26. Ankara Uluslararası Film Festivali FESTİLAB atölyelerinde önemli isimler ile sinemaseverleri bir araya getiriyor.26. Ankara Uluslararası Film Festivali FESTİLAB atölyeleri ile usta isimleri izleyici ile buluşturuyor. FESTİLAB atölyelerinde usta akademisyenler ve sanatçılar deneyimlerini seyirciler ile paylaşacak. Atölyeler ücretsiz olarak düzenlenecek ve öğrenciler kadar sinemadan farklı tatlar almak isteyenlere de açık olacak.Oyunculuk AtölyesiSercan Gidişoğlu ile Ses ve Nefes Kullanımı23 Nisan 2015 PerşembeSaat: 10:00 -12:30Farabi SahnesiMeltem Cumbul'la Oyunculuk Atölyesiİçinizde Neler Oluyor? Kimler Oynuyor?23 Nisan 2015 Perşembe Saat: 14:00-16:30Farabi SahnesiAytekin Çakmakçı ile Görüntü Yönetmenliği Atölyesi25 Nisan 2015 CumartesiSaat: 11:30Kızılay Büyülü Fener SinemasıBelgeselde Farklı Formlar Söyleşisi25 Nisan 2015 CumartesiSaat: 16:30Kızılay Büyülü Fener SinemasıSelçuk Candansayar ile Sinema ve Psikiyatri Üzerine Söyleşi25 Nisan 2015 CumartesiSaat: 18:15Kızılay Büyülü Fener SinemasıOnur Ünlü Söyleşisi27 Nisan 2015 PazartesiFilm Gösterimi Saat: 12:00Söyleşi Saat: 14:00Ankara Üniversitesi İletişim FakültesiRebekah Louisa Smith ile Film Festivalleri ve Dağıtım Stratejileri28 Nisan 2015 SalıSaat: 11:30Kızılay Büyülü Fener SinemasıMurat Meriç ile Şarkılı Filmli Memleket Tarihi Söyleşisi29 Nisan 2015 ÇarşambaSaat: 21:30Kızılay Büyülü Fener SinemasıPriit Tender ile Canlandırma Atölyesi1 Mayıs 2015 CumaSaat: 11:30Kızılay Büyülü Fener SinemasıMicah Magee ile Buluntu Hikaye Anlatımı: Evrensel hikayeleri kısıtlı bütçe ile filme çekmek1 Mayıs 2015 CumaSaat: 14:00Kızılay Büyülü Fener Sinemasıİlker Canikligil ile Dijital Video Yapımı ve Kısa Film Yönetmenliği Atölyesi2 Mayıs 2015 CumartesiSaat: 11:30Kızılay Büyülü Fener SinemasıTanıkların Söyleşisi2 Mayıs 2015 CumartesiSaat: 14:30Kızılay Büyülü Fener SinemasıErcüment Cengiz ve Cem Erciyes ile Roman, Müzik ve Görsellik Üzerine Söyleşi3 Mayıs 2015 PazarSaat: 14:00Kızılay Büyülü Fener SinemasıFestival hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz...filmfestankara.org
Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy’nin Gazze’ye gizlice girip çizdiği resimlerden biri üzerinde çıkan ‘hak kavgasında’ polis devreye girdi. Ev sahibini ‘kandırıp’ resmi asıl değerinin çok altında bir fiyata alan ressam ise işin peşini bırakmayacağını söyledi.İngiliz sokak sanatçısı Banksy’nin, kapısına çizdiği binlerce dolar değerindeki grafitiyi ‘farkında olmadan’ yalnızca 175 dolara elden çıkaran ve kandırıldığını iddia eden Filistinli Rabie Darduna istediğini aldı.Filistin polisi, Rodin'in ‘Düşünen Adam' heykelinden esinlenilen ve Yunan mitolojisinde gururu yüzünden çocuklarını kaybeden Tanrıça Niobe'nin ağlarkenki halinin tasvir edildiği ‘Bomb Damage', yani ‘Bomba Hasarı’na el koydu.MAHKEME KARARIYLA GÖTÜRÜLDÜResmi, yani kapıyı ‘kelepire’ satın alan ve “Maddi çıkar sağlamak için yapmadım” savunması yapan ressam Bilal Halid, polisin Darduna ile birlikte evine geldiğini ve resmi götürdüğünü anlattı: “Polis kapıyı aldı, gerekçe olarak da mahkeme kararını gösterdi. Bana dava açılmış. Kapının asıl sahibi benim. Hakkımı mahkemede arayacağım.”