onedio
Dünyanın Fotoğrafçıları 'Fotoİstanbul'da
Doğuyla batı, klasikle modern, ustayla öğrenci arasında bir köprü inşa etme hedefiyle yola çıkan 'Fotoİstanbul 1. Beşiktaş Uluslararası Fotoğraf Festivali' 17 Ekim - 18 Kasım tarihleri arasında İstanbul Beşiktaş'ta olacak.Fotoistanbul 2014 festival ekibi ve Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen Fotoistanbul 1. Beşiktaş Uluslararası Fotoğraf Festivali 50’den fazla sergi, 80 slideshow, 6 workshop içeren kapsamlı bir programla 18 Ekim'de başlıyor.Beşiktaş’ın meydanlarına kurulacak olan dev açık hava sergileri ile milyonlarca kişiye ulaşmayı ve fotoğraf sanatı etrafında buluşturmayı hedefleyen Fotoistanbul; bir dünya metropolü olmasına rağmen düzenli bir fotoğraf festivali geleneği olmayan İstanbul’a düzenli bir festival armağan etmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda, festival programında “Şehirler ve Hikayeler” teması çerçevesinde, şehirlerin ve insanların hikayelerini, kentin ve kentlinin durumunu fotoğraflarla öyküleştirilecek.Geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Fotoğraf sanatçısı Cem Ersavcı'nın da bir sergisiyle anılacağı Fotoistanbul'da; Magnum Photos’dan Chris Anderson, “Citizens” adlı kitabı ile Japonya’dan Jun Abe, Columbia Üniversitesi Fotoğraf Bölümü Başkanı Tom Roma’nın da aralarında olduğu 20’ye yakın yabancı sanatçı İstanbul’a misafir olacak. Festivalde Türkiye’den ise, aralarında Ozan Sağdıç, Murat Germen, Yusuf Darıyerli, Gökşin Varan, Kerem Yücel gibi isimlerin bulunduğu 30’a yakın fotoğraf sanatçısı yer alacak.Onur kurulunu Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın yanı sıra Ara Güler, Güler Ertan, Halim Kulaksız, Ozan Sağdıç ve Mehmet Bayhan’ın oluşturduğu Fotoistanbul’un genel sanat yönetmenliğini Gültekin Çizgen üstleniyor. Festival kapsamında yer alan sergiler 18 Kasım'a dek izlenebilecek.soL - Kültür
En Güzel South Park Şarkıları
South park güzel bir dizi olmakla beraber müzikleri ilede her zaman güldürmüştür.Şarkılar taklit veya dizi yapımcıları tarafından yazılan şarkılardır.
Kuzey Kore Lideri Sonunda 'Halk Arasına Çıktı'
Kuzey Kore resmi haber ajansı ülkenin lideri Kim Jong-un'un 3 Eylül'den bu yana yaptığı ilk kez halk arasına çıktığını bildirdi.Resmi KCNA ajansı Kim'in Salı günü bilim adamları için yeni inşa edilen yerleşim bölgesine 'alan rehberliği' verdiğini ileri sürdü.32 yaşındaki liderin yokluğu spekülasyona yol açmıştı.Resmi medya Kim'in yokluğuna gerekçe olarak belirtilmemiş kişisel 'rahatsızlığa' atıfta bulunuyor.Kuzey Kore devleti için oldukça önemli bir anma törenine katılmayan devlet başkanı Kim Jong-un, bir aydan fazla süredir kamuoyu önüne çıkmadı.Jong-un'un ortalarda görünmeyişi spekülasyonları tetiklerken, Güney Kore, liderin halen görev başında olduğuna inandıklarını söyledi.Kuzey Kore devletini yöneten iktidar partisinin kuruluş yıldönümünde ülkenin yetkilileri eski devlet başkanları ve aynı zamanda Jong-un'un babası ve dedesi olan Kim Il-sung ve Kim Jong-il'in mozolesini ziyaret etti.Ancak Jong-un'un ismi ziyarette katılanlar listesinde yer almadı. Jong-un son üç yıldır anmaya ilk kez katılmadı.Henüz 31 yaşında olan lider için Güney Kore basını gut hastalığından muzdarip olduğunu yazıyor.Kuzey Kore devlet televizyonu geçen ay Jong-un'un 'rahatsızlık veren fiziksel bir durumu' olduğunu bildirmiş, daha sonra liderin topalladığı görüntüler yayınlamıştı.Basında ve sosyal medyada Jong-un devrilmiş olup olmadığına dair spekülasyonlar yapılırken, doğrulanmış herhangi bir bilgi mevcut değil.BBC Türkçe
26 Fotoğrafla Karşılaştırmalı Olarak İstanbul'un Dünü Bugünü
1900'lerin başından 1940'lara, 1800'lerden 1970'lere İstanbul'un geçirdiği değişimi gözler önüne seren birbirinden ilginç karşılaştırmalı fotoğraflar.Eski İstanbul fotoğrafları https://twitter.com/hayalleme adresinden, yeni fotoğrafların bir kısmı da Yandex Panaroma'dan alınmıştır.
