eleştirebilir, mertçe mücadele edebilir, ama dönüp de ‘Sen benim oyunumun parçası olacaksın’ deme cüretini kimse gösteremez bize' dedi.Başbakan Davutoğlu, Malatya'nın sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle akşam yemeğinde bir araya geldi.  Yemek sonrası STK temsilcilerine seslenen Davutoğlu, Malatya’da karşılaştıkları muhabbetle büyük bir huzur bulduklarını ve gördükleri destekle de geleceğe dönük güvenlerinin arttığını dile getirdi.Gittiği illerde o şehirle ilgili bir tanımlama yaptığını ve Mardin’e “Medeniyetimizin büyük Şehri”, Konya’ya “Medeniyetimizin merkez şehri”, İzmir’e “Ufuk şehir”, Bursa’ya “Ulu şehir”, Diyarbakır’a “Mürşit Şehir”, Erzurum’a “Kale Şehir”, Kırşehir’e “Tohum şehir” dediğini hatırlatan Davutoğlu, her birinin tarih içerisinde bir karşılığı olduğunu vurguladı.Davutoğlu, geçen hafta ziyaret ettiği Samsun için “Meşale şehir” ifadesini kullandığını belirterek, “Malatya’yı da gelirken düşündüm, bir çok isim aklımdan geçti ama ‘Destan Şehir’ demek aklıma geldi” dedi.Milletler nesilden nesile aktardıkları kültürel unsurlarla ayakta durduklarını ve o kültürel unsurların millete bir ortak bilinç verdiğini dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:“Eski köy odalarında Anadolu’nun her yerinde Seyyit Battal Gazi Destanı okutulurdu. Belki tarihi gerçeklik olarak birçok unsuru tartışılabilir ama Battal Gazi üzerinden öylesine bir, şimdi bile dikkat ederseniz çizgi filmlerde Batılılar olmayan böyle tamamıyla sürrealist hiçbir gerçekliği olmayan tiplerle bir bilinç uyandırırlar, aslında köy odalarımız bunu yapardı. Hazreti Ali cenkleriyle, Battal Gazi destanlarıyla sıradan insanda bir bilinç uyandırırlardı. Bu anlamda Malatya bu kimlik sadece Seyyid Battal Gazi değil, destanlaşan birçok ismin mekanı burası. Ama zamanla bence o destanlaşan isimler o halka da bir etik, bir tutum bir tavır zerk ediyorlar, yansıtıyorlar. Gerçekten bu çerçevede ben Malatyalıların ki bugün bir çok vesileyle teşekkür ettim tekrar teşekkür edeceğim çok husus var o destansı kahramanlardan üretilmiş bir ortak kimliği neredeyse var ki hiçbir şeyden yılmayan bir Malatyalı kimliği var benim zihnimde.”Malatyalı’yı düşündüğünde aklına ne kadar zorluk olursa olsun aşıp geçme iradesine sahip hiçbir şeyden yılmayan korkmayan, boyun eğmeyen, inandığı yolda kararlı bir şekilde giden bir kültürün aklına geldiğini söyleyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:“Biraz bugün yine konuşmamda daha tabi soyut olarak ifade ettim ama biraz daha detaya inmek bağlamında, tarihi kimliğimiz itibarıyla ‘Seyyitlerle Horasan erenlerinin sentez edildiği yer’ dedim, bilmiyorum dikkat çekti mi? Çünkü Malatya daha Hicri 40’lı yıllarda fethedilmiş ashabın ayağının değdiği bir topraktır, tabiinin ayağının değdiği bir topraktır. Bu anlamda sadece Seyyid Battal Gazi açısından değil seyyitlerin toprağıdır bir irfan, hikmet, inanç merkezidir ve o asırlar boyu da Bizans’la İslam arasında el değişmiştir. Dolayısıyla direnmeyi, direnip tekrar kazanmayı bir bilinç olarak kültüre yerleştirmiştir.”'Biz tarihte özneydik, gelecekte de özne olacağız'Malatya’nın nihai fethinin de Malazgirt Savaşı’ndan 14 yıl önce gerçekleştiğini hatırlatan Davutoğlu, şunları söyledi:“Yine biraz el değiştirdi ama sonra öyle bir kültürel kimlik buraya nüfuz etti ki bir tarafta İslam inancının köklü birikimiyle hem tasavvufi, hem ilmi birikimi yan yana iç içe buradaki dini kültür ve medeniyet kimliğini dokudu. Sadrettin Konevi’den, Muhiddini İbn-i Arabi’den gelen bir çizgi, öbür tarafta köklü medrese geleneğinin içinde olduğu