İKİ TARAF DA HAK İDDİA EDİYORDarduna’nın avukatı Muhammed Rihan ise, resmin mahkeme gözetiminde olduğunu doğrulayıp, “Kapının asıl sahibi olan Darduna’ya verilmesi için ne gerekiyorsa yapacağım. Müvekkilim kandırıldı” dedi.“Hep bir Banksy eserine sahip olmak istemiştim” diyen Halid, kapıyı satma gibi bir niyeti olmadığını açıklamıştı. Banksy’nin İngiltere’nin başkenti Londra’daki bir dükkana çizdiği resim, özel bir açık artırmada 1.1 milyon dolara satılmıştı.Sputnik News
Gelişen teknoloji ve dijital fotoğraf makinelerinin yaygınlaşmasıyla birlikte özellikle basın fotoğrafçılarının gözdesi olan Kodachrome’un üretimi 2009 yılında durduruldu. 1935’te üretimine başlanan, görüntü teknolojisinde “ikon” olarak nitelendirilen Kodachrome, 73 yıllık tarihinde amatör ve profesyonel fotoğrafçıların en çok tercih ettiği filmlerden oldu. 1960’lı yılların sonu ile 70’lerde efsaneleşen film için, 1973 yılında ünlü sanatçı Paul Simon bir şarkı yaptı.Fotoğraf kariyerinin başından itibaren Kodachrome kullanarak, unutulmaz kareler çektiğini belirten Steve McCurry, Rochester, New York’taki üretim bandından çıkacak en son Kodachrome filminin kendisine verilmesi için Kodak’la görüştü. Şirket, hemen kabul edince, Steve McCurry, 30 yıldır kullandığı bu filmin son 36 karesiyle farklı ülkelerdeki kentleri ve kişileri çekerek, bir dönemin kapanışına tanıklık etti.Ünlü oyuncu Robert de Niro ile başlayan “Son Kodachrome Filmi” başlıklı sergide Hintli aktör, yönetmen, yapımcı Aamir Khan, Hintli yazar ve aktrist Shenaz, Hintli aktrist ve yönetmen Nandita Nas, Hint sinemasının ünlü oyuncu ve yönetmenlerinden Amitabh Bachchan, Elizabeth filminin yönetmeni Shekhar Kapur, Magnum fotoğrafçısı Elliott Erwitt, “İstanbul’un Gözü” Ara Güler’in yanı sıra Rajastan’daki Rabari kabilesinden etkileyici portreler bulunuyor.
Bilim insanlarına göre, siyahi insanlarda renkli göze rastlanmasının sebebi bir tür genetik mutasyon ya da Waardenburg Sendromu. Siyahi insanların renkli göze sahip olması durumu bir rahatsızlık olarak değerlendiriliyor. Her ne olursa olsun, renkli gözlere sahip olan siyahi çocuklar evrenin bir mucizesi gibi etraflarını aydınlatıyor, görenleri şaşkına uğratıyor ve bizlere dünyanın ne kadar ilginç ve çeşitliliklerle dolu bir yer olduğunu hatırlatıyor. İşte o mucize çocuklardan en tatlıları:
Boston Eşcinsel Erkek Korosu, İstanbul LGBTİ Onur Yürüyüşü’nden bir gün önce, 27 Haziran’da Zorlu Center’da sahne alacak. Koro müdürü Craig Coogan, eşcinsel erkek korosunun ortaya çıkışını ve yarattığı etkiyi kaosGL.org’a anlattı.
Türkülerimizde o kadar çok vurucu, o kadar güzel ve bir o kadar da insanın içini acıtan sözler var ki yaz yaz bitmez. Listedeki sözlerin bazılarını türküleri söyleyenlere göre bazılarını da sözlerin sahibine göre listeledik. Sizlerden de beğendiğiniz sözleri yazmanızı bekliyoruz.