Fotoğraf Düzenleme Programı Arayanlara 7 Öneri
Cep telefonlarının artık bir fotoğraf makinesi kadar kaliteli fotoğraf çeken kameralara sahip olmasıyla beraber artık daha sık fotoğraf çeker hale geldik.Bununla beraber çektiğimiz fotoğraflarda beğenmeyip düzeltmek istediğimiz veya daha havalı göstermek istediğimiz kısımlar olabilir.Hal böyle olunca elimizde beklentilerimizi karşılayacak bir fotoğraf düzenleme programıolması gerekiyor.Biz de bu yazımızda piyasadaki fotoğraf düzenleme programları arasından en iyilerini sizler için derledik.1. Adobe PhotoshopPiyasadaki en profesyonel ve en fazla özelliğe sahip katman tabanlı bu program ile görsellerinize hayal edebileceğiniz herşeyi uygulayabilirsiniz. Çünkü Photoshop’ta yapabileceklerinizin bir sınırı yoktur. Eğer fotoğraflarınızda profesyonel değişiklikler yapmak istiyorsanız, bu programı edinip, biraz da derslerini izleyerek fotoğraflarınızda muazzam değişiklikler yapabilirsiniz.2. PicasaGoogle’ın ürettiği bu program ile bilgisayarınızdaki tüm fotoğrafları bulabilir, bu fotoğraflara dilediğiniz efektleri verebilir ve istediğiniz kişilerle paylaşabilirsiniz. Yüz tanıma, Google Maps Entegrasyonu gibi özelliklere de sahip olan Picasa ile fotoğraf düzenlemek hem kolay hem de eğlenceli.3. PhotoScapeKapsamlı araçları, kullanıcı dostu arayüzü, Türkçe desteği, otomatik ayarları, hareketli gif yapabilme ve farklı resimleri tek bir resim dosyası içerisinde birleştirme özelliği ile bir fotoğraf düzenleme programında olması gereken her özelliği bünyesinde barındıran bu program ile fotoğraflarınızı dilediğiniz gibi düzenleyebilirsiniz.4. PhotoPlusDijital fotoğraf ve resimler üzerinde ileri seviyede düzenleme yapabilmenizi sağlayan bu program ile temel fonksiyonların yanısıra fotoğraflarınızda görünmesini istemediğiniz şeyleri silebilir, hasarlı ve eski fotoğrafları onarabilir, özel efektlerle fotoğraflarınıza bambaşka bir hava katabilirsiniz.5. GIMPPhotoshop gibi katmanlar ile çalışan bu program oldukça güçlü araçlara sahip olduğundan dolayı dilediğiniz değişikliği kolaylıkla yapmanıza olanak sağlıyor. Açık kaynak kodlu bu programın Windows, Mac ve Linux desteği de bulunuyor.
37 Yazarın Uyandıkları Saat ve Başarıları Arasındaki İlişkiyi Gösteren İnfografik
Yazarların uyandıkları saatler ve çalışma verimlilikleri arasındaki ilişkiyi merak eden Maria Popova, ilüstratör Wendy MacNaughton'un ve enformasyon tasarımcısı Giorgia Lupi'nin desteğini alarak, 37 ünlü yazarın uyanma saatleri ve başarıları arasındaki ilişkiyi bir infografiğe dökmüş. İşte 37 yazar, uyandıkları saatler, üretkenlikleri ve başarıları.Yazarlar en erken kalkandan, en geç kalkana doğru sıralanmıştır.
Reklam
Sadece Bir Dj'in Türkiye'de Yaşayacağı 10 Aksiyon
Ülkemizde bir çok sektörde farklı sıkıntılar yaşanabiliyor bunlardan bir taneside Dj'lik. Mesleğin tam anlamını kavrayamamış müşteriler, müziğin tamamına hakim olduğunu düşünen garsonlar vs. bir çok sorun bir gece kulübünde Dj'lik yapıyorsanız başınıza gelebilir.
O, Kuşağının  En İyisi
ABD’li country şarkıcısı Taylor Swift, Billboard dergisi tarafından, “Yılın Şarkıcısı” seçildi. Dergi yönetiminden yapılan açıklamada, 24 yaşındaki müzisyen için, “Kendi jenerasyonunun en iyisi” denildiGenç müzisyen Taylor Swift 1936’dan beri düzenlenen organizasyonda, ikinci defa aynı ödüle değer görülerek Bilboard rekoru kırmış oldu. Bilboard dergisinin sahibi Guggenheim Media’dan yapılan açıklamaya göre, 24 yaşındaki şarkıcı için “ Taylor, kendi jenarasyonu içinde en iyisi” denildi. Şu ana dek çıkardığı her albümle dört milyon dolardan fazla albüm satmayı başaran Swift, aralık ayında New York’da düznelenecek olan törende Yılın Şarkıcısı ödülünü alacak. REUTERS
Reklam
Evrim Sorusu: Yüzümüz Neden Daha Kıllı Değil?
Erkeklerin sakalı olsa da primat kuzenlerimize kıyasla yüzümüzün büyük bir kısmında kıl yok. Peki, kılsız yanakların gizemi nerede yatıyor?Hayvanlar dünyasına kıyasla insan yüzünün ilginç olan özelliği, büyük bölümünün neredeyse tümüyle kıldan arınmış olmasıdır. Evet, bazı erkekler sakal ve bıyık bırakır; ama bu durumda bile yüzümüzün yarısı çıplaktır. İnsana boşuna “kılsız maymun” demiyorlar. Peki nasıl oldu da yüzümüz kıldan arındı?İnsanın vücudundaki kılları kaybetmesi sorusu bugün hâlâ tartışmalı bir konu. Bazı uzmanlar bunun nedenini bit vb. parazitlerden kurtulmaya bağlıyor. Buna göre, kıldan arınmış bir vücutla parazitsiz ve sağlıklı olduğumuz mesajını veriyor ve karşı cins için daha çekici bir hale geliyoruz.Bazıları ise gölgeli ormanlardan çıkıp sıcak ovalara göç ettiğimizde serinleme işini kolaylaştırmak için kıl döktüğümüze inanıyor. Maymun kuzenlerine kıyasla daha geç olgunlaşan ve daha uzun yaşayan insanı ‘gençleşmiş maymun’ olarak ele alan bazıları da kılsızlığı bu gençlik özelliklerinden biri olarak görüyor.Boston’daki 2Al Laboratuvarı’nda nörolog olan Mark Changizi’nin ise farklı bir açıklaması var: Ona göre, kılsızlığın nedeni yürürken, konuşurken, nefes alırken ruh halimizi gösterme ihtiyacımızdan kaynaklanıyor.Changizi, diğer bazı araştırmacılarla birlikte, türümüzün diğer üyeleri duygularımızı okuyabilsin diye yüzümüzün kıllardan arınacak şekilde evrildiğini iddia ediyor. Primatların yüzü, ve bazı durumlarda genital bölgesi, derinin özelliğinden dolayı renk değiştirebiliyor. Sosyal birer varlık olan primatlar için grubun diğer üyelerine kendi ruh haliyle ilgili bilgi vermek önem taşıyor.Köpek, at, ayı vb. memelilerin büyük çoğunluğu dünyayı iki rengin karışımı olarak görüyor. ‘Dikromatlar' olarak adlandırılan bu grup sadece ışık miktarını ve sarı ve mavi ya da onların karışımı olan yeşil tonları görebiliyor. Çünkü onların gözündeki retinada, ışığın kısa ve uzun dalga boyuna duyarlı iki koni bulunuyor. İnsanlar ve bazı primatlar ise ‘trikromat’, yani üç konili. Orta dalga boyuna duyarlı üçüncü koni kırmızı-yeşil renkleri görmeyi sağlıyor. Bazı insanlar ise daha şanslı; dört konili, yani ‘tetrakromat’ olan bu kişiler daha fazla renk tonu görebiliyor.Fakat trikromat’ların üç göz konisi eşit aralıklarla birbirinden ayrılmış değil. Bu özellik sayesinde derinin hemen altındaki kan dolaşımının yansımalarını görebiliyoruz. Yani oksijenin miktarına bağlı olarak kandaki hemoglobinin ne kadar yoğunlaştığını ya da seyreldiğini derideki renk değişimiyle fark edebiliyoruz.