ilim geleneğinin Niyazi Mısri’den günümüze kadar gelen ve yakın dönemde de hiç şaşırtıcı bir şey değildir ki bu kimlik siyasette, bilim hayatında tamamıyla özne olma iradesine sahip olan iş hayatında Malatyalıları çıkardı. Ben şu tabire büyük önem veririm ve bizim şu anki mücadelemizi de bununla izah ederim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak ve milletimiz itibarıyla tarihte özne olmak, yani tarihi akış gidiyor bir yere doğru ‘ben bunu seyredeyim’ dememek. Ya da tarihi akış giderken bir şekilde ‘ona sürüklenip gideyim’ dememek, önüne çıkıp ‘tarihi akış bu yönde değil de şu yönde gitmeli’ diye irade sergileyebilecek özgüvene sahip olmak. Bizim 12 yılda gerçekleştirmek istediğimiz temel şey, birçok devrim yaptık, birçok büyük dönüşümler gerçekleştirdik ama en önemli şey şu oldu, her bir vatandaşımıza şunu aşılamaya çalıştık, ‘Biz tarihte özneydik, gelecekte de özne olacağız’. Bizi kimse edilgen kılamaz, bizi kimse pasif konumda tutamaz, eleştirebilir, mertçe mücadele edebilir ama dönüp de ‘Sen benim oyunumun parçası olacaksın’ deme cüretini kimse gösteremez bize. Farklı oyunlar, farklı hedefler üzerinde tartışılabiliriz.”Kendisinin Malatyalılık da bu özü gördüğünü ve kendisini Malatya’ya özel bir şekilde yakın hissettiğini dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:“O direnç ve kimlik hep olmuştur yani Turgut Özal’ın Türk siyasetinde açtığı çığır o özne olma çabasının bir şeyiydi. İlk sivil cumhurbaşkanı Malatya’dan çıktı. Aynı şekilde ilim hayatında da ‘Sait Hocalar’ diye bizim yakından takip ettiğimiz üç Sait hocanın birbirleriyle olan ilişkisi Malatya kültüründeki o şeyleri hep hala tatlı bir tebessüm hem de güzel bir hatıra olarak anılır. Hamido nesne olabilir mi? Hamido, Hamido’ydu, bizim gençliğimizde Malatya derken Hamido diye bir yiğit akla gelirdi. Yani hiçbir şekilde bir şey empoze edilemeyecek kadar yürekli, ayakta, kararlı yaptığı, aldığı kararları yürütme iradesine sahip. Ya da Ahmet Kaya bir sanatçı olarak boyun eğdirilebildi mi, ya da edilgen kılınabildi mi?”Malatyalı’nın temel özelliğinin tarihi birikiminden gelen hür iradesi olduğunu söyleyen Başbakan Davutoğlu, bugün Malatya’da bu iradeyi bir kez daha gördüğünü dile getirdi.Halkın ilgisi nedeniyle valilik önünde bir kez daha miting yaptıklarını hatırlatan Davutoğlu, “Orada gördüğümüz muhabbet aslında yine hem Malatya’nın AK Parti’ye ve bizlere duyduğu muhabbetin bir yansımasıydı ama aynı zamanda ben gizli bir sesi de orada hissettim, son üç dört gün içinde yaşananlara Malatyalı ortak bir tepki verdi” dedi.Malatya’ya olayların hiç yaklaşamadığını belirterek tebrik eden Davutoğlu, Malatya’nın sosyal dokusunun iç içe geçmiş son derece sağlam bir doku olduğunu vurguladı.Davutoğlu, şunları söyledi:“Bu provakatörlerin nüfuz etmeye bile niyet edemedikleri bir yapı ama aynı zamanda Malatyalı duruşuyla, vakarıyla bir anlamda da şunu söylemiş oldu bütün Türkiye adına, ‘Biz burada nasıl seyitlerle Horasan erenlerini buluşturmuşuz ve bu sentez buralarda oluşmuş, bir taraftan bütün Ortadoğu’dan o irfan kültüründen gelen Seyit geleneğinin içinde, bir taraftan da Horasan erenleriyle gelen Türk-Kürt her unsur burada böyle güzel bir barış harmanı oluşturmuş, bu harmanı korumak lazım’. Ben bunun bugün korunmuş olduğunu görmekten büyük bir mutluluk duydum.”