Antalya’nın Beydağları Milli Parkı sınırları içinde Phaselis antik kentine yakın bir noktada yapılması planlanan otel projesi için yapılan tahsise ilişkin mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıktı.‘ÇED gerekli değildir’ kararı alınmıştıBeydağları Olimpos Milli Parkı içinde 878 parsel üzerinde Fettah Tamince’ye ait Rixos zincirinde yer alan Ares Fasilis tarafından yapılması planlanan 280 oda kapasiteli Dream Of Phaselis için ÇED Yönetmeliği kapsamında 3 Aralık 2013’te Çevre ve Şehircilik Antalya İl Müdürlüğü’ne müracaat edildi.İl müdürlüğünün incelemesi sonrasında, projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı alanın arkeolojik SİT durumunun incelenmesi için Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün, Milli Park sınırlarında kalıp kalmadığının belirlenmesi için de Orman ve Su İşleri Bakanlığı 6’ncı Bölge Müdürlüğü Beydağları Sahil Milli Park Müdürlüğü’nün görüşü soruldu.Kurumların olumlu görüşleri sonrasında proje tanıtım dosyası üzerinden Antalya Valiliği, 26 Aralık 2013 tarihinde ‘ÇED gerekli değildir’ kararı aldı.Gerekçe: Telafisi güç zararlar doğurabilirKarara karşı aralarında Antalya Barosu, Mimarlar, Şehir Plancıları, Çevre Mühendisleri, Peyzaj Mimarları ve Ziraat Mühendisleri odaları Antalya şubelerinin bulunduğu sivil toplum kuruluşları ve şahıslardan oluşan 22 kişi ve kurum iptal davası açtı.Önce Antalya 2’nci İdare Mahkemesi, ‘ÇED raporu gerekli değildir’ kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı aldı. Ardından Antalya 1’inci İdare Mahkemesi, alanın tahsisine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verdi.Mahkeme kararında, alanın özelliği dikkate alındığında başlayacak inşaat faaliyetlerinin telafisi güç zararlar doğurabilecek nitelikte olduğuna dikkat çekildi, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra bu konuda yeniden karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına hükmetti.Proje kamu vicdanını yaralıyorDavacıların konuyla ilgili yazılı açıklamasında, projenin kamu vicdanını yaraladığını belirterek, Akdeniz Üniversitesi’nin bölgede yaptığı teknik çalışmalar sonucu, tahsis edilen alanda daha önce saptanamamış çok sayıda antik kalıntıya ulaşıldığının altı çizildi.Diken
Piyanist ve Yazılım Programcısı Stephen Anthony Malinowski tarafından tasarlanan Music Animation Machine eserlerin yapılarını görmemizi sağlıyor.İyi seyirler.
Filmi izlemediyseniz bu içerik ağır SPOILER içermektedir.Filmi izlemediyseniz bu içerik ağır SPOILER içermektedir.Filmi izlemediyseniz bu içerik ağır SPOILER içermektedir.Filmi izlemediyseniz bu içerik ağır SPOILER içermektedir.
Çoğumuzun heyecanla beklediği, hatta bazılarımızın; bütün bir seneyi, o 10 bölüm için yaşadığı dizi; Game Of Thrones. Taht uğruna kardeşi kardeşe kırdıran, hükümdara babasının en yakın arkadaşının boynunu vurduran, sarayında bin bir entrikanın döndüğü dizinin 5.sezonunun başlamasına çok az kaldı.Peki size de bu dizi bir yerlerden tanıdık gelmiyor mu?George R. R. Martin'in insanlara anlattıklarını lise sıralarında bize tarih öğretmenimiz de anlatmadı mı?Gelin, hep birlikte bakalım.
Üzerine bir meteor düştükten sonra kendisinden 91 santimetre uzaklaşmış bir adamın öyküsüdür. Sadece 91 santimetre ama, onun için hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
Darth Vader'ın Luke'a 'Obi-Wan aslında babana ne olduğunu asla sana söylemedi' sözü üzerine Luke Vader'a 'Gerektiği kadarını söyledi! Onu sen öldürdün' demesi üzerine Vader'ın o efsane 'Hayır, ben senin babanım' repliği Star Wars hayranlarının hafızasına kazınmıştır. Burada da efsane olmuş repliğin 20 farklı dilde söylenişini dinliyoruz.
2 keman, 1 çello ve 1 viyoladan oluşan 'String Quartet' grubu üyelerinin yaşları henüz çok genç ancak başardıkları işler gerçekten müthiş. Bir çok parçayı başarılı şekilde çalabilen ve çellodaki başarıları ile kendinden epeyce söz ettiren grubu dinliyoruz.