İnsan derisi birçok renge bürünebiliyor. Yani beyaz, siyah ve kahverengi derinin sadece temel renklerini oluşturuyor. Siyah deri de kızarır ve bunu Darwin bile fark etmiştir. Kandaki hemoglobine daha fazla oksijen gittikçe deri kırmızılaşır. Oksijen yoğunluğunun azalması deriyi yeşile çevirir, ki bu görünüm toplardamarların oksijeni tükenen kanı kalbe taşımasıyla oluşur. Öte yandan kanın belli bir bölgede fazlaca toplanması derinin rengini maviye çevirir; tıpkı berelenmelerde olduğu gibi. Kandaki yoğunluk azaldığında deri sarı bir renk alır.Changizi’ye göre “Renkler duyguları yansıtır ve çizgi filmlerde de duygu durumunu göstermek için bundan yararlanılır. Bu yüzden çocuklar bile hiç çaba göstermeden olayı anlar.”Dikromatlar ve bazı primatlar sadece mavi-sarı boyutundaki değişiklikleri, yani kanın yoğunluğundaki değişimi fark edebiliyor. Bu da yararlı bir işlev görüyor. Örneğin, hastalıklı görünümlü sarı yüzlü birine yaklaşmamak en doğrusudur. Ya da derisi morarmış biri yara almış demektir ve sınırlı kaynaklar için kavga etmek gerektiğinde kolay bir hedef olarak seçilebilir.Ama en iyi kısmı da şudur: Eğer insan yüzü renk sinyalinin görülmesi amacıyla evrilip kıldan arınmış ise o zaman diğer trikromat primatların da yüzlerinin kılsız olması gerekirdi. Bu hipotezi sınamak için Changizi 97 farklı primat türünü inceledi ve monokromat ve dikromat primatların tüylü, insanın da dahil olduğu üç konili trikromatların ise daha görünür bir yüze sahip olduğu sonucuna vardı.Changizi, kılsız deri, renk sinyali verme dışında bir nedenle bile evrilmiş olsa da renk görme ile çıplak deri arasında, en azından primatlar açısından, evrimsel bir bağlantı olduğu sonucuna vardı.O halde, bir daha arkadaşlarınız kendinizi nasıl hissettiğinizi sorduğunda derinize bakmalarını söyleyin. Doğru sonuca varmaları gerekir. Ne de olsa milyonlarca yıllık bir evrimin sunduğu ipuçları var.Jason G Goldman | BBC Türkçe
Nobel Ekonomi Ödülü Fransız Ekonomiste
Fransız ekonomist Jean Tirole, pazar gücü ve düzenlemeleri üzerine analizleri nedeniyle Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görüldü.Konunun uzmanları, 61 yaşındaki ekonomistin çalışmalarının araştırmalara 'bir dizi yeni araç kattığını' söylüyor.Tirole'ün araştırmasında, ülkelerin ekonomik pazara hakim olan güçlü şirketleri nasıl bir düzenlemeye tabi tutması gerektiği tartışılıyor.İsveç Kraliyet Bilim Akademisi'nin ödüle dair yaptığı açıklamada 'Jean Tirole günümüzün en etkileyici ekonomistlerinden biri. En önemlisi de Tirole, birkaç güçlü şirketin hakim olduğu endüstrileri nasıl anlamamız ve yönetmemiz gerektiğine açıklık getirdi' denildi.AFP Haber Ajansı, telefonla Stockholm'deki basın toplantısına bağlanan Tirole'ün, 'Çok duygulandım' dediğini yazdı.Fransız ekonomiste ödül olarak yaklaşık 4 milyon Türk Lirası verilecek.Ödül 1994 yılından bu yana ağırlıklı olarak ABD'li ekonomistlere veriliyor. Bu açıdan da Jean Tirole'ün ödülü alması önem taşıyor.BBC Türkçe
11 Fotoğraf ile Ayasofya'nın Ev Sahibi ve İstanbul'un En Ünlü Kedisi: Gli
Ayasofya 'Camii mi olsun yoksa müze olarak mı kalsın?' tartışmaların yaşandığı şu günlerde Ayasofya'nın gerçek sahibi, ziyaretçilerin sevgilisi şaşı kedi konu ile ilgili suskun kalmaya devam ediyor.İşte bu kaotik ortamda dahi sükunetini korumayı beceren Ayasofya'nın şaşı kedisi'nin en güzel pozları...Gli'nin http://hagiasophiacat.tumblr.com/ ve https://twitter.com/HagiaSophiaCat adreslerinde blog ve Twitter hesabı  bulunuyor. Fotoğraflar hagiasophiacat.tumblr.com 'dan alınmıştır
Reklam
Ankara'nın Başkent Olmasının 6 Nedeni
etiket
13 Ekim Ankara’nın başkent olduğu gündür. Peki neden Ankara başkent seçilmiştir? İnfovidyo olarak bu seçimin arkasında yatan 6 önemli nedeni listeledik. Aynı zamanda infovidyo’nun listelerine de başlamış olduk.Ankara’nın başkent olmasının altında yatan 6 önemli neden bulunuyor. Bunlar;● Ankara’da doğal olarak meydana gelen Kuva-yı Milliye ruhunun Milli Mücadele’yi ateşleyen ve şekillendiren bir güç olması ve bunun Ankara’yı Milli Mücadele’de bir sembol haline getirmesi.● Ankara’nın jeopolitik, stratejik ve coğrafi konumunun uygun olması, Anadolu’nun tam ortasında yer alması ve bu yönüyle güvenli olması, etrafının dağlarla çevrili olmasının İşgal edilmesini zorlaştırması.● Ankara’nın, Anadolu’nun tam kalbinde olmasının yanında Batı Cephesi’ne de yakın olması. Batı Anadolu’dan ve İstanbul’dan gelen demir yollarının Ankara’ya kadar ulaşması, Bundan dolayı ulaşım ve haberleşme imkânının daha kolay olması.● Ankara’nın daha önceden işgale uğramamış olması.● Ankara’nın İstanbul’a yakın olması. Bu sayede İstanbul’daki gelişmeleri daha yakından takip etme imkânına sahip olması.● Son zamanlarda bilhassa halk arasında İstanbul’un siyasal ve toplumsal çevresine karşı duyulan güvensizliğin iyiden iyiye artmış olması.