“Şimdi bizim vazifemiz esas itibarıyla hem Türkiye’de hem Malatya’da bu özne olma iradesini ayakta tutmak” ifadesini kullanan Davutoğlu, şöyle devam etti:“Nasıl ‘Turgut Özal cumhurbaşkanı olamaz’ dediler, Turgut Özal cumhurbaşkanı olduğunda, Allah rahmet eylesin, neredeyse köşkü ona dar etmeye çalıştılar ve selam vermemeye çalıştılar, onu oraya hapsetmeye çalıştılar, Sayın Cumhurbaşkanımız için de bu sefer halk tarafından doğrudan seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olarak bu sene yine ‘Konuşmayacağız’ dediler hatırlarsanız ana muhalefet partisi. Bir tek ‘Savaş olursa konuşurum’ dedi, hatırlarsanız. Halbuki halkın iradesiyle tertemiz bir seçim yapılmış, bu irade tertemiz sandığa yansımış, bu iradeye saygı duyacaksınız, siz saygı duymazsanız bu millet saygı duymayı size öğretir. Bu irade Anadolu, Rumeli, Trakya tüm bu topraklarda üreyen kararlı bir irade. İşte eğer o zaman Turgut Özal pes etseydi bugün bu cumhurbaşkanlığı seçimini bu kadar kararlı bir şekilde yapmamız da zor olabilirdi. Malatyalılar pes etmedi, Türkiye pes etmedi, etmeyecek.”DHA
Antalya Altın Portakal Film Festivali Başladı
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nce bu yıl 51’incisi düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin açılış gecesi, Antalya EXPO Center’da düzenlenen kırmızı halı töreniyle başladı. Yeşilçam’ın Haldun Dormen, Yusuf Sezgin, Eşref Kolçak, Yılmaz Köksal, Yusuf Sezgin, Gülsen Tuncer gibi ünlü isimleri davetlilerle birlikte yürüdü.'SANATTA ÖZGÜRLÜK’Yeşilçam’ın unutulmaz iki kadın ismi Filiz Akın ve Fatma Girik, açılış gecesinde kırmızı halıdan el ele yürüyerek geçti. Akın, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin 51’inci yılıyla birlikte Türk sinemasının 100’üncü yılının kutlandığını hatırlatarak, 'Çok onurluyum, gururluyum' dedi.Festivalin düzenlendiği ilk yıl da Antalya’da olduğunu hatırlatan Akın, 51’inci festivalde sansür bağlamında ortaya çıkan tartışmalara ilişkin de 'Sanatta özgürlük' dedi. Akın, Kobani’ye destek eylemlerinde yaşanan şiddet olaylarını ise 'Gönül ister ki barış ortamında ve huzur içinde olsun. Birtakım üzücü olaylar yaşıyoruz. Sanat hepsinin üstesinden gelecektir eminim. Uzlaştırıcı olacaktır diye düşünüyorum. Bu tür olaylar sadece sanata değil her şeye gölge düşürüyor' diye konuştu.'SANSÜRE KARŞI YÜRÜYÜŞTE 4 KİLO VERDİM’Fatma Girik, yeniden Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde olmanın açılışında bulunmanın hoş bir duygu olduğunu belirterek, '57 senedir film çekiyorsun ve hala Filiz Akın’sın, Fatma Girik’sin. Hala kırmızı halıda yürüyor, bunu yaşıyoruz' dedi.Girik, festivaldeki sansür tartışmalarına ise 'Ben sansüre karşıyım. Gençliğimde senelerce Ankaralara yürüdük. 3.5, 4 kilo zayıfladık. Sansür yeniden hortladıysa ne kadar kötü bir şey. Ben buraya genç arkadaşlar için geldim. Biraz da onlara destek olmak için buradayım' diye konuştu.Fatma Girik, Kobani olaylarına ilişkin de 'Dışarıda bunlar olurken burada böyle lay lay lom olmuyor. Sanat her şeyin üstesinden gelecek. Hangi kadın, hangi canlı ister böyle bir şey olsun' diye konuştu.Leman Sam’ın Kurban Bayramı’nda attığı tweet’i de hatırlatan Girik, 'Leman Sam bir şey söyledi. Kadına neler söylediler. Böyle hoş değil ki bunlar. Yani nedir, neyi paylaşamıyorsun ki' dedi.'FESTİVAL HUZUR İÇİNDE GEÇSİN’Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Jüri Başkanı Yılmaz Erdoğan da diğer jüri üyeleriyle birlikte geceye katıldı. Kırmızı halıda soruları cevaplandıran Erdoğan, şöyle konuştu: 'Ülke o kadar zor bir yerden, yine zor bir zamandan geçtiği için memleketimizin en önemli sorununun şu anda sinema ya da festival olmadığını bilerek konuşmak geliyor içimden. Dolayısıyla bir an önce sokaklarımıza huzurun gelmesini diliyorum. Festivalin de aynı huzur içinde geçmesini diliyoruz bütün arkadaşlarla