Ay'ın, Dünya'nın kendi yapısına çok benzer ama daha küçük bir cisimle çarpışması sonucu oluşmuş olabileceği belirtildi.Bilim insanlarına göre bu teori, Ay ve Dünya'daki kayaların birbirine neden 'Büyük Çarpışma'da olabileceğinden daha çok benzediğini açıklıyor.Teori, sonuçları saygın bilim dergisi Nature'da yayımlanan bir araştırmada ortaya atıldı. Uzmanlar, bu çalışmanın Dünya'nın uydusunun geçmişine ilişkin çok daha net bir tablo ortaya koyduğunu vurguluyor.
Bu yıl 18’incisi düzenlenen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri’nde kazananlara ödülleri Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Salonu’nda düzenlenen törenle verildi.Yakın Tarihimizden Bir Utanç Vesikası: 12 Maddede Metin Göktepe'nin İşkence Altında Ölümü8 Ocak 1996’da polislerce işkencede öldürülen Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe’nin doğum gününde düzenlenen törende kazananları, Yazgülü Aldoğan, Melda Onur, Celal Başlangıç, Erol Önderoğlu, Fikret İlkiz, Kamil Tekin Sürek, Amberin Zaman, Belma Akçura, Murat Sabuncu, Hilmi Hacaloğlu, Başak Şengül, Nazım Alpman, Yalçın Doğan ve Hüseyin Aykol’dan oluşan jüri belirledi.Ödül töreni öncesinde Galatasaray Üniversitesi öğretim üyeleri Doç. Dr. Ceren Sözeri ‘Medya-Sermaye İlişkilerinin Basın Özgürlüğüne Etkisi’, Yrd. Dr. Gülşah Kurt ise ‘Güvenlik Güçlerince İşlenen Ağır İnsan Hakları İhlalleri Ve Cezasızlık’ başlıklı sunum yaptı.MEDYA, PATRONLAR İÇİN İHALE ARACIİlk sunumu yapan Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ceren Sözeri, sermayedarların hükümet eliyle medya sektörüne girdiğini belirtti, “Patronlar için medya, diğer ihaleleri almak için katlanılması gereken bir süreç gibi” diyen Sözeri, Hükümetin kendine yakın patronlara ‘batık’ medya organlarını ihale ettiğini söyledi. Sözeri, “Devletin, medya piyasasında tekelleşmeyi önlemesi gerekirken uygulama tam tersi” ifadesini kullandı. Medya gruplarını satın alan patronların hükümeti destekleyen yayın yapmaları durumunda önlerinin açıldığını ifade eden Sözeri, Albayrak ve Sancak grubunu örnek gösterdi, “Albayrak grubu küçük bir grupken Yeni Şafak gazetesiyle sektöre girdi, attıkları manşetler boşuna değil. Daha önce belediye ihaleleri alırken bu sene inanılmaz savunma ihaleleri almaya başladı. Altay tankı üretmeye başladılar. Uçaklar için motor, hızlı tren ihalelerini aldılar. Murat Sancak Kanal 24 ve Star Gazetesini satın aldı. Bir şey fark ettim bakkallarda pos cihazı vardı. Bazen çalışmıyor. Dükkanda sorduğumda esnaf diyor ki; ‘Değiştiremiyoruz bunun başka yöntemi yok'. Üreten Murat Sancak’mış.”BOŞLUKLAR FAİL LEHİNETürkiye'nin uzun yıllardır devlet şiddeti ve cezasızlık sorunu olduğunu söyleyen Galatasaray Üniversitesi Hukuk fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr Gülşah Kurt,“Cezasızlık bir süreci içeriyor. Kolluk kuvvetlerine bağlı kişilerin yargılanması için bağlı bulundukları idari mercilerden izin alınması gerekiyor.Mevzuattan kaynaklanan çok ciddi sıkıntılar var. Boşlukların olduğu durumlarda failler lehine yorumlanması gibi durumlar var” dedi. Türkiye’de idari ve adli görev tanımının net olmadığını belirten Kurt, “Görevin hangi noktada idari hangi noktada adli görev olduğunun söylenmesi kolay değil. Genellikle failler lehine sonuçlanıyor” diye konuştu.