Kurt Cobain'in Öldürüldüğünü İspatlayan 7 Delil
etiket
İntihar ettiği kabul edilen Kurt Cobain, aslında cinayete kurban gittiğinin kanıtı olarak bir çok delil ortaya atıldı.Nirvana'nın vokalist ve gitaristi Kurt Cobain, 5 Nisan 1994 tarihinde evinde ölü olarak bulunmuştu. Uzun süren araştırmalardan sonra Cobain'in yüksek doz uyuşturucu alarak kendisini vurduğu rapor edilmiş ve tüm dünya tarafından kendisini öldürdüğü kabul görmüştü.Bu yıl Cobain'in ölümünün 20. yılı olması sebebiyle, konuyla ilgili geniş çaplı araştırmalar ve makaleler yapıldı. Bunlardan bir tanesi ise Cobain'in öldürüldüğünü ispatlamak adına yapılmış bir çalışmayı içeriyor. İşte o çalışmanın detayları:1-) Eşinden Ayrılma Sürecindeyken ÖldürüldüKurt Cobain, Seattle'dan tamamen ayrılma sürecindeyken odasında ölü olarak bulundu. Cobain'in eşinden ayrılmak istediği biliniyordu. Ölümünden yalnızca bir kaç hafta önce Courtney Love tarafından 'en acımasız boşanma avukatı' olarak nam salmış bir avukat tutuldu.2-) Öldükten Sonra Kredi Kartı KullanıldıKurt Cobain'in ölümünden sonra kayıp olan bir adet kredi kartının halen kullanılmaya devam edildiğibildirildi. Bu durumla ilgili herhangi bir çalışma yapılmadı.3-) Pompalı Tüfek Savunma Amaçlı Olarak AlındıKurt Cobain rehabilitasyon merkezinde tedavi görüyordu.Ölmeden kısa bir süre önce rehabilitasyon merkezinden kaçtı. Ölümüne sebep olan pompalı tüfeği, rehabilitasyon merkezinden kaçtıktan sonra aldığı düşünülüyordu fakat rehabilitasyon gördüğü sıralarda tüfeği zaten satın almıştı. Tüfekte yalnızca 3 adet mermi bulunuyordu ve bu, tüfeğin satışı sırasında satılan mermi adetiydi. Yalnızca savunma amaçlı bir girişim.Buna ek olarak tüfeğin üzerinde okunabilir herhangi bir parmak izine rastlanamadı. Kurt Cobain eğer kendisini vurmuşsa nasıl oluyor da parmak izleri tüfeğin üzerinde yer almıyor? Tüfek ile ilgili parmak izi taramasının, ölümden 1 ay sonra yani 5 Mayıs 1994 tarihinde yapılması da kafaları karıştıran bir durum. 4-) Herhangi Bir İntihar Mektubu BulunamadıKurt Cobain'in ölümünün ardından odada bulunan bir not direkt olarak polisler tarafından 'intihar notu' olarak lanse edildi. Fakat o notta kendisini öldüreceğine dair, kızına ya da eşine yazılmış herhangi bir ifade yer almıyordu. O not fanları için yazılmış bir nottu ve müziğe daha fazla devam edemeyeceğininaçıklamasını yapıyordu. 5-) Öldükten Sonra İkinci Bir Not Ortaya ÇıktıEşi Courtney Love tarafından saklanan ikinci bir notun ortaya çıkması bir takım şeyleri iyiden iyiye belli etmeye başladı. Rolling Stone dergisine verdiği röportajda, Kurt Cobain'in yazdığı ikinci mektubu gün yüzüne çıkartan Courtney Love, bu notu olay yerinde bulmuştu. Notun özelliği ise polisler tarafından bulunan ilk notu destekleyen ifadelerin yer almasıydı. O notta Kurt Cobain, müziği bırakmaktan ve Seattle'ı terk etmekten bahsediyordu. Dünyayı terk etmekten değil.6-) Kanda Çıkan Eroin Oranının Aşırı FazlalığıKurt Cobain'in kanının litresinde 1,52 mgr oranında eroin tespit edildi. Bu orana çıkabilmek için en az 3 vuruş birden yapmak gerekiyor ve bunu en büyük eroin bağımlıları bile yapamaz. Buna ek olarak Cobain'in kan sisteminde Diazepam isimli beyinde dengesizlik yaratan ilaca rastlandı. Peki tüm bunları alan bir kişi, nasıl oluyor da tüfeği kendine sıkabilecek durumda olabiliyor? Tüfeği eline alamaması ve tetiği çekememesi gerekiyordu.7-) Aşırı Doz İle Ölmeyi Tercih Ettiyse Neden Silah Sıksın?Kurt Cobain'in aşırı doz uyuşturucu almasını, intihar etmek istemesine bağlayanlar oldu. Peki öyleyse, aşırı doz uyuşturucu alarak, uyuyup ve tekrar bir daha uyanmamak şeklinde ölmek varken neden kendine silah sıksın? Ki aldığı yüksek doz uyuşturucu sebebiyle onu bile yapamaması gerekiyordu.Kafamızı karıştıran bir çok çelişki yukarıda olduğu gibi anlatılmış. Bu olayın intihar mı yoksa cinayet mi olduğuna siz karar verin.