beraber.'Erdoğan, festivalde yaşanan sansür tartışmalarının jüri üyeliklerinden istifayı getirdiğinin hatırlatılması üzerine 'Herkesin istediği tavrı koyma hakkı var. Bu hakkı kullanan arkadaşlar var. Bunu istifa eden arkadaşlara sormanız gerekir' dedi.FESTİVAL YAPILMAYA DEVAM ETMELİUlusal Uzun Metraj’ın bir diğer jüri üyesi Ebru Ceylan, ülkenin içinde bulunduğu durumun zaten çok moral bozucu olduğunu belirterek, 'O yüzden özellikle festival küçük sorunları dert etmeden çok büyük sorunların yanında her zamanki gibi yapılmaya devam etmeli. Tam da böyle bir zamanda yapılmaya devam etmeli gibi geliyor bana' diye konuştu.'PERDE İNMESİN’Geceye eşi Ebru Türel’le birlikte katılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, kırmızı halıda, 'İnsanların özellikle sanatın birleştirici gücüne en çok ihtiyaç olduğu bir dönemdeyiz. Dolayısıyla biz bugün ‘Perde inmesin’ dedik. Bu önemli etkinliği devam ettirmeye karar verdik' dedi. Türel, Türkiye’nin sanatçıların birlik, beraberlik ve barış mesajlarına ihtiyaç olduğunu belirterek, festivalin bu açıdan çok büyük bir fırsat sunduğunu söyledi.Emre BAYLAN - DHA
Okyanuslardaki Asit Derecesi Gıda Zincirini Tehdit Ediyor
Bilim insanları, denizlerdeki asit oranının sanayi çıktısının artmaya başladığı son 20 yılda yüzde 26 arttığını belirtti. Okyanuslardaki asit derecesinin normale dönmesi için binlerce yıl gerektiği ifade edildi.Birleşmiş Milletler (BM) Biyolojik Çeşitlilik Toplantısı için Güney Kore'de bir araya gelen bilim insanları, küresel ısınma nedeniyle okyanuslardaki asit derecesinin önemli ölçüde arttığını belirtti. 20 yıl öncesine oranla asit derecesinin yüzde 26 yükseldiğini belirten araştırmacılar, bu oranın okyanuslar tarafından emilen karbondioksit oranını yansıttığını ifade etti.Atmosfere salınan ve okyanus ile denizler tarafından emilen karbondioksit, asitlik derecesini artırarak mercanlar, kabuklu canlılar ve kalsiyum üreten diğer organik canlılar üzerinde olumsuz etki gösteriyor.Bilim insanları, bu canlıların okyanuslardaki gıda zinciri için hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Yapılan açıklamada, 'insan üretimi karbondioksitin 50-100 yıl içinde denizlerdeki canlılar ve ekosisteme daha fazla zarar vereceği ve denizlerden elde edilen gıda ve hizmetlerin azalacağı' ifade edildi.Geri dönüşüm binlerce yıl gerektirecekPyeongchang kentinde düzenlenen toplantıda 30 uzman tarafından sunulan 102 sayfalık rapor, geçmişteki yüzlerce araştırmanın değerlendirilmesiyle hazırlandı. Okyanus ve denizlerdeki pH seviyesinin, ABD'nin kuzeybatısındaki kabuklu deniz canlısı çiftliklerine kadar birçok bölgede etkisini gösterdiği belirtildi.Okyanuslardaki pH seviyesinin normale dönmesinin binlerce yıl alabileceğini vurgulayan araştırmacılar, 56 milyon yıl önce yaşanan ve Paleosen-Eosen Termal Maksimum olarak adlandırılan kitlesel ölümü örnek gösterdi. Fosil kayıtları, organizmaların yeniden çoğalması için asit oranının 100 bin yıl sonra normale döndüğünü ortaya koymuştu.Araştırmacılar, yaklaşan tehlikeye karşı özellikle sıcak denizlerin tehdidi altında olan tropikal mercan kayalıklarının korunması gerektiğini belirtti. Yaklaşık 400 milyon insanın, bu tür yaşam alanları sayesinde hayatta kalabildiği vurgulandı.Küresel ısınmanın okyanuslar üzerindeki etkileri hakkında birçok çalışma yapmaları gerektiğini belirten araştırmacılar, artan pH seviyesinin bazı türler için olumlu olurken diğerlerini yok edebileceğine de dikkat çekti. Okyanuslardaki kimyasal değişimin ise atmpsfer sıcaklığını daha da artırabileceğinden endişe ediliyor Al Jazeera
Reklam