Sanayi Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak'ın görevinden ayrıldığını açıkladı. Bakan Işık, 'Ne istifa ne görevden alınma. Karşılıklı mutabakatla görevden ayrılma olarak açıklayabiliriz' dedi.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, A Haber canlı yayında TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak’ın görevinden ayrıldığını bildirdi.Bakan Fikri Işık, TÜBİTAK'la ilgili başka açıklamalar da yaptı. 'Yukarıdan gelen, amirlerinden değil abilerinden gelen talimata göre rapor yazıyorlar diyere, bazı TÜBİTAK çalışanlarının Cemaat'le bağına dikkat çeken Işık, 'Ergenekon böcek davasında kendi vicdanlarıyla bilgileriyle rapor yazmıyorlar. aksine yukarıdan gelen, amirinden değil abisinden gelen talimata göre rapor yazıyorlar. Ama biz 17-25 aralık'tan sonra bunların kurumdan ilişiklerini hızla kestik. Bazılarını açığa aldık. Ama birçoğunun da kurumla ilişiğini kestik. Bunlar dediğim gibi amiri değil, kendi vicdanı değil, sadece abisinden gelen talimata göre sahte rapor veren insanlar. Bunların TÜBİTAK'ta kalması itibarına imajına zarar veriyordu.' ifadelerini kullandı.'Yazılmamış raporu tuttular TÜBİTAK raporu diye sundular'Yaşananların TÜBİTAK'a zarar verdiğini söyleyen Işık, konuşmasına şu şekilde devam etti:'Ama yerine gelen arkadaşlar da sahtecilikleri ortaya çıkaran arkadaşlar. TÜBİTAK bir zarar gördü ama bütün yanlışları düzelten yine bizim göreve getirdiğimiz arkadaşlar oldu. Balyoz'daki sahteciliği de yine TÜBİTAK belgeledi. Yazılmamış raporu tuttular TÜBİTAK raporu diye sundular. Bunlar ortaya çıkaran da yine TÜBİTAK'ın kendi yapısı. Kuruma haksızlık yapmak doğru değil. Kuruma sızmış, oradaki insanları bıktırarak ayrılmaya zorlamış, onun yerine de paralel yapılanmayı getirip oturtmuşlar. Onlar da akıllarına bilgilerine göre değil abilerinin talimatlarına göre rapor yazmışlar.'Yücel Altunbaşak kimdir?Prof. Dr. Yücel Altunbaşak 1971 yılında Kayseri’de doğdu. 2009-2011 yılları arasında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nin Rektörlük görevini yürüten Altunbaşak, Ağustos 2011’den bu yana TÜBİTAK Başkanı olarak görev yaptı. Lisans derecesini Bilkent Üniversitesi’nden 1992’de yüksek şeref derecesiyle aldı. Yüksek lisans ve doktorasını Rochester Üniversitesi'nden sırası ile 1993 ve 1996’da yine yüksek şeref derecesi ile tamamladı. Temmuz 1996’da Hewlett–Packard Araştırma Laboratuvarlarına katıldı. Aynı dönemde Stanford ve San Jose Devlet Üniversitelerinde danışman yardımcı doçent olarak dersler verdi.Silikon Vadisi’nde üç sene çalıştıktan sonra akademiye geçen Prof. Dr. Altunbaşak, 1999 yılında, Georgia Institute of Technology’de (GATECH) yardımcı doçent olarak işe başladı. 10 sene GATECH’de görev yapan Altunbaşak, bir yandan da endüstri ile çok yakın bir çalışma yürüttü. Uydu ve kablo TV şirketlerine MPEG video sıkıştırıcı cihazı üreten bir firma, Prof. Dr. Altunbaşak’ın geliştirdiği ürün prototipini lisanslayarak başarılı bir şekilde satışına başladı. 2003-2006 yaz aylarında Sabancı Üniversitesi’nin Network Öğretim Üyesi kadrosunda çalıştı. 2006 yılında Vestel ile çalışmaya başlayan Altunbaşak, üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde, LCD TV’ler için TÜSİAD Jüri Özel Ödülüne layık görülen “Pixellence” markalı görüntü işleme projesinin başlatılmasına öncülük etmiş ve bu projeyi geliştiren takıma liderlik yaptı.Alanının en prestijli dergilerinde editörlük ve mesleki örgütlerde başkanlık yapan Altunbaşak’ın çok sayıda akademik onur, ödül ve taltifleri bulunuyor.Vatan - T24