'HSYK Seçimlerinde Kazanan Milletimiz Olmuştur'
Marmara Üniversitesi Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni'ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan HSYK seçimiyle ilgili ilk kez konuştu.Erdoğan, 'Türkiye genelindeki yargı mensuplarımız, yargıyı ele geçirmeye çalışan, vicdanlara ipotek koymaya çalışan yapıya gereken cevabı sandıkta verdiler. HSYKseçimlerinde kazanan milletimiz olmuştur, adaletimiz olmuştur.' dedi.İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satır başlarıAPARTMANIN İÇERİSİNDE OKUMAYA BAŞLADIK1973'te imam hatip lisesinden mezun olmuştum. Aslında futbola çok meraklıydım. Ama aynı zamanda üniversite eğitimi görmeyi de arzuluyordum. O günün şartlarında imam hatipte okuyup üniversiteye girmek pek mümkün değildi, almıyorlardı. Gittik bir de Eyüp lisesini, adı fark dersleri, aslında fark dersleri yok biz imam hatipte okuduk zaten. Eyüp lisesini bitirerek, Aksaray İktisadi ve Ticari bilimler, vatan caddesindeki apartmanın içerisinde orada okumaya başladık. Koşullar çok zordu ve 1981 yılında mezun olduk. 1982'de Marmara Üniversitesi adını aldı.GENÇ BİR MEMUR OLARAK AYRILDIĞIM...Hiç kuşkusuz Marmara Üniversitesi 1883 yılından bugüne kadar çok sayıda siyasetçi sanatçı bürokrat yetiştirdi. 131 yaşındaki üniversitemiz gerek Osmanlı devleti gerek Türkiye cumhuriyeti için çok başarılı kişiler yetiştirdi. Genç bir mezun olarak ayrıldığım Marmara Üniversitesi'ne seçilmiş cumhurbaşkanı olarak geldim.MAALESEF 3 POLİSİMİZ ŞEHİT OLDUBir kez daha üniversitemizin 2014-2015 eğitim yılının hayırlı olmasını, başarılarla dolu bir eğitim öğretim yılı olmasını temenni ediyorum. Değerli hocalarım, değerli öğrenciler dün Sivas'ta çevik kuvvet polislerimizi taşıyan otobüsün kaza yapması neticesinde maalesef 3 polisimiz şehit oldu 33 polisimiz de yaralandı. Kocaeli'nden kalkan bir helikopterimizin düşmesi sonucu iki subay iki astsubayımızı kaybettik. Şehitlerimizin yakınlarına Allah'tan sabırlar temenni ediyorum. Yaralı polislerimizin içinde durumu ağır olanlar var, inşallah şifa bularak taburcu olurlar.HSYK SEÇİMLERİNDE KAZANAN MİLLETİMİZ...Yine dün ülkemiz adına özellikle de yargı sistemimiz adına oldukça önemli bir seçim başarıyla tamamlandı ve sonuçlar açıklandı. HSKY'da görev yapacak üyelerin 10 tanesi yapılan seçimlerle belirlendi. Seçimlerin ülkemiz milletimiz yargı camiamız için hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye genelindeki yargı mensuplarımız, yargıyı ele geçirmeye çalışan, vicdanlara ipotek koymaya çalışan yapıya gereken cevabı sandıkta verdiler. HSYK seçimlerinde kazanan milletimiz olmuştur, adaletimiz olmuştur.Sizlerde biliyorsunuz ki bu yıl 2014 yılında birinci dünya savaşının başlamasının 100'ncü yılını idrak ediyoruz. 28 Haziran 1914'te Ferdinand Saraybosna'da bir suikast sonucu öldürülmüş ardından da bütün Avrupa'yı ve Osmanlıyı içine alan büyük bir savaş başlamıştı. Bu yılın haziran ayından itibaren, bu savaşın yüzüncü yılına mümkün olduğunca dikkatleri çekmeye çalışıyorum. Özellikle üniversitelerimizin savaşla ilgili çalışma yapmaları, ortaya fazla eser koymaları benim çok arzu ettiğim bir durum.CAMİAMIZ ADINA ÇOK YARALIYICI OLURAz önce Sayın tabakoğlu hocamın ifade ettiği konu ki, sayın Topbaş da yapılan yerden devam etmek suretiyle tamamlamış olurlar. Ki arşivler konusuna girdiler, bende o konuya gireceğim. Birinci dünya savaşını ingilizce fransızca kaynaklardan okumak emin olun bizim adımıza özellikle de bilim camiamız adına çok yaralayıcı olur.Bu savaşın merkezinde osmanlı imparatorluğu vardı. Yani İstanbul vardı. Birinci dünya savaşını en iyi araştırabilecek, aydınlatabilecek olan bizim bilim insanlarımızdır. Bu savaşın en değerli belgeleri İstanbul arşivlerindedir, kütüphanelerdedir. Bu yıl Aralık ayında, birinci dünya savaşı dahilinde Sarıkamış'ın yüzüncü yılı idrak edilecek. 2015 yılı 1915 olaylarının da 100'ncü yıl dönümü olması hasebiyle bizi ayrıca meşgul edecek. 7 Aralık 2015'te unutulmuş bir zaferimizin yüzüncü yıl dönümüne ulaşacağız.2023 yılına kadar bugünümüzü şekillendiren çok sayıda hadise gündemimize gelecek. Ülke olarak millet olarak, üniversite ve bilim camiası olarak bizim bu yüzüncü yıl dönümlerini verimli şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Ayrıca Başbakanımıza, YÖK'e, üniversite rektörlerimize bu yıl dönümlerini en iyi şekilde değerlendirme yönünde hatırlatmamı da yapmak istiyorum.Birinci dünya savaşı neden bu kadar önemli? Yüzüncü yıl dönümü üzerinde neden bu kadar duruyoruz? Birinci dünya savaşı bugünümüzü şekillendiren, bugün bölgedeki tüm kriz ve çatışmaların fitilini ateşleyen bir savaştır. 1918'de sona ermiş ama etkileri her yıl artarak bugünlere gelmiştir.BURADA İSTANBUL'DAN İDARE EDİLİYORDUŞu anda balkanlar, Kafkasya Kuzey Afrika'daki sınırlar birinci dünya savaşının ardından osmanlı bakiyesi olan topraklar üzerinde oluşmuştur. Yaklaşık 100 yıl öncesine kadar bosna'dan Yemen'e Gürcistan'dan Libya'ya kadar çok geniş bölge burada İstanbul'dan idare ediliyordu. Savaş sona erdiğinde ise, idare ettiğimiz topraklar bugünkü topraklardan daha dar bir sınır içine hapsedilmek istendi.Ortadoğu'da sınırların belirlenmesi üzerinde bügün dikkatle durması gereken bir konudur. 20'nci yüzyılın başına kadar dünyada ortadoğu diye bir kavram yoktu. Yakın doğu vardı, uzak doğu vardı, ortadoğu diye bir kavram kullanılmıyordu. Ortadoğu petrol ve çatışma bölgelerini işaret etmek amacıyla inşa edildi.Birinci dünya savaşının galibi olan egemen güçler kahire'de bir masanın etrafına oturdular, ellerine bir cetvel aldılar sınırlar orada çizildi. Meşhur bir espriyi de hatırlatmak isterim. Ortadoğuda iki ülkenin sınırları düz zikzaklar çizer. o sınıra bile Churchill'in hıçkırığı adı verilir. Nedenini hocalarım bilir, oraya girersem biraz ayıp olur. Sınırlara baktığınızda keyfi çizildiğini görürsünüz.Örneğin şii mezhebine mensup halk üç ayrı devlete dağıtılmıştır, türkmenler aynı şekilde. Lübnan'da sayıları az olan Durzi halk bile üç ayrı ülkeye dağıtılmışlardır. Suriye Irak Ürdün gibi ülke isimleri birinci dünya savaşından sonra konulmuş isimlerdi.Benim bu sözlerimden hiç kimse farklı manalar çıkarmaya çalışmasın. Sınırları tartışmaya açacak değilim. Böyle bir derdimiz. Hiçbir ülkenin sınırlarında iç işlerinde bizim gözümüz yok. Ülkelerin toprak bütünlüklerini savunmak noktasında Türkiye her zaman en ön safta olacaktır.COĞRAFİ SINIRLARIN DEĞİL....Ancak burada coğrafi sınırların değil zihinlerdeki sınırların gönüllerdeki sınırların mutlaka ve mutlaka tartışmaya açılması taraftarı olduğumu belirtmek isterim.Sizlerde biliyorsunuz ki bu yıl 2014 yılında birinci dünya savaşının başlamasının 100'ncü yılını idrak ediyoruz. 28 Haziran 1914'te Ferdinand Saraybosna'da bir suikast sonucu öldürülmüş ardından da bütün Avrupa'yı ve Osmanlıyı içine alan büyük bir savaş başlamıştı. Bu yılın haziran ayından itibaren, bu savaşın yüzüncü yılına mümkün olduğunca dikkatleri çekmeye çalışıyorum. Özellikle üniversitelerimizin savaşla ilgili çalışma yapmaları, ortaya fazla eser koymaları benim çok arzu ettiğim bir durum.Az önce Sayın tabakoğlu hocamın ifade ettiği konu ki, sayın Topbaş da yapılan yerden devam etmek suretiyle tamamlamış olurlar. Ki arşivler konusuna girdiler, bende o konuya gireceğim. Birinci dünya savaşını ingilizce fransızca kaynaklardan okumak emin olun bizim adımıza özellikle de bilim camiamız adına çok yaralayıcı olur.Bu savaşın merkezinde osmanlı imparatorluğu vardı. Yani İstanbul vardı. Birinci dünya savaşını en iyi araştırabilecek, aydınlatabilecek olan bizim bilim insanlarımızdır. Bu savaşın en değerli belgeleri İstanbul arşivlerindedir, kütüphanelerdedir. Bu yıl Aralık ayında, birinci dünya savaşı dahilinde Sarıkamış'ın yüzüncü yılı idrak edilecek. 2015 yılı 1915 olaylarının da 100'ncü yıl dönümü olması hasebiyle bizi ayrıca meşgul edecek. 7 Aralık 2015'te unutulmuş bir zaferimizin yüzüncü yıl dönümüne ulaşacağız.2023 YILINA KADAR...2023 yılına kadar bugünümüzü şekillendiren çok sayıda hadise gündemimize gelecek. Ülke olarak millet olarak, üniversite ve bilim camiası olarak bizim bu yüzüncü yıl dönümlerini verimli şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Ayrıca Başbakanımıza, YÖK'e, üniversite rektörlerimize bu yıl dönümlerini en iyi şekilde değerlendirme yönünde hatırlatmamı da yapmak istiyorum.Birinci dünya savaşı neden bu kadar önemli? Yüzüncü yıl dönümü üzerinde neden bu kadar duruyoruz? Birinci dünya savaşı bugünümüzü şekillendiren, bugün bölgedeki tüm kriz ve çatışmaların fitilini ateşleyen bir savaştır. 1918'de sona ermiş ama etkileri her yıl artarak bugünlere gelmiştir.DAR BİR SINIR İÇİNE HAPSEDİLMEK İSTENDİŞu anda balkanlar, Kafkasya kuzey afrika'daki sınırlar birinci dünya savaşının ardından osmanlı bakiyesi olan topraklar üzerinde oluşmuştur. Yaklaşık 100 yıl öncesine kadar bosna'dan Yemen'e Gürcistan'dan Libya'ya kadar çok geniş bölge burada İstanbul'dan idare ediliyordu. Savaş sona erdiğinde ise, idare ettiğimiz topraklar bugünkü topraklardan daha dar bir sınır içine hapsedilmek istendi.Ortadoğu'da sınırların belirlenmesi üzerinde bügün dikkatle durması gereken bir konudur. 20'nci yüzyılın başına kadar dünyada ortadoğu diye bir kavram yoktu. Yakın doğu vardı, uzak doğu vardı, ortadoğu diye bir kavram kullanılmıyordu. Ortadoğu petrol ve çatışma bölgelerini işaret etmek amacıyla inşa edildi.Birinci dünya savaşının galibi olan egemen güçler kahire'de bir masanın etrafına oturdular, ellerine bir cetvel aldılar sınırlar orada çizildi. Meşhur bir espriyi de hatırlatmak isterim. Ortadoğuda iki ülkenin sınırları düz zikzaklar çizer. o sınıra bile Churchill'in hıçkırığı adı verilir. Nedenini hocalarım bilir, oraya girersem biraz ayıp olur. Sınırlara baktığınızda keyfi çizildiğini görürsünüz.BENİM SÖZLERİMDEN KİMSE FARKLI MANALAR ÇIKARMASINÖrneğin Şii mezhebine mensup halk üç ayrı devlete dağıtılmıştır, türkmenler aynı şekilde. Lübnan'da sayıları az olan Durzi halk bile üç ayrı ülkeye dağıtılmışlardır. Suriye Irak Ürdün gibi ülke isimleri birinci dünya savaşından sonra konulmuş isimlerdi.Benim bu sözlerimden hiç kimse farklı manalar çıkarmaya çalışmasın. Sınırları tartışmaya açacak değilim. Böyle bir derdimiz. Hiçbir ülkenin sınırlarında iç işlerinde bizim gözümüz yok. Ülkelerin toprak bütünlüklerini savunmak noktasında Türkiye her zaman en ön safta olacaktır.SINIRLARI DEĞİL, GÖNÜLLERDEKİ SINIRLARIN...Ancak burada coğrafi sınırların değil zihinlerdeki sınırların gönüllerdeki sınırların mutlaka ve mutlaka tartışmaya açılması taraftarı olduğumu belirtmek isterim.Araplar Kürtler Türkmenler aynı inancın değerlerin kültürün mensupları olduğu halde neden sürekli gerilim halindeler? Bu haritayı çizenler öyle istediler de ondan. Başka bir şey aramaya gerek yok. Bölgenin asli unsurları yüz yıl önce onları çatıştırmak için kurulmuş, edilgen aktörleri olmaya devam edecekler mi?BU CİNAYETLERİ KURGULAYANLAR İŞTAHLA SEYREDİYORLARAraplar Kürtler türkmenler birbirleriyle gerilim yaşarken bütün coğrafya üzülüyor ama bu gerilimi kurgulayanlar yüz yıldır ellerini ovuşturuyorlar. Çatışmaları kurgulayanlar başkaları, seyredenler başkaları. Adeta Ortadoğu toprağına pipet batırıp petrolü var gücüyle çekenlerde başkaları. Ama ölenler biziz, kanı akanlar biziz. Bizim çocuklarımız, bizim kardeşlerimiz ölüyor. Bu cinayetleri kurgulayanlar iştahla seyrediyorlar.Gelip buralarda on milyonlarca yüz milyonlarca doları bombalara atmak suretiyle oraya atanlar, zannediyor musunuz ki barış için orada bulunuyorlar. Hayır. Petrol kuyularını kendi tasarrufları altına almak için bunu yapıyorlar. Bakın burada açık açık sesleniyorum. Umuyorum ki arzu ediyorum ki benim bu sesimi feryadımı duyarlar.Ey Şii kardeşim, Bağdat'ta camiye namaz kılanların arasına dalıp ibadet eden insanları katlettiğinde kimi sevindiriyorsunu bunu düşündün mü? Ey sunni kardeşim Kerbalaya dalıp çocukların ölmesine sebep olarak kimi sevindiriyorsunEY IŞİD EY PKKEy IŞİD ey PKK yaptığınız katliamlarla kimlerin değirmenine su taşıdığınızı hiç düşündünüz mü? Kimleri hangi tür tasarımlarına alet olduğunuzu hiç düşündünüz mü?Filistindeki taraflara sesleniyorum, anlaşmazlığın kimlerin işin e yaradığını hiç düşündünüz mü?İşte bu coğrafyanın tüm halkları, münevverleri, yazarları sanatçıları bu can alıcı soruları sormaya başlamazlarsa zihinlerindeki sınırları aşamazlarsa asırlar boyu yaşamaya devam ederiz.Hiç çekinmeden tereddüt etmeden şunu da söyleyeceğim. Bu coğrafyada topraklara sınırlar çizilirken, maalesef bilinçli olarak münevverlerin, sanatçıların, idarecilerin zihinlerine de sınırlar konulmuştur. 100 yıl boyunca doğru soruları sormak mümkün olmamıştır.HEP ŞU SÖYLENİROrtadoğu meselesi denildiğinde hep şu söylenir 'Araplar bizi sırtımızdan vurdu' denilir ve kapatılır. Filistin denildiğinde 'bize ne Filistin'den' denilir ve kapatılır.Şii-sünni gerilimi denildiğinde 'Biz mi düzelteceğiz bize ne' denilmiştir. Kürt meselesi denildiğinde 'asker ilgilensin polis ilgilensin' denilmiştir. 1915 olayları denildiğinde 'duymayalım görmeyelim' denilmiştir. İşte bütün o kapatılan, sümenaltı edilen konular yüz yıl içinde birikmiş bütün coğrafyayıtehdit eden konular haline gelmiştir.Coğrafi sınırlarını ülke sınırlarını kast etmiyorum. 100 yıl önce egemen güçlerden çil çil altın alarak osmanlıya isyan edenler bu coğrafyaya ihaneti yapanlar vardı. Bunlar, saygı değer hocalarım, sevgili öğrenciler bugün de var. Lawrance arap görünümlü bir ingilizdi. Şu anda ise ajanlar birer hain olarak kendi halkların içinden çıkıyor.HİZMET DİYEREK...Hizmet eri görünümünde, gazeteci yazar görünümünde terörist görünümünde yeni Lawrence'lerin çabaladığını görüyoruz. Hizmet diyerek, basın özgürlüğü diyerek, bağımsızlık savaşı yada cihat diyerek Sykes-Picot anlaşmalarını yapanlar var.Bölge halkının umudu Türkiye'dir. Sınırları değiştirerek değil, ülkelerin içişlerine müdahale ederek değil. doğru soruları sorarak, özgüven aşılayarak Türkiye zihinlerdeki sınırları ortadan kaldırabilir. Bunu yapacak olan en başta üniversitelerimizdir.Türkiye 175 üniversitesiyle bir değişimin, bir dönüşümün alt yapısını oluşturmalıdır. hiç tereddüt etmeden, akademisyenlerimiz tarihçilerimiz bunu yapacak güçtedir. Yazarlarımız, sanatçılarımız, bürokratlarımız doğru soruyu sormak adına bölgenin umududur.ÖNCE BİZ SINIRLARI KALDIRACAK VE...Önce biz kendimize doğru soruları soracağız. Önce biz sınırları kaldıracak statükonun baskısından kurtaracağız. Yeni Türkiye işte bir yönüyle de bu soruları sorabilen cevap üretebilen kavramdır. Yeni Türkiye yüz yıl önce zihinlerimize biçilen dar kıyafetlerden kurtulmak demektir.PENSİLVANYA'NIN PEŞİNDEN GİDENLERE TANE TANE ANLATMAK ZORUNDAYIZBu coğrafya içinde yaşanan her çatışma her gerilim yüz yıl önce tasarlanmıştır. Bu tasarımı bozmak bizim vazifemizdir. Terör örgütünün tuzağına düşen modern lawrence'lerin peşine düşenlere tane tane anlatmak zorundayız. Pensilvanya'nın peşinden gidenlere tane tane anlatmak zorundayız.Bizim uluhiyet anlayışımızda ne var bunu anlatmak zorundayız. Bizim inancımızda Allah'tan başka kimseye kulluk yoktur. Bunu sorgulayabilecek güce bir mümin kul sahip olmalıdır.Ulaşabildiğimiz herkese bu büyük oyunu, büyük kumpası anlatmak zorundayız.250 BİN KİŞİ SORULDUĞUNDA...Kalkıp da bir dini lider, suriyede 250 bin kişi öldürülüyor, kendisine 250 bin kişi sorulduğunda 'İsrail'e karşı ayakta duran tek kişi Esed' dir diyor.kendisine şunu diyorum, orada öldürülenler israil kendisine saldırırken dik durmadılar mı? Esed'in İsrail'e karşı bir tane kurşunu var mı? 250 bin insanı öldürüyor siz hala bunlara destek veriyorsunuz. Hala bunlara silah para gönderiyorsunuz. Böyle bir ini önder olabilir mi? Sıkıntı burada.haberler.com
Reklam
İşte Londra’nın Gelecekteki Metrosu!
Londra’nın önümüzdeki 40 yıl içinde tamamen hizmete girecek metroları görücüye çıktı. Tasarım ve sahip olduğu teknolojilerle adeta bilim kurgu filmlerinden kopup gelmiş gibi duran trenlerin ilk seferlerine 2020 yılının ortalarına doğru başlamaları bekleniyor. Trenlerin sunduğu yenilikler arasında kapılarda yolculara uyarılar gösterebilen LED ışıkları, dijital reklam panoları, Wi-Fi bağlantısı bulunuyor. Trenler sürücüsüz olarak çalışabilecek şekilde tasarlansalar da ilk birkaç yılında personel ile birlikte hizmet verecekler.
Avrupa Basını Soruyor: Patrick Modiano Kim?
Nobel Edebiyat Ödülü'nün bu seneki seçimi, son birkaç senedir görülmeyen bir sorgulamaya tabi tutuluyorFransız yazarın Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanması, Avrupa basınında şaşkınlıkla karşılandı. İngiliz yazar ve gazeteci Emma Brockes, ödülün açıklanmasının hemen ardından İngiliz Guardian gazetesinin web sitesinde yayınlanan ve sosyal medyada yoğun biçimde yazısında, Modiano'dan ziyade yıllardır Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen Amerikalı yazar Philip Roth'a odaklandı. Brockes, mizahi bir dille 'Modiano'nun Nobel'iyle ilgili gerçek skandal, Roth'un gerçek bir kaybeden olması' başlığını attığı yazısında, Nobel Edebiyat komitesinin seçimleriyle ilgili önemli noktalara odaklandı. Komite üyelerinin ödülü 'Amerikan kültürel hegemonyasını kırmak için bir fırsat' olarak gördüğünü ifade eden Brockes, Nobel Edebiyat Ödülü'nün popüler olmayanı öne çıkarmaya çalışan bir kurum olduğunu yazdı. Yazar ayrıca mizahın farklı kültürler arasında çevirilmesi en zor olan yazım biçimi olduğunu ve bu yüzden Nobel favorisi birçok ismin şansını kaybettiğini öne sürdü.Norveç'in önde gelen gazetelerinden Dagbladet de Modiano'nun ödülünü 'Çok garip bir Nobel seçimi' başlığıyla vererek, yazarın eserlerinin 1988'den beri Norveççeye çevrilmediğini vurguladı. Gazetenin edebiyat muhabiri Fredrik Wandrup, 2008'de ödülün yine aynı nesilden Fransız bir yazar olan Jean-Marie Gustave Le Clezio'ya verildiğini hatırlatarak, akademinin başka seçilecek birçok aday arasında oyunu Modiano'dan yana kullanmasını 'hayalgücü eksikliği' olarak yorumladı.İtalya'nın en güçlü gazetelerinden La Stampa ise Patrick Modiano'nun başka yayınlar tarafından vurgulanmayan bir yönüne odaklandı: Gazete yazarla ilgili profilinde, Modiano'nun İtalyan asıllı bir Yahudi olan babası, Nazi İşgali esnasında Nazi yanlısı Fransız Vichy hükümeti ve Nazilerle işbirliği yaptığını, Modiano'nun da romanlarında babasının bu hatırasıyla savaştığını öne sürdü.Milliyet Sanat
Reklam
En Başarılı Bond Kızı Léa Seydoux Olacak Gibi!
Rihanna'nın olacağı konusundaki dedikoduları merak ederken yapımcılar serinin yeni filmi için Bond kızı olarak Fransız model ve oyuncu Léa Seydoux ile anlaşma yaptıklarını duyurdu. Gelecek filmde Daniel Craig’e eşlik edecek güzel yıldız 29 yaşında olmasına rağmen başarılı bir kariyere de sahip.Bir çok ünlü yönetmen ve oyuncuyla çalışan Fransız aktristin oyunculuğu kadar modelliği ve bir ticaret kadını olması da onu başarıya taşıyan unsurlar arasında gösteriliyor. Zira Léa Seydoux, Woody Allen, Ridley Scott ve Brad Bird gibi dünyaca ünlü yönetmenlerle çalışmıştı ve bu sırada önde gelen giyim markalarının katalog yüzü olarak boy göstermişti. Ayrıca yeni Bond kızı Seydoux tüm bu başarılarının arasına iki büyük Fransız film ve prodüksiyon yapım şirketinin de Başkan ve Yönetim Kurulu Başkan’lığını sığdırıyor. Rol aldığı 'Mavi En Sıcak Renktir' filmi 2013 yılında Cannes Altın Palmiye ve FIPRESCI ödülüne layık görüldüğünü de hatırlatalım.
Reklam